Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tmo

AGRONEWS - Tmo haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tmo haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Tarım ve gıda için 'kriz masası' kurulsun önerisi Haber

Tarım ve gıda için 'kriz masası' kurulsun önerisi

Başta tarım olmak üzere bir çok disiplinde araştırmalar yapan bilim insanlarının bir araya geldiği Tarımsal Bilgi Platformu, ABD ve İsrail’in İran’a saldırmasıyla bozulan küresel dengelerin Türkiye’ye tarım ve gıda güvencesi alanında etkisinin azaltılması amacıyla 11 maddeden oluşan bir önlemler dizisi hazırladı. Kısa ve orta vadede(3 ay/9 ay) alınabilecek önlemlerin toplumsal kaygının azaltılması ve çiftçinin karar verme süreçlerinin rahatlatılması açısından önemine değinilen raporda, Türkiye’nin öncelikli olarak bir kriz masası oluşturması gerektiği belirtildi. Raporda öne çıkan bir başka önemli husus ise Rusya Ukrayna savaşındaki Tahıl Koridoruna benzer, Enerji Gıda Tarım Koridoru oluşturması gerektiği vurgulandı. Tarımsal Bilgi Platformu tarafından, karar alma mekanizmasına yol gösterici nitelikle hazırlanan 11 maddelik öneriyi içeren rapor şöyle: 1. “Enerji, Gıda ve Tarım Kriz Masası” kurulsun Hazine ve Maliye, Tarım ve Orman, Enerji, Ticaret, Ulaştırma Bakanlıkları, BOTAŞ, TMO, EPDK TC Merkez Bankası, TC Ziraat Bankası ve TZOB günlük verilerle ve yüksek reflekslerle aynı masa etrafında toplanmalı-çalışmalı; mazot, gübre, yem, elektrik, sulama, navlun-lojistik ve temel gıda fiyatları için erken uyarı sistemi kurulmalıdır. Avrupa Birliği savaş kaynaklı enerji ve gıda fiyatları oynaklığı karşısında dağınık kurum tepkisi yerine merkezî koordinasyon oluşumu ile süreci izliyor. 2. “Kaygı Yönetim Birimi” oluşturulsun Üretici, tüketici, tarım-gıda sektör bileşenleri, lojistik tedarikçileri, vd. savaşın yarattığı fiyatlar, darboğazlar karşısında büyük kaygı içindedirler. Geleceğin belirsizliği bu kaygıyı daha da artırıyor. Toplumu rahatlatacak, sektöre güven verecek, kaygıları azaltacak bir birimin oluşturulması, sürekli kamuoyu bilgilendirmesi üretimin devamlılığı ve sektörel dinamizm asından gereklilik gösteriyor. 3. Çiftçiye “Üretim Hedefli Destek Paketleri” verilsin Savaş süreci ve devamındaki 2-3 yılda bitkisel üretimde bulunan, hayvancılık faaliyeti içinde yer alan çiftçilere sulama, enerji-elektrik, akaryakıt, gübre, pazara erişim desteklerinde bulunulması ve gıda fiyatlarını dizginleyici bir planlama yapılması hedeflenmelidir. Ayrıca, geniş tabanlı vergi indirimi ve çiftçi borçlarını erteleme-faizlerinden vazgeçme gibi sürükleyici desteklerle de bunlar güçlendirilebilir. ÇKS’ye ve/veya üretici örgütlerine kayıtlı üreticilere ekili alan, ürün deseni ve sulama yoğunluğuna göre dijital mazot iadesi yapılabilir ve desteklerin doğrudan üretime yansıması sağlanabilir. Gübre ve mazot fiyatlarındaki aşırı artışın etkisini hafifletmek için tarımsal destek bütçesi ivedi olarak yükseltilmeli, İlkbahar-Yaz dönemi ekimlerde gübre ihtiyacı düşük olan baklagiller, yem bitkileri gibi ürünlerin üretimini teşvik için destekler artırılmalıdır. Tarımsal desteklerin zamanında ödenmesi üretim motivasyonunu koruyacaktır. Stratejik ürünlerde ihracatın sınırlandırılması ve ihtiyaç duyulan alanlarda hızlı ithalat yapılması arz dengesini destekleyecek ve fiyat şoklarına dirençliliği artıracaktır. 4. “Gübre İçin Tedarik Çeşitlendirmesine” gidilmelidir FAO’ya göre savaş gübre ve enerji tedarik sistemlerini bozmuştur. Üre fiyatları hızla yükseliyor. Türkiye’de Hindistan, Rusya, Belarus, Fas ve Endonezya gibi alternatif kaynaklara yöneldiğini aktarıyor. Türkiye’de de özellikle üre ve DAP’ta kaynak tedarik kanallarının çeşitlendirmesine gitmelidir. Burada liman önceliği, geçici gümrük/vergisel esneklik ve kamu koordinasyonunda toplu alım mekanizması kurulmalı ve spekülatif kazançlar denetlenmelidir. Ayrıca geleceğin belirsizliği ve fiyat hareketliliği karşısında kritik yazlık ekim ve bakım dönemi için mevsimlik üre, DAP ve yem hammaddesi stokunu hedeflemeli ve oluşturmalıdır. Yerli gübre üretiminin artırılması, alternatif gübre uygulamalarının yaygınlaştırılması ve hayvansal atıkların değerlendirilmesi önem taşımaktadır. Ürün deseni daha az girdi gerektiren yapıya dönüştürülmelidir. 5. “Yem ve Hayvancılık Kırmızı Hat” desteği oluşturulmalıdır Enerji ve gübre şoku, yem ve nakliye maliyetleri hayvancılığı derinden etkiliyor. Bu nedenle hayvancılıktaki kırılganlığın önüne geçmek için özellikle gıda güvencesini önceleyen süt ve besi hayvancılığına yönelik yem kredisi, yem hammaddesi ithalatında hızlandırılmış gümrük, faiz sübvansiyonu ve soğuk zincir elektrik ve akaryakıt desteği sağlanmalıdır. 6. “Buğday, Arpa, Mısır ve Bakliyatta İç Stok” oluşturulmalıdır Bu, TMO üzerinden güven verici iç stoklama politikası ile uygulamaya koyulmalıdır. Panik alımları ve stokçuluk piyasada fiyatları bozar, yükseltir. Türkiye’de temel gıdalarda düzenli iç stok oluşturulmalı ve stok bilgisi de paylaşılmalıdır. TMO satış takvimini önden ilan etmeli ve gerekirse belirli ürünlerde piyasaya kontrollü ürün vererek beklenti enflasyonunun belini kırmalıdır. 7. “Enerji ve Gıda-Tarım Ticaret Koridoru” oluşturmalıdır Bu her şeyden önce lojistik ve sigorta maliyetlerine karşı bir önlemdir. Savaş riski ve nakliye sigortası ve Hürmüz Boğazı geçiş maliyetleri büyük sorun haline gelmiştir. Türkiye gübre, yem hammaddesi, akaryakıt ve tahıl için öncelikli navlun-finansman-depolama-sigorta destekli bir “enerji ve gıda-tarım ticaret koridoru” oluşturmalıdır. Bunun için gerekiyorsa da kamu bankaları üzerinden kısa ve orta vadeli ticaret finansmanı sağlanmalıdır. 8. “Dar Gelirliler İçin Gıda Sepeti Destek Paketi” oluşturulmalıdır Dar gelirli tüketici için temel gıda sepetinde hedefli destek, okul beslenmesi, belediye tedarik ağları ve kooperatif satış kanalları genişletilmelidir. Çünkü enerji ve girdi şoku yalnızca çiftçiyi değil, tüketiciyi de vuruyor ve bundan dolayı iki tarafı aynı anda koruyan paketler devreye konulmalıdır. Bu aynı zamanda gıda enflasyonuna karşı sosyal politikanın bir gereğidir. 9. “Belediyelerde Acil Destek Karşılama Merkezleri” oluşturulmalıdır Savaş koşullarının getirdiği üretim ve tüketim koşullarının zorlaşması ve belirsizleşmesi nedeniyle belediyelere daha fazla sorumluluk düşmektedir. Özellikle gıda tedarikinde, su temininde, ulaşım koşulların sürekliliğinde, yaşlılara bakımda, tarımsal girdi sağlanmasında belediyelerin sadece kendi bütçeleri ile değil merkezi hükümetin kaynak aktarımı yoluyla hizmetlerini artırması ve çeşitlendirmesi sağlanmalıdır. Artan akaryakıt zamları ve fiyatları karşısında toplu ulaşımda çok daha fazla devreye girmeli ve vatandaşı yönlendirici rol oynamalıdır. 10. “Tarımsal Üretim ve Ürünler Güvence” altına alınmalıdır Türkiye son yıllarda iklim değişikliğinden kaynaklı üretim şokları yaşamaktadır. Çiftçinin kayıpları artmaktadır, tüketici daha yüksek fiyatlarla tarımsal ürünlere erişim sağlayabilmektedir. Savaş ortamında çiftçinin kendisini ve ürünlerini güvende hissedebilmesi için önümüzdeki 2-3 yıl sürecince bitkisel üretim ve hayvancılığa yönelik TARSİM uygulamaları yayınlaştırılmalıdır. TARSİM, içinden geçtiğimiz bu zor süreçte sadece ÇKS’ye kayıtlılık temelinde tüm üretim alanları için sigorta uygulamalarına gitmeli ve devlet eliyle prim desteğinde bulunulmalıdır. 11. “Kısa-Orta-Uzun Vadeli Şoklara Dirençli Stratejiler” geliştirilmelidir Şimdiye kadar ortaya konulan acil önlem paketlerine dayanarak ortaya konulan kısa-orta-uzun vadeli politikalarda şunlar ön plan çıkmaktadır; Kısa vadede temel öncelik üretimin devamlılığı ve çiftçinin gelir güvencesidir. Savaşın etkisiyle artan enerji fiyatları gübre ve mazot maliyetlerini yükseltmiş, çiftçinin kararlarını doğrudan etkilemiştir. Bu nedenle girdi desteklerinin artırılması, çiftçi borçlarının ertelenmesi ve uygun finansman mekanizmalarının devreye alınması kritik önemdedir. Desteklerin zamanında ödenmesi üretim güvencesi için önemlidir. Temel stratejik ürünlerde ihracatın sınırlandırılması ve ihtiyaç duyulan alanlarda hızlı ithalat yapılması arz dengesini destekleyecektir. Ulusal stok yönetiminin güçlendirilmesi de fiyat dalgalanmalarını sınırlamak açısından gereklidir.

"Mısır fiyatı üreticiyi korumak için hayati önem taşımakta" Haber

"Mısır fiyatı üreticiyi korumak için hayati önem taşımakta"

Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, 2025 yılı mısır alım fiyatlarının henüz açıklanmamış olmasına dikkat çekerek, hasadın başlamasına günler kala çiftçilerin belirsizlik yaşadığını ve bu durumun üreticileri zor durumda bıraktığını ifade etti. Doğan, Çukurova’nın Türkiye’nin en önemli mısır üretim merkezlerinden biri olduğuna vurgu yaparak şunları söyledi: "Geçtiğimiz yıl aşırı sıcaklar ve su stresi nedeniyle bölgemizde yüzde 25’e varan verim kaybı yaşandı. Bu yıl ise hava şartları daha elverişli olmasına rağmen su kaynaklarında yaşanan daralma nedeniyle bazı bölgelerde altı sulama yerine dört veya beş sulama yapılabildi. Bu durum özellikle kıraç arazilere ve sahile yakın alanlarda ürünün daha erken olgunlaşmasına yol açtı ve hasat yer yer başlamış durumda. Önümüzdeki hafta ise ovanın birçok noktasında yoğun biçimde hasat başlayacak." "Kilogram başına en az 13,50 TL olarak belirlenmeli" Başkan Doğan, çiftçilerin üretim maliyetlerinin çok yüksek olduğunun altını çizerek, "Çiftçimiz zaten borç yükü altında ve girdi maliyetleri artmış durumda. TMO’nun gecikmeden fiyat açıklaması, üreticimizin emeğini korumak için hayati önem taşımaktadır. Bu yıl mısır alım fiyatının, buğdayda olduğu gibi kilogram başına en az 13,50 TL olarak belirlenmesini talep ediyoruz. Fiyatların geç açıklanması, üreticiyi tüccara mahkum edecek ve çiftçimizin emeği karşılıksız kalacaktır. Tarımsal üretimde stratejik önemi büyük olan Çukurova’da bu yıl mısır ekim alanları geçen yıla oranla yaklaşık yüzde 40 arttı, verimde ise geçen yıla kıyasla kayıp beklemiyoruz. Bölgemiz Türkiye’nin mısır arz güvenliğinde kritik bir role sahiptir. Üreticimizin emeğinin karşılığını alması, ülke tarımının sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşımaktadır" diye konuştu. Doğan, yetkililere çağrısında, hasadın başlayacağını ancak üreticinin belirsizlik içinde olduğunu söyleyerek, en kısa sürede mısır alım fiyatının açıklanmasını istedi. Doğan, "Çiftçimizin alın teri karşılıksız kalmamalıdır" ifadelerini kullandı.

Pazaryeri’nde Arpa Ve Buğday Hasadı Çiftçiyi Sevindirdi Haber

Pazaryeri’nde Arpa Ve Buğday Hasadı Çiftçiyi Sevindirdi

Bilecik’in Pazaryeri ilçesinde arpa ve buğday hasadı başladı. Mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıklar nedeniyle erken olgunlaşan ürünler, bu yıl hem verimi hem de kalitesiyle çiftçilerin yüzünü güldürdü. Pazaryeri ilçesine bağlı kırsal Gümüşdere Mahallesi başta olmak üzere birçok mahallede ve köylerde başlayan hasat çalışmalarında dönüm başına 500 ila 600 kilogram ürün elde edildi. Ambarların dolup taştığı köylerde, çiftçiler bu yılki mahsulden son derece memnun olduklarını dile getirdi. Ürünlerin önemli bir kısmı Toprak Mahsulleri Ofisi’ne (TMO) gönderilmek üzere yola çıktı. Pazaryeri İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü verilerine göre ilçe genelinde yaklaşık 60 bin dekar alanda arpa ve buğday ekimi yapıldı. Bu rakam, bölge tarımı açısından oldukça önemli bir üretim hacmini işaret ediyor. Öte yandan, hasat sezonunun sıcak ve kurak hava şartlarında gerçekleşmesi nedeniyle İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü, biçerdöverle yapılan hasat sırasında yangın riskine karşı önlemler aldı. Biçim yapılan her alanda su tankeri veya yangın söndürücü bulundurulması zorunlu hale getirildi. Tarım yetkilileri ve köy muhtarları, biçerdöver operatörlerini ve üreticileri dikkatli olmaları konusunda uyardı. Alınan bu tedbirlerle, muhtemel arazi yangınlarının önüne geçilmesi hedefleniyor. Pazaryeri’nde bu yılki hasat hem üreticiler hem de bölge ekonomisi adına umut verici bir tablo ortaya koydu. Gümüşdere köyünde çiftçilik yapan 25 yaşındaki genç çiftçi İlyas Muhammed Dur, "Köyümüzde arpa ve buğday hasadımız başladı. Ekiz, masaccio cinsi buğdaylarımızdan dönüme 5 yüz ile 6 yüz kilo arası verim aldık. Ürünlerimizi hasat sonrası Toprak Mahsulleri Ofisi'ne teslim edeceğiz. Herkese hayırlı ve bereketli hasatlar dilerim" diye konuştu.

TMO’nun Fındık Satışı Serbest Piyasayı Canlandıracak Video Galeri

TMO’nun Fındık Satışı Serbest Piyasayı Canlandıracak

Giresunlu fındık tüccarı Mustafa Kankaya, Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) elindeki fındık stoklarını satışa çıkarmasının, yeni sezon öncesinde serbest piyasada fiyatların önünü açacağını söyledi. Kankaya, satışların hem fiyat istikrarı hem de sanayici açısından olumlu etkileri olacağını belirtti. Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), elinde bulunan 2022-2023 sezonu levant kalite fındıkları yeniden satışa çıkardı. Giresun'un tarihi fındık pazarı esnafından Mustafa Kankaya, bu satışların hem serbest piyasayı düzenlediğini hem de sanayici için kritik bir rol oynadığını söyledi. Fındıkta yeni sezon öncesi TMO satış hamlesi TMO'nun satış hamlesini muhtemel bir rekolte düşüklüğü karşısında piyasada panik havasını engelleyerek fiyat istikrarını sağlayacağını belirten Kankaya, "Fındıkta yeni hasat dönemine yaklaşılırken, TMO'nun elindeki stokları satışa sunması önümüzdeki sezon serbest piyasada hem sanayici hem de fiyat açısından olumlu yansımaları olacaktır. Çünkü ihracatçı elinde ürün yoksa ve piyasadan tedarik edemiyorsa, TMO'dan aldığı fındıkla üretimine devam edebildi. Böylece hem TMO'nun stoku değerlenmiş oldu hem de Giresun gibi illerde ekonomiye katkı sağlayan sanayicimiz korunmuş oldu. Diğer taraftan da TMO'nun fındık stoku eridiği için serbest piyasada fiyatların önü açılmış olacaktır" dedi. Don afeti sonrası fiyatlar tırmandı Sezon boyunda serbest piyasanın inişli çıkışlı sürecinin de değerlendiren Kankaya, "Sezon başında serbest piyasada fındık fiyatları 125 TL seviyelerinde başladı ve bu fiyatlar uzun süre korundu. Zirai don risk söylemlerinin ardından piyasalarda yaşanan fiyat değişimi yaşandı. Don afeti yaşanmadan önce fiyatlar 125 TL bandında stabil durumdayken, bu rakam zirai don riskiyle 220 TL'ye kadar çıktı. Bu artış üzerine TMO, elinde bulunan 2022-2023 sezonuna ait levant kalite ürünleri 125 TL'den piyasaya sundu. Bu da serbest piyasadaki fiyatların yeniden 180 TL seviyelerine kadar düşmesine yol açtı. TMO'nun bu hamlesinin bazı çevrelerde eleştirilse de aslında yeni sezon için olumlu sonuçlar doğurabileceğini düşünüyorum. Şu an itibariyle TMO, 5 bin 360 kilogramlık fındığı 160 TL'den satışa sundu. Bu durum kısa vadede fiyatlarda baskılasa da uzun vadede stokların tüketilmesi, yeni sezon fiyatlarının önünü açacaktır. Aksi halde bu stoklar, muhtemel bir rekolte düşüklüğünde piyasayı tehdit ederdi" diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.