Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sürdürülebilirlik

AGRONEWS - Sürdürülebilirlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sürdürülebilirlik haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Türk dünyasında tarım için dijital veri platformu kurulacak Haber

Türk dünyasında tarım için dijital veri platformu kurulacak

Türk Devletleri Teşkilatı’nın Türkistan’da düzenlediği Gayriresmi Zirve’de tarımda dijital dönüşümü güçlendirecek önemli bir karar alındı. Zirve sonrası yayımlanan Türkistan Bildirisi’nde, üye ülkeler arasında veri değişimini artıracak, akıllı tarım çözümlerini destekleyecek ve gıda güvenliğine katkı sağlayacak TDT Dijital Tarım Veri Platformu’nun geliştirilmesi hedeflendi. TÜRK DEVLETLERİ TARIMDA DİJİTAL İŞBİRLİĞİNİ GÜÇLENDİRECEK Türk Devletleri Teşkilatının Kazakistan’ın Türkistan şehrinde gerçekleştirdiği toplantıda, tarım alanında üye devletler arasında dijital işbirliğini güçlendirecek yeni bir adım atıldı. Alınan karar kapsamında, veri değişimi ve akıllı çözümler için “TDT Dijital Tarım Veri Platformu” oluşturulacak. Platformun, tarımda verimlilik, sürdürülebilirlik ve gıda güvenliği hedeflerine katkı sağlaması amaçlanıyor. TÜRKİSTAN ZİRVESİNDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM ÖNE ÇIKTI 15 Mayıs’ta Kazakistan’ın Türkistan şehrinde “Yapay Zeka ve Dijital Kalkınma” temasıyla düzenlenen TDT Gayriresmi Zirvesi’nde birçok başlık ele alındı. Zirvede tarımdan ulaştırmaya, yapay zekadan dijital teknolojilere kadar farklı alanlarda kararlar alındı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı zirvede, yapay zeka ve dijital dönüşüm Türk devletlerinin öncelikli gündem maddeleri arasında yer aldı. TÜRKİSTAN BİLDİRİSİ’NDE TARIMDA DİJİTAL DÖNÜŞÜM VURGUSU Zirve sonrası yayımlanan Türkistan Bildirisi’nde tarım sektöründe dijital dönüşümü artırmanın önemine işaret edildi. Bu alanda verimliliğin, sürdürülebilirliğin ve gıda güvenliğinin artırılması hedefleniyor. Alınan karar kapsamında, üye devletler arasında veri değişimi, akıllı tarım çözümleri ve kanıta dayalı politika oluşturmak amacıyla birleştirilmiş bir mekanizma olarak TDT Dijital Tarım Veri Platformu’nun geliştirilmesi ve faaliyete geçirilmesi planlanıyor. “ÇOK BOYUTLU BİR POLİTİKA ARACI” Selçuk Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zeki Bayramoğlu, kurulması planlanan platforma ilişkin değerlendirmede bulundu. Bayramoğlu, TDT zirvesinin bölgesel tarım politikasında bir kırılma noktasına dönüştüğünü belirtti. Bayramoğlu, “Dijital Tarım Veri Platformu girişimi, tarımsal veri egemenliği, yapay zeka destekli üretim optimizasyonu ve bölgesel gıda güvenliği ekseninde çok boyutlu bir politika aracı olarak şekillenmektedir.” dedi. PLATFORMUN KURUMSAL KÖKENİ 2024’E DAYANIYOR Platformun kurumsal kökeninin 2024’e dayandığını belirten Bayramoğlu, Türk dünyasının tarımsal potansiyeline dikkat çekti. Bayramoğlu, Kazakistan’ın küresel buğday ihracatında üst basamaklarda yer aldığını, Özbekistan’ın ise pamuk üretiminde kritik bir aktör olduğunu söyledi. Türkiye’nin FAO verilerine göre dünya tarımsal üretim endeksinde üst sıralarda bulunduğunu ifade eden Bayramoğlu, Azerbaycan ve Kırgızistan’ın da belirgin tarımsal biyoçeşitlilik potansiyeli taşıdığını kaydetti. TARIMSAL VERİ EGEMENLİĞİ ÖNE ÇIKIYOR Bayramoğlu, küresel gıda piyasalarının yalnızca birkaç büyük aktörün veri ve tahmin sistemleriyle yönlendirildiği günümüzde, bu coğrafyanın kendi verilerini bağımsız biçimde üretip işleyememiş olmasının bir epistemik bağımlılık sorununa karşılık geldiğini söyledi. Platformun bu asimetriyi kısmen giderebilecek bir mekanizma sunduğunu belirtti. Bu yönüyle TDT Dijital Tarım Veri Platformu, yalnızca teknik bir altyapı değil, aynı zamanda tarımsal veri egemenliğini güçlendirecek stratejik bir araç olarak değerlendiriliyor. VERİ FORMATLARINDAKİ FARKLILIK KARAR ALMAYI ZORLAŞTIRIYOR Bayramoğlu, veri formatlarının ülkeden ülkeye farklılaşmasının karşılaştırılabilirliği kısıtladığına dikkat çekti. Yılda en fazla bir ya da iki kez gerçekleştirilen veri paylaşımlarının kriz anında karar almak için geç kaldığını söyledi. Bu nedenle ortak, hızlı ve karşılaştırılabilir veri altyapısının tarım politikalarında daha etkin karar almayı mümkün kılabileceği vurgulandı. AKILLI TARIM İÇİN 5 KATMANLI MODEL ÖNERİSİ Bayramoğlu, platformun akıllı tarım bileşenlerinin 5 işlevsel katman üzerine kurgulanmasının önemine işaret etti. İlk katmanda uydu ve uzaktan algılama NDVI analizleri, toprak nem haritaları ve tarla bazlı verim tahmininin yer alması gerektiğini söyledi. İkinci katmanda ise yapay zeka ve öngörücü analitik kapsamında kuraklık erken uyarısı, zararlı yayılım modellemesi ve 5 yıllık verim projeksiyonlarının bulunması gerektiğini ifade etti. PİYASA, LOJİSTİK VE TOPRAK YÖNETİMİ VERİLERİ DE YER ALMALI Bayramoğlu’na göre platformun üçüncü katmanı, piyasaların karşılaştırmalı fiyat endekslerini, hasat sonrası kayıp analizini ve lojistik güzergah optimizasyonunu kapsamalı. Dördüncü katmanda toprak ve su yönetimi, sulama verimliliği, tuzlanma ve erozyon izleme verileri bulunmalı. Beşinci katmanda ise çok dilli bilgi yönetimi yer almalı. Bu kapsamda Türkçenin yanı sıra Kazakistan, Özbekistan, Azerbaycan ve Kırgızistan’ın yerel dil desteğiyle eğitim ve iyi uygulama arşivi oluşturulmalı. ORTAK TEKNİK ÇERÇEVE GEREKLİ Platformun doğru bir vizyonun ürünü olduğunu vurgulayan Bayramoğlu, bu vizyonun sahaya aktarılmasının kendine özgü güçlükler barındırdığını söyledi. Bayramoğlu’na göre platformun stratejik hedeflerine ulaşabilmesi için üç temel koşulun bir arada karşılanması gerekiyor. İlk olarak, FAO standartlarını esas alan ortak teknik çerçevede üye ülkeler arasında süratle mutabakata varılması, veri formatı çeşitliliğinin yol açtığı karşılaştırılamazlık sorununun giderilmesi ve son mil sorununa çözüm üretilmesi gerekiyor. PLATFORM SAHADAKİ ÇİFTÇİYE ULAŞMALI Bayramoğlu, ikinci koşul olarak platformun yalnızca bakanlık veri tabanlarıyla sınırlı kalmaması gerektiğini belirtti. Platformun sahadaki çiftçiye gerçek anlamda ulaşabilmesinin önem taşıdığını vurguladı. Bu yaklaşım, dijital tarım platformunun yalnızca üst düzey politika üretimi için değil, doğrudan üreticinin karar süreçlerine katkı sağlayacak bir araç olarak tasarlanması gerektiğini gösteriyor. GÜÇLÜ YÖNETİŞİM ÇERÇEVESİNE İHTİYAÇ VAR Bayramoğlu’nun işaret ettiği üçüncü koşul ise veri egemenliği güvenceleri, erişim protokolleri ve şeffaflık standartlarını kapsayan güçlü bir yönetişim çerçevesinin teknik altyapıyla eş zamanlı inşa edilmesi. Bu çerçeve, platformun güvenilir, sürdürülebilir ve üye ülkeler arasında dengeli biçimde işlemesi açısından kritik görülüyor. Veri güvenliği ve erişim protokolleri, tarımsal veri paylaşımının kurumsal zemine oturtulmasında belirleyici olacak. TÜRK DÜNYASININ TARIMSAL POTANSİYELİ STRATEJİK GÜCE DÖNÜŞEBİLİR Bayramoğlu, gerekli koşulların sağlanması halinde platformun bölgesel gıda güvenliğinin kurumsal savunucusundan uluslararası tarım diplomasisinin etkin bir enformatik altyapısına dönüşebileceğini belirtti. Platformun, Türk dünyasının tarımsal potansiyelini koordineli bir stratejik güce tahvil edebileceğini ifade etti. Bu kapsamda TDT Dijital Tarım Veri Platformu, üye devletler arasında tarımsal işbirliğini yalnızca veri paylaşımıyla sınırlı bırakmayıp, gıda güvenliği, üretim optimizasyonu ve tarım diplomasisi açısından yeni bir aşamaya taşıyacak bir girişim olarak öne çıkıyor.

İş Bankası ve Sabancı Üniversitesi’nden genç çiftçilere destek Haber

İş Bankası ve Sabancı Üniversitesi’nden genç çiftçilere destek

Gıda güvenliği ve sürdürülebilir kalkınmanın temel unsurlarından olan tarım sektörünün önemi her geçen gün artıyor. Küresel iklim değişikliği, yüksek girdi maliyetleri, kırsal nüfusun yaşlanması ve gençlerin tarımdan uzaklaşması önemli gibi gelişmelere rağmen sektör, akıllı tarım uygulamaları, veri odaklı üretim modelleri ve sürdürülebilir yaklaşımlar ile yenilikçi bir yapıya kavuşma potansiyeli taşıyor. “Geleceğin Önder Çiftçileri Eğitim Programı”, bu dönüşümün gelecekteki öncüleri olacak genç üreticileri desteklemek amacıyla İş Bankası ve Sabancı Üniversitesi iş birliğiyle hayata geçirildi. 31 Mayıs’a kadar başvuruların devam edeceği program kapsamında; bitkisel ve/veya hayvansal üretimle ilgilenen, teknolojiye ve yeni nesil tarım uygulamalarına ilgi duyan ziraat fakültelerinin ikinci sınıf öğrencileri arasından 20 genç çiftçi seçilecek. Türkiye’nin farklı bölgelerinden katılması beklenen öğrenciler, bir hafta boyunca eğitimler alacak. Teori ve pratik bir arada İki aşamalı bir yapı üzerine kurgulanan programın ilk aşamasında genç çiftçilere finansal okuryazarlık, tarım politikaları, katma değerli üretim ve ürün hikâyesi, döngüsel ekonomi ve sürdürülebilirlik, tarımsal finans, kooperatifçilik, üretim ve pazarlamada dijital uygulamalar, iş modeli geliştirme başlıklarında disiplinler arası içerikler sunulacak. Programın devamında öne çıkan katılımcılar, ikinci yıl planlanan uygulama aşamasına dahil edilecek. İkinci aşama, teorik kazanımların toprakla buluştuğu bir basamak olarak kurgulanıyor. Bu süreçte genç çiftçilerin örnek çiftlikler, tarımsal işletmeler, girişimler ve kooperatiflerle bir araya gelerek ekosistem deneyimi kazanması hedefleniyor. Ayrıca, yeni nesil tarım teknolojileri ve çözümleri, verimlilik artırıcı uygulamalar konusunda saha deneyimi edinmeleri planlanıyor. Böylece katılımcılar yalnızca teorik bilgiyle değil, uygulama deneyimiyle de desteklenecek.

Sunar Yatırım Ar-Ge merkezi mısırın geleceğini şekillendiriyor Haber

Sunar Yatırım Ar-Ge merkezi mısırın geleceğini şekillendiriyor

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı onaylı, sektöründe ilk ve tek olan Ar-Ge Merkezine yatırımlarını her geçen gün artırarak inovasyon çalışmalarını sürdüren şirket, üretim tesisine giren her mısır tanesini yüzde 100 değerlendirerek, ürettiği mısır nişastası ve türevleriyle gıda sektörü dışında da ürünün kullanımını destekliyor. Mısırın kullanım alanlarını geliştirmeye yönelik Ar-Ge çalışmalarının önemine dikkat çeken Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu konuya ilişkin açıklamasında; "İşimizin çok büyük bir bölümünü oluşturan mısır, bugün yüzlerce üründe hammadde olarak kullanılan, çok geniş endüstriyel etki alanına sahip, stratejik bir üründür. Sunar Yatırım olarak mısırı yalnızca üretip işlenen bir ürün değil, yeni ürünlere entegre edilen ve sanayiye katma değer katan bir ekosistem olarak görüyoruz. Nişasta bazlı çözümlerden biyobozunur ürünlere, sürdürülebilir üretim süreçlerinden farklı sektörlere yönelik inovatif uygulamalara uzanan çalışmalarımızla, mısırın potansiyelini sürekli genişletiyoruz. Bu yaklaşım hem ülkemizin üretim gücünü hem de küresel pazarlardaki rekabetçiliğimizi ileri taşıyor" dedi. Yüzlerce üründe ham madde olarak kullanılıyor Tarımın en stratejik ürünlerinden biri haline gelen ve birçok sektör için stratejik hammadde olarak tanımlanan mısır, sadece bir gıda hammaddesi olmanın ötesinde, yüzlerce farklı ürünün üretiminde önemli rol oynayan çok yönlü bir kaynak olarak öne çıkıyor. Sunar Yatırım bünyesinde yer alan Sunar Mısır, bu güçlü hammaddenin potansiyelini açığa çıkarmak amacıyla Ar-Ge yatırımlarını sürekli artırarak, mısırın üretiminden işlenmesine ve farklı sektörlerde inovatif ürünlere dönüşümüne kadar geniş bir değer zincirini yönetiyor. Mısır, bugün birçok ürünün temel hammaddesi olarak gıda, tekstil, ambalaj, kağıt, kimya ve daha birçok sektörde kritik bir rol oynuyor. Şirketin Ar-Ge yaklaşımı, yalnızca ürün geliştirme değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik, verimlilik ve yeni pazar oluşturma ekseninde şekilleniyor. Mısır nişastasından biyoplastik poşet üretimine uzanan Ar-Ge gücü Sunar Yatırım Ar-Ge Merkezi, 2018 yılında T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından onaylanmasının ardından; nişasta bazlı ürünler, biyoteknoloji, proses optimizasyonu ve sürdürülebilir çözümler alanlarında yoğun çalışmalar yürütüyor. Gıda sektörünün yanı sıra kozmetik, kimya ve ilaç gibi farklı sektörlere yönelik geliştirilen ürünler, mısırın çok yönlü kullanım potansiyelini ortaya koyuyor. Bugün nişasta ve nişasta bazlı ürünler gıda sektörü ile beraber ambalaj, kağıt, kimya ve tekstil endüstrilerinde de yoğun biçimde kullanılıyor. Market poşetleri, çöp torbaları, endüstriyel ambalajlar, tarım (malç filmleri) ve pipet gibi ürünler üretiliyor. Bu alanda geliştirdiği çözümlerle hem mevcut pazarlarda derinleşiyor hem de yeni kullanım alanları geliştiriyor. 2025 yılında Ar-Ge yatırımı 2 katına çıkartıldı Ürünlerini 100’den fazla ülkeye ihraç eden Sunar Mısır, Ar-Ge gücünü, teknoloji ve insan kaynağı yatırımlarıyla artırıyor. 2025 yılında Ar-Ge ekibine yeni araştırmacılar dahil edilirken, yüksek lisans yapan çalışan sayısında yüzde 60 artış sağlandı. Kimya ve gıda mühendisliğinin yanı sıra biyoteknoloji alanındaki uzmanların da ekibe katılması ile multidisipliner yapı güçlendirildi. Aynı dönemde Ar-Ge harcamaları iki katına çıkarılırken, bütçenin önemli bir bölümü ekipman yatırımları ve çalışan yetkinliklerinin geliştirilmesine ayrıldı. Kimyasal analiz, tekstür ve biyoteknoloji alanlarında yapılan yatırımlar, merkezin teknik kapasitesini ileri seviyeye taşıdı. Ar-Ge vizyonu sürdürülebilirlik odağında şekilleniyor Sunar Mısır’ın Ar-Ge stratejisinde sürdürülebilirlik merkezi bir rol oynuyor. Biyobozunur ürünler, enerji verimliliği sağlayan prosesler ve karbon ayak izini azaltmaya yönelik çalışmalar, öncelikli araştırma alanları arasında yer alıyor. 2026 hedefleri doğrultusunda; sürdürülebilir ve sağlıklı ürünlere odaklanarak yeni ürünlerin pazara sürülmesi, ithal ikame çözümler geliştirilmesi ve uluslararası pazarlarda rekabet gücünün artırılması planlanıyor. Aynı zamanda enerji tasarrufu ve çevresel etkiyi azaltan üretim süreçleriyle daha sürdürülebilir bir sanayi yapısına katkı sağlanması hedefleniyor.

5. Kapadokya Gastronomi Festivali başladı Haber

5. Kapadokya Gastronomi Festivali başladı

Nevşehir'in Ürgüp ilçesine bağlı Mustafapaşa beldesinde "5. Kapadokya Gastronomi Festivali" gerçekleştiriliyor. Valilik himayesinde, Kapadokya Üniversitesi (KÜN) ev sahipliğinde "Yerel miras, yıldızlı sofralar" temasıyla düzenlenen etkinlik, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı. Kapadokya'nın mutfak kültürünü, yerel üretim birikimini ve gastronomi hafızasını geniş kitlelere ulaştırmak amacıyla gerçekleştirilen etkinlikte, festivalin tanıtım filmi izlendi. Vali Hüseyin Kök, programdaki konuşmasında, etkinliğin bölgesel zenginliğin tanıtımına katkı sunacağına inandığını söyledi. Her yıl milyonlarca yerli ve yabancı turistin ağırlandığı Kapadokya'da gastronominin öne çıkarılmasının kıymetli olduğunu kaydeden Kök, şöyle konuştu: "Bu festival, yöresel lezzetlerin sergilendiği bir platform olmanın yanı sıra tarladan sofraya uzanan emeğin, tarımsal üretimin ve yerel kalkınmanın en somut göstergesidir. Toprağımızı işleyen çiftçilerimizin, üretime katma değer sağlayan kadın kooperatiflerimizin ve geleneksel mutfağımızı yaşatan şeflerimizin bu süreçte rol alması ilimiz açısından son derece kıymetlidir. Sahip olduğumuz inanç, doğa ve kültür mirası potansiyelini gastronomi turizmiyle birleştirerek ilimizin turizmdeki marka değerini daha da ileriye yükseltmeyi hedefliyoruz." AK Parti Nevşehir Milletvekili Süleyman Özgün de bölgenin kadim kültürel mirası içinde gastronominin de önemli yer tuttuğunu dile getirerek, "Festival, bölgenin binlerce yıllık mutfak kültürünü, yerel ürünlerini, kadim tariflerini ve köklü bağcılık geleneğini sürdürebilirlik anlayışı ve çağdaş gastronomi vizyonuyla harmanlayarak geleceğe taşıma tutkumuzun güçlü bir yansımasıdır. Toprağın bereketini, emeğin değerini ve kültürel mirasımızı aynı sofrada buluşturan festival, Kapadokya'mızın eşsiz lezzet hikayesini dünyaya anlatan önemli bir buluşmadır." diye konuştu. "Gastronomi turizmini geliştirmek, tanıtmak ve pazarlamak zorundayız" AK Parti Nevşehir Milletvekili Emre Çalışkan ise gastronomi turizminin Kapadokya'da turistlerin konaklama gün sayısının artmasını sağlayacağını kaydetti. Bölgeye gelen bir turistin ortalama iki gün kalıp tekrar kendi memleketine döndüğünü belirten Çalışkan, "İşte bu ortalamayı artırabilmemiz için Kapadokya'da en önemli turizm dallarından biri olan gastronomi turizmini geliştirmek, tanıtmak ve pazarlamak zorundayız. Bu noktada Kapadokya Üniversitesi beşinci kez düzenlediği bu etkinlikle üzerine düşeni fazlasıyla yapıyor." ifadesini kullandı. KÜN Rektörü Prof. Dr. Hasan Ali Karasar da üniversite olarak bölge turizmine farklı alanlarda hizmet sunma gayretinde olduklarını söyledi. Yürütülen çalışmaların bölgenin geleceği açısından değerli olduğunu ifade eden Karasar, şunları kaydetti: "Festival boyunca yerel üretici pazarlarından gastronomi panellerine, söyleşilerden yemek yarışmalarına, lezzet rotalarından sürdürülebilirlik eksenli etkinliklere kadar çok zengin bir içerik sizleri bekliyor. Faaliyetimizin temel yaklaşımının yalnızca lezzet değil, aynı zamanda düşük karbon ayak izi, yerel üretim, kültürel süreklilik ve sürdürülebilirlik olduğunu özellikle vurgulamak isterim. Hepimiz çok iyi biliyoruz ki gastronomi sadece iyi yemek yapmak değil, daha çok toprağımızı, vatanımızı korumak, üreticiyi yaşatmak, kültürü geleceğe taşımak ve insanları, hepimizi aynı sofrada buluşturabilmektir." Konuşmaların ardından katılımcılar alanda kurulan yerel üretici pazarı ile yöresel lezzet stantlarını gezdi. Vali Kök, vatandaşlara festival için hazırlanan çorba dağıtımına da katıldı. Festival, yarın sona erecek.

Zeytin sektörü buluşması İzmir’de başladı Haber

Zeytin sektörü buluşması İzmir’de başladı

İZFAŞ tarafından düzenlenen Olivtech-12. Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri ve Teknolojileri Fuarı, 100'ün üzerinde katılımcı ve 5 ülkeden sektör temsilcilerinin katılımı ile Fuar İzmir'de başladı. 2 Mayıs'a kadar çeşitli etkinliklerle devam edecek olan fuarın açılışına CHP Tarım ve Orman Politikaları Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu, Zafer Partisi İzmir İl Başkanı Sinan Bezircilioğlu, İzmir Ticaret Odası Meclis Başkanı Selami Özpoyraz, İzmir Ticaret Borsası (İTB) Meclis Başkanı Ömer Gökhan Tuncer, EBSO Yönetim Kurulu Üyesi İdil Yiğitbaşı, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Meclis Başkan Yardımcısı İzzet Şanlı, bürokratlar, akademisyenler, sektör profesyonelleri katıldı. "Değerini bulmasını sağlamamız gerekiyor" Dünyanın en güzel zeytinyağının bu topraklarda üretildiğini söyleyen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, "İnsanların ilk yerleşik düzene geçtiği, tarım yapmaya başladığı toprakların mirasçılarıyız. Sahip olduğumuz bu değeri anlamak, bilmek, hakkını vererek bunu işlemek, emeğe, ürüne, markaya dönüştürmek ve değerini bulmasını sağlamak gerekiyor. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün bir anlamda İzmir'e görev olarak verdiği fuarlar şehri kimliğini düşününce böyle bir fuara ev sahipliği yapmak da en çok şehrimize yakışırdı. Görevimizi yapmış olmanın huzurunu yaşıyoruz" dedi. "Zeytinyağı üretimi açısından öncüyüz diyebiliriz" Fuarların zorlu şartlarda gerçekleştiğini söyleyen Tugay, başarılı bir katılım olduğunu ifade etti. Çok katmanlı ve paydaşlı bir fuar düzenlendiğini kaydeden Tugay, markalaşmaya, teknolojiye, pazarlamaya vurgu yaparak, "Türkiye'de 200 milyondan fazla zeytin ağacımız, 3 milyon 750 bin ton zeytin üretimimiz var. Yılda ortalama 300 bin ton zeytinyağı, 700 bin tonun üzerinde sofralık zeytin üretiyoruz. 400 bin ailemiz geçimini doğrudan zeytinden sağlıyor. Dünya sıralamasına baktığımızda sofralık zeytinde üretim ve ihracatta ilk üçteyiz. İspanya ve Mısır ile rekabet halindeyiz. Zeytinyağında aynı şekilde hem üretimde hem ihracatta ilk beş içindeyiz. 120 ülkeye zeytinyağı, 130 ülkeye sofralık zeytin ihraç ediyoruz. Zeytin sektörünün dünyadaki ana aktörlerinden birisidir Türkiye. Bu bilinçle hem gurur duymalı hem de bu sorumluluğun ağırlığını hissetmeliyiz diye düşünüyorum. İzmir, bu sorumluluğun altından kalkmak için çok çalışan, çaba gösteren şehirlerimizden biridir. Yağlık zeytin üretiminde Türkiye'nin birinci kenti. Türkiye genelindeki zeytin üretiminin yaklaşık yüzde 14'ünü, yağlık zeytin üretiminin yaklaşık yüzde 18'ini tek başımıza karşılıyoruz. 20 milyonun üzerinde zeytin ağacı, yaklaşık 520 bin ton toplam zeytin üretimimiz var. Zeytinyağı üretimi açısından öncüyüz diyebiliriz" dedi. "Bunlar boş sözler değil" Zeytin Konseyi'ne sahip olduklarını, herkesin destek olabileceğini söyleyen Tugay, markalaşmanın da irdelenmesi gerektiğini söyledi. Tugay, "Ürettiğimiz ürünleri başka ülkelere markasız olarak toplu ihraç ediyoruz. Onlar marka haline getiriyor. Kendi ürünleri olarak satıyor. Bizim 1 liraya sattığımız şeyi onlar 5-10 liraya satıyor" dedi. Geçen yıl kooperatiflere 694 milyon lira destek verdiklerini söyleyen Tugay, "Geleceğin tarımını, ülkesini birlikte kuracağız. Bunlar asla boş sözler değil. Ben bu ülkenin bir evladı olarak bu görevin başındayım. İnsanlarımız istediği sürece bu görevi yapmaya devam edeceğim. Benim olmadığım zamanlar bu ülkenin başka evlatları burada olacaklar. Bu ülkenin evlatları bu ülkenin kurtuluşunu sağlayacaklar. Türkiye kendi çocuklarıyla şifa bulacak" şeklinde konuştu. "Çok çalışıyoruz ama para kazanamıyoruz" CHP Tarım ve Orman Politikaları Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu ise, "Türkiye'de zenginliği yerin altında aramayın: En büyük zenginliğimiz yeşil altın zeytin" başlıklı bir konuşma gerçekleştirdi. Türkiye'de üretilen ancak markalaşamayan ürünlere vurgu yapan Solakoğlu, "Çok çalışıyoruz ama para kazanamıyoruz. Çok çalışıp para kazanmamamızın da en büyük sebebi, biz hiçbir zaman desteklenmiyoruz. Zeytinyağımızı, peynirimizi markalaştıramamışız, hep fasonculuğa kaçmışız. Standardın olmadığı yerde markalaşmanın olması mümkün değil. Bu konuda hiçbir destek yapılmıyor" diye konuştu. Solakoğlu, Türk mutfağının dünyada tanıtılması gerektiğini söyledi. 100'ün üzerinde katılımcı Olivtech Fuarı, sektördeki yenilikleri ve teknolojik gelişmeleri sergilemek, sektör profesyonellerini bir araya getirerek iş birliği olanakları oluşturmak amacıyla düzenlenirken, üretimden işleme ve tüketime uzanan geniş bir yelpazede faaliyet gösteren paydaşları aynı çatı altında buluşturmayı hedefliyor. 100'ün üzerinde katılımcının yer aldığı fuarda, Türkiye'nin 19 farklı şehrinin yanı sıra Almanya, Fransa, İsveç, Kanada ve Libya'dan katılımcılar da bulunuyor. Zeytin ve zeytinyağı başta olmak üzere süt ürünleri ve tarım teknolojilerine odaklanan fuar, katılımcılara güncel trendleri takip etme, yeni iş bağlantıları kurma ve sektörel gelişmelere dair kapsamlı bir perspektif kazanma imkanı sunuyor. Fuarı ülkemizin yanı sıra Balkanlar, Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika başta olmak üzere farklı coğrafyalardan sektör profesyonellerinin ziyaret etmesi bekleniyor. Fuar, zengin etkinlik programıyla da dikkat çekiyor. Söyleşiler, mutfak atölyeleri, tadım etkinlikleri, lansmanlar, deneyim alanları ve sergi ile zenginleşen program kapsamında üretimden tüketime uzanan süreç farklı başlıklar altında ele alınacak. Tarımda dönüşüm, gıdada kalite, üretim süreçleri, markalaşma, sürdürülebilirlik, değer zinciri, tüketim alışkanlıkları ve gastronomi gibi konuların değerlendirileceği etkinlikler, sektörün güncel dinamiklerine ışık tutacak.

Samsun’da kadın çiftçilere ilaçsız tarım eğitimi verildi Haber

Samsun’da kadın çiftçilere ilaçsız tarım eğitimi verildi

Samsun'un Bafra ilçesinde, Birleşmiş Milletler Küresel Çevre Fonu Küçük Destek Programı (UNDP GEF SGP) desteğiyle yürütülen "Doğada Denge, Üründe Kalite" projesi kapsamında kadın çiftçilere uygulamalı tarım eğitimleri verildi. Kimse Geride Kalmasın Sürdürülebilirlik Derneği tarafından Bafra kırsalındaki Evrenuşağı ve Sürmeli mahallelerinde yürütülen proje çerçevesinde düzenlenen etkinliklerde, kadın çiftçilere ilaçsız tarım yöntemleri anlatıldı. Dernek Başkanı ve proje yürütücüsü Figen Ar, AA muhabirine, projenin amacının biyoçeşitliliği korumak, pestisit kullanımını azaltmak ve doğa dostu üretim yöntemlerini yaygınlaştırmak olduğunu söyledi. Proje kapsamında özellikle kadın çiftçiler, çocuklar ve gençlerde farkındalık oluşturmayı hedeflediklerinin altını çizen Ar, "Pestisit kullanımının yerine faydalı böceklerin kullanımını yaygınlaştırmayı amaçlıyoruz. Bu sayede hem üretimde kaliteyi artırmayı hem de doğayı korumayı hedefliyoruz" dedi. Ar, proje ortaklarının ise Bafra Dönüşüm Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi, Bafra Sürmeli Köyü Kalkındırma ve Dayanışma Derneği (SÜRDER) ve Başkent Üniversitesi olduğunu sözlerine ekledi. Proje danışmanlarından İsmail Karaca ise sahada yürütülen çalışmalara ilişkin bilgi vererek, üreticilerin bahçe ve seralarında uygulamalı eğitimler gerçekleştirildiğini anlattı. Karaca, "Seralarda zararlı ve faydalı böcekleri izlemek amacıyla farklı renklerde yapışkan tuzaklar kullandık. Meyve bahçelerinde ise feromon tuzakları kurarak hem eğitim verdik hem de uygulama yaptık. Ayrıca tozlaşmayı artırmak amacıyla arılarla ilgili çalışmalar gerçekleştirdik." diye konuştu. SÜRDER Başkanı Aşire Yılmaz da eğitimlerin çiftçiler açısından faydalı olduğunu belirterek emeği geçenlere teşekkür etti.

Tarlada veda: Üreticinin en çok bıraktığı tarım ürünü hangisi? Haber

Tarlada veda: Üreticinin en çok bıraktığı tarım ürünü hangisi?

Türkiye genelinde ekiliş alanları en çok daralan ürünleri ve üreticinin yeni rotasını analiz ediyoruz.Pamuk ve şeker pancarında alan daralması Son yılların tarımsal verileri incelendiğinde, "beyaz altın" olarak bilinen pamuk ve sanayi bitkilerinin başında gelen şeker pancarı, ekim alanlarında en çok dalgalanma yaşayan ve yer yer terk edilen ürünlerin başında geliyor. Özellikle Ege ve Çukurova bölgelerinde bir dönemin vazgeçilmezi olan pamuk, yüksek gübre ve ilaç maliyetlerinin yanı sıra dünya borsalarındaki fiyat belirsizlikleri nedeniyle yerini mısır veya meyve bahçelerine bırakıyor. Üreticiler, birim alandan alınan verim yüksek olsa da toplam masrafın satış fiyatıyla dengelenemediği noktalarda, stratejik de olsa bu ürünlerden uzaklaşmayı tercih ediyor. İş gücü çıkmazı: Tütün ve el hasadı ürünleri Küçük aile işletmelerinin bel kemiği olan tütün ve el ile hasat edilen bazı sebze türleri, "iş gücü maliyeti" engeline takılıyor. Yüksek Maliyet: Hasat döneminde çalıştırılacak işçi bulunamaması veya işçi ücretlerinin toplam gelirin yarısından fazlasına ulaşması, üreticiyi bu zahmetli üretim kollarından çekilmeye zorluyor. Mekanizasyon Şartı: Makineli hasada uygun olmayan çeşitler, her geçen yıl yerini tam otomasyonla hasat edilebilen mısır, buğday veya ayçiçeği gibi ürünlere bırakıyor. Su kısıtı ve mısırdan kaçış Geleneksel olarak en çok tercih edilen ürünlerden biri olan mısır, son yıllarda yer altı sularının azalmasıyla birlikte bazı havzalarda "istenmeyen ürün" kategorisine girmeye başladı. Bakanlığın su kısıtı olan bölgelerde mısır desteklemelerini azaltması veya kısıtlaması, üreticileri mısırdan vazgeçerek sorgum-sudan otu melezi veya arpa gibi daha az su tüketen alternatiflere yönlendiriyor. Bu durum, sadece ekonomik değil, aynı zamanda çevresel zorunlulukların bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor. Üreticinin yeni rotası: Meyve bahçeleri ve yağlı tohumlar Terk edilen geleneksel ürünlerin boşluğunu ise daha çok yağlı tohumlar (ayçiçeği, kanola) ve çok yıllık meyve bahçeleri dolduruyor. Özellikle zeytin, fıstık ve ceviz gibi bir kez dikildikten sonra uzun yıllar ürün veren ve iş gücü ihtiyacı yıl geneline yayılan yatırımlar, üretici için daha güvenli bir liman olarak görülüyor. Sürdürülebilirlik için planlı üretim Ürünlerin terk edilmesi, ulusal gıda arz güvenliği açısından bazı riskleri beraberinde getirmektedir. Bu nedenle, çiftçinin bir üründen vazgeçmemesi için "yaratmak" kelimesine sığınmadan, sadece maliyetlerin düşürülmesi ve sözleşmeli üretim modellerinin yaygınlaştırılması hayati önem taşımaktadır. 2026 üretim planlamasında, hangi ürünün terk edildiği kadar, yerine konulan ürünün toprak ve su kaynaklarıyla ne kadar uyumlu olduğu, tarımsal geleceğimizi belirleyen en temel unsur olacaktır.

Toprağı korumak için arazi kullanım planları hazırlanacak Haber

Toprağı korumak için arazi kullanım planları hazırlanacak

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan Arazi Kullanım Planlaması Uygulama Yönetmeliği Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yönetmelikle, toprak ve arazi varlığının belirlenmesi, toprak etüt, haritalama ve sınıflama yapılması, büyük ovaların ve erozyona duyarlı alanların belirlenmesi, tarımsal amaçlı plan ve projelerin hazırlanması ve uygulanması ile toprağın niteliği, arazinin yeteneği ve diğer arazi özellikleri gözetilerek uygun arazi kullanım şekillerini içeren AKUP hazırlanmasına ilişkin usul ve esaslar düzenleniyor. Buna göre, her ölçekte planlamaya temel oluşturmak üzere, toprağın ve diğer çevresel kaynakların bozulmasını önlemek için ekolojik, toplumsal ve ekonomik şartlar gözetilerek sürdürülebilirlik ilkesine uygun, farklı arazi kullanım şekillerini oluşturmaya yönelik toprak potansiyelinin belirlenip, su miktar ve kalitesi de göz önüne alınarak sistematik değerlendirilmesi için AKUP hazırlanacak. AKUP süreci, veri toplama ve analiz çalışmaları, açıklama raporu, hükümlerin hazırlanması, kontrolü ve onaylanması aşamalarından oluşacak. Söz konusu aşamaların onaylanması çalışmaları bakanlıkça, AKUP'un kontrolü ise valiliklerce veya bakanlıkça yapılacak. Bakanlık, arazi kullanım planlarının hazırlanması yetkisini kendi koordinasyonunda olmak üzere ihtiyaca göre valiliklere devredebilecek. AKUP'lar 1/25000 veya 1/5000 ölçekli hazırlanabilecek. Söz konusu planlar hazırlanırken toprağın niteliği, iklim, topoğrafya, fizyografya ve su potansiyeli gibi unsurlar dikkate alınacak. Arazi ve toprakların, sahip oldukları morfolojik, fiziksel, kimyasal, biyolojik ve mineralojik özelliklerine bağlı olarak doğal veya kültür bitkilerini yetiştirmedeki yeteneklerine göre ayrılması için arazi kullanım kabiliyet sınıflaması da yapılacak. Planlama yapılırken tarım alanları, toprak ve arazi verileri ile yıllık ortalama yağış verilerinden yararlanılarak önem sınıflaması kriterlerine göre, "mutlak tarım arazileri", "özel ürün arazileri", "dikili tarım arazileri" ve "marjinal tarım arazileri" olarak ayrılacak. BÜYÜK OVA KORUMA ALANLARI İLAN EDİLECEK Tarımsal üretim potansiyeli yüksek, erozyon, kirlenme, amaç dışı veya yanlış kullanımlar gibi çeşitli nedenlerle toprak kaybı ve arazi bozulmalarının hızlı geliştiği ovalar, o ildeki toprak koruma kurulunun, birden fazla ili ilgilendiren ovalarda ise ilgili kurulların görüşü alınarak Cumhurbaşkanı Kararı ile "büyük ova koruma alanı" olarak belirlenebilecek. Büyük ova koruma alanı ilan edilen parsellerin tapu kütüğü sayfalarının beyanlar hanesine "büyük ova alanı"na girdiğine dair şerh konulması, valilikler tarafından ilgili tapu müdürlüklerinden talep edilecek. Ayrıca söz konusu ovaların korunması, geliştirilmesi ve çiftçilerin desteklenmesi için bakanlık gerekli tedbirleri alabilecek. EROZYANA DUYARLI ALANLAR BELİRLENECEK Öte yandan, doğal ve yapay olaylar sonucu toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerinin bozulup bozulmadığına ilişkin çalışmalar bakanlık veya il müdürlükleri tarafından gerçekleştirilecek. Toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerinin bozulduğu veya bozulma ihtimalinin bulunduğu belirlenen alanlar bakanlığa gönderilecek. Söz konusu alanlar, uygun bulunması halinde Cumhurbaşkanı Kararı ile "erozyona duyarlı alan" olarak ilan edilebilecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.