TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sürdürülebilir Tarım

AGRONEWS - Sürdürülebilir Tarım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sürdürülebilir Tarım haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Nilüfer’de Atıl Tarım Arazilerine “Yarına Nefes Ormanları” Haber

Nilüfer’de Atıl Tarım Arazilerine “Yarına Nefes Ormanları”

Nilüfer Belediyesi, atıl durumdaki tarım arazilerini gelir getirici ve çevresel açıdan sürdürülebilir ormanlara dönüştürmek için önemli bir projeyi hayata geçiriyor. Kestane, ıhlamur ve kızılcık ağaçlarıyla kurulan “Yarına Nefes Ormanları”, hem karbon ayak izini azaltmayı hem de yerel ekonomiyi güçlendirmeyi hedefliyor. Nilüfer Belediyesi, uzun yıllardır üretime kazandırılmayan tarım arazilerini yeniden ekonomiye ve doğaya kazandırmak amacıyla yenilikçi bir kırsal kalkınma modeli uygulamaya başladı. Belediyenin NİLKOOP ile yürüttüğü proje kapsamında, özellikle eğimi yüksek ve tarıma elverişsiz alanlar, kestane, ıhlamur ve kızılcık türlerinden oluşan gelir getirici ormanlara dönüştürülüyor. Proje, sivil toplum kuruluşlarıyla yapılan iş birliğiyle genişletiliyor. Yarına Şans Ver Derneği (YASAV), Podyum Davet (DAD) ve Inner Wheel Kulübü ile imzalanan protokoller kapsamında Güngören ve Unçukuru mahallelerinde toplam 700 fidanın toprakla buluşturdu. Nilüfer Belediyesi yetkilileri, dikilen ağaçların yıllık yaklaşık 15 ton karbon tutma kapasitesine sahip olduğunu ve yangına karşı daha dayanıklı türlerin seçildiğini belirterek, projenin iklim kriziyle mücadele ve doğa koruma açısından kritik bir önem taşıdığını açıkladı. Mahalle halkı üretime dahil ediliyor Projede dikilen ağaçların bakımının mahalle halkı tarafından yapılacağı ve elde edilecek gelirin yine mahalleye ait olacağı bildirildi. Özellikle kadınların bakım ve hasat süreçlerine katılacağı, elde edilen mahsullerin organik pazarlarda satışa sunulacağı kaydedildi. Böylece hem üretime katkı sağlanacak hem de kadın istihdamı desteklenecek. Yarına Şans Ver Derneği Kurucusu Emine Cantürk, projeyi değerlendirirken, dernek olarak “Bize bir fidan, bir nefes olsun” anlayışıyla yola çıktıklarını ifade etti. Cantürk, projenin “Yarına Nefes Ormanları” adıyla yürütüldüğünü ve hedefin toplamda 50 bin ağacı toprakla buluşturmak olduğunu açıkladı. Projede Güngören halkının özellikle kadınlarının sorumluluk alacağı vurgulandı. Dikilen fidanlar yıllık yaklaşık 15 ton karbon tutacak Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, belediye olarak atıl durumdaki tarım arazilerini yeniden üretime kazandırmayı amaçladıklarını söyledi. Özdemir, bu çalışmanın hem gıda güvenliği hem de çevresel sürdürülebilirlik açısından büyük önem taşıdığını ifade etti. Başkan Özdemir, dikilen ağaçların tür seçiminde yangın riskinin dikkate alındığını, kestane, ıhlamur ve kızılcık türlerinin hem ekonomik değer taşıdığını hem de doğa açısından dayanıklı olduğunu belirtti. Ayrıca, dikilen fidanların yıllık yaklaşık 15 ton karbon tutarak hava kalitesine katkı sağlayacağını ve yerel ekosistemi güçlendireceğini açıkladı. Özdemir, projenin en önemli yanlarından birinin de elde edilecek gelirin mahalle halkına ait olması olduğunu, özellikle kadınların projeden ekonomik fayda sağlayacağını vurguladı. Sürdürülebilir tarım ve yeni üretim modelleri Belediye yetkilileri, Nilüfer’in kırsal bölgelerinde farklı üretim modelleri üzerinde çalıştıklarını da ifade etti. Bazı mahallelerde aronya ve böğürtlen üretimine başlandığını, örnek üretimlerle hem köylülerin gelir elde etmesini hem de gençlerin kırsala dönmesini hedeflediklerini belirttiler. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, aronya ve böğürtlen üretiminin toplam çalışma süresinin yılda yaklaşık üç ay olduğunu, böylece halkın kısa sürede önemli bir gelir elde edebileceğini söyledi. Bu modelin, hem yerel ekonomiyi canlandırmayı hem de sürdürülebilir bir tarımsal üretim kültürü oluşturmayı amaçladığı ifade edildi. Karbon ayak izini azaltan ormanlar Dikilen 700 fidanın yıllık yaklaşık 15 ton karbon tutacağı öngörülüyor. Belediye yetkilileri, bu sayede sadece köylülerin değil, tüm Nilüfer halkının daha temiz bir hava soluyacağını belirtti. Orman alanlarının son yıllarda daraldığına dikkat çeken yetkililer, bu tür ağaçlandırma projelerinin hem doğayı hem de toplumsal yaşamı güçlendirdiğini ifade etti. Projeyle 42 dekarlık bir tarım arazisinin ormana dönüştürüldüğü ve böylece hem çevresel hem de ekonomik açıdan sürdürülebilir bir modelin hayata geçirildiği vurgulandı.

Tarım Ve Orman Bakanlığı, Kırsal Kalkınmaya 65 Milyar Lira Haber

Tarım Ve Orman Bakanlığı, Kırsal Kalkınmaya 65 Milyar Lira

Tarım ve Orman Bakanlığı, kırsal kalkınmayı güçlendirmek amacıyla önümüzdeki üç yılda yaklaşık 65,5 milyar liralık yatırım yapmayı planlıyor. Program kapsamında kırsal bölgelerde ekonomik faaliyetlerin çeşitlendirilmesi, üretim kapasitesinin artırılması ve yaşam kalitesinin yükseltilmesi hedefleniyor. Anadolu Ajansı'nın Tarım ve Orman Bakanlığının 2026 Yılı Performans Programından derlediği bilgilere göre çalışmalar, “Kırsalda Tarımsal Faaliyetlerin Desteklenmesi Alt Programı” çerçevesinde yürütülecek. Kırsalda üretim ve istihdam güçlendirilecek Program kapsamında kırsal alanlarda yaşam standartlarının yükseltilmesi ve ekonomik çeşitliliğin artırılması için çeşitli destek mekanizmaları devreye alınacak. Sürdürülebilir kırsal kalkınma anlayışı doğrultusunda üretici birlikleri ile aile işletmelerinin üretim kapasitelerinin artırılması ve kırsal iş gücünün istihdam olanaklarının genişletilmesi amaçlanıyor. Bu sayede nüfusun kırsal bölgelerde kalmasının teşvik edilmesi hedefleniyor. Ayrıca kırsal altyapının iyileştirilmesi ve tarım ile sanayi arasındaki entegrasyonun güçlendirilmesi için ekonomik yatırımlar desteklenecek. Böylece kırsal bölgelerde yaşam kalitesinin artırılması planlanıyor. Tarımsal pazarlama altyapısının geliştirilmesi, alternatif gelir kaynaklarının oluşturulması ve kırsal ekonominin güçlendirilmesi de programın öncelikleri arasında yer alıyor. Üreticilerin yeni teknolojileri kullanmasının teşvik edilmesi ve teknoloji içeren yatırımların desteklenmesi için çeşitli faaliyetler yürütülecek. Kadın çiftçilere yönelik destekler artacak Program kapsamında kırsalda kadın girişimciliğinin desteklenmesine yönelik projeler de artırılacak. Gelir getirici faaliyetlerin yanı sıra mesleki beceri kazandıran ve ekonomik çeşitliliği artıran projelerle kadın çiftçilerin sosyoekonomik açıdan güçlendirilmesi amaçlanıyor. Kadın çiftçilere yönelik projelerden yararlananların sayısı geçen yıl itibarıyla kümülatif 305 olarak kaydedildi. Bu sayının bu yıl 340’a, 2028 yılına kadar ise 410’a çıkarılması planlanıyor. Tarım-sanayi entegrasyonunu güçlendirmek amacıyla yürütülen kümelenme faaliyetleri kapsamında da Organize Tarım Bölgelerinin (OTB) sayısının artırılması hedefleniyor. Kırsal kalkınma bütçesi kademeli artacak Alt program için ayrılan bütçenin de önümüzdeki yıllarda artırılması planlanıyor. Geçen yıl 14 milyar 793 milyon 860 bin lira olan bütçe, bu yıl 19 milyar 794 milyon 994 bin liraya yükseltildi. Bütçenin 2027’de 21 milyar 960 milyon 44 bin liraya, 2028’de ise 23 milyar 723 milyon 646 bin liraya ulaşması öngörülüyor. Bu çerçevede Bakanlık, 2026-2028 döneminde kırsal kalkınma projelerine toplamda yaklaşık 65,5 milyar lira kaynak ayırmayı planlıyor. Tarımsal kuraklık için düzenli rapor hazırlanacak İklim değişikliğinin tarım üzerindeki etkilerinin artması nedeniyle “İklim Değişikliği ile Mücadele ve Uyum Alt Programı” kapsamında da çeşitli çalışmalar yürütülecek. Program doğrultusunda doğal kaynakların verimli kullanımını teşvik eden, karbon salımı ile su tüketimini azaltmayı amaçlayan sürdürülebilir tarım uygulamaları konusunda farkındalık faaliyetleri gerçekleştirilecek. Ayrıca çiftçiler ve ilgili paydaşların iklim değişikliğinin etkileri ve alınabilecek önlemler konusunda bilinçlendirilmesi sağlanarak sektörün uyum kapasitesinin artırılması hedefleniyor. Ulusal Sera Gazı Emisyon Envanteri çalışmaları kapsamında ise arazi kullanımı, arazi kullanım değişikliği ve ormancılık sektörüne ilişkin sera gazı emisyonu ile yutak hesaplamaları yapılacak. Bu çalışmaların, sektörel iklim politikalarının oluşturulmasına bilimsel katkı sağlaması amaçlanıyor. Bunun yanı sıra iklim değişikliğine bağlı olarak artan kuraklık riskine karşı düzenli tarımsal kuraklık raporları hazırlanacak. Böylece tarımsal üretim yakından izlenecek ve erken uyarı ile risk yönetimi süreçlerinin daha etkin yürütülmesi sağlanacak.

Üniversiteden sera gazı emisyonlarını azaltma modeli Haber

Üniversiteden sera gazı emisyonlarını azaltma modeli

Tarım ve hayvanlık alanında yürütülen bu çalışma, Üniversitemizin araştırma odaklı ve uluslararası iş birliklerine açık yaklaşımını güçlendirirken; yem bitkileri, mera ekolojisi ve organik hayvancılığı bütüncül bir perspektifle ele alarak Türkiye’de mera ıslahı ve sera gazı emisyonlarının azaltılmasına yönelik araştırmalar için önemli bir bilimsel altyapı oluşturuyor. Araştırma, Amerika Birleşik Devletleri’nin tarım ve hayvancılık alanındaki öncü üniversitelerinden Oregon State University bünyesinde Animal and Rangeland Sciences departmanında gerçekleştirildi. Yürütülen çalışma, iki üniversite arasında uluslararası bilimsel iş birliğini güçlendirirken, bilgi transferi ve akademik ağların gelişimine de önemli katkı sağladı. Bu çalışma ile TÜBİTAK 2219 destekli proje kapsamında, organik süt üretim sistemlerinde hayvan sağlığını destekleyen ve çevresel etkileri azaltan yenilikçi bir mera tasarım modeli geliştirildi. “Chemoscape” yaklaşımı benimsenerek biyoaktif bitki bileşikleri açısından zengin türlerden oluşan özel mera karışımları tasarlandı. Araştırmada süt verimi ve bileşenlerinde artış, meme sağlığının somatik hücre sayısı analizleriyle iyileştirilmesi, enterik metan (CH₄) emisyonlarında azalma ile azot kullanım etkinliğinde artış ve çevresel yükün düşürülmesi gibi kritik göstergeler analiz edildi. Çalışma, iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında sera gazı emisyonlarının azaltılmasına yönelik bilimsel çözümler sunarken, çevre dostu hayvancılık sistemleri için özgün bir model ortaya koydu. Uluslararasılaşma vizyonu doğrultusunda öğretim elemanlarının yurt dışı araştırma faaliyetlerine aktif katılımını teşvik eden Üniversitemiz, araştırma ekosistemi içerisinde bilimsel iş birliklerini artıran, proje geliştirme kapasitesini güçlendiren ve araştırma altyapısını destekleyen mekanizmalar sunmakta, akademik personelimizin ulusal ve uluslararası fon kaynaklarından daha etkin yararlanabilmesi için proje yazım, araştırma geliştirme ve akademik ağ oluşturma süreçlerine kurumsal destek sağlamaktadır. Rektörümüz Prof. Dr. Zafer Asım Kaplancıklı yaptığı değerlendirmede, çalışmanın yalnızca akademik bir başarı değil, iklim değişikliğiyle mücadele ve sürdürülebilir tarım açısından stratejik bir değer taşıdığını vurgulayarak organik hayvancılıkta verim artışı sağlarken sera gazı emisyonlarını azaltan bu araştırmaların, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi’nin küresel sorunlara çözüm üretme sorumluluğunu yansıttığını ifade etti.

Sürdürülebilir Tarımda 25 Yıllık Deneyim: Sibel Elbir Haber

Sürdürülebilir Tarımda 25 Yıllık Deneyim: Sibel Elbir

Ziraat mühendisi olarak 25 yıldır tarımda sürdürülebilirlik için çalıştığını belirten Sibel Elbir, 10 yıl önce kurduğu Canbel Tarım Ürünleri ve Danışmanlık şirketiyle üreticiler ile markalar ve ihracatçılar arasında sürdürülebilir bağlar kurduğunu söyledi. Elbir, şirketin, 10 yılda 25 şehirde 23 bin kişiye eğitim verdiğini, çiftçilerin 5 bin iyi tarım sertifikası, 7 bin 800 sürdürülebilir tarım standardı belgesi almasını sağladığını bildirdi. Teknik danışmanlık yaptığı dönemde üreticilerin ne üreteceklerine bir türlü karar veremediklerini gördüğünü ifade eden Sibel Elbir, “Bunun sonucunda da ya çok kazanıyorlardı ya da hiç kazanamıyorlardı. Çok kazandıran bir ürün bir sonraki sene zarar ettirebiliyordu. Bir standartta üretim yapmak karar mekanizmasını geliştiriyor. O yüzden 2016’da bu konuda çalışmak üzere kendi şirketimi kurdum. Sürdürülebilir tarım üzerine çalışıyoruz. İşimiz sertifikasyon danışmanlığı, sürdürülebilirlik ya da sera gazı raporlamasıyla sınırlı değil. Bunlar var ama aynı zamanda sistem kuruyoruz. Yani tedarik zincirinde bir yönetim sistemi oluşturup onun çalışır halde devamlılığını sağlamaya çalışıyoruz. Sertifikalar ve denetimler bunların ne kadar doğru olduğunu, uyup uymadığını kanıtlayan kısımlar” dedi. Sürdürülebilirlik biraz da markaların, büyük firmaların çiftçiye biraz daha yaklaşabilmesi ve üretimin sürekliliği için çıktığını anlatan Elbir, “Marka ‘ne kadar sürdürülebilir’ diye soruyor, market ‘ne kadar güvenli’ diye soruyor, çiftçi ‘ben kaça satacağım, ne kadar kar edeceğim’ diye soruyor. Büyük marketler doğrudan çiftçiyle çalışmanın yollarını arıyorlar. Bunlar da sürdürülebilirlik projeleri ile mümkün olabiliyor. Biz bu tarz projelerin kurulumunu yapıp yönetiyoruz ya da kurulmuş olan projelerin yönetimini, raporlamalarını yapıyoruz” diye konuştu. “3 bine yakın çiftçi ile çalışıyoruz” Klasik danışmanlıktan biraz daha farklı bir sistemlerinin olduğunu dile getiren Elbir, “Müşterilerimiz bize daha çok referans yoluyla geliyorlar. Çalıştıkları üreticilerin belirli standartlara uygun üretim yapar hale getirilmesini istiyorlar. Daha çok tekstil ve gıda tedarik zincirleri ile çalışıyoruz. 37 firmaya hizmet veriyoruz. Bunların ürün aldığı 3 bine yakın çiftçimiz var. Yüzde 60’ı pamuk olmak üzere patates, turunçgiller, elma, kışlık sebzeler, baharat, kornişon, domates, pırasa gibi çok çeşitli ürünlere yönelik hizmet veriyoruz” dedi. Şimdiye kadar 25 ilde bin 75 eğitim programı düzenlediklerine dikkat çeken Sibel Elbir, “5 bin 25 tarım işçisine, 18 bine yakın çiftçiye eğitim verdik. 5 bin iyi tarım sertifikası, 7 bin 800 sürdürülebilir tarım standardı uyguladığımız çiftçi var. Türkiye geneline hizmet sunuyoruz. Gitmediğimiz Karadeniz bölgesi ve İstanbul çevresi kaldı. Şirkette 4 kişiyiz ama dışarıdan aldığımız hizmetlerle bu rakam çok artıyor. Şehir dışında bize hizmet veren arkadaşlarımız var” diye konuştu. Sundukları hizmetler sayesinde çiftçilerin risk analizi ve risk yönetimi yapabildiklerini söyleyen Elbir, “Çünkü biz sadece onların evraklarını tamamlayıp geçmiyoruz. Yılı gözden geçirme toplantıları yapıyoruz, karar vermelerini sağlıyoruz. Tarımda dört dörtlük bir karar mümkün değil. Çünkü su, genel ekonomi, doğal afetler gibi pek çok etken var. Yine de daha bilinçli bir üretim kararı vermelerine destek oluyoruz. Tarımdaki en büyük sorunlardan biri doğru veri. Biz üretim alanları, girdi maliyetleri, işçi ücretleri, karlılıklar, şehirlere ve bölgelere göre farklılıklar gibi doğrulanabilir veriler topluyoruz. Üretim modelleri, dijitalleşme gibi konularda çalışmalar yapıyoruz. Üretici ile markalar ve ihracatçılar arasında sürdürülebilir bağ kuruyoruz” dedi. "Mayıs ayında zirve düzenleyeceğiz" Bu yıl Tarladan Dünyaya Dönüşüm ismiyle iki günlük bir zirve düzenleyeceklerini anlatan Sibel Elbir, “Tarlayı değiştirmeden tarımda hiçbir şeyi değiştiremeyiz. Bu yıl 13-14 Mayıs tarihlerinde gerçekleştireceğimiz zirvenin ana teması pamukta dönüşüm olacak. Her yıl yapıp farklı bir konuyu işleyeceğiz. Zirvede çoğu üretici olmak üzere yurt içi ve yurt dışından katılımcılar olacak. Benim hayalim Türkiye’nin sürdürülebilirlikte yazılmış standartlara uyan değil, o standartları koyan bir ülke olması” diye konuştu.

Samsun, Kızılırmak Deltası’nda Mandadan Markaya Projesi Başladı Video Galeri

Samsun, Kızılırmak Deltası’nda Mandadan Markaya Projesi Başladı

Samsun'un doğal miraslarından biri olan Kızılırmak Deltası'nda manda yetiştiriciliğini modern, sürdürülebilir ve katma değerli bir yapıya kavuşturmak amacıyla "Mandadan Markaya" projesi hayata geçiriliyor. Proje ile bölgedeki geleneksel üretim, bilimsel destekle markalaşma sürecine girecek. Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Yetiştirme ve Islahı Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Kemal Ayan'ın yürütücülüğünü üstlendiği projenin eğitim danışmanlığını Doç. Dr. Bakiye Kılıç yapıyor. Projenin koordinasyonu ise Ondokuzmayıs Yerel Eylem Grubu Derneği (OMYEGDER) Başkanı Tolga Eren tarafından sağlanacak. Toplam 60 bin dolar bütçeye sahip olan ve 12 ay sürecek proje, manda varlığının korunmasının yanı sıra yerel halkın gelir kaynaklarının güçlendirilmesini hedefliyor. Geleneksel üretim bilimsel destekle markalaşacak Türkiye'nin en yüksek manda varlığına sahip ili olan Samsun'da yaklaşık 26 bin 600 baş manda bulunmasına rağmen, ürünlerin markasız ve düşük katma değerle satılması üreticilerin en büyük sorunu olarak öne çıkıyor. "Mandadan Markaya" projesi kapsamında bu sorunun aşılması için akademik bilgi ile yerel deneyim bir araya getirilecek. Proje çerçevesinde Samsun'a özgü manda ürünleri için coğrafi işaret süreci başlatılacak, böylece ürünlerin kalite ve menşe güvencesi sağlanacak. Ayrıca pazar araştırmaları, ambalaj tasarımı çalışmaları ve online satış kanallarının kullanılmasıyla ürünlerin ticari değeri artırılacak. Üreticilere hijyenik sağım, doğru yemleme ve modern dölleme yönetimi gibi teknik konularda kapsamlı eğitimler de verilecek. Proje bilgilendirme toplantısı yapıldı Kızılırmak Deltası'nda manda üreticileri, proje ortaklarının ve akademisyenlerinin katılımıyla proje bilgilendirme toplantısı yapıldı. Proje hakkında konuşan Prof. Dr. Ali Kemal Ayan, "Mandadan Markaya projesi ilk olarak 2005 yılında Manda Sevdamız projesiyle başladı. Birleşmiş Milletlerin Küresel Çevre Fonu destekli bir projeydi. O projeden sonra geldiğimiz bu noktadan manda sürü sahiplerinin hem manda sayıları attı. Manda sütünden ve etinin yapılan ürünlerin çeşitlendirilmesi, pazar değerlerinin arttırılması ve marka yolcuklarının oluşturulmasıyla ilgili bir ihtiyaç ortaya çıktı. Bu ihtiyacı karşılamak için manda ile ilgili olan bütün kurumlar kuruluşların desteğiyle bu projeyi yürütmeye çalışıyoruz. Manda bu sulak alanların en önemli ekosistem mühendisleridir. Burada mandanın ekonomik öneminin yanında ekolojik bir önemi mevcuttur. Mandaya, manda üreticilerine, manda ürünlerini pazara taşıyan bir projedir" dedi. "Bu proje umuyorum mandanın o güzel ürünlerini afiyetler içerisinde yeme fırsatı verir" Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Küçük Ölçekli Projeler Türkiye Ulusal Koordinatörü Gökmen Argun, "Türkiye'de 33 yılımız. 400 üzerinde proje destekledik. Samsun şu anda bizim odak alanımız. Burada 11 tane proje destekledik. Bunlardan 1 tanesi de ‘Mandadan Markaya' projesidir. Geçmişte desteklediğimiz ‘Manda Sevdası' projesinin ikinci kademesi gibi gözüküyor. Muazzam bir çalışmanın bu aşamaya gelmesi bizi çok heyecanlandırdı. Umut ediyorum manda gerçek anlamda hem Samsun için hem Kızılırmak Deltası'ndaki çeşitliliği tanıtmak için muazzam bir fırsat olur. Mandanın o güzel ürünlerini afiyetler içerisinde yeme fırsatı verir" şeklinde konuştu. "Süt verimini yükseltmemiz lazım" Samsun Damızlık Manda Yetiştiriciler Birliği Temsilcisi İsmail Metin, "Samsun'da 2008 yılında kurulduğumuz yıllarda manda sayısı 7 bin adetti. Türkiye genelinde ise 30 bin adetti. Bakanlığımız ve üniversitemiz ile yapmış olduğumuz projelerle 2024 yılında 22 bine çıktı. Maalesef bu durum aşağıya inmeye başladı. Şu anda 19 bin manda varlığımız var. Bunların yegane sebeplerinden bir tanesi de ekonomik sıkıntılardır. Beslenme alanlarındaki yırtıcı hayvanlardan dolayı yüzde 10 yavru kaybımız var. Bu durum da manda sayısının artışını engelliyor. Markalaşma konusunda ise süt verimini arttırmamız gerekiyor. Bizim manda birliğimiz ıslah birliğidir. Türkiye genelinde 30 bin manda da ıslah projesi yürütüyoruz. Bunun 4 bin tanesi Samsun'dadır. İtalya, Türkiye'den dünyanın diğer illerinde aldığı mandaları 30 yılda ıslah etmiş. Bugün İtalya'nın süt ortalaması 9 kilodur. Önce süt ortalamasını yükseltmiş. Biz de 6 kilo bile olamadık" ifadelerini kullandı. Kadınlar ve gençler kırsal kalkınmanın merkezinde Projenin önemli hedeflerinden biri de kırsalda istihdamı artırmak olacak. Bu kapsamda 50 kadın ve genç üreticiye yönelik özel eğitimler, mentorluk çalışmaları ve destek bilgilendirmeleri gerçekleştirilecek. Engiz Kadın Girişimi Kooperatifi'nin katkılarıyla üretici örgütlenmesinin ve kooperatifleşmenin güçlendirilmesi amaçlanıyor. Hedef 150 bin dolarlık gelir artışı "Mandadan Markaya" projesinin sonunda manda ürünleri için güçlü ve tanınabilir bir marka kimliği oluşturulması hedefleniyor. Projenin tamamlanmasıyla birlikte bölge üreticilerinin toplam gelirinde yaklaşık 150 bin dolarlık bir artış sağlanması bekleniyor. Yerel festivaller, tadım etkinlikleri ve sosyal medya kampanyaları aracılığıyla manda ürünlerinin hem ekolojik değeri hem de sağlık açısından faydaları kamuoyuna tanıtılacak. Yetkililer, projenin Kızılırmak Deltası'nda sürdürülebilir tarım ve hayvancılık adına örnek bir model oluşturacağını belirtti. Projenin tanıtım toplantısında ayrıca OMÜ Yerel Eylem Grubu Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Tolga Erel, Bafra Doğa Koruma ve Milli Parklar Şefliğinde görevli Cengiz Akyüz, OMÜ Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümünden Doç. Dr. Bakiye Kılıç Topuz da bir sunum yaptı. Toplantı manda ürünlerinin sunumu ile son erdi.

Honaz, Safran Üretiminde Yeni Bir Döneme Başladı Haber

Honaz, Safran Üretiminde Yeni Bir Döneme Başladı

Honaz Belediyesi Yerel Tohum Merkezi’nde yaklaşık bir ay önce toprakla buluşturulan safran soğanları filizlenmeye başladı. Safran’ın üreticiler için yeni bir fırsat sunacağını belirten Honaz Belediye Başkanı Yüksel Kepenek, "Honaz’a katma değeri yüksek bir ürün kazandırmanın gururunu yaşıyoruz" dedi. Denizli’nin Honaz ilçesinde Honaz Belediyesinin Yerel Tohum Merkezinde yaklaşık 1 ay önce toprakla buluşturulan safran soğanlar topraktan filizlenerek yüzünü güneşe gösterdi. Doğal üretime teşvik etmenin yerel tohumları koruyup geleceğe taşındığını ifade eden Honaz Belediye Başkanı Yüksel Kepenek, "Honaz’ın bereketli topraklarını en verimli şekilde değerlendirmek için başlattığımız çalışmaların ilk sonuçlarını görmek bizleri mutlu etti. Her bir filiz, emeğimizin karşılığı ve sürdürülebilir tarım hedefimize atılmış değerli bir adımdır" dedi. "Honaz’a katma değeri yüksek bir ürün kazandırmanın gururunu yaşıyoruz" Safran’ın üreticiler için yeni bir fırsat sunacağını belirten Honaz Belediye Başkanı Yüksel Kepenek, "Safran gibi ekonomik değeri yüksek bir bitkinin ilçemizde yeniden hayat bulması tarımsal çeşitliliğimize güç katacak, üreticilerimize yeni bir fırsat sunacaktır. Bu süreçte bilimsel tarım uygulamalarıyla geleneksel üretim kültürünü buluşturarak Honaz’a katma değeri yüksek bir ürün kazandırmanın gururunu yaşıyoruz" diye konuştu. "Honaz’ın geleceği, üreten insanlarımızla birlikte daha da güzelleşecek" Honaz’ın geleceği, üreten insanlar ile birlikte daha da güzel olacağını ifade eden Başkan Kepenek, "Yerel tohumun kıymetini bilerek, üretimin bereketine inanarak ve toprağın gücünü büyüterek çalışmalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz. Honaz’ın geleceği, üreten insanlarımızla birlikte daha da güzelleşecek" ifadelerini kullandı.

Konya, Endüstriyel Kenevir Hasadıyla Yeni Bir Döneme Giriyor Haber

Konya, Endüstriyel Kenevir Hasadıyla Yeni Bir Döneme Giriyor

Konya Ovası’nda geçtiğimiz yıl ilk deneme ekimi yapılan endüstriyel kenevirde hasat heyecanı yaşanıyor. Konya’nın Çumra ilçesinde Çumra Anadolu Üretim ve Pazarlama Kooperatifi tarafından alınan izinle üretimine başlanan kenevir, hasat edilmeye başladı. 75 dekar alana ekilen kenevirin hem danesi hem de sapı endüstriyel alanda ayrı ayrı değerlendiriliyor. Çumra Anadolu Üretim ve Pazarlama Kooperatifi Başkanı Mahmut Şenyüz, “İlk deneme ekimi geçtiğimiz yıl yapılan kenevir, oldukça verimli ve bereketli sonuç verdi. Kenevirin Çumra topraklarını sevdiği ve ortalamanın üzerinde bir verim alındığı görülmüş oldu. Bunun üzerine bölgemizdeki çiftçiler kooperatifimize başvurarak gerekli ekim izinlerini aldı. Bu yıl Çumra’da çok geniş bir alanda ekimi gerçekleştirilen kenevir, yine verimli ve bereketli bir sonuç verdi. Rahmetin yeteri kadar düştüğü yıllarda sulamaya dahi ihtiyaç duymuyor. Yağmur az düştüğü zaman ise bir veya iki sulama yeterli geliyor. Buğday ve arpa gibi hububat ürünlerinden bile daha az su ile yetişip daha çok verim sağlayabiliyor” dedi. “Kenevir gibi az su tüketen ama yüksek gelir getiren ürünlere yönelmek gerekiyor” Kenevir hasadına katılan katılan Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zeki Bayramoğlu da Konya Ovası’nda kenevir üretiminin bölge tarımı için büyük bir fırsat olduğunu söyledi. Konya Ovası’nın Türkiye’nin en az yağış alan ve kuraklık tehdidiyle en çok karşı karşıya kalan bölgelerinden biri olduğunu hatırlatan Bayramoğlu, suyun etkin kullanımının bölge tarımı açısından hayati önem taşıdığını vurguladı. Bayramoğlu, “Suyu etkin kullanmak, hem sürdürülebilir tarım için hem de çiftçi gelirinin artması için çok önemli. Bu noktada kenevir gibi az su tüketen ama yüksek gelir getiren ürünlere yönelmek gerekiyor. Kenevir 3-4 sulama ile diğer birçok üründen daha yüksek gelir sağlıyor. Eğer Konya’da kenevir üretimini ve işleme süreçlerini başarıyla yürütürsek, çiftçimizin gelirine ciddi katkı sunarız. Aynı zamanda kırsal kalkınmaya, sanayileşmeye ve tarımsal üretim zincirinin tümüne önemli bir katma değer kazandırmış oluruz. Bu nedenle kenevir üretiminin desteklenmesi ve teşviklerin artırılması büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.