TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Türkiye

AGRONEWS - Türkiye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türkiye haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Türkiye’nin muzunun yüzde 40’ı Alanya’dan Haber

Türkiye’nin muzunun yüzde 40’ı Alanya’dan

Antalya'nın Finike, Kumluca, Manavgat ve Aksu ilçelerinde etkili olan sağanak yağışlar sonucu tarım arazileri sular altında kalırken, Alanya'nın bu olumsuz tablodan etkilenmemesi üreticiler tarafından memnuniyetle karşılandı. Tarımsal üretimin yoğun olarak yapıldığı ilçede seralar ve açık alanlardaki üretimlerde herhangi bir zarar oluşmadığı öğrenildi. Türkiye'nin muz ihtiyacının yüzde 40'ını karşılayan Alanya'da yaşanan olumsuz hava şartlarına rağmen üretim ve sevkiyat faaliyetleri kesintisiz sürüyor. İlçede yılın 12 ayı boyunca hem örtü altı hem de açık alanlarda muz üretimi yapılabiliyor. Antalya genelinde yaşanan sel felaketine rağmen Alanya'dan Türkiye'nin dört bir yanına ve yurt dışına muz ihracatının devam ettiği bildirildi. Alanya'da muzun kilogram fiyatı halde 35 ile 40 lira arasında değişiyor. 2 bin 500'e yakın üretici, örtü altı ve açık alanda yaklaşık 300 bin tona yakın muz üretimi yaparak ülke ekonomisine katkı sağladı. Muz üretimi ile ilgili sıkıntı yaşamadıklarını dile getiren Abdurrahman Uyar, "Antalya ve çevresindeki sel felaketinden olumsuz etkilenen çiftçilere geçmiş olsun. Alanya'da muzda bir sıkıntı yok. Tüm Türkiye'ye ve dünyaya ihracatlar devam ediyor. Antalya'daki sel felaketi Alanya'yı etkilemedi. Havalar 10 gündür kapalı bizim buralarda. Daha önce güneş ve ılıman olduğu için muz erken yetişti. Pazarcılar pazara çıkamadığı için fiyatlar biraz sabit kaldı. Üretimle alakalı en büyük sıkıntımız ise su sıkıntısı. Alanya bölgesinde su sıkıntısı çözülürse daha az girdi maliyetimiz olur'' dedi. Türkiye'deki muz ihtiyacını karşılayacak durumda olduklarını söyleyen Alanya Tropikal Meyve Üreticileri Birliği Başkanı Ali Hüddoğlu ise, "Doğal afetlerden dolayı tarım üreticileri bu kışı zor geçiriyor. Alanya'mızda muz üretimi hızla devam ediyor. Alanya'da sıkıntı yaşamadık. Üretim ve hasadımız devam ediyor. Alanya 100 yıldır muz üretimi ve ticaretini yapıyor. Türkiye'nin ihtiyacını karşılayacak şekilde üretim de devam ediyor. Geçen sene TÜİK verilerine göre ülkemizde 1 milyon tona yakın muz tüketildi. Ülkemizin ihtiyaçlarını karşılayacak kadar muz üretimi yapıyoruz. Elbette üretimle ilgili zorluklarımız var. Bunları da süreç içerinde aşıp, daha iyi noktaya geleceğimize inanıyorum'' ifadelerini kullandı.

Türkiye tohumda ihracatçı ülke oldu Haber

Türkiye tohumda ihracatçı ülke oldu

Antalya Ticaret Borsası ile Antalya Tarım Konseyi iş birliğinde hazırlanan Tarım Gündem Programının konukları Türkiye Tohumcular Birliği (TÜRKTOB) Başkanı M. Kayhan Yıldırım ile Türkiye Tohumculuk Endüstrisi Derneği (TÜRKTED) Başkanı Burak Gönen oldu. ATB Basın Danışmanı Vahide Yanık'ın hazırlayıp sunduğu programda tohum ve tohumculuk sektörü konuşuldu. "İsrail tohumuna bağımlılık algısı bilgi kirliliği" Türkiye Tohumcular Birliği Başkanı M. Kayhan Yıldırım, tohumun tarımın başlangıç noktası olduğunu belirtirken, "Tohum bir ülke için milli güvenlik meselesidir. Tohumu üreten ülkeler tarımda özgürlüğünü ve gıda güvenliğini sağlamıştır" dedi. Ülkedeki tarım ürünlerinde "İsrail tohumuna bağımlı" olunduğuna ilişkin algının tamamen yersiz olduğunu kaydeden Yıldırım, "İsrail'den bizim ne ithalatımız ne de ihracatımız var. 1980-90'lı yıllarda hibrit tohumda İsrail firmalarının sebep olduğu dominant etkideki algı hala devam ediyor. Bu bilgi kirliliğidir. Türkiye bırakın İsrail'e tohumda bağımlılığı, tohum ihracatında önemli bir yere sahiptir" dedi. Sertifikalı tohum 1,3 milyon tona ulaştı Yerli tohumun stratejik önemine dikkat çeken Yıldırım, pandeminin ardından, gıdaya bağımlılığın ön palana çıktığı ve savaşların olduğu bir dünyada tohumun öneminin daha da anlaşıldığını söyledi. Türkiye'de 2002 yılında 145 bin ton olan sertifikalı tohum miktarının, 2024 yılında 1,3 milyon tona ulaştığını bildiren Kayhan Yıldırım, "2018'den beri ülkemiz gerçek bir tohum ihracatçısı pozisyonundadır. 2018'de tohumda ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 8 iken, 2024'te bu rakam yüzde 134'e çıkmıştır. Türkiye dünya pazarında önemli bir aktördür. Tohumda 70 milyar dolarlık dünya pazarının içerisinde, Türkiye 750 milyon dolar ile 11'inci sıradadır. Kamunun desteği, özel sektörün Ar-Ge çalışmalarıyla tohumda 1 milyar doları aşma hedefindeyiz. Tohumda dünyada ilk 5'i girmeyi hedefliyoruz" diye konuştu. 14 bin 500 tescilli tohum Türkiye'nin 14 bin 500 tescilli tohum ürünü bulunduğuna dikkat çeken Kayhan Yıldırım, "Çeşitliliğimizin çok olması büyük avantaj. Sektörün talebi doğrultusunda raf ömrü uzun çeşitten, soğuğa dayanıklı çeşide kadar her türlü ıslah çalışmasını yapıp sektörün hizmetine sunabiliyoruz. Tarım milli meselesi, gıda güvenliğimizi garantiye almamız şart, tarım stratejik bir ürün. O nedenle tarıma öncelik verilmeli. Ekstra finans kaynakları, teşviklerle tarım desteklenmeli. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, ‘Köylü milletin efendisidir' demiş, evet ‘çiftçi bu ülkenin ikinci ordusudur, milli güvenliğidir'. Kırsaldan başlayarak tarımı desteklemeliyiz" ifadelerini kullandı. Antalya, sebze tohumculuğunun başkenti Türkiye Tohum Endüstrisi Derneği Başkanı Burak Gönen, İsrail ile 2023-2024'ten sonra ithalat ve ihracatın tamamen kapandığını vurgularken, "İsrail'den ne ithalat, ne ihracat yapıyoruz" dedi. Tohumculuğun özel sektörün katkısıyla ivme kazandığını, Antalya'nın da bir üs haline geldiğini kaydeden Gönen, "Tarımın merkezi Antalya, tohumculuğun merkezi Antalya vasfını kazandı. Bir çok tohum firması 1984'ten itibaren Antalya'da kurulmaya başladı. Uluslararası tohum firmaları da Antalya'da şirketler, tesisler kurmaya, ortaklıklar oluşturmaya başladı. Sebze tohumculuğu alanında faaliyet gösteren firmaların yaklaşık yüzde 80'i Antalya merkezlidir. Antalya sebze tohumculuğunun başkenti haline geldi" diye konuştu. İklim krizine dayanıklı yeni nesil tohumlar TÜRKTED olarak tohumculuğun gelişmesi için vizyon ortaya koyduklarını söyleyen Burak Gönen, "Tohum firmaları olarak ıslaha çalışmalarımızı hastalık ve zararlılara karşı geliştiriyoruz. İklim krizinin olduğu şu dönemde birim alandan daha yüksek verimi alacağımız çeşitleri üretmemiz lazım. İklim değişikliğiyle birlikte hastalık ve zararlılar artıyor, çalışmalarımızı bu yönde sürdürüyoruz" şeklinde konuştu. Hedef: Tohumda dünyada ilk 5 2000'li yıllardan sonra çiftçinin sertifikalı tohuma yöneldiğini belirten Gönen, "Sertifikalı tohum demek yüzde 30 oranında verim artışı, hastalıktan ari çeşit kullanılması demek" dedi. 2024'te 1,3 milyon ton olan sertifikalı tohum miktarını 2030 yılında 1,5 tona çıkarma hedefinde olduklarını anlatan Gönen, "Sertifikalı tohum demek kaliteli tohum demek" dedi. Tohumda ihracatın da sertifikalı tohumdan geçtiğini belirten Burak Gönen, bir domatesin renginden, raf ömrüne kadar, bir salkımda kaç domatesten olacağına hangi hastalıklara dayanıklı olacağına kadar ıslah çalışmalarıyla belirlendiğine dikkat çekti. Gönen, Türkiye'nin tohum ticaretinde 11'inci sırada olan yerini 5'inci sıraya yükseltme hedefinde olduklarını söylerken, "Tarımda mevcut politikalar güçlendirilmeli. Güçlü adımlar atılmalı" diye konuştu. 2026 asya pasifik tohumculuk kongresi Antalya'da Asya Pasifik Tohumculuk Kongresi'nin 1-5 Aralık tarihlerinde Antalya'da yapılacağını belirten Gönen, Çin'de yapılan kongreye 1400 delege, Hindistan'da yapılan kongreye 600 civarında delege katıldığını, Antalya'daki kongreye 2 binin üzerinde katılımcı beklediklerini kaydetti. Gönen, "APSA 2026'ya rekor katılım bekliyoruz" dedi. Gönen, Tohumculuk Kongre'sinin ticarete ve teknolojik anlana olumlu yansıyacağını da sözlerine ekledi.

Bayındır’da yetişen nergis bilimin odağında Haber

Bayındır’da yetişen nergis bilimin odağında

Nergisten ilaca: Galantamin etken maddesi Bilim dünyasının nergise olan ilgisinin temelinde, Amaryllidaceae familyasına ait bazı bitkilerde bulunan galantamin adlı alkaloid yer alıyor. Galantaminin, beyinde sinir iletiminde görev alan asetilkolin maddesinin düzeyini artırıcı etkisi sayesinde, Alzheimer hastalığının hafif ve orta evrelerinde kullanılan onaylı bir ilaç etken maddesi olduğu belirtiliyor. Uzmanlara göre, galantamin doğada sınırlı sayıda bitkide bulunurken, nergis türleri bu yönüyle farmasötik araştırmalar açısından büyük önem taşıyor. Avrupa başta olmak üzere birçok ülkede nergis türleri, bu etken maddeye yönelik bilimsel çalışmaların merkezinde yer alıyor. Klinik kullanımda yer alıyor Galantaminin etkisinin yalnızca laboratuvar çalışmalarıyla sınırlı kalmadığını belirten uzmanlar, söz konusu maddenin dünya genelinde sağlık otoritelerince onaylı olarak kullanılan bir ilaç etken maddesi olduğunu vurguluyor. Hafif ve orta dereceli Alzheimer vakalarında kullanılan bu etken madde, modern tıpta önemli bir yere sahip bulunuyor. Araştırmalarda nergis bitkisinde bulunan likorin ve narsiklasin gibi diğer alkaloidlerin de antikanser, antiviral ve antimikrobiyal özellikleri açısından bilimsel çalışmalara konu olmaya devam ettiği ifade ediliyor. Uzmanlardan uyarı Öte yandan, uzmanlar, nergis bitkisinin özellikle soğan kısmı başta olmak üzere tüm bölümlerinin zehirli alkaloidler içerdiğini hatırlatarak, evde hazırlanan kür ve karışımların ciddi sağlık riskleri taşıdığı uyarısında bulunuyor. Tıpta kullanılan etken maddelerin tamamının, kontrollü dozlarda ve laboratuvar ortamında elde edildiği vurgulanıyor. Bayındır için katma değer potansiyeli Mis kokulu çiçekleriyle festivallere renk katan Bayındır nergisinin, bilimsel araştırmalar ve doğru tarımsal yatırımlarla değerlendirilmesi halinde, estetik değerinin yanı sıra sağlık ve biyoteknoloji alanında da katma değer üreten bir ürün haline gelebileceğine dikkat çekiliyor.

Zehirlenme vakaları tavuk fiyatlarını düşürdü Haber

Zehirlenme vakaları tavuk fiyatlarını düşürdü

Türkiye'de art arda yaşanan gıda kaynaklı zehirlenmeler endişeleri arttırdı. Ancak tavuk üretimindeki artışlar ise fiyatları sabit tuttu. Türkiye'nin en fazla kırmızı ve beyaz et tüketen illerinden olan Adana'da kasap tezgahlarında tavuk kilogramı 95 TL, kelebek kilosu 70 TL, but 70 TL, sarma 130 TL, bonfile 130 TL ve baget 85 TL'den alıcı buluyor. Ancak markette ise fiyatlar neredeyse 2 katına alıcı buluyor. Esnaf, fiyatların 2025 yılının son aylarından bu yana artmadığını, Ramazan ayı bitene kadar da artmasını beklemediklerini belirtti. "Kasaplardan tavuk alsınlar" Konuyla ilgili Adana Kasaplar Odası Başkanı Saruhan Yağmur, "Adana'da denetimlerimiz sürüyor. Fiyatlarımız uzun zamandır aynı şekilde devam ediyor. Marketlerde bu fiyatlar çok yüksek. Marketlere denetimler sürüyor. Poşet dahi markette parayla satıldığı için fiyatlar yüksek. Adana'da vatandaşların kendi bildiği tavuklardan, kasaplardan almasını istiyoruz. Ramazan ayı bitene kadar fiyatların bu şekilde devam etmesini bekliyoruz" ifadelerini kullandı. "10 kilometre yol yapıp geliyoruz" Tavuk almaya gelen vatandaşlardan Arif Yılmaz, "Marketlerde bu fiyatlar çok pahalı. Kasaplarda ise daha ucuz. Biz 10 kilometre yol yapıp geliyoruz" dedi. "Fiyatlar kasaplarda daha uygun" Deniz Şahin isimli vatandaş ise fiyatların marketlere oranla çok daha ucuz olduğuna dikkat çekerek, "Fiyatlar marketlere oranla kasaplarda daha uygun. Ramazana kadar fiyatlar bu şekilde devam ederse çok iyi olur" diye konuştu. "Ramazan ayı bitene kadar bu şekilde olmasını bekliyoruz" Dönerci esnafından Mehmet Nuri Erzi ise fiyatların zehirlenme vakaları başladıktan sonra sabitlendiğini, yılbaşı geçişinde dahi artmadığına vurgu yaparak şunları söyledi: "Şuanda tavuk döner fiyatları 100-150 TL arasında değişiyor. Normalde yılbaşına girmeden zam geçişi oluyordu ancak bu sene tavuğa zam gelmedi. Tavuğa zam gelmeyince kimse döner fiyatlarına da zam yapmadı. Bizler bu konuda memnunuz. Bir dönem bazı illerde zehirlenme vakaları oldu, bu sebepten dolayı tavuk firmaları fiyatları düşürdü. Fiyatların Ramazan ayı bitene kadar bu şekilde olmasını bekliyoruz ve öyle umuyoruz."

Aydın hayvancılıkta Türkiye zirvesinde Haber

Aydın hayvancılıkta Türkiye zirvesinde

Aydın İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Hayvan Sağlığı ve Yetiştiriciliği Şubesi tarafından 2025 yılı boyunca sürdürülebilir hayvancılığın geliştirilmesi, hayvan sağlığı ve refahının korunması ile halk sağlığının güvence altına alınması amacıyla il genelinde yoğun saha çalışmaları ve denetimler gerçekleştirildi. Yapılan çalışmalar sonucunda Aydın, büyükbaş hayvan varlığında Türkiye genelinde 8’inci, deve varlığında 1’inci, arılı kovan sayısında 6’ncı ve çiğ süt üretiminde 4’üncü sırada yer aldı. Hayvan hastalıklarıyla mücadele kapsamında Bruselloz, Tüberküloz, Kuduz, Şarbon, Mavi Dil ve Şap başta olmak üzere salgın hastalıklara karşı toplam 2 milyon 178 bin doz aşı uygulandı. Bu kapsamda üreticilere 284,8 milyon TL tazminat ödemesi gerçekleştirildi. Yapılan taramalar neticesinde 86 işletmede 12 bin 984 büyükbaş hayvanı kapsayan Hastalıktan Ari İşletme Sertifikaları yenilenirken, 5 işletme AB Onaylı Süt Çiftliği olarak üretimine devam etti. Hayvansal ürün ihracatı kapsamında 3 bin 401 Veteriner Sağlık Sertifikası düzenlenerek 315 milyon dolar ihracat geliri elde edildi. Yeni Destekleme Modeli çerçevesinde ise üreticilere 559,8 milyon TL hayvancılık desteği sağlandı. Ayrıca Ulusal Kalıntı İzleme Programı kapsamında 347 numune alınarak gıda güvenliği denetimleri sürdürüldü. Aydın İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, sürdürülebilir hayvancılığı geliştirmek ve hayvan sağlığı ile halk sağlığını korumak amacıyla 2026 yılında da çalışmalarına aralıksız devam edecek.

Türk zeytinyağında bir ilk Haber

Türk zeytinyağında bir ilk

"Zeytinyağının Başkenti" Ayvalık menşeili Türkiye'nin zeytinyağında ihracat devlerinden köklü bir geçmişe sahip zeytin ve zeytinyağı üretim firması, hem Türkiye hem de dünya zeytinyağı sektörü için önemli bir adım attı. Firma, yurt dışında ilk mağazasını Güney Kore'nin başkenti Seul'de açtı. Mağaza açılışı öncesinde Güney Koreli yetkililerle imza töreni gerçekleşti. İmza törenine bürokrasiden, basından ve iş dünyasından isimler katıldı. Ayvalıklı firma, böylece Uzak Doğu'da mağaza açan ilk Türk zeytinyağı markası olurken, Güney Kore'de ise zeytinyağı üzerine mağaza açan tek firma olma unvanını kazandı. Anadolu'nun En Büyük 500 markası arasında bulunan firma, Türkiye'nin en büyük 5 ihracatçı firmasından biri ve ABD'den Uzak Doğu'ya 26 ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. Yıllık 30 bin ton zeytinyağı sevk kapasitesi ve 2 bin ton sofralık zeytin işleme kapasitesiyle Türkiye'nin en büyük zeytin ve zeytinyağı firmalarından biri olan firma, Uzak Doğu pazarı için stratejik bir yatırıma imza attı. Konuyla ilgili açıklama yapan firmanın 4. kuşak Yönetim Kurulu Başkanı, Balıkesir Sanayi Odası Genç Girişimciler Kurulu Başkan Yardımcısı ve Ayvalık Ticaret Odası Genç Girişimler Kurulu Başkanı Mustafa Kürlek, "Evet bildiğiniz üzere asırlardır zeytinyağı üretimiyle uğraşıyoruz. Ayvalık dünyada en iyi zeytinyağların üretildiği üç noktadan biri ve dünya arenasında da çeşitli kalite yarışmalarında ödüller kazanıyor yağlarımız. Bunu da biz firmamız olarak birçok Uzak Doğu ülkesi ve Avrupa'ya Amerika kıtasına da ihracatla taçlandırıyoruz. Güney Kore'de mağaza açmaya karar verdik ve geçtiğimiz günlerde başkenti olan Seul'de ilk yurt dışı mağazamızı açmış bulunuyoruz. Türk ürünlerine, Türk insanına bir sevgi söz konusu Güney Kore'de. Bildiğiniz üzere geçtiğimiz yıllarda olan savaşlardan dolayı Türk halkının, Türk askerinin yaptığı yardımdan dolayı Türk ürünleri ve Türk insanı seviliyor. Şu anda orada 0.3 özel seri zeytinyağımızda 500 yaşını aşmış asırlık ağaçlarımızın ürününü sunuyoruz. Bu gerçekten mutluluk verici ve bayrağımızı orada dalgalandırıyoruz. Şu anda İtalyan ve İspanyol yağları ile rekabet ediyoruz. İtalyan ve İspanyollar ciddi derecede pazar payına sahip. Türkiye'de zeytinyağı olduğunu bilmeyen birçok tüketici bulunuyor. Tabii bunu tanıtmak, anlatmak bayağı uzun zaman sürecek. Biz bununla alakalı olarak ilk adım attık ve önümüzdeki beş yıllık süreçte oradaki mağazanın oturmasını ve tüketicilerin yavaş yavaş Türk zeytinyağına alışmasını planlıyoruz. Bundan dolayı da en kaliteli, en özel ürünlerimizle Türkiye'de sattığımız şekilde oraya girdik. Bundan dolayı da mutluyuz çok şükür" dedi. Korelilerin Türk zeytinyağına büyük bir ilgi gösterdiğini ifade eden Kürlek, "Kore'de zeytinyağı tüketimi bizim Türkiye'de olduğu gibi yemeklere, salatalara dökmek şeklinde değil. Genellikle 10 gramlık küçük ambalajlarda satılıyor. Sabahları içebiliyorlar ya da çok az miktarda çeşitli gıda ürünlerinde kullanıyorlar. Biz orada içimlik zeytinyağı olarak varız. Bizim zeytinyağımızı sabahları aç karnına bir tatlı kaşığı kalp ve damar sağlığı açısından içmelerini tavsiye ediyoruz. Şu anda Kore'de tüketim daha çok yemek yapımından ziyade sağlık amaçlı içim yönünde diyebiliriz" diye konuştu.

Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Türkiye’de Manda Sayısı Hızla Azalıyor Haber

Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Türkiye’de Manda Sayısı Hızla Azalıyor

Doç. Dr. Bakiye Kılıç, son 30 yıla ait verileri değerlendirdiklerini ifade ederek, "Dünyada manda popülasyonu yüzde 34 oranında artarken, Türkiye’de bu oran yüzde 53 azalmıştır. Yaptığımız analizler sonucunda manda popülasyonunun ciddi bir tehdit altında olduğunu söyleyebiliriz" dedi. Türkiye’deki manda varlığının önemli bir bölümünün Samsun’da bulunduğuna dikkat çeken Topuz, "Türkiye’de yaklaşık 162 bin manda bulunmaktadır. Bunun 80 bini süt mandasıdır ve toplam hayvan varlığı içinde yüzde 12’lik bir paya sahiptir. Samsun, Türkiye’deki manda popülasyonunun en önemli merkezidir. Samsun’daki manda varlığının yüzde 60’ı Bafra ve 19 Mayıs ilçelerinde yoğunlaşmıştır. Biz de projelerimizi bu popülasyon üzerinden yürütüyoruz" diye konuştu. "Nicelikten çok niteliğin ön plana çıkarılması gerektiğini düşünüyoruz" Türkiye’nin manda sütü üretiminde dünya genelindeki payının oldukça düşük olduğunu vurgulayan Topuz, "Türkiye’nin manda sütü üretimindeki payı yüzde 0,04 seviyesindedir. İtalya ile manda sayımız benzer olmasına rağmen, manda sütü denildiğinde dünyada ilk akla gelen ülke İtalya’dır. Bunun en önemli nedeni dünyaca ünlü mozzarella peynirinin manda sütünden üretilmesidir. Burada nicelikten çok niteliğin ön plana çıkarılması gerektiğini düşünüyoruz. Markalaşma sağlanırsa, sayı olarak az olsak bile nitelik açısından ön planda olabiliriz" ifadelerini kullandı. "Manda sütü üretim değeri sadece çiğ süt olarak 3,4 milyar TL ile 6,5 milyar TL arasında" Manda sütünün ekonomik değerine de değinen Doç. Dr. Kılıç Topuz, "Türkiye’de manda sütü üretim değeri sadece çiğ süt olarak 3,4 milyar TL ile 6,5 milyar TL arasında değişmektedir. Bu süt tereyağı, kaymak ve yoğurt gibi işlenmiş ürünlere dönüştürüldüğünde ekonomik değeri 3-4 kat daha artmaktadır. Samsun’da 19 bin 495 manda bulunmakta, bunların 11 bini süt mandasıdır. Samsun’da manda sütü üretiminin ekonomik değeri 475 milyon TL ile 900 milyon TL arasında değişmektedir" şeklinde konuştu. Mandacılığın kârlı bir hayvancılık faaliyeti olduğunun altını çizen Doç. Dr. Topuz, şunları söyledi: "Mandacılıkta maliyetler diğer hayvancılık faaliyetlerine göre çok daha düşüktür. Mandalar hastalıklara karşı daha dirençlidir ve iklim değişikliğine uyum kapasiteleri oldukça yüksektir. İnsan sağlığı açısından da manda sütü sığır sütüne göre daha avantajlıdır. Manda sütünde protein oranı daha yüksek, kolesterol oranı daha düşük ve mineral madde içeriği daha fazladır. Ayrıca manda etinin kalori değeri sığır etine göre daha düşüktür."

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.