TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tarım

AGRONEWS - Tarım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarım haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Şeker sektöründe kritik eşik: maliyet 47 TL, satış 30 TL oldu Haber

Şeker sektöründe kritik eşik: maliyet 47 TL, satış 30 TL oldu

Kayseri Pancar Ekicileri Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Akay, katıldığı bir televizyon programında şeker pancarı tarımı ve sektörün geleceğine dair çarpıcı uyarılarda bulundu. Şeker sektörünün şu an kritik bir noktada olduğunu ifade eden Akay, doğru politikalar uygulanmazsa hem tarımın hem de çiftçinin telafisi güç zararlar göreceğini söyledi. "Sektör Artık Bir Mücadele Alanı" Şeker pancarının Türkiye için stratejik bir ürün olduğunun altını çizen Başkan Akay, sektörde ayakta kalmanın artık sürekli bir mücadele gerektirdiğini belirtti. Tüm çalışmaların üretici odaklı yürütüldüğünü hatırlatan Akay, çiftçinin geleceği için yoğun çaba sarf ettiklerini dile getirdi. Maliyet Uçurumu: Üretici Zararına Satıyor Başkan Akay’ın açıklamalarındaki en dikkat çekici nokta ise finansal tablo oldu. Gübre, mazot ve diğer girdi maliyetlerindeki artışın üreticiyi nefessiz bıraktığını belirten Akay, rakamlarla tehlikeyi özetledi: Ortalama Maliyet: 47 TL/kg Mevcut Satış Fiyatı: 30 - 35 TL/kg Akay, "Satış fiyatlarının maliyetin bu denli altında kalması, sektörün geleceği için en büyük tehdittir. Bu dengesizlikle üretimin devamlılığı sağlanamaz," uyarısında bulundu. NBŞ ve Kayıt Dışı Üretim Tehdidi Pancar şekerinin sadece maliyetle değil, haksız rekabetle de boğuştuğunu belirten Akay; kimyasal tatlandırıcılar, nişasta bazlı şeker (NBŞ) ve denetimsiz kayıt dışı üretimlerin pazarı bozduğunu vurguladı. Kota dışı üretimlerin neden olduğu dengesizliğin, dürüst üreticiyi cezalandırdığını ifade etti. Çözüm İçin 5 Acil Madde Başkan Hüseyin Akay, sektörün içine düştüğü bu darboğazdan çıkması için somut çözüm önerilerini şu başlıklarla sıraladı: Girdi Maliyetleri: Gübre ve mazot gibi temel kalemlerde üretici desteklenerek maliyetler aşağı çekilmeli. Fiyat İstikrarı: Şeker satış fiyatları, maliyet-kar dengesi gözetilerek acilen revize edilmeli. Sıkı Denetim: Kimyasal tatlandırıcı kullanımı sınırlandırılmalı ve kayıt dışı üretimle tavizsiz mücadele edilmeli. Modern Teknikler: Sulama sistemleri ve verimlilik artırıcı yöntemler yaygınlaştırılmalı. Ar-Ge ve Yerli Tohum: Şeker pancarında dışa bağımlılığı azaltacak yerli tohum çalışmaları hızlandırılmalı.

Bakan Yumaklı: Tarıma 938 milyar TL destek Haber

Bakan Yumaklı: Tarıma 938 milyar TL destek

Bakan Yumaklı, Kastamonu'da Ilgaz Dağı'ndaki bir otelde düzenlenen "Uluslararası Çiftçi Örgütleri Çalıştayı ve Forumu"nda yaptığı konuşmada, foruma Kırgızistan, Tacikistan, İtalya, Moldova, Azerbaycan, Gürcistan ve Hindistan'dan üretici birliklerinin katıldığını söyledi. Tarımsal üretimin sadece üretim faaliyeti olmanın ötesine geçtiğini belirten Yumaklı, "Tarımsal üretimin ulusal güvenliğin, ekonomik istikrarın ve toplumsal refahın temel dayanaklarından biri haline geldiği hepimizin malumudur. Ancak içinde bulunduğumuz ve yeni normal olarak tariflediğimiz tepkiler tarım sektörünü derinden ve çok boyutlu risklerle yüzleştirecek etkiye sahip durumda." diye konuştu. Bu risklerin başında küresel iklim krizi geldiğine dikkati çeken Yumaklı, "Bunun en sert etkisini geçtiğimiz yıl ülkemizde zirai don hadisesinde yaşadık. Bu yıl da geçtiğimiz yılın vermiş olduğu tedirginlikle hava olaylarını takip ettik. Bu hafta, geçtiğimiz haftanın başından itibaren büyük bir risk içeriyordu. Zirai dona karşı ne yapılması gerekiyorsa onları yaptılar. Sıcaklık değişiklikleri de bizim beklediğimiz kadar büyük oranda gerçekleşmedi. Genel itibarıyla zirai don hadisesi yaşanmadı ancak lokal olarak bazı yerlerde oldu. Bu da üretimimizi büyük ölçüde etkileyecek bir unsur taşımıyor çok şükür." ifadelerini kullandı. Kuraklığın son dönemde önemli bir sorun olmaya devam ettiğini anlatan Yumaklı, "Bir de madalyonun diğer yüzü var. O da kuraklık. Bir taraftan zirai donu, diğer taraftan kuraklığı konuşuyoruz. Küresel iklim değişikliğinin iki önemli etkisi. Her bir derecelik artışın tarımsal üretimde yüzde 8'lik kayba sebep olduğuna dair veriler var. Bu tablo hem çiftçilerimizin hem gıda sistemlerimizin sellerle, kuraklıkla, hastalıklarla, zararlılarla daha fazla mücadele edeceği bir dönemi bize gösteriyor." dedi. Yumaklı, savaşın tarım ve ekonomiye önemli etkileri bulunduğuna işaret ederek, şöyle devam etti: "Bugün yakın coğrafyamızda İran ve Amerika Birleşik Devletleri, İsrail çatışması, enerji ve gübre maliyetlerinde çok önemli maliyet baskısını tarımsal üretimin üzerine getirmiş durumda. Bununla birlikte Türkiye'nin son yıllarda izlemiş olduğu etkin dış politika ve ileriye dönük stratejik yaklaşımlar sayesinde bu tür dalgalanmalara karşı güçlü duruş sergilemiş durumdayız. Bu noktada açıkça ifade etmek isterim ki üreticimiz müsterih olsun, tüketicilerimiz endişe etmesin, sanayicilerimiz de gönül rahatlığıyla yoluna devam etsin. Türkiye bu süreçte hamdolsun, gıda arz güvenliğiyle ilgili hiçbir sıkıntı yaşamamıştır, yaşamayacaktır. Bunun en önemli nedeni de Türkiye'nin geliştirdiği çoklu tedarik stratejileridir. Proaktif yaklaşım ve küresel şoklara karşı güçlü koruma kalkanıdır." "TARIMIN GELECEĞİ GÜÇLÜ ÜRETİCİ ÖRGÜTLERİNDEN GEÇMEKTEDİR" Türkiye'nin etrafındaki ateş çemberine rağmen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde barış adası ve güvenli liman olma özelliğini sürdürdüğünü vurgulayan Yumaklı, şunları söyledi: "Türkiye, dünyadaki bütün gelişmeleri doğru okumaktadır ve sürdürülebilir stratejiler üretmeye devam edecektir. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da her hal ve koşulda devletimiz, bakanlığımız üreticimizin yanında olmuştur, olmaya devam edecektir. Bu doğrultuda 2025'te destekler, zirai don ile ilgili telafiler ve yatırım teşvikleriyle birlikte tarım sektörüne aktarılan kaynak 706 milyar lirayı bulmuştur. 2026 yılında bu çıtayı biraz daha yukarı çıkardık. Sulama yatırımlarından kredi süspansiyonlarına kadar bütün destek ve teşviklere kadar toplam 938 milyar liralık finansmanı sektöre sağlamış durumdayız. Tarım sektöründe elbette önümüzdeki dönemde en çok üzerinde duracağımız hususlar üretici örgütlerinin süreçte daha aktif rol almasıdır. Özellikle üretici organizasyonlarının değerlendirilmesiyle ilgili 2 yıl önce çalışma başlatmıştık. Şuna canıgönülden inanıyoruz, tarımın geleceği güçlü üretici örgütlerinden geçmektedir. Kooperatifler ve tarımsal örgütler sadece ekonomik bir birlikteliği ifade etmez, aynı zamanda üreticinin alın terini ve emeğini koruyan bir vazife, görev ve misyon edinmek zorundadır." Bakan Yumaklı, güçlü ölçekli üreticilerin pazarda söz sahibi olması, rekabet gücünün artması ve gelir istikrarının sağlanabilmesinin sadece ve sadece güçlü üretici örgütleriyle mümkün olduğunun altını çizerek, şöyle konuştu: "Üretimin sürekliliğini sağlayan, tedarik zincirini güçlendiren ve kriz anlarında sistemi ayakta tutan da eğer güçlüyse bu yapılardır. Bu manada üretici örgütleri güçlü üretim demektir, güvenli gıda arzı demektir ve bütün bunlar güvenli geleceğin inşası anlamına gelir. Özellikle üretici örgütlerinin derecelendirmesinde daha kurumsal, daha şeffaf, daha rekabetçi ve sürdürülebilir olunmasını istiyoruz. Üretici örgütlerine birer temsil makamı olarak bakmıyoruz. Bu doğrultuda hem kendi üyelerinin hem de ülkemizin tarımsal geleceğini daha yukarıya taşıyacak olan üretici örgütlerinin kendilerini bir kez daha kontrol etmelerini istirham ediyorum. Bugün ulaştığımız noktada birinci dereceye ulaşan üretici örgütleri bizden sadece bir belge almıyor. Aynı zamanda başarı hikayesini oluşturmuş, güven göstergesini ifade etmiş oluyor ve gelecek inşa ediyorlar. Bu yapılar çiftçimizin özellikle pazardaki gücünü tahkim edebilmesi, üretim zincirini sağlamlaştırması ve ülkemizin gıda güvenliğini sağlaması açısından çok önemli. Örgütlü tarımsal üretim bir tercih değil, zorunluluktur. Bu nedenle hem desteklerimiz hem teşviklerimiz hem de reformlarımızla üretici örgütlerimizi hep birlikte çalışarak daha güçlü, daha dayanıklı, sürdürülebilir hale getireceğiz." Programa Kastamonu Valisi Meftun Dallı, Tarım Reformu Genel Müdürü Osman Yıldız, Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD) Bölge Direktörü Naoufel Telahigue ile üretici birliklerinin temsilcileri katıldı. Bakan Yumaklı ve katılımcılar, daha sonra kooperatiflerinin yöresel ürünlerinin sergilendiği tezgahları inceledi.

40 bin gence teknolojik çiftlik desteği: 10 yılda tapu imkânı Haber

40 bin gence teknolojik çiftlik desteği: 10 yılda tapu imkânı

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ile Tarım Teknolojileri Kümelenmesi Vakfı’nın (TÜME) geliştirdiği proje ile 81 ilde tarıma ilgi duyan 40 bin genç için 100 büyükbaş kapasiteli 40 bin teknolojik çiftlik kurulması planlanıyor. Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Dalgar, bir grup gazeteciye yaptığı değerlendirmede, tarımdaki yaşlanma riskine dikkat çekerek, Türkiye’de çiftçi yaş ortalamasının 59 olduğunu, 18-32 yaş arası genç çiftçilerin oranının ise sadece yüzde 5 civarında kaldığını aktardı. Eğitimden geçecekler YÖK ile TÜME’nin ortaklaşa yürüttüğü proje kapsamında ilk çiftliğin üniversitelerinde kurulacağını söyleyen Dalgar, “Ülke çapında otonom, yapay zekaya dayalı çiftlikler kurulacak. Çiftlikler ilk etapta 10 üniversitede kurulacak. Bunlar Ege, Ankara, Selçuk, Urla, Samsun 19 Mayıs, Harran, Erzurum Atatürk ve Tekirdağ Üniversitesi olarak belirlendi. Bir ayağı köyde olan, atasından kalma toprakları olan gençleri 3’er, 6’şar ay iyi bir eğitimden geçireceğiz. Tarıma ilgisi olan tüm gençler başvurabilecek. Onları donatacağız, akredite edeceğiz. Sonra da bu gençlere ‘hadi köyünden bana 4-5 dönüm arazi göster, oraya senin çiftliğini kuralım’ diyeceğiz” bilgisini verdi. Son teknoloji çiftlik Dalgar, Hollanda, Avusturya, Portekiz ve ABD’de teknolojiyle yönetilen çiftlikleri incelediklerini ve bu kapsamda kurulacak çiftliklerde son teknoloji robotların yer alacağını söyleyerek, “Teknolojiyi kullanan, bilimsel ve ideal standartlarda hayvancılık yapan gençler ile örneğin buzağı ölümlerini düşüreceğiz. Ortalama 25 litre süt alımını 45 litreye çıkaracağız. TÜME, üniversitelerde teknolojiye dayalı çiftlikler kuracak. Proje 10 üniversiteyle sınırlı kalmayacak. Hedef 40 bin çiftlik kurarak Türkiye genelinde 40 bin genci teknolojiyi kullanarak tarım, hayvancılık yapan bir noktaya taşımak. Eylül sonunda Şanlıurfa’daki Teknofest’e kadar 40 çiftliğin kurulması hedefleniyor” dedi. Yerli makineler Dalgar, TÜME Vakfı’nın gençlerin köyünde çiftliği kuracağını belirterek, “Gençler bekarsa 2, evliyse 3 asgari ücret maaş verilecek. Başarısına, performansına göre 5 ile 10 yıl sonunda da tamamen çiftlik o gence bırakılacak. Tarım teknolojisi üreten şirketler bu vakfın ekosisteminin paydaşı. Mesela süt sağım robotu üreten bir şirket düşünün. 40 bin çiftlik kurulduğunda 40 bin süt sağım robotu satacaksınız. Dolayısıyla bu işin sponsorluğunu da onlar üstleniyor. Yani fonu onlar finanse edecek. Çiftliğimizde yem itme robotu, gübre temizleme robotu, sağım robotu, yem karma robotları bulunacak. Bunların bazıları daha önce İsrail’den ithal ediliyordu. Şimdi Isparta’da bir firma yerli olarak üretiyor ve onları kullanıyoruz. Ayrıca yerli firmaların ürünlerine laboratuvar ortamında tam test deney raporu verebilmek için Tarım ve Orman Bakanlığı’na başvuru yaptık. Ağustos ayı gibi yetki almış olacağız” dedi. Gençler toprağı sürmüyor Türkiye’de çiftçi yaş ortalaması 59’a yükseldi. Türkiye’de tarım sektöründe çalışan nüfus yaklaşık 5 milyonken, Bakanlık verilerine göre Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı çiftçi sayısı 2,3 milyonu aştı. Bitkisel üretim açısından bakıldığında, ÇKS’ye kayıtlı çiftçilerin yüzde 14’ü genç, yüzde 59’u orta yaşlı, yüzde 27’si ise 65 yaş üstü. Hayvansal üretimde ise yüzde 23’ü genç çiftçi, yüzde 61’i orta yaşlı ve yüzde 16’sı 65 yaş üstü yetiştiriciden oluşuyor. Tarımın meslek olarak görülmemesi, ailelerin çocuklarını tarım dışı sosyal güvenliği olan işlere yönlendirmesi, köylerde sosyal altyapının zayıf olması, iklim değişikliği, su kısıtı, maliyet yükselişleri gençlerin alana olan ilgisini azaltıyor. Yem ithalatı için çözüm Dalgar, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) ile Türkiye’nin yem ithalatına çözüm olacak bir proje başlattıklarını da belirterek, “Büyükbaş hayvan, tavuk, balık yemlerinde soya yoğun miktarlarda kullanıldığı için yıllık 4 milyar dolara yakın soya ithalatı var. Soyada su tüketimi fazla olduğu için üretim Türkiye’de istenilen seviyeye gelmiyor. Bunun az su isteyen, daha yüksek verimli türlerini üretebilmek için TAGEM’le bitkisel yem üzerinde bir çalışma başlatıyoruz” diye konuştu.

Bakan Yumaklı: Küçükbaşa yıllık 180 bin lira destek verilecek Haber

Bakan Yumaklı: Küçükbaşa yıllık 180 bin lira destek verilecek

Bakan Yumaklı, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünün (TİGEM) Polatlı Tarım İşletmesi Müdürlüğü'nü ziyaret etti. Burada incelemelerde bulunan Yumaklı, daha sonra koyun-kuzu buluşmasını izledi. Bakan Yumaklı, burada yaptığı açıklamada, TİGEM'in, Türkiye'de hem bitkisel üretimdeki tohum hem de hayvansal üretimdeki damızlık ihtiyacının büyük bölümünü karşılayan önemli bir işletme olduğunu söyledi. Hayvancılığın stratejik bir sektör olduğuna işaret eden Yumaklı, bu kapsamda 2024'te 5 yıllık yol haritası açıkladıklarını hatırlattı. Bakan Yumaklı, bu süreçte meraların geliştirilmesinden küçük aile işletmeleri ile genç ve kadın girişimcilerin sektöre girmesine kadar birçok hususu devreye aldıklarını bildirdi. Hem üretim planlaması hem de uygulamaya alınan yol haritasının olumlu sonuçlarını gördüklerine işaret eden Yumaklı, "Bugün itibarıyla küçükbaş sürülerimiz yüzde 11 artışla 58 milyon başa yükselmiş durumdayız. Anadolu'muzun hem coğrafi koşulları hem de küçükbaş hayvancılıkla ilgili tecrübesi, bu alanda yapılması gereken çok daha önemli işler olduğunu da ifade etmekte. Dolayısıyla Anadolu'yu küçükbaş hayvancılığın merkezi haline getirmeye devam edeceğiz." değerlendirmesinde bulundu. Hedeflere ulaşmak için çalışmaya devam edeceklerini bildiren Yumaklı, "Verimli, kaliteli ve sürdürülebilir bir üretimi hayvansal üretimde yerine getireceğiz." dedi. "EN İYİ IRKIN OLUŞTURULMASI İÇİN ÇALIŞILMIŞ SÜRÜLERDEN VERİLECEK" Küçükbaş hayvancılığa ayrı önem verdiklerini belirten Yumaklı, sözlerine şöyle devam etti: "Küçükbaşa destekle alakalı bir uygulamayı Sayın Cumhurbaşkanı'mız açıklamıştı. Kırsalda Bereket Küçükbaşa Destek Projesi'nin detaylarını da oluşturmaya başladık. 1 Nisan itibarıyla başvuruları aldık, 30 Nisan itibarıyla bu başvurular sona ermiş olacak. 95 dişi, 5 de erkek küçükbaş hayvanı vereceğiz. Ayda 15 bin lira, yıllık 180 bin lira bakım ve diğer giderler için destekte bulunmuş olacağız. Verilecek olanların tamamı, TİGEM'de en iyi ırkın oluşturulması için çalışılmış sürülerden verilecek. Burada da yüzde 100'e varan faiz desteğiyle Ziraat Bankamızın 2 ila 7 yıl arasındaki vadelendirmesi söz konusu olacak." Bakan Yumaklı, bütün gayretlerinin, üreticilerle Türkiye'nin sahip olduğu potansiyeli en üst düzeye çıkarmak olduğunu bildirerek, bitkisel ve hayvansal üretimde bu avantajlara sahip olmayan ülkelerin tedarik ihtiyacını karşılayabilecek güce sahip olduklarını kaydetti. "BAKANLIK OLARAK BİR MODEL OLUŞTURUYORUZ" Projenin ayrıntılarına ilişkin bilgi veren Yumaklı, şunları kaydetti: "Gençler, kadınlar ve şehit yakınları ilave puan alacak. Veteriner hekimler, ziraat ve gıda mühendisleri bu konuyla ilgili eğitimleri aldıkları için ilave puan alacak. Aile işletmeleri, birinci derecede örgüt, yani tarımsal herhangi bir sivil toplum kuruluşuna üye olanlar da yine ilave puan almış olacak. Üç yıl boyunca devam edecek bir projeden bahsediyoruz. Şu an için bizim öngördüğümüz rakam 150 bin. Belki düşük bir rakam gibi gelebilir 58 milyonun yanında ama biz Bakanlık olarak bir model oluşturuyoruz. Dolayısıyla konuyla ilgili birlikler, kooperatifler de kendileri açısından bu projenin farklı yönlerinde olmak üzere çalışmalara başladılar. Dolayısıyla hep birlikte inşallah çok güzel sonuçlara ulaşacağız."

Pakistanlı çiftçilerden, artan dizel ve tarım maliyetlerine karşı protesto Haber

Pakistanlı çiftçilerden, artan dizel ve tarım maliyetlerine karşı protesto

Nawab Zubair Talpur, ABD-İran çatışması öncesinde 285 rupi olan dizel fiyatının 390 rupiye yükseldiğini ve bunun çiftçiler için ciddi zorluklar yarattığını ifade etti. Çiftçilerin ürünlerinden yeterli gelir elde edemediğini, bu nedenle maliyetlerini karşılayamadığını söyledi. DAP gübresinin torba fiyatının 2.000 rupi, ürenin ise 1.000 rupi arttığını ve üretim maliyetlerinin ciddi şekilde yükseldiğini ekledi. Aynı zamanda ürünlerin düşük piyasa fiyatları çiftçileri iki yönlü bir mali baskı altına soktu. Liderler, federal hükümet dizel fiyatlarını düşürmez veya sübvansiyon sağlamazsa 20 Nisan’da Haydarabad’da, ardından 26 Nisan’da Tando Allahyar ve diğer bölgelerde protesto hareketi başlatacaklarını açıkladı. Sindh Hari Abadgar Ittehad’ın da bu protestolara katılacağı belirtildi. Tarım sektörünün uzun süredir ihmal edildiğini ve tüm yükün çiftçilerin üzerine bırakıldığını ifade ettiler. Yakıt fiyatlarındaki son artışın savaş gerekçesiyle açıklanmasına rağmen çiftçilerin üretim yapmasını neredeyse imkânsız hale getirdiğini söylediler. Pakistan’ın yakıt ihtiyacının yaklaşık %70’inin yerli rafinerilerden karşılandığını, sadece %30’unun ithal edildiğini belirterek hükümeti eleştirdiler. Diğer ülkelerin kriz dönemlerinde sübvansiyon sağlarken Pakistan hükümetinin yükü artırdığını ifade ettiler. Mevcut hükümet döneminde çiftçilere tahıl, meyve ve sebze dahil hiçbir üründe adil fiyat verilmediğini, üretim maliyetlerinin kazancı aştığını iddia ettiler. IMF koşullarının bahane edildiğini söyleyerek, bu kısıtlamalar varsa buğday fiyatının nasıl 3.500 rupi olarak belirlendiğini sorguladılar. Sindh hükümetinin dönüm başına 1.500 rupi sübvansiyon açıklamasını “alay” olarak nitelendirerek bununla tarım yapılmasının mümkün olmadığını ifade ettiler. Sindh’de sahte tohum, gübre ve pestisit satışının yaygınlaştığını, buna karşı etkili önlem alınmadığını belirttiler. Federal hükümetin 400’den fazla sahte şirketi yasakladığı iddia edilse de bu şirketlerin isimlerinin açıklanmadığını ve resmi sitelerde bilgi bulunmadığını söylediler. Afganistan sınırının kapatılmasının özellikle meyve üreticilerini olumsuz etkilediğini, ihracatın durmasıyla ürünlerin elde kaldığını ve bozulduğunu ifade ettiler. Tarım arazilerinin konut projelerine dönüştürülmesinin ciddi bir sorun olduğunu, bunun uzun vadede gıda krizi riskini artıracağını belirttiler. Çiftçiler taleplerini şöyle sıraladı: savaş öncesi yakıt fiyatlarının geri getirilmesi, buğdayın 4.500 rupi/maun, pamuğun 10.000 rupi/maun olarak belirlenmesi, Afganistan sınırının ihracata açılması, tarım arazilerinde yapılaşmanın yasaklanması ve tarım sektörüne öncelikli destek sağlanması.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.