Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tüi̇k

AGRONEWS - Tüi̇k haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tüi̇k haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Başkan Maraş: Aydın ihracatta büyümeye devam ediyor Haber

Başkan Maraş: Aydın ihracatta büyümeye devam ediyor

Aydın'ın 2026 yılı Nisan ayında 173,7 milyon dolarlık ihracata ulaşarak geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 23,3 artış kaydettiğini açıklayan AYSO Başkanı Gökhan Maraş, pazar ve sektör çeşitliliğinin kentin ihracat gücünü dengeli ve sürdürülebilir hale getirdiğini vurguladı. Aydın Sanayi Odası (AYSO) Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Maraş, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan faaliyet illerine göre 2026 yılı Nisan ayı ihracat verilerini değerlendirdi. Aydın'ın Nisan ayında 173,7 milyon dolarlık ihracata ulaştığını belirten Maraş, geçen yılın aynı ayına göre kaydedilen yüzde 23,3'lük artışın kent ekonomisi açısından önemli bir ivme anlamına geldiğini söyledi. Başkan Maraş, Nisan ayı sonuçlarının yalnızca ihracat tutarı üzerinden okunmaması gerektiğini ifade ederek, "Aydın'ın üretim yapısı artık daha geniş bir pazara hitap ediyor. Gıda ürünleri ve içecekten makine ve teçhizata, madencilikten tarım ve ormancılığa kadar farklı sektörlerimizin dış pazarlarda karşılık bulması, ilimizin ihracat gücünü daha dengeli hale getiriyor. Ortaya çıkan tablo, sanayicimizin ve ihracatçımızın değişen küresel şartlara uyum sağlama becerisini de yansıtıyor" dedi. Nisan ayında Aydın'dan 135 ülkeye ihracat yapıldığını hatırlatan Maraş, pazar çeşitliliğinin kent için önemli bir avantaj olduğunu belirterek "İtalya, ABD, Hollanda ve Çin gibi birbirinden farklı pazarlara yapılan ihracat, Aydın'ın dış ticarette tek bir bölgeye sıkışmadığını gösteriyor. İlk 10 ülkenin toplam ihracattaki payının yüzde 50,6 seviyesinde kalması da pazar dağılımı açısından dikkat çekici. Bu çeşitlilik, küresel dalgalanmalara karşı ihracatçımızın elini güçlendiren bir unsur" ifadelerini kullandı. "Aydınlı sanayicilerimizin üretime ve ihracata devam etmesi büyük kıymet taşıyor" Avrupa Birliği ülkelerine yapılan ihracatın 70,6 milyon dolara ulaştığını ve AB'nin toplam ihracattaki payının yüzde 40,6 olduğunu belirten Maraş; "Aydın sanayisi için Avrupa pazarı önemini koruyor. Ancak bundan sonraki hedefimiz, sadece mevcut pazarlarda kalmak değil daha yüksek katma değerli, kalite standardı güçlü ve markalaşma potansiyeli olan ürünlerle yeni alanlar açmak olmalı. Özellikle orta-yüksek teknolojili üretimin ihracat içindeki payının artması, gelecek dönem için üzerinde daha fazla durmamız gereken başlıklardan biri" dedi. Maraş; "Finansmana erişimin zorlaştığı, maliyetlerin arttığı ve küresel rekabetin her geçen gün sertleştiği bir dönemde Aydınlı sanayicilerimizin üretime ve ihracata devam etmesi büyük kıymet taşıyor. Bu sonuçlarda emeği bulunan tüm firmalarımıza, ihracatçılarımıza ve çalışanlarımıza teşekkür ediyorum. Aydın Sanayi Odası olarak ihracatı yalnızca rakamlarla takip eden bir kurum değiliz, üyelerimizin sahada yaşadığı güçlükleri, yeni pazar arayışlarını ve rekabet şartlarını yakından izliyoruz. Önümüzdeki süreçte de Aydın'ın üretim gücünü daha görünür kılan, firmalarımızın dış ticarette elini rahatlatan ve ilimizin sanayi birikimini yeni fırsatlarla buluşturan çalışmalara ağırlık vereceğiz" şeklinde konuştu.

Traktörlere haciz geldi, 2,5 milyon hektar arazi yok oldu Haber

Traktörlere haciz geldi, 2,5 milyon hektar arazi yok oldu

Artan girdi maliyetleri sebebiyle tarımda yaşanan kriz, traktörleri de vurdu. Nefes gazetesinden Şehriban Kıraç’ın haberine göre, çiftçiler ürettikleri ürünü satamazken, ellerindeki traktörler de bir bir hacizle elinden alınıyor. Bu yılın ilk dört ayında traktörde kapasite kullanımı yüzde 28’e kadar geriledi. TRAKTÖR ÜRETİMİ ÇAKILDI Yılın ilk dört ayında Türkiye’nin 25 bin adetlik traktör üretme kapasitesi varken sadece 7 bin 98 traktör üretilebildi. 2025’in ilk dört ayında 10 bin 922 adet traktör üretilirken bu yılın aynı döneminde üretim yüzde 35 geriledi. Son 22 yılda 2.5 milyon hektar tarım arazisi yok oldu. ÇİFTÇİLİK ÖLÜYOR Çiftçinin yaş ortalaması 60’a dayanırken, 2000’li yılların başında yaklaşık 3 milyon seviyesinde olan kayıtlı çiftçi sayısı bugün 2 milyon seviyelerine geriledi. Bu durum tarımsal üretimin geleceği açısından alarm veriyor. Samandan, buğdaya her kalemde dışarıya bağımlı hale gelen Türkiye’de çiftçi de tarlayı terk ediyor. Bu durum tarım aletleri üretimine de büyük darbe vuruyor. Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) verilerine göre, traktörde kapasite kullanım oranı son 5 yılda 45.6 puan geriledi. 2021 sonunda traktörde kapasite kullanımı yüzde 74 seviyesindeydi. 2025 sonunda traktörde kapasite kullanımı yüzde 35.3 iken sadece dört ayda kapasite kullanımındaki kayıp 7 puanı buldu. TÜİK ÇARPICI VERİLERİ AÇIKLADI Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, trafiğe kayıtlı toplam traktör sayısı 2026 Nisan ayı itibarıyla 2 milyon 324 bin 517 olurken, nisanda geçen yılın aynı ayına göre trafiğe kaydı yapılan traktör sayısı yüzde 33.7 düştü. Nisanda devri yapılan taşıtların yüzde 3.2’sini traktör oluşturdu. OSD’nin Ocak-Nisan 2026 verilerine göre, kapasite kullanım oranı en düşük segment traktör oldu. Kapasite kullanım oranı; hafif araçlarda (otomobil + hafif ticari) yüzde 64.3 , kamyon grubunda yüzde 59.2, otobüs yüzde 71.6, midibüste yüzde 67.1 iken, traktörde yüzde 28.4 olarak gerçekleşti. KREDİLER 1.3 MİLYONU AŞTI Son bir yılda çiftçilerin bankalardan kullandığı krediler yüzde 41 artışla 1.3 trilyon lirayı aşarken batık kredi miktarı da Mart 2026 itibarıyla üçe katlanarak 5.6 milyar liradan 21.6 milyar liraya fırladı. Türkiye Ziraatçılar Derneği (TZD) Başkanı Hidayet Muslu’ya göre, çiftçi yoksullaşırken, tarım makinaları pahalılaşıyor. Çiftçinin traktör almak için mecburen bankalara borçlandığını dile getiren Muslu, “Kredi faizleri çok yüksek. Tarım aletlerinin maliyeti dövize de endeksi. Fiyatlar kura bağlı da artıyor. Yeni traktör alamayan çiftçi elindeki traktörü de tamir edecek parayı bulamıyor. Tarım makinaları parça tedarikinde de sıkıntılar yaşanıyor. Bu yüzden çiftçi tarlayı ekemiyor, traktör kapıda eskiyor” diye konuştu.

Kar ve don tarımı vurdu: Sebze ve meyvelerde fiyat artışı Haber

Kar ve don tarımı vurdu: Sebze ve meyvelerde fiyat artışı

Tarım yazarı ve gazeteci Ali Ekber Yıldırım, mayıs ayında yaşanan kar ve don olaylarının gıda fiyatlarını etkileyeceğini söyledi ve "Önümüzdeki dönemde özellikle meyvelerde ve bazı sebzelerde fiyat artışı mutlaka olacaktır” şeklinde konuştu. Gaziantep ve Şanlıurfa'da başta olmak üzere Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde bu ay etkili olan sel, dolu ve fırtına, tarımsal üretimi ve üreticileri etkiledi. Bazı bölgelerde meyve ağaçları zarar görürken bazı illerde seralar ve tarla ürünleri hasar aldı. Mersin'de kiraz, erik ve şeftali ağacı zarar gördü Yaşanan kar ve don olaylarından farklı bölgelerde farklı ürünlerin etkilendiğini belirten Yıldırım, “Türkiye'nin farklı bölgelerinde, farklı illerinde bazılarında kar yağdı, bazılarında don oldu, bazılarında aşırı yağmur oldu. 2025'te yaşadığımız uzun süren zirai don gibi ve üç defa yaşanan zirai don gibi çok büyük bir etkisi olmadı. Ama yine de lokal düzeyde baktığımızda Mersin'de kiraz, erik ve şeftali ağacı gibi meyveler daha çok zarar gördü. Antalya tarafında seralar, Adana'da mısır, patates gibi diğer ürünler gibi her ilde, her bölgede farklı bir etkilenme oldu” dedi. Don ve karın, meyve-sebze fiyatlarına etkisinin olacağını kaydeden Yıldırım, fiyatlarda artış olabileceği mesajını verdi ve şunları söyledi: “Tabii ki bunun mutlaka gıda fiyatlarına bir etkisi olacak. Zaten Türkiye'de bir fırtına esince, bir kar yağdığında mutlaka psikolojik olarak da hemen fiyatlarda bir artış olduğunu görüyoruz. Yani normalde şu an yaşanan bu kar, dolu, fırtına tarım ürünlerini çok fazla da arttıracak bir etki değil. Ama biraz kar düşünce hemen ‘ürün gelmedi’ denilerek fiyatlar artıyor. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde özellikle meyvelerde ve bazı sebzelerde fiyat artışı mutlaka olacaktır. Gıda enflasyonuna da etkisi mutlaka olacak ama bir yandan da haziran ayına geliyoruz. Tarla ürünleri çıkacak. Bu nedenle fiyatlarda bir düşüş beklentisi var. Bu onu biraz frenleyebilir. Ayrıca bu dönemdeki fiyat artışı zaten halkın yaşadığı enflasyonla TÜİK’in açıkladığı enflasyon arasında ciddi bir fark oluyor. Dolayısıyla biz bunu pazarda hissedeceğiz ama rakamlara yansıması mutlaka daha sınırlı olacak. Nisan ayı enflasyonu açıklandı. TÜİK, sebzelerdeki fiyat artışı yüzde 6,7 dedi. Domates, biber, salatalık, kabak fiyatları yüzde 6,7 mi arttı? Çok daha fazla arttı. Bu nedenle rakamlara yansıması farklı olacak. Biz çarşı pazardaki yansımalarını daha fazla hissedeceğiz. Yani sebze ve meyvede artık piyasa öyle bir noktaya geldi ki bunun maliyetle, iklimle çok fazla bağlantısı kalmamaya başladı. Üretici zaman zaman çok fiyatlar yükselse de bundan yeterince yararlanamıyor veya o üreticiye yansımıyor. Yani biz tüketici olarak ödediğimiz para ne yazık ki üreticiye gitmiyor çoğu zaman. İşte bazen iklim, bazen zirai don, kuraklık birçok sorun oluyor. Bunların her birinde fiyatlar artıyor. Biz tüketici olarak pahalıya tüketiyoruz. Üretici de ucuza satmak zorunda kalıyor. Dolayısıyla son yağışlarla birlikte üreticideki fiyat çok düşük olsa da tüketiciye yansıması yüksek olacak”. İklim krizinin tarımdaki etkisinin azaltılması için etkili üretim stratejisi uygulanması gerektiğini belirten Yıldırım, sözlerine şöyle devam etti: “Tarımda özellikle yapısal sorunların mutlaka çözülmesi gerekiyor. Bu sadece iklime bağlı değil. Bir yandan İran Savaşı ile birlikte gübre fiyatlarının fırlaması, diğer taraftan mazot fiyatının çok artması. Yani maliyetler artarken buna bir reaksiyon gösterilmesi ve üreticinin üretime devam edebilecek şartların sağlanması lazım. Üretici üretime devam edecek bir para kazanabilirse bu üretim sürdürülebilir. Burada yapılması gereken tarladan sofraya kadar olan sürecin tüm ürünün iyi yönetilmesi lazım”.

TÜİK 2024-2025 bitkisel ürün tablolarını açıkladı Haber

TÜİK 2024-2025 bitkisel ürün tablolarını açıkladı

TÜİK 2024-2025 dönemi bitkisel ürün denge tablolarını açıkladı Türkiye'nin bu dönemde toplam tahıl ürünlerinde yurt içi üretiminin ülkedeki talebi karşılama derecesi yüzde 91,1 oldu Meyveler ve içecek bitkilerinde en yüksek yeterlilik derecesi yüzde 594,9 ile kayısı ve zerdalide ölçüldü Sebzelerde yurt içi üretimin yurt içi talebi karşılama derecesi yüzde 108,8 olarak kayıtlara geçti Türkiye'nin toplam tahıl ürünlerinde 2024-2025 piyasa döneminde yurt içi üretimin ülkedeki talebi karşılama derecesi (yeterliliği) yüzde 91,1 olarak belirlendi. Türkiye İstatistik Kurumu, 2024-2025 dönemine ilişkin bitkisel ürün denge tablolarını açıkladı. Buna göre toplam tahıl ürünlerinde yeterlilik derecesi, söz konusu dönemde yüzde 91,1 oldu. Bu ürün grubunda en büyük paya sahip buğdayın yeterlilik derecesi yüzde 104,3 (durum buğdayında yüzde 202, diğer buğdayda yüzde 92,3) olarak kayıtlara geçti. Yeterlilik derecesi, yem sanayisinin en önemli girdilerini oluşturan arpada yüzde 84,6, mısırda yüzde 73,1 ve soyada yüzde 4,2 olarak hesaplandı. Meyveler ve içecek bitkilerinde en yüksek yeterlilik derecesi yüzde 594,9 ile kayısı ve zerdalide ölçüldü. Turunçgiller grubunda yer alan meyvelerin tamamında kendine yeterliliğin olduğu görüldü. Yeterlilik derecesi çayda yüzde 96,1, muzda yüzde 80,7 ve cevizde yüzde 82,8 oldu. Toplam sebze ürünlerinde yurt içi üretimin Türkiye'deki talebi karşılama derecesi yüzde 108,8 oldu. Sebzelerde en yüksek yeterlilik derecesi yüzde 116,2 ile sakız kabakta tespit edilirken hıyarda 115,7, domateste 112,3 olarak ölçüldü. Fındıkta yeterlilik yüzde 592,5 olarak tespit edilirken sert kabuklular grubunda yer alan ve yeterlilik tespit edilen diğer ürünler yüzde 104,5 ile Antep fıstığı ve yüzde 102,5 ile kestane oldu. - Turunçgiller Turunçgiller grubundaki greyfurtun yeterlilik derecesi yüzde 271,8'i bulurken bu oran limonda yüzde 137,3, mandalinada yüzde 142,9 ve portakalda yüzde 122,7 olarak hesaplandı. - Kuru baklagiller Kuru baklagillerden yeterlilik derecesi en yüksek ürünün yüzde 117,5 ile nohut olduğu belirlendi. Kuru fasulyenin yeterlilik derecesi yüzde 99,9 olarak tespit edildi. Yağlı tohumlar ürün grubundan pamukta yeterlilik derecesi yüzde 96,6, ayçiçeğinde yüzde 63,2 ve kolzada yüzde 91,5 olarak ölçüldü. Şekerin yeterlilik derecesi ise yüzde 98,6 olarak kayıtlara geçti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.