TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tarım

AGRONEWS - Tarım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarım haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

TKDK’dan Erzurum kırsalına 300 milyon TL destek Haber

TKDK’dan Erzurum kırsalına 300 milyon TL destek

Avrupa Birliği ile Türkiye Cumhuriyeti’nin ortak finansmanı kapsamında TKDK tarafından yürütülen IPARD Programı çerçevesinde, Erzurum’da 2025 yılı içerisinde toplam 22 proje ile sözleşme imzalandı. Söz konusu projelerin toplam yatırım tutarı 300 milyon TL olarak açıklandı. Hayata geçirilecek yatırımlarla; Aşkale, Aziziye, Horasan, Karaçoban, Narman ve Tortum ilçelerinde AB standartlarına sahip 9 modern hayvancılık işletmesi, İspir ve Olur ilçelerinde 2 su ürünleri üretim tesisi, Köprüköy ve Karayazı ilçelerinde 2 konaklama tesisi, Köprüköy ilçesinde 1 pelet üretim fabrikası kurulacak. Ayrıca Aşkale, Karayazı ve Narman ilçelerinde 4 arıcılık üretim ve işleme tesisi, 1 süt işleme tesisi, Pasinler ilçesinde güçlü mekanizasyon altyapısına sahip 1 tarımsal makine parkı, Oltu ilçesinde ise 1 tarım makineleri üretim tesisi ile 1 ayakkabı üretim tesisi Erzurum ekonomisine kazandırılacak. 2025 yılı içerisinde yatırımlarını tamamlayan girişimcilere 102 milyon TL ödeme yapılırken, 2026 yılı içerisinde yatırımlarını tamamlayacak yatırımcılara ise 200 milyon TL’nin üzerinde ödeme yapılması öngörülüyor. Öte yandan, Avrupa Birliği’nden sonra ilk kez Türkiye’de uygulanan LEADER Programı’nın 2. Etabı kapsamında Tortum-Uzundere, Çat, Şenkaya ve Narman ilçelerinde faaliyet gösteren 4 Yerel Eylem Grubu destek almaya hak kazandı. Bu kapsamda söz konusu derneklere, kırsal alanlarda beş yıl boyunca yürütecekleri faaliyetler için tamamı hibe olmak üzere toplam 1,47 milyon avro destek sağlanacak. 2025 yılında sözleşmeleri imzalanan projeler sayesinde 72 kişiye doğrudan, 1.252 kişiye ise dolaylı istihdam imkânı oluşturulması hedefleniyor. TKDK tarafından sağlanan bu desteklerin, Erzurum’un kırsal kalkınmasına, üretim kapasitesinin artmasına ve istihdamın güçlenmesine önemli katkı sunması bekleniyor.

Başkan Akın Bigadiçli üreticiyi sevindirdi Haber

Başkan Akın Bigadiçli üreticiyi sevindirdi

Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, "Tarımın ve hayvancılığın başkenti" dediği Balıkesir'de hayvancılık sektörüne desteklerini sürdürüyor. Üreticiyi desteklemek ve hayvancılık sektörünün sürdürülebilirliğini arttırmak için her geçen gün destek projelerine bir yenisi ekleyen Akın, Bigadiç'te "Damızlık Koç Dağıtım Töreni"ne katıldı. Bigadiç Pazar Yeri'nde düzenlenen törene Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın'ın yanı sıra Bigadiç Belediye Başkanı Mustafa Göksel, CHP Balıkesir İl Başkanı Erden Köybaşı, siyasi partilerin temsilcileri, muhtarlar, üreticiler ve basın mensupları katıldı. Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, Bigadiç Belediye Başkanı Mustafa Göksel ile tam bir uyum içerisinde çalıştıklarını söyledi. Balıkesir'de 20 ilçe belediye başkanlarıyla koordineli bir şekilde çalışmalar yürüttüklerini belirten Akın, "Yönetim anlayışımızla herkese örnek oluyoruz. El ele vererek Balıkesir'imizi daha iyi bir noktaya taşıyacağız" dedi. Balıkesir'in küçükbaş hayvan varlığında Türkiye'de ilk onda yer aldığını söyleyen Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, "Küçükbaş hayvanlarımızın etlerinin marka değeri ülkemiz genelinde yüksektir. Balıkesir kuzumuzun eti coğrafi işaret alarak kalitesini tescillemiştir. İşte bu markayı daha da güçlendirmek için küçükbaş hayvancılıkta verimi artırmak istiyoruz. Bu kapsamda Bigadiç, Dursunbey ve İvrindi'deki Damızlık Koç/Koyun Üretim Tesislerimizde yaklaşık 1000 baş koyun yetiştirdik, bu koyunlarımızı hayvancılıktaki verimi artırmak için sizlere ulaştırıyoruz" diye konuştu. Bigadiç Çömlekçi Mahallesi'nde Damızlık Koç/Koyun Üretim Tesislerinde yetiştirilen damızlık koçları üreticilere teslim ettiklerini söyleyen Akın, "20-100 baş arası koyunu bulunan vatandaşlarımıza damızlık koçlarını dağıttık. Bu projeyle amacımız; küçük aile tipi üreticimizi desteklemek, üretimi daha kaliteli ve verimli hale getirmek, üreticimizin katma değerini artırıp, ekonomiye katkı sağlamaktır. Aynı zamanda bu projemize paralel olarak yeni bir uygulama daha başlatıyoruz. Belediyemize sosyal yardım başvurusunda bulunan ve sosyal inceleme sonucunda ihtiyacı olduğu belirlenip, hayvanlara bakabilme imkânı olan ailelerimize damızlık tesislerimizde yetiştirilen 10 dişi, 1 erkek olmak üzere toplam 11 damızlık hayvanı yüzde 100 hibe ile vereceğiz. Bu proje vatandaşlarımıza bir maya olacak ve hemşehrilerimiz zamanla sürüsünü büyüterek geçimini sağlayacaktır. Hayırlı uğurlu olsun" şeklinde konuştu. Hedeflerinin her sene farklı ilçelerde en az 100 damızlık koç ve 10 ihtiyacı olan aileye de 10 dişi, 1 erkek damızlık hayvan dağıtmak olduğunu ifade eden Akın, "Böylece hem koyunculuk yapan üreticilerimizin verimlerini artıracağız hem de her sene sektöre yeni üreticiler kazandıracağız."dedi. Bigadiç'teki kırsal hizmetler hakkında da bilgi veren Akın, "169 adet ana arı gözü dağıttık. 14 bin adet marul fidesi ve sıvı gübre desteği verdik. 8 bin 350 kilogram ryegrass tohumu ve 5'li karışım yem bitkisi desteği verdik. Salça makinesi desteğimizi verdik. 17 bin metrekare sera naylonu desteği verdik. Bir adet süt soğutma tankı desteği verdik. Bir adet tohum temizleme makinesi desteği verdik. 4 adet toprak analizi yaptık. Bunların yanında Balıkesir'imizin dört bir yanındaki üreticimize domates, biber, patlıcan gibi toplamda 368 bin adet sebze fidesi verdik. 10 bin kilogram Gömeç bamyası aldık, cips yaptık. Sındırgılı üreticimizden aldığımız susamları tahin yapıyoruz, bu yıl kavrulmuş susam ve susam yağını da katma değerli ürünlerimizin arasına ekliyoruz. Çiftçimiz ile ele verirsek belediye başkanlarımızla kol kola girip çiftçilerimize hizmet ederek onların yüzünün gülmesini sağlayabiliriz. Tarımda en çok kadınlar çalışıyor. Sağlık güvencesi olmayan kadınların da ücretsiz olarak sağlık taramalarını yapıyoruz." ifadelerini kullandı. Bigadiç'e 200 milyon TL'lik yatırım Gözün gördüğü ve görmediği her yere yatırım yaptıklarının altını çizen Akın, "Yıllarca Balıkesir'imizin altyapısı ihmal edilmiş. BASKİ 1 Nisan'dan bu yana Bigadiç'te 75 bin metrelik bir hatta çalışmalar gerçekleştirdi. Elyapan Mahallemizin 4 yıldır devam eden su kesintilerini son buldu. Bigadiç Fethibey Mahallemizdeki vatandaşımızın içme suyu mağduriyetini bitirdik. Aynı şekilde Değirmenli, Kayırlar, Kozpınar, Yolbaşı, Yürücekler ve Çeribaşı mahallelerimize yeni içme suyu hatları yaptık. Kanalizasyonları değiştirdik. Taşkınlara, kesintilere, kötü kokuya son verdik.Sadece BASKİ ile Bigadiç'imize 165 milyon TL'lik yatırım yaptık. 600 adet Yakın Kart desteği verdik. 11 bin adet su faturası desteği sağladık. Evde sağlık hizmetlerinden beslenme desteklerine toplamda 13 bin noktaya sosyal hizmet ulaştırdık. 9 kadın 5 erkek personelimizle ONON'u Bigadiç'le buluşturduk. 29 şubemizle adıyla tadıyla bir Balıkesir markası olan kafelerimizin sayısını artırıyoruz.Özellikle kırsal mahallelerimizin talepleri doğrultusunda 215 yeni kamera kurduk. 253 can dostumuza aşılama ve tedavi hizmeti verdik. 22 bin 600 noktada haşereyle mücadele çalışmaları yürüttük. Atıklardan toplam 2 bin megavat enerji ürettik. 4 bin adet ve 1 milyon 350 bin metrekarelik alanda kent estetiği çalışması gerçekleştirdik. BASKİ yatırımlarıyla birlikte Bigadiç'imize toplamda 200 milyon TL'ye yakın yatırımımızı yaptık, daha da yapacağız" şeklinde konuştu. Umre ibadetini yerine getirmek için bu gece kutsal topraklara gidecek Akın, hemşehrilerinden helallik istedi. Daha önce iki kez umreye gittiğini belirten Akın, bu gece üçüncü kez umreye gideceğini ifade ederek şunları söyledi: "Değerli hemşehrilerim. Hakkınızı helal edin. Allah'ın bana daha önce iki kez nasip ettiği umre ziyaretimin bu gece üçüncüsünü gerçekleştireceğim. Sizlerden helallik istiyorum. Dualarınızı eksik etmeyin. Allah'a emanet olun."

Fındık ihracatında düşüşün nedeni rekolte Haber

Fındık ihracatında düşüşün nedeni rekolte

Karan, fındık ihracatında yaklaşık yüzde 50 civarında bir düşüş yaşandığını ancak bunun önceki yıllarla kıyaslanmasının doğru olmadığını ifade ederek "İhracatımız düştü gibi bir algı oluşmamalı. Ürün azsa ihracatın azalması hayatın doğal akışına uygundur. Olmayan bir ürünü ihraç etme şansımız yok. Tahminlerimize göre üreticinin elinde 100 bin tonun altında fındık bulunuyor. Bu ürün de genellikle ekonomisi iyi olan, acelesi olmayan ya da istediği fiyatı bulamayan üreticinin elinde kalmış durumda. Türkiye genelinde stoklarda kalan fındık miktarı da 100 bin tonun çok üzerinde değildir. Sanayici ve manavlara üreticiden fındık gelmediğini, günlük alımların çok cüzi miktarlarda kaldığını görüyoruz. Köylere gittiğimizde fındık nakliyesiyle karşılaşmıyoruz. Bu da üreticinin elinde fındığın neredeyse tükendiğini gösteriyor" diye konuştu. "Yeni fındık sezonuna stoksuz girilecek" Türkiye’nin yeni fındık sezonuna neredeyse stoksuz gireceğini vurgulayan Karan, üreticilere çağrıda bulunarak "Bu yıl doğal bir afet yaşanmazsa üreticimizin bahçesine sahip çıkmasını, zamanında gübreleme ve ilaçlama yaparak üretimi artırmasını istiyoruz. Önümüzdeki yıl fındık fiyatlarının daha iyi olacağına inanıyoruz. Çünkü dünyada fındık stoklarının sıfırlanacağı bir sezona giriyoruz. Yeniden stok oluşması ise birkaç yılı bulabilir. Fındık fiyatlarında önümüzdeki günlerde yukarı yönlü bir hareket bekliyoruz. 15 Ocak’tan sonra fiyatlarda bir ilerleme olacağını düşünüyoruz. Şu anda bir toparlanma söz konusu. 240 lira bandına kadar gerileyen fındık fiyatları yeniden 300 liranın üzerine çıkmaya başladı" dedi.

3 yıl önce açılan barajda su tükeniyor Haber

3 yıl önce açılan barajda su tükeniyor

Tepebaşı ilçesine 2022 yılında inşaatı biten 8,3 milyon metreküp depolama hacmine sahip Gündüzler Barajı dron ile havadan görüntülendi. Temelden 65 metre yüksekliğe sahip barajın tutuğu suyun oldukça azaldığı görülüyor. 72 bin dekar zirai arazinin suya sağlamak için inşa edilen Gündüzler Barajı'nın 2025 yılında belli bir döneminde çiftçiye su sağlayabildi. Bölgede çiftçilik yapan Hüseyin Fırat Ekmen'in iddiasına göre 2025 yılında yarım dönem tarıma su verebilen baraj daha sonra su yetersizliği nedeniyle kapaklarını kapattı. Su bitmesinde en büyük etkenler olarak ise yağmurun az yağması ve çiftçinin çok su isteyen ürünleri ekmesi olarak gösteriliyor. "2025 yılında sadece yarım dönem sulama yapılabildi" Konuyla alakalı konuşan çiftçi Hüseyin Fırat Ekmen, "Barajın yapımı 2022 yılında tamamlandı ve 2023 yılında faaliyete geçerek sulama yapılmaya başlandı. Ancak 2024 yılında, fotoğraflarda da gördüğünüz gibi barajın suyu tamamen bitti. 2025 yılında sadece yarım dönem sulama yapılabildi, sonrasında ise su yetersizliği nedeniyle süreç durdu. Hepimizin mahsulü tarlada yarım kaldı. Bölgemizde sulama, mahsul dönemi yarıyı biraz geçtikten sonra başlayabildi. Çiftçilerimiz genel olarak mısır, ayçiçeği ve pancar gibi su isteği yüksek ürünler ektiği için barajdaki suyumuz çok çabuk tükendi. Üstelik 7 ay boyunca bölgeye bir damla bile yağmur yağmadı; bu kuraklık susuzluğun en büyük göstergesidir. Şu anki tabloda barajın tekrar dolması biraz zor görünüyor. İnşallah yağışlar bol olur da barajımız yeniden dolar; ancak şu ana kadar yeterli yağış düşmediği için su seviyesinde bir artış olmadı" dedi.

TZOB’dan kuraklık için zarar telafisi talebi Haber

TZOB’dan kuraklık için zarar telafisi talebi

TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 2025 yılının üreticiler için zor geçtiğini belirten Bayraktar, "2025 yılı üreticilerimiz için felaket yılı oldu. Çiftçilerimiz başta zirai don, kuraklık, hastalık ve ekonomik şartlar nedeniyle üretimi sürdürebilmek için krediye acilen ihtiyaç duymaktadır. ‘Borcun varsa kredi vermem' şartını koymak tarımsal üretimin sürdürülebilirliğine zarar verir. Biz çiftçilerimiz için borç ertelemesi beklerken, böyle bir uygulamanın başlaması üreticilerimizi büyük bir sıkıntıya sokmuştur. Zor bir dönem geçiren üreticimiz hem para kazanamadı hem de prim yüksekliği nedeniyle SGK'ya olan borçlarını ödeyememektedir. Bir kısmı da ziraat odalarından muafiyet belgesi almak sureti ile SGK'dan çıkmaktadır. Aynı sebeple vergi borcunu ödeyemeyen üreticilerimiz de bulunmaktadır. Zor günler geçiren üreticilerimizin önünden bu engeller acilen kaldırılmalıdır. Yeni bir yıla başladığımız şu günlerde tarım sektörü açısından hemen hemen herkesin 2025 yılına dair hatırlayacağı ilk şey kuşkusuz doğal afetlerdir. Özellikle zirai don ve kuraklık tarım sektörünü önemli ölçüde etkiledi. Tabii bu etki yalnızca üretim azalmasıyla kalmadı. Çiftçilerimizin gelirleri azaldı, gıda tedarik zinciri ve tüketici fiyatları etkilendi. Yani toplumun tüm kesimi doğal afetlerden zarar gördü. Yaşanan zirai donların ardından yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararı ile sigortası olmasa da Çiftçi Kayıt Sistemi'ne (ÇKS) kayıtlı üreticilerin maliyetleri, hasar alanları ve oranları nispetinde karşılandı. Fakat sehven yapılan yanlış yönlendirmeler ve bilgi eksikliği sebebiyle bazı çiftçilerimiz bu desteklerden faydalanamadı. Birliğimiz, hak ettiği desteklerden faydalanamayan tek bir çiftçimizin kalmaması için bu sorunu gündeme getirdi. Girişimlerimiz sonucunda bu mağduriyet de giderildi. Karar'a göre son başvuru günü olan 24 Temmuz 2025 tarihinden önce müracaatları ve tespitleri yapıldığı halde bilgileri sisteme sehven girilememiş çiftçilerimiz için 821 milyon lira ek ödeme yapıldı ve böylelikle zirai don desteklerinden faydalanamayan çiftçilerimiz de bu desteklerden faydalandı" ifadelerine yer verdi. "Kuraklıktan zarar gören üreticilerimizin zararları karşılanmalıdır" 2025 yılında zirai don kadar kuraklığın da tarımsal üretime zarar verdiğini vurgulayan Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ziraat odalarımızdan aldığımız bilgiler doğrultusunda 2025 yılında yağışların yetersiz olduğunu ve istenilen dönemlerde yağmadığını, bunun da ürünlerin gelişimini olumsuz etkilediğini, tarımsal kuraklığın üretime zarar vereceğini sezon içerisinde defalarca dile getirmiştim. Ne yazık ki endişelerimizde haklı çıktık ve 2025 yılında tarımsal kuraklığın da zirai don kadar tarımsal üretime zarar verdiğini görmüş olduk. Özellikle İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu başta olmak üzere birçok bölgemizde tarımsal kuraklık görüldü. Bu da üretim istatistiklerine yansıdı. 2025 yılında bir önceki yıla göre yulaf üretimi yüzde 26, arpa üretimi yüzde 25, çavdar üretimi yüzde 20 ve buğday üretimi yüzde 14 oranında azaldı. Kuru baklagil üretimi ise geçen yıla göre yüzde 29 düştü. Bu ürünler, yapılan planlamalarda ülkemizin üretim miktarlarını ve alanlarını artırmayı hedeflediği stratejik ürünlerdir. Dolayısıyla zirai dondan zarar gören çiftçilerimize yapıldığı gibi tarımsal kuraklıktan zarar gören çiftçilerimizin de zararları karşılanmalıdır. 2025 yılında üretimi etkileyen bir başka durum da şap hastalığı oldu. Şap hastalığı sonucunda hayvanların et ve süt veriminde önemli düşüşler meydana geldi. Bu da üreticilerimizin gelirlerine yansıdı. 2025 yılında yaşanan afetler ve hastalıklar çiftçilerimizin ekonomik dengesini bozdu. Birçok çiftçi kullanmış olduğu kredileri ödeyemeyecek durumdadır. Bu borçluluk hali yalnızca tarımsal üretimin sürdürülebilirliğine zarar vermemiş, sosyolojik ve psikolojik olarak da birçok sıkıntıyı beraberinde getirmiş, getirecektir. 2025 yılının uzun yıllardır görülmemiş bir afet yılı olduğunu ifade etmiştik. Bu sebeple afetlerden ve hastalıklardan zarar gören çiftçilerimizin durumunu bir nebze rahatlatabilmek adına kullanmış oldukları kredilerin geri ödemesi en az 1 yıl faizsiz olarak ertelenmelidir. Şap hastalığı nedeniyle hayvan kaybı olan üreticilerimizin de düşük faizli kredi temin edilmesi suretiyle desteklenmesi sağlanmalıdır. Tarımsal üretimin sürdürülebilirliği ve ülkemizin gıda güvencesinin sağlanması adına doğal afetler konusunun daha çok üzerine gidilmeli, afet öncesindeki ve sonrasındaki süreçler doğru politikalarla ve titizlikle yönetilmeli, çiftçilerimiz mağdur edilmemelidir. 2026 yılının afetlerden ve hastalıklardan uzak, bolluk ve bereket içerisinde bir yıl olmasını temenni ediyorum."

Fransız çiftçilerden Paris’te traktörlü eylem Haber

Fransız çiftçilerden Paris’te traktörlü eylem

Avrupalı çiftçilerin AB-Mercosur ticaret anlaşmasını engellemeye yönelik protestoları sürüyor. Fransa'da çiftçiler, Avrupa Birliği'nin Güney Amerika ülkeleriyle imzalamayı planladığı kapsamlı ticaret anlaşmasına ve diğer şikayetleri nedeniyle sabaha karşı polis kontrol noktalarını aşarak traktörleriyle başkent Paris'e girdi. Çiftçiler traktörleriyle ünlü Şanzelize Caddesi (Champs Elysees) boyunca ilerleyerek Arc de Triomphe anıtı (Zafer Takı) çevresindeki yolu kapattı. Çiftçiler daha sonra Eyfel Kulesi önünde toplanarak gösteri düzenledi. Ulaştırma Bakanlığı, sabah işe gidiş saatlerinden önce başkente giden otoyollarda, özellikle batı banliyölerinden ve Normandiya'dan Paris'e giden A13 yolunda onlarca traktörün trafik akışını engellediğini ve 150 kilometrelik araç kuyruğuna neden olduğunu belirtti. Mercosur oylamasının Cuma günü yapılması bekleniyor AB-Mercosur (Güney Amerika Ortak Pazarı) anlaşması, dünyanın en büyük serbest ticaret bölgesini oluşturacak ve 27 üyeli AB'nin Latin Amerika'ya daha fazla araç, makine ve alkollü içki ihraç etmesine imkan tanıyacak. Ancak Avrupalı çiftçiler, tarım devi Brezilya ve komşu ülkelerden gelen daha ucuz ürünlerle rekabet etmelerinin zor olacağını belirtiyor. Fransa uzun zamandır AB-Mercosur ticaret anlaşmasına şiddetle karşı çıkıyor. Almanya ve İspanya ise anlaşmayı destekliyor. Avrupa Komisyonu İtalya'nın da desteğini almış gibi görünürken, bu durum Fransa'nın desteği olsun ya da olmasın ticaret anlaşmasını onaylamak için gerekli oylara sahip olacağı anlamına geliyor. Anlaşmaya ilişkin oylamanın Cuma günü yapılması bekleniyor. Fransa Tarım Bakanı Annie Genevard dün yaptığı açıklamada, AB ülkeleri anlaşmayı desteklese bile anlaşmanın yürürlüğe girmesi için Fransa'nın onayının da gerekeceği Avrupa Parlamentosu'nda buna karşı mücadeleye devam edeceğini söylemişti.

Zor koşullara rağmen kayısı ihracatı 303 milyon dolara ulaştı Haber

Zor koşullara rağmen kayısı ihracatı 303 milyon dolara ulaştı

Malatya Ticaret Borsası (MTB) Başkanı Ramazan Özcan, 2025 yılının Malatya açısından oldukça zor geçtiğini belirterek, zirai don ve deprem gibi olumsuzluklara rağmen kuru kayısı ihracatında 303 milyon dolarlık gelir elde edildiğini söyledi. MTB'de düzenlenen toplantıda değerlendirmelerde bulunan Malatya Ticaret Borsası (MTB) Başkanı Ramazan Özcan, 2026 yılının hem Türkiye hem de Malatya için hayırlı olması temennisinde bulundu. 6 Şubat depremlerinin ardından Malatya'nın fiziki ve sosyal anlamda yaralarını sarmaya çalıştığını ifade eden Özcan, 12 Nisan 2025'te yaşanan zirai don olayının da kayısı üretimini ciddi şekilde etkilediğini kaydetti. 2025 yılında fındık hariç kuru meyve ihracatından elde edilen gelirin yaklaşık 303 milyon dolarlık bölümünün Malatya kayısısından sağlandığını belirten Özcan, kayısının Malatya ihracatının temel ve stratejik tarım ürünü olmaya devam ettiğini ifade ederek, "2025 yılında Malatya'dan toplam 47 bin 699 ton kuru kayısı ihracatı gerçekleştirdik. Bu ihracattan 303 milyon 584 bin dolar gelir elde edildi. Bir önceki yıl 76 bin ton ihracat yapılmıştı. Miktar bazında yüzde 38'lik bir düşüş yaşandı ancak gelirdeki düşüş yüzde 25 seviyesinde kaldı. Bu da fiyat artışlarının etkili olduğunu gösteriyor" dedi. Türkiye'nin 2025 yılında fındık hariç toplam 1,7 milyar dolarlık kuru meyve ihracatı yaptığını belirten Özcan, bunun yaklaşık 303 milyon dolarının Malatya kayısısından elde edilmesinin önemli olduğunu söyledi. Özcan, "Kayısı, hem Malatya hem de Türkiye ihracatı açısından stratejik bir tarım ürünü olmaya devam ediyor" ifadelerini kullandı. Malatya'nın sadece tarımda değil hayvancılıkta da bölgenin önemli merkezlerinden biri olduğuna dikkat çeken Özcan, yıllık yaklaşık 200 milyon dolarlık kırmızı et ticaretinin Malatya üzerinden gerçekleştiğini kaydetti.

Nesli tehlike altındaki 1200 Ankara keçisi özenle korunuyor Haber

Nesli tehlike altındaki 1200 Ankara keçisi özenle korunuyor

Eskişehir'de faaliyet gösteren Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) bünyesindeki Anadolu Tarım İşletmesi'nde özenle bakılan nesli tehlike altındaki bin 200 Ankara keçisinin kış bakımı titizlikle devam ederken bu yıl 550 ile 600 oğlak doğması bekleniyor. Nesli tükenme tehlikesi altında olan tarihte Angora ırkı olarak bilinen, halk arasında Ankara keçisinin ırkı Mahmudiye ilçesinde faaliyet gösteren, Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) bünyesindeki Anadolu Tarım İşletmesi'nde koruma altında. Gen kaynağı büyük bir titizlikle korunan Ankara keçilerinin bakımı kışın da büyük bir titizlikle sürdürülüyor. Tiftik keçisi olarak da bilinen küçükbaşlar, Esenbel mevkiindeki Keçicilik Şubesi'nde bakılıyor. 1815 yılında Osmanlı döneminde Sultan 2. Mahmud tarafından "Çiftlikat-ı Hümayun" olarak faaliyetlerine başlayan işletmede 550'si anaç olmak üzere toplamda bin 200 baş Ankara keçisi bulunuyor. Türklerin Anadolu'ya beraberinde getirdikleri ve tarih boyunca Türklerle özdeşleşen Ankara keçilerinin eti ve sütünden daha çok ziyade kürkünden yapılan kaliteli kumaş ile ön plana çıkıyor. Mart ve Nisan ayında doğum yapan Ankara keçilerinden 550-600 oğlak doğması bekleniyor. Dondurucu soğuklarda 5 kişilik ekip bin 200 keçiye gözü gibi bakıyor Eksi seviyelerde düşen hava sıcaklıklarında 5 kişilik ekip bin 200 Ankara keçisinin üzerinden gözlerini adeta bir an bile ayırmıyorlar. Sabah saat 07.00'da başlayan bakım mesaisi akşama gün boyu kademe kademe devam ediyor. Müdürlüğün bilgisi dahlinde hastalılara karşı aylık ve yıllık periyotlarda aşılanan keçiler için tüm riskler minimize ediliyor. Hastalık gibi sürüye zarar verebilecek hayvan saldırılarına karşıda Keçicilik Şubesi'nin çevresi anbean gözetleniyor. "550-600 yeni yavru almayı hedefliyoruz" Anadolu Tarım İşletmesi Müdürü Hüseyin Yılmaz, "Nesli tükenmekte olan Ankara Keçisi, Türklerin Anadolu'ya gelişiyle beraber getirdikleri ve tarih boyunca Türklerle özdeşleşmiş çok özel bir hayvandır. Bu keçi türü, özellikle kıymetli tiftiğiyle ön plana çıkmaktadır. Süt verimi düşük olduğu ve eti halk arasında çok tercih edilmediği için sadece tiftik amaçlı yetiştirilmektedir. Bu nedenle nesli tükenme tehlikesi altındadır ve genetik yapısının korunması büyük önem taşımaktadır. Tarım ve Orman Bakanlığımıza bağlı TİGEM (Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü) bünyesinde, uzun yıllardır işletmemizde koruma amacıyla yetiştirilmektedir. Şu an işletmemizde toplam bin 200 hayvanımız mevcuttur; bu yıl 550 ana başı keçiyi yavru almak üzere tekeye verdik. Mart-Nisan aylarındaki doğum sezonunda yaklaşık 550-600 yeni yavru almayı hedefliyoruz" dedi. "5 aylık gebelik süresi sonunda yavrularımızı almayı bekliyoruz" İşletmedeki çalışmalar ve keçilerin bakımı hakkında işletmede görevli veteriner hekim Ayhan Biçer, "İşletmemizdeki bin 200 keçinin bakımı 5 kişilik bir ekip tarafından titizlikle yürütülmektedir. Mesai sabah saat 07.00'de kesif ve kaba yemlerin verilmesiyle başlar, akşam 17.00 civarında yemler yenilenir. İki ay sürecek teke katımının ardından, 5 aylık gebelik süresi sonunda yavrularımızı almayı bekliyoruz. Ankara Keçisi, Türkiye'deki toplam keçi popülasyonunun sadece yüzde 2 buçuğunu oluşturmaktadır. Genetik saflığı korumak adına işletmemize dışarıdan kaynağı belirsiz hayvan girişi kesinlikle yapılmamaktadır. Her yıl tekeler ve keçiler, genetik özelliklerine bakılarak özenle seçilmekte; Ankara Keçisi özelliğini tam yansıtmayan hayvanlar sürüden çıkarılmaktadır. Ayrıca temel amacımız hayvanları hastalandıktan sonra tedavi etmek değil, korumaktır. Bu doğrultuda Genel Müdürlüğümüzün bilgisi dâhilinde, teknik personelimiz tarafından aylık ve yıllık aşı programları eksiksiz bir şekilde uygulanmaktadır" ifadelerini kullandı.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.