TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tarım

AGRONEWS - Tarım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarım haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Antalya’da serada kuzugöbeği üretimi: İlk denemede 650 kg Haber

Antalya’da serada kuzugöbeği üretimi: İlk denemede 650 kg

Bahar yağışlarının ardından dağlık ve ormanlık alanlarda doğal yollarla yetişen Kuzugöbeği mantarı, gerek yemeklerde kullanmak için gerekse toplayıp satmak için vatandaşların dağlık kesimlere akın etmesine neden oluyor. Kuzugöbeği Mantarı Manavgat’ta girişimci Ziraat Mühendisi Ömer Şahin’e ilham oldu. Şahin, Seydiler Mahallesi’nde kurduğu laboratuvar ve seralarda Türkiye’de ilk kez ticari anlamda Kuzugöbeği mantarı yetiştirmeyi başardı. Türkiye’de ilki başardı Yıllardır Kuzugöbeği mantarı ile ilgili araştırmalar yaptığını belirten Ziraat Mühendisi Ömer Şahin, "Uzun dönemdir kuzugöbeğiyle ilgili araştırmalar yapıyorum. Kendimiz yıllarca doğadan çıkan kuzugöbeklerini üreticilerimizden, çiftçilerimizden, toplayanlarımızdan alarak İzmir'e, ihracatçılarımıza göndermek suretiyle bu işin içerisindeydik. Türkiye'de ilk defa ticari anlamda kuzugöbeği üretimine başladık. Bunun geçmişi dört beş yıla dayanır. Araştırmalar, denemeler, sonuçlandırmalar bu yıl ilk defa dört ayrı seramızda dört ayrı çeşitle üretime başladık. Mutluyum çünkü zor bir süreçti" dedi. Kuzugöbeğini serada yetiştirdi Kurduğu laboratuvarda kuzugöbeği tohumlarını ve misallerini üreterek seralarda toprağa diktiklerini belirten Şahin, "Toprağımıza dikimden ekimden sonra onların besi torbalarını da vererek üretim aşamasına başladık. Türkiye'de bir ilk diyorum çünkü ticari anlamda kuzugöbeği üretiminin Türkiye'de olmadığını biliyoruz. İlk defa bu yıl bizler seralarımızda bunun denemesini, üretimini, aşamalarını gerçekleştirmiş olduk. Tabii ki amatör olarak çeşitli ortamlara, kuzugöbeği tohumlarının yayılması şeklinde çalışmalar var. Bunları da takdirle karşılıyoruz. Ancak ticari anlamda ilk defa bu süreci biz tamamladık" ifadelerini kullandı. "Yeni bir gelir kapısı açıldı" Muz ve çilekten sonra bölge üreticiler için yeni bir gelir kapısı açılmış olduğunu söyleyen Ziraat Mühendisi Ömer Şahin, "Üreticilerimize yeni bir çeşit, yeni bir bitki, yeni bir gelir kapısı hatta yeni bir ihracat kapısı açmış olmanın gururunu yaşıyorum. Sürdürülebilirliğini tamamladıktan sonra, gördükten sonra üreticilerimize bu konuda danışmanlıklar, yardımlar, tohum üretimiyle, tohumla ilgili ürün vermeler söz konusu olacak. İnşallah üreticilerimize bu bölgede üretilmesi bakımından söylüyorum. Muzdan ve çilekten sonra yeni ama hem gelir kapısı iyi hem de mantarın değeri bakımından, ürünün değeri bakımından çok değerli çok ender bir ürünü yetiştirmiş ve sunmuş olacağız" şeklinde konuştu. "Yeni bir yemek kültürü oluşuyor" Kuzugöbeği Mantarının sofralarda yeni bir yemek kültürü oluşturacağının altını çizen Şahin, "Bu yıl ilk defa dört çeşidimizi seralarımıza diktiğimizi söyledim. Onlardan verimler elde ettik ve iç piyasada bunu tükettik. Bu da beni ayrıca sevindirdi. Çünkü iç piyasada bunun değerini bilen zevkini bilen tadını bilen insanlarımız ve işletmelerimiz olduğunu gördük. Daha çok ihracat ürünü derken oysa iç piyasa bunu harcıyor, tüketiyor. Bu geliştikçe yeni bir yemek kültürü alışkanlıklarımızın içerisine girecek. Üreticilerimize bu anlamda danışabilecekleri tohum alabilecekleri bir ortam oluşturmanın da gururunu yaşamış olacağız" dedi. Toplam 900 kilogram ürün toplandı Çeşitli parsel denemeleri yaptıklarını ve toplamda 900 kilogram ürün aldıklarını söyleyen Şahin, "Gelecek dönemlerde, gelecek yıllarda bu ürünün sahilden itibaren yukarılara bin 200 metre rakımlara kadar bir ürün yelpazesini dağıtmış olmanın çalışmasını da yapmış olacağız. Hedefimiz dekarda bir ton ürün almaktı. 600650 kilogram arası ürün aldık. Çeşitli parsel denemelerimiz vardı. Parsel denemelerimizden parsel bazında ürün aldığımız parselleri dekara çevirdiğimizde dokuz 900 kilogramı yakalamış olduk. Hedefimiz bundan sonra dekardan bir ton mantar olmak üzere olacak" ifadelerini kullandı.

Milas’ta uluslararası tarım ve yatırım zirvesi Haber

Milas’ta uluslararası tarım ve yatırım zirvesi

Tarım ve tarıma dayalı sanayi alanlarında faaliyet gösteren temsilcileri bir araya getirmek amacıyla gerçekleştirilen temaslar, yerel kalkınma için kritik önem taşıyor. Milas Ziraat Odası'nda Başkurdistan Cumhuriyeti ile gerçekleştirilen buluşma; iki ülke arasında ihracat olanaklarının artırılması ve sürdürülebilir ticari ilişkilerin kurulmasını hedefliyor. Milas Ziraat Odası Başkanı Kahraman Akar, Başkurdistan Cumhuriyeti Türkiye Temsilcisi Marat Tansykkuzhin, Başdanışman Kaan Kenan Özyurt, Yeniköy Kemerköy Enerji yetkilileri, Pobeda Tarım Yönetim Kurulu Başkanı İlgiz Khannanov ve iş dünyasından temsilcilerin katıldığı toplantıda iş birliği olanakları ele alındı. "Milas tarımı uluslararası iş birliklerine hazır" Milas Ziraat Odası Başkanı Kahraman Akar, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, Milas'ın güçlü tarımsal potansiyeline dikkat çekerek şunları söyledi: "Milas, sadece bölgesel değil, ulusal ölçekte de önemli bir tarım merkezidir. Zeytinden hayvancılığa kadar geniş bir üretim yelpazemiz var. Bu gücü uluslararası iş birlikleriyle daha ileri taşımak istiyoruz. Başkurdistan ile kurulacak ilişkilerin hem üreticilerimiz hem de bölgemiz açısından yeni fırsatlar oluşturacağına inanıyoruz." "Milas, tarım ve sanayinin birlikte güçlendiği bir merkez" Milas Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Reşit Özer ise Milas'ın çok yönlü ekonomik yapısına vurgu yaparak, "Milas, güçlü tarımsal üretiminin yanı sıra gelişen sanayi altyapısıyla da dikkat çeken bir bölge. Tarım ve sanayinin birlikte geliştiği bu yapı, yatırımcılar için önemli fırsatlar sunuyor. Uluslararası iş birlikleriyle bu potansiyelin daha da büyüyeceğine inanıyoruz. Bugün gerçekleştirilen bu toplantı, Milas'ın üretim gücünü küresel ölçekte daha görünür kılmak adına önemli bir adımdır" ifadelerini kullandı. "Türkiye ile iş birliğimizi sahada güçlendirmek istiyoruz" Başkurdistan Cumhuriyeti Türkiye Temsilcisi Marat Tansykkuzhin, "Türkiye, Başkurdistan için stratejik öneme sahip bir ticaret ortağıdır. Bu ziyaretin amacı, yalnızca temas kurmak değil, somut iş birliklerinin temelini atmaktır. Tarım ve gıda sektöründe karşılıklı ticaretin artırılması ve yeni yatırım fırsatlarının değerlendirilmesi için önemli bir adım attığımıza inanıyoruz" açıklamasında bulunarak iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin gelişim potansiyeline dikkat çekti. "Enerji ve tarım birlikte büyüyebilir" Yeniköy Kemerköy Enerji Genel Müdür Yardımcısı Burak Işık, şirketin faaliyet alanını yalnızca enerji üretim sahası değil, birlikte değer oluşturulan bir ekosistem olarak gördüklerinin altını çizdi. Işık, "Yeniköy Kemerköy Enerji olarak, attığımız her adımda, bölgemizin ekonomik ve sosyal gelişimine nasıl daha fazla katkı sağlayabileceğimizi önceliklendiriyoruz. Bugün burada gerçekleştirdiğimiz bu toplantı da bu yaklaşımımızın somut bir yansıması. Milas Ziraat Odamızın ev sahipliğinde ve Rusya Federasyonu'nun bir parçası olan Başkurdistan'dan gelen değerli heyetin katılımıyla gerçekleşen bu buluşmanın, tarım ve yatırım alanında yeni iş birliklerine kapı aralayacağına inanıyoruz. Bu sürece katkı sunabilmek bizim için ayrıca kıymetli" dedi. İkili görüşmelerle somut adımlar atıldı Toplantı kapsamında gerçekleştirilen karşılıklı görüşmelerle Milas'ta faaliyet gösteren şirket temsilcileri ve Başkurdistan Cumhuriyeti heyeti doğrudan temas kurma imkânı buldu. Görüşmelerde tedarik süreçleri, ihracat imkanları ve ortak yatırım fırsatları ele alınırken, iki taraf arasında sürdürülebilir ticari ilişkilerin geliştirilmesine yönelik önemli adımlar atıldı.

TÜİK 2024-2025 bitkisel ürün tablolarını açıkladı Haber

TÜİK 2024-2025 bitkisel ürün tablolarını açıkladı

TÜİK 2024-2025 dönemi bitkisel ürün denge tablolarını açıkladı Türkiye'nin bu dönemde toplam tahıl ürünlerinde yurt içi üretiminin ülkedeki talebi karşılama derecesi yüzde 91,1 oldu Meyveler ve içecek bitkilerinde en yüksek yeterlilik derecesi yüzde 594,9 ile kayısı ve zerdalide ölçüldü Sebzelerde yurt içi üretimin yurt içi talebi karşılama derecesi yüzde 108,8 olarak kayıtlara geçti Türkiye'nin toplam tahıl ürünlerinde 2024-2025 piyasa döneminde yurt içi üretimin ülkedeki talebi karşılama derecesi (yeterliliği) yüzde 91,1 olarak belirlendi. Türkiye İstatistik Kurumu, 2024-2025 dönemine ilişkin bitkisel ürün denge tablolarını açıkladı. Buna göre toplam tahıl ürünlerinde yeterlilik derecesi, söz konusu dönemde yüzde 91,1 oldu. Bu ürün grubunda en büyük paya sahip buğdayın yeterlilik derecesi yüzde 104,3 (durum buğdayında yüzde 202, diğer buğdayda yüzde 92,3) olarak kayıtlara geçti. Yeterlilik derecesi, yem sanayisinin en önemli girdilerini oluşturan arpada yüzde 84,6, mısırda yüzde 73,1 ve soyada yüzde 4,2 olarak hesaplandı. Meyveler ve içecek bitkilerinde en yüksek yeterlilik derecesi yüzde 594,9 ile kayısı ve zerdalide ölçüldü. Turunçgiller grubunda yer alan meyvelerin tamamında kendine yeterliliğin olduğu görüldü. Yeterlilik derecesi çayda yüzde 96,1, muzda yüzde 80,7 ve cevizde yüzde 82,8 oldu. Toplam sebze ürünlerinde yurt içi üretimin Türkiye'deki talebi karşılama derecesi yüzde 108,8 oldu. Sebzelerde en yüksek yeterlilik derecesi yüzde 116,2 ile sakız kabakta tespit edilirken hıyarda 115,7, domateste 112,3 olarak ölçüldü. Fındıkta yeterlilik yüzde 592,5 olarak tespit edilirken sert kabuklular grubunda yer alan ve yeterlilik tespit edilen diğer ürünler yüzde 104,5 ile Antep fıstığı ve yüzde 102,5 ile kestane oldu. - Turunçgiller Turunçgiller grubundaki greyfurtun yeterlilik derecesi yüzde 271,8'i bulurken bu oran limonda yüzde 137,3, mandalinada yüzde 142,9 ve portakalda yüzde 122,7 olarak hesaplandı. - Kuru baklagiller Kuru baklagillerden yeterlilik derecesi en yüksek ürünün yüzde 117,5 ile nohut olduğu belirlendi. Kuru fasulyenin yeterlilik derecesi yüzde 99,9 olarak tespit edildi. Yağlı tohumlar ürün grubundan pamukta yeterlilik derecesi yüzde 96,6, ayçiçeğinde yüzde 63,2 ve kolzada yüzde 91,5 olarak ölçüldü. Şekerin yeterlilik derecesi ise yüzde 98,6 olarak kayıtlara geçti.

Gaziantep’te tarım ve hayvancılık fuarı düzenlenecek Haber

Gaziantep’te tarım ve hayvancılık fuarı düzenlenecek

Gaziantep'te düzenlenecek olan "16. Tarım, Tarım Teknolojileri ve Hayvancılık Fuarı (GAPTARIM)" 1 Nisan'da ziyaretçilere kapılarını açacak. Gaziantep Sanayi Odası'ndan (GSO) yapılan açıklamaya göre, GSO ve Akort Fuarcılık iş birliğinde, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, Gaziantep Ticaret Odası, Gaziantep Ticaret Borsası, Gaziantep Ziraat Odası, Gaziantep Ziraat Mühendisleri Odası ve Tabit'in desteğiyle düzenlenecek olan fuar, Ortadoğu Fuar Merkezi'nde gerçekleştirilecek. Fuarda, tarım makineleri, ekipmanları ve aksesuarları, traktör ve ekipmanları, biçerdöver, çapa makinesi ve diğer makine üreticileri, iş makineleri, ürün işleme makineleri, ürün ambalajlama, paketleme makineleri, ürün depolama makineleri ve sistemleri, solar enerji ve yazılım ürün grupları yer alacak. Yaklaşık 250 firma ve 500 markanın temsil edileceği fuarda, farklı illerinden gelen firmaların ürünleri sergilenecek. Açıklamada görüşlerine yer verilen GSO Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi, fuarın tarım ve sanayi entegrasyonunun güzel örneklerinden olduğunu belirterek üreticilerin rekabet gücünü artıracak teknolojilerin tanıtılmasına imkan sağladıklarını ifade etti. Akort Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Hülya Akkaya da GAPTARIM Fuarı'nın sektörün geleceğini şekillendiren bir platform olarak konumlandırdıklarını belirtti. Fuar, 1-4 Nisan tarihlerinde 10.00 ile 18.00 saatleri arasında düzenlenecek.

İran savaşı kimyasal pestisit fiyatlarını yükseltti Haber

İran savaşı kimyasal pestisit fiyatlarını yükseltti

İran savaşı ve buna bağlı olarak yükselen ham petrol fiyatları, tarımda bir kritik maliyet kalemini daha yukarı taşımaya başladı. Asya’da kimyasal pestisit fiyatları son haftalarda yükselişe geçerken, üretici şirketlerin daha yüksek fiyat beklentisiyle yeni siparişlerde frene basması, piyasada kısa vadeli arz sıkışıklığını da derinleştiriyor. Piyasadaki gelişmeleri analiz eden Bloomberg'in haberine göre, bazı tarım kimyasallarının fiyatı son haftalarda yüzde 10 ila 12 yükseldi. Hindistan’da 1 Nisan’dan itibaren yeni artışların da gündemde olduğu belirtiliyor. Çin’de de benzer bir hareket dikkat çekiyor. Ülkede yaygın kullanılan yabancı ot ilacı glifosatın fiyatı bu ay yüzde 14 yükseldi. Çin, bu üründe dünyanın önemli ihracatçıları arasında yer aldığı için buradaki fiyat hareketi yalnızca iç piyasayı değil, daha geniş bölgesel dengeyi de etkileyebilecek nitelik taşıyor. Tarım kimyasallarındaki bu yükseliş, savaşın çiftçi üzerindeki maliyet baskısını daha da artırıyor. Çünkü birçok ülkede gübre fiyatları da aynı dönemde yükselirken, Avustralya gibi yerlerde yakıt arzı da daha kırılgan hale gelmiş durumda. Böylece çiftçi aynı anda birden fazla girdide maliyet şokuyla karşı karşıya kalıyor. Nitekim Avustralya hükümeti de pazartesi günü, savaş kaynaklı aksamaların ardından gıda güvenliği ve tarımsal tedarik zincirlerini gözden geçirme kararı aldı. İnceleme kapsamında bitki koruma ürünleri ve gübre gibi kritik girdiler de yer alıyor. Bu adım, sorunun artık yalnızca ticari değil, aynı zamanda stratejik bir tarım ve gıda arz güvenliği meselesi olarak görüldüğünü ortaya koyuyor. Piyasalardaki belirsizliğin sürdüğünü belirten Rabobank Şanghay Kıdemli Tahıllar, Yağlı Tohumlar ve Tarımsal Girdiler Analisti Lief Chiang, petrokimya ve temel kimyasal fiyatlarındaki oynaklığın devam ettiği bir ortamda birçok pestisit şirketinin geçici olarak fiyat vermeyi durdurduğunu söylüyor. Petrol, yaygın kullanılan tarım kimyasallarının üretiminde uygun maliyetli ve kritik bir hammadde olduğu için, enerji piyasasındaki her sert hareket pestisit fiyatlarına da hızlı şekilde yansıyor. Girdi maliyetlerinin daha da yükselmesi halinde bazı üreticilerin ilaç kullanımını azaltmak zorunda kalabileceği belirtiliyor. Bu ise yalnızca çiftçinin gelirini değil, verimi, toplam tarımsal üretimi ve nihayetinde gıda fiyatlarını da etkileyebilecek bir risk anlamına geliyor.

Tarsus’ta topraksız serada ilk çilek hasadı başladı Haber

Tarsus’ta topraksız serada ilk çilek hasadı başladı

Tarsus’ta tarımın geleceğine dair dikkat çeken bir adım, ilk hasatla birlikte somut bir başarıya dönüştü. Tarsus Belediyesi tarafından hayata geçirilen Hidroponik Sera Tesisi’nde ilk çilekler toplandı. Böylece kentte yalnızca yeni bir üretim dönemi başlamadı, aynı zamanda suyu koruyan, verimi artıran ve sosyal fayda üreten yeni bir tarım modeli de sahaya inmiş oldu. 2165 metrekarelik alanda kurulan serada 30 bin kök çilek üretimi yapılıyor. Topraksız tarım yöntemiyle gerçekleştirilen üretimde, hindistan cevizi kabuğundan elde edilen kokopit kullanılıyor. Tam otomasyonla yönetilen sistem ve damlama sulama yöntemi sayesinde klasik üretime göre çok daha az su tüketiliyor. Bu da projeyi, iklim krizi ve su kıtlığı tartışmalarının yoğunlaştığı bir dönemde daha da önemli hale getiriyor. Verilere göre geleneksel yöntemlerde benzer ölçekte üretim için yaklaşık 600 ton su kullanılırken, bu serada aynı üretim yalnızca 60 ton suyla gerçekleştirilebiliyor. Bu fark, hem tarımda kaynak verimliliğini hem de sürdürülebilir üretim anlayışını gözler önüne seriyor. Tesiste yetiştirilen “Petaluma” cinsi çilekler ise iri yapısı, aroması ve lezzetiyle öne çıkıyor. Üretimde iyi tarım uygulamalarının esas alınması da projenin yalnızca verim değil, kaliteli ve güvenilir gıda üretimi açısından da iddialı olduğunu ortaya koyuyor. İlk hasat programına Tarsus Belediye Başkanı Ali Boltaç’ın yanı sıra, yerel kurum temsilcileri, eğitim yöneticileri, meclis üyeleri, muhtarlar ve öğrenciler de katıldı. Etkinlik, tarımsal üretimin sadece tarlada değil, eğitim ve yerel kalkınma başlıklarıyla birlikte ele alındığı yeni yaklaşımın da vitrini oldu. Başkan Ali Boltaç, projenin yalnızca bugünün değil, geleceğin ihtiyaçlarına da yanıt verdiğini vurgulayarak, sağlıklı ve erişilebilir gıdaya ulaşmanın önümüzdeki dönemin en kritik meselelerinden biri olacağını söyledi. Su ve gıdanın artık stratejik başlıklar haline geldiğine dikkat çeken Boltaç, üretimin yeni yollarını açtıklarını ifade etti. Projede öğrencilerin de sürece dahil edilmesi, serayı yalnızca üretim alanı olmaktan çıkarıp aynı zamanda uygulamalı bir eğitim merkezine dönüştürüyor. Tarım lisesi öğrencilerinin bu süreçte yer almasıyla teorik bilgi, doğrudan sahada deneyime dönüşüyor. İlk hasattan elde edilen ürünlerin doğrudan vatandaşlarla paylaşılacak olması da projenin toplumsal yönünü güçlendiriyor. Sonraki hasatlardan sağlanacak gelirin ise yeni üretim alanları oluşturmak ve istihdam yaratmak için kullanılacağı belirtiliyor. Bu yaklaşım, üretimin kendi içinde büyüyen ve kendini besleyen bir yapıya kavuşmasını hedefliyor. Projenin en dikkat çekici ayaklarından biri de kadınlara yönelik boyutu. Seraların artırılmasındaki temel amaçlardan birinin kadın istihdamı olduğunu belirten Boltaç, kadınların üretim sürecine doğrudan katılımını önemsediklerini, isteyen kadınlara kendi seralarını kurmaları için destek verileceğini ifade etti. Tarsus’ta ilk meyvesini veren bu model, yalnızca çilek üretimiyle sınırlı bir başarı olarak görülmüyor. Bu tesis, suyu koruyan, bilgiyi pratiğe dönüştüren, kadınları üretime dahil eden ve yerel kalkınmayı büyüten yeni nesil belediyecilik anlayışının tarımdaki güçlü örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.