TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tarım

AGRONEWS - Tarım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarım haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kırsalda Genç Nüfus Alarm Veriyor Haber

Kırsalda Genç Nüfus Alarm Veriyor

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Ziraat Odaları Bilgi Sistemi verilerine göre ise Türkiye'de kayıtlı çiftçilerin ortalama yaşı 58,1. TZOB Başkanı Bayraktar, kırsalda genç nüfusun azalmasının yalnızca demografik bir değişim olmadığını, üretim kapasitesini doğrudan etkileyen bir kırılma olduğunu vurgulayarak "Bu tablo, tarım sektöründe genç nüfusun hızla azaldığını ve üretimin geleceği açısından ciddi bir sorun oluştuğunu gözler önüne seriyor. Son 30 yıldır hiç doğum gerçekleşmeyen köylerimiz bulunuyor; kış aylarında tamamen boşalan köylerin sayısı artıyor. Bu durum yalnızca üretimi değil, kırsal yaşamın sosyal dokusunu da tehdit ediyor. Tarım BAĞ-KUR prim tutarları düşük gelirli çiftçilerimiz için büyük bir mali yük oluşturuyor" dedi. Ancak köylere dönüşte mevcut mevzuat da ciddi bir engel oluşturuyor. İmar Kanunu'na göre, belediye ve mücavir alanlar dışında kalan köy yerleşik alanlarında konut, ahır ve tarımsal amaçlı yapılar için yapı ruhsatı aranmayıp; etüt ve projelerin valilikçe incelenmesi ve muhtarlıktan yazılı izin alınması yeterli kabul ediliyordu. 2014 yılında 6360 sayılı Büyükşehir Yasası ile büyükşehir sınırları içindeki köylerin tüzel kişiliği kaldırılarak mahalle statüsüne geçirilmesiyle birlikte bu yerleşimler şehir imar rejimine dahil edildi. Böylece daha önce köy yerleşik alanı sayılan birçok yerde imar planı, zemin etüdü, mimari proje, yapı ruhsatı ve harç zorunluluğu fiilen devreye girdi. Böylece köyde arazisi olup da buraya yerleşmek isteyen vatandaşların maliyeti katlandı. Bu da köylere dönüşte en büyük engel olarak duruyor. Çözüm kırsal mahalleler için ayrı bir imar, destek ve üretim rejiminin oluşturulmasından geçiyor. Öneriler arasında köyden mahalleye dönüşen yerlerde konut yapımının kolaylaştırılması, zemin etütlerinin belediyelerce uygun bedellerle yapılması, belediyelerin tip ev ve ahır projeleri hazırlayarak köylüye ücretsiz sunması, eski köy statüsündeki mahallelerde inşaat ruhsatı ve harçlarda kolaylık sağlanması, hazine arazilerinden üretilen imarlı arsaların, köyüne dönerek ev yapmak isteyenlere uygun bedellerle verilmesi bulunuyor. Ayrıca köylünün ürettiği ürünlerin belediyeler tarafından satın alınarak değerlendirilmesi, köylünün kullandığı sulama suyunun bir kısmının devlet tarafından karşılanması yer alıyor. %70 HİBE DESTEĞİ Tarım ve Orman Bakanlığı köyleri üretimde tutmak maksadıyla kırsal kalkınma desteklerinde hibe oranlarını yüzde 70'e kadar çıkarırken, bütçenin en az yüzde 20'si kadın ve genç girişimcilere ayrılıyor. Yalnızca geleneksel üretim değil, akıllı tarım sistemleri, dijital tarım uygulamaları ve modern üretim altyapıları da destekleniyor. Ayrıca küçük aile işletmelerie küçükbaş hayvan desteği sağlanıyor.

ATB: Antalya zeytinyağında 2035’e kadar 30 adım belirlendi Haber

ATB: Antalya zeytinyağında 2035’e kadar 30 adım belirlendi

Antalya Ticaret Borsası (ATB), Antalya Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ile Antalya Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü iş birliğinde düzenlenen Antalya Zeytinyağı Çalıştayı’nın sonuç raporu kamuoyuyla paylaşıldı. 1. Antalya Natürel Sızma Zeytinyağı Kalite Yarışması kapsamında gerçekleştirilen çalıştayda, Antalya’nın zeytinyağı potansiyeli çok yönlü olarak ele alındı. Akademisyenler, üreticiler, sektör temsilcileri, turizm paydaşları ve kamu kurumlarının katılımıyla yapılan değerlendirmelerde, Pamfilya döneminden bu yana zeytinyağı üreten Antalya’nın önemli bir potansiyele sahip olduğu vurgulandı. Raporda, kalite, izlenebilirlik, markalaşma ve turizm alanlarında atılacak adımların sektörün geleceği açısından belirleyici olduğu ifade edildi. Zeytinyağında 2035 hedefleri Çalıştay raporunda, Antalya’da zeytin ve zeytinyağı üretim kapasitesinin güçlü olduğu ancak katma değerin artırılması için üretim artışının tek başına yeterli olmadığı belirtildi. Kalite standardizasyonunun ön plana çıkarılması gerektiği vurgulanırken, hasat zamanlaması, analize dayalı gübreleme ve standart budama eğitimlerinin kaliteyi doğrudan etkilediğine dikkat çekildi. Erken hasat uygulamalarının Antalya zeytinyağının premium segmentte konumlanması açısından önemli bir fırsat sunduğu kaydedilen raporda, duyusal analiz paneli ve kalite merkezi kurulması önerildi. Parti bazlı izlenebilirlik sistemi ve QR kodlu etiketleme uygulamalarının tüketici güvenini artıracağı ifade edildi. Yerel çeşit ve çatı marka vurgusu Raporda, Tavşan Yüreği başta olmak üzere Antalya’nın yerel zeytin çeşitlerinin stratejik ürün olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtildi. Coğrafi kimliğin güçlendirilmesinin ihracat birim değerine katkı sağlayacağı ifade edilirken, dökme satış oranının azaltılması ve Antalya için bir çatı marka yaklaşımı geliştirilmesi önerildi. Sağlık ve tağşişle mücadele Yüksek polifenollü üretimin sağlık temelli pazarlamada avantaj sağlayacağı belirtilen raporda, fenolik analiz altyapısının güçlendirilmesinin önemi vurgulandı. Tağşişle mücadelenin sektörel güven açısından kritik olduğu ifade edilirken, küçük üreticilerin markalı satışa yönlendirilmesinin kırsal kalkınmaya katkı sağlayacağı belirtildi. Zeytinyağı rotası ve turizm Antalya’nın güçlü turizm altyapısının zeytinyağı sektörü için önemli fırsatlar sunduğu kaydedilen raporda, zeytin ve zeytinyağı rotalarının oluşturulması, hasat festivalleri, tadım etkinlikleri ve deneyim merkezlerinin kırsal turizmi canlandırabileceği ifade edildi. Otel ve restoranlarda yerel zeytinyağı kullanımının artırılması önerildi. Koordinasyon kurulu önerisi Raporda, üniversite–kamu–sektör iş birliğinin daha kurumsal bir yapıya kavuşturulması gerektiği belirtilerek, Antalya Zeytinyağı Koordinasyon Kurulu kurulması önerildi. 2026–2035 dönemini kapsayan kalite odaklı bir dönüşüm süreciyle Antalya’nın zeytinyağında daha güçlü bir konuma ulaşabileceği görüşü paylaşıldı. Kurum temsilcilerinden değerlendirme ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, raporun Antalya’nın zeytinyağı potansiyelini kalite, kimlik ve katma değer çerçevesinde ele aldığını belirterek, hedeflerinin Antalya zeytinyağını sürdürülebilir ve izlenebilir bir marka haline getirmek olduğunu söyledi. Antalya Tarım ve Orman İl Müdürü Şakir Fırat Erkal ise kalite odaklı üretim, izlenebilirlik ve teknik uygulamaların yaygınlaştırılmasının sektörün geleceği açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.

2025’te bitkisel üretime 1,15 milyar TL’lik kaynak Haber

2025’te bitkisel üretime 1,15 milyar TL’lik kaynak

Denizli İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, 2025 yılı boyunca bitki sağlığını korumak, tarımsal verimliliği artırmak ve üreticiyi desteklemek amacıyla yürütülen çalışmaların sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Açıklamaya göre, bitkisel üretime yönelik destekler ve uygulamalarla Denizli tarımında üretimin sürekliliği sağlandı. Zirai dona 470 milyon TL destek 2025 yılında yaşanan zirai don olaylarından etkilenen üreticiler için Bakanlık tarafından destek ödemeleri yapıldı. Denizli genelinde zirai dondan zarar gören 10 bin 965 üreticiye toplam 470 milyon 847 bin 576 TL ödeme gerçekleştirildi. Bitkisel üretime 687 milyon TL nakdi destek Bitkisel üretimin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla çiftçilere 2025 yılında 687 milyon 284 bin 218 TL tutarında doğrudan destekleme ödemesi yapıldı. Böylece yalnızca bitkisel üretim kapsamında sağlanan toplam destek tutarı 1 milyar 158 milyon 132 bin TL’ye ulaştı. Tohum ve fidan destekleri Üretimi artırmaya yönelik girdi destekleri kapsamında stratejik ürünlerde tohum dağıtımı yapıldı. Üreticilere 49 ton nohut, 2,9 ton fasulye, 250 torba ayçiçeği ve 170 kilogram susam tohumu verilerek 10 bin 894 dekar alanda ekim sağlandı. Ayrıca il genelinde 31 bin 400 adet ceviz fidanı dağıtılarak meyvecilik üretimi desteklendi. Çevre dostu ve bilimsel mücadele Kimyasal ilaç kullanımını azaltmak amacıyla biyolojik ve biyoteknik mücadele yöntemleri 8 bin 675 dekar alanda uygulandı. Hastalık ve zararlılarla mücadelede, il genelinde kurulan 27 Tahmin ve Erken Uyarı İstasyonu aracılığıyla üreticilere anlık bilgilendirme yapıldı. Entegre Zararlı Yönetimi ise 15 bin dekarı aşkın alanda hayata geçirildi. Denetimler ve gıda güvenliği Gıda güvenliğinin sağlanması amacıyla 2025 yılı boyunca bitki koruma ve gübre bayilerine 1.501 denetim gerçekleştirildi. Hasat öncesinde 893 ürün numunesi alınarak pestisit analizleri yapıldı. Mevzuata aykırı faaliyet tespit edilen 127 işletmeye idari işlem uygulandı. İhracata katkı Denizli tarımı, 2025 yılında ihracata da katkı sağladı. Toplam 76 ton tohumluk ve 626 bin 450 adet fidan için ihracat sertifikası düzenlendi. Denizli İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, 2025 yılı boyunca üreticilerin yanında olunduğu vurgulanarak, tarımsal üretimi desteklemeye yönelik çalışmaların 2026 yılında da sürdürüleceği belirtildi.

Yağışlarla birlikte 2026 hasadında rekor beklentisi Haber

Yağışlarla birlikte 2026 hasadında rekor beklentisi

Türkiye, uzun yılların ardından en yağışlı kış mevsimlerinden birini tamamlarken, artan yağış miktarı baraj doluluk oranlarını yukarı taşıdı. Tarım arazilerinde toprağın suya doyması ise üretimde yüksek verim beklentisini güçlendirdi. Barajlar doldu, göller canlandı Yağışlı hava yalnızca barajlara değil, kuraklık baskısı altındaki göllere de olumlu yansıdı. Marmara Bölgesi’nde Uluabat Gölü’nün seviyesi yükselirken, Sapanca Gölü’nde kısmi bir toparlanma kaydedildi. Ege’de Marmara Gölü ile Belevi Gölü yeniden su tutmaya başladı. İç Anadolu’da ise kuraklığın sembolleri arasında gösterilen Küçük Göl, Beyşehir Gölü ve Eğirdir Gölü’nde su seviyelerinde artış gözlendi. Uzmanlar, mevcut tabloya rağmen suyun hem tarımsal üretimde hem de bireysel tüketimde tasarruflu kullanılması gerektiğine dikkat çekiyor. Rekolte beklentisi güçlendi Türkiye Gazetesi'nin haberiene göre, tarım uzmanı Mine Ataman, son dört ayda uzun yıllar sonra ilk kez bu ölçüde yağış görüldüğünü belirterek, “Bu yağışlar barajları doldurdu, tarım için son derece sevindirici bir tablo oluştu. Bu yıl toprağın suyu var. Bu da özellikle buğday ve tahıllarda çok güçlü bir rekolte beklentisi anlamına geliyor. Eğer mart ve nisan aylarında don yaşanmazsa, Türkiye 2026’da son yıllarda görmediğimiz bir verim seviyesine ulaşabilir” dedi. Kuraklık tehdidi tamamen bitmedi Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız ise yağışların mevsim sonuna doğru yoğunlaşmasının taşkın riskini artırdığına işaret etti. Yıldız, “Yağışlar arttı ancak bu, kuraklık tehdidinin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Kar yağışları Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da artmasına rağmen batı bölgelerde istenilen seviyede değil. Bahar yağışlarının seyri belirleyici olacak” değerlendirmesinde bulundu. Taşkın riskine karşı önlemler artırıldı Yoğun yağışlar nedeniyle Meriç ve Tunca nehirlerinde su seviyesi taşma noktasına yaklaşırken, sel ve su baskınlarına karşı ekipler teyakkuz halinde bekliyor. Küçük sulama göletlerinin dolması ise ekili alanlar açısından tarihi bir verim beklentisini beraberinde getirdi.

Üre ve fosfatta küresel arz endişesi Haber

Üre ve fosfatta küresel arz endişesi

Danışmanlık şirketi IF Fertilizer Engineering tarafından yayımlanan haftalık değerlendirmeye göre, yılın bu dönemine özgü mevsimsel etkiler nedeniyle fiyatlarda kısa süreli bir denge oluşsa da temel göstergeler yukarı yönlü baskının sürdüğüne işaret ediyor. Küresel üre arzı sınırlı Mart sevkiyatları için dünya genelinde üre arzının hala kısıtlı olduğu belirtilirken, İran’da doğalgaz akışının yeniden başlaması ikinci çeyrek için olası bir rahatlama unsuru olarak görülüyor. Ancak bu normalleşmenin jeopolitik gelişmelere ve üretim istikrarına bağlı olacağı vurgulanıyor. Öte yandan Avrupa’da yükselen doğalgaz fiyatları ve Orta Doğu’daki gerilimler, gübre piyasasında maliyet baskısını artıran önemli unsurlar arasında yer alıyor. Hindistan ihalesi piyasaya yön veriyor Rapora göre Hindistan’da gerçekleştirilen üre alım ihalesinde toplam 3,07 milyon tonluk teklif sunuldu. Ancak piyasada rekabetçi hacmin bunun oldukça altında kalabileceği değerlendiriliyor. İhalede beklenen fiyat seviyesinin ton başına 500 doların üzerinde olması, Körfez bölgesindeki üreticiler için güçlü bir gelir potansiyeline işaret ediyor. Amerika ve Güney Amerika’da talep hareketli ABD’de bahar sezonu öncesinde gübre talebi canlılığını korurken, Mart ayı sevkiyatları için ithalatın artması bekleniyor. Ancak olumsuz hava koşulları sevkiyat süreçlerinde gecikmelere yol açabilir. Brezilya’da karnaval tatili nedeniyle piyasada işlem hacmi sınırlı kalırken, Arjantin’de ise piyasa mevsimsel düşüş döneminde seyrediyor. Arjantin’de üre fiyatları ton başına yaklaşık 550–560 dolar CFR seviyesinde işlem görüyor. Fosfat piyasasında arz kısıtları etkili Küresel fosfat piyasasında ise tatil dönemleri nedeniyle işlem hacmi düşse de arz tarafındaki sorunlar fiyatları desteklemeye devam ediyor. Özellikle Çin’in ihracat kısıtlamaları, Baltık Denizi’ndeki lojistik sorunlar ve Fas’taki iklim koşulları piyasayı etkileyen başlıca faktörler arasında gösteriliyor. Suudi Arabistan merkezli Ma'aden ve Faslı üretici OCP Group başta olmak üzere büyük üreticilerin Avrupa ve Latin Amerika’ya yönelik yüksek hacimli satışlarını sürdürmesi dikkat çekiyor. Piyasada temel risk: Talebin yoğunlaşması Sektör uzmanlarına göre kısa vadede fiziki arz yönetilebilir görünse de, küresel talebin kısa bir zaman diliminde yoğunlaşması fiyatlarda yeni artış dalgası yaratabilir. Bu nedenle 2026’nın ilk yarısında gübre piyasasında fiyat oynaklığının yüksek kalması ve özellikle üre ile fosfat ürünlerinde yukarı yönlü risklerin devam etmesi bekleniyor.

Muratpaşa’da Tarım Arazileri Afet Ve Maliyet Baskısında Haber

Muratpaşa’da Tarım Arazileri Afet Ve Maliyet Baskısında

Antalya'nın kalbi Muratpaşa, her ne kadar modern şehirleşmenin merkezi olsa da, köklü bir tarım geleneğini de içinde barındırıyor. Ancak 2026 yılı itibarıyla, ilçedeki tarım arazileri hem şehirleşme baskısı hem de son aylarda yaşanan doğal afetlerle zorlu bir sınav veriyor. Muratpaşa, özellikle Güzeloba, Yamansaz ve Erman bölgelerinde hala aktif olarak tarım yapılan alanlara sahip. İlçede geleneksel tarımın yanı sıra belediye destekli kentsel tarım projeleri de öne çıkıyor. Örtü Altı Üretim (Sera): Özellikle kış aylarında sofralarımıza gelen domates, biber ve patlıcan, Muratpaşa'nın sahil kesimlerindeki seralarda yetişmeye devam ediyor. Narenciye: Antalya'nın sembolü olan portakal, limon ve mandalina bahçeleri, yapılaşmaya rağmen Muratpaşa'nın bazı bölgelerinde hala varlığını koruyor. Kentsel Tarım ve Hububat: Muratpaşa Belediyesi'nin başlattığı proje ile boş parsellerde buğday ve mısır ekimi yapılıyor. Hasat edilen ürünler un ve bulgur yapılarak halka dağıtılıyor. Süs Bitkileri: İlçede ihracata yönelik kesme çiçek (karanfil vb.) üretimi de önemli bir yer tutuyor. 2026'da Çiftçinin Gündemi: Afetler ve Artan Maliyetler Şubat 2026 itibarıyla Muratpaşa ve çevre ilçelerdeki çiftçiler, tarihinin en zor dönemlerinden birini yaşıyor. İşte üreticinin çözüm bekleyen temel sorunları 1. Doğal Afetlerin Vurduğu Ağır Darbe Son haftalarda Antalya genelinde etkili olan hortum, fırtına ve aşırı yağışlar, Muratpaşa'daki sera alanlarında da ciddi hasara yol açtı. Seraların plastik örtüleri parçalanırken, su baskınları nedeniyle ürünler dalında çürümeye başladı. Hasar tespit çalışmalarına göre, binlerce dönüm sera alanı üretim dışı kalma riskiyle karşı karşıya. 2. Su Krizi ve Sondaj Maliyetleri İlçedeki tarım alanları büyük oranda yeraltı sularına bağımlı. Ancak su seviyelerinin düşmesi ve elektrik fiyatlarındaki artış, sulama maliyetlerini katladı. Yetkililer, merkezi bir sulama sistemine geçilmemesi halinde bölgedeki küçük aile işletmelerinin sürdürülebilir olmadığını vurguluyor. 3. Girdi Maliyetleri ve Fiyat İstikrarsızlığı Çiftçiler; gübre, ilaç ve mazot fiyatlarının döviz bazlı artışından şikayetçi. Tarlada 10-15 TL olan domatesin, aracı ve lojistik masraflarıyla markette 80-100 TL bandına çıkması, üreticinin "Biz kazanamıyoruz, tüketici pahalı yiyor" isyanına neden oluyor. 4. Şehirleşme Baskısı Muratpaşa'nın hızla büyümesi, tarım arazilerinin imara açılması baskısını artırıyor. Genç neslin tarımdan uzaklaşarak hizmet sektörüne kayması, ilçede "çiftçi nüfusunun yaşlanması" sorununu da beraberinde getiriyor.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.