Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tarımsal Üretim

AGRONEWS - Tarımsal Üretim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarımsal Üretim haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Tarımda büyük adım: 422 bin hektar ova koruma altına alınıyor Haber

Tarımda büyük adım: 422 bin hektar ova koruma altına alınıyor

Bakanlık verilerine göre, 2025 yılı itibarıyla 18 ilde bulunan 34 ovada toplam 421 bin 914 hektarlık alan için koruma çalışmaları tamamlandı. Söz konusu adımın, tarımsal üretim potansiyeli yüksek bölgelerde arazi kaybının önlenmesi açısından kritik önem taşıdığı belirtildi. BÜYÜK OVA KORUMA ALANLARI GENİŞLİYOR Türkiye genelinde bugüne kadar 73 ilde bulunan 468 ova, “büyük ova koruma alanı” ilan edildi. Bu alanların toplam büyüklüğü ise 9 milyon 448 bin 55 hektara ulaştı. Geçen yıl ayrıca 10 ilde bulunan büyük ova koruma alanlarıyla ilgili revize çalışmaları da tamamlandı. TOPRAK ETÜT ÇALIŞMALARI SÜRÜYOR Tarımsal İzleme ve Bilgi Sistemi Projesi kapsamında yürütülen detaylı toprak etüt ve arazi kullanım planlaması çalışmaları birçok ilde devam ediyor. 1/5.000 ölçekli detaylı toprak etüt çalışmaları: 10 ilde tamamlandı 21 ilde sürüyor 13 ilde ihale süreci devam ediyor TRAKYA’DA 750 BİN HEKTARLIK HARİTALAMA TAMAMLANDI Edirne, Tekirdağ, Kırklareli ve Yalova’da toplam 931 bin hektarlık alan ihaleye çıkarıldı. Bu bölgelerde 750 bin hektarlık alanda detaylı toprak etüt ve haritalama çalışmaları tamamlandı. Çanakkale, İzmir, Bursa, Balıkesir, Aydın ve Manisa illerinde yürütülen toplam 2,4 milyon hektarlık arazi çalışması sona erdi. Şanlıurfa, Diyarbakır, Gaziantep, Hatay ve Adana dahil 11 ilde toplam 5,4 milyon hektarlık alan için detaylı toprak etüt ve haritalama ihalesi yapıldı. TARIMSAL ÜRETİM İÇİN STRATEJİK ADIM Uzmanlar, ova koruma ve toprak planlama çalışmalarının, tarım arazilerinin amaç dışı kullanımını önleyeceğini, verimliliği artıracağını ve uzun vadede gıda arz güvenliğine katkı sağlayacağını değerlendiriyor.

Hobi bahçelerine yeni düzenleme: Üretene kal, ranta gidene çıkış Haber

Hobi bahçelerine yeni düzenleme: Üretene kal, ranta gidene çıkış

İlk tekliftin ruhunda ve amacında bir değişiklik olmasa da ara bir formülle ve doğru iletişim diliyle kanun tekliği yeniden kamuoyunun görüşüne sunulacak. Tarım arazilerinin parçalanmasının önüne geçmeyi amaçlayan teklife asla kaçak yapılara af getirecek bir madde eklenmeyecek. İlk tekliftin ruhunda ve amacında bir değişiklik olmasa da ara bir formülle ve doğru iletişim diliyle kanun tekliği yeniden kamuoyunun görüşüne sunulacak. Tarım arazilerinin parçalanmasının önüne geçmeyi amaçlayan teklife asla kaçak yapılara af getirecek bir madde eklenmeyecek. TEKLİFİN AMACI VE ÇERÇEVESİ TBMM’ye sunulan ilk kanun teklifinin amacı ve çerçevesi şöyleydi: - Mevcut yasalarda zaten hobi bahçelerine inşa edilmiş kaçak yapıların yıkılması ve ceza kesilmesi vardı. Bu yasa ile tarım arazisine bungalov, bağ evi, villa gibi imara aykırı kaçak yapılar inşa edenlere uygulanacak para cezaları artırılıyordu. - Aynı zamanda bu tür kaçak yapılara altyapı hizmeti veren belediyeler, elektrik dağıtım şirketi, su ve telekom şirketlerine de abone başına para cezası uygulanması öngörülüyordu. - Bu gibi durumdaki arazilerin eski haline döndürülmesi amaçlanıyordu. - Hobi bahçesi adı altında tarım arazilerinin parçalanması, yapı kooperatiflerinin tarım arazisi satın almaları yasaklanırken, kaçak uygulamalara metrekare bazlı yüksek para cezaları uygulanacaktı. - Özetle bu kanun teklifi, tarım arazisini konuta çeviren ve imar rantı kovalayanlara yönelik yaptırımlar içeriyordu. AK PARTİ MKYK’DA DONDURULDU AK Parti MKYK toplantısında bu konuda vatandaşlardan gelen tepkiler, meselenin siyasi ve sosyolojik alt yapısı görüşülüp tartışıldı. Toplantıda, - Teklifin emekliler ve orta sınıfla birlikte milyonlarca kişiyi ilgilendirdiği ve orta sınıfın, “ayağımı basacağım küçük bir toprağım olsun” hayalini sekteye uğrattığı dile getirildi. Teklifin oy kaybına ve siyasi reflekse yol açacağı dile getirildi. - Teklifin vatandaşa iyi anlatılması gerektiği ve doğru bir iletişim dilinin kurgulanması gerektiği vurgulandı. - Toplu yıkımların doğrudan seçmen tepsisine yol açabileceği riskine dikkat çekildi. - Aynı zamanda karşıt görüş olarak bazı turizm bölgelerinde, büyük kentlerde fiilen yarı-yerleşim düzeni oluştuğu, bunun ekonomik adaletsizliğe yol açtığı, aynı zamanda tarım yapılabilir arazilerin bu şekilde yok edildiği dile getirildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla, “Vatandaş mağdur edilmesin, orta bir yol bulunsun. Teklif üzerinde tekrar detaylı ve hassas bir çalışma yapılsın” görüşü benimsendi. GERÇEK HOBİ BAHÇESİ-RANT AMAÇLI YAPI Teklif üzerinde çalışmalara başlandı ve bir ayrıma gidilmesi yönünde güçlü kanaat oluştu. Buna göre, gerçek hobi bahçesi ile rant amaçlı yapı birbirinden ayrılacak. Bu, çok kolay bir uygulama değil ancak gerçekten tarım üretimi yapan, meyve-sebze yetiştiren ve toprağı ekip biçenlere izin verilmesi, villa/ticari yapılaşma yoluna gidenlere ise sıfır tolerans uygulanması benimsendi. En güçlü senaryo olarak şu öne çıktı: “Eski yapılar tamamen yıkılmayacak anacak buralarda tarımsal üretim şartı getirilecek. Bu tarlalar artık kayıtlı olacak ve Tarım Bakanlığı’ndan izin alınacak. Aynı zamanda buralara ek vergi ve harç benzeri bir vergilendirme modeli izlenecek. Formülün özü; “Üretim yapıyorsan kal, rant için ev yaptıysan git” şeklinde özetlenebilir. Yasa çıktıktan sonra, tarım arazilerine yeni hobi bahçeli kurulmasına izin verilmeyecek. Elektrik-su aboneliğine yeni düzenleme çerçevesinde izin verilmeyecek. Sıkı denetim mekanizmaları getirilecek. Tarım, Çevre ve İçişleri Bakanlığı özellikle büyükşehirlerin ve turizm kentlerinin çevresinde ortak denetim çalışmaları yürütecek. Tarım dışı kooperatiflere tarım arazisi edinme izni verilmeyecek, mevcut kooperatiflerin de tarım kooperatiflerine dönüştürülmesi istenecek. Yetkilendirilmiş, sadece tarımsal üretim izinli kooperatifler faaliyet gösterebilecek. Sözleşmeli/taahhütlü üretim modeline geçilmesi de seçenekler arasında… KONUŞULAN FORMÜLLER Kanun teklifi ile ilgili kamuoyunda konuşulan formüller şunlar: Lisanslı hobi bahçesi sistemi: - Ruhsatlı alanlar oluşturulabilir- Standart: küçük yapılarda üretim zorunlu tutulabilir. Tarımsal üretim puanı: - Üretim yapmayanın hakkı düşer - Yapanın hakkı korunur Bölgesel zonlama: - Verimli tarım arazisi tamamen yasaklanır - Marjinal alanlarda sınırlı izin verilir Mikro tarım modeli: - Hobi bahçesi yerine kooperatiflere profesyonel üretim izni verilir - Araziler kamu ile ortak işletilir. Vergisel caydırıcılık: - Tarım dışı kullanıma ağır vergiler getirilir - Tarım yapana teşvik verilir. Sonuç olarak; Türkiye’de hobi bahçesi olgusu artık sosyal bir gerçekliğe dönüşmüş durumda. Ama aynı zamanda tarım arazilerinin kaybedilmesinin de ana nedenlerinden biri. Bu yüzden yeni yasa imar veya tarım affı dışında ikisinin arasında hibrit bir model olacak gibi görünüyor.

Bakan Yumaklı: Tarıma 938 milyar TL destek Haber

Bakan Yumaklı: Tarıma 938 milyar TL destek

Bakan Yumaklı, Kastamonu'da Ilgaz Dağı'ndaki bir otelde düzenlenen "Uluslararası Çiftçi Örgütleri Çalıştayı ve Forumu"nda yaptığı konuşmada, foruma Kırgızistan, Tacikistan, İtalya, Moldova, Azerbaycan, Gürcistan ve Hindistan'dan üretici birliklerinin katıldığını söyledi. Tarımsal üretimin sadece üretim faaliyeti olmanın ötesine geçtiğini belirten Yumaklı, "Tarımsal üretimin ulusal güvenliğin, ekonomik istikrarın ve toplumsal refahın temel dayanaklarından biri haline geldiği hepimizin malumudur. Ancak içinde bulunduğumuz ve yeni normal olarak tariflediğimiz tepkiler tarım sektörünü derinden ve çok boyutlu risklerle yüzleştirecek etkiye sahip durumda." diye konuştu. Bu risklerin başında küresel iklim krizi geldiğine dikkati çeken Yumaklı, "Bunun en sert etkisini geçtiğimiz yıl ülkemizde zirai don hadisesinde yaşadık. Bu yıl da geçtiğimiz yılın vermiş olduğu tedirginlikle hava olaylarını takip ettik. Bu hafta, geçtiğimiz haftanın başından itibaren büyük bir risk içeriyordu. Zirai dona karşı ne yapılması gerekiyorsa onları yaptılar. Sıcaklık değişiklikleri de bizim beklediğimiz kadar büyük oranda gerçekleşmedi. Genel itibarıyla zirai don hadisesi yaşanmadı ancak lokal olarak bazı yerlerde oldu. Bu da üretimimizi büyük ölçüde etkileyecek bir unsur taşımıyor çok şükür." ifadelerini kullandı. Kuraklığın son dönemde önemli bir sorun olmaya devam ettiğini anlatan Yumaklı, "Bir de madalyonun diğer yüzü var. O da kuraklık. Bir taraftan zirai donu, diğer taraftan kuraklığı konuşuyoruz. Küresel iklim değişikliğinin iki önemli etkisi. Her bir derecelik artışın tarımsal üretimde yüzde 8'lik kayba sebep olduğuna dair veriler var. Bu tablo hem çiftçilerimizin hem gıda sistemlerimizin sellerle, kuraklıkla, hastalıklarla, zararlılarla daha fazla mücadele edeceği bir dönemi bize gösteriyor." dedi. Yumaklı, savaşın tarım ve ekonomiye önemli etkileri bulunduğuna işaret ederek, şöyle devam etti: "Bugün yakın coğrafyamızda İran ve Amerika Birleşik Devletleri, İsrail çatışması, enerji ve gübre maliyetlerinde çok önemli maliyet baskısını tarımsal üretimin üzerine getirmiş durumda. Bununla birlikte Türkiye'nin son yıllarda izlemiş olduğu etkin dış politika ve ileriye dönük stratejik yaklaşımlar sayesinde bu tür dalgalanmalara karşı güçlü duruş sergilemiş durumdayız. Bu noktada açıkça ifade etmek isterim ki üreticimiz müsterih olsun, tüketicilerimiz endişe etmesin, sanayicilerimiz de gönül rahatlığıyla yoluna devam etsin. Türkiye bu süreçte hamdolsun, gıda arz güvenliğiyle ilgili hiçbir sıkıntı yaşamamıştır, yaşamayacaktır. Bunun en önemli nedeni de Türkiye'nin geliştirdiği çoklu tedarik stratejileridir. Proaktif yaklaşım ve küresel şoklara karşı güçlü koruma kalkanıdır." "TARIMIN GELECEĞİ GÜÇLÜ ÜRETİCİ ÖRGÜTLERİNDEN GEÇMEKTEDİR" Türkiye'nin etrafındaki ateş çemberine rağmen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde barış adası ve güvenli liman olma özelliğini sürdürdüğünü vurgulayan Yumaklı, şunları söyledi: "Türkiye, dünyadaki bütün gelişmeleri doğru okumaktadır ve sürdürülebilir stratejiler üretmeye devam edecektir. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da her hal ve koşulda devletimiz, bakanlığımız üreticimizin yanında olmuştur, olmaya devam edecektir. Bu doğrultuda 2025'te destekler, zirai don ile ilgili telafiler ve yatırım teşvikleriyle birlikte tarım sektörüne aktarılan kaynak 706 milyar lirayı bulmuştur. 2026 yılında bu çıtayı biraz daha yukarı çıkardık. Sulama yatırımlarından kredi süspansiyonlarına kadar bütün destek ve teşviklere kadar toplam 938 milyar liralık finansmanı sektöre sağlamış durumdayız. Tarım sektöründe elbette önümüzdeki dönemde en çok üzerinde duracağımız hususlar üretici örgütlerinin süreçte daha aktif rol almasıdır. Özellikle üretici organizasyonlarının değerlendirilmesiyle ilgili 2 yıl önce çalışma başlatmıştık. Şuna canıgönülden inanıyoruz, tarımın geleceği güçlü üretici örgütlerinden geçmektedir. Kooperatifler ve tarımsal örgütler sadece ekonomik bir birlikteliği ifade etmez, aynı zamanda üreticinin alın terini ve emeğini koruyan bir vazife, görev ve misyon edinmek zorundadır." Bakan Yumaklı, güçlü ölçekli üreticilerin pazarda söz sahibi olması, rekabet gücünün artması ve gelir istikrarının sağlanabilmesinin sadece ve sadece güçlü üretici örgütleriyle mümkün olduğunun altını çizerek, şöyle konuştu: "Üretimin sürekliliğini sağlayan, tedarik zincirini güçlendiren ve kriz anlarında sistemi ayakta tutan da eğer güçlüyse bu yapılardır. Bu manada üretici örgütleri güçlü üretim demektir, güvenli gıda arzı demektir ve bütün bunlar güvenli geleceğin inşası anlamına gelir. Özellikle üretici örgütlerinin derecelendirmesinde daha kurumsal, daha şeffaf, daha rekabetçi ve sürdürülebilir olunmasını istiyoruz. Üretici örgütlerine birer temsil makamı olarak bakmıyoruz. Bu doğrultuda hem kendi üyelerinin hem de ülkemizin tarımsal geleceğini daha yukarıya taşıyacak olan üretici örgütlerinin kendilerini bir kez daha kontrol etmelerini istirham ediyorum. Bugün ulaştığımız noktada birinci dereceye ulaşan üretici örgütleri bizden sadece bir belge almıyor. Aynı zamanda başarı hikayesini oluşturmuş, güven göstergesini ifade etmiş oluyor ve gelecek inşa ediyorlar. Bu yapılar çiftçimizin özellikle pazardaki gücünü tahkim edebilmesi, üretim zincirini sağlamlaştırması ve ülkemizin gıda güvenliğini sağlaması açısından çok önemli. Örgütlü tarımsal üretim bir tercih değil, zorunluluktur. Bu nedenle hem desteklerimiz hem teşviklerimiz hem de reformlarımızla üretici örgütlerimizi hep birlikte çalışarak daha güçlü, daha dayanıklı, sürdürülebilir hale getireceğiz." Programa Kastamonu Valisi Meftun Dallı, Tarım Reformu Genel Müdürü Osman Yıldız, Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD) Bölge Direktörü Naoufel Telahigue ile üretici birliklerinin temsilcileri katıldı. Bakan Yumaklı ve katılımcılar, daha sonra kooperatiflerinin yöresel ürünlerinin sergilendiği tezgahları inceledi.

Türkiye’de gıda arzında sorun yok Haber

Türkiye’de gıda arzında sorun yok

Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, bölgedeki gelişmelere rağmen Türkiye’de gıda arz güvenliği sorunu bulunmadığını belirtti. Bakan Yumaklı, "Tarımda Türkiye Yüzyılı Zirvesi"ndeki konuşmasında, son yıllarda konjonktürün getirdiği olayların zirve yaptığına değinerek, Türkiye'nin bölgesindeki olaylara rağmen güvenli bir liman olduğunu söyledi. Yumaklı, bölgede gerçekleşen olaylar neticesinde tarımsal üretim konusunda ülkeler için bir gıda arz güvenliği konusu olduğunu bildirdi. Üretim kabiliyeti olmayan ya da üretim kabiliyeti sınırlı olan ülkeler için gıda arz güvenliği olduğunu anlatan Yumaklı, "Türkiye'nin hiçbir şekilde herhangi bir gıda arz güvenliği sorunu yoktur. Herhangi bir vatandaşımızın herhangi bir gıda ürününe ulaşmakla ilgili bir problemi yoktur. İkincisi tarımsal üretim girdileri. Yani ülkemizdeki tarımsal üretimin zamanlamalarını herkes biliyor. Bu dönemde hangi gübre türlerinin kullanılacağını da biliyor. Biz 12 Gün Savaşında aslında bunun nelere mal olabileceğini düşünüp bunun üzerinden tedbirlerimizi gözden geçirmiştik ve daha ilk andan itibaren bunun aksiyonunu da aldık hızlıca. Ne yaptık? Zaten stoklarımızı takip ediyorduk ancak bunu güçlendirme adına ilk etapta Ticaret Bakanlığımızla birlikte bir karar aldık. Bazı ülkelere biz gümrük vergisi uyguluyorduk. Gübreler konusunda hemen hızlıca onları sıfıra indirdik" diye konuştu. Yumaklı, ikinci konu olarak antrepolarda yer alan farklı ülkelere transit olarak gitmesi mümkün olan gübrelerin ve gübre ham maddelerin de yurt içine gelmesini sağladıklarını dile getirdi. Üçüncü olarak ise HSBC önünde o dönemde bir patlama olduğunu ve bir gübre türünün yasaklandığını anımsatan Yumaklı, "Bütün gübrelerin takip sistemleri çok net bir şekilde oturduğu için onun da üretiminin serbest bırakılmasını sağladık. Bunların hepsi mevcudun üzerine arzla ilgili genişlemeyi sağlamak adınaydı daha rahat hareket edebilme adına. Dolayısıyla bugün özellikle gittiği herhangi bir yerde istediği o gübre türünü bulma konusunda herhangi bir çiftçimizin, üreticimizin sıkıntı yaşaması söz konusu değil. Sadece burada ya biz bir ikinci piyasa oluşturalım işte bunları alıp sonra da farklı fiyatlarla satarız düşüncesinde olanlar hariç. Onlar zaten bizim konumuz değil" şeklinde konuştu. "Bölgesel olayların Türkiye için etkileri minimumda kalacak" Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, ilgili bakanlılar olarak bölgede gerçekleşen olaylarla alakalı ilgili kamuoyu bilgilendirmelerini sıkça yaptıklarına işaret ederek, bazı kesimlerin bu açıklamalar yapılmıyormuş gibi farklı söylemler geliştirildiğini belirtti. Yumaklı, söylemlere ilişkin olarak şunları söyledi: "Bir sektör temsilcisi diyor ki meyve ve sebze fiyatları 4-5 kat artacak. Bir başka dernek açlık kapıda diyor. Bakın ben çok özür dileyerek hazirundan bu müptezellere şunu söylüyorum, cürmünüz kadar yerinizi yakarsınız. Bu ülkenin üreticisine bu ülkenin insanına bu haksızlığı yapmaya hiç kimsenin ne haddi var ne de hakkı var. Bizim üreticimiz en zor zamanlarında bu ülkede tarlasından, bağından, bahçesinden geri durmamış insanlardır. Onların moralini, motivasyonunu kıracak, bu tür şeyleri söylemenin ne anlamı var? Yani hiç kimseye faydası olmayan, gerçek olmayan bu tür söylemler içinde herhalde gerekli işlemlere ilgili birimler yapacaktır." Yumaklı şöyle devam etti: "Yine bunun dışında bir konu var, 'hemen derhal mazot ve gübre desteği verin'. Konudan ne kadar uzak olduklarının da en büyük göstergesi bu. Zaten veriliyor, 2024 Eylül'de devreye aldığımız üretim planlamasının en önemli başlıklarından bir tanesi de desteklerin yeniden yapılandırılması konusuydu ve mazot ve gübreyi çıpa alan bir destekleme sistemiydi. O günlerde bizim için öngörülen rakam işte diyelim ki 10 lira ama şimdi bu maliyetler 15 lira arttıysa biz onu elbette ki dikkate alacağız ama bu destek zaten var. Ya yokmuş gibi söylemenin ne anlamı var?" İkinci olarak piyasayı regüle eden kurumlar olduğunu ve bu kurumların da zaman zaman stratejik ürünler için alım fiyatları açıklaması olduğuna dikkati çeken Yumaklı, bu bölgesel olaylar neticesinde de bu maliyetlerin tamamının elbette dikkate alınacağını bildirdi. Bakan Yumaklı, bölgesel olayların Türkiye'yi etkileyeceğini ama bunun Türkiye için etkilerinin minimumda kalacağını belirterek, "Bunun için gece gündüz uğraşıyoruz. Türkiye bütün bunları yönetebilecek kabiliyete ve kapasiteye sahip bir ülke. Tabii bütün risklerin tamamını bugün için konuşuyoruz ancak biz bakanlık olarak bugün değil eylül ayından itibaren yeni başlayacak olan tarımsal üretim dönemi için hazırlanıyoruz şu anda. Bugün için problemimiz yok. Yine söylüyorum, biz önümüzdeki tarımsal üretim dönemine hazırlanıyoruz. Elbette ki bütün konjonktürel konular neyse neyi öngörüyorsak, neyi risk olarak görüyorsak bütün bunları tamamen masaya yatırarak bunlara karar veriyoruz." ifadelerini kullandı. Rusya-Ukrayna Savaşı'nda olduğu gibi küresel gıda arz güvenliğini etkileyecek durumda Türkiye'nin üzerine düşeni yapmakta hazır olduğunu aktaran Yumaklı, bu konuların da masada olduğunu ve gerektiği zaman aksiyon alabilecek hazırlıkta olduklarını bildirdi. "Geçtiğimiz yıl hepimizi üzen tarımsal üretim gerilemesini misliyle geri alacağız" Bakan Yumaklı, bu yıl için yağışların çok iyi gitmesi, özellikle de kar yağışlarının beklediklerinin de üzerinde gelmesinin kendilerini çok mutlu ettiğini ifade etti. Yumaklı, geçen senenin iki problemi olduğuna değinerek, "Bir tanesi zirai don konusuydu. Şubat ve nisan ayında iki farklı ve çok ağır zirai don yaşadık. Yani meyvelere çok büyük hasar verdi. Sakın ağaçlarınızı kesmeyin dedik, onlara nasıl bakım yapılacağı konusunu birlikte çalışacağız dedik. Hamdolsun ağaçlarımızı da kurtardık. O zirai don konusunda yaklaşık 46,5 milyar lira üreticilerimize destek verdik 16 üründe. Daha sonrasında ikinci bir darbede kuraklıktan geldi. Geçtiğimiz yıl son 50 küsur yılın en kurak yılıydı. Bütün bunların hepsi çok ciddi bir şekilde tarımsal üretimi etkiledi ancak o kadar ağır tabloya rağmen bu ülkenin güçlü üretim altyapısı ve güçlü kurumları sayesinde herhangi bir büyük problem olmadan bu süreci geçirdik" yorumunu yaptı. "Geçtiğimiz yılın yağışlarından hareket edecek olursak bu yıl yağışlar geçtiğimiz yıla göre yüzde 85 arttı." diyen Yumaklı, şunlara dikkati çekti: "Yani tersinden bakarsak geçtiğimiz yılın ne kadar kötü olduğunu da buradan anlayabiliriz ama uzun yıllar ortalamasına göre de yüzde 22 arttı. Bu şu demek; hamdolsun barajlarımızla ilgili bir problem yok. Ekilmiş alanların sulama ihtiyacını pas geçtik. Dolayısıyla bu anlamda üreticilerimizin sulama maliyetlerinden bir tasarrufu oldu. Şimdi nisan ve mayıs yağışlarını da mutedil bir şekilde alırsak gerçekten geçtiğimiz yıl o hepimizi üzen tarımsal üretim gerilemesini misliyle geri alacağız."

Tarımda dijital uygulamalar yeni imkanlar sunuyor Haber

Tarımda dijital uygulamalar yeni imkanlar sunuyor

Gelinen noktada dijitalleşme her alanda hız kazanırken, tarım sektöründe de bu yönde atılan adımlarla, hem vatandaşların hem de üreticilerin zaman kaybından kurtulmasının sağlanması ve daha da bilinçlendirilmesi hedefleniyor. Bu çerçevede devreye alınan mobil uygulamalarla, tarım alanındaki birçok işlem ilgili dairelere gitmeden gerçekleştirilebilirken, böylece hem kamunun hem de üreticinin iş yükünün azaltılmasına imkan sağlanıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 2023 yılında devreye alınan "Tarım Cebimde" mobil uygulaması, herhangi bir kayıt süreci gerektirmeden, üreticilere yapmak istediği işlemlere cep telefonları üzerinde çok kısa bir sürede erişim kolaylığı sunuyor. Bakanlık personeli tarafından geliştirilen ve tarımsal üretimde bürokrasiyi azaltmak ve verimliliği artırmak amacıyla hayata geçirilen söz konusu uygulama, tüm mobil marketlerden ücretsiz olarak indirilebiliyor. Uygulama, 1 milyon 360 binden fazla indirme sayısına ulaşarak, tarımda dijitalleşme alanında yeni bir dönem başlatırken, tarım ve hayvancılık başta olmak üzere birçok konuya da erişim imkanı tanıyor. Söz konusu işlemlere yönelik dijital bir çözüm sunan uygulama, verimli, şeffaf ve sürdürülebilir bir tarım için de olanak sağlıyor. "Tarım Cebimde" uygulaması, 16 modüllü yapısıyla üreticinin tüm ihtiyaçlarını tek bir merkezde toplayan bir ekosistem oluştururken, Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS), hayvansal üretim, arıcılık ve balıkçılık gibi sekmeleriyle bu alanlarda faaliyet gösteren üreticilerin işlemlerini daha hızlı yapmalarına olanak sunuyor. Kurbanlık hayvanların bilgilerine ulaşılabiliyor Sürekli güncellenerek yeni modüllerin eklendiği uygulamada üreticiler, ÇKS bilgileriyle, parsel konumlarını, beyan durumlarını ve desteklenen ürün bilgilerini dijital ortamda görürken, bu kapsamda fiziki başvuru zorunluluğu da ortadan kalkıyor. Hayvansal üretim modülüyle, hayvanların doğum, ölüm ve küpe bildirimleri ile aşı kayıtları mobil ortama taşınırken, hayvan varlığı da anlık olarak takip edilebiliyor. Arıcılık modülü kapsamında işletme, arılık ve kovan bilgilerini dijital plaka sistemiyle entegre ederek, arıcılık faaliyetlerini kayıt altına alabiliyor. Balıkçılık modülüyle de ruhsat bilgileri ve amatör balıkçılık belgelerine dijital olarak erişim sağlanarak, kayıt süreçlerinin şeffaf yönetilmesine imkan tanınıyor. Tarımsal Sulama modülü sayesinde ise kullanıcılar, arazilerinin bulunduğu il, ilçe, mahalle, arazi, bitki, toprak ve sulama yöntemini girerek, en uygun sulama zaman programını oluşturabiliyor. Uygulamayı kullanan vatandaşlar, Kurban Bayramı kapsamında satın alacakları kurbanlık hayvanların bilgilerine de ulaşabiliyor. Bu kapsamda kurbanlık hayvanların küpe numaraları girilerek, büyükbaş ve küçükbaşla ilgili detaylar ve aşı bilgileri öğrenilebiliyor. Güvenilir Gıda, Evcil Hayvan, Kent Tarımı, Avcılık, Milli Parklar gibi modüllerin de yer aldığı uygulama, Bakanlığın diğer dijital servisleriyle tam entegre çalışarak, üreticiye geniş bir hizmet yelpazesi de sunuyor. Karekod uygulamasıyla vatandaşlar da gıda denetimlerine dahil oluyor Güvenilir gıdaya ulaşmak için tüketicilerin gıda işletmelerinin denetim durumunu takip etmesini sağlayan "Gıda İşletmelerinde Karekod Uygulaması" da "Tarım Cebimde" uygulamasına entegre edilerek, 2024'te hayata geçirildi. Bu kapsamda, market, kasap, manav gibi satış yerleri ile restoran, kafe, yemekhane gibi toplu tüketim yerlerinde, karekod uygulaması zorunlu hale geldi. Bu doğrultuda, Bakanlıkça hazırlanan ve her bir işletmeye özel karekod içeren görsel, gıda işletmelerince tüketicilerin görebileceği bir yerde sergileniyor. Tüketiciler de görsel üzerinde yer alan karekodu mobil cihazlarındaki "Tarım Cebimde" uygulaması üzerinden, "Güvenilir Gıda" sekmesinden, "İşletme Denetim Sorgulama"yı seçerek, sorgulatabiliyor ve söz konusu işletmeye ait kayıt/onay numarası, unvan, adres ve işletmede yapılan en son denetim tarihi bilgilerine ulaşabiliyor. Karekod bulundurmayan işletmelere, idari yaptırım uygulanıyor. Böylece, tüketiciler de denetim sürecine dahil olurken, tüketicilerin güvenilir gıdaya ulaşma hakkının kendileri tarafından takip edilebilirliği sağlanıyor. Bir sonraki aşamada da denetlenen yerlerin denetim sonuçlarının uygulamadan görülebilmesi için çalışmalar devam ediyor.

Bakan Yumaklı: Gıda ve Su İsrafını Önleme Çalışmaları Gaziantep’te Ele Alındı Haber

Bakan Yumaklı: Gıda ve Su İsrafını Önleme Çalışmaları Gaziantep’te Ele Alındı

Hasan Kalyoncu Üniversitesinde düzenlenen Sıfır Atık Çalıştayı Sonuç Konferansı'nda konuşan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "Küresel ölçekte her yıl yaklaşık 2,3 milyar ton gıdanın kaybedildiği veya israf edildiği hesaplanmaktadır. Bu gıdanın üretimi için kullanılan su miktarı ise yılda yaklaşık 250 kilometreküp seviyesindedir. Bu tablo bize çok net bir gerçeği göstermektedir" dedi. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Gaziantep'te Sıfır Atık Vakfı, Gaziantep Valiliği, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, Gaziantep Üniversitesi, Hasan Kalyoncu Üniversitesi, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü iş birliğiyle gerçekleştirilen Gaziantep Çalıştayı Sonuç Konferansı'na katıldı. Konferansta konuşan Bakan Yumaklı, gıda güvenliği, israf, kuraklık, İklim değişikliği ve sıfır atık ile ilgili önemli konulara değindi. Sürdürülebilir gıda sistemleri, su verimliliği ve israfın azaltılması yönünde küresel politikaları güçlendirmek için çabaladıklarını belirtti. "Toplantıyı ulusal politikalara entegre edilmesi yönünde önemli bir adım olarak görüyoruz" Çalıştay hakkında bilgi veren Bakan Yumaklı, "Bugün; Sıfır Atık, Çevre ve İklim Değişikliği Çalıştayları'nın sonuçlarını değerlendirmek üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Sakarya ve Muğla'nın ardından, çalıştayların üçüncü ayağı olarak bugün Gaziantep'teyiz. COP31 sürecinde 'Yerelden Ulusala: İsraf ve Atık' temasıyla düzenlenen bu toplantıyı; yerelde geliştirilen bilgi, deneyim ve çözüm önerilerinin, ulusal politikalara entegre edilmesi yönünde önemli bir adım olarak görüyoruz" dedi. "Programın Gaziantep'te düzenlenmesi tesadüf değil" Çalıştayın Gaziantep'te gerçekleştirilmesinin tesadüf olmadığını belirten Bakan Yumaklı, "Gaziantep, yalnızca sanayi üretimi ve ticaret kapasitesiyle değil; tarımsal üretim gücü ve köklü gıda kültürüyle de Türkiye'nin önde gelen şehirlerinden biridir. Özellikle Antep fıstığı üretiminde, Türkiye dünyada üçüncü sırada bulunmakta, ülkemizde Antep fıstığının yaklaşık yarısı da Gaziantep'te yetiştirilmektedir. Ayrıca Gaziantep, tam 108 coğrafi işaretli ürüne sahiptir. AB coğrafi işaretli ürün sayısı ise 5'e yükselmiştir. Şehrin bu üretim kapasitesi; yüksek katma değer, kırsal istihdam, gıda sanayisi ve ihracat açısından stratejik bir alan oluşturmaktadır. Gaziantep'te tarım; işleme, depolama, ticaret ve sofraya ulaşma aşamalarını kapsayan bütüncül bir gıda ekosistemi içinde ele alınmaktadır. Bu bütüncül yapının en güçlü tamamlayıcısı ise Gaziantep'in mutfak kültürüdür. Gaziantep, UNESCO Fark Oluşturan Şehirler Ağı'na gastronomi alanında dahil edilen Türkiye'nin ilk şehridir. Bu unvan Gaziantep mutfağının, yerel üretime dayanan, mevsimine göre ürün kullanan ve israfı en aza indirmeye öncelik veren bir gelenek olduğunu da tescillemektedir. Bu yönüyle Gaziantep israfla mücadelede, sıfır atık hareketinde yalnızca bir uygulama alanı değil, aynı zamanda güçlü bir kültürel beşiktir" ifadelerini kullandı. "Küresel ölçekte her yıl yaklaşık 2,3 milyar ton gıdanın kaybedildiği veya israf edildiği hesaplanmaktadır" Dünyanın iklim değişikliği, artan kuraklık ve nüfus artışı nedeniyle su varlığı ve gıda güvenliği açısından kritik bir süreçten geçtiğine dikkati çeken Bakan Yumaklı, "Küresel ölçekte her yıl yaklaşık 2,3 milyar ton gıdanın kaybedildiği veya israf edildiği hesaplanmaktadır. Bu gıdanın üretimi için kullanılan su miktarı ise yılda yaklaşık 250 kilometreküp seviyesindedir. Bu tablo bize çok net bir gerçeği göstermektedir. Gıda israfı, aynı zamanda kaynak ve en önemlisi su israfıdır. Emine Erdoğan Hanımefendi'nin öncülüğünde, gıda ve su israfına yönelik başlatılan yaklaşımlar tam da bu sorunlara çözüm üretme iradesinin somut tezahürleridir. Bu anlayış doğrultusunda başlattığımız 'Gıdanı Koru Sofrana Sahip Çık' kampanyasıyla topluma verdiğimiz mesaj şudur: kayıp ve israf ortak çabayla önlenebilir ve bu dayanışma o kaybı umuda dönüştürebilir. Kampanya kapsamında yaptığımız faaliyetler aracılığıyla, kamuoyunda büyük bir farkındalık oluşturduk. Bu süreç israfla mücadelenin yalnızca mevzuatla değil; davranış değişikliğiyle mümkün olabileceğini açıkça göstermiştir. Suda sıfır kayıp ilkesiyle yürüttüğümüz su verimliliği seferberliği ise yalnızca bir kampanya değil bir zihniyet dönüşümüdür" ifadelerine yer verdi. "Sensör tabanlı sulama teknolojisiyle yüzde 40'a varan su tasarrufu sağlandı" Tarımda dijital ve sensör tabanlı sulama teknolojileriyle yüzde 40'a varan su tasarrufu sağlandığını söyleyen Yumaklı, "Tarımda dijital ve sensör tabanlı sulama teknolojileriyle yüzde 40'a varan su tasarrufu sağlanmıştır. Modern sulama sistemleriyle sulanan alan oranı yüzde 33'e ulaşmıştır. Hedefimiz bu oranı yüzde 50'nin üzerine çıkarmaktır. Ayrıca suyu merkeze alan üretim planlaması ve kuraklığa karşı dayanıklı yeni türlerin geliştirilmesi, bu seferberliğin önemli yapıtaşları olmuştur. Su israfı yalnızca musluğu açık bırakmak değil üretimde, tarımda, sanayide ve şehirlerde suyu verimsiz ve plansız kullanmaktır. Evlerde gri su sistemleri, sanayide geri kazanım teknolojileri, tarımda basınçlı ve damla sulama sistemleriyle bu israfı önlemek mümkündür. Amacımız; her damlanın hesabını yapan bir toplum bilinci oluşturmaktır" şeklinde konuştu. "Gıda ve su israfının tehdit oluşturduğunu ve önlenmesinin kritik bir öncelik olduğunu vurguladık" Uluslararası Sıfır Atık Forumu'nu, 17-19 Ekim tarihleri arasında İstanbul'da başarıyla gerçekleştirdiklerini belirten Bakan Yumaklı, "Foruma, 100'ün üzerinde ülke temsilcisi ile 118 kurum ve kuruluş katıldı. Kamu kurumları, özel sektör, akademi, yerel yönetimler ve sivil toplum temsilcileri, sıfır atık politika ve stratejilerini İstanbul'da kapsamlı biçimde ele aldı. Bu sürecin devamında da 'Gıda ve Su İsrafını Önlemek-Geleceği Sahiplenmek' temalı yüksek düzeyli paneli İstanbul'da düzenledik. Bu toplantıda ise 15'i bakan olmak üzere, 31 ülkenin ve uluslararası kuruluşun üst düzey temsilcisiyle buluştuk. Gıda ve su israfının küresel geleceğimiz açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu ve bu sorunun önlenmesinin kritik bir öncelik olduğunu güçlü bir şekilde vurguladık. Bu toplantılar Sıfır Atık Hareketi'nin küresel merkezinin İstanbul olması yönündeki iradeyi daha da güçlendirmiştir. Ancak küresel platformlarda konuşulan hedeflerin gerçek karşılığını göreceğimiz asıl yer şehirlerimizdir. İşte bu nedenle, bugün Gaziantep'teyiz. Sıfır Atık Vakfı koordinasyonunda yürütülen bu çalıştaylar, ortak bir metodolojiye dayanmaktadır. Tematik masa sistemi ve sorun, çözüm, hedef ve izleme yaklaşımı sayesinde bu toplantılar, yalnızca tespit yapmakla kalmamış; uygulanabilir ve izlenebilir politika girdileri üretmiştir. Bu kapsamda her il için hazırlanacak yerel sıfır atık hedef belgeleri, yerel ihtiyaçların ulusal politika tasarımına veri sağlaması açısından son derece önemlidir" dedi. "Evsel atıktan enerji üretmek somut örneklerden biri" Gaziantep'te yürütülen yerel uygulamaların sıfır atık yaklaşımının yerel ölçekte somut ve ölçülebilir sonuçlar üretebildiğini açıkça gösterdiğini ifade eden Bakan Yutmaklı, "Yıllık yaklaşık 650 bin ton evsel atıktan elde edilen enerjiyle, yaklaşık 50 bin hanenin elektrik ihtiyacının karşılanması, atığın çevresel bir yük olmaktan çıkarılarak ekonomik bir değere dönüştürüldüğünün en somut örneklerinden biridir. ‘Geri Dönüşüm Evde Başlar' ve 'Yeşil Antep' gibi projeler, yerelde sahiplenilen bu dönüşüm iradesinin güçlü örnekleridir. Atığı kaynağında önleme, önlenemez ise katma değere dönüştürme, israfla mücadelenin temelidir. Bu yerel çabalar Türkiye'nin iklim hedefleriyle de doğrudan ilişkilidir. Atık yönetimi, döngüsel ekonomi, gıda israfını önleme ve su verimliliği bu hedefe ulaşmada öncelikli politika alanları arasında yer almaktadır. Bu mücadele merkezi idareden yerel yönetimlere, özel sektörden hane halkına her bir vatandaşımızın ortak sorumluluğudur. Bu çalıştaylar ve sonuç konferansları, COP31 süreci öncesinde Türkiye'nin sıfır atık yaklaşımını, yerel uygulamalar üzerinden, sahaya dayalı ve somut örneklerle anlatabilmesine imkan tanımaktadır. Gaziantep Çalıştayı Sonuç Konferansı'nın elde edilen çıktıları daha da güçlendireceğine, ulusal ve yerel politika bağını pekiştireceğine ve Türkiye'nin COP 31'e ev sahipliği yaptığı bu dönemde, yeşil dönüşüm hedeflerine önemli katkılar sunacağına inanıyorum. Bütün çalışmalarımızda bize güçlü desteğini veren Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a ve Emine Erdoğan Hanımefendiye şükranlarımı sunuyorum. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımıza, Sıfır Atık Vakfı'na, Gaziantep Valiliğine, Gaziantep Büyükşehir Belediyesine, üniversitelerimize ve sürece katkı sunan tüm paydaşlara teşekkür ediyorum" diye konuştu. Düzenlenen çalıştaya, Gaziantep Valisi Kemal Çeber, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varank, Hasan Kalyoncu Üniversitesi Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Haluk Kalyoncu ve akademisyenler katıldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.