TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tarım

AGRONEWS - Tarım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarım haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Zeytinyağı kalite yarışmasına başvurularda son gün 15 Ocak Haber

Zeytinyağı kalite yarışmasına başvurularda son gün 15 Ocak

Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü, Antalya Ticaret Borsası, Antalya Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü ve BATEM iş birliğiyle düzenlenen yarışma, üreticiyi teşvik etmeyi, bilgi ve bilinç düzeyini artırmayı, hatalı uygulamaları azaltmayı ve yüksek kaliteli zeytinyağı üretimini desteklemeyi hedefliyor. Dereceye girenlere ekipman desteği Yarışmada yer alacak zeytinyağları, tat, koku, meyvemsi, acılık ve yakıcılık dengesini içeren duygusal analiz ile serbest yağ asidi, polifenol değerini içeren kimyasal analiz kriterlerine göre jüri tarafından değerlendirilecek. Değerlendirme sonucunda en yüksek puanı alan zeytinyağlarına, Altın, Gümüş ve Bronz Madalya Beratları verilecek. Yarışmada dereceye girenlere, zeytin silkme makinesi, zeytin sıkım tankları, budama makası, eldiven, testere, bordo bulamacı gibi ekipmanlar hediye edilecek. Yarışmaya katılmak isteyen üreticiler, 15 Ocak gününe kadar numunelerini Antalya Tarım ve Orman İlçe Müdürlükleri'ne ulaştırabilecek. Yarışmada dereceye girenlere ödülü Side Antik Kenti'nde takdim edilecek. Yarışma öncesinde zeytinin tarihi gelişiminden ekonomisine kadar pek çok konunun ele alınacağı geniş kapsamlı çalıştay düzenlenecek. "Antalya zeytinde parlayan merkez" Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, zeytinin binlerce yıldır Akdeniz kültürünün ayrılmaz parçası olduğunu belirtirken, Pamfilya döneminden bu yana Antalya'nın zeytin ve zeytinyağı üretiminde öne çıkan bir bölge olduğunu kaydetti. Bereketin, sağlığın ve ölümsüzlüğün simgesi olan zeytinin aynı zamanda bir yaşam biçimi olduğunu söyleyen Çandır, "Antalya, iklimi, bereketli toprakları ve bilinçli üreticileriyle yeniden zeytinciliğin parlayan merkezlerinden biri haline geliyor. Hedefimiz üreticimizin daha kaliteli ürünü üretmesi, tüccarın da kaliteli ürünleri pazara sunmasını sağlamaktır" dedi. Hedef zeytinde kalite ve rekolte Tarım ve Orman İl Müdürü Şakir Fırat Erkal, dünyada zeytin ağaç varlığının yüzde 90'ının Akdeniz kıyısındaki ülkelerde yer aldığını belirtirken, Türkiye'nin zeytin üretiminin yaklaşık 4 milyon ton olduğunu bunun 77 bin tonunu Antalya'nın ürettiğini kaydetti. Erkal, dünya zeytinyağı üretiminin yaklaşık yüzde 15'ini 475 bin ton ile Türkiye'nin karşıladığına dikkat çekerken, Antalya'nın üretiminin ise 7 bin ton civarında olduğunu söyledi. Yarışma ile Antalya'nın verimli ve kaliteli zeytin üretimini artırmayı hedeflediklerini belirten Erkal, "Yarışmayla hasattan sofraya kadar üreticilerimizin yaptığı hatalı uygulamaları azaltmak, bilgi paylaşımını artırmak ve kaliteyi sürdürülebilir hale getirmek istiyoruz. Antalya'daki tüm üreticilerimizin bu yarışmaya katılarak ürünlerini ulusal ve uluslararası standartlarda değerlendirme fırsatı bulacağına inanıyoruz" dedi. "Zeytinyağı Antalya'nın simgesi olsun" Antalya Kültür ve Turizm İl Müdürü Candemir Zoroğlu, zeytin ve zeytinyağının kültürel bir miras olduğunu vurguladı. Zoroğlu, yarışma ile zeytinyağının markalaşmasında önemli adım atılacağını söylerken, "Antalya'yı ziyaret eden yerli ve yabancı misafirlerin, kentten ayrılırken yanlarında götürebilecekleri, Antalya'yı hatırlatan en özel değerlerden biri zeytinyağıdır. Amacımız, zeytinyağını gastronomi turizminin ve yerel kimliğin ayrılmaz bir parçası haline getirmek, bu doğal değeri kentin simgeleri arasına taşımaktır" dedi.

Paris’te çiftçilerden AB Mercosur anlaşmasına traktörlü protesto Haber

Paris’te çiftçilerden AB Mercosur anlaşmasına traktörlü protesto

Fransa’da çiftçilerin hükümet politikalarına ve Avrupa Birliği (AB) ile Mercosur (Güney Amerika Ortak Pazarı) arasındaki ticaret anlaşması sürecine yönelik protestolar devam ediyor. Dün limanlar ve otoyollarda yapılan eylemlerin ardından sabah saatlerinde 350’den fazla traktör başkent Paris’e girerek Ulusal Meclis yakınlarına park etti. Traktörlerin üstünde "Macron, çiftçilerini dinle" ve "Çiftçiler olmadan ülke olmaz, herkes bizimle" yazılı dövizler yer aldı. Eylemler sırasında Ulusal Çiftçi Sendikaları Federasyonu (FNSEA) ve Genç Çiftçiler bayrakları Ulusal Meclis önünde dalgalandırıldı. FNSEA, yaklaşık 12 çiftçiden oluşan bir heyetin yerel saat ile 14.00’da Fransa Başbakanı Sebastien Lecornu’nun resmi konutu Matignon’da kabul edileceğini duyurdu. FNSEA Başkanı Arnaud Rousseau, Başbakan’dan "güçlü ve somut açıklamalar" beklediklerini söyledi. Rousseau, Fransız basınına yaptığı açıklamada beklentilerinin büyük bir devrimden ziyade gerçekçi adımlar olduğunu vurgulayarak, "Acilen bir dizi karar alınması gerekiyor çünkü bekleyemeyecek durumda olan üreticiler var. Umarım 10 gün içinde kararlar çıkar" ifadelerini kullandı. "Çiftçilerimizi haksız rekabete sürüklüyoruz" Eski Fransa Başbakanı ve Cumhuriyetçiler (LR) Partisi üyesi Michel Barnier de Ulusal Meclis önünde çiftçilerle bir araya geldi. Barnier, Mercosur anlaşmasının yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda toplumsal bir mesele olduğunu belirterek, "Bu anlaşma gıda kalitesi, izlenebilirlik ve üretim tarzıyla ilgilidir. İdari yükleri artırarak çiftçilerimizi haksız rekabete sürüklüyoruz" ifadelerini kullandı. "Talepler hem Avrupa’yı hem Fransa’yı ilgilendiriyor" Oise bölgesinde tahıl, patates ve şeker pancarı üreten çiftçi Jean Lefevre özellikle nitratlarla ilgili karmaşık yasal düzenlemelerden şikayet ederken, "Hükümet taleplerimizin sadece Avrupa’yı ilgilendirdiğini söylüyor. Biz ise bunun aynı zamanda Fransız çiftçisinin sorunu olduğunu göstermek için buradayız" ifadelerini kullandı. Çiftçiler, hükümetten hem ulusal düzeyde hem de AB nezdinde tarımı koruyacak daha güçlü politikalar beklediklerini vurguladı. Gösterilerin devam etmesi bekleniyor Tartışmalı anlaşmanın nihai oylamasının önümüzdeki haftalarda Avrupa Parlamentosu’nda (AP) yapılması bekleniyor. Protestoların ise gelecek günlerde devam edebileceği belirtiliyor. Dört büyük tarım örgütü Genç Çiftçiler, Kırsal Koordinasyon, Köylü Konfederasyonu ve FNSEA, yarın Toulouse kentinde "büyük ölçekli" bir gösteri düzenleme çağrısı yaptı. Haute-Garonne Bölgesi FNSEA Genel Sekreteri Luc Mesbah, "Karar alma mekanizmaları üzerinde baskı oluşturmak istiyoruz" dedi. Çiftçiler ve tarım örgütleri, Paraguay’da imzalanması planlanan AB-Mercosur ticaret anlaşmasının yeterli denetimden geçmeyen ve AB standartlarını karşılamayan Latin Amerika ürünlerinin Avrupa pazarına girmesine yol açacağını, bunun da yerli üreticiyi zor durumda bırakacağını savunuyor. Aralık ayında Doubs ve Ariege bölgelerinde, sığır sürülerinde görülen topaklı deri hastalığı (CLSD) nedeniyle uygulanan hükümet politikalarına tepkiyle başlayan hareket, son haftalarda traktörlerin Paris’e girmesiyle daha da yoğunlaştı. Geçtiğimiz hafta trafik kapatılmıştı Fransız çiftçiler geçtiğimiz hafta Eyfel Kulesi ve Arc de Triomphe anıtı (Zafer Takı) yakınlarında da çeşitli eylemler düzenlemişti. Ulaştırma Bakanlığı, sabah işe gidiş saatlerinden önce başkente giden otoyollarda, özellikle batı banliyölerinden ve Normandiya'dan Paris'e giden A13 yolunda onlarca traktörün trafik akışını engellediğini ve 150 kilometrelik araç kuyruğuna neden olduğunu belirtti.

Pahalılık gıda güvenliğini tehdit ediyor Haber

Pahalılık gıda güvenliğini tehdit ediyor

Nilüfer Kent Konseyi ve Bursa Veteriner Hekimler Odası iş birliğiyle "Gıda Güvenliği ve Güvencesi" paneli düzenlendi. Bursalıların yoğun ilgi gösterdiği panelin açılışında konuşan Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Doç. Dr. Mustafa Berkay Aydın, Türkiye’deki hayat pahalılığının mutfaklardaki güvenliği nasıl tehdit ettiğini rakamlarla ortaya koydu. Dünyada gıda enflasyonu ortalamasının yüzde 3 civarında olduğunu ifade eden Aydın, "Ülkemizde ise bu oran resmi verilerde bile yüzde 25-30 bandında seyrediyor. Hissedilen enflasyon ise bunun çok daha üzerinde. Bu fahiş maliyet artışları, gıda güvenliğini doğrudan riske atıyor" dedi. Nilüfer Kent Konseyi Genel Sekreteri Doç. Dr. Elifhan Köse Çal ise her vatandaşın sağlıklı ve güvenilir gıdaya ulaşma hakkının anayasal bir sorumluluk olduğunu hatırlattı. Bursa Veteriner Hekimler Odası Başkanı Melike Baysal, moderatörlüğünü üstlendiği panelde veteriner hekimlerin gıda zincirindeki hayati önemine değindi. Hayvansal gıdanın sağlıklı olabilmesi için sürecin hayvanın beslenmesi ve sağlığıyla başladığını belirten Baysal; et, süt, yumurta, bal ve su ürünleri gibi tüm süreçlerde veteriner hekimlerin imza ve denetim yetkisinin kritik olduğunu vurguladı. Veteriner hekim Nejlet Filiz de, ekonomik dar boğazın halk sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekti. Artan maliyetler nedeniyle piyasada taklit ve tağşiş vakalarının arttığını belirten Filiz, trans yağlar ve pestisit tehlikesine karşı uyardı. Filiz, "Kayıt dışı ekonomiyle mücadele edilmeli; denetimler daha etkin ve yetkin meslek grupları üzerinden yürütülmeli" dedi. Gıda krizinden kurtulmak ve güvenli gıdaya erişimin mümkün olduğunu söyleyen Dr. Nejlet Filiz, şu önerilerde bulundu: "Tarım girdi maliyetleri aşağı çekilmeli. Verimlilik odaklı bir tarım politikası izlenmeli. Zorunlu bir kamusal tarım sigorta sistemi kurulmalı. Döviz kuru ve para politikasında istikrar sağlanmalı. Gıda güvenliği yönetimi tek bir çatı altında toplanmalı. Rekabetçi piyasada küçük üretici korunmalı. Hal ve perakende satış noktalarında etkin denetim yapılmalı. Harcamalarda gerçekçi tasarruf tedbirleri uygulanmalı." Panel; gıda okuryazarlığı, doğru etiket okuma teknikleri ve mutfak güvenliği üzerine yapılan bilgilendirmelerle sona erdi.

Kestel’de ahududu ve böğürtlen için Sırbistan modeli devrede Haber

Kestel’de ahududu ve böğürtlen için Sırbistan modeli devrede

Kestel Belediye Başkanı Ferhan Erol, İhlas Haber Ajansı Bursa Bölge Müdürü İhsan Altıkardeş'i ziyaretinde yaptığı açıklamada, nüfusunun yaklaşık yüzde 25'i tarım ve hayvancılıkla uğraşan bir ilçe olduklarını belirterek, tarımsal üretimin daha sağlıklı sürdürülebilmesi adına bazı projeleri ve çalışmaları hayata geçirdiklerini ifade etti. Çiftçilere drone ile gübreleme ve ilaçlama desteği sunduklarını, ücretsiz toprak analizi desteği verdiklerini aktaran Erol, üreticilerin birim alandan alacakları verimlerini artırmaları ve ürünlerini iyi fiyata satabilmeleri noktasında ellerinden geleni yaptıklarını anlattı. Türkiye'de ahududu ve böğürtlenin yüzde 85'inin Kestel'de Uludağ eteklerinde yetiştirildiğini vurgulayan Erol, şunları söyledi: "Üretimin daha verimli olması için neler yapılabilir noktasında üreticilerimizi, kooperatiflerimizi yurt dışına götürdük. Bosna Hersek ve Sırbistan'daki üretimi, çalışmaları ve bazı önemli detayları öğrenme fırsatı buldular. Belediyeden ekiplerimiz de o bölgede çalışmalar yürüttü, bilgiler edindi." Çiftçilerin üretimi doğru tekniklerle yapmasını ve daha fazla kazanmasını istediklerini dile getiren Erol, "Ahududu ve böğürtlenin üretim tekniklerinde bazı eksiklerimiz var. Toprağımıza uygun fidanlar kullanılmamış. 4-5 yılda fidan kendi ömrünü bitiriyor. Fidanların toprağa dikiminde bile hatalar yapıldığını gördük" dedi. Sırbistan'da 2 şehir Türkiye'nin 20 katı ahududu üretiyor Sırbıstan'da 20 yıldır aynı fidanla yüksek verimle üretim yapıldığını ve oradaki modeli Kestel'e de uygulamak istediklerini belirten Erol, "Çok basit çözümlerle ve doğal anaç fidanlarla üretimi artırabiliriz. Sırbistan'da iki bölge gezdik toplam nüfusları 50-60 bin ahududu üretimleri 130 bin ton. Gördükleri heryere ekmişler. Biz Türkiye olarak 6 bin ton ancak üretiyoruz. Türkiye'nin 20 katını Kestel kadar iki şehir üretiyor. Talep de var bu ürünlere." dedi. Kestel'de de ahududu ve böğürtlen üretiminin doğru yapılması adına ne gerekiyorsa hayata geçireceklerini ifade eden Erol, "Anaç fidanların değişimiyle ilgili çalışma başlatacağız. Önümüzdeki sene ilçede doku kültürü laboratuvarını kuracağız. Kendi tohumumu ve fidanımızı kendimiz üreteceğiz. Hem kadın istihdamını artıracağız hem de kendi fidanlarımızla verimi üretimi yükselteceğiz. 7 dönümlük araziyi fidan üretimi için ayırdık. Ahududu ve böğürtlende anaç fidanı üretip çiftçimize maliyetine dağıtacağız." diye konuştu.

Akdeniz Üniversitesi tarımsal öğretimde 180 yılı geride bıraktı Haber

Akdeniz Üniversitesi tarımsal öğretimde 180 yılı geride bıraktı

Her yıl geleneksel olarak Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi tarafından düzenlenen tarımsal öğretimin yıl dönümü etkinlikleri, Akdeniz Üniversitesi Tören Alanı'nda Atatürk Anıtı'na çelenk sunulmasıyla başladı. Program, daha sonra Ziraat Fakültesi Konferans Salonu'nda gerçekleştirilen etkinliklerle devam etti. Program kapsamında Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğretim elemanları tarafından müzik dinletisi sunulurken katılımcılardan da beğeni topladı. "Tarımsal eğitim teknolojik dönüşüme uyum sağlamalı" Akdeniz Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şükrü Özen, tarımsal eğitimin teknolojik dönüşümle birlikte yeniden ele alınması gerektiğini belirtti. Yapay zekâ, uydu sistemleri, drone ve yazılım tabanlı uygulamaların tarımda giderek yaygınlaştığını ifade eden Prof. Dr. Özen, üniversitelerin bu dönüşüme ayak uydurmasının kaçınılmaz olduğunu söyledi. Prof. Dr. Şükrü Özen, tarımda nitelikli istihdam ve teknoloji okuryazarlığının önemine dikkat çekti. "İklim değişikliği tarımsal üretimi tehdit ediyor" Akdeniz Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cengiz Toker ise konuşmasında iklim değişikliğinin tarım üzerindeki etkilerine vurgu yaptı. Su kaynaklarının azalması ve sıcaklık artışlarının tarımsal üretim açısından ciddi riskler oluşturduğunu belirten Toker, özellikle stratejik ürünlerde dışa bağımlılığın azaltılması için daha fazla araştırma ve proje desteğine ihtiyaç olduğunu ifade etti. "Ziraat eğitimi 180 yıllık köklü bir miras" Açılış konuşmasını yapan Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Erkan, Türkiye'de ziraat öğretiminin 180 yıllık bir geçmişe sahip olduğunu belirtti. Tarımsal eğitimin Ayamama Çiftliği'nde kurulan Ziraat Mektebi ile başladığını hatırlatan Erkan, bugün Türkiye genelinde 48 ziraat fakültesinde eğitim verildiğini söyledi. Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nin 1980 yılında kurulduğunu ifade eden Erkan, fakültenin yaklaşık 6 bin 500 ziraat mühendisi mezun ettiğini kaydetti. "Ziraat mühendisliği kamusal bir sorumluluktur" TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Ebru Kaçın da konuşmasında, ziraat fakültesi mezunu olmanın yalnızca bir diploma değil, toprağa, üreticiye, çevreye ve topluma karşı büyük bir sorumluluk anlamı taşıdığını ifade etti. Antalya'nın tarım ve turizmin iç içe geçtiği stratejik bir üretim merkezi olduğuna dikkat çeken Kaçın, akademik bilginin sahaya aktarılmasının tarımın gelişiminde belirleyici olduğunu vurguladı. Turizmin tarıma etkisi ele alındı Açılış konuşmalarının ardından ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman tarafından "Turizmin Tarım Sektörüne Etkisi" başlıklı konferans sunumu gerçekleştirildi. Sunumda, tarımsal ürünlerin turizm sektörü aracılığıyla katma değere dönüşme süreci değerlendirildi. Meslekte 30. yılını dolduran mühendislere plaket Programın devamında, meslekte 30. yılını tamamlayan ziraat mühendislerine plaket takdim edildi. Uzun yıllar tarım sektörüne emek veren meslek mensupları, alkışlar eşliğinde onurlandırıldı. Tarımsal eğitim ve öğretimin 180. yıl dönümü etkinlikleri, aynı günün akşamı Ziraat Mühendisleri Odası Antalya Şubesi'nde verilen kokteyl ile sona erdi. Etkinliğe, Akdeniz Üniversitesi Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Cengiz Toker ve Prof. Dr. Şükrü Özen, Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Erkan, ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman, Antalya Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Ebru Kaçın, Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, Antalya Ticaret Borsası Başkan Vekili Ragıp Gök, Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği Başkanı Ümit Mirza Çavuşoğlu, Tarım İl Müdürü Şakir Fırat ile kamu ve özel sektör temsilcileri, öğretim üyeleri ve öğrenciler katıldı.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.