Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Süt Ürünleri

AGRONEWS - Süt Ürünleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Süt Ürünleri haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Tarım Fuarı ziyaretçilerini ağırlamaya başladı! Haber

Tarım Fuarı ziyaretçilerini ağırlamaya başladı!

14. Trakya Lüleburgaz Hayvancılık, Tarım, Süt Ürünleri, Tohum ve Gıda Fuarı kapılarını ziyaretçilere açtı. 6 Mayıs Çarşamba günü saat 16.00’da gerçekleştirilen resmi açılış töreninde sektör temsilcileri, üreticiler ve protokol üyeleri bir araya geldi. Açılışta yapılan konuşmalarda fuarın bölge tarımı ve ekonomisi açısından taşıdığı önem vurgulandı. Yoğun hazırlık sürecine dikkat çeken Renkli Fuarcılık Genel Müdürü Önder Harbili, “Yaklaşık 38 saatlik mesai sonunda oluşan bir fuar var. Çok büyük bir emek. Bu fuarın nicelerine şahitlik edilmesini dilerim” dedi. “ÇİFTÇİNİN YÜZÜ BU YIL GÜLECEK” Açılışta bir konuşma yapan Lüleburgaz Ziraat Odası Başkanı Selçuk Çamlıca ise son yıllarda yaşanan kuraklığa değinerek, bu yıl yağışların yüz güldürdüğünü belirtti. Çamlıca, “2023-2025 yıllarında çok kötü bir dönem geçirdik. Ancak bu yıl bölgemizde beklenen yağışların üzerinde yağış aldık. Çiftçimizin yüzü bu sene gülecek diye düşünüyoruz. İnşallah bir daha böyle bir kuraklık yaşamayız. Fuarın herkese hayırlı olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı. “İLK 10 İL ARASINDAYIZ” Lüleburgaz Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İlhami Cebelli de fuarın üretici, sanayici ve girişimcileri buluşturan güçlü bir platform olduğuna dikkat çekti. İlçede düzenlenen fuar organizasyonlarıyla önemli bir başarı yakaladıklarını belirten Cebelli, Türkiye genelinde tarım ihtisas alanında en çok fuar düzenleyen ilk 10 il arasında yer almanın gururunu yaşadıklarını ifade etti. Cebelli, fuarın bölge ve ülke ekonomisine katkı sunmaya devam edeceğini vurguladı. “ÜRETMEK ZORUNDAYIZ” Lüleburgaz Belediye Başkanı Murat Gerenli ise konuşmasında tarım ve hayvancılığın stratejik önemine değindi. Türkiye’nin geçmişte kendi kendine yetebilen bir ülke olduğuna dikkat çeken Gerenli, “Bugün birçok alanda dışa bağımlı hale geldik. Bunun değişmesi gerekiyor. Doğru planlamalar yapılmalı. Bölgemizde özellikle Lüleburgaz’dan Edirne’ye kadar tarım ve hayvancılık ön plana çıkacak. Kırklareli’nde teşvik edilen sektörler arasında tarım, hayvancılık ve süt ürünleri yer alıyor. Tıbbi aromatik bitkiler ve turizm de gelişecek. Fuarlar bu anlamda çok önemli” dedi. KURDELE KESİLDİ Konuşmaların ardından kurdele kesilerek fuarın resmi açılışı gerçekleştirildi. Protokol üyeleri daha sonra fuar alanını gezerek stant açan esnaf ve firmalarla sohbet etti. 6-9 Mayıs tarihleri arasında açık olacak fuar, her gün saat 10.00’dan 22.00’ye kadar ziyaret edilebilecek.

Zeytin sektörü buluşması İzmir’de başladı Haber

Zeytin sektörü buluşması İzmir’de başladı

İZFAŞ tarafından düzenlenen Olivtech-12. Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri ve Teknolojileri Fuarı, 100'ün üzerinde katılımcı ve 5 ülkeden sektör temsilcilerinin katılımı ile Fuar İzmir'de başladı. 2 Mayıs'a kadar çeşitli etkinliklerle devam edecek olan fuarın açılışına CHP Tarım ve Orman Politikaları Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu, Zafer Partisi İzmir İl Başkanı Sinan Bezircilioğlu, İzmir Ticaret Odası Meclis Başkanı Selami Özpoyraz, İzmir Ticaret Borsası (İTB) Meclis Başkanı Ömer Gökhan Tuncer, EBSO Yönetim Kurulu Üyesi İdil Yiğitbaşı, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Meclis Başkan Yardımcısı İzzet Şanlı, bürokratlar, akademisyenler, sektör profesyonelleri katıldı. "Değerini bulmasını sağlamamız gerekiyor" Dünyanın en güzel zeytinyağının bu topraklarda üretildiğini söyleyen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, "İnsanların ilk yerleşik düzene geçtiği, tarım yapmaya başladığı toprakların mirasçılarıyız. Sahip olduğumuz bu değeri anlamak, bilmek, hakkını vererek bunu işlemek, emeğe, ürüne, markaya dönüştürmek ve değerini bulmasını sağlamak gerekiyor. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün bir anlamda İzmir'e görev olarak verdiği fuarlar şehri kimliğini düşününce böyle bir fuara ev sahipliği yapmak da en çok şehrimize yakışırdı. Görevimizi yapmış olmanın huzurunu yaşıyoruz" dedi. "Zeytinyağı üretimi açısından öncüyüz diyebiliriz" Fuarların zorlu şartlarda gerçekleştiğini söyleyen Tugay, başarılı bir katılım olduğunu ifade etti. Çok katmanlı ve paydaşlı bir fuar düzenlendiğini kaydeden Tugay, markalaşmaya, teknolojiye, pazarlamaya vurgu yaparak, "Türkiye'de 200 milyondan fazla zeytin ağacımız, 3 milyon 750 bin ton zeytin üretimimiz var. Yılda ortalama 300 bin ton zeytinyağı, 700 bin tonun üzerinde sofralık zeytin üretiyoruz. 400 bin ailemiz geçimini doğrudan zeytinden sağlıyor. Dünya sıralamasına baktığımızda sofralık zeytinde üretim ve ihracatta ilk üçteyiz. İspanya ve Mısır ile rekabet halindeyiz. Zeytinyağında aynı şekilde hem üretimde hem ihracatta ilk beş içindeyiz. 120 ülkeye zeytinyağı, 130 ülkeye sofralık zeytin ihraç ediyoruz. Zeytin sektörünün dünyadaki ana aktörlerinden birisidir Türkiye. Bu bilinçle hem gurur duymalı hem de bu sorumluluğun ağırlığını hissetmeliyiz diye düşünüyorum. İzmir, bu sorumluluğun altından kalkmak için çok çalışan, çaba gösteren şehirlerimizden biridir. Yağlık zeytin üretiminde Türkiye'nin birinci kenti. Türkiye genelindeki zeytin üretiminin yaklaşık yüzde 14'ünü, yağlık zeytin üretiminin yaklaşık yüzde 18'ini tek başımıza karşılıyoruz. 20 milyonun üzerinde zeytin ağacı, yaklaşık 520 bin ton toplam zeytin üretimimiz var. Zeytinyağı üretimi açısından öncüyüz diyebiliriz" dedi. "Bunlar boş sözler değil" Zeytin Konseyi'ne sahip olduklarını, herkesin destek olabileceğini söyleyen Tugay, markalaşmanın da irdelenmesi gerektiğini söyledi. Tugay, "Ürettiğimiz ürünleri başka ülkelere markasız olarak toplu ihraç ediyoruz. Onlar marka haline getiriyor. Kendi ürünleri olarak satıyor. Bizim 1 liraya sattığımız şeyi onlar 5-10 liraya satıyor" dedi. Geçen yıl kooperatiflere 694 milyon lira destek verdiklerini söyleyen Tugay, "Geleceğin tarımını, ülkesini birlikte kuracağız. Bunlar asla boş sözler değil. Ben bu ülkenin bir evladı olarak bu görevin başındayım. İnsanlarımız istediği sürece bu görevi yapmaya devam edeceğim. Benim olmadığım zamanlar bu ülkenin başka evlatları burada olacaklar. Bu ülkenin evlatları bu ülkenin kurtuluşunu sağlayacaklar. Türkiye kendi çocuklarıyla şifa bulacak" şeklinde konuştu. "Çok çalışıyoruz ama para kazanamıyoruz" CHP Tarım ve Orman Politikaları Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu ise, "Türkiye'de zenginliği yerin altında aramayın: En büyük zenginliğimiz yeşil altın zeytin" başlıklı bir konuşma gerçekleştirdi. Türkiye'de üretilen ancak markalaşamayan ürünlere vurgu yapan Solakoğlu, "Çok çalışıyoruz ama para kazanamıyoruz. Çok çalışıp para kazanmamamızın da en büyük sebebi, biz hiçbir zaman desteklenmiyoruz. Zeytinyağımızı, peynirimizi markalaştıramamışız, hep fasonculuğa kaçmışız. Standardın olmadığı yerde markalaşmanın olması mümkün değil. Bu konuda hiçbir destek yapılmıyor" diye konuştu. Solakoğlu, Türk mutfağının dünyada tanıtılması gerektiğini söyledi. 100'ün üzerinde katılımcı Olivtech Fuarı, sektördeki yenilikleri ve teknolojik gelişmeleri sergilemek, sektör profesyonellerini bir araya getirerek iş birliği olanakları oluşturmak amacıyla düzenlenirken, üretimden işleme ve tüketime uzanan geniş bir yelpazede faaliyet gösteren paydaşları aynı çatı altında buluşturmayı hedefliyor. 100'ün üzerinde katılımcının yer aldığı fuarda, Türkiye'nin 19 farklı şehrinin yanı sıra Almanya, Fransa, İsveç, Kanada ve Libya'dan katılımcılar da bulunuyor. Zeytin ve zeytinyağı başta olmak üzere süt ürünleri ve tarım teknolojilerine odaklanan fuar, katılımcılara güncel trendleri takip etme, yeni iş bağlantıları kurma ve sektörel gelişmelere dair kapsamlı bir perspektif kazanma imkanı sunuyor. Fuarı ülkemizin yanı sıra Balkanlar, Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika başta olmak üzere farklı coğrafyalardan sektör profesyonellerinin ziyaret etmesi bekleniyor. Fuar, zengin etkinlik programıyla da dikkat çekiyor. Söyleşiler, mutfak atölyeleri, tadım etkinlikleri, lansmanlar, deneyim alanları ve sergi ile zenginleşen program kapsamında üretimden tüketime uzanan süreç farklı başlıklar altında ele alınacak. Tarımda dönüşüm, gıdada kalite, üretim süreçleri, markalaşma, sürdürülebilirlik, değer zinciri, tüketim alışkanlıkları ve gastronomi gibi konuların değerlendirileceği etkinlikler, sektörün güncel dinamiklerine ışık tutacak.

Küresel gıda fiyatları savaş etkisiyle yükseldi Haber

Küresel gıda fiyatları savaş etkisiyle yükseldi

Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Gıda Fiyat Endeksi Mart itibariyle üst üste ikinci ayda da yükseliş kaydetti. İran savaşının da etkisiyle FAO Gıda Fiyat Endeksi Mart'ta aylık bazda yüzde 2,4 yükselirken, yıllık bazda yüzde 1 arttı. Tahıllar, et, süt ürünleri, bitkisel yağlar ve şeker gibi tüm emtia gruplarındaki fiyat endeksleri, yalnızca temel piyasa dinamiklerini değil, aynı zamanda Orta Doğu'daki çatışmaların tırmanmasıyla bağlantılı olarak artan enerji fiyatlarına verilen tepkileri de yansıtarak farklı derecelerde yükseldi. FAO Tahıl Fiyat Endeksi, Mart'ta aylık bazda yüzde 1,5 artarken, yıllık bazda yüzde 0,6 arttı. Söz konusu artış, pirinç hariç tüm başlıca tahılların fiyatlarındaki yükselişi yansıtıyor. Uluslararası buğday fiyatları yüzde 4,3 arttı; bu artış, ABD'de kuraklık endişeleri nedeniyle kötüleşen mahsul durumu değerlendirmeleri ve Avustralya'da beklenen yüksek gübre maliyetlerine bağlı olarak ekim alanlarının azalması beklentileriyle desteklendi. Bu yukarı yönlü baskılar, Avrupa'daki genel olarak elverişli mahsul koşulları ve ihracatçılar arasındaki güçlü rekabet ile kısmen dengelendi; bu rekabet, hala rahat arz seviyeleriyle desteklendi. Dünya mısır fiyatları ise yüzde 0,9 arttı. Mısır fiyatlarındaki artışın nedeni, kuzey yarımkürede ekim öncesinde gübre fiyatlarının karşılanabilirliği endişelerinden ve daha yüksek enerji fiyatlarına bağlı olarak iyileşen etanol talebi beklentilerinden gelen dolaylı desteğe rağmen, küresel arzın piyasalar üzerinde baskı oluşturmaya devam etmesi olarak yorumlandı. Arpa ve sorgum fiyatları da arttı. Buna karşılık, FAO Tüm Pirinç Fiyat Endeksi Mart 2026'da %3,0 oranında düşüş gösterdi; bu düşüş, hasat baskısı, ithalat talebindeki zayıflama ve ABD doları karşısındaki kur değer kayıplarının birleşimiyle tetiklenen, tüm önemli pazar segmentlerindeki fiyat düşüşlerini yansıtıyor. FAO Bitkisel Yağ Fiyat Endeksi, Mart'ta aylık bazda yüzde 5,1 artış göstererek üst üste üçüncü aylık artışı kaydetti. Endeks ayrıca bir yıl önceki seviyesine göre yüzde 13,2 üzerinde yer aldı. Sürekli artış, palm, soya, ayçiçeği ve kolza yağlarında daha yüksek fiyatlardan kaynaklandı. Uluslararası palm yağı fiyatları 2022 ortalarından bu yana en yüksek seviyesine ulaştı ve soya yağına göre primli bir konuma geçti; bu durum büyük ölçüde ham petrol fiyatlarındaki keskin artışların yansımalarını yansıtırken, Malezya'daki beklenenden düşük üretim tahminleri de ek destek sağladı. Dünya soya yağı fiyatları, ABD'de biyoyakıt kullanımının artacağına dair beklentilerin, Güney Amerika'dan mevsimsel olarak artan ihracat arzı ile kısmen dengelenmesiyle sadece marjinal olarak yükseldi. Bu arada, uluslararası ayçiçeği ve kolza yağı fiyatları sırasıyla Karadeniz bölgesindeki süregelen arz sıkıntısı ve önemli ölçüde yüksek dünya enerji fiyatları ortamında daha güçlü hammadde talebi beklentileriyle desteklendi. FAO Et Fiyat Endeksi Mart'ta aylık bazda yüzde 1, yıllıkta ise yüzde 8 arttı. Artışın temel nedeni, domuz eti fiyatlarındaki yükselişin yanı sıra sığır eti fiyatlarındaki sınırlı artış oldu. Koyun ve kümes hayvanı eti fiyatları ise gevşedi. Domuz eti fiyatları, Avrupa Birliği'nde mevsimsel talebin güçlenmesi öncesinde yükselen fiyatlarla desteklenerek arttı. Dünya sığır eti fiyatları da yükseldi; bu artışa Brezilya öncülük etti. Brezilya'da sığır arzındaki daralma, güçlü küresel talebe rağmen ihraç edilebilir arzı kısıtladı. Bu durum, bol arzın desteklediği Avustralya'daki istikrarlı fiyatlarla kısmen dengelendi. Buna karşılık, Yeni Zelanda'dan artan ihracat arzı nedeniyle koyun eti fiyatları düştü ancak Avustralya'daki daha güçlü fiyatlar (kilit pazarlardaki sürekli talep ile desteklendi), ABD tarafından uygulanan daha yüksek gümrük vergilerine ve Yakın Doğu pazarlarına erişimi etkileyen lojistik kısıtlamalara rağmen, düşüşü kısmen hafifletti. Dünya genelinde kümes hayvanı eti fiyatları, Brezilya'daki bol arz ve istikrarlı ithalat talebi nedeniyle zayıflayan fiyatlar ve Kızıldeniz üzerinden yönlendirilen önemli Yakın Doğu destinasyonlarına yapılan sevkiyatlar nedeniyle hafifçe geriledi. FAO Süt Ürünleri Fiyat Endeksi ise Mart'ta yüzde 1,2 artış gösterdi ancak yıllık bazda yüzde 18,7 geriledi. Bu, öncelikle yağsız süt tozu, tereyağı ve tam yağlı süt tozu fiyatlarındaki artıştan kaynaklanan, Temmuz 2025'ten bu yana ilk artış oldu. Uluslararası peynir fiyatlarındaki düşüş ise genel yükselişi sınırladı. Yağsız süt tozu ve tereyağı ile tam yağlı süt tozu fiyatları, Ocak ayından bu yana gözlemlenen yukarı yönlü trendi sürdürdü. Bu durum, güçlü küresel ithalat talebi ve Okyanusya'da üretim döngüsünün zirvesini geçmesiyle birlikte mevsimsel süt arzındaki düşüşle desteklendi. Uluslararası tereyağı fiyatları da hafifçe yükseldi; Okyanusya'daki daha güçlü artışlar, süt yağı arzındaki daralmayı yansıtırken, Avrupa Birliği'ndeki artışlar, mevsimsel süt akışlarındaki iyileşme nedeniyle krema arzının rahat olması sebebiyle ılımlı kaldı. Buna karşılık, Avrupa Birliği'nde peynir fiyatları daha da düştü. Burada artan süt arzı, daha yüksek peynir üretimi ve düşük ihracat talebi fiyatları aşağı çekti. Okyanusya'da ise fiyatlar, daha sıkı arz koşulları ve nispeten güçlü talep sayesinde yükseldi. FAO Şeker Fiyat Endeksi de Mart'ta aylık yüzde 7,2 artış göstererek Kasım 2025'ten bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Yıllık bazda ise yüzde 21 geriledi. Mart ayındaki artışın temel nedeni, uluslararası ham petrol fiyatlarındaki yükseliş oldu; bu da dünyanın en büyük şeker ihracatçısı Brezilya'nın önümüzdeki hasat döneminde şeker kamışı bazlı etanole daha fazla bağımlı olacağı beklentisini artırdı. Şeker fiyatları üzerindeki ek yukarı yönlü baskı, Orta Doğu'daki çatışmaların tırmanmasının şeker ticareti akışları üzerindeki etkisine ilişkin endişelerden kaynaklandı. Bununla birlikte, dünya şeker fiyatlarındaki genel artış, Hindistan ve Tayland'daki iyi hasat ilerlemesiyle desteklenen, 2025/26 sezonu için genel olarak olumlu küresel arz görünümüyle sınırlandırıldı.

AB Tarım Destekleri, Hayvansal Üretim Tartışması Haber

AB Tarım Destekleri, Hayvansal Üretim Tartışması

Yeni bir rapora göre, Avrupa Birliği’nin Ortak Tarım Politikası (CAP) kapsamında sağlanan sübvansiyonların büyük bölümü kırmızı et ve süt ürünleri gibi yüksek sera gazı emisyonuna sahip hayvansal gıdalara gidiyor. Gıda politikaları alanında çalışan Foodrise adlı sivil toplum kuruluşunun analizine göre, 2020 yılında CAP bütçesinin yaklaşık yüzde 77’si — toplam 51 milyar euronun 39 milyar eurosu — hayvansal üretime yönlendirildi. Raporda, iklim üzerindeki etkileri bakımından en yoğun eleştirilen ürünler olan sığır ve kuzu etinin, mercimek ve fasulye gibi baklagillere kıyasla yaklaşık 580 kat daha fazla destek aldığı belirtiliyor. Süt ürünlerinin ise kuruyemiş ve tohumlara göre yaklaşık 554 kat daha fazla sübvansiyon aldığı ifade ediliyor. Et ve süt sektörü birlikte değerlendirildiğinde, meyve-sebze üretimine kıyasla 10 katın üzerinde daha fazla CAP desteği aldığı aktarılıyor. Hayvansal üretimin iklim etkisi Hayvansal kaynaklı gıdaların, AB’de gıda üretiminden kaynaklanan toplam sera gazı emisyonlarının yüzde 81–86’sını oluşturduğu; buna karşın kalorinin yaklaşık yüzde 32’sini ve proteinin yüzde 64’ünü sağladığı tahmin ediliyor. Küresel ölçekte ise gıda ve tarım sektörü, fosil yakıt yakımının ardından en büyük ikinci emisyon kaynağı olarak, toplam sera gazı salımının yaklaşık üçte birinden sorumlu. Karbon ayak izi hesaplamalarına göre 100 gramlık bir porsiyon sığır eti, yaklaşık 15,5 kg karbondioksit eşdeğeri salıma yol açabiliyor. Çevre örgütü Greenpeace’e göre dünyadaki memelilerin yaklaşık yüzde 60’ı çiftlik hayvanlarından oluşurken, yalnızca yüzde 4’ü vahşi hayvanlardan oluşuyor (geri kalan yüzde 36 insan). Kümes hayvanları ise dünyadaki kuş popülasyonunun yaklaşık yüzde 70’ini oluşturuyor. Hayvancılığın çevresel etkisi; metan salımı (özellikle sığır yetiştiriciliği), yapay gübre kullanımı, yoğun yem ihtiyacı ve ormansızlaşma gibi birçok faktörden kaynaklanıyor. Özellikle Amazon yağmur ormanlarındaki tahribatın önemli bir bölümünün soya üretimiyle bağlantılı olduğu çeşitli araştırmalarda ortaya kondu. Ancak bu soyanın büyük kısmı doğrudan insan tüketimi için değil, hayvan yemi olarak kullanılıyor. Doğa koruma kuruluşu WWF’ye göre dünya genelinde üretilen soyanın yaklaşık yüzde 80’i hayvan yemi olarak kullanılıyor ve üretim son 20 yılda iki katına çıktı. Hayvansal üretimdeki verim kaybı da tartışmanın önemli bir boyutu. Compassion in World Farming’in raporuna göre hayvanlara verilen her 100 kalori bitkisel yem karşılığında ortalama 40 kalori süt, 12 kalori tavuk eti ve yalnızca 3 kalori sığır eti elde edilebiliyor. 'Adaletsiz sübvansiyon' eleştirisi Foodrise temsilcisi Martin Bowman, AB vergi mükelleflerinin milyarlarca eurosunun yüksek emisyonlu et ve süt üretimini desteklemek için kullanıldığını ve bunun Avrupa’nın iklim ve sağlık hedefleriyle çeliştiğini savunuyor. Bowman’a göre CAP, “sağlıklı ve sürdürülebilir, bitki ağırlıklı beslenmeye adil bir geçiş” için yeniden yapılandırılmalı. Bowman, en azından bitkisel ürünlerin CAP fonlarından daha adil bir pay alması gerektiğini ve hayvancılıktan bitkisel üretime geçmek isteyen çiftçiler için özel bir geçiş fonu oluşturulmasını öneriyor. 2024 yılında Avrupa Komisyonu tarafından yayımlanan AB tarımının geleceğine ilişkin “Stratejik Diyalog” raporunda da tüketicilerin bitki temelli gıdalara yöneliminin desteklenmesinin “kritik” olduğu vurgulandı. Raporda, 2026 yılına kadar AB genelinde bitki temelli gıda zincirini güçlendirecek bir Eylem Planı hazırlanması çağrısı yapıldı. Avrupa Komisyonu konuya ilişkin kamuoyuna henüz resmi bir değerlendirme yapmadı.

Kars, Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Birinci Derece Belge Aldı Haber

Kars, Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Birinci Derece Belge Aldı

Kars’ta hayvancılık alanında faaliyet gösteren Kars Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından verilen "Birinci Derece Tarımsal Örgüt Belgesi" almaya hak kazandı. Kars Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen tarımsal amaçlı örgütlerin derecelendirilmesi programı kapsamında "Birinci Derece Tarımsal Örgüt Belgesi" almaya hak kazandı. Belge, Kars Tarım ve Orman İl Müdürü Enver Aydın tarafından Birlik Başkanı Eren Alp’e takdim edildi. Belgeyle birlikte Kars Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği’nin kurumsal yapısı, üretici temsil gücü ve tarımsal faaliyetlerdeki yeterliliği resmiyet kazanmış oldu. Birliğin, aldığı belge sayesinde destekleme programları ve projelerde daha etkin rol alması bekleniyor. Kars’ta ilk kez bir tarımsal örgütün birinci derece statüye ulaşması, hayvancılık sektörü açısından önemli bir başarı olarak değerlendirildi. Belge takdim töreninde konuşan Kars Tarım ve Orman İl Müdürü Enver Aydın, Kars’ın tarım ve hayvancılıktaki stratejik önemine dikkat çekti. Aydın, "Kars, tarım ve hayvancılığın başkenti konumunda. 600 binin üzerinde büyükbaş hayvan varlığımızla ülkemizin hem besilik dana hem de süt ve süt ürünleri ihtiyacının önemli bir kısmını karşılıyoruz. Bu noktada Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği, üye sayısı ve yaptığı çalışmalarla çok kıymetli bir sivil toplum kuruluşudur. Bakanlığımızın yeni yönetmeliğiyle tarımsal örgütlerin derecelendirilmesi yapılıyor. Bu kapsamda birinci derece belge alan örgütlerin üyeleri, desteklemelerden ve kredi imkanlarından daha avantajlı şekilde yararlanıyor. Kars’ta ilk kez bir birliğimiz bu başarıyı elde etti. Bu hem Kars hayvancılığı hem de üreticilerimiz adına son derece önemlidir. Ülke genelinde bu yıl 105 örgüt bu kapsama girdi, bunlardan biri Kars Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği oldu. Gurur duyuyoruz" dedi. Kars Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Eren Alp ise elde edilen başarının ortak bir emeğin sonucu olduğunu belirtti. Alp, "Kars, hayvancılığıyla var olan bir il. Biz göreve geldiğimiz günden itibaren birliğimizi daha güçlü hale getirmek için çalıştık. Bu başarı; sadece Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği’nin değil, Kars üreticisinin ve Tarım İl Müdürlüğümüzün de başarısıdır. Birinci derece örgüt olmanın çok önemli avantajları var. Birliğimize üye üreticilerimiz kamu bankalarında kullandıkları kredilerde yüzde 10 faiz indiriminden yararlanacak. Ayrıca süt ve buzağı destekleriyle birlikte üreticilerimiz yaklaşık 1.000 TL’ye varan ek destek alacak. Bu, doğrudan Kars ekonomisine giren bir kazançtır. Merkez Birliği yönetiminde yer almamız, Kars’ın hayvancılıkla ilgili sorunlarını doğrudan bakanlığa iletmemiz anlamına geliyor. Masada artık Kars’ın bir koltuğu var. Ayrıca bu yıl 172 bin küpeleme yaparak Türkiye genelinde ikinci sıraya yükseldik. Bu başarı sahada çalışan personelimizin ve kurumlarımızın koordineli çalışmasının sonucudur" diye konuştu. Konuşmaların ardından program hatıra fotoğrafının çekilmesiyle sona erdi.

Çorum, Kadın Girişimci Mandacılıkla 100 Hayvana Ulaştı Video Galeri

Çorum, Kadın Girişimci Mandacılıkla 100 Hayvana Ulaştı

Çorum'da yaşayan 54 yaşındaki Safiye Kartoğlu, gıda mühendisi olan eşi Sait Kurtoğlu'nun emekli olmasının ardından hayvancılık yapmaya karar verdi. Ailesiyle birlikte Merkez ilçesine bağlı Koparan köyüne yerleşen Safiye Kartoğlu, 8 yıl önce 11 anaç mandayla çiftçiliğe başladı. İlk başladığında traktörü bile olmayan Kurtoğlu, ailesinin desteğiyle, azimle çalışmaya devam etti. Safiye Koparan ve ailesi, yıllar içerisinde hayvan sayısını 100'e yükseltti. İlk üretime başladıklarında, "yapamazsın" eleştirilerine rağmen pes etmeyen Safiye Kartoğlu ve ailesi, şu an siparişlere yetişemez hale geldi. Manda sütünden çeşitli süt ürünleri yapan Kartoğlu, yaz mevsiminde manda sütünden dondurma üretimine de başladı. Deneme üretimlerinde müşterilerden tam not alan dondurmanın, gelecek süreçte seri üretimine geçilmesi planlanıyor. Mandalardan kış mevsiminde 80, yaz mevsiminde ise 200 kilograma kadar süt sağan Kartoğlu, yoğurt, tereyağı, kaymak ve sucuk gibi ürünleri haftanın iki günü Çorum'daki müşterilerine ulaştırıyor. Üretimdeki başarısını daha ileriye taşımayı amaçlayan kadın girişimci, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) destekleriyle tam otomasyonlu bir sisteme geçmeyi hedefliyor. Mevcut yer imkanlarının iyileştirilmesiyle birlikte hayvan sayısını 500'e kadar çıkarmayı planlayan Kartoğlu, bu sayede Çorum'u mandacılık konusunda Türkiye'nin marka şehirlerinden biri haline getirmeyi amaçlıyor. "İşe ilk başladığımızda 11 anaç hayvanımız vardı. Hiçbir ekipmanımız yoktu" Hayvancılığa başlama serüvenini anlatan Safiye Karoğlu, "Eşim emekli olduktan sonra Çorum'un Koparan köyüne gelerek hayvancılığa başladık. Bu işe başlayalı sekiz yıl oldu. Kadın girişimci olarak manda yetiştiriciliğiyle yola çıktık. Eşim uzun yıllar bu sektörde çalıştığı için hayvancılığa her zaman ilgimiz vardı. Emeklilik sonrası başka bir işte çalışmasını istemedik, kendi üretimimizi yaparak memleketimize fayda sağlamak istedik ve özellikle Çorum'u tercih ettik. İşe ilk başladığımızda 11 anaç hayvanımız vardı. Hiçbir ekipmanımız yoktu, hatta traktörümüz bile yoktu. Eşimle birlikte büyük zorluklar yaşayarak bugünlere geldik. Bir işe başladığınızda hemen 'olmuyor' deyip vazgeçmemek gerekiyor. Sekiz yıl boyunca eşimle birlikte büyük bir mücadele verdik. İki, iki buçuk yıl boyunca hem çobanlığı, hem üretimi hem de hayvan bakımını tamamen kendimiz üstlendik. Bu süreç sonunda çok güzel bir noktaya geldik. Özellikle kadınlara tavsiye ediyorum. Evde oturmak yerine çalıştıkça insanın kendine olan güveni artıyor. Üretmek, faydalı olmak ve bir katkı sunmak gerçekten çok değerli. Her kadının kendi alanında, hayvancılık olmak zorunda değil, mutlaka bir şeyler yapması gerektiğine düşünüyorum. Şu ana kadar ciddi bir yol katettik" dedi. "İyi ki başlamışım, iyi ki vazgeçmemişim" Gerekli destekleri alarak işleri ve hayvancılık sektöründe büyümek istediklerini dile getiren Kartoğlu, "TKDK destekleriyle daha modern, otomasyon sistemli bir yapıya geçerek işi büyütmek istiyoruz. Şartlar uygun olursa hayvan sayısını 100, 200 hatta 500'e kadar çıkarmayı hedefliyorum. Amacım, mandacılıkta Çorum'un adını Türkiye genelinde duyurmak. Yaz aylarında manda sütünden dondurma üretimine de başladık. Ürünlerimizi müşterilerimize tattırdık ve oldukça olumlu geri dönüşler aldık. İnşallah önümüzdeki süreçte bunu seri üretime dönüştürerek manda sütü dondurmasını daha geniş kitlelerle buluşturmayı planlıyoruz. Yaz döneminde günlük 150-200 kilo süt alımı yaparken, kış aylarında doğumlar yaklaştığı için bu miktar 70-80 kiloya kadar düşüyor. Tereyağı, kaymak, yoğurt ve özellikle sucuk ürünlerimize yoğun talep var. Özel müşterilerim bulunuyor ve siparişleri haftada iki gün Çorum'a götürüyorum. Bu işe başladığımda çok eleştirildim, 'yapamazsın' diyenler oldu. Ancak ben bu işi severek yapıyorum. İyi ki başlamışım, iyi ki vazgeçmemişim. Her şey doğalıyla güzel. Yaptığım işten son derece memnunum" diye konuştu.

Karslı Kadın Çiftçilerden Hijyenik Sağım Atılımı Haber

Karslı Kadın Çiftçilerden Hijyenik Sağım Atılımı

KARS (İHA) - Hayvancılıkta öncü şehirlerden Kars’ta, kadın çiftçilere yönelik "Süt Sığırcılığında Sağım Hijyeni ve Sanitasyon" kursları düzenleniyor. Eğitimle kadınların hayvancılık bilgi ve becerileri artırılarak hem hayvan sağlığı hem de süt kalitesi iyileştiriliyor. Kars İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından Merkez Esenkent köyünde düzenlenen kursa 26 kadın çiftçi katıldı. Beş gün süren eğitimlerde, teorik bilgiler uygulamalı çalışmalara dönüştürülerek kadın çiftçilerin sağım hijyeni, süt kalitesi, hayvan sağlığı ve modern teknikler konularında bilinçlenmesi sağlandı. "HAYVANCILIKTA YANLIŞLARIMIZI ANLADIK" Kursa katılan Birgül Çiftçi, aldıkları eğitimin tarım ve hayvancılık açısından önemli bir farkındalık oluşturduğunu belirterek, "Hayvancılık ve süt sağımı hijyeni içerisinde bütün buzağı sağlığı, hayvan sağlığı, en önemlisi süt ürünleri için temiz ve hijyenik sütü nasıl elde ederiz konularında eğitimim aldık. 5 gündür bu eğitimi alıyoruz. Aslında doğru bildiğimiz yanlışlarımızın çok olduğunu bize anlattılar. Hayvan sağlığına önem veremediğimizi anladık. Meme sağlığını, hayvan buzağı sağlığını, en önemlisi insan sağlığını ihmal ediyormuşuz. Hem kendi bütçemize hem de ülke ekonomisine zarar verdiğimizi anladık. Bu eğitimler sayesinde ülke de kalkınacak, biz de kalkınacağız. Buzağı kayıplarını önlemiş oluruz. Ve en önemlisi insan sağlığını koruyan, hijyenik bir süt nasıl elde ederiz bunun eğitimi aldık" dedi. "KADIN ÇİFTÇİLER AKTİF ROL ÜSTLENİYOR" Veteriner Hekim Serap Kaya Aydın ise eğitimlerin kırsal kalkınmada kadınların rolünü artırmayı hedeflediğini ifade etti. "Öncelikle hayvan yetiştiriciliğinde aktif görev alan kadın çiftçilerimizin bilgi ve donanımlarını artırmayı amaçladık. Bu anlamda ne tür eğitimler verdik dersek, sütün yapısı, sütün kalitesi ve hijyenik faktörler, süt sağım teknikleri, sağım ünitelerinin bakımı, temizliği ve hijyenik durumunun devam ettirilmesi, sütün uygun şartlarda depolanması ve meme hastalıklarından bahsettik. Yine son olarak kişisel bakım ve temizlik kuralları ile ilgili bilgiler vererek eğitimimizi tamamladık" diye konuştu. Kursun amacı, hijyen standartlarını yükselterek hem hayvanların hem de süt ürünlerinin kalitesini artırmak olarak açıklandı. Eğitimlerin sonunda, başarılı katılımcılara sertifikaları takdim edilerek öğrendikleri bilgilerin hayvancılıkta uygulanması teşvik edildi. Öte yandan, Kars genelinde 6 ilçede 13 köyde yaklaşık 190 kadın çiftçiye eğitim verildiği, bu kursların yıl boyunca devam edeceği belirtildi.

Samsun'da "Halk Elinde Anadolu Mandası Islahı Projesi" Sürüyor Haber

Samsun'da "Halk Elinde Anadolu Mandası Islahı Projesi" Sürüyor

SAMSUN (İHA) - Samsun İl Tarım ve Orman Müdürü İbrahim Sağlam, Halk Elinde Anadolu Mandası Islahı Ülkesel Projesi ile mandacılık sektöründe önemli gelişmeler yaşandığını, yetiştiricilerin daha bilinçli hale geldiğini ve manda ürünlerine olan talebin arttığını belirtti. Ayrıca, manda ürünlerinin ekonomik getirilerinin yükseldiğini söyledi. PROJE İLE MANDA YETİŞTİRİCİLİĞİ GELİŞTİRİLİYOR Proje ile ilgili olarak Tarım ve Orman İl Müdürlüğü toplantı salonunda düzenlenen Halk Elinde Anadolu Mandası Islahı Ülkesel Projesi Yürütme Kurulu Toplantısı'na TAGEM Hayvancılık ve Su Ürünleri Araştırmaları Teknik Personeli, İl Proje Lideri, Damızlık Manda Yetiştiricileri Birlik Başkanı ve ilgili personel katılım sağladı. Toplantıda konuşan Sağlam, projenin 2011 yılında Bafra, Çarşamba ve 19 Mayıs ilçelerinde başlatıldığını, ardından 2013 yılında Vezirköprü ve 2016 yılında Lâdik ilçelerinin de projeye dahil edildiğini belirtti. Sağlam, projede, saf ıslah ve seleksiyon yöntemleri kullanılarak Anadolu manda varlığının yeniden canlandırılması ve hızla azalan üretimin arttırılması hedeflendiğini vurguladı. PROJEDEN ELDE EDİLEN BAŞARILAR VE DESTEKLER Sağlam, projede elde edilen başarıları aktararak, "2011 yılından bu yana ilimizde uygulanan bu proje ile ilimizde, 2012 yılında 620 kg civarında olan süt verimi bin 278 kg'a yaklaşmıştır. Malakların doğum, 6. ay ve 12. ay ağırlıklarında artış görülmüştür. Yetiştiricilerimiz manda yetiştiriciliği ve kayıt tutma konusunda daha fazla bilinçlenmiş, manda ürünleri konusunda farkındalık ve talep artmıştır. Manda ve ürünlerinin getirisi artmış olup, örgütlü yetiştiricilik ve kazanımları daha iyi kavranmıştır" dedi. Proje kapsamında, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile belirlenen destekleme ödemeleri de devam ediyor. 2021 yılında 96 işletmeye yapılan ödeme miktarı 2 milyon 911 bin TL'yi bulurken, 2022 ve 2023 yıllarında yapılan destekleme ödemeleri de arttı. 2024 yılı için boğa ve doğuran anaç manda için 6.200 TL, doğurmayan anaç manda için 3.900 TL destekleme ödemesi yapılacağı açıklandı.

"Sağlıklı beslenmede süt ve süt ürünleri her geçen gün artıyor” Haber

"Sağlıklı beslenmede süt ve süt ürünleri her geçen gün artıyor”

Sütaş Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Yılmaz, "Temel gıdamız süt, faydalı olduğu kadar, toplumunun tüm kesimleri tarafından da kolayca erişilebilir bir gıda” diyerek, artan sağlıklı ve dengeli beslenme ihtiyacının karşılanmasında, süt ve süt ürünlerinin rolüne ve önemine dikkat çekti. Sağlıklı bir yaşam sürebilmek için gerekli olan besin öğelerini ideal dengede ve oranlarda doğal olarak içeren süt ve süt ürünleri, dünya genelinde yaklaşık 6 milyar insan tarafından düzenli olarak tüketiliyor. "Dünya Süt Günü", sütün insan sağlığı için öneminin yanı sıra ekonomiye ve toplumsal yaşama katkıları hakkında farkındalık oluşturma hedefiyle Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) öncülüğünde 2001 yılından bu yana her yıl 1 Haziran’da kutlanıyor. Uluslararası Sütçülük Federasyonu (IDF); süt ve süt ürünlerinin beslenmedeki rolüne dikkat çekerek, “Süt, dünyanın her yerinde, toplumların geleneklerine derinden nüfuz etmiş temel bir besin. Süt ve süt ürünlerinin erişilebilirliği ve çok yönlü kullanımı, farklı kültürlerde, farklı beslenme alışkanlıklarında yer almasına olanak sağlıyor. Dünya nüfusunun yeterli ve dengeli beslenmesi ancak erişilebilir, uygun fiyatlı ve besleyici gıdalar ile mümkün. Bu konuda süt ve süt ürünlerinin hayati rolü olduğu çok açık” açıklamasını yaptı. IDF’nin kamuoyu ile paylaştığı son araştırma raporlarına göre süt ve süt ürünleri, içerdiği kalsiyum, B2 ve B12 vitaminleri, proteinler ve magnezyum, potasyum, iyot ile kemik sağlığına katkıda bulunuyor, kalp ve damar sağlığına iyi geliyor; günlük öğün alışkanlıklarının bir parçası olması, genel beslenme kalitesini iyileştiriyor. "En temel, en faydalı, en kolay erişilebilir gıdamız” "Dünya Süt Günü" nedeni ile bir açıklama yapan Sütaş Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Yılmaz, “Artan sağlıklı ve dengeli beslenme ihtiyacının karşılanmasında, süt ve süt ürünlerinin rolü her geçen gün önem kazanıyor” dedi. “Temel gıdamız süt, faydalı olduğu kadar, toplumunun tüm kesimleri tarafından da kolayca erişilebilir bir gıda” diyen Yılmaz, “Üretim teknolojilerinde, lojistikte ve perakendecilikte sağlanan gelişmelerle verimlilikte de önemli aşamalar kaydedildi. Diğer yandan süt ürünlerinde Arge ve inovasyon çalışmaları, kalite ve ürün çeşitliliğini olumlu yönde etkiliyor, pazar büyüyor. Bu değerli gıdanın üretilmesi de çok çeşitli sektörler üzerinde ekonomik etkileri olan, aynı zamanda kapsayıcı yönü güçlü bir ekonomik faaliyet. Süt, çiftlikten sofralara ulaşırken tarım, sanayi ve hizmet sektörleri başta olmak üzere birçok sektörü harekete geçiriyor, yüksek katma değer oluşturuyor, milyonlarca insana istihdam ve düzenli gelir sağlıyor” değerlendirmesinde bulundu. "Çiftlikten sofralara iş modelimiz tüketicilerimizin gıda güvenilirliği beklentilerini karşılıyor” "Biz sütün doğasındaki değerleri en iyi şekilde koruyarak insanlara ulaştırabilmek için Çiftlikten Sofralara iş modelimiz ile ineklerimizin beslendiği yemlerden tüketicilerimizin sofralarına kadar uzanan tüm süreci entegre ediyoruz” ifadelerini kullanan Yılmaz sözlerine şöyle devam etti: “Bu entegre model, hem tedarik güvencesi sağlıyor hem de tüketicilerimizin güvenilir gıda beklentilerini karşılıyor. Yem bitkileri üretiminden başlayarak sofralarımıza gelen ürünlere kadar uzanan, gübre ve enerji faaliyetlerini içine alan döngüsel iş modelimiz; çevresel, sosyal ve ekonomik boyutlarıyla da özgün bir sürdürülebilirlik örneği oluşturuyor.” Yılmaz, “Tüketicilerimizin sağlıklarına, yaşam kalitelerine ve mutluluklarına katkıda bulunmak bizim en büyük heyecanımız. Türkiye’nin dört bir yanında 7.500 kişilik bir ekip, 20 bin üretici aile ve çiftlikten sofralara kadar binlerce paydaşımız ile birlikte sütün iyiliği ve bereketini yaymaya çalışıyoruz. Sütçülüğe olan tutkumuz ve adanmışlığımızla çalışmalarımızı sürdürürken Dünya Süt Günü, sütü hatırlatmak için bizlere güzel bir fırsat sunuyor. Bugün dünya için süt günü, biz Sütaşlılar için de Dünya Sütaşkı Günü” ifadesini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.