TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tarım

AGRONEWS - Tarım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarım haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

40 bin gence teknolojik çiftlik desteği: 10 yılda tapu imkânı Haber

40 bin gence teknolojik çiftlik desteği: 10 yılda tapu imkânı

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ile Tarım Teknolojileri Kümelenmesi Vakfı’nın (TÜME) geliştirdiği proje ile 81 ilde tarıma ilgi duyan 40 bin genç için 100 büyükbaş kapasiteli 40 bin teknolojik çiftlik kurulması planlanıyor. Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Dalgar, bir grup gazeteciye yaptığı değerlendirmede, tarımdaki yaşlanma riskine dikkat çekerek, Türkiye’de çiftçi yaş ortalamasının 59 olduğunu, 18-32 yaş arası genç çiftçilerin oranının ise sadece yüzde 5 civarında kaldığını aktardı. Eğitimden geçecekler YÖK ile TÜME’nin ortaklaşa yürüttüğü proje kapsamında ilk çiftliğin üniversitelerinde kurulacağını söyleyen Dalgar, “Ülke çapında otonom, yapay zekaya dayalı çiftlikler kurulacak. Çiftlikler ilk etapta 10 üniversitede kurulacak. Bunlar Ege, Ankara, Selçuk, Urla, Samsun 19 Mayıs, Harran, Erzurum Atatürk ve Tekirdağ Üniversitesi olarak belirlendi. Bir ayağı köyde olan, atasından kalma toprakları olan gençleri 3’er, 6’şar ay iyi bir eğitimden geçireceğiz. Tarıma ilgisi olan tüm gençler başvurabilecek. Onları donatacağız, akredite edeceğiz. Sonra da bu gençlere ‘hadi köyünden bana 4-5 dönüm arazi göster, oraya senin çiftliğini kuralım’ diyeceğiz” bilgisini verdi. Son teknoloji çiftlik Dalgar, Hollanda, Avusturya, Portekiz ve ABD’de teknolojiyle yönetilen çiftlikleri incelediklerini ve bu kapsamda kurulacak çiftliklerde son teknoloji robotların yer alacağını söyleyerek, “Teknolojiyi kullanan, bilimsel ve ideal standartlarda hayvancılık yapan gençler ile örneğin buzağı ölümlerini düşüreceğiz. Ortalama 25 litre süt alımını 45 litreye çıkaracağız. TÜME, üniversitelerde teknolojiye dayalı çiftlikler kuracak. Proje 10 üniversiteyle sınırlı kalmayacak. Hedef 40 bin çiftlik kurarak Türkiye genelinde 40 bin genci teknolojiyi kullanarak tarım, hayvancılık yapan bir noktaya taşımak. Eylül sonunda Şanlıurfa’daki Teknofest’e kadar 40 çiftliğin kurulması hedefleniyor” dedi. Yerli makineler Dalgar, TÜME Vakfı’nın gençlerin köyünde çiftliği kuracağını belirterek, “Gençler bekarsa 2, evliyse 3 asgari ücret maaş verilecek. Başarısına, performansına göre 5 ile 10 yıl sonunda da tamamen çiftlik o gence bırakılacak. Tarım teknolojisi üreten şirketler bu vakfın ekosisteminin paydaşı. Mesela süt sağım robotu üreten bir şirket düşünün. 40 bin çiftlik kurulduğunda 40 bin süt sağım robotu satacaksınız. Dolayısıyla bu işin sponsorluğunu da onlar üstleniyor. Yani fonu onlar finanse edecek. Çiftliğimizde yem itme robotu, gübre temizleme robotu, sağım robotu, yem karma robotları bulunacak. Bunların bazıları daha önce İsrail’den ithal ediliyordu. Şimdi Isparta’da bir firma yerli olarak üretiyor ve onları kullanıyoruz. Ayrıca yerli firmaların ürünlerine laboratuvar ortamında tam test deney raporu verebilmek için Tarım ve Orman Bakanlığı’na başvuru yaptık. Ağustos ayı gibi yetki almış olacağız” dedi. Gençler toprağı sürmüyor Türkiye’de çiftçi yaş ortalaması 59’a yükseldi. Türkiye’de tarım sektöründe çalışan nüfus yaklaşık 5 milyonken, Bakanlık verilerine göre Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı çiftçi sayısı 2,3 milyonu aştı. Bitkisel üretim açısından bakıldığında, ÇKS’ye kayıtlı çiftçilerin yüzde 14’ü genç, yüzde 59’u orta yaşlı, yüzde 27’si ise 65 yaş üstü. Hayvansal üretimde ise yüzde 23’ü genç çiftçi, yüzde 61’i orta yaşlı ve yüzde 16’sı 65 yaş üstü yetiştiriciden oluşuyor. Tarımın meslek olarak görülmemesi, ailelerin çocuklarını tarım dışı sosyal güvenliği olan işlere yönlendirmesi, köylerde sosyal altyapının zayıf olması, iklim değişikliği, su kısıtı, maliyet yükselişleri gençlerin alana olan ilgisini azaltıyor. Yem ithalatı için çözüm Dalgar, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) ile Türkiye’nin yem ithalatına çözüm olacak bir proje başlattıklarını da belirterek, “Büyükbaş hayvan, tavuk, balık yemlerinde soya yoğun miktarlarda kullanıldığı için yıllık 4 milyar dolara yakın soya ithalatı var. Soyada su tüketimi fazla olduğu için üretim Türkiye’de istenilen seviyeye gelmiyor. Bunun az su isteyen, daha yüksek verimli türlerini üretebilmek için TAGEM’le bitkisel yem üzerinde bir çalışma başlatıyoruz” diye konuştu.

Bakan Yumaklı: Küçükbaşa yıllık 180 bin lira destek verilecek Haber

Bakan Yumaklı: Küçükbaşa yıllık 180 bin lira destek verilecek

Bakan Yumaklı, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünün (TİGEM) Polatlı Tarım İşletmesi Müdürlüğü'nü ziyaret etti. Burada incelemelerde bulunan Yumaklı, daha sonra koyun-kuzu buluşmasını izledi. Bakan Yumaklı, burada yaptığı açıklamada, TİGEM'in, Türkiye'de hem bitkisel üretimdeki tohum hem de hayvansal üretimdeki damızlık ihtiyacının büyük bölümünü karşılayan önemli bir işletme olduğunu söyledi. Hayvancılığın stratejik bir sektör olduğuna işaret eden Yumaklı, bu kapsamda 2024'te 5 yıllık yol haritası açıkladıklarını hatırlattı. Bakan Yumaklı, bu süreçte meraların geliştirilmesinden küçük aile işletmeleri ile genç ve kadın girişimcilerin sektöre girmesine kadar birçok hususu devreye aldıklarını bildirdi. Hem üretim planlaması hem de uygulamaya alınan yol haritasının olumlu sonuçlarını gördüklerine işaret eden Yumaklı, "Bugün itibarıyla küçükbaş sürülerimiz yüzde 11 artışla 58 milyon başa yükselmiş durumdayız. Anadolu'muzun hem coğrafi koşulları hem de küçükbaş hayvancılıkla ilgili tecrübesi, bu alanda yapılması gereken çok daha önemli işler olduğunu da ifade etmekte. Dolayısıyla Anadolu'yu küçükbaş hayvancılığın merkezi haline getirmeye devam edeceğiz." değerlendirmesinde bulundu. Hedeflere ulaşmak için çalışmaya devam edeceklerini bildiren Yumaklı, "Verimli, kaliteli ve sürdürülebilir bir üretimi hayvansal üretimde yerine getireceğiz." dedi. "EN İYİ IRKIN OLUŞTURULMASI İÇİN ÇALIŞILMIŞ SÜRÜLERDEN VERİLECEK" Küçükbaş hayvancılığa ayrı önem verdiklerini belirten Yumaklı, sözlerine şöyle devam etti: "Küçükbaşa destekle alakalı bir uygulamayı Sayın Cumhurbaşkanı'mız açıklamıştı. Kırsalda Bereket Küçükbaşa Destek Projesi'nin detaylarını da oluşturmaya başladık. 1 Nisan itibarıyla başvuruları aldık, 30 Nisan itibarıyla bu başvurular sona ermiş olacak. 95 dişi, 5 de erkek küçükbaş hayvanı vereceğiz. Ayda 15 bin lira, yıllık 180 bin lira bakım ve diğer giderler için destekte bulunmuş olacağız. Verilecek olanların tamamı, TİGEM'de en iyi ırkın oluşturulması için çalışılmış sürülerden verilecek. Burada da yüzde 100'e varan faiz desteğiyle Ziraat Bankamızın 2 ila 7 yıl arasındaki vadelendirmesi söz konusu olacak." Bakan Yumaklı, bütün gayretlerinin, üreticilerle Türkiye'nin sahip olduğu potansiyeli en üst düzeye çıkarmak olduğunu bildirerek, bitkisel ve hayvansal üretimde bu avantajlara sahip olmayan ülkelerin tedarik ihtiyacını karşılayabilecek güce sahip olduklarını kaydetti. "BAKANLIK OLARAK BİR MODEL OLUŞTURUYORUZ" Projenin ayrıntılarına ilişkin bilgi veren Yumaklı, şunları kaydetti: "Gençler, kadınlar ve şehit yakınları ilave puan alacak. Veteriner hekimler, ziraat ve gıda mühendisleri bu konuyla ilgili eğitimleri aldıkları için ilave puan alacak. Aile işletmeleri, birinci derecede örgüt, yani tarımsal herhangi bir sivil toplum kuruluşuna üye olanlar da yine ilave puan almış olacak. Üç yıl boyunca devam edecek bir projeden bahsediyoruz. Şu an için bizim öngördüğümüz rakam 150 bin. Belki düşük bir rakam gibi gelebilir 58 milyonun yanında ama biz Bakanlık olarak bir model oluşturuyoruz. Dolayısıyla konuyla ilgili birlikler, kooperatifler de kendileri açısından bu projenin farklı yönlerinde olmak üzere çalışmalara başladılar. Dolayısıyla hep birlikte inşallah çok güzel sonuçlara ulaşacağız."

Pakistanlı çiftçilerden, artan dizel ve tarım maliyetlerine karşı protesto Haber

Pakistanlı çiftçilerden, artan dizel ve tarım maliyetlerine karşı protesto

Nawab Zubair Talpur, ABD-İran çatışması öncesinde 285 rupi olan dizel fiyatının 390 rupiye yükseldiğini ve bunun çiftçiler için ciddi zorluklar yarattığını ifade etti. Çiftçilerin ürünlerinden yeterli gelir elde edemediğini, bu nedenle maliyetlerini karşılayamadığını söyledi. DAP gübresinin torba fiyatının 2.000 rupi, ürenin ise 1.000 rupi arttığını ve üretim maliyetlerinin ciddi şekilde yükseldiğini ekledi. Aynı zamanda ürünlerin düşük piyasa fiyatları çiftçileri iki yönlü bir mali baskı altına soktu. Liderler, federal hükümet dizel fiyatlarını düşürmez veya sübvansiyon sağlamazsa 20 Nisan’da Haydarabad’da, ardından 26 Nisan’da Tando Allahyar ve diğer bölgelerde protesto hareketi başlatacaklarını açıkladı. Sindh Hari Abadgar Ittehad’ın da bu protestolara katılacağı belirtildi. Tarım sektörünün uzun süredir ihmal edildiğini ve tüm yükün çiftçilerin üzerine bırakıldığını ifade ettiler. Yakıt fiyatlarındaki son artışın savaş gerekçesiyle açıklanmasına rağmen çiftçilerin üretim yapmasını neredeyse imkânsız hale getirdiğini söylediler. Pakistan’ın yakıt ihtiyacının yaklaşık %70’inin yerli rafinerilerden karşılandığını, sadece %30’unun ithal edildiğini belirterek hükümeti eleştirdiler. Diğer ülkelerin kriz dönemlerinde sübvansiyon sağlarken Pakistan hükümetinin yükü artırdığını ifade ettiler. Mevcut hükümet döneminde çiftçilere tahıl, meyve ve sebze dahil hiçbir üründe adil fiyat verilmediğini, üretim maliyetlerinin kazancı aştığını iddia ettiler. IMF koşullarının bahane edildiğini söyleyerek, bu kısıtlamalar varsa buğday fiyatının nasıl 3.500 rupi olarak belirlendiğini sorguladılar. Sindh hükümetinin dönüm başına 1.500 rupi sübvansiyon açıklamasını “alay” olarak nitelendirerek bununla tarım yapılmasının mümkün olmadığını ifade ettiler. Sindh’de sahte tohum, gübre ve pestisit satışının yaygınlaştığını, buna karşı etkili önlem alınmadığını belirttiler. Federal hükümetin 400’den fazla sahte şirketi yasakladığı iddia edilse de bu şirketlerin isimlerinin açıklanmadığını ve resmi sitelerde bilgi bulunmadığını söylediler. Afganistan sınırının kapatılmasının özellikle meyve üreticilerini olumsuz etkilediğini, ihracatın durmasıyla ürünlerin elde kaldığını ve bozulduğunu ifade ettiler. Tarım arazilerinin konut projelerine dönüştürülmesinin ciddi bir sorun olduğunu, bunun uzun vadede gıda krizi riskini artıracağını belirttiler. Çiftçiler taleplerini şöyle sıraladı: savaş öncesi yakıt fiyatlarının geri getirilmesi, buğdayın 4.500 rupi/maun, pamuğun 10.000 rupi/maun olarak belirlenmesi, Afganistan sınırının ihracata açılması, tarım arazilerinde yapılaşmanın yasaklanması ve tarım sektörüne öncelikli destek sağlanması.

ABD, Fas’ta tarım için 226 milyon dolarlık proje başlattı Haber

ABD, Fas’ta tarım için 226 milyon dolarlık proje başlattı

Fas, ABD’nin “Food for Progress” programı kapsamında 2026 yılı için öncelikli ülkelerden biri olarak seçildi. Program, gelişmekte olan ekonomilerde tarımsal verimliliği artırmayı ve tarım ticaretini geliştirmeyi amaçlıyor. ABD Tarım Bakanlığı’na (USDA) bağlı Dış Tarım Servisi’ne (FAS) göre girişim, hem tarımsal kalkınmayı desteklemeyi hem de ABD tarım ürünleri için uluslararası pazarlarda yeni ticari fırsatlar oluşturmayı hedefliyor. 2026 mali yılı için “Food for Progress” programı kapsamında toplam 226 milyon dolara kadar yeni iş birliği anlaşması verilmesi bekleniyor. Bu fonlar beş yıllık projeleri destekleyecek ve her bir projenin bütçesi genellikle 28 milyon ile 35 milyon dolar arasında olacak. Fas’ın yanı sıra Bangladeş, Bolivya, Ekvador, Filipinler, Sri Lanka ve Tayland da bu yılın öncelikli ülkeleri arasında yer alıyor. USDA Dış Tarım Servisi, programın iki temel amacı olduğunu belirtiyor: gelişmekte olan ülkelerde tarımsal üretkenliği artırmak ve bu ülkelerde tarım ürünleri ticaretini genişletmek. Program ayrıca, ortak ülkelerde tarım sektörünün rekabet gücünü artırmayı ve özel sektör katılımını ile inovasyonu teşvik etmeyi hedefliyor. Girişim, ticarete bağlı bir kalkınma modeli üzerinden yürütülüyor. USDA FAS’a göre program, ABD’li çiftçi ve üreticilerden tarım ürünleri satın alıyor, bunları gelişmekte olan ülkelere gönderip satıyor ve elde edilen geliri tarımsal kalkınma, altyapı ve ekonomik kapasite projelerine aktarıyor. Fas’ın programa dahil edilmesi, ülkenin tarım sektörünü geliştirme çabalarına ve genel ekonomik büyüme potansiyeline bağlanıyor. Uluslararası Para Fonu (IMF), Fas ekonomisinin 2026 yılında yaklaşık %4,4 oranında büyümesini öngörüyor; bu büyümede tarımsal üretimin önemli rol oynaması bekleniyor. Fas aynı zamanda küresel fosfat gübre tedarikinde önemli bir konuma sahip. OCP Grubu, ülkeyi fosfat ve fosfat bazlı ürünlerde dünyanın en büyük üreticilerinden biri haline getirmiş durumda. OCP, dünya fosfat rezervlerinin yaklaşık %70’ine sahip olup, küresel ölçekte fosfat ve gübre üretiminde lider konumda bulunuyor. Şirket geçen ay, Orta Doğu’daki savaş nedeniyle küresel ticaret rotalarında yaşanan aksaklıklar sırasında Latin Amerika’ya 90.000 ton fosfat gübresi sevk etti. Bu güçlü pazar konumu finansal sonuçlara da yansıdı; OCP, 2025 yılında gelirlerini %17 artırarak 114 milyar MAD (11,4 milyar dolar) seviyesine çıkardı.

Taklamakan Çölü’nde buğday yetiştirilmeye başlandı Haber

Taklamakan Çölü’nde buğday yetiştirilmeye başlandı

Teknoloji, Çölü Tarım Alanına Dönüştürdü Çin'in en zorlu coğrafyalarından biri olan Taklamakan Çölü'nde yürütülen "çöl buğdayı" projesi, geçtiğimiz dönemde dikkat çekici sonuçlar verdi. Yaklaşık 547 hektarlık alanda ekilen buğdayın yeşerme ve fide tutma oranı %90'ın üzerine çıktı. Bu başarı, dünyanın en büyük çöllerinden biri olan Taklamakan için bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Pivot Sprinkler Sistemiyle Verimlilik Patlaması Projenin başarısının ardındaki anahtar, modern sulama teknolojileri oldu. "Pivot sprinkler" olarak bilinen döner başlıklı püskürtme sistemleri, suyun etkin kullanımını sağlayarak ekstrem koşullarda verimliliği artırdı. Bu sistemin en çarpıcı etkilerinden biri ise iş gücü ihtiyacında yaşanan radikal düşüş. Daha önce yaklaşık 30 kişinin yaptığı işi artık sadece 4 kişi yürütebiliyor. Sadece Buğday Değil: Çeşitlendirilmiş Tarım Taklamakan Çölü'ndeki çalışmalar buğday üretimiyle sınırlı kalmadı. Son iki yılda bölgede mısır, gül ve farklı tarım ürünlerinin de büyük ölçekli hasatları gerçekleştirildi. Bu durum, teknolojinin sadece bir ürün için değil, çöl ekosisteminde çeşitli tarım faaliyetlerinin sürdürülebilirliği için de bir model oluşturduğunu gösteriyor. Çölleşmeyle Mücadelede Tarihi Dönüşüm Çin, yıllardır derin bir çölleşme kriziyle karşı karşıyaydı. 1990'ların sonunda her yıl Lübnan büyüklüğünde (yaklaşık 10,400 km²) bir arazi çölleşiyordu. Ancak yürütülen yoğun ağaçlandırma ve teknoloji odaklı tarım projeleri sayesinde, yıllık çölleşme hızı geçmişteki 10,000 kilometrekareden yaklaşık 2,300 kilometrekareye kadar geriledi. Bu, çölleşmeyle mücadelede küresel ölçekte dikkate değer bir başarı. Editör Yorumu Taklamakan'daki bu başarı, sadece bir tarım projesinden çok daha fazlasını temsil ediyor. İklim değişikliği ve artan gıda ihtiyacı karşısında, dünyanın kurak ve yarı kurak bölgeleri için potansiyel bir yol haritası sunuyor. Pivot sprinkler gibi akıllı sulama sistemleri, su kıtlığı çeken bölgelerde tarımın verimliliğini ve sürdürülebilirliğini kökten değiştirebilir. Çin'in elde ettiği sonuçlar, çölleşmeyi tersine çevirmenin mümkün olduğunu ve teknolojinin bu mücadelede nasıl bir kaldıraç görevi görebileceğini kanıtlıyor.

Diyarbakır’da Tarım Çalıştayı düzenlendi Haber

Diyarbakır’da Tarım Çalıştayı düzenlendi

Diyarbakır'da hafta sonu düzenlenen "Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da Tarım, Gıda ve Sanayi Odaklı Kalkınma Vizyonu Çalıştayı"nın kapanış konuşmasını yapan Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Başkanı Mehmet Kaya, çalıştayın sadece bölgeye değil, tüm Türkiye'ye örnek olacak bir model ortaya çıkaracağını söyledi. Diyarbakır Valiliği, Tarımsal Strateji ve Politika Geliştirme Merkezi (TARPOL), Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası, Diyarbakır Ticaret Borsası, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu ve Diyarbakır AB Bilgi Merkezi işbirliğinde düzenlenen çalıştayda, 25'er kişiden oluşan dört tematik çalışma grubu "Bitkisel Üretim", "Hayvancılık", "Tarıma Dayalı Sanayi" ve "Kırsal Kalkınma" başlıklarını masaya yatırdı. Farklı salonlarda eş zamanlı yapılan oturumlarda, bölgenin stratejik ürünleri, sulama ve iklim değişikliğinin üretime etkisi, sözleşmeli üretim ve dijitalleşme gibi konular ele alındı. Hayvancılık oturumlarında ise mera ve yaylakların etkin kullanımı, hayvan sağlığı ve yetiştiricilik modelleri ile et ve süt piyasalarına entegrasyon gibi başlıklar öne çıktı. Tarıma dayalı sanayi oturumlarında işleme, pazarlama ve markalaşma faaliyetleri ile yatırım ve finansman olanakları tartışılırken; kırsal kalkınma oturumlarında ise altyapı ihtiyaçları, kooperatifçilik, genç ve kadın istihdamı ile kırsalda refahın artırılması konuları ele alındı. "Çalıştay ciddi bir heyecan uyandırdı" Çalıştayın kapanış konuşmasını yapan DTSO Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kaya, uzun yıllardan sonra ilk kez verimli bir toplantı gerçekleştirildiğini belirtti. "Biz sivil toplum kuruluşları olarak en çok çalıştay yapan yapılardan biriyiz. Ama açık konuşmak gerekirse, çoğu zaman bu çalışmalar bir kitapçığa dönüşmekten öteye gidemedi" diyen Kaya, bu çalıştayın ise farklı bir noktada durduğunu ifade etti." Kaya, hem organizasyonu üstlenen TARPOL'un uzmanlığı hem de katılımcı profilinin niteliğinin kendisinde güçlü bir umut yarattığını belirterek, "Çalıştay ciddi bir heyecan uyandırdı. Katılımcıların tamamı bölgeyi bilen, sahayı tanıyan isimlerden oluşuyor. Bu yüzden ilk kez gerçekten sonuç alabileceğimiz bir sürecin içindeyiz" dedi. Geçmişte başlatılan ekonomi koordinasyon toplantılarına atıf yapan Kaya, ortak akıl süreçlerinin Diyarbakır'da somut sonuçlar doğurduğunu hatırlatarak "9 yıl önce başlattığımız toplantıların bugün karşılığını görüyoruz. Artık Diyarbakır'ın sanayi altyapısında ciddi bir sorun olmadığını söyleyebiliyoruz. Bu, birlikte düşünmenin ve birlikte hareket etmenin sonucudur" diye konuştu. Kaya, aynı yaklaşımın tarımda da uygulanması halinde benzer başarı hikayesinin yazılabileceğini ifade etti. "Bu model Türkiye'nin diğer bölgelerine de örnek olacak" Çalıştay kapsamının yalnızca Doğu ve Güneydoğu ile sınırlı olmadığını vurgulayan Kaya, Türkiye'nin farklı bölgelerinde benzer sorunların yaşandığına dikkati çekerek, "Çatışmalı bir sürecin sonucunda fırsat önümüzde çıktı. Evet biz kendi bölgemizi konuşuyoruz ama bu sorunlar sadece burada değil; Ege'de de var, Akdeniz'de de var. Bu nedenle burada ortaya çıkacak modelin Türkiye'nin diğer bölgelerine de örnek olacağına inanıyorum" diye konuştu. Oda olarak sürecin devamlılığını sağlamak için aktif rol üstleneceklerini ve TARPOL ile birlikte çalışmaya hazır olduklarını ifade eden Kaya, "Bu sürecin ayaklarının oluşturulacağını biliyoruz. Biz de DTSO olarak hem bölgenin hem Türkiye'nin tarım sorunu olduğunun farkındayız. Bu nedenle her türlü katkıyı sunmaya hazırız" dedi. Eker: "Süreçle birlikte tarım yeniden ayağa kalkabilir" Çalıştayın diğer önemli konuşmacısı olan TARPOL Başkanı ve eski Tarım Bakanı Mehdi Eker ise bölgenin son 40 yılda yaşadığı çatışmalı sürecin tarım ve hayvancılık üzerindeki etkilerine dikkati çekti. Mera ve yayla yasaklarının üretim sistemini köklü biçimde değiştirdiğini, kırsaldan kente göçün üretim dengesini bozduğunu anlatan Eker, barış sürecinin önemine vurgu yaparak, "Uzun yıllar süren bir çatışmalı dönem yaşadık. Ama bugün daha farklı bir noktadayız. Bu süreç kalıcı hale gelirse, tarım ve hayvancılık bu bölgenin yeniden kalkınmasının ana unsuru olabilir" dedi. Eker, üretim planlamasında coğrafi gerçeklerin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, bölgenin özellikle hububat, bakliyat ve küçükbaş hayvancılık için uygun olduğuna işaret etti. Mehdi Eker, "Bu coğrafya bize ne yapmamız gerektiğini söylüyor. Yağış miktarı, toprak yapısı belli. Buna uygun üretim modeli kurmazsak sürdürülebilir bir tarım mümkün değil" diye konuştu. Küresel gelişmelere de değinen Eker, tarımın stratejik öneminin arttığını belirterek, "Bugün gıda artık sadece bir ekonomik faaliyet değil, gıda güvenliği doğrudan milli güvenlik meselesidir. Bu nedenle tarımı yeniden konumlandırmak zorundayız" ifadesini kullandı. Çalıştayda ortaya çıkan görüş ve önerilerin kapsamlı bir rapora dönüştürüleceğini bildiren Eker, bu raporun ilgili devlet kurumlarına sunularak politika yapım sürecine katkı sağlayacağını kaydetti. Rapor kamuoyuna açıklanacak İki günlük çalıştayda ele alınan konular, tespitler ve çözüm önerileri ile birlikte rapor haline getirilecek ve yakın zamanda kamuoyuna duyurulacak.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.