TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tarım Ürünleri

AGRONEWS - Tarım Ürünleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarım Ürünleri haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

TÜİK verilerine göre zam şampiyonu limon oldu Haber

TÜİK verilerine göre zam şampiyonu limon oldu

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı Şubat 2026 verilerine göre limonda üretici fiyatları dikkat çekici şekilde yükseldi. Verilere göre limonun üretici fiyatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 410 artarken, aralık ayına kıyasla yüzde 79 yükseldi. Tarım ürünleri üretici fiyat endeksi (Tarım-ÜFE) kapsamında açıklanan veriler, tarım sektöründe genel artışa işaret ederken limondaki yükselişin ortalamanın çok üzerinde gerçekleştiğini ortaya koydu. Tarım-ÜFE’de genel artış sınırlı kaldı TÜİK verilerine göre Tarım-ÜFE, yıllık bazda yüzde 40,10, aylık bazda yüzde 0,21 arttı. Yılın ilk iki ayındaki artış yüzde 8,69 olurken, 12 aylık ortalamalara göre artış yüzde 38,97 olarak hesaplandı. Bu tablo, genel tarım ürünlerinde artışın daha sınırlı kaldığını, limon gibi bazı ürünlerde ise arz kaynaklı sert fiyat sıçramalarının yaşandığını gösterdi. Rekoltedeki düşüş fiyatları yukarı taşıdı Limon üretiminde yaşanan düşüş, fiyat artışının temel nedenlerinden biri olarak öne çıktı. TÜİK’in bitkisel üretim tahminine göre 2024 yılında 1 milyon 730 bin ton olan rekolte, geçen yıl yaklaşık yüzde 35 azalarak 1 milyon 128 bin tona geriledi. Arzdaki bu daralma, özellikle kış aylarında piyasaya giren ürün miktarını sınırlayarak fiyatların hızla yükselmesine neden oldu. Fiyatlar aylara göre dalgalı seyretti Geçen yıl eylül ve ekim aylarında tarladan çıkış fiyatı yaklaşık 30 TL seviyesinde olan limon, kasım ayında 38 TL’ye yükseldi. Aralık ayında hasadın artmasıyla fiyatlar 29 TL’ye geriledi. Ancak ocak ayında yeniden yükselişe geçen fiyatlar 40 TL’nin üzerine çıktı. Şubat ayında ise ocak ayına göre yüzde 29 artış yaşanarak fiyatlar daha da yukarı taşındı. Piyasada arz-talep dengesi belirleyici oldu Uzmanlar, limon fiyatlarındaki sert artışın temelinde arz-talep dengesizliği olduğunu belirtiyor. Üretimdeki düşüş ve depolama koşulları gibi faktörler, fiyatların kısa sürede katlanmasına yol açtı. Önümüzdeki dönemde yeni hasat ve üretim planlamasının fiyatlar üzerindeki etkisinin belirleyici olacağı ifade edilirken, tüketici fiyatlarına yansımanın da devam edebileceği değerlendiriliyor.

Küresel gıda fiyatlarında Hürmüz alarmı çanları Haber

Küresel gıda fiyatlarında Hürmüz alarmı çanları

DÜNYA petrol ticaretinin beşte birinin ve sıvılaştırılmış doğalgazın önemli kısmının Hürmüz Boğazı’ndan geçtiğini söyleyen dünyanın önde gelen gıda tedarik şirketlerinden ABD merkezli Cargill CEO’su Murat Tarakçıoğlu, bölgede yaşanan gerilimin sadece enerji piyasalarını değil, küresel gıda sistemini de temelinden sarstığını ifade etti. Modern tarımın enerji ve gübreye mutlak bağımlı olduğunu ve Körfez ülkelerinin dünyanın küresel azot ihtiyacının yüzde 25’ini karşıladığını belirten Tarakçıoğlu, pirinç, buğday ve arpa gibi temel tarım ürünlerinin sevkiyatlarının durdurulduğunu ve bunun birçok ülkeyi etkilediğini söyledi. Tarakçıoğlu, birçok ülkeyi etkileyen bu durumun Körfez ülkelerine bağımlı olmayan Türkiye’yi ise etkilemediğini ifade etti. Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in, 28 Şubat’ta İran’ın çeşitli şehirlerine yönelik geniş çaplı hava saldırılarıyla başlayan ve İran’ın bölgedeki ABD üsleri ile İsrail anakarasını balistik füzelerle hedef almasıyla hızla bölgesel bir askerî çatışmaya dönüşen savaşla birlikte Ortadoğu’da tırmanan gerilim, küresel gıda tedarik zincirinin en kritik noktalarından birini tehdit ediyor. Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapatılması sadece enerji değil, tarım ürünleri ve gübre ticaretini de felç etme potansiyeli taşıyor. ENERJİ VE GÜBRE HÜRMÜZ’DEN GEÇİYOR Bölgedeki krizin dünya ekonomisine yansımalarını Hürriyet’e değerlendiren, dünyanın önde gelen gıda tedarik şirketlerinden ABD merkezli Cargill Gıda Türkiye, Ortadoğu ve Afrika Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Murat Tarakçıoğlu, “Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin beşte birinin geçtiği ve sıvılaştırılmış doğal gazın önemli kısmının taşındığı bir deniz koridoru. ABD ve İsrail’in, İran’a yönelik saldırılarının ardından bölgede yaşanan gerilim, sadece enerji piyasalarını değil, küresel gıda sisteminin temelini sarsıyor. Çünkü modern tarım, enerji ve gübreye mutlak bağımlı ve bu iki girdi de Hürmüz Boğazı’ndan geçiyor” dedi. GÜBRE TALEBİNİN EN YÜKSEK OLDUĞU DÖNEM Tarakçıoğlu’nun aktardığına göre, enerji kadar, hatta daha kritik olan başka bir sorun daha var. O da gübre. Çünkü, Hürmüz Boğazı’ndan dünya genelinde ticarete konu olan toplam gübre hacminin üçte birinden fazlası geçiyor. Aylık bazda değerlendirildiğinde, bölgeden 3 ila 3.9 milyon ton gübre sevkıyatı gerçekleşiyor. Bu miktarın 1.5 ila 1.8 milyon tonunu sülfür, 1.2 ila 1.5 milyon tonunu ise üre (azot gübresi) oluşturuyor. Katar, Suudi Arabistan ve İran, dünyanın en büyük azot gübresi ihracatçıları arasında yer alıyor. Bu üç ülke küresel azot ihracatının toplam yüzde 25’ini karşılıyor. Hürmüz Boğazı’nın tamamen kapanması durumunda, küresel sülfür arzının yüzde 44’ü, üre arzının ise yüzde 30’u daralabilir. Sorun, zamanlaması itibarıyla de kritik. Çiftçilerin ekim sezonuna girdiği bahar ayları gübre talebinin de en yüksek olduğu dönem. Hürmüz Boğazı’ndaki kriz, tam bu dönemde gübre arzını kesintiye uğratmış durumda. Mısır gibi temel tarım ürünlerinde gübre arzının kısıtlanması küresel gıda tedarik zincirinin tamamına yayılabilir. DÜNYA GENELİNDE ENFLASYONU TETİKLER Bölgesel krizlerin tedarik zincirlerinde belirsizlik yarattığını belirten Tarakçıoğlu, bu tür dönemlerde, tedarik zincirlerinin esnekliğini artırarak hizmet sürekliliğini korumaya odaklandıklarını söyledi. Cargill gibi küresel gıda şirketlerinin bu tür krizleri yönetmek için kapsamlı bir strateji izlediğini belirten Tarakçıoğlu, savaşın bölgedeki olası ekonomik yansımalarını da şöyle değerlendirdi: “Savaşın etkisini çok net şekilde söyleyebilirim. Öncelikle petrolü etkiler. Körfez bölgesinden petrol akışı azaldığında fiyatlar yükselir. Petrol fiyatlarının artması demek, nakliye maliyetlerinin artması demek. Aynı zamanda petrokimya sektöründe üretilen ürünlerin fiyatları yükselir, fabrikaların maliyetleri artar ve doğalgaz fiyatları da yukarı gider. Bunların tamamı dünya genelinde enflasyonu doğrudan tetikleyen unsurlar olur. Petrole bağımlı ülkelerde ciddi krizler yaşanabilir. Özellikle petrol ithal eden Asya ülkeleri bu durumdan çok daha fazla etkilenir. Eğer Körfez’den petrol çıkışı durursa, bu ülkelerde ciddi sıkıntılar ortaya çıkabilir. Hatta bazı ülkelerde benzin kuyruklarının başladığına dair haberler görüyoruz. TÜRKİYE, KÖRFEZ’E BAĞIMLI ÜLKE DEĞİL Türkiye açısından ise tablo biraz farklı. Türkiye Körfez’e tamamen bağımlı bir ülke değil. Azerbaycan’dan gelen Bakü–Tiflis–Ceyhan hattı, Rusya’dan gelen hatlar ve Kuzey Irak’tan sağlanan tedarik var. Ayrıca Libya ve Cezayir’den de petrol geliyor. Bu nedenle Türkiye’nin enerji tedarikinde Körfez’e bağımlılığı sınırlı. Biz Akdeniz ülkesiyiz ve tedarikimizi daha çok bu hatlar üzerinden sağlıyoruz. Malezya gibi uzak bölgelerden gelen bazı ürünler Kızıldeniz üzerinden veya Afrika’nın etrafından taşındığı için maliyet ve süre artabilir, ancak Türkiye’nin genel gıda arzında ciddi bir sıkıntı beklenmez. Akdeniz’de bir savaş olmadığı sürece Türkiye’nin gıda güvenliği açısından büyük bir risk görünmüyor. Ancak Avrupa için aynı şeyi söylemek zor. Avrupa bu süreçten daha fazla etkilenebilir. GIDA FİYATLARI ARTAR MI Gıda fiyatlarında artış olup olmayacağının savaşın süresine bağlı olduğunu söyleyen Murat Tarakçıoğlu’na göre, savaşın birkaç hafta içinde sonlanması durumunda gıda fiyatlarında bir artış görülmeyebilir. Bununla birlikte gıda tedarik zincirinin enerji yoğun yapısı, risk faktörünü artıracağı görüşünde. Tarakçıoğlu, “Gıda ve Gübre Güvenli Geçiş Girişimi” adında yeni bir mekanizma öneriyor. Bu mekanizma, askeri bir deniz koridoru oluşturmak yerine, gıda ve gübre tankerlerine yönelik ticari geçiş düzenlemelerini koordine edecek ve İstanbul merkezli bir platform biçiminde işletilebilecek.

Ege İhracatçı Birlikleri’nin Tarım İhracatı 7,5 Milyar Doları Aştı Haber

Ege İhracatçı Birlikleri’nin Tarım İhracatı 7,5 Milyar Doları Aştı

Ege İhracatçı Birlikleri (EİB), son bir yılda tarım ürünleri ihracatını %3,2 oranında artırarak 7 milyar 298 milyon dolardan 7 milyar 532 milyon dolara ulaştı. Bu başarı, EİB’nin tarihinde ilk kez 7,5 milyar dolarlık bir ihracat seviyesini geçmesine yol açtı. EİB Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, özellikle zeytinyağı ve kümes etleri sektörlerinde uygulanan kısıtlamaların ihracat artışını yavaşlattığını belirterek, bu engeller olmasaydı tarım ihracatının 8 milyar dolara ulaşabileceğini ifade etti. Hedef 2025: 8 Milyar Dolarlık İhracat Eskinazi, ihracatın tarım sektörü için bir güvence olduğuna dikkat çekti ve 2025 yılında tarım ihracatında 8 milyar doları aşmayı hedeflediklerini söyledi. Gıda fuarlarına katılım ve URGE projeleri gibi stratejik adımların bu hedefe ulaşmada kilit rol oynayacağını belirtti. Tarım Sektörü EİB İhracatında Önemli Bir Paya Sahip Türkiye’nin toplam ihracatının ,7’si tarım sektöründen gelirken, EİB’in son bir yıllık ihracatının %41’i tarım ürünleriyle gerçekleştirildi. EİB bünyesindeki 7 tarım birliğinin 5’i ihracatını artırmayı başardı. Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği, %4’lük artışla 1 milyar 658 milyon dolarlık ihracat yaparak liderliğini korudu. Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği ise artışla 1 milyar 69 milyon dolarlık ihracata ulaştı. Hedef 2028: 10 Milyar Dolarlık İhracat Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak, Ege Bölgesi’nde kurulma aşamasında olan 5 Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgesi (TDİOSB) ile 2028 yılı sonuna kadar tarım ürünleri ihracatında 10 milyar doları hedeflediklerini açıkladı. Sürdürülebilirlik Başarıyı Kalıcı Hale Getirdi EİB Sürdürülebilirlik ve Organik Ürünler Koordinatörü Mehmet Ali Işık, tarım ihracatındaki başarının sürdürülebilirliği için üniversiteler, üreticiler, kamu kurumları ve diğer paydaşlarla güçlü bir iş birliği içinde olduklarını belirtti.

Tarım ürünleri üretici fiyat endeksi yıllık yüzde 62,56 arttı Haber

Tarım ürünleri üretici fiyat endeksi yıllık yüzde 62,56 arttı

Tarım ürünleri üretici fiyat endeksi (Tarım-ÜFE) yıllık yüzde 62,56 arttı, aylık yüzde 1,13 azaldı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Ekim Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi verilerini paylaştı. Buna göre, Tarım-ÜFE'de, 2023 yılı Ekim ayında bir önceki aya göre yüzde 1,13 azalış, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 44,93 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 62,56 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 85,35 artış gerçekleşti. Sektörlerde bir önceki aya göre, tarım ve avcılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 1,31 azalış, ormancılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 1,56 artış ve balık ve diğer balıkçılık ürünlerinde yüzde 3,64 artış gerçekleşti. Ana gruplarda bir önceki aya göre tek yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 4,32 azalış, çok yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 1,62 azalış ve canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde yüzde 3,11 artış gerçekleşti. Yıllık Tarım-ÜFE'ye göre 4 alt grup daha düşük, 10 alt grup daha yüksek değişim gösterdi Yıllık artışın düşük olduğu alt gruplar sırasıyla, yüzde 13,71 ile lifli bitkiler ve yüzde 21,20 ile tahıllar (pirinç hariç), baklagiller ve yağlı tohumlar oldu. Buna karşılık, yıllık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla, yüzde 168,05 ile yağlı meyveler ve yüzde 164,52 ile üzüm oldu. Bir önceki yılın aynı ayına göre azalış gösteren tek alt grup ise yüzde 19,08 ile turunçgiller oldu. Aylık Tarım-ÜFE'ye göre 4 alt grup daha düşük, 10 alt grup daha yüksek değişim gösterdi Bir önceki aya göre azalışın yüksek olduğu alt gruplar yüzde 8,04 ile sebze ve kavun-karpuz, kök ve yumrular ve yüzde 6,66 ile yumuşak çekirdekli meyveler ve sert çekirdekli meyveler oldu. Bir önceki aya göre artışın yüksek olduğu alt gruplar, yüzde 65,28 ile diğer ağaç ve çalı meyveleri ile sert kabuklu meyveler ve yüzde 35,65 ile yağlı meyveler oldu. Ekim 2023'te, endekste kapsanan 92 maddeden, 35 maddenin ortalama fiyatında azalış, 44 maddenin ortalama fiyatında ise artış gerçekleşti.

Emtia piyasasında dalga boyu yükseldi Haber

Emtia piyasasında dalga boyu yükseldi

Emtia piyasasında geçen hafta oynaklığın arttığı ve fiyatlardaki dalga boyunun yükseldiği görülürken, ürün bazlı ayrışmaların artması dikkati çekti. Geçen hafta karışık bir seyrin hakim olduğu emtia piyasasında dalga boyu, ABD Merkez Bankası (Fed) ve Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) para politikası kararları sonrası daha da yükseldi. Yatırımcıların odağında geçen hafta merkez bankaları, yoğun makroekonomik takvim ve bilançolar bulunurken, alınan karışık sinyaller piyasaların yön bulmasını zorlaştırdı. Analistler, emtia piyasasındaki ürün bazlı ayrışmalara dikkati çekti. ABD Merkez Bankası (Fed), hafta içindeki toplantıda, politika faizini beklentiler doğrultusunda 25 baz puan artırarak 16 yılın en yüksek seviyesi olan yüzde 5-5,25 aralığına yükseltti. Mart 2022'den bu yana 10. faiz artırımını gerçekleştiren banka, böylece faiz oranını toplam 500 baz puan yükseltmiş oldu. Fed'den yapılan açıklamada, ekonomik aktivitenin ilk çeyrekte "ılımlı bir büyüme" kaydettiği belirtilerek, iş kazanımlarının son aylarda güçlü olduğu, işsizlik oranının düşük kaldığı, enflasyonun ise yüksek kalmaya devam ettiği aktarıldı. "Yeterince kısıtlayıcı bir duruş elde etmek için bazı ek politika sıkılaşmasının uygun olabileceğinin öngörüldüğüne" ilişkin ifadenin açıklamadan çıkarılması ise dikkati çekti. Analistler, para piyasalarındaki fiyatlamalarda bankanın haziranda faiz artışını durduracağına kesin gözüyle bakıldığını ancak Fed Başkanı Jerome Powell'ın, faiz kararının ardından düzenlediği basın toplantısında, "faiz artırımlarının durdurulup durdurulmayacağının haziran toplantısında ele alınacağını" söylediğini hatırlattı. ECB de 3 temel politika faizini beklentiler doğrultusunda 25 baz puan artırdı. ECB'den yapılan açıklamada, gelecek dönem alınacak kararların piyasalar üzerinde yeterli sıkılaştırma yapacağı belirtildi. ECB Başkanı Christine Lagarde, faiz kararının ardından düzenlediği basın toplantısında, bankanın, enflasyona karşı "daha gidecek yolu" olduğunu ve Avro Bölgesi'ndeki enflasyonla mücadele için parasal sıkılaştırmaya "ara vermediğini" söyledi. ABD'de bankacılık sektörüne ilişkin risklerin devam etmesi de geçen hafta risk algısını artırdı. ABD Federal Mevduat Sigorta Kurumu'nun (FDIC), First Republic Bank'ın kapatıldığını ve varlıklarının ABD'nin büyük bankalarından JPMorgan Chase tarafından satın alınacağını duyurmasıyla yatışan bankacılık krizi, geçen hafta ABD'de yeniden etkili oldu. Devlet yetkilileri ve bankalardan yapılan açıklamalar, bölgesel banka hisselerinde oynaklığı artırdı. Söz konusu bankalardan Pacwest'in, "stratejik varlıkların satışı dahil olmak üzere opsiyonları değerlendirdiğini ve son dönemde ilgi gösteren potansiyel yatırımcı ve partnerlerle görüşmelerin sürdüğünü" açıklamasının ardından bankanın hisselerinde dalga boyu arttı ve yüksek oynaklık nedeniyle birçok kez işlemleri durduruldu. Analistler, bu hafta ABD'de enflasyon ve İngiltere Merkez Bankası faiz kararının öne çıkacağını bildirdi. Emtia piyasasına Çin etkisi Geçen hafta Çin'de ekonomik aktivitenin yeniden yavaşlama eğilimine girebileceğine yönelik endişeler emtia piyasasını aşağı yönlü etkiledi. Ülkede konut piyasası kaynaklı yavaşlama talep endişelerine neden oluyor. Avrupa'da açıklanan imalat sanayi Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) verileri, imalat sanayinde daralmanın devam ettiğini gösterdi ve ekonomik aktiviteye ilişkin endişelerin sürmesine neden başka bir faktör olarak ortaya çıktı. Geçen hafta değerli metallerde karışık bir seyir izlendi. Altın yüzde 1,4 ve gümüş yüzde 2,5 değer kazanırken, paladyum yüzde 0,7 ve platin yüzde 1,4 değer kaybetti. Fed'in faiz artışlarına ara vereceğine yönelik fiyatlamalar, altının ons fiyatını destekledi. Baz metallerde satış baskısı Baz metallere geçen hafta satış baskısı hakim oldu. Tezgah üstü piyasada bakır yüzde 1,1, kurşun yüzde 1,8, alüminyum yüzde 1,9 ve çinko yüzde 1,2 gerilerken, nikel yüzde 3,8 arttı. Çin'in fiziksel talebinin zayıflamasıyla bakır fiyatları düştü. Geçen hafta Brent petrol yüzde 6,2 ve New York Ticaret Borsası'nda işlem gören doğal gaz yüzde 11,3 değer kaybetti. Petrol fiyatlarındaki düşüşte Çin'den gelen zayıf ekonomik veriler etkili oldu. Çin'de imalat sektörlerindeki öncü ekonomik aktivite verileri, Kovid-19 kısıtlamalarının geçen yılın sonunda kaldırılmasıyla ilk çeyrekte kaydedilen büyümenin ardından nisanda yine daralmanın eşiğine geriledi. Çin Ulusal İstatistik Bürosu'nun açıkladığı PMI, nisanda imalat ve imalat dışı sektörlerde düştü. İmalat sanayi PMI, geçen ay 2,7 puan azalarak 49,2'ye, imalat dışı PMI da 1,8 puan düşüşle 56,4'e indi. Hava sıcaklıklarının yükseleceğine yönelik öngörülerle doğal gaz fiyatları geçen hafta geriledi. Tarım emtialarında pozitif seyir Tarım emtiaları geçen hafta pozitif seyretti. Para piyasalarında Fed'in yıl sonuna kadar 50 baz puan faiz indirimi yapabileceğine ilişkin fiyatlamalarla tarım emtiaları yükseldi. Geçen hafta Chicago Ticaret Borsası'nda işlem gören buğday yüzde 4,2, mısır yüzde 2,1, soya fasulyesi yüzde 1,2 ve pirinç yüzde 3,9 artış kaydetti. Intercontinental Exchange'de (ICE) pamuk yüzde 4, kahve yüzde 1,1 ve kakao yüzde 0,1 değer kazanırken, şeker yüzde 3,2 değer kaybetti. Şekerde ise son bir ayda yaşanan hızlı yükseliş sonrası kar satışlarındaki artışla değer kaybı yaşandı. Kaynak: Anadolu Ajansı

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.