TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tbmm

AGRONEWS - Tbmm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tbmm haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Şeker pancarı üretim kanun teklifi komisyonda kabul edildi Haber

Şeker pancarı üretim kanun teklifi komisyonda kabul edildi

TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonunda kabul edilen Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nde şeker pancarına ilişkin önemli düzenlemeler yer alıyor. Teklifle, Şeker Kanunu'nda düzenleme yapılıyor. Buna göre, şeker pancarı fiyatları her yıl şeker fabrikası işleten gerçek ve tüzel kişiler ile üreticiler ve/veya temsilcileri arasında varılan mutabakata göre belirlenecek. Şeker fabrikaları, üreticilerce teslim edilen şeker pancarındaki fire tespiti ile bedele esas polarizasyon değerinin belirlenmesi amacıyla yapılacak numune alma ve analiz işlemleri sırasında üreticileri temsilen mahalli pancar kooperatifi veya mahalli ziraat odasından bir gözlemcinin hazır bulunmasına olanak sağlamakla, mahalli pancar kooperatifi veya mahalli ziraat odası ise talep edilmesi halinde bir gözlemci görevlendirmekle yükümlü olacak. Teklife göre, sözleşme yapılmadan şeker pancarı ekilemeyecek. Buna aykırı hareket edenlerin takip ve kontrolü Tarım ve Orman Bakanlığınca yapılacak. Şirketler şeker pancarını Bakanlıkça belirlenen ekim alanlarından üreticilerle sözleşme yaparak temin edecekler. Bakanlık gerekli görmesi durumunda şirketlerin ekim alanlarını yeniden belirleyecek. Şeker üretiminde kullanılan diğer ham maddeler ise şirketler tarafından üreticiler ve/veya piyasadan temin edilecek. Şirketler, kendi ekim alanlarından yeterli ham madde bulamadığı takdirde münavebe esasları dahilinde kendi ekim alanları dışından da Bakanlığın izni ve denetiminde üreticilerle sözleşme yaparak pancar temin edebilecek ya da ihtiyacından fazla şeker pancarı üretimi yapabilen şirketlerden Bakanlık tarafından belirlenecek esaslara göre şeker pancarı satın alabilecek. Bakanlık, şeker pancarının ekiminden fabrikalara teslimine kadar olan tüm süreci denetleyecek, bu görevini yerine getirirken gerektiğinde kolluk kuvvetlerinden yardım alabilecek. Şeker satış fiyatları, şeker fabrikası işleten gerçek ve tüzel kişiler tarafından serbestçe belirlenecek. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Bakanlık tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenecek. Teklifle, sözleşme yapılmadan şeker pancarı eken gerçek ve tüzel kişilere, tespitin yapıldığı ekim alanından üretilecek şeker pancarı için, tespitin yapıldığı pazarlama yılında kamu fabrikaları tarafından belirlenen yüzde 16 polar şeker ihtiva eden firesi düşürülmüş A kotası şeker pancarı baz alım fiyatı üzerinden hesaplanacak tutar kadar Bakanlıkça idari para cezası verilecek. Şirketlerin kendi ekim alanları dışından, Tarım ve Orman Bakanlığın izni olmaksızın şeker pancarı temin etmeleri halinde, Bakanlıkça şirketlere cari pazarlama yılı için tahsis edilen A kotası miktarının cari pazarlama yılı başındaki A kotası şeker satış fiyatı ülke ortalaması üzerinden hesaplanacak tutarının yüzde 2'si oranında idari para cezası verilecek. Bu hüküm 1 Ocak 2027'de yürürlüğe girecek.

TBMM, Tarım Arazileri İçin Yeni Düzenleme Hazırlığında Haber

TBMM, Tarım Arazileri İçin Yeni Düzenleme Hazırlığında

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), Ramazan Bayramı nedeniyle çalışma takvimini yeniden düzenlemeyi planlıyor. Genel Kurul’un bu hafta yoğun mesai yaparak bazı kanun tekliflerini tamamlaması, ardından gelecek hafta tatil edilmesi öngörülüyor. TBMM’nin Bu Hafta ve Gelecek Hafta Programı TBMM Genel Kurulu, salı, çarşamba ve perşembe günleri toplanıyor. Ancak Ramazan Bayramı arifesi 19 Mart Perşembe gününe denk geldiği için o gün çalışılmayacak. Milli Eğitim Bakanlığı takvimine göre okullar da 16-20 Mart tarihleri arasında ara tatil yapacak. Bu nedenle TBMM’nin de hem okulların tatil olduğu hem de bayramın kutlanacağı dönemde Genel Kurul’u tatil etmesi bekleniyor. Planlanan çalışma düzenine göre TBMM, bu hafta yarın, perşembe ve cuma günü çalışacak. Görüşülmekte olan Milli Parklar Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşmelerinin tamamlanması hedefleniyor. Bu teklifin yasalaşmasının ardından kripto varlıklardan vergi alınması, bedelli askerlik ücretinin artırılması, pırlanta gibi kıymetli taşlardan ÖTV alınması ve afet konutlarının peşin satışında indirim yapılması gibi düzenlemeleri içeren kanun tekliflerinin görüşülmesi planlanıyor. Tarım ve Orman Arazi Sorunlarıyla İlgili Kanun Teklifi AK Parti, 12 Mart Perşembe günü tarım ve orman arazilerini ilgilendiren yaklaşık 30 maddelik kanun teklifi sunmaya hazırlanıyor. Teklifte, hobi bahçeleri, tapu sorunları ve arazilerin hukuki statüsünün netleştirilmesi gibi konular yer alacak. Özellikle Alanya ve çevresindeki tarım arazileri için kritik bir adım niteliğinde olan bu düzenleme, tarım arazilerinin amaçları dışında kullanımına yaptırım getirmeyi, orman vasfını yitirmiş arazilerde tapu sorunlarını çözmeyi hedefliyor. Böylece, Alanya’da çiftçilerin ve arazi sahiplerinin uzun süredir beklediği hukuki belirsizliklerin giderilmesi amaçlanıyor.

Haber

"Verilecek destekler sadece kayısıyı değil, şehrimizin geleceğini ilgilendiriyor"

Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, "Malatya'da yaklaşık 50 bin aileyi doğrudan, şehrin tamamını da dolaylı yoldan etkileyen kayısının zirai dondan zarar gördüğü 12 Nisan'ın üzerinden tam 1 ay geçti. Üreticimiz başta olmak üzere esnafımız ve ihracatçı sanayicimiz atılacak adımları ve destekleri merakla bekliyor. Üretici, esnafa olan borcunu nasıl ödeyeceğini kara kara düşünür oldu. Zirai ilaç, çadır ve branda başta olmak üzere binlerce esnafımız bu sezon iş daralması yaşayacak. İhracatçı üyelerimiz yanlarında istihdam ettiği yaklaşık 8 bin personelin maaşını nasıl vereceğini bilmiyor" şeklinde konuştu. "Destekler ne zaman verilecek" Hasar tespitinin bir an evvel tamamlanarak, desteklerin hızlıca sunulması çağrısı yapan Başkan Sadıkoğlu, "Tarım Bakanlığımız başta olmak üzere, TARSİM ve diğer kurumlar tespitlerini bir an evvel tamamlamalı. TBMM'de tüm siyasi partilerin katılımıyla Zirai Don Meclis Araştırma Komisyonu kuruldu. Bu komisyon ilk toplantısını 14 Mayıs Çarşamba günü yapacak. İlk toplantısını zirai dondan bir ay sonra yapacak olan komisyon, çalışmalarını ne zaman tamamlayacak ve destekler ne zaman belli olacak? Sadece kayısı değil kiraz, elma, ceviz, badem ve üzüm meyveleri ciddi zarar görmüş, birçok bölgede ağaçlar dahi yanmıştır. Yani hasar düşünülenden daha büyük. O nedenle hasar tespiti bir an evvel tamamlanarak, destekler verilmeye başlamalıdır" ifadelerini kullandı. "Şehrin geleceğini ilgilendiriyor" Verilecek desteklerin sadece kayısıyı değil, şehrin geleceğini ilgilendirdiğini belirten Başkan Sadıkoğlu, "Eğer kapsamlı bir destek paketi açıklanmazsa üretici borcunu ödemek için evini, bahçesini, traktörünü satmak zorunda kalacak. Faizsiz kredi desteği sunulmazsa binlerce esnaf iflas edecek. Personel destekleri verilmezse binlerce kişi işsiz kalacak. Verilecek destekler sadece kayısıyı değil, şehrimizin geleceğini ilgilendiriyor. Buradan yetkililere sesleniyorum; içinde bulunduğumuz durum sadece ekonomik bir mesele değil, aynı zamanda vicdani bir meseledir" dedi. Başkan Sadıkoğlu, Malatya TSO olarak taleplerinin şunlar olduğunu söyledi: "Bir sonraki hasada yaklaşık 1,5 yıl var. Bu sezonun borçları varken, yeniden gübre, ilaç, mazot, işçilik maliyetleri ile çiftçimizin baş etmesi mümkün değil. Üreticiye maddi destek sağlanmalıdır, 2 yıl geri ödemesiz sıfır faizli krediler verilmelidir. Üreticimizin tarımsal borçları en az 2 yıl ertelenmelidir. BAĞKUR ödemeleri ertelenmelidir. TARSİM tarafından ödemeler bir an evvel yapılmalıdır. Ürün taahhütlerini yerine gelinemeyecek ihracatçı üyelerimizin karşılaşacağı yaptırım ve sorunların bertaraf edilmesi için ilgili bakanlıklarımız ve kurumlarımız tarafından gerekli destek sağlanmalıdır. Bu firmalarımıza bu süreci atlatabilmeleri için faizsiz uygun şartlı kredi imkanları tanınmalıdır. Kayısı işletmelerine SGK teşviki ve personel desteği sunulmalıdır. Yaşadığımız don felaketi, Malatya gibi deprem illerine ikinci büyük afeti yaşattı. Bölgemiz henüz depremin yaralarını saramamışken daha derin bir yara aldı. Bu nedenle ilimiz için daha fazla kaynak ve özel destek sunulmalıdır."

Ulusal Su Kurulu’nda Alınan 10 Yeni Karar Açıklandı Haber

Ulusal Su Kurulu’nda Alınan 10 Yeni Karar Açıklandı

ANKARA (İHA) - Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Ulusal Su Kurulu’nun 3. toplantısında alınan 10 kritik kararı kamuoyuyla paylaştı. Suyun sürdürülebilir kalkınma ve insan refahı için önemini vurgulayan Yumaklı, küresel iklim değişikliğinin su kaynaklarını ciddi şekilde tehdit ettiğine dikkat çekti. Yumaklı, iklim değişikliği nedeniyle temiz suya erişimin artık bir beka meselesi olduğunu belirterek, "Biz de ülke olarak bu anlayışla geniş bir yelpazede kritik adımlar atıyoruz. Yani ekonomimizde, artan üretimimizde, tarımda, sanayide, enerjide, turizmde ve daha birçok sektörde öncelikli olarak su kaynaklarımızı göz önünde bulunduruyoruz" dedi. MODERN SULAMA VE BİLGİ PAYLAŞIMI Modern sulama sistemleri, yapay zekâ destekli uygulamalar ve erken uyarı sistemleriyle ilgili bilgi veren Yumaklı, belediyeler arasında bilgi ve tecrübe paylaşımını artırmaya yönelik çalışmaların sürdüğünü ve bu yıl 15 belediyenin daha projeye dahil olduğunu açıkladı. Yumaklı, "Sorumluluk hareketine dönüştürmekle ilgili çabalarımız ve gayretlerimiz devam ediyor. Kayıt oranlarının indirilmesi, tarımda sulama randımanının artırılması ve sanayide su kullanımının azaltılması için önümüzdeki günlerde de çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz" dedi. HAVZA VE PEYZAJ DÜZENLEMELERİ Yumaklı, "Bugün de Afyonkarahisar, Diyarbakır ve Trabzon Valilerimiz havza kurullarında öne çıkan hususlarla ilgili sunumlarını bizlerle paylaştılar. Özellikle çok su tüketen peyzajlar yerine suyu az tüketen kurakçıl peyzaj düzenlemelerinin yaygınlaştırılması konusu da yine bugün tartıştığımız konular içerisinde yer aldı. Ayrıca sürdürülebilirlik tedbir risk yönetimi, halk sağlığı ve refah sosyoekonomik yaklaşımı, ortak sorumluluklar ile teknolojik bilimsel gibi temel ilkelere dayanan ulusal su planımızla ilgili istişarelerde bulunduk" dedi. Ayrıca, Kuzey Ege ile Batı Akdeniz havzalarındaki sektörel su tahsis planlarının onaylandığını bildirdi. KURAKLIK VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK TEDBİRLERİ Ulusal Su Kurulu'nda alınan kararlar Bakan Yumaklı tarafından açıklandı: Teknik çalışmaların tamamlanarak sürecin Türkiye Büyük Millet Meclisine arzuyla ilgili başlatılması, Havza su kurullarında öne çıkan hususların fiili durumların ve planlamalarının takip edilmesi ve bir sonraki toplantıda ulusal su kurumuna bilgi verilmesi, Fırat-Dicle havzasının iklim değişikliğinin su kaynaklarının etkisi tespit edilmesi ve kuraklıkla mücadele acil önlem planının hazırlanması, Afyonkarahisar ilinde yapılan yağmur suyu hasadı kurakçıl peyzaj uygulamaları ve farkındalık oluşturulması gibi su verimli çalışmalarına dair iyi uygulamaların valilikler koordinasyonunda illerde örnek uygulama olarak başlatılması, Diyarbakır Ligi'nde başlatılan su gönüllüsü gençler sahada girişimi çalışmalarının Milli Eğitim Bakanlığı koordinasyonunda ülkemizdeki tüm okullarda yaygınlaştırılması, Kuraklık riski altında olan göllerimize yetişkin eylem planlarının hazırlanması, uygulamaya geçmiş ya da geçecek olan eylem planlarımız da bir sonraki kurula sunulması, Bakanlıklar, üniversiteler, yerel yönetimler başta olmak üzere tüm kamu kurum ve kuruluşlarında yeşil sahalarda ve refüjlerde, peyzaj alanlarında park ve bahçelerde kurakçıl peyzaj uygulamaları gece sulaması ve ara bulmuş atık suların yeniden kullanılmasını içeren kurakçıl ve peyzaj uygulamaları, rehber takımının uygulanması ve bu konuda Cumhurbaşkanımızın onayına sunulması, Aynı zamanda hem Tarım Orman Bakanlığı hem de Çevre Şehircilik Bakanlığının çalışmalarının birleştirilerek bu onaya tabi olması konusunda karara bağlanması, Ulusal Su Planı nihai hale getirilmesi bir sonraki toplantıda kurulun onayına sunulması, Büyük Menderes Kuzey Ege ve Batı Akdeniz planlarının onaylanması. ULUSAL SU PLANI NİHAİ HALE GETİRİLECEK Taslak Su Kanunu ve Taşkın Kanunu’na yönelik çalışmaların tamamlanarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulacağını açıklayan Yumaklı, Ulusal Su Planı’nın da bir sonraki toplantıda nihai hale getirilip kurulun onayına sunulacağını ifade etti. "SU YÖNETİMİNİ SÜREKLİ İYİLEŞTİRECEĞİZ" Su yönetiminin aciliyetini vurgulayan Yumaklı, "Ülkemizde Ulusal Su Kurulu ile su yönetimine yön verecek bir yapının tesisi sağlanmıştır ancak bununla ilgili müştereklerin ortak kuralına veya ortaklaşa kabul edilen kararlar doğrultusunda adil, akıllı ve etkin bir şekilde uygulanması zaruridir. Bu sebeple kurul marifetiyle su yönetimi statülerimizi sürekli olarak iyileştireceğiz ve bunu da kamuoyumuzun bilgilerine arz edeceğiz" dedi. Kurulda alınan kararlar, su kaynaklarının korunması ve etkin kullanımı adına kritik bir adım olarak değerlendiriliyor.

Palandöken: Haber

Palandöken: "İşverene Yüzde 5 Prim Desteği Devam Etmeli"

ANKARA (İHA) - Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, vergi ve primlerini düzenli ödeyen işverenlere sağlanan sigorta prim desteğinin 5 puandan 4 puana indirilmesini öngören yasa teklifine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Palandöken, 2008’den bu yana kesintisiz sağlanan 5 puanlık prim desteğinin devam etmesinin kritik olduğunu söyledi. Bu indirimin işverenlere kişi başı aylık 400 TL ek yük getireceğini hatırlattı. "ESNAF KORUNMALI, BÜYÜK FİRMALARA AYRICALIK DOĞRU DEĞİL" Palandöken, TBMM'de görüşülen yasa teklifiyle, imalat sanayii sektörüne sağlanan 5 puanlık prim desteğinin 2026 yılı sonuna kadar süreceğini, ancak diğer işverenler için bu desteğin 4 puana düşürülmesinin adil olmadığını vurguladı. Palandöken, "Anayasa'nın 173'üncü maddesinde ‘Devlet esnaf ve sanatkarı koruyucu ve destekleyici tedbirler alır’ ifadesi bulunuyor. Esnaf ve sanatkârlarımızın ekonomik zorluklar yaşadığı bu dönemde korunması gerekirken, büyüklerin yani imalat sektörünün korunması adil değil. Vergi ve primlerini düzenli ödeyen işverenlere sağlanan yüzde 5’lik prim desteği kesinlikle devam etmeli" ifadelerini kullandı. "SGK PRİM TEŞVİKİ YÜZDE 10’A ÇIKMALI" TESK olarak daha önce SGK prim teşvikiyle ilgili farklı bir talepleri olduğunu hatırlatan Palandöken, "Bizim daha önceki talebimiz, bu teşvikin yüzde 10’a çıkarılması yönündeydi" dedi. Esnafın ekonomik zorluklar yaşadığı bir dönemde bu teşvik miktarının düşürülmesini yanlış bulduğunu yineledi. Palandöken’in bu çağrısı, esnaf ve küçük işletme sahipleri tarafından dikkatle takip ediliyor. Yasa teklifinin Meclis'te ne şekilde sonuçlanacağı merakla bekleniyor.

Fındıkta fiyat belirsizliği sürüyor Haber

Fındıkta fiyat belirsizliği sürüyor

Ziraat Mühendisleri Odası Trabzon Şube Başkanı Cemil Pehlevan, fındık fiyatlarına ilişkin, "Öncelikle yapılması gereken fındık alımının Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) üzerinden değil, devletin fındık üreticisinin örgütü olan Fiskobirlik üzerinden alım politikası oluşturarak üreticilerin tekelleşmeye karşı korunmasını sağlamaktır” dedi. Her yıl dünyanın fındık ve mamulleri ihracatına konu olan fındığın yaklaşık yüzde 75’inin Türkiye’den karşılandığını belirten Pehlevan, “Fındık Karadeniz bölge halkının önemli bir kısmının geçim kaynağıdır. Aynı zamanda fındığın sosyal boyutu da oldukça önemlidir. Üretim alanı Düzce’den Artvin’e, Trabzon’dan Gümüşhane, Tokat’a kadar 16 ilde, 123 ilçede ve 3 bin 200 köyde 720 bin hektar alanda 500 bin çiftçi ile her yıl dünyanın fındık ve mamulleri ihracatına konu olan fındığın yaklaşık yüzde 75’i ülkemizden karşılanmaktadır. Üretici, tüccar, fabrikalar ve ihracatçıları da hesaba katarsak direkt ve dolaylı olarak 5 milyondan fazla kişiyi ilgilendirmektedir. Bu kadar geniş bir etki alanına sahip olan fındık politikaları oluşturulurken çok daha hassas davranılmalı. Ülkemizde yetişen fındığın kalitesi ve aroması bakımından tartışmasız dünyada olmazsa olmaz kalitesinin değerini bilerek stratejilerimizi bu realite doğrultusunda yapmalıyız” dedi. "Üreticinin fazla talebi yok" Üreticinin fazla bir talebi olmadığını ifade eden Pehlevan, “Üreticilerimizin çok fazla talebi yok. Sadece istenen üretim maliyetinin üzerine yaşam payının koyularak çiftçinin alın terinin karşılığını alacağı taban fiyatının açıklanması ve aracıların ise bu taban fiyatın altında fındık almasının önüne geçilmesidir. Aksi takdirde üretici bu ekonomik koşullarda mağdur olup zarar edecek, üretimden kopacak, kaybeden bütün paydaşlar ve hepsinden önemlisi ülkemiz olacaktır. Bugün yapılması gereken çiftçiye çeşitli söylemler ile ayar vermek değil, üreticinin alın terinin karşılığını almasını sağlamaktır. Bunun yolu da çiftçinin malını ucuza kapatmak değildir. Fındığın gerçek değerini bulacak piyasa şartlarının oluşturulmasıdır” diye konuştu. "Dünyada marka değeri yüksek Fiskobirlik gibi bir kurum var" Pehlevan, “Öncelikle yapılması gereken fındık alımının Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) üzerinden değil, devletin fındık üreticisinin örgütü olan Fiskobirlik üzerinden alım politikası oluşturarak üreticilerin tekelleşmeye karşı korunmasını sağlamaktır. 90 yıllık tecrübeye sahip, kendi entegre tesislerinde ürünü işleyen ve aracı kullanmadan fındığı dış pazara sunma kabiliyeti olan ve dünyada marka değeri yüksek Fiskobirlik gibi bir kurum var. Fındık fiyatına ayar verecek olan, güçlü devlet destekli alım politikası ile Fiskobirlik’tir. TMO ise almış olduğu fındığı üzerine belli bir kar koyarak satacağı yer yine üreticiye ayak oyunları yapan büyük aktörler. TMO’nun satış yapmış olduğu dönemde ise fındık fiyatlarındaki düşmelerden çiftçiler inanılmaz zararlar etmektedir. Fındık tarımının sürdürülebilir olması için olmazsa olmaz olan, Fiskobirlik’in işlevsel hale getirilmesi için gerekli düzenlemelerin yapılması ve rekabet kurulunun sahada olmasıdır” dedi. "170 TL taban fiyat belirlenmesi gerekmektedir" Fındık taban fiyatının 170 TL olması gerektiğini söyleyen Pehlevan, “Karadeniz’in olmazsa olmaz tarım ürünü fındığın belirsizlik içerisinde olması kabul edilemez. Geçtiğimiz yıla göre verimin yüksek olması beklenen bu yıl, fındık üreticisi umutsuz, çaresizlik ve belirsizlik içerisinde beklemektedir. En kısa zamanda belirlenen 120 TL maliyetin üzerine yüzde 30’luk yaşam payı ilave edilerek üreticiyi memnun edecek 170 TL taban fiyat belirlenmesi gerekmektedir. Dünya fındık piyasasının yüzde 75’ine hükmettiğimiz ve 5 milyon insanımızın içerisinde olduğu fındık, yabancı tekellere bırakılacak bir ürün değildir. Fındık üreticileri kaderine mahkûm edilmesin. Acilen TBMM’de iktidarı ve muhalefeti ile birlikte milli ürün olmanın bütün şartlarını taşıyan fındığın milli ve stratejik ürün kapsamına alınmasının mimarı sizler olun” diye konuştu.

Bu kanunla tarımda artık üretim planlaması yapılacak Haber

Bu kanunla tarımda artık üretim planlaması yapılacak

Ulusal Hububat Konseyi, TBMM’de yasalaşarak hayata geçen ‘Orman Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 422 Sayılı Kanun Teklifi’ ile ilgili yayımladığı raporda, tarımda üretim planlaması, suyun merkeze alınması, stratejik ürünlerde arz güvenliğinin korunması ve sözleşmeli üretimin yaygınlaştırılmasının tarıma değer katacağı vurgulandı. Orman Kanunu ve bazı kanunlarda yapılan değişiklikle, “Tarımsal üretim planlaması, gıda güvencesi ve gıda güvenliğinin temin edilmesi, verimliliğin artırılması, çevrenin korunması ve sürdürülebilirliğin tesis edilmesi için Bakanlıkça belirlenen ürün ve ürün gruplarının üretimine başlanılmadan önce izin alınır. Bakanlık, arz ve talep miktarları ile yeterlilik derecesini dikkate alarak hangi ürün ve ürün gruplarının üretileceği ile tarım havzası veya işletme bazında asgari ve azami üretim miktarlarını belirler” hükmü getirilmişti. Bunun uygulanması için sırasıyla uyarıda bulunma, beş yıl süreyle destek programlarından yararlandırmama, idari para cezası gibi tedbirler belirlendi. Bu düzenlemeyle planlı üretime geçilmesi, stratejik ürünlerde arz güvenliğinin korunması, hasat döneminde üreticilerin pazarlama gibi bir sorunla karşı karşıya kalmamalarının sağlanmasının iyi bir uygulama olduğu belirtilen raporda, değişiklikle ilk defa üretim planlaması ya da planlı üretimin yasal zemininin oluşturulmasının önemi aktarıldı. Raporda, su varlığına göre tarım yapılması hedefinin ortaya konmasının değerli bir yaklaşım olduğu belirtildi. Bu hedef için bütüncül bir yaklaşımla su kanununun çıkarılması, havzalar arası su transferi konusunun tarımsal bir öncelik olarak çok güçlü bir şekilde ele alınması, sulama kooperatifi ve sulama birliği alanlarında alt yapılarının ivedi olarak rehabilitasyonu, arazi toplulaştırma hizmetlerinin tamamlanması, tamamen basınçlı sulama sistemlerine geçilmesi, sulama sistemlerinin dijitalleştirilmesi ve otomasyonun sağlanması konusunda gerekli çalışmaların yapılmasının önemli olduğu kaydedildi. Sözleşmeli üretimle ilgili yapılan değişiklik, yıllardan beri sınırlı gelişme kat edilen, üretim planlamasının önemli bir aracı olan sözleşmeli üretimin hukuki zeminini oluşturması, özellikle uyuşmazlıklarda arabulucuya başvurma şartı ile basit yargılama usulünü ortaya koyması ve güçlü destek mekanizması ile gelişimine ve yaygınlaşmasına önemli katkı sağlayacağı belirtildi. Ayrıca pazarlama sorunlarının da sözleşmeli üretim modelinin yaygınlaşmasına bağlı olarak büyük ölçüde ortadan kalkacağı belirtildi. Atıl arazilerle ilgili olarak ise, “Bakanlık, mülkiyeti gerçek ve tüzel kişilerde olup, farklı sebeplerle üst üste iki yıl işlenmeyen tarım arazilerini kira geliri arazi sahiplerine olmak ve arazinin vasfının değiştirilmemesi şartıyla sezonluk olarak rayiç bedelden aşağı olmamak üzere kiraya verir” hükmüyle bir taraftan atıl arazilerin ekonomiye kazandırılması ve kamu yararına kullanılması, diğer taraftan vasfının korunmasının sağlanması hedeflendi. Kiralanan arazilerin kayıt sistemine kaydedilmesi ve kiracıların tarımsal desteklerden yararlandırılması da yıllardır süren sorunları ortadan kaldırdı. Bütün bu düzenlemeler ve bunlara bağlı çıkarılacak yönetmeliklerle her yıl üretim dışı kalan milyon hektarı bulan tarım alanlarının üretime kazandırılmasının hayati olarak görüldüğü ifade edildi. ‘Destekleme ödemelerinde Bakanlıkça belirlenen kayıt sistemleri’ hükmüne yer verilen değişiklikte; destekleme ödemelerinde ÇKS sistemi ile birlikte Bakanlıkça belirlenen kayıt sisteminin ele alınması, tapu veya mülkiyete dayalı kayıt yerine üretimin yapıldığı tüm alanların kayıt altına alınarak bu alanların desteklemelerden yararlandırılmasına imkan tanınmasının sağlandığı belirtildi. Kayıt sisteminde dijitalleşmenin de yeni uygulamayı kolaylaştırması ve pratikleştirmesi açısından önemli bir adım olduğu vurgulandı. Türkiye’de lif ve tohum üretimi gayesiyle izinli üretime tabi keneviri kanun değişikliği ile ilaç etken maddesi amacıyla da “çiçek ve yaprakları” üretilebilme imkanı geldi. Haşhaş üretimi ve işlenmesinde önemli birikim ve deneyime sahip olan TMO kontrolünde gerçek ve tüzel kişilere üretim yaptırılabilecek olmasının kenevir üretiminin tüm aşamalarını etkin bir şekilde kontrol edilmesini sağlaması açısından önemli bir adım olduğu belirtilen raporda, haşhaş üretim ve işlenmesinde önemli birikim ve deneyim kazanmış olan Toprak Mahsulleri Ofisine bu maksatla görev verilmesinin muhtemel amaç dışı kullanım risklerini minimize ederek, üretimin tüm aşamalarının etkin bir şekilde kontrolü ve izlenmesine imkan vermesinin önemli bir adım olduğu kaydedildi. Yasa değişiklikleriyle orman köylüsünün güçlendirilmesini sağlayacak adımların atılması için yasal zeminin oluşturulmasının orman köylülerinin gelirini artıracağı ifade edildi.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.