TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Türkiye

AGRONEWS - Türkiye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türkiye haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Türkiye’de Manda Sayısı Hızla Azalıyor Haber

Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Türkiye’de Manda Sayısı Hızla Azalıyor

Doç. Dr. Bakiye Kılıç, son 30 yıla ait verileri değerlendirdiklerini ifade ederek, "Dünyada manda popülasyonu yüzde 34 oranında artarken, Türkiye’de bu oran yüzde 53 azalmıştır. Yaptığımız analizler sonucunda manda popülasyonunun ciddi bir tehdit altında olduğunu söyleyebiliriz" dedi. Türkiye’deki manda varlığının önemli bir bölümünün Samsun’da bulunduğuna dikkat çeken Topuz, "Türkiye’de yaklaşık 162 bin manda bulunmaktadır. Bunun 80 bini süt mandasıdır ve toplam hayvan varlığı içinde yüzde 12’lik bir paya sahiptir. Samsun, Türkiye’deki manda popülasyonunun en önemli merkezidir. Samsun’daki manda varlığının yüzde 60’ı Bafra ve 19 Mayıs ilçelerinde yoğunlaşmıştır. Biz de projelerimizi bu popülasyon üzerinden yürütüyoruz" diye konuştu. "Nicelikten çok niteliğin ön plana çıkarılması gerektiğini düşünüyoruz" Türkiye’nin manda sütü üretiminde dünya genelindeki payının oldukça düşük olduğunu vurgulayan Topuz, "Türkiye’nin manda sütü üretimindeki payı yüzde 0,04 seviyesindedir. İtalya ile manda sayımız benzer olmasına rağmen, manda sütü denildiğinde dünyada ilk akla gelen ülke İtalya’dır. Bunun en önemli nedeni dünyaca ünlü mozzarella peynirinin manda sütünden üretilmesidir. Burada nicelikten çok niteliğin ön plana çıkarılması gerektiğini düşünüyoruz. Markalaşma sağlanırsa, sayı olarak az olsak bile nitelik açısından ön planda olabiliriz" ifadelerini kullandı. "Manda sütü üretim değeri sadece çiğ süt olarak 3,4 milyar TL ile 6,5 milyar TL arasında" Manda sütünün ekonomik değerine de değinen Doç. Dr. Kılıç Topuz, "Türkiye’de manda sütü üretim değeri sadece çiğ süt olarak 3,4 milyar TL ile 6,5 milyar TL arasında değişmektedir. Bu süt tereyağı, kaymak ve yoğurt gibi işlenmiş ürünlere dönüştürüldüğünde ekonomik değeri 3-4 kat daha artmaktadır. Samsun’da 19 bin 495 manda bulunmakta, bunların 11 bini süt mandasıdır. Samsun’da manda sütü üretiminin ekonomik değeri 475 milyon TL ile 900 milyon TL arasında değişmektedir" şeklinde konuştu. Mandacılığın kârlı bir hayvancılık faaliyeti olduğunun altını çizen Doç. Dr. Topuz, şunları söyledi: "Mandacılıkta maliyetler diğer hayvancılık faaliyetlerine göre çok daha düşüktür. Mandalar hastalıklara karşı daha dirençlidir ve iklim değişikliğine uyum kapasiteleri oldukça yüksektir. İnsan sağlığı açısından da manda sütü sığır sütüne göre daha avantajlıdır. Manda sütünde protein oranı daha yüksek, kolesterol oranı daha düşük ve mineral madde içeriği daha fazladır. Ayrıca manda etinin kalori değeri sığır etine göre daha düşüktür."

Kars, Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Birinci Derece Belge Aldı Haber

Kars, Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Birinci Derece Belge Aldı

Kars’ta hayvancılık alanında faaliyet gösteren Kars Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından verilen "Birinci Derece Tarımsal Örgüt Belgesi" almaya hak kazandı. Kars Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen tarımsal amaçlı örgütlerin derecelendirilmesi programı kapsamında "Birinci Derece Tarımsal Örgüt Belgesi" almaya hak kazandı. Belge, Kars Tarım ve Orman İl Müdürü Enver Aydın tarafından Birlik Başkanı Eren Alp’e takdim edildi. Belgeyle birlikte Kars Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği’nin kurumsal yapısı, üretici temsil gücü ve tarımsal faaliyetlerdeki yeterliliği resmiyet kazanmış oldu. Birliğin, aldığı belge sayesinde destekleme programları ve projelerde daha etkin rol alması bekleniyor. Kars’ta ilk kez bir tarımsal örgütün birinci derece statüye ulaşması, hayvancılık sektörü açısından önemli bir başarı olarak değerlendirildi. Belge takdim töreninde konuşan Kars Tarım ve Orman İl Müdürü Enver Aydın, Kars’ın tarım ve hayvancılıktaki stratejik önemine dikkat çekti. Aydın, "Kars, tarım ve hayvancılığın başkenti konumunda. 600 binin üzerinde büyükbaş hayvan varlığımızla ülkemizin hem besilik dana hem de süt ve süt ürünleri ihtiyacının önemli bir kısmını karşılıyoruz. Bu noktada Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği, üye sayısı ve yaptığı çalışmalarla çok kıymetli bir sivil toplum kuruluşudur. Bakanlığımızın yeni yönetmeliğiyle tarımsal örgütlerin derecelendirilmesi yapılıyor. Bu kapsamda birinci derece belge alan örgütlerin üyeleri, desteklemelerden ve kredi imkanlarından daha avantajlı şekilde yararlanıyor. Kars’ta ilk kez bir birliğimiz bu başarıyı elde etti. Bu hem Kars hayvancılığı hem de üreticilerimiz adına son derece önemlidir. Ülke genelinde bu yıl 105 örgüt bu kapsama girdi, bunlardan biri Kars Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği oldu. Gurur duyuyoruz" dedi. Kars Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Eren Alp ise elde edilen başarının ortak bir emeğin sonucu olduğunu belirtti. Alp, "Kars, hayvancılığıyla var olan bir il. Biz göreve geldiğimiz günden itibaren birliğimizi daha güçlü hale getirmek için çalıştık. Bu başarı; sadece Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği’nin değil, Kars üreticisinin ve Tarım İl Müdürlüğümüzün de başarısıdır. Birinci derece örgüt olmanın çok önemli avantajları var. Birliğimize üye üreticilerimiz kamu bankalarında kullandıkları kredilerde yüzde 10 faiz indiriminden yararlanacak. Ayrıca süt ve buzağı destekleriyle birlikte üreticilerimiz yaklaşık 1.000 TL’ye varan ek destek alacak. Bu, doğrudan Kars ekonomisine giren bir kazançtır. Merkez Birliği yönetiminde yer almamız, Kars’ın hayvancılıkla ilgili sorunlarını doğrudan bakanlığa iletmemiz anlamına geliyor. Masada artık Kars’ın bir koltuğu var. Ayrıca bu yıl 172 bin küpeleme yaparak Türkiye genelinde ikinci sıraya yükseldik. Bu başarı sahada çalışan personelimizin ve kurumlarımızın koordineli çalışmasının sonucudur" diye konuştu. Konuşmaların ardından program hatıra fotoğrafının çekilmesiyle sona erdi.

Eskişehir, Tıbbi Aromatik Bitkide Türkiye Merkezi Oldu Haber

Eskişehir, Tıbbi Aromatik Bitkide Türkiye Merkezi Oldu

Dünyanın farklı noktalarından 220'nin üzerinde tıbbi aromatik bitki çeşidinin bir araya getirildiği Eskişehir, bu alanda Türkiye'nin en zengin genetik kaynak merkezi olarak öne çıkıyor. Yaklaşık 7 yıl önce Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) ve Eskişehir Orman Bölge Müdürlüğü iş birliği ile başlatılan proje çerçevesinde çalışma yapıldı. Dünyanın farklı noktalarından toplanan 220'nin üzerinde tıbbi aromatik bitki, Eskişehir Orman Fidanlığı Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Merkezi'nde bir araya getirildi. Merkezin, Türkiye'deki başka hiçbir fidanlıkta olmayan düzeyde çeşitlilik sunmasıyla öne çıktığı belirtildi. Bitkilerin gıda, ilaç ve kozmetik gibi birçok sektörde kullanıldığı ifade edildi. "Türkiye'nin hemen hemen hiçbir fidanlığında bulunmayan bir sayı" Tıbbi aromatik bitkiler üzerine çalışmalar yapan ESOGÜ Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Öğr. Üyesi Prof. Dr. Duran Katar, konuyla ilgili bilgilendirmede bulundu. Prof. Dr. Katar, "Türkiye'nin farklı yerlerinden, hatta yurt dışından da bir kısmı olmak üzere 220'nin üzerinde tıbbi aromatik bitki türünü Eskişehir Orman Fidanlığı'nda topladık ve 40 dekarlık bir alanda bu bitkilerin genetik kaynaklarını oluşturduk. Daha sonra bu bitkilerin tanıtılması amacıyla yine Orman Fidanlığı'nın dış tarafında 40 dönümlük bir parsel oluşturuldu. Bu tıbbi bitkiler öğrenciler, üreticilerin ve halktan görmek isteyen bireylerin ziyaretine açıldı. Bitkiler sadece Eskişehir için değil, Türkiye'nin birçok iline de üretim amaçlı tohum, fide ve fidan geliştirilerek verilebiliyor. Halkımızın bunlardan kendisi üreterek temiz ve kalıntısız şekilde faydalanması gerekiyor. Organik olmasa bile en azından iyi tarım uygulamalarıyla üretim yapan firmalardan temin edilecek tıbbi aromatik bitkilerin sağlıklı bir yaşam için hem gıda hem çay olarak kullanılmasını öneriyoruz" dedi. Eskişehir, Tıbbi Aromatik Bitkide Türkiye Merkezi Oldu Genetik çeşitlilik itibarıyla Türkiye'nin en zengin tıbbi aromatik genetik kaynak merkezinin Eskişehir'de olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Katar, sözlerini şöyle sürdürdü: "Tıbbi aromatik bitkiler gelecekte kozmetik sanayinde kullanıldığı gibi aynı zamanda gıdaların raf ömrünü uzatmak için ve işlenmiş gıdaların kullanılabilir şekilde raflarda tutulabilmesi için de kullanılıyor. Baharat olarak kullanılıyor. Çay olarak dünyanın her tarafında kullanıldığı gibi hem beşeri hem de zoonoz hastalıkları için bitkisel kökenli ilaçların geliştirilmesinde de kaynak oluşturuyor. Bu alanda bir altyapı oluşturma özelliğine sahip genetik kaynaklar barındırıyoruz."

Beypazarı, Kışlık Havuç Hasadında Verim Yükseldi Haber

Beypazarı, Kışlık Havuç Hasadında Verim Yükseldi

Ankara'nın Beypazarı ilçesinde kışlık havuç hasadı başladı. Çiftçi Sezai Aydoğan, dönüm başına yaklaşık 10 ton ürün beklediklerini söyledi. Ankara'nın Beypazarı ilçesinde kışlık havuç hasadı başladı. Günün ilk ışıklarıyla çalışmaya başlayan işçiler, topraktan sökülen havuçları torbalara dolduruyor. Toplanan havuçlar daha sonra yıkama tesislerine götürülüyor. İlk olarak büyük havuzlarda kaba temizliği yapılan havuçlar, yıkama makinelerinden geçirilerek paketleme bölümüne aktarılıyor. İri, ince, kıtır ve kırık olmak üzere ayrılan ürünler, kullanım amacına göre farklı kasalarda sınıflandırılıyor. Üreticiler, hasat edilen havuçları talebe göre piyasaya sunmak üzere soğuk hava depolarında muhafaza ederken, Beypazarı havucu yıl boyunca Türkiye'nin dört bir yanındaki sofralara ulaştırılıyor. "Şu an tahmini verim dönüme 10 ton" Çalıştıkları arazinin 180 dönüm olduğunu belirten çiftçi Sezai Aydoğan, "Şu anda kazım zamanına geldik, işleme yapıyoruz. Haziranda ekiyoruz. Tabii işlerken toprak işlemesine çok dikkat ediyoruz. Sulama, gübreleme, ilaçlama, ot ayıklama, bunları yapa yapa 120 gün falan sürüyor. Şu an tahmini verim dönüme 10 ton. Geçen sene bir tık bundan düşüktü, 8 ton falandı. Bu seneki daha kaliteli. Susuzluk var bizde. Sondajlardan topluyoruz. Sular parmak kadar akıyor. Sıkıntımız o bizim. Su olmadığı için bu kadar ekebiliyoruz. Sondajlar var, köyün her tarafından toparlayıp buraya getiriyoruz. 10 tane göl var, 10 tane göle topluyoruz. Aktara aktara buraya geliyor. Susuzluk sene geçtikçe artıyor. Daha önce mesela başlayalı 10 sene olduysa 10 sene öncesi iki gölle iş görüyorduk, şimdi 10 göle çıkarttık ama o suyu yine bulamıyoruz. İlkbahar biraz birikim oluyor, 1 ay sonrası çok azalıyor" diye konuştu. "Kalitesi, albenisi, tadı bunlar çok farklı" Beypazarı havucunu diğer havuçlardan ayıran özelliklerine değinen Aydoğan, "Kalitesi, albenisi, tadı bunlar çok farklı. Bunun hazırlamasında, gübresinde, ilacında, su oranına yeterli derecede olacak şekilde ekilmesi gerekiyor. Su yetersiz geldiği zaman sen bunu zaten 10 alamazsın, 3 alırsın, 5 alırsın. O zaman da zarar edersin, kazanamazsın. Dikkat edilmesi gerekenler bunlar" şeklinde konuştu. Aydoğan, "Araç olarak 5-6 tane traktör var, tır var, iki tane kamyon var. İşçi olarak en az 10 kişi sabit burada var. Buranın yerli adamı. Artı 70-80 kişilik işçi geliyor ama 10 kişi buranın sabit, devamlı elemanı. Traktörü kullanıyor, kamyonu kullanıyor, sulamasına bakıyor" ifadelerini kullandı. "Burada günlük 60-70 ton havuç üretimi olur" Taşkıran Tarım firmasında havuçların yıkandığı tesiste çalışan Yahya Göktaş ise "Burada günlük 60-70 ton havuç üretimi olur. Tarladan gelir, burada yıkarız, İstanbul'a yollarız. Her tarafa yollarız. Burada 12 ay devamlı havuç var. Marul olur yazın, soğan, ıspanak. Şimdi kış mevsimi, havuç olur. Bu makine kalibre. İriyi, inceyi ayırır. Yukarıdaki havuza dökülüyor, havuzdan kazanlara geliyor ve oradan temiz suyla yıkanıyor, çamuru akıyor. Temizi bu yana geliyor. Sonra paketleniyor ve ihraç oluyor. Bunlar 25'er kilo, iri ve ince olarak ayrılıyor" dedi. Hasadın devam ettiği Beypazarı'nda üreticiler, hem iç piyasaya hem de dış pazara yıl boyunca kaliteli havuç tedarik etmeyi hedefliyor.

Antalya’da 250 Endemik Bitki İçin Koruma Vurgusu Haber

Antalya’da 250 Endemik Bitki İçin Koruma Vurgusu

Antalya Büyükşehir Belediyesi nikah salonunda düzenlenen panelde, Antalya’da bulunan kritik derecede tehlike altındaki nadir ve hassas bitki türlerine ilişkin güncel veriler paylaşıldı. Akademisyenler, kentte tespit edilen endemik, hassas ve kritik olarak tehlike altında bulunan bitki türlerine dair güncel araştırma sonuçlarını paylaştı. Özellikle iklim değişikliği, kontrolsüz arazi kullanımı ve yangın risklerinin bölgedeki biyolojik çeşitlilik üzerindeki etkileri detaylı olarak ele alındı. Kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve ekolojik çalışmalara katkı sunan paydaşların katılımıyla gerçekleşen etkinlikte, bitki biyoçeşitliliğinin korunmasına yönelik örnek uygulamalar ve belediyenin sahada yürüttüğü çalışmalar ele alındı. Etkinliğe katılan uzmanlar, bitki türlerinin karşı karşıya olduğu tehditlere karşı bilimsel ve kurumsal iş birliklerinin güçlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Panelde biyoçeşitliliğin korunmasına yönelik mevcut yasal çerçeveler, izleme yöntemleri, koruma planları ve dünyadaki iyi uygulama örnekleri üzerinden değerlendirmeler yapıldı. Endemik türlerin merkezi Antalya Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Çiğdem Hacıoğlu, panelin açılışında Antalya’nın endemik bitki konusundaki zenginliğine vurgu yaparak, "Antalya, Türkiye’de endemik bitkileri içinde barındıran çok güzel bir coğrafya. Yok olmaya yüz tutmuş birçok bitki türünü de aynı şekilde bu coğrafya muhafaza etmektedir. Ben Antalya Lara bölgesinde kum zambaklarını görerek büyüdüm. İnşallah torunlarımın da görmesini çok arzu ediyorum. Bu yüzden de bitki çeşitliliğimizi ve endemik türlere sahip çıkmayı çok önemsiyorum. Hakikaten var olan zenginliklerimize sahip çıkmak bizim için çok önemli. Eminim bu panel de bu konuların ne kadar önemli olduğunu ortaya çıkaracaktır" dedi. Hacıoğlu, Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin dünya çapında bir ödül olan Yeşil Bayrak Ödülü’ne layık görüylesinin mutluluğunu yaşadığının da altını çizdi. Akademisyen ve uzmanlardan bilimsel sunumlar "Antalya’nın Floristik Zenginliği ve Koruma Önerileri" başlıklı bir sunum yapan Akdeniz Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Gökhan Deniz, dünyada 250 endemik bitkinin Antalya dışında hiçbir yerde yetişmediğini belirtti. Prof. Dr. Deniz, "Antalya bize biyoçeşitlilik bakımından inanılmaz bir zenginlik sunuyor. Tabii ki bunları hummalı çalışmalarla geleceğe taşımalıyız. Türkiye’de şu an 10 bin bitki türü var. 3 bin tanesi dünya üzerinde sadece Türkiye’de yetişiyor. Bunlardan 750 tanesi Antalya’da ve Türkiye’de yetişen türler. Fakat 250 tanesi Antalya dışında hiçbir yerde yetişmiyor. Avrupa’da insanlar ellerinde olan endemik türleri geleceğe yansıtmak için dönümlerce yer tahsis ediyorlar. Ekolojik köprüler yapıyorlar. Akla gelebilecek birçok çalışmayı ortaya koyuyorlar. Biz de bu çalışmaları geçebilecek birçok çalışma gerçekleştiriyoruz. Yeşil Bayrak Ödülü de bu başarılardan bir tanesi" diyerek Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne bu prestijli ödülü Antalya’ya kazandırdıkları için teşekkür etti. Geleceğe yönelik ortak hedefler Panelde bir diğer ilgi çekici başlık ise Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü’nde görev yapan Ziraat Mühendisi Dr. Ahu Çınar’ın "Antalya’nın Doğal Sofrası: Yenilebilir Otlar" konulu sunumu oldu. Katılımcılar, Antalya’da yenilebilir otları öğrendikten sonra Antalya özelinde biyoçeşitlilik araştırma ve izleme projelerinden örneklerin sunumunu yapan Antalya Orkidelerini ve Biyoçeşitliliği Koruma Derneği Üyesi Peyzaj Yüksek Mimarı Pınar Kınıklı’nın sunumu sayesinde biyoçeşitlilik ile ilgili yapılan çalışmalar hakkında bilgi sahibi oldu. Panel sonunda Antalya’da bitki biyoçeşitliliğinin korunması adına uygulanabilecek güncel ve sürdürülebilir yöntemler üzerine fikir alışverişinde bulunuldu. Katılımcılar, özellikle eğitim, farkındalık çalışmaları ve doğal alanların korunmasına yönelik yeni projelerin geliştirilmesi konusunda görüş bildirdi. Etkinliğin gelecekte yapılacak bilimsel ve kurumsal çalışmalara önemli bir zemin hazırladığı ifade edildi.

Kahverengi Kokarca Fındıkta Zarar Yüzde Yüze Dayandı Haber

Kahverengi Kokarca Fındıkta Zarar Yüzde Yüze Dayandı

Türkiye'de özellikle Karadeniz Bölgesi'nde her yıl milyar dolarlık ihracat geliri sağlanan fındık başta olmak üzere tarım ürünlerine son yıllarda büyük zarar veren kahverengi kokarcanın, bu sezon fındığa zararı yüzde yüze yaklaştığı belirtildi. Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr İsmail Demir, Karadeniz sahil şeridi boyunca hızla yayılan istilacı kokarca böceğinin bölgede özellikle fındık üretiminde büyük kayıplara yol açtığını söyledi. Demir "Yoğunluğun yüksek olduğu bölgelerde zarar oranı yüzde 70-80'e, hatta zaman zaman yüzde 100'e ulaşabilmektedir" dedi. Karadeniz sahil şeridinin iklim koşullarının kokarca için son derece uygun olduğu belirten Prof. Dr İsmail Demir, istilacı böceğin doğal düşmanının Türkiye'de bulunmamasının yayılım hızını daha da artırdığını kaydetti. Kokarcanın geniş bitki çeşitliliğiyle beslenebilmesi de kısa sürede yerleşip çoğalmasını kolaylaştırdığını belirten Demir, denize yakın bölgelerde etkisi artan böceğin, rakım yükseldikçe azaldığı, bazı yüksek kesimlerde ise hiç görülmediğini kaydetti. Böceğin İtalya'da da yaygın göründüğünü kaydeden Demir, "Kokarca, Karadeniz sahil şeridi boyunca denize paralel şekilde yayılım göstermekte ve maalesef sahil şeridimizin uzunluğu nedeniyle çok geniş bir alanda etkili olmaktadır. Böcek, 2017 yılında Batum'dan ülkemize giriş yapmış, aynı dönemde İstanbul'da da tespit edilmiştir; İstanbul'a ise Avrupa'dan ulaşmıştır. Avrupa'da özellikle İtalya'da çok yaygın ve etkilidir ve oradan ülkemize taşınmıştır. Doğu Karadeniz'de ise Batum'da oldukça yoğun ve etkiliydi; Gürcistan üzerinden de bölgemize giriş yapmıştır. Karadeniz sahil şeridi, bu böcek için çok uygun bir iklim sunmaktadır" diye konuştu. "Böceğin doğal düşmanı yoktur" Böceğin doğal düşmanı olmadığını belirten Demir, " Böceğin doğal düşmanı yoktur. Samuray arısı doğal düşmanlarından biri olsa da istilacı türlerde bu tür doğal düşmanlar genellikle arkadan çok sonra geliyor. Bu böceğin doğal düşmanı hâlen ülkemize ulaşmamıştır. Ayrıca beslendiği bitki çeşitliliği çok geniş olduğu için kısa sürede bölgemize yerleşmiş ve hızla yayılmıştır. Bu yayılım nedeniyle özellikle fındıkta büyük bir ekonomik kayıp yaşanmaktadır. Böcek sahil şeridinde çok yoğundur. Rakım 300-500 metreye çıktıkça yoğunluğu ve sayısı belirgin şekilde azalmaktadır. Bu nedenle zararın boyutu da yoğunlukla doğru orantılıdır. Yomra'nın Yokuşlu Mahallesi'ndenim; geçen yıl yaklaşık 300-400 metre rakımdaki bahçemde yiyecek fındık bulamadım. Bu yıl ise yoğunluk geçen yılın 20-30-40 katına çıkmış durumdaydı. Dolayısıyla geçen yıl az da olsa fındık bulamadığım bahçede bu yıl hiç bulamadım. Yoğunluğun yüksek olduğu yerlerde zarar oranı yüzde yüze kadar çıkmaktadır. Rakım yükseldikçe zararın azaldığı görülmektedir. Sebze ve meyvelerde de farklı oranlarda zarar oluşmaktadır. Yoğunluğun yüksek olduğu bölgelerde zarar oranı yüzde 70-80'e, hatta zaman zaman yüzde 100'e ulaşabilmektedir. Bu durum özellikle denize yakın kesimlerde görülmekte; rakım arttıkça yoğunluk azalmakta hatta bazı yüksek bölgelerde hiç görülmemektedir" şeklinde konuştu. Demir, böceğin rakıma bağlı olarak kendine uygun yaşam alanlarını seçtiğini kaydederek "Böcekler, rakıma bağlı olarak kendilerine uygun yaşam alanları seçmektedir. Hem beslendikleri bitkiler hem de sıcaklık-soğukluk gibi çevresel koşullar bu dağılımı belirlemektedir. Bu, böceğin daha yukarılara çıkmayacağı anlamına gelmez; küresel iklim değişikliğinin etkisiyle gelecekte daha yüksek rakımlara da yayılabilir. Bu durum tüm istilacı böcekler için geçerlidir" ifadelerini kullandı.

Growtech Antalya, 135 Ülkeden 40 Bini Aşkın Ziyaretçi Ağırladı Haber

Growtech Antalya, 135 Ülkeden 40 Bini Aşkın Ziyaretçi Ağırladı

Dünyanın en büyük örtü altı tarım fuarı Growtech Antalya 4 gün boyunca 135 ülkeden 40 bini aşkın ziyaretçi ağırladı; dünyanın farklı coğrafyalarından bu organizasyona katılan 725 firma önemli iş bağlantıları gerçekleştirerek yüksek satışlara imza attı. Bu yıl 24'üncüsü düzenlenen ve 65 bin metrekarelik alanda gerçekleştirilen Growtech Antalya'nın yüzde 20'si yabancı olmak üzere; 40 bini aşkın ziyaretçiye ev sahipliği yaptığını dile getiren Fuar Direktörü Engin Er, fuara yurt dışı ilgisinin de rekor seviyeye ulaştığını söyledi. Tarım sektöründe verimlilik konusunda atılması gereken adımlar olduğunu belirten Er, "Dünya var oldukça üretmek, tüketmek ve yemek zorundayız. Ama bunu da en verimli şekilde yapmak zorundayız. Türkiye, bitkisel üretimde dünyada 7., Avrupa'da ise ilk sırada. Bu oldukça büyük ve önemli bir rakam. Ama günümüz şartlarında bitkisel verimliliği artırmak gerekiyor. Küresel iklim krizi nedeniyle su kaynakları giderek azalıyor. Ayrıca miras gibi nedenlerle tarlalar küçülüyor ve imara açılıyor. Aynı alanda daha verimli üretebilmek için de çiftçilerin bu tür fuarlara gelerek yenilikleri görmesi ve incelemesi gerekli. Çünkü çiftçi aslında görerek ikna oluyor. Birçok firma yeni ürünlerinin lansmanını yapmak ve 2026 yılı için yeni siparişler ve bağlantılar sağlamak için bu fuarı bekliyor. Growtech Antalya 4 gün boyunca 135 ülkeden 40 bini aşkın ziyaretçi ağırladı sadece ürün tanıtımı için değil, yeni işbirliklerinin geliştirilmesi, ülkelerin kendini tanıtması ve global ölçekte tarımsal bilgi ve yeniliklerin paylaşılması için de büyük imkanlar sunuyor" diye konuştu. Türk tarımı üretimde devler liginde Türkiye'nin tarım ticaretinde önemine dikkat çeken Fuar Direktörü Engin Er, sözlerine şöyle devam etti: "Özellikle sebze meyve tohumculuğu konusunda önde gelen ülkeler arasındayız. Türkiye önemli ticari bir bağlantı noktası haline geldi. Çin ve Hindistan başta olmak üzere; tüm katılımcı ülkeler yalnızca Türk firmalarıyla değil farklı ülkelerle de iş geliştirme ve anlaşmalar sağlamak için Growtech Antalya'yı tercih ediyor. Bu yıl da dünya tarım sektörü Antalya'da buluştu, fuara 135 ülkeden ziyaretçi geldi. Bu onlar için de bulunmaz fırsatlar sunuyor. Burası sadece stantlardan oluşan bir fuar değil, tüm sektör paydaşlarının buluşma noktası. Hem katılımcılar, hem ziyaretçiler yıl boyunca bu buluşmayı beklediklerini söylüyorlar. 24'üncüsü düzenlenen Growtech Antalya'yı en yüksek katılım, en yüksek ziyaretçi sayısı ve en geniş fuar alanıyla gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadık. Önümüzdeki yıl da yine rekorlarla dolu bir fuar için şimdiden hazırlıklara başladık."

Bakan Yumaklı, Milli Ağaçlandırmada Rekor Açıkladı Haber

Bakan Yumaklı, Milli Ağaçlandırmada Rekor Açıkladı

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü'nde yaklaşık 15 milyon fidan dikildiğini belirterek, 550 milyon olan fidan dikme hedefini de 600 milyona çıkardıklarını ifade etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kararıyla ilk olarak 2019'da kutlanan 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü'nün bu yıl 7'ncisi gerçekleştirildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın katılımıyla Ankara'da gerçekleştirilen etkinliğin yanında Türkiye'nin 81 ili ve 922 ilçesinde toplamda bin 390 noktada Milli Ağaçlandırma Günü etkinliklerinde fidanlar toprakla buluşturuldu. Bakan Yumaklı, 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü'nde 1 milyon 280 bin 491 vatandaşın katılımıyla 14 milyon 914 bin fidanın toprakla buluşturularak rekor kırıldığını açıkladı. "1 yıl boyunca çeşitli kurum ve kuruluşlarla etkinliklerimiz devam edecek" Bakan Yumaklı, tüm ülkedeki etkinliklere katılarak yeşil vatana yeşil imza atan vatandaşlara teşekkür etti. Bu yıl önceki yıllardan farklı olarak bir yıl devam edecek kampanya başlattıklarını belirten Yumaklı, "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın açıkladığı Yeşil Vatan Seferberliğimiz kapsamında 1 yıl boyunca çeşitli kurum ve kuruluşlarla etkinliklerimiz devam edecek" dedi. "14 milyon 914 bin fidanımızı yeşil vatanımızla buluşturduk" Bu etkinliklerin en önemlisinin ise tüm vatandaşların katılımıyla 11 Kasım'da gerçekleştirildiğini vurgulayan Bakan Yumaklı, şunları kaydetti: "Bu alandaki rekor 2019'da 1 milyon 200 bin kişinin katılımıyla 13 milyon 800 bin fidanın toprakla buluşturulmasıydı. Bu yıl bu rekorlarımızı egale ettik. Türkiye genelinde bin 391 noktada gerçekleştirilen 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü etkinliklerimize tam 1 milyon 280 bin 491 vatandaşımız katıldı. Bu alanlarda da 14 milyon 914 bin fidanımızı yeşil vatanımızla buluşturduk. Böylelikle hem katılımcı sayısını hem de fidan dikme rekorunu kırmış olduk. Bu anlamlı seferberliğe 7'den 70'e katkı veren başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere tüm katılımcılara şükranlarımı sunuyor ve teşekkür ediyorum." "550 milyon olan fidan dikme hedefimizi 600 milyona çıkarmış bulunuyoruz" Yeşil Vatan Seferberliği'ne gösterilen ilginin kampanya süresince devam etmesi temennisinde bulunan Bakan Yumaklı, "Sayın Cumhurbaşkanımızın tensipleriyle kampanya süresince 550 milyon olan fidan dikme hedefimizi 600 milyona çıkarmış bulunuyoruz. İnşallah ülkemiz orman sevgisi konusunda tüm dünyaya örnek olmaya devam edecek ve bu alanda yeni rekorlara imza atacaktır" ifadelerini kullandı.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.