TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tarım

AGRONEWS - Tarım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarım haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Tuz Gölü’nün dayanıklı bitkileri çorak arazileri canlandıracak Haber

Tuz Gölü’nün dayanıklı bitkileri çorak arazileri canlandıracak

Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilgün Göktürk Baydar yürütücülüğündeki "Tuz Gölü Havzası'nda Yetişen Bazı Halofit Bitki Türlerinin Tuzlu Toprakların Islahı ve Yüksek Değerli Metabolit Kaynağı Olarak Değerlendirilme Potansiyellerinin Belirlenmesi" adlı çalışma, TÜBİTAK'ın bu yıl desteklediği projeler arasında yer aldı. Projede Tuz Gölü Havzası'na doğal olarak uyum sağlamış halofit bitki türlerinin topraktaki tuzu bünyelerine çekme kapasiteleri araştırılarak, tuzlanma nedeniyle verimliliği düşen tarım alanlarının bitkisel yöntemlerle yeniden üretime kazandırılması amaçlanıyor. Ayrıca bu bitkilerin tuz stresine karşı geliştirdiği fizyolojik ve biyokimyasal adaptasyon mekanizmaları da detaylı olarak incelenecek. Halofit bitkiler yüksek katma değerli ürüne dönüştürülecek Halofit bitkiler, yüksek tuz içerikleri nedeniyle gıda veya hayvancılıkta doğrudan kullanılamıyor. Bu nedenle proje, bu bitkilerin biyokimyasal içeriklerinin belirlenmesine ve tıp, eczacılık, kozmetik, gıda ve parfümeri gibi alanlarda doğal katkı maddesi, antioksidan, antimikrobiyal ya da antikanser bileşen olarak kullanılabilirliklerinin değerlendirilmesine odaklanıyor. Kanser tedavisinde kullanılabilecek bitkisel bileşenlerin antikanser potansiyeli de bilimsel yöntemlerle incelenecek. Elde edilecek verilerle halofit türlerinin tarımsal atık olmaktan çıkarılarak, yüksek katma değerli ürünlere dönüştürülmesi hedefleniyor. Tuzlanmış tarım alanları yeniden üretime kazandırılacak Ziraat Fakültesi Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilgün Göktürk Baydar, "Yaklaşık 3 yıllık bir süreci kapsayacak olan bu proje, Aksaray Üniversitesi, Süleyman Demirel Üniversitesi ve mensubu olduğum Üniversiteden değerli akademisyen arkadaşlarımızla birlikte yürütülecektir. Multidisipliner bir anlayışla hazırladığımız bu projenin temel amacı, doğal ya da insan kaynaklı yanlış uygulamalar sonucu tuzlanarak tarım toprağı özelliğini yitiren alanların ıslah edilerek yeniden tarıma kazandırılmasıdır" dedi. "Bitkilerle tuzlu toprakları iyileştirmeyi hedefliyoruz" Prof. Dr. Baydar, halofit bitkilerin topraktaki tuzu bünyelerine çekme gücüne dikkat çekerek, "Bu kapsamda toprak ıslahında bitkileri kullanmayı planlıyoruz. Çünkü bazı bitkiler, topraktaki tuzu absorbe ederek bünyelerinde biriktirme kapasitesine sahiptir. Biz de bitkilerin bu özelliklerinden yararlanarak tuzluluk gibi önemli bir stres faktörüne karşı topraklarımızı iyileştirmeyi ve yeniden tarıma kazandırmayı hedefliyoruz. Çalışmamızda özellikle Tuz Gölü Havzası gibi ekstrem ve tuzlu toprak koşullarına adapte olmuş türleri değerlendirmeyi amaçlıyoruz. İçerisinde endemik türlerin de bulunduğu 10 farklı bitki türünün topraktaki tuzu bünyelerine alma ve biriktirme kapasitelerini inceleyerek, bu türlerin tuzlu toprakların ıslahında ne derece kullanılabilir olduğunu belirlemeye çalışacağız" şeklinde konuştu. "Tarımsal atığı yüksek katma değerli ürüne dönüştürmeyi planlıyoruz" Halofit bitkilerin ekonomik değerine yönelik çalışmaları anlatan Baydar, "Bu bitkiler yüksek tuz içeriğine sahip olduklarından insan veya hayvan beslenmesinde doğrudan kullanılamamaktadır. Bu nedenle toprak ıslahı için kullandığımız bitkileri hasat sonrası tarımsal atık olmaktan çıkarıp ekonomiye kazandırmaya yönelik çalışmalar da planladık. Bu kapsamda üzerinde çalışacağımız bitkilerin şimdiye kadar biyokimyasal açıdan detaylı bir analizinin yapılmadığını gördük. Öncelikle bu türlerin biyokimyasal içeriklerini ortaya çıkaracağız. Ardından tıp, eczacılık, gıda, kozmetik ve parfümeri gibi alanlarda yüksek katma değerli metabolit kaynağı olarak kullanılabilme potansiyellerini değerlendireceğiz. Tıp ve kozmetikte kullanılan hammaddelerin büyük çoğunluğunun bitkisel kökenli olduğu bilinmektedir. Biz de bu bitkileri tarımsal atık olmaktan çıkararak doğal katkı maddesi, doğal antioksidan kaynağı ya da değerli bileşenler olarak kullanılabilir hale getirip getiremeyeceğimizi araştıracağız. Ayrıca insan patojenlerine karşı etkilerini belirlemek için antimikrobiyal analizler yapacağız. Günümüzün önemli sağlık sorunlarından biri olan kansere yönelik olarak da, kolay ulaşılabilir, ekonomik ve etkili bileşenlere sahip bitkilerin antikanser potansiyelini değerlendireceğiz. Bunun yanı sıra, hem tıp hem de kozmetik alanında kullanılmak üzere bu bitkilerden elde edilen ekstraktların yara iyileştirici ve cilt üzerindeki etkilerini belirlemeye yönelik analizler gerçekleştireceğiz" ifadelerini kullandı. Tuz toleransının sırları araştırılacak Projenin bilimsel hedeflerini özetleyen Prof. Dr. Baydar, "Projemizin bir diğer önemli amacı ise tuz stresine karşı bitkisel adaptasyon ve toleransın altında yatan fizyolojik ve biyokimyasal mekanizmaları ortaya çıkarmaktır. Özetle tuzlu toprakları bitkiler aracılığıyla ıslah edebilir miyiz ve ıslah için kullanılan bu bitkileri ekonomiye kazandırabilir miyiz? Çalışmamızın temel amacı bu sorulara bilimsel yanıt üretmektir. Yaklaşık 3 yıl sürecek olan projemizin sözleşmesinin önümüzdeki birkaç ay içinde imzalanmasını öngörüyoruz" diye konuştu. Genç araştırmacılar için büyük bir deneyim fırsatı Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü'nde doktora eğitimi gören İlknur Albayrak, "Biz, daha önceki proje çalışmalarında olduğu gibi Nilgün hocamızın danışmanlığında birçok projede yer alma fırsatı bulduk. Şu anda desteklenmeye hak kazanan bu projede de hem yazım aşamasında hem laboratuvar çalışmalarında hem de sonuçların raporlanması sürecinde hocamızın bize yer vermesi, bizim için büyük bir gurur kaynağıdır. Bu projede daha çok laboratuvar analizlerinde hocamıza destek olmak amacıyla bulunuyoruz. Bu süreç, bizim için çok değerli bir deneyim niteliği taşıyor. Proje disiplinini, laboratuvar çalışmalarını ve araştırma kültürünü öğreniyor olmayı, akademik hayata adım atmadan önce bizim açımızdan büyük bir şans olarak değerlendiriyorum" şeklinde konuştu.

Türkiye’nin muzunun yüzde 40’ı Alanya’dan Haber

Türkiye’nin muzunun yüzde 40’ı Alanya’dan

Antalya'nın Finike, Kumluca, Manavgat ve Aksu ilçelerinde etkili olan sağanak yağışlar sonucu tarım arazileri sular altında kalırken, Alanya'nın bu olumsuz tablodan etkilenmemesi üreticiler tarafından memnuniyetle karşılandı. Tarımsal üretimin yoğun olarak yapıldığı ilçede seralar ve açık alanlardaki üretimlerde herhangi bir zarar oluşmadığı öğrenildi. Türkiye'nin muz ihtiyacının yüzde 40'ını karşılayan Alanya'da yaşanan olumsuz hava şartlarına rağmen üretim ve sevkiyat faaliyetleri kesintisiz sürüyor. İlçede yılın 12 ayı boyunca hem örtü altı hem de açık alanlarda muz üretimi yapılabiliyor. Antalya genelinde yaşanan sel felaketine rağmen Alanya'dan Türkiye'nin dört bir yanına ve yurt dışına muz ihracatının devam ettiği bildirildi. Alanya'da muzun kilogram fiyatı halde 35 ile 40 lira arasında değişiyor. 2 bin 500'e yakın üretici, örtü altı ve açık alanda yaklaşık 300 bin tona yakın muz üretimi yaparak ülke ekonomisine katkı sağladı. Muz üretimi ile ilgili sıkıntı yaşamadıklarını dile getiren Abdurrahman Uyar, "Antalya ve çevresindeki sel felaketinden olumsuz etkilenen çiftçilere geçmiş olsun. Alanya'da muzda bir sıkıntı yok. Tüm Türkiye'ye ve dünyaya ihracatlar devam ediyor. Antalya'daki sel felaketi Alanya'yı etkilemedi. Havalar 10 gündür kapalı bizim buralarda. Daha önce güneş ve ılıman olduğu için muz erken yetişti. Pazarcılar pazara çıkamadığı için fiyatlar biraz sabit kaldı. Üretimle alakalı en büyük sıkıntımız ise su sıkıntısı. Alanya bölgesinde su sıkıntısı çözülürse daha az girdi maliyetimiz olur'' dedi. Türkiye'deki muz ihtiyacını karşılayacak durumda olduklarını söyleyen Alanya Tropikal Meyve Üreticileri Birliği Başkanı Ali Hüddoğlu ise, "Doğal afetlerden dolayı tarım üreticileri bu kışı zor geçiriyor. Alanya'mızda muz üretimi hızla devam ediyor. Alanya'da sıkıntı yaşamadık. Üretim ve hasadımız devam ediyor. Alanya 100 yıldır muz üretimi ve ticaretini yapıyor. Türkiye'nin ihtiyacını karşılayacak şekilde üretim de devam ediyor. Geçen sene TÜİK verilerine göre ülkemizde 1 milyon tona yakın muz tüketildi. Ülkemizin ihtiyaçlarını karşılayacak kadar muz üretimi yapıyoruz. Elbette üretimle ilgili zorluklarımız var. Bunları da süreç içerinde aşıp, daha iyi noktaya geleceğimize inanıyorum'' ifadelerini kullandı.

Dicle’de 2025’te üzüm, badem ve ceviz üretimi dikkat çekti Haber

Dicle’de 2025’te üzüm, badem ve ceviz üretimi dikkat çekti

Kaymakamlığın resmi sosyal medya hesaplarında paylaşılan verilere göre, Dicle'de 2025 yılında 23 ton 100 kilogram buğday, 13 bin 500 ton üzüm, 66 ton ceviz, 9 bin 649 ton arpa, 4 bin 190 ton mercimek, 340 ton badem ve 22 bin ton süt üretimi yapıldı. Açıklamada, "Dicle ilçesinde 2025'teki tarımsal üretimde, ülke ekonomisine yaklaşık 2 milyar liralık katkı sağlandı. 364 dekar alanda yem bitkisi ekimi yapan 34 çiftçiye toplam 88 bin 804,00 lira destekleme ödemesi yapıldı. İlçede hayvan sağlığı ve yetiştiriciliği faaliyetleri dahilinde buzağı destekleme, kuzu-oğlak desteği ve arıcılık desteklemeleri kapsamında bin 647 işletmeye toplam 12 milyon 168 bin 788,00 lira destekleme yapıldı. 2 bin 501 çiftçiye 19 milyon 890 bin lira mazot ve gübre desteği yapıldı. 185 çiftçiye 1 milyon 131 bin 172,00 lira sertifikalı tohum desteği yapıldı. 310 çiftçiye 5 milyon 157 bin 782,00 lira hububat baklagil fark ödemesi desteği yapıldı. 38 çiftçiye 80 bin 972 lira organik tarım desteği yapıldı. 2 çiftçiye 4 bin 302,00 lira katı organik-organominarel gübre desteği yapıldı. 34 çitçiye 88 bin 804,00 lira yem bitkileri desteklemesi yapıldı. 81 çiftçiye 2 milyon 188 bin 536,00 lira zirai don desteklemesi yapıldı" denildi. Dicle İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünün 2025 yılı faaliyet çalışmalarına da yer verilen açıklamada, "İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü çalışmaları kapsamında 2025 yılında Dicle'de av yasağı döneminde 40 olmak üzere, 74 balıkçılık ve su ürünleri denetimi gerçekleştirildi. Yapılan denetimler sonucunda 5 bin metre ağ ele geçirildi. Ele geçirilen 75 kilogram canlı balık, doğal yaşam alanları olan suya bırakıldı. İlçede yapılan gıda ve yem denetimleri kapsamında 6 gıda üretim işletmesine 19 denetim, 52 gıda satış işletmesine 99 denetim, 53 gıda toplu tüketim işletmesine 106 denetim, 10 yem işletmesine 10 denetim gerçekleştirildi. İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü'nün 2025 yılı eğitim faaliyetleri kapsamında inceleme gezileri, kurs, toplantı ve tarla günleri olmak üzere toplamda 120 faaliyet gerçekleştirildi ve bu faaliyetlerde bin 400 çiftçiye ulaşıldı'' ifadelerine yer verildi. Dicle Kaymakamlığı, İlçe Nüfus Müdürlüğü'nün 2025 yılı faaliyet çalışmalarına ilişkin verileri de paylaştı. Kaymakamlığın paylaştığı verilere göre; Dicle İlçe Nüfus Müdürlüğünün çalışmaları kapsamında 2025 yılında 8 bin 571 adet işlem yapıldı. Yapılan işlemlerin ortalama süresi 4 dakika olarak kaydedildi. İlçede 3 bin 655 adet kimlik kartı başvurusu yapıldı. Kimlik kartı değişim oranı yüzde 98 olarak kaydedildi. Bin 217 adet sürücü belgesi başvurusu yapıldı. Sürücü belgesi değişim oranı yüzde 98 olarak kaydedildi. 413 pasaport başvurusu yapıldı. 178 kişi adreste nüfus hizmeti aldı. Dicle Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü çalışmaları kapsamında 2025 yılında açılan 5 kursa 330 kişi katıldı. 787 öğrenciye yetenek taraması yapıldı. Okullarda spora ilk adım kapsamında 177 öğrenciye eğitim verildi. İlçedeki sporcu kartı ve lisans sayıları toplamı 577 olarak kaydedildi. 90 öğrenci eğitim yönetim siteminde kurs gördü. 2025 yılında ilçede 4 turnuva düzenlendi. Düzenlenen kurumlar arası voleybol, liseler arası erkek voleybol, liseler arası kız voleybol, ortaokullar arası futbol turnuvalarına 22 takım katıldı. 2025 yılında Dicle Tapu Müdürlüğünde toplam 7 bin 302 adet işlem yapıldı. 2025'teki işlem artış oranı yüzde 5 olarak kaydedildi. Toplam 8 milyon 534 bin 810 lira harç tahsilatı yapıldı. Toplam harç tahsilatı artış oranı yüzde 59.85 olarak kaydedildi. Yapılan işlemlerin aynı gün bitirilme oranı yüzde 93.71, elektronik arşive aktarma oranı ise yüzde 96 oldu. İlçe Müftülüğünün 2025 yılı faaliyet çalışmaları verilerine göre 50 adet bin liralık alışveriş kartı dağıtımı yapıldı. 2025 yılında 74 adet kurban vekaleti yapıldı. 105 aileye kurban eti ve 8 koli gıda yardımı yapıldı. İlçedeki okul öğrencileriyle sosyal etkinlik, oyun yarışmaları, camide kitap okuma etkinlikleri, rehabilitasyon merkezi ziyareti, şiir okuma ve resim çizme yarışması yapılıp dereceye giren ilk 3 öğrenciye hediyeleri taktim edildi. 8 vatandaş kutsal topraklara gönderilirken, yaz Kur'an kursuna bin 756 öğrenci katıldı. 40 aileye toplamda 200 adet kıyafet yardımı yapıldı. Camilerimizde Gazze için 100 bin lira toplandı.

Türkiye tohumda ihracatçı ülke oldu Haber

Türkiye tohumda ihracatçı ülke oldu

Antalya Ticaret Borsası ile Antalya Tarım Konseyi iş birliğinde hazırlanan Tarım Gündem Programının konukları Türkiye Tohumcular Birliği (TÜRKTOB) Başkanı M. Kayhan Yıldırım ile Türkiye Tohumculuk Endüstrisi Derneği (TÜRKTED) Başkanı Burak Gönen oldu. ATB Basın Danışmanı Vahide Yanık'ın hazırlayıp sunduğu programda tohum ve tohumculuk sektörü konuşuldu. "İsrail tohumuna bağımlılık algısı bilgi kirliliği" Türkiye Tohumcular Birliği Başkanı M. Kayhan Yıldırım, tohumun tarımın başlangıç noktası olduğunu belirtirken, "Tohum bir ülke için milli güvenlik meselesidir. Tohumu üreten ülkeler tarımda özgürlüğünü ve gıda güvenliğini sağlamıştır" dedi. Ülkedeki tarım ürünlerinde "İsrail tohumuna bağımlı" olunduğuna ilişkin algının tamamen yersiz olduğunu kaydeden Yıldırım, "İsrail'den bizim ne ithalatımız ne de ihracatımız var. 1980-90'lı yıllarda hibrit tohumda İsrail firmalarının sebep olduğu dominant etkideki algı hala devam ediyor. Bu bilgi kirliliğidir. Türkiye bırakın İsrail'e tohumda bağımlılığı, tohum ihracatında önemli bir yere sahiptir" dedi. Sertifikalı tohum 1,3 milyon tona ulaştı Yerli tohumun stratejik önemine dikkat çeken Yıldırım, pandeminin ardından, gıdaya bağımlılığın ön palana çıktığı ve savaşların olduğu bir dünyada tohumun öneminin daha da anlaşıldığını söyledi. Türkiye'de 2002 yılında 145 bin ton olan sertifikalı tohum miktarının, 2024 yılında 1,3 milyon tona ulaştığını bildiren Kayhan Yıldırım, "2018'den beri ülkemiz gerçek bir tohum ihracatçısı pozisyonundadır. 2018'de tohumda ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 8 iken, 2024'te bu rakam yüzde 134'e çıkmıştır. Türkiye dünya pazarında önemli bir aktördür. Tohumda 70 milyar dolarlık dünya pazarının içerisinde, Türkiye 750 milyon dolar ile 11'inci sıradadır. Kamunun desteği, özel sektörün Ar-Ge çalışmalarıyla tohumda 1 milyar doları aşma hedefindeyiz. Tohumda dünyada ilk 5'i girmeyi hedefliyoruz" diye konuştu. 14 bin 500 tescilli tohum Türkiye'nin 14 bin 500 tescilli tohum ürünü bulunduğuna dikkat çeken Kayhan Yıldırım, "Çeşitliliğimizin çok olması büyük avantaj. Sektörün talebi doğrultusunda raf ömrü uzun çeşitten, soğuğa dayanıklı çeşide kadar her türlü ıslah çalışmasını yapıp sektörün hizmetine sunabiliyoruz. Tarım milli meselesi, gıda güvenliğimizi garantiye almamız şart, tarım stratejik bir ürün. O nedenle tarıma öncelik verilmeli. Ekstra finans kaynakları, teşviklerle tarım desteklenmeli. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, ‘Köylü milletin efendisidir' demiş, evet ‘çiftçi bu ülkenin ikinci ordusudur, milli güvenliğidir'. Kırsaldan başlayarak tarımı desteklemeliyiz" ifadelerini kullandı. Antalya, sebze tohumculuğunun başkenti Türkiye Tohum Endüstrisi Derneği Başkanı Burak Gönen, İsrail ile 2023-2024'ten sonra ithalat ve ihracatın tamamen kapandığını vurgularken, "İsrail'den ne ithalat, ne ihracat yapıyoruz" dedi. Tohumculuğun özel sektörün katkısıyla ivme kazandığını, Antalya'nın da bir üs haline geldiğini kaydeden Gönen, "Tarımın merkezi Antalya, tohumculuğun merkezi Antalya vasfını kazandı. Bir çok tohum firması 1984'ten itibaren Antalya'da kurulmaya başladı. Uluslararası tohum firmaları da Antalya'da şirketler, tesisler kurmaya, ortaklıklar oluşturmaya başladı. Sebze tohumculuğu alanında faaliyet gösteren firmaların yaklaşık yüzde 80'i Antalya merkezlidir. Antalya sebze tohumculuğunun başkenti haline geldi" diye konuştu. İklim krizine dayanıklı yeni nesil tohumlar TÜRKTED olarak tohumculuğun gelişmesi için vizyon ortaya koyduklarını söyleyen Burak Gönen, "Tohum firmaları olarak ıslaha çalışmalarımızı hastalık ve zararlılara karşı geliştiriyoruz. İklim krizinin olduğu şu dönemde birim alandan daha yüksek verimi alacağımız çeşitleri üretmemiz lazım. İklim değişikliğiyle birlikte hastalık ve zararlılar artıyor, çalışmalarımızı bu yönde sürdürüyoruz" şeklinde konuştu. Hedef: Tohumda dünyada ilk 5 2000'li yıllardan sonra çiftçinin sertifikalı tohuma yöneldiğini belirten Gönen, "Sertifikalı tohum demek yüzde 30 oranında verim artışı, hastalıktan ari çeşit kullanılması demek" dedi. 2024'te 1,3 milyon ton olan sertifikalı tohum miktarını 2030 yılında 1,5 tona çıkarma hedefinde olduklarını anlatan Gönen, "Sertifikalı tohum demek kaliteli tohum demek" dedi. Tohumda ihracatın da sertifikalı tohumdan geçtiğini belirten Burak Gönen, bir domatesin renginden, raf ömrüne kadar, bir salkımda kaç domatesten olacağına hangi hastalıklara dayanıklı olacağına kadar ıslah çalışmalarıyla belirlendiğine dikkat çekti. Gönen, Türkiye'nin tohum ticaretinde 11'inci sırada olan yerini 5'inci sıraya yükseltme hedefinde olduklarını söylerken, "Tarımda mevcut politikalar güçlendirilmeli. Güçlü adımlar atılmalı" diye konuştu. 2026 asya pasifik tohumculuk kongresi Antalya'da Asya Pasifik Tohumculuk Kongresi'nin 1-5 Aralık tarihlerinde Antalya'da yapılacağını belirten Gönen, Çin'de yapılan kongreye 1400 delege, Hindistan'da yapılan kongreye 600 civarında delege katıldığını, Antalya'daki kongreye 2 binin üzerinde katılımcı beklediklerini kaydetti. Gönen, "APSA 2026'ya rekor katılım bekliyoruz" dedi. Gönen, Tohumculuk Kongre'sinin ticarete ve teknolojik anlana olumlu yansıyacağını da sözlerine ekledi.

Bir avuç toprak binlerce liralık zararı önleyebiliyor Haber

Bir avuç toprak binlerce liralık zararı önleyebiliyor

Manisa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü bünyesinde hizmet veren Tarımsal Analiz Laboratuvarı'nda toprak, yaprak ve sulama suyu analizleri yapılarak çiftçilere bilimsel temelli gübreleme ve üretim rehberliği sunuluyor. Yapılan analizlerle hem toprak ve yer altı su kaynaklarının korunması sağlanıyor hem de çiftçilerin girdi maliyetleri düşürülüyor. Yaklaşık 30 bin toprak, 40 bin sulama suyu ve 4 bin yaprak analizi yapabilme kapasitesine sahip olan laboratuvar, Türkiye'nin dört bir yanından getirilen numunelerle hizmet veriyor. Doğru gübre kullanımını teşvik eden analizler sayesinde verimli ve kaliteli üretim hedeflenirken, yetkililer basit bir toprak analizinin dahi büyük maliyetlerin önüne geçebileceğine dikkat çekerek Manisa'daki tüm çiftçileri laboratuvardan faydalanmaya davet etti. Numune alımıyla başlayan süreçte; çiftçi ya da danışman tarafından usulüne uygun şekilde alınan toprak, yaprak ve su numuneleri laboratuvara teslim ediliyor. Kayıt altına alınan numuneler kurutuluyor, öğütülüyor ve eleklerden geçirilerek analizlere hazır hale getiriliyor. Fiziksel ve kimyasal analizlerin ardından elde edilen veriler, bölge, toprak yapısı ve yetiştirilecek ürün türüne göre değerlendirilerek çiftçiye özel gübre cinsi ve miktarını içeren rapor hazırlanıyor. Hazırlanan raporlar dijital ya da basılı olarak üreticiye teslim ediliyor. Manisa Tarım ve Orman İl Müdürü Mehmet Karayılan, çalışmalarını yerinde incelemek için gittiği Tarımsal Analiz Laboratuvarında Ziraat Mühendisi Mehmet Erkan Petek ve Emel Başpınar tarafından bilgilendirildi. İncelemede konuşan Tarım İl Müdürlüğü Şube Müdürü Ahmet Başaran ise Manisa'daki tarım arazilerinde en büyük eksikliğin organik madde olduğunu vurguladı. Yapılan çalışmaları değerlendiren Manisa Tarım ve Orman İl Müdürü Mehmet Karayılan, tarımsal analizlerin önemine dikkat çekerek, "Burası sizin eviniz. Burada hizmetinizde olan ben dahil bütün arkadaşlarımız sizin emrinizdeyiz. Manisa'da, merkezde il müdürlüğüne ait tek laboratuvar burası. Burada çok güzel çalışmalar yapılıyor. Bahçenizde ağaç dikmeden, meyve bahçesi oluşturmadan önce gelin, toprağınızı analiz edelim. Hangi besin maddelerinin eksik olduğunu tespit edelim, siz sadece eksik olanı tamamlayın. Aksi halde hem toprağa hem cebinize zarar verirsiniz" dedi. "Zaman ve maliyet kaybının önüne geçiyor" Numune alma tekniğinin önemine de değinen Karayılan, "Gelişigüzel toprak alınmaz. İlçe tarım müdürlüklerimizde görevli ziraat mühendisi arkadaşlarımız bu konuda size yardımcı olacaktır. Doğru numune alımıyla yapılan basit bir toprak tahlili, zaman ve maliyet kaybının önüne geçer" ifadelerini kullandı. Hayvansal gübrelerin doğru kullanımına yönelik çalışmaların da sürdüğünü belirten Karayılan, "Katı atık gübre atma makinelerini ziraat odalarımıza teslim ettik. Bakanlığımız tarafından alınan bu makineler çiftçimizin emrinde. Ayrıca sıvı hayvansal gübrelerin atımı için de yeni makineler alıyoruz. Amacımız, daha verimli ve daha kaliteli ürünü nasıl alabileceğimizi çiftçimize göstermek. Doktora gidip reçete almak gibi, burada da analiz sonuçlarına göre yazılan reçetelerle toprağınızdan en iyi verimi alacaksınız" diye konuştu. Karayılan, il müdürlüğü bünyesinde böyle bir laboratuvarın nadir olduğuna dikkat çekerek, "81 il tarım müdürlüğü arasında il müdürlüğü bünyesinde bu şekilde hizmet veren bir laboratuvarla ilk kez karşılaşıyorum. Bu büyük bir avantaj. Tüm Manisalı çiftçilerimiz bunu bilmeli ve mutlaka faydalanmalı. Geleceğimiz, toprağımız ve çiftçimizin kazancı için bu hizmet çok kıymetli. Dolayısıyla çok da güzel bir ortam ve çok güzel veriler alıyorsunuz. Bunun için ben sizleri tebrik ediyorum. Bizim de amacımız şu. Bütün Manisalılar bunu bilsin, bütün çiftçilerimiz bunu bilsin ve gelsin gerçekten buradan çok daha güzel bir şekilde bunu öğrenerek hem geleceğimiz için, hem cebimiz için, hem toprağımız için bunun tamamını bir araya getirdiğimizde çiftçinin mutlu olabileceği sonuca ulaşabilmemiz için" dedi.

Taşköprü sarımsağında yevmiye 1.350 lira oldu Haber

Taşköprü sarımsağında yevmiye 1.350 lira oldu

Avrupa Birliği ve Türkiye'den coğrafi işaret tescili alan Taşköprü sarımsağında 2026 yılı dikim sezonu öncesi günlükçü yevmiyeleri belirlendi. Taşköprü Belediye Başkanlığı binasında gerçekleştirilen toplantıda Taşköprü sarımsağı dikim sezonunun yaklaşmasıyla sarımsak günlükçülerin ücretleri, gerçekleştirilen istişare ile karara bağlandı. 2026 yılı Taşköprü sarımsağı günlükçü yevmiyesi sarımsak dikim ve çapa ücreti bin 350 lira, sarımsak çıkarma ücreti bin 500 lira, sarımsak sıva ücreti ise bin 200 lira ve saatlik mesai ücreti de 200 TL olarak belirlendi. Toplantıda açıklamalarda bulunan Taşköprü Belediye Başkanı Hüseyin Arslan, "2026 yılı sarımsak yevmiyelerimiz ilçemize hayırlı olsun. Taşköprü Kaymakamımız Abdullah Demirdağ, Tarım ve Orman İlçe Müdürümüz Mehmet İpek, sarımsak günlükçü başkanlarımız ve kıymetli üreticilerimizle bir araya gelerek, dünya markası Taşköprü Sarımsağımızın 2026 yılı dikim sezonu öncesi günlükçü yevmiyelerini ortak akılla belirledik. Üreticimizin emeğini, günlükçülerimizin alın terini gözeten istişareler sonucunda 2026 yılında geçerli olacak yevmiye tarifemizi de belirledik. Buna göre, sarımsak dikim ücreti 1350 TL, çapa ücreti 1350 TL, sarımsak çıkarma ücreti 1500 TL, sarımsak sıvama ücreti 1200 TL ve saat başı mesai ücreti de 200 TL olarak belirlenen fiyatların ilçemize, üreticilerimize ve emektar günlükçülerimize hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum. Taşköprü sarımsağı için hep birlikte, el birliğiyle çalışmaya devam edeceğiz" dedi. Toplantıya Taşköprü Kaymakamı Abdullah Demirdağ, İlçe Tarım ve Orman Müdürü Mehmet İpek ile günlükçü başkanları ile üreticiler katıldı.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.