Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sürdürülebilirlik

AGRONEWS - Sürdürülebilirlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sürdürülebilirlik haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Zeytin sektörü buluşması İzmir’de başladı Haber

Zeytin sektörü buluşması İzmir’de başladı

İZFAŞ tarafından düzenlenen Olivtech-12. Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri ve Teknolojileri Fuarı, 100'ün üzerinde katılımcı ve 5 ülkeden sektör temsilcilerinin katılımı ile Fuar İzmir'de başladı. 2 Mayıs'a kadar çeşitli etkinliklerle devam edecek olan fuarın açılışına CHP Tarım ve Orman Politikaları Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu, Zafer Partisi İzmir İl Başkanı Sinan Bezircilioğlu, İzmir Ticaret Odası Meclis Başkanı Selami Özpoyraz, İzmir Ticaret Borsası (İTB) Meclis Başkanı Ömer Gökhan Tuncer, EBSO Yönetim Kurulu Üyesi İdil Yiğitbaşı, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Meclis Başkan Yardımcısı İzzet Şanlı, bürokratlar, akademisyenler, sektör profesyonelleri katıldı. "Değerini bulmasını sağlamamız gerekiyor" Dünyanın en güzel zeytinyağının bu topraklarda üretildiğini söyleyen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, "İnsanların ilk yerleşik düzene geçtiği, tarım yapmaya başladığı toprakların mirasçılarıyız. Sahip olduğumuz bu değeri anlamak, bilmek, hakkını vererek bunu işlemek, emeğe, ürüne, markaya dönüştürmek ve değerini bulmasını sağlamak gerekiyor. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün bir anlamda İzmir'e görev olarak verdiği fuarlar şehri kimliğini düşününce böyle bir fuara ev sahipliği yapmak da en çok şehrimize yakışırdı. Görevimizi yapmış olmanın huzurunu yaşıyoruz" dedi. "Zeytinyağı üretimi açısından öncüyüz diyebiliriz" Fuarların zorlu şartlarda gerçekleştiğini söyleyen Tugay, başarılı bir katılım olduğunu ifade etti. Çok katmanlı ve paydaşlı bir fuar düzenlendiğini kaydeden Tugay, markalaşmaya, teknolojiye, pazarlamaya vurgu yaparak, "Türkiye'de 200 milyondan fazla zeytin ağacımız, 3 milyon 750 bin ton zeytin üretimimiz var. Yılda ortalama 300 bin ton zeytinyağı, 700 bin tonun üzerinde sofralık zeytin üretiyoruz. 400 bin ailemiz geçimini doğrudan zeytinden sağlıyor. Dünya sıralamasına baktığımızda sofralık zeytinde üretim ve ihracatta ilk üçteyiz. İspanya ve Mısır ile rekabet halindeyiz. Zeytinyağında aynı şekilde hem üretimde hem ihracatta ilk beş içindeyiz. 120 ülkeye zeytinyağı, 130 ülkeye sofralık zeytin ihraç ediyoruz. Zeytin sektörünün dünyadaki ana aktörlerinden birisidir Türkiye. Bu bilinçle hem gurur duymalı hem de bu sorumluluğun ağırlığını hissetmeliyiz diye düşünüyorum. İzmir, bu sorumluluğun altından kalkmak için çok çalışan, çaba gösteren şehirlerimizden biridir. Yağlık zeytin üretiminde Türkiye'nin birinci kenti. Türkiye genelindeki zeytin üretiminin yaklaşık yüzde 14'ünü, yağlık zeytin üretiminin yaklaşık yüzde 18'ini tek başımıza karşılıyoruz. 20 milyonun üzerinde zeytin ağacı, yaklaşık 520 bin ton toplam zeytin üretimimiz var. Zeytinyağı üretimi açısından öncüyüz diyebiliriz" dedi. "Bunlar boş sözler değil" Zeytin Konseyi'ne sahip olduklarını, herkesin destek olabileceğini söyleyen Tugay, markalaşmanın da irdelenmesi gerektiğini söyledi. Tugay, "Ürettiğimiz ürünleri başka ülkelere markasız olarak toplu ihraç ediyoruz. Onlar marka haline getiriyor. Kendi ürünleri olarak satıyor. Bizim 1 liraya sattığımız şeyi onlar 5-10 liraya satıyor" dedi. Geçen yıl kooperatiflere 694 milyon lira destek verdiklerini söyleyen Tugay, "Geleceğin tarımını, ülkesini birlikte kuracağız. Bunlar asla boş sözler değil. Ben bu ülkenin bir evladı olarak bu görevin başındayım. İnsanlarımız istediği sürece bu görevi yapmaya devam edeceğim. Benim olmadığım zamanlar bu ülkenin başka evlatları burada olacaklar. Bu ülkenin evlatları bu ülkenin kurtuluşunu sağlayacaklar. Türkiye kendi çocuklarıyla şifa bulacak" şeklinde konuştu. "Çok çalışıyoruz ama para kazanamıyoruz" CHP Tarım ve Orman Politikaları Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu ise, "Türkiye'de zenginliği yerin altında aramayın: En büyük zenginliğimiz yeşil altın zeytin" başlıklı bir konuşma gerçekleştirdi. Türkiye'de üretilen ancak markalaşamayan ürünlere vurgu yapan Solakoğlu, "Çok çalışıyoruz ama para kazanamıyoruz. Çok çalışıp para kazanmamamızın da en büyük sebebi, biz hiçbir zaman desteklenmiyoruz. Zeytinyağımızı, peynirimizi markalaştıramamışız, hep fasonculuğa kaçmışız. Standardın olmadığı yerde markalaşmanın olması mümkün değil. Bu konuda hiçbir destek yapılmıyor" diye konuştu. Solakoğlu, Türk mutfağının dünyada tanıtılması gerektiğini söyledi. 100'ün üzerinde katılımcı Olivtech Fuarı, sektördeki yenilikleri ve teknolojik gelişmeleri sergilemek, sektör profesyonellerini bir araya getirerek iş birliği olanakları oluşturmak amacıyla düzenlenirken, üretimden işleme ve tüketime uzanan geniş bir yelpazede faaliyet gösteren paydaşları aynı çatı altında buluşturmayı hedefliyor. 100'ün üzerinde katılımcının yer aldığı fuarda, Türkiye'nin 19 farklı şehrinin yanı sıra Almanya, Fransa, İsveç, Kanada ve Libya'dan katılımcılar da bulunuyor. Zeytin ve zeytinyağı başta olmak üzere süt ürünleri ve tarım teknolojilerine odaklanan fuar, katılımcılara güncel trendleri takip etme, yeni iş bağlantıları kurma ve sektörel gelişmelere dair kapsamlı bir perspektif kazanma imkanı sunuyor. Fuarı ülkemizin yanı sıra Balkanlar, Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika başta olmak üzere farklı coğrafyalardan sektör profesyonellerinin ziyaret etmesi bekleniyor. Fuar, zengin etkinlik programıyla da dikkat çekiyor. Söyleşiler, mutfak atölyeleri, tadım etkinlikleri, lansmanlar, deneyim alanları ve sergi ile zenginleşen program kapsamında üretimden tüketime uzanan süreç farklı başlıklar altında ele alınacak. Tarımda dönüşüm, gıdada kalite, üretim süreçleri, markalaşma, sürdürülebilirlik, değer zinciri, tüketim alışkanlıkları ve gastronomi gibi konuların değerlendirileceği etkinlikler, sektörün güncel dinamiklerine ışık tutacak.

Samsun’da kadın çiftçilere ilaçsız tarım eğitimi verildi Haber

Samsun’da kadın çiftçilere ilaçsız tarım eğitimi verildi

Samsun'un Bafra ilçesinde, Birleşmiş Milletler Küresel Çevre Fonu Küçük Destek Programı (UNDP GEF SGP) desteğiyle yürütülen "Doğada Denge, Üründe Kalite" projesi kapsamında kadın çiftçilere uygulamalı tarım eğitimleri verildi. Kimse Geride Kalmasın Sürdürülebilirlik Derneği tarafından Bafra kırsalındaki Evrenuşağı ve Sürmeli mahallelerinde yürütülen proje çerçevesinde düzenlenen etkinliklerde, kadın çiftçilere ilaçsız tarım yöntemleri anlatıldı. Dernek Başkanı ve proje yürütücüsü Figen Ar, AA muhabirine, projenin amacının biyoçeşitliliği korumak, pestisit kullanımını azaltmak ve doğa dostu üretim yöntemlerini yaygınlaştırmak olduğunu söyledi. Proje kapsamında özellikle kadın çiftçiler, çocuklar ve gençlerde farkındalık oluşturmayı hedeflediklerinin altını çizen Ar, "Pestisit kullanımının yerine faydalı böceklerin kullanımını yaygınlaştırmayı amaçlıyoruz. Bu sayede hem üretimde kaliteyi artırmayı hem de doğayı korumayı hedefliyoruz" dedi. Ar, proje ortaklarının ise Bafra Dönüşüm Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi, Bafra Sürmeli Köyü Kalkındırma ve Dayanışma Derneği (SÜRDER) ve Başkent Üniversitesi olduğunu sözlerine ekledi. Proje danışmanlarından İsmail Karaca ise sahada yürütülen çalışmalara ilişkin bilgi vererek, üreticilerin bahçe ve seralarında uygulamalı eğitimler gerçekleştirildiğini anlattı. Karaca, "Seralarda zararlı ve faydalı böcekleri izlemek amacıyla farklı renklerde yapışkan tuzaklar kullandık. Meyve bahçelerinde ise feromon tuzakları kurarak hem eğitim verdik hem de uygulama yaptık. Ayrıca tozlaşmayı artırmak amacıyla arılarla ilgili çalışmalar gerçekleştirdik." diye konuştu. SÜRDER Başkanı Aşire Yılmaz da eğitimlerin çiftçiler açısından faydalı olduğunu belirterek emeği geçenlere teşekkür etti.

Tarlada veda: Üreticinin en çok bıraktığı tarım ürünü hangisi? Haber

Tarlada veda: Üreticinin en çok bıraktığı tarım ürünü hangisi?

Türkiye genelinde ekiliş alanları en çok daralan ürünleri ve üreticinin yeni rotasını analiz ediyoruz.Pamuk ve şeker pancarında alan daralması Son yılların tarımsal verileri incelendiğinde, "beyaz altın" olarak bilinen pamuk ve sanayi bitkilerinin başında gelen şeker pancarı, ekim alanlarında en çok dalgalanma yaşayan ve yer yer terk edilen ürünlerin başında geliyor. Özellikle Ege ve Çukurova bölgelerinde bir dönemin vazgeçilmezi olan pamuk, yüksek gübre ve ilaç maliyetlerinin yanı sıra dünya borsalarındaki fiyat belirsizlikleri nedeniyle yerini mısır veya meyve bahçelerine bırakıyor. Üreticiler, birim alandan alınan verim yüksek olsa da toplam masrafın satış fiyatıyla dengelenemediği noktalarda, stratejik de olsa bu ürünlerden uzaklaşmayı tercih ediyor. İş gücü çıkmazı: Tütün ve el hasadı ürünleri Küçük aile işletmelerinin bel kemiği olan tütün ve el ile hasat edilen bazı sebze türleri, "iş gücü maliyeti" engeline takılıyor. Yüksek Maliyet: Hasat döneminde çalıştırılacak işçi bulunamaması veya işçi ücretlerinin toplam gelirin yarısından fazlasına ulaşması, üreticiyi bu zahmetli üretim kollarından çekilmeye zorluyor. Mekanizasyon Şartı: Makineli hasada uygun olmayan çeşitler, her geçen yıl yerini tam otomasyonla hasat edilebilen mısır, buğday veya ayçiçeği gibi ürünlere bırakıyor. Su kısıtı ve mısırdan kaçış Geleneksel olarak en çok tercih edilen ürünlerden biri olan mısır, son yıllarda yer altı sularının azalmasıyla birlikte bazı havzalarda "istenmeyen ürün" kategorisine girmeye başladı. Bakanlığın su kısıtı olan bölgelerde mısır desteklemelerini azaltması veya kısıtlaması, üreticileri mısırdan vazgeçerek sorgum-sudan otu melezi veya arpa gibi daha az su tüketen alternatiflere yönlendiriyor. Bu durum, sadece ekonomik değil, aynı zamanda çevresel zorunlulukların bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor. Üreticinin yeni rotası: Meyve bahçeleri ve yağlı tohumlar Terk edilen geleneksel ürünlerin boşluğunu ise daha çok yağlı tohumlar (ayçiçeği, kanola) ve çok yıllık meyve bahçeleri dolduruyor. Özellikle zeytin, fıstık ve ceviz gibi bir kez dikildikten sonra uzun yıllar ürün veren ve iş gücü ihtiyacı yıl geneline yayılan yatırımlar, üretici için daha güvenli bir liman olarak görülüyor. Sürdürülebilirlik için planlı üretim Ürünlerin terk edilmesi, ulusal gıda arz güvenliği açısından bazı riskleri beraberinde getirmektedir. Bu nedenle, çiftçinin bir üründen vazgeçmemesi için "yaratmak" kelimesine sığınmadan, sadece maliyetlerin düşürülmesi ve sözleşmeli üretim modellerinin yaygınlaştırılması hayati önem taşımaktadır. 2026 üretim planlamasında, hangi ürünün terk edildiği kadar, yerine konulan ürünün toprak ve su kaynaklarıyla ne kadar uyumlu olduğu, tarımsal geleceğimizi belirleyen en temel unsur olacaktır.

Toprağı korumak için arazi kullanım planları hazırlanacak Haber

Toprağı korumak için arazi kullanım planları hazırlanacak

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan Arazi Kullanım Planlaması Uygulama Yönetmeliği Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yönetmelikle, toprak ve arazi varlığının belirlenmesi, toprak etüt, haritalama ve sınıflama yapılması, büyük ovaların ve erozyona duyarlı alanların belirlenmesi, tarımsal amaçlı plan ve projelerin hazırlanması ve uygulanması ile toprağın niteliği, arazinin yeteneği ve diğer arazi özellikleri gözetilerek uygun arazi kullanım şekillerini içeren AKUP hazırlanmasına ilişkin usul ve esaslar düzenleniyor. Buna göre, her ölçekte planlamaya temel oluşturmak üzere, toprağın ve diğer çevresel kaynakların bozulmasını önlemek için ekolojik, toplumsal ve ekonomik şartlar gözetilerek sürdürülebilirlik ilkesine uygun, farklı arazi kullanım şekillerini oluşturmaya yönelik toprak potansiyelinin belirlenip, su miktar ve kalitesi de göz önüne alınarak sistematik değerlendirilmesi için AKUP hazırlanacak. AKUP süreci, veri toplama ve analiz çalışmaları, açıklama raporu, hükümlerin hazırlanması, kontrolü ve onaylanması aşamalarından oluşacak. Söz konusu aşamaların onaylanması çalışmaları bakanlıkça, AKUP'un kontrolü ise valiliklerce veya bakanlıkça yapılacak. Bakanlık, arazi kullanım planlarının hazırlanması yetkisini kendi koordinasyonunda olmak üzere ihtiyaca göre valiliklere devredebilecek. AKUP'lar 1/25000 veya 1/5000 ölçekli hazırlanabilecek. Söz konusu planlar hazırlanırken toprağın niteliği, iklim, topoğrafya, fizyografya ve su potansiyeli gibi unsurlar dikkate alınacak. Arazi ve toprakların, sahip oldukları morfolojik, fiziksel, kimyasal, biyolojik ve mineralojik özelliklerine bağlı olarak doğal veya kültür bitkilerini yetiştirmedeki yeteneklerine göre ayrılması için arazi kullanım kabiliyet sınıflaması da yapılacak. Planlama yapılırken tarım alanları, toprak ve arazi verileri ile yıllık ortalama yağış verilerinden yararlanılarak önem sınıflaması kriterlerine göre, "mutlak tarım arazileri", "özel ürün arazileri", "dikili tarım arazileri" ve "marjinal tarım arazileri" olarak ayrılacak. BÜYÜK OVA KORUMA ALANLARI İLAN EDİLECEK Tarımsal üretim potansiyeli yüksek, erozyon, kirlenme, amaç dışı veya yanlış kullanımlar gibi çeşitli nedenlerle toprak kaybı ve arazi bozulmalarının hızlı geliştiği ovalar, o ildeki toprak koruma kurulunun, birden fazla ili ilgilendiren ovalarda ise ilgili kurulların görüşü alınarak Cumhurbaşkanı Kararı ile "büyük ova koruma alanı" olarak belirlenebilecek. Büyük ova koruma alanı ilan edilen parsellerin tapu kütüğü sayfalarının beyanlar hanesine "büyük ova alanı"na girdiğine dair şerh konulması, valilikler tarafından ilgili tapu müdürlüklerinden talep edilecek. Ayrıca söz konusu ovaların korunması, geliştirilmesi ve çiftçilerin desteklenmesi için bakanlık gerekli tedbirleri alabilecek. EROZYANA DUYARLI ALANLAR BELİRLENECEK Öte yandan, doğal ve yapay olaylar sonucu toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerinin bozulup bozulmadığına ilişkin çalışmalar bakanlık veya il müdürlükleri tarafından gerçekleştirilecek. Toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerinin bozulduğu veya bozulma ihtimalinin bulunduğu belirlenen alanlar bakanlığa gönderilecek. Söz konusu alanlar, uygun bulunması halinde Cumhurbaşkanı Kararı ile "erozyona duyarlı alan" olarak ilan edilebilecek.

Migros’un onarıcı tarım projesi dünyaya örnek oldu Haber

Migros’un onarıcı tarım projesi dünyaya örnek oldu

Dünyanın en güçlü perakendeci ve üretici şirketlerini aynı masada buluşturan; sürdürülebilirlik, gıda güvenliği, tedarik zinciri verimliliği ve tüketici sağlığı konularında ortak hareket etmeyi sağlayan küresel platform Consumer Goods Forum (CGF), Migros’un Kayseri’de hayata geçirdiği “Yerli Yeşil Mercimek Onarıcı Tarım Projesi’ni “dünyaya örnek gösterdi. Onarıcı Tarım Modeliyle Topraklar Yeniden Hayat Kazanıyor Kayseri Şeker Fabrikası A.Ş. tarafından tahsis edilen arazide onarıcı tarım danışmanları eşliğinde uygulamaya alınan Migros’un ‘Yerli Yeşil Mercimek Onarıcı Tarım Projesi’, ürün rotasyonuna dayalı münavebeli tarım modelini temel aldı. Çalışma kapsamında, şekerpancarı ve yeşil mercimeğin ‘Birlikte Ekim’ (intercropping) sistemi hayata geçirildi. Azotu toprağa bağlayıcılığı ve proteini yüksek yeşil mercimek, şekerpancarı aralarına ekildi. Projenin ilk yıl çıktılarında; ekilen her iki bitkinin birbirine katkısı, toprak kalitesini, verimi ve besin dengesini destekledi. Böylece bitkilerin toprak, hava ve su koşullarına bağlı stres dayanıklılığı artırıldı. Toprak sağlığında iyileşme, karbon tutumunda artış ve su tüketimde optimizasyon sağlanarak birçok noktada sürdürülebilir tarım hedeflerine katkı sağlandı. Migros Grubu Pazarlama İcra Kurulu Üyesi Ekmel Baydur: “Migros olarak üretimden tüketime kadar perakendenin tüm değer zincirini geliştirmeye yönelik kapsamlı bir tarım-ekosistemi yaklaşımı benimsiyoruz. Gıda arzının sürekliliğini sağlayan, tarımsal üretimin verimliliğini artıran, çiftçiyi güçlendiren, su ve enerji kaynaklarını koruyan, bilhassa onarıcı tarımı destekleyen geniş çaplı Ar-Ge çalışmaları yürütüyoruz. Onarıcı tarım, ekosistemi iyileştirmeye odaklı bir tarım sistemi. Sürdürülebilirliğe katkı sağlarken karbon ayak izini düşürüyor, su tasarrufu sağlayıp ve biyolojik çeşitliliği koruyor. Denemeye aldığımız “Migros Yerli Yeşil Mercimek Onarıcı Tarım Projemiz” de yerel tarımda modern tekniklerin kullanımının önemini gösteren bir proje. Projemizin CGF tarafından dünyaya örnek gösterilmesinden gurur duyuyoruz” dedi.

Antalya, Growtech Fuarında Tarımın Geleceğini Konuşacak Haber

Antalya, Growtech Fuarında Tarımın Geleceğini Konuşacak

Tarım sektörünün tüm yönleriyle ele alınacağı 23 farklı oturumda, birbirinden değerli isimler deneyimlerini paylaşacak ve geleceğe yönelik çözüm önerilerini tartışacak. Dünya Çiftçiler Birliği (WFO) Başkanı Arnold Puech d’Alissac'ın da konuşmacı olarak yer alacağı konferanslarda, Dünya Tohumculuk Federasyonu (ISF) Başkanı Arthur Santosh Attavar, Uluslararası Tarım Gazetecileri Federasyonu (IFAJ) Genel Sekreteri Adrian Bell, T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı Bakan Yardımcısı Dr. Ahmet Bağcı, Tarım Gazetecileri ve Yazarları Derneği (TAGYAD) Başkanı İsmail Uğural, Tohum Sanayicileri ve Üreticileri Alt Birliği (TSÜAB) Genel Sekreteri Doç. Dr. Hamit Ayanoğlu, Uluslararası Tarım Şehirleri Birliği Temsilcisi Mahmut Ali Cengiz Körosmanoğlu, Uluslararası Tarım Derneği Başkanı ve Ziraat Yüksek Mühendisi Seda Özel, Tarım Yazarı ve Fütürist Mine Ataman gibi bir çok isim güncel bilgiler aktaracak. SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VE İNOVASYON ÖNE ÇIKACAK GROWTECH. ANTALYA'da konferanslar kapsamında 4 gün boyunca, Gençlerin Tarıma Bakışı, Sürdürülebilir Tarım ve Tarımda Kadın İzi, Tarımsal Sulama, Önemli Tıbbi-Aromatik Bitkilerin Sürdürülebilir Üretimi ve Dış Pazarın Talepleri, Türkiye’de Seracılık Yatırımlarına Yönelik Teşvik Süreçleri, Sürdürülebilir Seracılık, Üretici Kooperatifleri, Küresel Tarım Ti̇careti̇nde Deği̇şen Yollar, Yönler, Tarım Di̇plomasi̇si, Suya Sabuna Dokun, Yeşi̇l Etki̇, Yeşi̇l Yakalılar, Gıda Hakkı, 2050’de Tarım: Küresel Trendler ve Bölgesel Farklılıklar,Antalya Örneğinde Türk Tarımının Dünü, Bugünü, Yarını, Tarım’da #Yapayzeka ve Tarım’ın Geleceği gibi pek çok ilgi çekici başlık ele alınacak. UFUK AÇICI SUNUMLAR YAPILACAK GROWTECH. ANTALYA’da bu yıl da tarım sektörünün önemli isimlerini bir araya getireceklerini kaydeden Fuar Direktörü Engin Er, “Bu yıl her yıl olduğu gibi ülkemizde ve dünyada tarım sektörüne yön veren önemli isimleri buluşturacağız. Değerli konuklar, konferanslarda paylaşacakları bilgilerle tarım sektörünü çok yönlü olarak ele alarak sektörün bugününü ve geleceğini de masaya yatıracak. Konferans programının tüm katılımcılar için ufuk açıcı ve yol gösterici olacağını düşünüyorum. Fuara olan ilgi ve katılımdan da memnunuz. Bu yıl yeni eklenen 7’nci salon ile 36 ülkeden 700’ün üzerinde katılımcımız var; fuara 135 ülkeden 40 bini aşkın ziyaretçi bekliyoruz” diye konuştu. İKİ YENİ KONFERANS SAHNESİ Tarım sektörüne yön veren etkinliklerine her yıl yenilerini ekleyen GROWTECH. ANTALYA; Bitki Islahı Proje Pazarı ve ATSO GROWTECH Tarım İnovasyon Ödülleri’nin yanı sıra; bu yıl iki yeni konferans sahnesiyle dikkat çekecek. İnovasyon sahnesinde akıllı tarım teknolojileri, dijitalleşme, markalaşma, pazarlama, uluslararası pazarlara açılma ve tarımsal girişimcilik gibi geleceği şekillendiren konular ele alınacak. Sürdürülebilirlik sahnesinde ise iklim krizi, yeşil tarım uygulamaları, sürdürülebilir gıda sistemleri, kalkınma hedefleri ve kamu-özel sektör iş birlikleri de gündemde olacak.

Bodrum’da, Zeytin ve Sağlıklı Yaşam Etkinliği Gerçekleşti Haber

Bodrum’da, Zeytin ve Sağlıklı Yaşam Etkinliği Gerçekleşti

Sağlık ve wellnes alanında dünyaca ünlü isimler, zeytinin yaşam döngüsüne ilham veren yolculuğunu konuşmak için Bodrum’da bir araya geldi. Hapimag Sea Garden Resort Bodrum’un ev sahipliğinde, Türk Hava Yolları sponsorluğunda gerçekleşen 7’nci Sea Garden Hasat Günleri, 'Zeytin ve Sağlıklı Yaşam' temasıyla doğa, sağlık ve sürdürülebilirlik ekseninde ilham verici bir deneyim sundu. Hapimag Sea Garden Resort Bodrum’un gelenekselleşen Sea Garden Hasat Günleri, bu yıl da doğaya, sağlıklı yaşama ve yerel değerlere odaklanan dolu dolu bir programla gerçekleşti. Türk Hava Yolları sponsorluğunda 'Zeytin ve Sağlıklı Yaşam' temasıyla düzenlenen etkinlik, zeytinyağının yalnızca mutfakta değil; beslenme, bakım, sağlık ve sürdürülebilir yaşamda da taşıdığı önemi vurguladı. Bodrum’un güzel doğasında iki gün süren etkinlikte katılımcılar, zeytinyağı tadımlarından doğal bakım atölyelerine, sağlıklı yaşam uygulamalarından atıksız mutfak çalıştaylarına kadar uzanan çok yönlü bir deneyim yaşadı. Akademisyenler, sağlık uzmanları, ekolojistler ve şefler, zeytinyağının yaşamın her alanındaki değerini ele aldı. Etkinliğin açılışına Bodrum Kaymakamı Ali Sırmalı, Bodrum Belediye Başkan Yardımcısı Ercan Pehlivan, İlçe Milli Eğitim Müdürü Aslan Korkmaz, İlçe Tarım Müdürü Muammer Bektaş ve Muğla Ticaret Borsası Meclis Başkanı Uğur Özen de katıldı. Hapimag Güney Ülkeleri Tatil Köyü Operasyon Müdürü Kerem Demirkol etkinliğe ilişkin yaptığı açıklamada, "Zeytin ve zeytinyağı, sadece sofralarımızın değil, yaşam kültürümüzün de ayrılmaz bir parçası. Hasat günleri ile bu değerli ürünü wellness bakış açısıyla ele alarak hem sağlığa hem de sürdürülebilirliğe olan katkılarını öne çıkarmayı amaçlıyoruz. Yerel üreticilerimizi desteklerken, zeytinyağının farklı alanlardaki kullanımını daha geniş kitlelerle buluşturmanın mutluluğunu yaşıyoruz" dedi. Bu yılın onur konuğu, sağlık ve wellness alanında uluslararası otorite kabul edilen Dr. Simon Poole, açılış konuşmasında Akdeniz diyeti ve zeytinyağının sağlıklı yaşam üzerindeki etkilerini paylaştı. İtalya’dan katılan Emanuela Tamburini ise aile mirası zeytin üretimi konusundaki deneyimlerini aktardı. Oleolog Pelin Omuroğlu moderatörlüğündeki etkinliğin diğer konuşmacıları arasında Prof. Dr. Selçuk Aktürk, Dr. Gökçe Açıkel, Prof. Dr. Özge Samancı, Elif Edes, Diler Söğüt, Katja Meyendorff, Ebru Çatak, Dr. Pınar Nacak, Dr. Şahnur Irmak ve otelin Executive Şefi Orhan Demirok yer aldı.

Antalya, Gıda İsrafına Karşı Bilinçlendirme Toplantısı Düzenledi Haber

Antalya, Gıda İsrafına Karşı Bilinçlendirme Toplantısı Düzenledi

Antalya'da düzenlenen 'Tarım Gündem' toplantısında israfa dikkat çekildi. Gıda Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Ali Manavoğlu, üretilen gıdanın 3'te 1'i çöpe giderken, dünyada 1 milyar insanın yatağa aç girdiğini söyledi. Antalya Ticaret Borsası (ATB) ile Antalya Tarım Konseyi (ATAK) iş birliğinde düzenlenen "Tarım Gündem" programının konukları Gıda Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Ali Manavoğlu ile Tüketici Konfederasyonu Başkan Vekili ve Tüketici Merkezi Başkanı İbrahim Güllü oldu. Antalya Ticaret Borsası Basın Danışmanı Vahide Yanık'ın sunduğu programda, 16 Ekim Dünya Gıda Günü nedeniyle gıda üretimi, güvenli gıda, gıdaya erişim konuları gündeme geldi. Gıda Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Ali Manavoğlu, FAO'nun Dünya Gıda Günü'nün bu yılki temasını "Daha iyi gıdalar ve daha iyi bir gelecek için el ele" olarak belirlediğini belirterek, sadece gıdaya değil iyi gıdaya erişimin önemine dikkat çekti. Türkiye'nin tarım potansiyelinin yüksek olduğunu ancak sürdürülebilirlik politikalarının güçlendirilmesi gerektiğini kaydeden Manavoğlu, "Mesela su kaynaklarımızı bilinçsizce tüketiyoruz. Sulama sistemlerinde teknolojiyi yeterince kullanmıyoruz. Bu durum gelecekte gıda üretimimizi olumsuz etkileyecek" dedi. "Sağlıklı beslenme bir insan hakkıdır" diyen Manavoğlu, pandemi, iklim değişikliği ve savaşlar nedeniyle gıdanın öneminin daha fazla hissedildiğini, üretimin teşvik edilmesi ve dışa bağımlılığın azaltılması gerektiğini ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.