Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sürdürülebilir Tarım

AGRONEWS - Sürdürülebilir Tarım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sürdürülebilir Tarım haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Ege Tarım Zirvesi’nde “Beka” uyarısı yapıldı Haber

Ege Tarım Zirvesi’nde “Beka” uyarısı yapıldı

Ege Üniversitesi Tarım Topluluğu tarafından düzenlenen Ege Tarım Zirvesi 2026, sektörün paydaşlarını ve akademik dünyayı bir araya getirdi. Zirvenin büyük ilgi gören ilk panelinde, iklim değişikliğiyle birlikte kapıya dayanan su krizi ve sürdürülebilir tarım stratejileri masaya yatırıldı. EÜ Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü Başkanı Prof. Dr. Şerafettin Aşık’ın moderatörlüğünde yapılan “Kuraklıkla Mücadele: Tarımda Su Yönetimi Stratejileri” başlıklı oturumda, Türkiye’nin tarımsal geleceği için kritik uyarılar yapıldı. Ege Tarım Zirvesi 2026 kapsamında gerçekleştirilen ilk panelde, suyun sadece bir kaynak değil, stratejik bir beka meselesi olduğu vurgulandı. Panelde; İzmir Demokrasi Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Cenk Küçükyumuk, Devlet Su İşleri İşletme ve Bakım Dairesi Şube Müdürü Selçuk Güzelses ve Üretici Aydın Çondur, kısıtlı su kaynaklarının verimli kullanımı için geliştirilen yeni nesil çözüm önerilerini paylaştı. “FARKINDALIK YETMEZ, BİLİNÇ SÜRDÜRÜLEBİLİR OLMALI” Prof. Dr. Cenk Küçükyumruk, sunumunda kuraklığın artık bir "ihtimal" değil, coğrafyamızın kaçınılmaz bir gerçeği olduğunun altını çizdi. Prof. Dr. Küçükyumruk “Kuraklık, içinde bulunduğumuz coğrafyanın kaçınılmaz bir gerçeğidir. Ancak en büyük sorunumuz, bu konudaki farkındalığın kalıcı olmamasıdır. Önemli olan, bu bilinci her an canlı tutarak sürdürülebilir hale getirmektir. Bugün tarımda su kullanım oranları kritik seviyelere ulaşmış durumda. Unutmamalıyız ki küçük görünen tasarruflar bile büyük etkiler yaratma gücüne sahiptir. Özellikle sulama sistemlerindeki verimsizlik en temel problemlerimizden biri. Sulama, aslında ciddi bir uzmanlık alanıdır; bitkinin kök yapısından su ihtiyacına kadar teknik detaylara hâkim olunmadan doğru bir uygulama yapılamaz. İklim değişikliği artık kapımızda değil, günlük yaşamımızın tam içinde. Yağış rejimleri değişiyor, sıcaklıklar hızla artıyor ve Akdeniz havzasında yer alan ülkemiz bu krizin tam odağında bulunuyor. 2030 ve 2040 projeksiyonları bize gösteriyor ki; eğer suyumuzu bugünden doğru yönetmeye başlarsak, yaklaşan bu büyük krizin etkilerini ancak o zaman en aza indirebiliriz” dedi. “MEVCUT SUYLA TARIM ARTIK İMKÂNSIZ” Sunumunda su kaynaklarının alarm verdiğini ve artık geri dönülemez bir noktaya yaklaşıldığını hatırlatan Selçuk Güzelses ise “Küresel ısınmayla birlikte sıcaklıklarda yaşanan yaklaşık 1,5 derecelik artış, bölgemizi geri dönülemez bir noktaya sürüklüyor. Ege Bölgesi, özellikle İzmir ve Aydın, bu kuraklıktan en ağır darbeyi alan yerlerin başında geliyor. Gediz Havzası’ndaki su kaybımız dehşet verici boyutlarda. 1960’lı yıllarda Demirköprü Barajı’na gelen su miktarı 1,5 milyar metreküp seviyesindeyken, bugün bu rakam maalesef 243 milyon metreküpe kadar geriledi. Mevcut bu su miktarıyla geniş tarım alanlarımızı sulamamız artık imkânsız hale geldi. Bazı bölgelerimizde sulama süresi bir aya kadar düştü ve bu şartlar altında tarımsal üretimi sürdürülebilir kılmak oldukça zor. Çiftçilerimiz çaresizce yer altı sularına yöneliyor fakat orada da durum iç açıcı değil. Yer altı su seviyeleri dramatik bir şekilde 10 metreden 110 metreye kadar çekildi. Artık bu kaynakları büyük ölçüde içme suyu için ayırmak zorundayız, bu yüzden yeni kuyu açımını ciddi şekilde sınırlandırdık. Kendi kaynağımız tükenirken, tarımsal geleceğimizi bu riskli döngüden kurtarmak zorundayız” diye konuştu. “PAMUKTAN VAZGEÇİP BUĞDAYA YÖNELİYORUZ” Sunumunda çiftçi gözüyle kuraklığın sahada yarattığı mecburiyetleri ve çözüm yollarından bahseden Aydın Çondur “Kuraklığın sahadaki yıkıcı etkilerini biz üreticiler bizzat yaşıyoruz. Su kaynaklarımız o kadar kısıtlı bir hale geldi ki, bölge tarımının simgesi olan pamuk üretiminden vazgeçip artık su bulamadığımız için buğdaya yönelmek zorunda kalıyoruz. Bu durum, maalesef en verimli arazilerimizin potansiyelini yeterince değerlendiremememiz anlamına geliyor. Ancak bu kriz, bize su kullanım alışkanlıklarımızı değiştirmeyi de öğretti. Eskiden hoyratça yaptığımız sulamanın yerini, artık çok daha az suyla üretim yapma bilinci alıyor. Doğru teknikler ve kuraklığa dayanıklı yeni çeşitlerle verimi artırmanın yollarını keşfediyoruz. Şunu unutmamalıyız ki; sadece tarlada değil, günlük hayatımızdaki en küçük bireysel tasarruf bile geleceğimiz için büyük bir kurtuluş reçetesi olabilir” dedi. Konferansta; kapalı sulama sistemlerinden sensör destekli otomasyonlara, hayvancılıkta küçükbaşın teşvik edilmesinden deniz suyunun arıtılmasına kadar pek çok teknolojik ve stratejik çözüm ele alındı. Oturumun kapanışında, bilinçli su kullanımı sağlanmadığı takdirde bir gıda krizinin kaçınılmaz olduğu uyarısında bulunuldu.

KGF, Güneydoğu Avrupa Fonu ile iş birliğine gitti Haber

KGF, Güneydoğu Avrupa Fonu ile iş birliğine gitti

Protokol kapsamında, EFSE'nin, Türkiye'de bazı bankalar aracılığıyla yaklaşık 100 milyon euroluk kaynak sağlaması ve bu kaynağın "yeşil liste" kriterlerine uygun olarak tarım işletmelerine kullandırılması öngörülüyor. Kredi Garanti Fonu (KGF) çiftçi ve tarımsal işletmelerin finansmana erişimini güçlendirmek amacıyla işbirliği yaptı. "Sürdürülebilir Tarım Finansmanı İçin Güç Birliği Protokolü", TOBB İkiz Kuleler'de düzenlenen programla imzalandı. KGF Genel Müdürü Hasan Basri Kurt, imza töreninde yaptığı konuşmada, yeşil liste oluşması ve tarımın bu yöntemle desteklenmesi konusunda ciddi adımlar attıklarını söyledi. Tarımdaki yeşil listenin daha önce Türkiye'de uygulanmış yöntem olmadığına dikkati çeken Kurt, "Bu, bizim hem uluslararası fonlara erişmemiz hem Türkiye'deki tarımın kalkındırılması hem sürdürülebilir tarımda israfı engelleyen, daha verimli tarım için katkı sağlayacağını ve anahtar olacağını düşündüğümüz proje" dedi. Kurt, şu an itibarıyla Tarım Kefalet Programı'nı açtıklarını, burada yaklaşık 30 milyar liralık limitin 10 bankaya tahsis edildiğini belirterek, sürdürülebilirliğin bambaşka pencere olarak önlerinde durduğunu dile getirdi. "Çiftçilerimize daha uygun şartlarla kredi verilebilecek" Projenin önemine işaret eden Kurt, şöyle konuştu: "Bu sürdürülebilir yeşil liste sayesinde Türkiye'deki bankalar uluslararası finansa erişim sağlayacak, daha uygun kaynak maliyetiyle çiftçilerimize daha uygun şartlarla kredi verebilecek. Sürdürülebilirlik noktasında farklı programlar yapmak için çalışıyoruz. Güçlü bir şekilde de bunları yapacağız. Sadece tarım tarafında değil, inşallah önümüzdeki günlerde sanayinin yeşili, karbon emisyonlarının azaltılması gibi konularda da yeni tanıtımlarımız olacak." "Türkiye tarım sektörü için oluşturacağı fırsatları görüyoruz" EFSE Portföy Yöneticisi Jasminka Begert, sürdürülebilir tarımı teşvik ettikleri bu projenin kendileri açısından özel öneme sahip olduğunu belirterek, bu kapsamda KGF ile işbirliği yapmaktan gurur duyduklarını ifade etti. Begert, sürdürülebilir tarımın finansmanını desteklerken KGF ile ortak bir vizyonu paylaştıklarını dile getirerek, "Uygulamayı hedeflediğimiz aksiyonların aciliyetinin yanı sıra Türkiye tarım sektörü için oluşturacağı fırsatları da görüyoruz. Bu hedef doğrultusunda, sürdürülebilir tarımı doğru şekilde finanse edebilmek için hem KGF'nin hem de programa katılacak bankaların teknik kapasitesini geliştirmeyi, bu şekilde çiftçilerin daha iklim akıllı, sürdürülebilir ve verimli üretimini desteklemeyi amaçlıyoruz." dedi. Konuşmaların ardından KGF Yönetim Kurulu Başkanı Erdoğan Özegen ile EFSE Portföy Yöneticisi Begert işbirliği protokolünü imzaladı. 100 milyon euro kaynak öngörülüyor Protokol kapsamında, EFSE'nin, Türkiye'de bazı bankalar aracılığıyla yaklaşık 100 milyon euroluk kaynak sağlaması ve bu kaynağın "yeşil liste" kriterlerine uygun olarak tarım işletmelerine kullandırılması öngörülüyor. KGF'nin ise bu kredilere eşlik edecek kefalet ürünü tasarlayarak, özellikle teminat yetersizliği yaşayan işletmelerin finansmana erişimini kolaylaştırması hedefleniyor. Geliştirilecek Pilot Sürdürülebilir Tarım Kefalet Programı ile işletme sermayesi ve yatırım kredilerine yönelik kısmi kredi garantileri sağlanacak. İklim dostu teknolojiler, kaynak verimliliği ve çevresel sürdürülebilirliği destekleyen tarımsal faaliyetler teşvik edilecek. Yeşil liste kriterleri hem kredi hem de kefalet süreçlerine entegre edilerek standartlaştırılmış sürdürülebilir tarım finansmanı yaklaşımı oluşturulacak. Ayrıca, işbirliği kapsamında KGF'ye özel teknik destek programı kurgulandı. Program çerçevesinde KGF'nin kefalet ürününün tasarımı ve operasyonel süreçleri geliştirilecek. Yeşil liste KGF'nin Portföy Garanti Sistemi'ne entegre edilecek. "Yeşil liste" sürdürülebilir tarımsal faaliyetler ve yatırımlar olarak da biliniyor. Listede, protein bitkilerinin üretimi, tarımsal girdilerin verimliliği, su verimliliği, sıfır toprak işleme, organik üretim, arıcılık, döngüsel tarım, sürdürülebilir hayvancılık ve su ürünleri yetiştiriciliği gibi başlıklar yer alıyor.

Öğrencilerden sürdürülebilir tarım hamlesi Haber

Öğrencilerden sürdürülebilir tarım hamlesi

Trabzon'da okullarının bahçesindeki organik tarım alanında kendi geliştirdikleri nem sensörü ile fazla sulamanın önüne geçen ortaokul öğrencileri, ata tohumu kullanarak sürdürülebilir üretim bilinci kazanıyor. Sürmene ilçesindeki Ayşe Kırali Ortaokulu öğrencileri, yanlış tarım uygulamaları arasında yer alan aşırı sulamanın önüne geçebilmek amacıyla çalışma başlattı. Okul bahçesinde öğretmenlerinin de desteğiyle organik tarım alanı oluşturan öğrenciler, temin ettikleri ata tohumlarının dikimini gerçekleştirdi. Hangi tohumun ne kadar su ve neme ihtiyacı olduğunu yapay zeka desteğiyle belirleyen öğrenciler, aynı zamanda evlerindeki mutfak atıklarını okuldaki alanda bir araya getirerek gübre oluşturmaya başladılar. Aynı zamanda karbon salınımını da azaltmayı amaçlayan öğrenciler, "Sıfır Karbonlu Akıllı Yaşam Döngüsü" projeleriyle TÜBİTAK Ortaokul Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması'nda 100 proje arasında yer aldı. Öğrenciler, çalışmalarına başladıkları ilk dönemlerde diktikleri kara lahana, marul, yeşil soğan, mısır, maydanoz ve ahudududan da ilk hasatlarını aldı. İlçe Milli Eğitim Müdürü Cem Yakupoğlu, AA muhabirine, öğrencilerin sürdürülebilir tarım için yaptıkları çalışmanın gelecek adına güzel bir adım olduğunu söyledi. Çalışmada emeği geçen öğretmen ve öğrencileri tebrik eden Yakupoğlu, "İlerleyen dönemlerde bunu daha ileri seviyelere çıkarıp ilçeye, şehre ve daha büyük kitlelere yayacaklarına inancım tam." dedi. Proje Koordinatörü ve Bilişim Teknolojileri öğretmeni Kadir Helvalı, öğrencilere sürdürülebilir tarım uygulamalarını öğretmeyi amaçladıklarını belirtti. "Amacımız sürdürülebilirlik, amacımız gelecek" Bu süreçte öğrencilerin her aşamada yer aldığını dile getiren Helvalı, "Öğrencilerimiz hem eksin hem de ektiğini bilsin istiyoruz. Yıllardır babaannelerimizden, anneannelerimizden gelen tohumlar artık yavaş yavaş bitmeye başlıyor. Bayburt Kuşmer ve Çaykara yaylalarından ata tohumları istedik. Dikimini ve sulamasını öğrencilerimiz yaptı." diye konuştu. Çalışmalarda teknolojiden de yararlandıklarını vurgulayan Helvalı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Hangi ürünün ne kadar suya ihtiyaç duyduğunu nem sensörüyle ve yapay zekayla okutarak ölçtük. Amacımız sürdürülebilirlik, amacımız gelecek. Öğrencinin sadece teorik bilgilerde değil, hayatı uygulamaya dökmesi. Biz bunu sadece bu okulda değil, ilçelerde bahçe kurarak, ata tohumlarını yaygınlaştırarak devam ettirebiliriz." Helvalı, aynı zamanda öğrencilerin evlerindeki mutfak atıklarını toplayıp okul bahçesinde doğal gübre oluşturmaya başladıklarını belirtti. Bu sürecin geri dönüşüme de katkı sağladığını dile getiren Helvalı, şunları kaydetti: "Çöplerin içinde yumurta kartonları, yapraklar, patates kabukları, evdeki atık yemekler vardı. Bunları sırasıyla önce talaş, sonra atıklar, sonra üstüne yumurta kolisini ekleyerek üç katlı bir katman oluşturduk. Üç ile altı ay arasında beklenmesi gerekiyor. Şu anda biz beşinci aydayız. Muhtemelen mayıs ayının sonlarına doğru orayı açtığımız zaman doğal bir gübre oluşacak. Bu hem doğal hem de verimli." Okul tatili döneminde üretim sürecinin devam edeceğine değinen Helvalı, "Yaklaşık 5 aydır bahçemizde herhangi bir şekilde kuruma ve aşırı sulama olmadı. Hatta biz buradan verim aldık. Gelen misafirlerimize burada ikramda bulunduk. Yazın da öğrencilerimize sorumluluk verip bizler de başında olarak bu işi devam ettireceğiz. Amacımız bunu seneye ve sonraki yıllarda da yapmak. Öğrenci üretmeyi bilmeli, ürettiği şeyin de ne olduğunu bilmeli. Bizim amacımız bu." diye konuştu. Projede yer alan öğrencilerden Yavuz Selim Çakır ise geliştirdiği sensörle toprağın nem miktarını ölçebildiklerini ve buna göre de sulama yaptıklarını söyledi. Öğrenci Nisa Çebim de ata tohumlarının sürdürülebilirliğini kanıtlamak istediklerini belirterek, yeterli miktarda su ile nasıl sürdürülebilir tarım yapılabileceğini öğrendiklerini kaydetti.

Terme’de sürdürülebilir tarım projesi tamamlandı Haber

Terme’de sürdürülebilir tarım projesi tamamlandı

Terme Belediyesi’nin ev sahipliğinde, Erasmus+ Gençlik Değişim Programı (KA152YOU) kapsamında gerçekleştirilen proje, gençlere iklim değişikliği, sürdürülebilir tarım, toprak koruma ve çevresel farkındalık konularında eğitim, atölye ve saha çalışmaları sunmayı hedefledi. Program boyunca iklim değişikliği seminerleri, drama etkinlikleri ve sürdürülebilir tarım atölyeleri düzenlendi. Katılımcılar, Terme Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü serasında ata tohumu ekimi yaparak uygulamalı deneyim kazandı. İlçe genelinde yapılan saha çalışmaları ile toprak restorasyonu ve ekosistem dengesi üzerine gözlemler kayda alındı. Gençler, çiftlik ziyaretleri ve doğa gözlem etkinlikleriyle elde ettikleri bilgileri "Nature Notebook" aracılığıyla belgeledi. "Tarımı gençlerle geleceğe taşıyoruz" Gençlerin sürdürülebilir bir gelecek için aktif rol almalarının önemine dikkat çeken Terme Belediye Başkanı Şenol Kul, "Geleceğimizi korumak, doğayı ve toprağı sahiplenmek gençlerin elinde şekilleniyor. Bu proje ile gençlerimiz, dünyanın dört bir yanından Termemize gelerek hem bilgi sahibi oldu hem de uygulamalı çalışmalarla deneyim kazandı. Sürdürülebilir bir gelecek için attıkları bu adımlar, sosyal ve akademik gelişimlerine de büyük katkı sağladı. Bu tür projeler, ilçemizin uluslararası alanda tanınmasına ve gençlerimizin sosyal, kişisel ve akademik gelişimlerine büyük katkı sağlıyor. Tarımı gençlerle geleceğe taşıyoruz. Terme Belediyesi olarak gençlerimizi her zaman desteklemeye devam edeceğiz" dedi.

Acıpayamlı üreticilere 1.290 tuzak dağıtıldı Haber

Acıpayamlı üreticilere 1.290 tuzak dağıtıldı

Denizli İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, bitkisel üretimde verimliliği artırmak ve zararlılarla mücadeleyi modernize etmek amacıyla saha çalışmalarını sürdürüyor. Bakanlık bünyesindeki Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen “İyi Tarım Uygulamalarının Yaygınlaştırılması ve Kontrolü Projesi” kapsamında, domates güvesine karşı önemli bir adım atıldı. Acıpayam ilçesine bağlı Darıveren Mahallesi’nde gerçekleştirilen dağıtım töreniyle, üreticilerin en büyük sorunlarından biri olan zararlıyla mücadelede yeni bir safhaya geçildi. 21 ÜRETİCİYE BİN 290 ADET TUZAK Proje kapsamında Acıpayam’da faaliyet gösteren 21 üreticinin toplam 40 dekarlık üretim alanında kullanılmak üzere 43 kutu, yani toplamda bin 290 adet "Tutatec" feromon tuzağı dağıtımı yapıldı. Dağıtım törenine Acıpayam Kaymakamı Ramazan Cankaloğlu, İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Nevzat Zayim, İl Müdür Yardımcısı, şube ve ilçe müdürlerinin yanı sıra teknik personel, muhtarlar ve çok sayıda üretici katılım sağladı. KİMYASAL MÜCADELE YERİNE ÇEVRE DOSTU YÖNTEM Uygulanan projenin temel amacının, domates üretiminde kullanılan kimyasal ilaç miktarını azaltmak olduğu vurgulandı. Biyoteknik bir yöntem olan feromon tuzakları sayesinde, çevre dostu bir yaklaşımla zararlının kontrol altına alınması hedefleniyor. Bu sayede hem doğal denge korunmuş olacak hem de üreticilerin ilaçlama maliyetleri düşürülerek ekonomik bir avantaj sağlanacak. Teknik personel, dağıtım sırasında tuzakların kurulumu ve kullanımı hakkında üreticilere detaylı bilgiler verdi. SÜRDÜRÜLEBİLİR TARIM VE VERİM ARTIŞI İl Tarım ve Orman Müdürlüğü yetkilileri, domates güvesinin yol açtığı verim kaybını önlemek için sahadaki teknik desteğin süreceğini belirtti. Üreticinin emeğini korumak ve sürdürülebilir tarım modellerini yaygınlaştırmak adına bu tür projelerin stratejik öneme sahip olduğu ifade edildi. Kurumun, Denizli genelindeki tüm tarımsal üretim alanlarında iyi tarım uygulamalarını teşvik etmeye devam edeceği kaydedildi.

Tarımda reçetesiz ürün dönemi sona eriyor Haber

Tarımda reçetesiz ürün dönemi sona eriyor

Burdur’da Bitki Koruma Ürünleri Bayileri ile üreticilere yönelik kritik bir bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Burdur İl Tarım ve Orman Müdürü Eyüp Adıgüzel’in de katıldığı toplantı, Çavdır ilçesine bağlı Söğüt Beldesi’nde gerçekleştirildi. Toplantıda, tarımda köklü değişiklikler getirecek olan B-Reçete uygulaması ile birlikte seralarda uygulanan zirai fumigasyon konuları ele alındı. Yetkililer, özellikle 1 Temmuz 2026 itibarıyla başlayacak yeni sistemin üreticiler için büyük önem taşıdığına dikkat çekti. B-Reçete ile Neler Değişecek? Toplantıda yapılan sunumlarda B-Reçete uygulamasının tarımda birçok alanda dönüşüm sağlayacağı vurgulandı. Buna göre: -Pestisit kullanımının azaltılması hedefleniyor -Bitki koruma ürünleri artık reçeteli olarak satılacak -Çevre ve insan sağlığı daha güçlü şekilde korunacak -Dijital sistemlerle ürünlerin takibi sağlanacak -Sürdürülebilir tarım uygulamaları yaygınlaştırılacak Yetkililer, bu sistem sayesinde hem üretimde kalite artışı hem de kontrol mekanizmasının güçleneceğini ifade etti. Fumigasyon Uygulamaları da Masaya Yatırıldı Toplantının bir diğer önemli başlığı ise seralarda uygulanan zirai fumigasyon oldu. Üreticilere, mevcut mevzuat çerçevesinde doğru ve güvenli uygulamalar hakkında kapsamlı bilgiler verildi. “Bilinçli Üretim Şart” Mesajı Tarım ve Orman İl Müdürlüğü yetkilileri, bilinçli üretimin önemine vurgu yaparak, güvenli ve sürdürülebilir tarım için eğitim ve bilgilendirme çalışmalarının aralıksız devam edeceğini belirtti.

Nilüfer’de Atıl Tarım Arazilerine “Yarına Nefes Ormanları” Haber

Nilüfer’de Atıl Tarım Arazilerine “Yarına Nefes Ormanları”

Nilüfer Belediyesi, atıl durumdaki tarım arazilerini gelir getirici ve çevresel açıdan sürdürülebilir ormanlara dönüştürmek için önemli bir projeyi hayata geçiriyor. Kestane, ıhlamur ve kızılcık ağaçlarıyla kurulan “Yarına Nefes Ormanları”, hem karbon ayak izini azaltmayı hem de yerel ekonomiyi güçlendirmeyi hedefliyor. Nilüfer Belediyesi, uzun yıllardır üretime kazandırılmayan tarım arazilerini yeniden ekonomiye ve doğaya kazandırmak amacıyla yenilikçi bir kırsal kalkınma modeli uygulamaya başladı. Belediyenin NİLKOOP ile yürüttüğü proje kapsamında, özellikle eğimi yüksek ve tarıma elverişsiz alanlar, kestane, ıhlamur ve kızılcık türlerinden oluşan gelir getirici ormanlara dönüştürülüyor. Proje, sivil toplum kuruluşlarıyla yapılan iş birliğiyle genişletiliyor. Yarına Şans Ver Derneği (YASAV), Podyum Davet (DAD) ve Inner Wheel Kulübü ile imzalanan protokoller kapsamında Güngören ve Unçukuru mahallelerinde toplam 700 fidanın toprakla buluşturdu. Nilüfer Belediyesi yetkilileri, dikilen ağaçların yıllık yaklaşık 15 ton karbon tutma kapasitesine sahip olduğunu ve yangına karşı daha dayanıklı türlerin seçildiğini belirterek, projenin iklim kriziyle mücadele ve doğa koruma açısından kritik bir önem taşıdığını açıkladı. Mahalle halkı üretime dahil ediliyor Projede dikilen ağaçların bakımının mahalle halkı tarafından yapılacağı ve elde edilecek gelirin yine mahalleye ait olacağı bildirildi. Özellikle kadınların bakım ve hasat süreçlerine katılacağı, elde edilen mahsullerin organik pazarlarda satışa sunulacağı kaydedildi. Böylece hem üretime katkı sağlanacak hem de kadın istihdamı desteklenecek. Yarına Şans Ver Derneği Kurucusu Emine Cantürk, projeyi değerlendirirken, dernek olarak “Bize bir fidan, bir nefes olsun” anlayışıyla yola çıktıklarını ifade etti. Cantürk, projenin “Yarına Nefes Ormanları” adıyla yürütüldüğünü ve hedefin toplamda 50 bin ağacı toprakla buluşturmak olduğunu açıkladı. Projede Güngören halkının özellikle kadınlarının sorumluluk alacağı vurgulandı. Dikilen fidanlar yıllık yaklaşık 15 ton karbon tutacak Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, belediye olarak atıl durumdaki tarım arazilerini yeniden üretime kazandırmayı amaçladıklarını söyledi. Özdemir, bu çalışmanın hem gıda güvenliği hem de çevresel sürdürülebilirlik açısından büyük önem taşıdığını ifade etti. Başkan Özdemir, dikilen ağaçların tür seçiminde yangın riskinin dikkate alındığını, kestane, ıhlamur ve kızılcık türlerinin hem ekonomik değer taşıdığını hem de doğa açısından dayanıklı olduğunu belirtti. Ayrıca, dikilen fidanların yıllık yaklaşık 15 ton karbon tutarak hava kalitesine katkı sağlayacağını ve yerel ekosistemi güçlendireceğini açıkladı. Özdemir, projenin en önemli yanlarından birinin de elde edilecek gelirin mahalle halkına ait olması olduğunu, özellikle kadınların projeden ekonomik fayda sağlayacağını vurguladı. Sürdürülebilir tarım ve yeni üretim modelleri Belediye yetkilileri, Nilüfer’in kırsal bölgelerinde farklı üretim modelleri üzerinde çalıştıklarını da ifade etti. Bazı mahallelerde aronya ve böğürtlen üretimine başlandığını, örnek üretimlerle hem köylülerin gelir elde etmesini hem de gençlerin kırsala dönmesini hedeflediklerini belirttiler. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, aronya ve böğürtlen üretiminin toplam çalışma süresinin yılda yaklaşık üç ay olduğunu, böylece halkın kısa sürede önemli bir gelir elde edebileceğini söyledi. Bu modelin, hem yerel ekonomiyi canlandırmayı hem de sürdürülebilir bir tarımsal üretim kültürü oluşturmayı amaçladığı ifade edildi. Karbon ayak izini azaltan ormanlar Dikilen 700 fidanın yıllık yaklaşık 15 ton karbon tutacağı öngörülüyor. Belediye yetkilileri, bu sayede sadece köylülerin değil, tüm Nilüfer halkının daha temiz bir hava soluyacağını belirtti. Orman alanlarının son yıllarda daraldığına dikkat çeken yetkililer, bu tür ağaçlandırma projelerinin hem doğayı hem de toplumsal yaşamı güçlendirdiğini ifade etti. Projeyle 42 dekarlık bir tarım arazisinin ormana dönüştürüldüğü ve böylece hem çevresel hem de ekonomik açıdan sürdürülebilir bir modelin hayata geçirildiği vurgulandı.

Tarım Ve Orman Bakanlığı, Kırsal Kalkınmaya 65 Milyar Lira Haber

Tarım Ve Orman Bakanlığı, Kırsal Kalkınmaya 65 Milyar Lira

Tarım ve Orman Bakanlığı, kırsal kalkınmayı güçlendirmek amacıyla önümüzdeki üç yılda yaklaşık 65,5 milyar liralık yatırım yapmayı planlıyor. Program kapsamında kırsal bölgelerde ekonomik faaliyetlerin çeşitlendirilmesi, üretim kapasitesinin artırılması ve yaşam kalitesinin yükseltilmesi hedefleniyor. Anadolu Ajansı'nın Tarım ve Orman Bakanlığının 2026 Yılı Performans Programından derlediği bilgilere göre çalışmalar, “Kırsalda Tarımsal Faaliyetlerin Desteklenmesi Alt Programı” çerçevesinde yürütülecek. Kırsalda üretim ve istihdam güçlendirilecek Program kapsamında kırsal alanlarda yaşam standartlarının yükseltilmesi ve ekonomik çeşitliliğin artırılması için çeşitli destek mekanizmaları devreye alınacak. Sürdürülebilir kırsal kalkınma anlayışı doğrultusunda üretici birlikleri ile aile işletmelerinin üretim kapasitelerinin artırılması ve kırsal iş gücünün istihdam olanaklarının genişletilmesi amaçlanıyor. Bu sayede nüfusun kırsal bölgelerde kalmasının teşvik edilmesi hedefleniyor. Ayrıca kırsal altyapının iyileştirilmesi ve tarım ile sanayi arasındaki entegrasyonun güçlendirilmesi için ekonomik yatırımlar desteklenecek. Böylece kırsal bölgelerde yaşam kalitesinin artırılması planlanıyor. Tarımsal pazarlama altyapısının geliştirilmesi, alternatif gelir kaynaklarının oluşturulması ve kırsal ekonominin güçlendirilmesi de programın öncelikleri arasında yer alıyor. Üreticilerin yeni teknolojileri kullanmasının teşvik edilmesi ve teknoloji içeren yatırımların desteklenmesi için çeşitli faaliyetler yürütülecek. Kadın çiftçilere yönelik destekler artacak Program kapsamında kırsalda kadın girişimciliğinin desteklenmesine yönelik projeler de artırılacak. Gelir getirici faaliyetlerin yanı sıra mesleki beceri kazandıran ve ekonomik çeşitliliği artıran projelerle kadın çiftçilerin sosyoekonomik açıdan güçlendirilmesi amaçlanıyor. Kadın çiftçilere yönelik projelerden yararlananların sayısı geçen yıl itibarıyla kümülatif 305 olarak kaydedildi. Bu sayının bu yıl 340’a, 2028 yılına kadar ise 410’a çıkarılması planlanıyor. Tarım-sanayi entegrasyonunu güçlendirmek amacıyla yürütülen kümelenme faaliyetleri kapsamında da Organize Tarım Bölgelerinin (OTB) sayısının artırılması hedefleniyor. Kırsal kalkınma bütçesi kademeli artacak Alt program için ayrılan bütçenin de önümüzdeki yıllarda artırılması planlanıyor. Geçen yıl 14 milyar 793 milyon 860 bin lira olan bütçe, bu yıl 19 milyar 794 milyon 994 bin liraya yükseltildi. Bütçenin 2027’de 21 milyar 960 milyon 44 bin liraya, 2028’de ise 23 milyar 723 milyon 646 bin liraya ulaşması öngörülüyor. Bu çerçevede Bakanlık, 2026-2028 döneminde kırsal kalkınma projelerine toplamda yaklaşık 65,5 milyar lira kaynak ayırmayı planlıyor. Tarımsal kuraklık için düzenli rapor hazırlanacak İklim değişikliğinin tarım üzerindeki etkilerinin artması nedeniyle “İklim Değişikliği ile Mücadele ve Uyum Alt Programı” kapsamında da çeşitli çalışmalar yürütülecek. Program doğrultusunda doğal kaynakların verimli kullanımını teşvik eden, karbon salımı ile su tüketimini azaltmayı amaçlayan sürdürülebilir tarım uygulamaları konusunda farkındalık faaliyetleri gerçekleştirilecek. Ayrıca çiftçiler ve ilgili paydaşların iklim değişikliğinin etkileri ve alınabilecek önlemler konusunda bilinçlendirilmesi sağlanarak sektörün uyum kapasitesinin artırılması hedefleniyor. Ulusal Sera Gazı Emisyon Envanteri çalışmaları kapsamında ise arazi kullanımı, arazi kullanım değişikliği ve ormancılık sektörüne ilişkin sera gazı emisyonu ile yutak hesaplamaları yapılacak. Bu çalışmaların, sektörel iklim politikalarının oluşturulmasına bilimsel katkı sağlaması amaçlanıyor. Bunun yanı sıra iklim değişikliğine bağlı olarak artan kuraklık riskine karşı düzenli tarımsal kuraklık raporları hazırlanacak. Böylece tarımsal üretim yakından izlenecek ve erken uyarı ile risk yönetimi süreçlerinin daha etkin yürütülmesi sağlanacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.