TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tarım

AGRONEWS - Tarım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarım haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Zor koşullara rağmen kayısı ihracatı 303 milyon dolara ulaştı Haber

Zor koşullara rağmen kayısı ihracatı 303 milyon dolara ulaştı

Malatya Ticaret Borsası (MTB) Başkanı Ramazan Özcan, 2025 yılının Malatya açısından oldukça zor geçtiğini belirterek, zirai don ve deprem gibi olumsuzluklara rağmen kuru kayısı ihracatında 303 milyon dolarlık gelir elde edildiğini söyledi. MTB'de düzenlenen toplantıda değerlendirmelerde bulunan Malatya Ticaret Borsası (MTB) Başkanı Ramazan Özcan, 2026 yılının hem Türkiye hem de Malatya için hayırlı olması temennisinde bulundu. 6 Şubat depremlerinin ardından Malatya'nın fiziki ve sosyal anlamda yaralarını sarmaya çalıştığını ifade eden Özcan, 12 Nisan 2025'te yaşanan zirai don olayının da kayısı üretimini ciddi şekilde etkilediğini kaydetti. 2025 yılında fındık hariç kuru meyve ihracatından elde edilen gelirin yaklaşık 303 milyon dolarlık bölümünün Malatya kayısısından sağlandığını belirten Özcan, kayısının Malatya ihracatının temel ve stratejik tarım ürünü olmaya devam ettiğini ifade ederek, "2025 yılında Malatya'dan toplam 47 bin 699 ton kuru kayısı ihracatı gerçekleştirdik. Bu ihracattan 303 milyon 584 bin dolar gelir elde edildi. Bir önceki yıl 76 bin ton ihracat yapılmıştı. Miktar bazında yüzde 38'lik bir düşüş yaşandı ancak gelirdeki düşüş yüzde 25 seviyesinde kaldı. Bu da fiyat artışlarının etkili olduğunu gösteriyor" dedi. Türkiye'nin 2025 yılında fındık hariç toplam 1,7 milyar dolarlık kuru meyve ihracatı yaptığını belirten Özcan, bunun yaklaşık 303 milyon dolarının Malatya kayısısından elde edilmesinin önemli olduğunu söyledi. Özcan, "Kayısı, hem Malatya hem de Türkiye ihracatı açısından stratejik bir tarım ürünü olmaya devam ediyor" ifadelerini kullandı. Malatya'nın sadece tarımda değil hayvancılıkta da bölgenin önemli merkezlerinden biri olduğuna dikkat çeken Özcan, yıllık yaklaşık 200 milyon dolarlık kırmızı et ticaretinin Malatya üzerinden gerçekleştiğini kaydetti.

Nesli tehlike altındaki 1200 Ankara keçisi özenle korunuyor Haber

Nesli tehlike altındaki 1200 Ankara keçisi özenle korunuyor

Eskişehir'de faaliyet gösteren Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) bünyesindeki Anadolu Tarım İşletmesi'nde özenle bakılan nesli tehlike altındaki bin 200 Ankara keçisinin kış bakımı titizlikle devam ederken bu yıl 550 ile 600 oğlak doğması bekleniyor. Nesli tükenme tehlikesi altında olan tarihte Angora ırkı olarak bilinen, halk arasında Ankara keçisinin ırkı Mahmudiye ilçesinde faaliyet gösteren, Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) bünyesindeki Anadolu Tarım İşletmesi'nde koruma altında. Gen kaynağı büyük bir titizlikle korunan Ankara keçilerinin bakımı kışın da büyük bir titizlikle sürdürülüyor. Tiftik keçisi olarak da bilinen küçükbaşlar, Esenbel mevkiindeki Keçicilik Şubesi'nde bakılıyor. 1815 yılında Osmanlı döneminde Sultan 2. Mahmud tarafından "Çiftlikat-ı Hümayun" olarak faaliyetlerine başlayan işletmede 550'si anaç olmak üzere toplamda bin 200 baş Ankara keçisi bulunuyor. Türklerin Anadolu'ya beraberinde getirdikleri ve tarih boyunca Türklerle özdeşleşen Ankara keçilerinin eti ve sütünden daha çok ziyade kürkünden yapılan kaliteli kumaş ile ön plana çıkıyor. Mart ve Nisan ayında doğum yapan Ankara keçilerinden 550-600 oğlak doğması bekleniyor. Dondurucu soğuklarda 5 kişilik ekip bin 200 keçiye gözü gibi bakıyor Eksi seviyelerde düşen hava sıcaklıklarında 5 kişilik ekip bin 200 Ankara keçisinin üzerinden gözlerini adeta bir an bile ayırmıyorlar. Sabah saat 07.00'da başlayan bakım mesaisi akşama gün boyu kademe kademe devam ediyor. Müdürlüğün bilgisi dahlinde hastalılara karşı aylık ve yıllık periyotlarda aşılanan keçiler için tüm riskler minimize ediliyor. Hastalık gibi sürüye zarar verebilecek hayvan saldırılarına karşıda Keçicilik Şubesi'nin çevresi anbean gözetleniyor. "550-600 yeni yavru almayı hedefliyoruz" Anadolu Tarım İşletmesi Müdürü Hüseyin Yılmaz, "Nesli tükenmekte olan Ankara Keçisi, Türklerin Anadolu'ya gelişiyle beraber getirdikleri ve tarih boyunca Türklerle özdeşleşmiş çok özel bir hayvandır. Bu keçi türü, özellikle kıymetli tiftiğiyle ön plana çıkmaktadır. Süt verimi düşük olduğu ve eti halk arasında çok tercih edilmediği için sadece tiftik amaçlı yetiştirilmektedir. Bu nedenle nesli tükenme tehlikesi altındadır ve genetik yapısının korunması büyük önem taşımaktadır. Tarım ve Orman Bakanlığımıza bağlı TİGEM (Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü) bünyesinde, uzun yıllardır işletmemizde koruma amacıyla yetiştirilmektedir. Şu an işletmemizde toplam bin 200 hayvanımız mevcuttur; bu yıl 550 ana başı keçiyi yavru almak üzere tekeye verdik. Mart-Nisan aylarındaki doğum sezonunda yaklaşık 550-600 yeni yavru almayı hedefliyoruz" dedi. "5 aylık gebelik süresi sonunda yavrularımızı almayı bekliyoruz" İşletmedeki çalışmalar ve keçilerin bakımı hakkında işletmede görevli veteriner hekim Ayhan Biçer, "İşletmemizdeki bin 200 keçinin bakımı 5 kişilik bir ekip tarafından titizlikle yürütülmektedir. Mesai sabah saat 07.00'de kesif ve kaba yemlerin verilmesiyle başlar, akşam 17.00 civarında yemler yenilenir. İki ay sürecek teke katımının ardından, 5 aylık gebelik süresi sonunda yavrularımızı almayı bekliyoruz. Ankara Keçisi, Türkiye'deki toplam keçi popülasyonunun sadece yüzde 2 buçuğunu oluşturmaktadır. Genetik saflığı korumak adına işletmemize dışarıdan kaynağı belirsiz hayvan girişi kesinlikle yapılmamaktadır. Her yıl tekeler ve keçiler, genetik özelliklerine bakılarak özenle seçilmekte; Ankara Keçisi özelliğini tam yansıtmayan hayvanlar sürüden çıkarılmaktadır. Ayrıca temel amacımız hayvanları hastalandıktan sonra tedavi etmek değil, korumaktır. Bu doğrultuda Genel Müdürlüğümüzün bilgisi dâhilinde, teknik personelimiz tarafından aylık ve yıllık aşı programları eksiksiz bir şekilde uygulanmaktadır" ifadelerini kullandı.

Kraliçe inciri ihracatında kilogram başına 1 dolarlık artış Haber

Kraliçe inciri ihracatında kilogram başına 1 dolarlık artış

Bursa'da geçen yıl yaşanan zirai don ve kuraklık gibi olumsuzluklara rağmen Kraliçe iniciri olarak bilinen Bursa siyah incirinde ihracat 2024'e göre yüzde 12,3 artarak 70,3 milyon dolara ulaştı.İhracatta kilogram başı değer 1 dolar artışla yüzleri güldürdü. Uludağ İhracatçı Birliklerinden alınan bilgiye göre, Ege'den Marmara'ya, Akdeniz'den Anadolu'ya uzanan bereketli topraklara sahip Türkiye, hem taze hem de kurutulmuş incir üretiminde dünya lideri olarak ihracattan önemli pay alıyor. Yüzyıllardır bu topraklarda yetişen, doğallığıyla, eşsiz aromasıyla ve yüksek besin değeriyle Bursa’nın dünyaya armağan ettiği bir kültür mirası olan Bursa siyah inciri, birçok ülkede sevilerek tüketilen meyvelerin başında geliyor. "Bursa Karası" olarak da bilinen Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından 3 Mayıs 1990'da "Bursa siyahı" olarak tescil edilen Bursa siyah inciri, Avrupa Birliğinden resmi tescilini 24 Eylül 2024’te aldı. Tanımlı coğrafi alanı Bursa’da toplam 151 köy/mahalleyi kapsayan Bursa siyah inciri, Türkiye'nin toplam incir ihratacının yüzde 70'inden fazlasını karşılıyor. Geçen yıl yaşanan zirai don ve kuraklık gibi olumsuzluklara rağmen Bursa siyahında ihracat 2024'e göre yüzde 12,3 artarak 70,3 milyon dolara ulaştı. İhracatta kilogram başına 1 dolarlık değer artışı oldu 2024'te kilogram başına 3,46 dolardan ihraç edilen Bursa siyahı, 2025'te yaklaşık 1 dolar değerlendi ve kilosu 4,43 dolardan yurt dışına gönderildi. Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliğinin (UYMSİB) bu üründeki geçen yıl ihracatı ise 33,6 milyon dolar olarak gerçekleşti. En fazla ihracat Almanya'ya Bursa siyahında en fazla ihracat 21 milyon dolarla Almanya'ya yapıldı. Bu ülkeyi, 7,8 milyon dolarla Avusturya, 6 milyon dolarla Hollanda, 5,8 milyon dolarla Birleşik Krallık ve 4 milyon dolarla İsviçre izledi. UYMSİB Başkanı Senih Yazgan, zirai don ve kuraklık nedeniyle oluşan kalitesiz ürün yüzünden ihracatın bu rakamlarda kaldığını belirterek, "Miktar olarak ihracatımız 18 bin tonlardan 15 bin tona geriledi. Kaliteli ürün olsaydı çok daha iyi rakamlara ulaşabilirdik" dedi. Yazgan, Bursa siyahının Türkiye'nin farklı bölgelerinde yetiştirilmeye başlandığını belirterek, "Aydın bölgesinde, İzmir, Manisa ve Denizli'de üretiliyor. Bursa daha kalın kabuklu raf ömrü daha uzun, diğerleri ince kabuklu. Erkenci olması dolayısıyla pazarda avantajlı oluyor, çiftçi de kazançlı gördüğünden üretiyor" diye konuştu. Yaşanan olumsuzluklara rağmen 70 milyon doları geçen bir ihracata imza atılmasının başarı olduğunu vurgulayan Yazgan, Türkiye'nin tarımsal potansiyelinin yüksek olduğunu ancak yeterince değerlendirilmediğini söyledi.

Kızılırmak Deltası’nda Geleceğin Çiftçileri Haber

Kızılırmak Deltası’nda Geleceğin Çiftçileri

"Kızılırmak Deltası Genç Çiftçilere Emanet" projesinin en dikkat çeken başlıklarından biri olan "çocuk çiftçi" yaklaşımı, tarım ve çevre bilincinin erken yaşta kazandırılmasını amaçlıyor. Proje kapsamında deltada yaşayan çocuklara yönelik çevre bilinci, su tasarrufu, doğa koruma ve iyi tarım uygulamaları konularında eğitim ve farkındalık çalışmaları yürütülüyor. Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ve Avrupa Yeşil Mutabakatı hedefleriyle uyumlu olarak Bafra Genç İş İnsanları Derneği (Bafra GİAD), Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı (OKA) ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) tarafından "Kızılırmak Deltası Genç Çiftçilere Emanet" projesi hazırlandı. Projede çocuklara yönelik planlanan eğitimlerde; toprağın korunması, suyun verimli kullanımı, atıkların ayrıştırılması ve geri dönüşümün önemi uygulamalı olarak anlatılıyor. Proje yetkilileri, çocuk çiftçi yaklaşımıyla yalnızca bugünün değil, geleceğin çiftçilerinin ve çevre koruyucularının yetiştirilmesinin amaçlandığını vurguladı. Proje kapsamında, Doğanca, Üçpınar ve Yeşilyazı mahallelerinde bulunan okullarda çocuklara eğitim veriliyor. Çocuklar, okul bahçesinde tarım yapıyor. Hayvancılık faaliyetleri çerçevesinde ise koyun, inek gibi hayvanları büyütüp, bakımını yapıyor. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ali Kemal Ayan ve Doç. Dr. Arife Şimşek koordinesinde verilen eğitimlerde, çocuklar organik tarımı öğreniyor. Proje, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Küresel Çevre Fonu (GEF) Küçük Destek Programı (SGP) kapsamında destekleniyor. Çevre dostu uygulamalar yaygınlaştırılacak Projeyle birlikte tarımsal ve evsel atıkların toplanması, ayrıştırılması ve geri dönüştürülmesi sağlanacak; organik atıklar komposta dönüştürülerek toprak iyileştirici olarak tarımda kullanılacak. Kimyasal gübre ve pestisit kullanımının azaltılması, doğal mücadele yöntemlerinin yaygınlaştırılması amacıyla genç çiftçilere yönelik eğitim ve saha uygulamaları gerçekleştiriliyor. Kızılırmak Deltası'nın korunmasına katkı sunacak UNESCO Dünya Doğal Mirası Geçici Listesi'nde yer alan ve 140 kuş türüne ev sahipliği yapan Kızılırmak Deltası'nda uygulanacak proje ile 500 hektarlık pilot alanda tarımsal kirliliğin azaltılması amaçlanıyor. Proje kapsamında yıllık 10 ton tarımsal ve 20 ton evsel atığın yeniden değerlendirilmesi planlanıyor. Prof. Dr. Ali Kemal Ayan, "Bu yeni jenerasyon arkadaşlarımız Kızılırmak Deltası çevresinde daha temiz bir tarım yapmaya ant içmişler. Oranın mühendisleri ve üreticileri olacaklar. Artık temiz üretimin bekçileri bu arkadaşlardır" dedi. "Eğitim temelli bir proje" Kızılırmak Deltası'nda yaşayan üretici ve çiftçi Murat Koparan ise, "Tarımda yanlış giden bazı şeyleri gördük. Bir proje başlattık. Bu proje eğitim temelli bir projedir. 40 yaş altında teknolojiye uyum sağlayan bir neslin doğaya zarar vermeden daha temiz üretim yapmasını amaçlıyor" dedi. Üçpınar Ortaokulu Müdürü Aydın Öztürk de, "Okulumuzda Genç Filizler Çocuk Kulübü kuruldu. Çocuklarımıza ilgili kişiler tarafından eğitimler verildi. Ayrıca öğrencilerimizin velilerine organik tarımla ilgili bilgilendirme çalışmaları yapıldı. Okulumuza uygulama bahçesi kuruldu ve kompos kutu dağıtımı yapıldı" diye konuştu.

Doğu Anadolu’nun En Büyük Tarım OSB’si Tamamlanıyor Haber

Doğu Anadolu’nun En Büyük Tarım OSB’si Tamamlanıyor

Malatya'da, ekonominin yeniden canlanmasına yönelik önemli yatırımlar hayata geçiriliyor. Bu kapsamda, Doğu Anadolu Bölgesi'nin en büyük Tarıma Dayalı İhtisas (BESİ) Organize Sanayi Bölgesi'nin Malatya'nın Yazıhan ilçesinde faaliyete geçmesi için gün sayılıyor. Yaklaşık 8 yıl önce projelendirilen ve fiziki çalışmaları tamamlanan Yazıhan Tarıma Dayalı İhtisas (BESİ) Organize Sanayi Bölgesi'nin, bölge ekonomisine ciddi katma değer sağlaması bekleniyor. Toplam 3 bin 200 dönümlük alanda kurulan tesiste altyapı, enerji ve suyla ilgili tüm çalışmaların tamamlandığı bildirildi. "Bölgede herhangi bir altyapı sorunu kalmadı" Malatya Ticaret Borsası (MTB) Başkanı Ramazan Özcan, OSB'nin yatırımcı kabul edecek aşamaya geldiğini belirterek, "Birinci etapta 50'nin üzerinde parsel yatırımcıyı bekliyor. Enerji iletim hatlarıyla ilgili sorunlar çözüldü, bölgeye enerji verilebilecek duruma geldi. İçme ve kullanım suyu ihtiyacı da MASKİ Genel Müdürlüğü tarafından yapılan sondaj ve isale hatlarıyla karşılandı. Şu anda bölgede herhangi bir altyapı sorunu kalmadı" dedi. "Kırmızı et kesim kapasitesi artacak" Malatya'nın hayvancılık ve kırmızı et sektöründe önemli bir merkez olduğuna dikkat çeken Özcan, "Halihazırda Malatya'da yıllık ortalama 200 milyon dolar değerinde kırmızı et kesimi yapılmaktadır. Tesisin faaliyete geçmesiyle birlikte bu rakamın daha da artması beklenmektedir. Kurulacak OSB ile birlikte besi işletmeleri, et kombinası, güneş enerjisi santrali (GES), biyogaz tesisleri ve kaba yem fabrikası sayesinde bölge, hayvancılıkta entegre bir merkez haline gelerek Türkiye'nin dört bir yanına sevkiyat gerçekleştirilecektir" ifadelerini kullandı. "Arsa tahsislerimiz hazır imar uygulamaları bitti" Yazıhan BESİ OSB'nin Malatya'yı bölgenin cazibe merkezi haline getireceğini kaydeden Özcan, yatırımcılara çağrıda bulunarak, "Arsa tahsislerimiz hazır, altyapımız tamamlandı, imar uygulamaları bitti. Yazıhan-Mısırdere mevkiinde yatırım yapmak isteyen tüm besicileri ve sektör temsilcilerini bekliyoruz" diye konuştu. "Malatya'nın geleceği için büyük bir umut" Projede Yazıhan Kaymakamlığı, Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, Malatya Büyükşehir Belediyesi, Ticaret ve Sanayi Odası, Ticaret Borsası, Yazıhan Belediyesi ve Malatya Kırmızı Et Üreticileri Birliği'nin iş birliği içinde çalıştığını belirten Özcan, Tarıma Dayalı İhtisas (BESİ) OSB'nin Malatya'nın geleceği için büyük bir umut olduğunu sözlerine ekledi.

Gaziantep’te Kar Yağışı Çiftçiyi Sevindirdi Haber

Gaziantep’te Kar Yağışı Çiftçiyi Sevindirdi

Gaziantep’te kuraklık endişesi yaşayan çiftçilerin yüzü kar yağışıyla gülerken, çiftçi için adeta can suyu olan kar, başta Antep fıstığı ve hububat olmak üzere tarımsal ürünlerde yüksek rekolte beklentisini de artırdı. Gaziantep'te geçtiğimiz hafta belli aralıklarla etkili olan kar yağışı hafta sonu itibariyle yerini güneşli havaya bıraktı. Son yıllarda ciddi kuraklığın yaşandığı ve kuraklıktan dolayı fıstık ağaçlarının kurumaya başladığı Gaziantep’te uzun yılların ardından kar yağışı etkili oldu. Geçtiğimiz yıl kuraklık tehlikesiyle karşı karşıya kalan ve rekoltesi düşük olan Antep fıstığı, kar yağışıyla beraber üreticinin yüzünü güldürdü. İki gün süren kar yağışı tüm çiftçilerle birlikte özellikle de fıstık üreticilerinin yüzünün gülmesine neden olurken, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde "yeşil altın" olarak nitelendirilen Antep fıstığında bu yıl rekoltenin "var yılı" ve kar yağışının da rekolteyi yükselteceği tahmin ediliyor. Uzun yıllardır beklenen mevsimsel yağışların olmamasından dolayı Antep fıstığı, zeytin ve hububat gibi tarımsal ürünlerde ciddi verim ve kalite kaybının yaşandığı kentte önümüzdeki hafta sonu da kar yağışı bekleniyor. Kuraklık endişesi azaldı Geçtiğimiz yıllarda sonbahar mevsiminin çok kurak geçmesi ve barajlardaki suyun azalması nedeniyle tarım alanlarında ciddi sıkıntıların yaşandığı kentte kış mevsiminde de yeterli yağışın olmaması ciddi bir kuraklık endişesine neden oldu. Kuraklık nedeniyle meyve ağaçlarında erken açma tehlikesi baş göstermiş ve yeterli yağışın olmaması nedeniyle özellikle geçtiğimiz yıl ekili hububat alanları ve Antep fıstığı ile zeytin bahçelerinde büyük tehlikeler oluşmuştu. Kar yağışı yüzleri güldürdü Sonbahar mevsiminin çok kurak geçmesi hem çiftçiyi hem de vatandaşları ciddi anlamda endişe içine sokmuştu. Ancak geçtiğimiz günlerde belli aralıklarla iki gün kentte etkili olan kar yağışı bir nebze de olsa yüzleri güldürdü. Gaziantep’in yıllar sonra karlı havanın etkisi altına girmesi vatandaşların yanı sıra özellikle de çiftçileri çok mutlu etti. En son 1968 yılında bir metre kar kalınlığının ölçüldüğü kentte, 57 yıl sonra kar kalınlığı kent merkezinde 20, yüksek ve kırsal kesimlerde ise yarım metreyi bulması büyük bir sevince neden oldu. Kar yağışı ile birlikte Antep fıstığı ve zeytin bahçeleri başta olmak üzere hububat ekili tarlalar beyaza büründü. Antep fıstığı, zeytin bahçeleri ve hububat ekili alanların üzerini kaplayan kar, çiftçinin çok mutlu etti. Gaziantep Ziraat Odaları İl Koordinasyon Başkanı Cuma Yiğit, kar yağışından dolayı çiftçilerin sevinç içinde olduğunu belirtti. "Kar yağışının çok faydası oldu" Kar yağışından dolayı çiftçilerin çok mutlu olduğunu belirten Yiğit, "Kar yağışının 2026 yılında olması bizi çok sevindirdi. Kar yılı var yılı demektir. Büyüklerimizde ‘kar yılı, var yılı’ derlerdi. İnşallah bu karın devamı gelir. 2026 yılı çiftçilerimiz için bereketli, huzurlu ve daha çok ürün alacakları bir yıl olur. 2026 yılının ilk günlerinde olduğu gibi diğer aylarda da yağış bekliyoruz. Bu kar yağışının çok faydası oldu" dedi. "Antep fıstığı ağaçlarındaki haşeratlar öldü" Kuraklık nedeniyle Antep fıstığı ağaçlarında zararlıların çoğaldığına dikkat çeken "Bu yıl kuraklıktan dolayı Antep fıstığı ağaçlarında haşerat çoğaldı. Sürekli çiftçilerimiz ilaca yükleniyordu. O da ayrı bir maliyetti. Şu anda bu karın fıstık ağaçlarına çok faydası oldu. Haşeratlar öldü. İnşallah yağış bu şekilde devam ederse karın çok faydası olur" şeklinde konuştu. "Kar yağışı çiftçi için adeta can suyu oldu" Antep fıstığında iklim değişikliği nedeniyle geçtiğimiz yıl rekolte düşüşü ve asırlık fıstık ağaçlarında da kurumalar yaşanmasının çiftçileri endişelendirdiğini belirten Yiğit, "Gaziantep’te yağışların mevsim normallerinin altında gerçekleşmesi nedeniyle kuraklık endişesi yaşayan çiftçilerimizin yüzü, bu son günlerdeki kar yağışıyla birlikte gülmeye başladı. Son yıllarda kuraklıktan ciddi anlamda etkilenen Gaziantep’te kar yağışı çiftçi için adeta can suyu oldu. Bu kar yağışı önümüzdeki yıl Antep fıstığında rekolteyi artıracaktır. İnşallah bu yılın daha verimli olacağını umut ediyoruz. Tüm çiftçilerimize hayırlı uğurlu olsun. Bereketli bir yıl dilerim" diye konuştu.

Araştırmacı Kavuncu Dede Ata Tohumlarını Yaşatıyor Haber

Araştırmacı Kavuncu Dede Ata Tohumlarını Yaşatıyor

Denizli’de yaşayan 76 yaşındaki elektrik-elektronik mühendisi Halit Tekin, emekliliğini sıradan bir dinlenme dönemi olarak değil, ata tohumlarını kurtarma mücadelesi olarak geçiriyor. Bölge halkının “Araştırmacı Kavuncu Dede” diye tanıdığı Tekin, kaybolmaya yüz tutmuş yerel kavun çeşitlerini yeniden canlandırmak için yıllardır sabırla çalışıyor. Meslek hayatı boyunca devreler, sistemler ve verimlilik üzerine çalışan Tekin, emekli olduktan sonra çocukluk hayali olan tarıma yöneldi. Ancak klasik üretim yöntemlerinin dışına çıkarak, her ekimi bir deney, her tohumu ise bilimsel bir araştırma konusu olarak ele aldı. Acıpayam ilçesi ve çevresindeki deneme alanlarında onlarca farklı kavun çeşidi yetiştirdi. Özellikle coğrafi işaret tesciline sahip Acıpayam kavunu üzerine yoğunlaşan Tekin, ürünlerin yalnızca tadına değil, tüm teknik özelliklerine odaklanıyor. Şeker oranı, kabuk dayanıklılığı, raf ömrü ve aroma yoğunluğu gibi verileri tek tek kayıt altına alarak, en doğru sonucu elde etmeyi hedefliyor. Ata tohumlarının korunmasının milli bir görev olduğunu vurgulayan Tekin, “Mühendislikte kalite ve verim neyse, tarımda da odur. Atalarımızdan kalan o gerçek lezzetleri, genetiği bozulmadan geleceğe aktarmak istiyorum” sözleriyle çalışmalarının amacını anlatıyor. Ürettiği kavunları Denizli–Acıpayam kara yolu kenarındaki tezgâhında satışa sunan Tekin, yoldan geçenlerin yoğun ilgisiyle karşılaşıyor. Tezgahtaki “Araştırmacı Kavuncu” yazısını merak edenler, hem hikâyeyi dinliyor hem de ata tohumlarından yetişen kavunları satın alıyor.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.