TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tarım Ve Orman Bakanlığı

AGRONEWS - Tarım Ve Orman Bakanlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarım Ve Orman Bakanlığı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Toprağı korumak için arazi kullanım planları hazırlanacak Haber

Toprağı korumak için arazi kullanım planları hazırlanacak

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan Arazi Kullanım Planlaması Uygulama Yönetmeliği Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yönetmelikle, toprak ve arazi varlığının belirlenmesi, toprak etüt, haritalama ve sınıflama yapılması, büyük ovaların ve erozyona duyarlı alanların belirlenmesi, tarımsal amaçlı plan ve projelerin hazırlanması ve uygulanması ile toprağın niteliği, arazinin yeteneği ve diğer arazi özellikleri gözetilerek uygun arazi kullanım şekillerini içeren AKUP hazırlanmasına ilişkin usul ve esaslar düzenleniyor. Buna göre, her ölçekte planlamaya temel oluşturmak üzere, toprağın ve diğer çevresel kaynakların bozulmasını önlemek için ekolojik, toplumsal ve ekonomik şartlar gözetilerek sürdürülebilirlik ilkesine uygun, farklı arazi kullanım şekillerini oluşturmaya yönelik toprak potansiyelinin belirlenip, su miktar ve kalitesi de göz önüne alınarak sistematik değerlendirilmesi için AKUP hazırlanacak. AKUP süreci, veri toplama ve analiz çalışmaları, açıklama raporu, hükümlerin hazırlanması, kontrolü ve onaylanması aşamalarından oluşacak. Söz konusu aşamaların onaylanması çalışmaları bakanlıkça, AKUP'un kontrolü ise valiliklerce veya bakanlıkça yapılacak. Bakanlık, arazi kullanım planlarının hazırlanması yetkisini kendi koordinasyonunda olmak üzere ihtiyaca göre valiliklere devredebilecek. AKUP'lar 1/25000 veya 1/5000 ölçekli hazırlanabilecek. Söz konusu planlar hazırlanırken toprağın niteliği, iklim, topoğrafya, fizyografya ve su potansiyeli gibi unsurlar dikkate alınacak. Arazi ve toprakların, sahip oldukları morfolojik, fiziksel, kimyasal, biyolojik ve mineralojik özelliklerine bağlı olarak doğal veya kültür bitkilerini yetiştirmedeki yeteneklerine göre ayrılması için arazi kullanım kabiliyet sınıflaması da yapılacak. Planlama yapılırken tarım alanları, toprak ve arazi verileri ile yıllık ortalama yağış verilerinden yararlanılarak önem sınıflaması kriterlerine göre, "mutlak tarım arazileri", "özel ürün arazileri", "dikili tarım arazileri" ve "marjinal tarım arazileri" olarak ayrılacak. BÜYÜK OVA KORUMA ALANLARI İLAN EDİLECEK Tarımsal üretim potansiyeli yüksek, erozyon, kirlenme, amaç dışı veya yanlış kullanımlar gibi çeşitli nedenlerle toprak kaybı ve arazi bozulmalarının hızlı geliştiği ovalar, o ildeki toprak koruma kurulunun, birden fazla ili ilgilendiren ovalarda ise ilgili kurulların görüşü alınarak Cumhurbaşkanı Kararı ile "büyük ova koruma alanı" olarak belirlenebilecek. Büyük ova koruma alanı ilan edilen parsellerin tapu kütüğü sayfalarının beyanlar hanesine "büyük ova alanı"na girdiğine dair şerh konulması, valilikler tarafından ilgili tapu müdürlüklerinden talep edilecek. Ayrıca söz konusu ovaların korunması, geliştirilmesi ve çiftçilerin desteklenmesi için bakanlık gerekli tedbirleri alabilecek. EROZYANA DUYARLI ALANLAR BELİRLENECEK Öte yandan, doğal ve yapay olaylar sonucu toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerinin bozulup bozulmadığına ilişkin çalışmalar bakanlık veya il müdürlükleri tarafından gerçekleştirilecek. Toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerinin bozulduğu veya bozulma ihtimalinin bulunduğu belirlenen alanlar bakanlığa gönderilecek. Söz konusu alanlar, uygun bulunması halinde Cumhurbaşkanı Kararı ile "erozyona duyarlı alan" olarak ilan edilebilecek.

Tarımda “veto” dönemi: Çivi çakana uyarı Haber

Tarımda “veto” dönemi: Çivi çakana uyarı

Türkiye'nin gıda arz güvenliğini ve toprak bütünlüğünü korumayı hedefleyen "Arazi Kullanım Planlaması Uygulama Yönetmeliği" Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun uygulama esaslarını yeniden çizen bu düzenleme, tarım arazileri üzerindeki sanayi, konut ve kaçak yapılaşma baskısına karşı "bilimsel bir kalkan" oluşturuyor. Yeni dönemle birlikte, yerel inisiyatiflerin veya rastgele kararların yerini; toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik analizlerine dayanan 1/5.000 ölçekli nokta atışı planlar alıyor. Tapu kayıtlarından imar süreçlerine kadar köklü değişiklikler getiren yönetmelik, Tarım ve Orman Bakanlığı'nı tapu ve imar süreçlerinde "en üst otorite" haline getiriyor. Tapu kayıtlarından imar süreçlerine, toprak etütlerinden büyük ovaların korunmasına kadar tarımda yeni bir anayasa niteliği taşıyan yönetmeliğin getirdiği tüm kritik değişimler ve uygulama esasları ise şöyle: En Kritik Değişim: "Bilimsel Planlama" Dönemi Yönetmeliğin ruhu, AKUP (Arazi Kullanım Planı) üzerine kuruldu. Artık bir arazinin ne olacağına yerel inisiyatifler veya rastgele kararlar değil; toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik analizleri karar verecek. 1/25.000 ve 1/5.000 ölçek: Bu kadar detaylı bir haritalama, hangi tarlanın mutlak tarım arazisi, hangisinin marjinal olduğunu santim santim belirlemek anlamına geliyor. Tarım Arazilerinin "Kırmızı Çizgileri" Netleşti Tanımlar kısmında araziler sınıflara ayrılarak koruma kalkanı oluşturuldu. -Mutlak Tarım Arazisi: Üretim gücü en yüksek, dokunulmaz alanlar. -Özel Ürün Arazisi: Sadece belirli ürünlerin (örneğin fındık, çay veya tropikal meyveler) yetişebildiği, ikamesi olmayan yerler. -Dikili Tarım Arazisi: Meyve bahçeleri, bağlar ve zeytinlikleri kapsayan stratejik alanlar. -Marjinal Tarım Arazisi: Tarım dışı kullanım (sanayi, konut vb.) taleplerinde ilk bakılacak, verimi düşük alanlar. "Toprak Etüt Mühendisi" Yetkinliği Yönetmelik, toprak etüdü yapacak kişilere ciddi bir standart getiriyor (Madde 4/bb). Her ziraat mühendisi değil; bu konuda eğitim almış, toprak bölümü mezunu veya bu alanda ihtisas yapmış mühendisler rapor hazırlayabilecek. Bu düzenleme, hatalı veya "sipariş üzerine" hazırlanan toprak raporlarının önüne geçmek için atılmış bir adım olarak görülüyor. "Alternatif Alan" Kavramı ve Kaçak Yapılaşma Yönetmelikte geçen "Alternatif Alan" tanımı (Madde 4/a), bir sanayi tesisi veya kamu yatırımı yapılmak istendiğinde "Buradan başka yer yok mu?" sorusunun yasal dayanağı olacak. Eğer planlarda bir alan tarım dışı için ayrılmamışsa, oraya çivi çakmak artık çok daha zor olacak. "Toprağın 'Dijital Tapusu' Geliyor: İzinsiz Harita Yapılamayacak!" Yeni yönetmelikle birlikte toprak etütleri artık 4 aşamalı bilimsel teste tabi tutulacak. Bilgiler merkezi veri tabanında toplanırken, Genel Müdürlük onayı olmayan hiçbir toprak raporu geçerli sayılmayacak. İtirazlarda ise tek yetkili Ankara olacak. Veri Kirliliği ve Mükerrer Çalışmaya Son (Madde 5/2 ve 5/5) Eskiden Orman, Mera veya İmar kanunları arasında bir veri kopukluğu yaşanabiliyordu. Yeni düzenleme ile: -Bütünleşik Veri: Bakanlık; Mera, Orman ve İmar kanunlarına tabi tüm arazilerin verisini tek bir potada topluyor. -Tek Onay Makamı: "Mükerrer çalışmanın önlenmesi" vurgusu çok kritik. Farklı kurumların aynı yer için farklı raporlar çıkarmasının önüne geçiliyor. Tüm harita ve raporlar artık sadece Tarım Reformu Genel Müdürlüğü onayından geçince geçerlilik kazanacak. Bilimsel Süreç Sabitlendi (Madde 5/4) Toprak etüdünün artık tesadüflere yer bırakmayan 4 aşamalı bir standartı var: Ön Hazırlık: Mevcut verilerin incelenmesi. Arazi Çalışması: Burgu ve profil açarak yerinde inceleme. Laboratuvar Analizleri: Toprağın kimyasal ve fiziksel röntgeni. Büro Çalışması: Verilerin haritaya işlenmesi. "Toprak Seri Komisyonu": Toprağın Soykütüğü (Madde 5/6) Türkiye'deki toprakların "seri" bazında (en alt ve en detaylı kategori) tanımlanması artık merkezi bir komisyonun elinde. Bu komisyon, toprağın "soykütüğünü" çıkaracak. Bu sayede, örneğin "Çukurova Serisi" bir toprak ile başka bir bölgedeki toprak arasındaki fark netleşecek, tarımsal desteklemeler ve planlamalar bu serilere göre yapılacak. Dijital Dönüşüm: Bilgilendirme Sistemi (Madde 5/7) Tüm verilerin "Tarım Arazileri Değerlendirme ve Bilgilendirme Sistemi"ne yüklenmesi zorunluluğu, bürokrasiyi hızlandıracaktır. Bir yatırımcı veya çiftçi, tarlasının durumunu dijital sistem üzerinden (ileride e-devlet entegrasyonuyla) görebilecek. İtirazlarda Tek Karar Verici (Madde 6) Toprak etütlerine yapılacak itirazlarda yerel mahkemelerden veya il müdürlüklerinden önce Genel Müdürlük nihai karar verici konumuna getiriliyor. Bunun, ülke genelinde uygulama birliği (standartizasyon) sağlayacağı, yani Bursa'daki bir toprak kriteri ile Diyarbakır'daki kriterin aynı teraziyle tartılmasını garanti edeceği kaydediliyor. Tarlaya Çivi Çakmak Artık 'Üç Aşamalı' Testten Geçecek! Yeni Arazi Kullanım Yönetmeliği ile tarım arazileri üzerindeki sanayi ve konut baskısına son veriliyor. Yatırımcıya 'alternatif alan' şartı getirilirken, zeytinlikler koruma kalkanına alındı. Verimli arazilerin kaderini artık yerel kararlar değil, 1/5000 ölçekli bilimsel planlar belirleyecek. "Alternatif Alan" Mecburiyeti: Tarım Arazisi Son Çare (Madde 8/7) Bu, yönetmeliğin en devrimci kısmını oluşturuyor. Bir yatırımcı (kamu veya özel fark etmeksizin) tarım arazisine bir tesis kurmak istediğinde devlet artık şu sırayı takip edecek: -Mevcut Planlı Alanlar: "Önce git sanayi bölgesindeki boş yerlere bak." -Tarım Dışı Alanlar: "Kayalık, kumul veya tarıma uygun olmayan yer var mı, oraya yönel." -Kuru Marjinal Tarım Arazisi: "Hiç yer yoksa, verimi en düşük, sulanmayan arazileri değerlendir." Bu hiyerarşi, verimli ovaların üzerine fabrika kurulmasını yasal olarak imkansız hale getirmeyi hedefliyor. Çiftçinin Görüşü Alınacak (Madde 11/3) Tarımsal amaçlı projeler (sulama, sekileme vb.) hazırlanırken "çiftçilerin ve arazi sahiplerinin görüşlerinin alınması" zorunluluğu getiriliyor. Buna göre, "masa başında yapılan plan sahaya uymaz" eleştirisine karşı, projelerin yerel dinamiklerle uyumlu olması hedefleniyor. 1/5000 Ölçekli Plan: "Nokta Atışı" Koruma (Madde 8/3) 1/25.000'lik planlar genel bir yön çizerken, 1/5000'lik planlar "parsel bazlı" detay sunuyor. Bu ölçekteki planlarda araziler üzerindeki "diğer sektörlerin baskısı" (şehirleşme, sanayi genişlemesi gibi) raporlanacak. Bu, tarım arazilerini yutmaya çalışan şehirleşmeye karşı bir erken uyarı sistemi olarak görülüyor. "Zeytinlikler" İçin Özel Koruma (Madde 8/5-a) Yönetmelik, 3573 sayılı Zeytincilik Kanunu'na atıfta bulunarak; zeytinliklerin tarım dışı amaçla kullanılmasını "kapsam dışı" (yani tartışılamaz derecede korunacak alan) olarak tanımlıyor. Zeytinlikler sadece "dikili tarım arazisi" olarak planlanabilecek. Islah Projeleri ve Geri Kazanım (Madde 11/6) Tarım dışı alanların veya marjinal arazilerin "ıslah edilerek" tarıma kazandırılması teşvik ediliyor. Bu projeleri sadece yetkilendirilmiş ziraat mühendisleri hazırlayacak ve onay makamı doğrudan Bakanlık olacak. Bu, "ıslah ediyorum" diyerek arazinin yapısını bozup başka amaçla kullanmaya çalışanlara karşı bir denetim mekanizması görevi görecek. Bu maddelerle birlikte "Arazi Kullanım Planı (AKUP)" bir üst belge haline geliyor. İmar planları yapılırken veya bir yere organize sanayi bölgesi kurulurken, bu AKUP verilerine uymak zorunlu (Madde 9/3). Yani belediyeler veya diğer kurumlar, Tarım Bakanlığı'nın onayladığı bu plana aykırı bir "imar değişikliği" yapamayacak. Özetle; Tarım Bakanlığı, Türkiye'nin tapu ve imar süreçlerinde "Veto Yetkisi"ne sahip, bilimsel tabanlı bir otorite haline geliyor. Tarlasına 'Büyük Ova' Şerhi Konulacak: Satarken de Alırken de Dikkat! Diğer yandan Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmelikle büyük ovalar 'dokunulmaz' ilan edildi. Artık koruma altındaki arazilerin tapusuna 'Büyük Ova' şerhi düşülecek. Erozyon riski olan alanlarda ise Cumhurbaşkanı Kararı ile özel koruma dönemi başlıyor. Planlara aykırı çivi çakana ağır yaptırım yolda... Tapuda "Büyük Ova" Şerhi Dönemi (Madde 13/2) Bu, yönetmeliğin en somut ve piyasayı doğrudan etkileyecek maddesidir. Artık bir tarlanın büyük ova koruma alanında olup olmadığı "bilinmiyordu" denilemeyecek. Valilikler tapu müdürlüklerine yazı yazarak, o parselin beyanlar hanesine "Büyük Ova Koruma Alanı içerisindedir" şerhini işletecek. Bu şerh, o arazinin satışı sırasında alıcıyı uyaracak ve arazinin tarım dışı (villa, fabrika, depo) kullanım hayallerini hukuken imkansız hale getirecek. Gayrimenkul değerlemesinde "tarımsal nitelik" kalıcı hale gelecek. Cumhurbaşkanı Kararı ile En Üst Düzey Koruma (Madde 12) Büyük ovaların belirlenmesi ve "Erozyona Duyarlı Alan" ilanı artık doğrudan Cumhurbaşkanı Kararı ile yapılacak. Bu durum, koruma statüsünü yerel bürokrasinin veya kişisel inisiyatiflerin ötesine taşıyarak devletin en üst kademesinde "milli güvenlik meselesi" seviyesine çıkarıyor. Erozyona Karşı "Havza Bazlı" Savunma (Madde 14) Erozyonla mücadele artık sadece tarlayı değil, tüm havzayı kapsıyor. Bakanlık, bir arazide bozulma riski gördüğünde sadece fiziksel değil, "kültürel tedbirler" (ekim nöbeti, teraslama gibi) alma yetkisine sahip oluyor. Üstelik bu konuda diğer tüm kamu kurumları (DSİ, Karayolları) Bakanlık ile koordineli çalışmak ve bütçelerini buna göre planlamak zorunda (Madde 14/3). Sert Yaptırımlar ve Zorunluluk (Madde 16) Yönetmelik "Arazi Kullanım Planlarına (AKUP) uymak zorunludur" diyerek son noktayı koyuyor. Planlara aykırı hareket edenlere karşı 5403 sayılı Kanun'un 20. maddesi işletilecek. Bu madde; yüksek idari para cezaları, arazinin eski haline getirilmesi zorunluluğu ve hapis yoluna kadar giden hukuki süreçleri kapsıyor.

TARSİM prim oranlarını açıkladı Haber

TARSİM prim oranlarını açıkladı

Tarım Sigortaları Havuzuna (TARSİM) devlet tarafından taahhüt edilecek hasar fazlası desteğine ilişkin prim oranları belli oldu. Konuya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete'de yayımlandı. Buna göre, Tarım Sigortaları Kanunu'nun ilgili maddelerine istinaden TARSİM Yönetim Kurulunca onaylanan Risk Paylaşımı ve Reasürans Planı'na göre, TARSİM tarafından 1 Ocak-31 Aralık 2026 döneminde akdedilen sigorta sözleşmelerinden kaynaklanan ancak ulusal ve uluslararası piyasalara transferi yapılamayan risklerin hasar prim oranı belirlendi. Buna göre, havuzun üzerinde kalan kısım için yüzde 80 ile yüzde 95 arasında, havuzun ve havuza iş temin eden sigorta şirketlerinin üzerlerinde taşıdıkları kısım için yüzde 200 üzeri, münhasıran bitkisel ürünler don riski, temel sigorta paketi (kayısı, elma, armut, ayva, erik, kiraz, vişne, şeftali ve nektarin ürünlerinde), hayvan hayat branşları şap hastalığı, ek hastalıklar ve terör riskleri ile sera ve su ürünleri branşlarına ilişkin yüzde 250'yi aşan kısmı için tamamı itibarıyla, münhasıran köy bazlı kuraklık verim sigortası ile ilgili yüzde 250'yi aşan kısmı için tamamı itibarıyla hasar fazlası desteği taahhüt edildi. Hasar fazlası desteği ihtiyacının ortaya çıkması durumunda bu tutar, Tarım ve Orman Bakanlığı bütçesinin ilgili tertibinden TARSİM'e aktarılacak. Karar, 1 Ocak'tan geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi.

Muş’ta devlet desteği hayvancılığı büyüttü Haber

Muş’ta devlet desteği hayvancılığı büyüttü

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 2025 yılı hayvansal üretim istatistiklerine göre, ülke genelinde olduğu gibi Muş'ta da hayvan varlığında artış kaydedildi. Devlet desteklerinin etkisiyle kentte büyükbaş ve küçükbaş hayvan sayısı yükselişe geçti. Hayvancılığın önemli merkezlerinden biri olan Muş'ta da 2024'te 242 bin 277 olan büyükbaş hayvan sayısı, 2025 yılında 253 bin 840'a yükseldi. 2024'te 1 milyon 158 bin 120 olan küçükbaş hayvan sayısı ise 2025 yılında 1 milyon 411 bin 269'a çıktı. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından sağlanan yem desteği, düşük faizli kredi imkanları ve hibe programları sayesinde üreticiler hayvancılığa yöneldi. Özellikle küçükbaş hayvancılıkta yaşanan artış, Muş'un bu alandaki potansiyelini bir kez daha ortaya koydu. Devlet desteklerinin üretime olumlu yansıdığı Muş'ta hayvan varlığındaki artış, hem kırsal kalkınmaya hem de bölge ekonomisine katkı sağlıyor. Desteklerin devam etmesiyle önümüzdeki yıllarda da artış trendinin sürmesinin beklendiği ifade ediliyor. Yaklaşık 25 yıldır hayvancılık mesleğini yürüten besici Yusuf Bakır, devletin sağladığı desteklerle gençlerin batı illerine gitmeden kendi köylerinde kalarak hayvancılık mesleğini yaptığını ifade etti. Bakır, "Damızlık, koyun, küçükbaş ve büyükbaş hayvan besliyoruz. Ayrıca besi ve ticaret amaçlı hayvanlarımız da var. Son yıllarda devletimizin sağladığı destekler bizler için çok önemli oldu. Oğlak desteği, kuzu desteği, büyükbaş hayvan destekleri ve ayrıca Toprak Mahsulleri Ofisi'nin kış aylarında sağladığı arpa desteği hayvancılığın canlanmasına büyük katkı sundu. Bu destekler sayesinde hayvancılıkta ciddi bir artış ve iyileşme yaşandı. Eskiden gençlerimiz iş bulmak için batı illerine göç ediyordu. Ancak şu anda, verilen desteklerin de etkisiyle gençlerimiz yeniden hayvancılığa ve besiciliğe yönelmeye başladı. Devletimizden daha iyi ve sürdürülebilir destekler bekliyoruz. Bugüne kadar verilen destekler için de teşekkür ediyoruz" dedi.

Karadeniz’de Hayalet Ağ Alarmı Haber

Karadeniz’de Hayalet Ağ Alarmı

Karadeniz’in doğal ekosistemini ve biyoçeşitliliğini korumak için hayalet ağlardan temizlemek gerektiği belirtildi. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Sürmene Deniz Bilimleri Fakültesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Coşkun Erüz, Karadeniz’in gezegenin en sıra dışı ve en kırılgan ekosisteme sahip denizlerinden biri olduğuna dikkat çekti. Erüz "6 ülkeyle çevrili olan bu denizin, yüzey tabakasının altında beklenmedik bir gerçeği saklıyor. Sularının yüzde 80'inden fazlası oksijensiz-anoksiktir. 150 metrenin altında oksijen kayboluyor ve yerini zehirli bir gaz olan hidrojen sülfid alır. Bu nedenle üst yapılı deniz yaşamı ince, ancak çok verimli bir yüzey tabakasına sıkışmıştır, bu da bu sınırlı yaşam alanını son derece değerli kılıyor" dedi. "Karadeniz’de neredeyse hiç görünmeyen, farkında olunmayan ancak her geçen yıl artan bir sorun var" Karadeniz’deki biyo-çeşitliliğe yönelik insan kaynaklı tehditlere vurgu yapan Prof. Dr. Coşkun Erüz "Karadeniz’de neredeyse hiç görünmeyen, farkında olunmayan ancak her geçen yıl artan bir sorun var: terk edilmiş, kayıp veya atılmış ağ ve diğer balıkçılık ekipmanları, diğer adıyla hayalet ağlar. Dayanıklı plastiklerden yapılmış bu ağlar, deniz içerisinde serbest-kontrolsüz dolaşarak on yıllarca varlığını sürdürebiliyor. İster deniz dibine takılmış, ister kayalara dolanmış veya akıntılarla sürüklenmiş olsunlar, bu ağa ve ekipmanlar avlanmaya devam ederek deniz ortamına, canlı yaşamına büyük zarar verirler ve ticari değeri yüksek hamsilerden nesli tehlikede olan mersin balıklarına, kabuklulardan, yunus ve kuşlara kadar her canlıyı avlamaya devam ederler" diye konuştu. "Kaybolan tek bir ağ yüzlerce kilo ağırlığında olabilir ve yıllarca biyolojik çeşitliliğe zarar vermeye devam edebilir" Avrupa Çevre Ajansı'na (EEA) göre Karadeniz'deki deniz kirliliğinin yüzde 85'inin plastikten oluştuğuna da dikkat çeken "BlackNets" projesi koordinatörü de olan Erüz "Küresel olarak, hayalet ağların bunun yaklaşık yüzde 10'unu oluşturduğu düşünülüyor ve bazı kritik bölgelerde ise balıkçılık ekipmanları, hayalet ağlar ve plastik atık deniz çöpü atığının yarısını oluşturuyor. Kaybolan tek bir ağ yüzlerce kilo ağırlığında olabilir ve yıllarca biyolojik çeşitliliğe zarar vermeye devam edebilir. Kontrol dışı kalan, denizde terkedilen, atılan bu ağlar ortada görünmüyor olsa dahi, su içinde ve zeminde habitat ve ekosistem bozulmasına biyoçeşitliliğin zarar görmesine neden oluyor. Kontrolsüz bir şekilde balıkları ve diğer canlıları yakalamaya devam ediyorlar. Denizlerde görünmez, sinsi katil gibiler açıklamasında bulundu. Ortak deniz Karadeniz’i korumak her bireyin, kurum ve kuruluşların, özellikle bu denizden geçim sağlayan balıkçıların görev ve sorumluluğudur" şeklinde konuştu. BlackNETS projesi bitti, Horizin Rower başlıyor Prof. Dr. Coşkun Erüz, BlackNETS projesinin 2025 Aralık sonu itibari ile tamamlandığını, KTÜ Deniz Bilimleri Fakültesi olarak 2026 yılı itibari ile Horizin ROWER projesini başlatacaklarını ifade ederek "Tarım ve Orman Bakanlığı işbirliği ile hayalet ağ geri toplama çalışmaları planlanmakta, diğer kurum ve kuruluşların desteği ile 2026 itibari ile yeni proje ve uygulamalarla da hayalet ağ sorunu konusunda toplumsal bilgi ve farkındalığı arttırma, geri kazanarak deniz ekosistemini rehabilite etme, koruma çalışmaları devam ettirilecektir" ifadelerini kullandı.

Ordu, 600 Bin Kovanla Arıcılar 2026 Sezonuna Hazırlanıyor Haber

Ordu, 600 Bin Kovanla Arıcılar 2026 Sezonuna Hazırlanıyor

Türkiye'de en fazla bal üretiminin yapıldığı Ordu'da arıcılar 2026 yılı sezonu için hazırlıklarına başladı. 600 bin kovan varlığı ile Ordu, Türkiye'de en fazla bal üretimi yapan il konumunda. 3 bin 500 kayıtlı arıcının bulunduğu ilde yaklaşık 10 bin aile, geçimini bu sektörden sağlıyor. Türkiye'nin çeşitli bölgelerini dolaşarak bal üreten Ordulu gezgin arıcılar, 2025 yılında yaklaşık 18 bin ton üretim yaptı. 2025 yılını verimli geçiren arıcılar, kar yağışı ve soğuk havaların ardından bahar bakımları için hazırlıklara başladı. Arıcılar, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından kendilerine ödenen kovan başı destekleri can suyu olarak gördüklerini, sahte ballara karşı yapılan denetimlerin ise balın hak ettiği değere ulaşması adına önemli olduğunu söyledi. "Desteklerin bakım öncesi ödenmesi arıcıları memnun etti" Ordu Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Akın Çiftçi, kovan başı destek ödemelerinin, bu sene arı bakımlarının başlayacağı zamanın öncesinde hesaplara yatırılmasından dolayı mutlu olduklarını söyledi. Bu desteklemeleri alan arıcıların bakım hazırlıklarına başladıklarını ifade eden Çiftçi, arıcıların 2026 sezonuna en iyi şekilde hazırlanacaklarını kaydetti. "Balımızın hak ettiği değere ulaşması için mücadele ediyoruz" Çiftçi, 2025 yılında Ordu'da yaklaşık 18 bin ton bal üretimi yapıldığını belirterek, "Ordu'da 600 bin kovan varlığımız var. Sezon şartları ne getirir bilinmez, şu anda küresel ısınma var, bunlardan etkilenmezsek en iyi şekilde üretim yapacağız diye düşünüyoruz. 2026 yılının tüm arıcılarımıza hayırlı olmasını temenni ediyoruz. Tüm maliyetleri hesaplayıp balın hak ettiği değere ulaşması için mücadele ediyoruz" dedi. Arıcılar, sahte bala karşı yürütülen mücadelelerden memnun Bakanlık tarafından geçen yıllarda belirli yerlere yapılan baskınlar olduğunu ifade eden Çiftçi, "Bu baskınlardan dolayı bal fiyatlar hak ettiği değere gidiyor. İnşallah bundan sonra da bakanlığımızın denetimleri devam eder. Hem üreticilerimiz, hem de tüketicilerimiz kazanır" diye konuştu. "Şu anda yapacağımız bakımlar önemli" Yaklaşık 33 yıldır arıcılık yapan Coşkun Baş ise yeni sezona hazırlandıklarını belirterek, "Hazırlıklarımızı tamamladık, kış sezonu sonrası bakımlarımıza başlıyoruz. Geçimimizi arıcılıktan sağlıyoruz, sene boyunca bal üretimlerimizi yapıyoruz. Şu anda yapacağımız bakımlar önemli. Arılarımız kar altından yeni çıktı. Yiyecek ve ilaçları var mı diye kontrol ediyoruz. Beslemelerini kontrol edip, yayla zamanına hazırlayacağız" ifadelerine yer verdi.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.