TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tuz Gölü

AGRONEWS - Tuz Gölü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tuz Gölü haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Tuz Gölü’nün dayanıklı bitkileri çorak arazileri canlandıracak Haber

Tuz Gölü’nün dayanıklı bitkileri çorak arazileri canlandıracak

Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilgün Göktürk Baydar yürütücülüğündeki "Tuz Gölü Havzası'nda Yetişen Bazı Halofit Bitki Türlerinin Tuzlu Toprakların Islahı ve Yüksek Değerli Metabolit Kaynağı Olarak Değerlendirilme Potansiyellerinin Belirlenmesi" adlı çalışma, TÜBİTAK'ın bu yıl desteklediği projeler arasında yer aldı. Projede Tuz Gölü Havzası'na doğal olarak uyum sağlamış halofit bitki türlerinin topraktaki tuzu bünyelerine çekme kapasiteleri araştırılarak, tuzlanma nedeniyle verimliliği düşen tarım alanlarının bitkisel yöntemlerle yeniden üretime kazandırılması amaçlanıyor. Ayrıca bu bitkilerin tuz stresine karşı geliştirdiği fizyolojik ve biyokimyasal adaptasyon mekanizmaları da detaylı olarak incelenecek. Halofit bitkiler yüksek katma değerli ürüne dönüştürülecek Halofit bitkiler, yüksek tuz içerikleri nedeniyle gıda veya hayvancılıkta doğrudan kullanılamıyor. Bu nedenle proje, bu bitkilerin biyokimyasal içeriklerinin belirlenmesine ve tıp, eczacılık, kozmetik, gıda ve parfümeri gibi alanlarda doğal katkı maddesi, antioksidan, antimikrobiyal ya da antikanser bileşen olarak kullanılabilirliklerinin değerlendirilmesine odaklanıyor. Kanser tedavisinde kullanılabilecek bitkisel bileşenlerin antikanser potansiyeli de bilimsel yöntemlerle incelenecek. Elde edilecek verilerle halofit türlerinin tarımsal atık olmaktan çıkarılarak, yüksek katma değerli ürünlere dönüştürülmesi hedefleniyor. Tuzlanmış tarım alanları yeniden üretime kazandırılacak Ziraat Fakültesi Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilgün Göktürk Baydar, "Yaklaşık 3 yıllık bir süreci kapsayacak olan bu proje, Aksaray Üniversitesi, Süleyman Demirel Üniversitesi ve mensubu olduğum Üniversiteden değerli akademisyen arkadaşlarımızla birlikte yürütülecektir. Multidisipliner bir anlayışla hazırladığımız bu projenin temel amacı, doğal ya da insan kaynaklı yanlış uygulamalar sonucu tuzlanarak tarım toprağı özelliğini yitiren alanların ıslah edilerek yeniden tarıma kazandırılmasıdır" dedi. "Bitkilerle tuzlu toprakları iyileştirmeyi hedefliyoruz" Prof. Dr. Baydar, halofit bitkilerin topraktaki tuzu bünyelerine çekme gücüne dikkat çekerek, "Bu kapsamda toprak ıslahında bitkileri kullanmayı planlıyoruz. Çünkü bazı bitkiler, topraktaki tuzu absorbe ederek bünyelerinde biriktirme kapasitesine sahiptir. Biz de bitkilerin bu özelliklerinden yararlanarak tuzluluk gibi önemli bir stres faktörüne karşı topraklarımızı iyileştirmeyi ve yeniden tarıma kazandırmayı hedefliyoruz. Çalışmamızda özellikle Tuz Gölü Havzası gibi ekstrem ve tuzlu toprak koşullarına adapte olmuş türleri değerlendirmeyi amaçlıyoruz. İçerisinde endemik türlerin de bulunduğu 10 farklı bitki türünün topraktaki tuzu bünyelerine alma ve biriktirme kapasitelerini inceleyerek, bu türlerin tuzlu toprakların ıslahında ne derece kullanılabilir olduğunu belirlemeye çalışacağız" şeklinde konuştu. "Tarımsal atığı yüksek katma değerli ürüne dönüştürmeyi planlıyoruz" Halofit bitkilerin ekonomik değerine yönelik çalışmaları anlatan Baydar, "Bu bitkiler yüksek tuz içeriğine sahip olduklarından insan veya hayvan beslenmesinde doğrudan kullanılamamaktadır. Bu nedenle toprak ıslahı için kullandığımız bitkileri hasat sonrası tarımsal atık olmaktan çıkarıp ekonomiye kazandırmaya yönelik çalışmalar da planladık. Bu kapsamda üzerinde çalışacağımız bitkilerin şimdiye kadar biyokimyasal açıdan detaylı bir analizinin yapılmadığını gördük. Öncelikle bu türlerin biyokimyasal içeriklerini ortaya çıkaracağız. Ardından tıp, eczacılık, gıda, kozmetik ve parfümeri gibi alanlarda yüksek katma değerli metabolit kaynağı olarak kullanılabilme potansiyellerini değerlendireceğiz. Tıp ve kozmetikte kullanılan hammaddelerin büyük çoğunluğunun bitkisel kökenli olduğu bilinmektedir. Biz de bu bitkileri tarımsal atık olmaktan çıkararak doğal katkı maddesi, doğal antioksidan kaynağı ya da değerli bileşenler olarak kullanılabilir hale getirip getiremeyeceğimizi araştıracağız. Ayrıca insan patojenlerine karşı etkilerini belirlemek için antimikrobiyal analizler yapacağız. Günümüzün önemli sağlık sorunlarından biri olan kansere yönelik olarak da, kolay ulaşılabilir, ekonomik ve etkili bileşenlere sahip bitkilerin antikanser potansiyelini değerlendireceğiz. Bunun yanı sıra, hem tıp hem de kozmetik alanında kullanılmak üzere bu bitkilerden elde edilen ekstraktların yara iyileştirici ve cilt üzerindeki etkilerini belirlemeye yönelik analizler gerçekleştireceğiz" ifadelerini kullandı. Tuz toleransının sırları araştırılacak Projenin bilimsel hedeflerini özetleyen Prof. Dr. Baydar, "Projemizin bir diğer önemli amacı ise tuz stresine karşı bitkisel adaptasyon ve toleransın altında yatan fizyolojik ve biyokimyasal mekanizmaları ortaya çıkarmaktır. Özetle tuzlu toprakları bitkiler aracılığıyla ıslah edebilir miyiz ve ıslah için kullanılan bu bitkileri ekonomiye kazandırabilir miyiz? Çalışmamızın temel amacı bu sorulara bilimsel yanıt üretmektir. Yaklaşık 3 yıl sürecek olan projemizin sözleşmesinin önümüzdeki birkaç ay içinde imzalanmasını öngörüyoruz" diye konuştu. Genç araştırmacılar için büyük bir deneyim fırsatı Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü'nde doktora eğitimi gören İlknur Albayrak, "Biz, daha önceki proje çalışmalarında olduğu gibi Nilgün hocamızın danışmanlığında birçok projede yer alma fırsatı bulduk. Şu anda desteklenmeye hak kazanan bu projede de hem yazım aşamasında hem laboratuvar çalışmalarında hem de sonuçların raporlanması sürecinde hocamızın bize yer vermesi, bizim için büyük bir gurur kaynağıdır. Bu projede daha çok laboratuvar analizlerinde hocamıza destek olmak amacıyla bulunuyoruz. Bu süreç, bizim için çok değerli bir deneyim niteliği taşıyor. Proje disiplinini, laboratuvar çalışmalarını ve araştırma kültürünü öğreniyor olmayı, akademik hayata adım atmadan önce bizim açımızdan büyük bir şans olarak değerlendiriyorum" şeklinde konuştu.

Tuz Gölü’nden çıkarılan tuz 50’den fazla ülkeye ihraç ediliyor Haber

Tuz Gölü’nden çıkarılan tuz 50’den fazla ülkeye ihraç ediliyor

Yaklaşık bin 665 kilometrekarelik yüzölçümüyle Türkiye’nin en geniş tuz yataklarına sahip Tuz Gölü’nden çıkarılan tuz 50’den fazla ülkeye ihraç ediliyor. Türkiye’nin en büyük ikinci gölü olan Tuz Gölü, etkileyici doğal yapısı ve nadir kuş türlerine ev sahipliği yapmasıyla ilgi çekmeye devam ediyor. Ankara’ya yaklaşık 150 kilometre uzaklıkta bulunan Tuz Gölü aynı zamanda Türkiye’nin en büyük tuz rezervlerinden birine sahip. Kapalı bir havzada bulunduğundan dolayı dışarıya akışı olmayan Tuz Gölü bu özel konumu sayesinde yoğun bir buharlaşma süreci yaşanmasına neden oluyor. Binlerce yıllık jeolojik süreçlerle oluşan Tuz Gölü’nün tuzu, hem Türkiye ekonomisine katkı sağlıyor hem de gölün doğal güzelliğini oluşturan en önemli unsurlar arasında yer alıyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Koyuncu Tuz Genel Müdürü Ömer Çetiner tuz üretiminin süreçlerini tüm detaylarıyla aktardı. Tuz Gölü’nün doğal bir zenginlik alanı olduğunu ve 3 ayrı şehre komşu olduğunu dile getiren Genel Müdür Çetiner, “Burası gerçekten doğal bir zenginlik alanı. Ülkemiz için büyük bir şans. Orta Anadolu’nun orta yerinde, Ankara’nın Şereflikoçhisar ilçesinde bulunuyor Tuz Gölü. Orta Anadolu’nun en düşük rakımlı bölgesinde bulunuyoruz. Kışın yağan kar ve yağmur suları Tuz Gölü’nün altında bulunan tuz kaya zonlarını çözerek gölün yüzeyine çıkarıyorlar ve yazın mart-nisan ayından itibaren güneş ısısıyla suyun buharlaşması sayesinde suyun çökelmesi oluşur. Biz her sene aynı şekilde özel kesme makinelerimizle çökelmiş olan tuzu kesip tarla bitkileri gibi hasat ediyoruz” ifadelerini kullandı. Tuza deterjan sektöründen yoğun talep Tuzun çeşitli halleriyle satılabileceğini dile getiren Genel Müdür Çetiner, tuzun hammadde olarak belediyelere, kamu kurumlarına ve Karayolları Genel Müdürlüğü’ne satıldığını ve bu tuzun kar ve kışla mücadele tuzu olarak kullanıldığını dile getirdi. Mevcut fabrikalarında tuzun yıkama işlemi sonrasında bir takım kimyasal işlemlerden geçerek de talep gördüğünü dile getiren Çetiner, yıkanan tuzu kurutarak mekanik rafine tuza çevirdiklerini belirterek, “Yıllık yaklaşık 400 bin ton mekanik rafine tuzumuz var. Bunları da kimya sektörü başta olmak üzere özellikle deterjan sektörü yoğun alıcısıdır” diye konuştu. “Tuz Gölü, Türkiye’nin tuz ihtiyacının yüzde 70’ini karşılamaktadır” Tuzun temelde 3 farklı kaynaktan temin edildiğini kaydeden Çetiner, “Bunlardan bir tanesi kaya tuzudur, bir diğeri şu anda içinde bulunduğumuz göl tuzu, bir diğeri de deniz tuzlası İzmir’de bulunmaktadır. İçinde bulunduğumuz Tuz Gölü, Türkiye’nin tuz ihtiyacının yüzde 70’ini karşılamaktadır. Çok büyük bir kaynak. Bunun haricinde geriye kalan yüzde 30’luk bölüm deniz tuzlasından ve kaya tuzlasından elde edilir. Saflık ve temizlik açısından en saf tuz her zaman için göl tuzudur. Çünkü çevre kirliliğine, plastik kirliliğine, insani herhangi bir atık ve kirliliğe organik, temiz bir gölümüz var. Bu gerçekten bütün dünyada da böyledir. Çok nadirdir tuz gölleri. Denizle bağlantısı olmayan ve denizdeki kimyasal kirliliğe maruz kalmayan göllerdir ve bu yüzden şanslı bir kaynağın üzerindeyiz” açıklamasında bulundu. “Elde ettiğimiz ürünlerin yüzde 50’sini dünyada 50’den fazla ülkeye ihraç ediyoruz” Bu yıl planlanan hasat miktarının 1,5 milyon ton olduğunu aktaran Çetiner, “Bu yıl bizim planladığımız hasat miktarı 1,5 milyon ton. Şu anda tam da hasat döneminin içinde bulunuyoruz. Kasım ayının 15’inde bitmesini planlıyoruz. Ağustos’un başında başlamıştık. Şu andaki aldığımız verilere göre 15 Kasım gibi hasadımızı tamamlayacağız. Yaklaşık 1,5 milyon tuz elde etmiş olacağız. Biz Koyuncu Tuz olarak burada elde ettiğimiz ürünlerin yüzde 50’sini dünyada 50’den fazla ülkeye ihraç ediyoruz” ifadelerine yer verdi. Hem bölgedeki biyolojik çeşitlilik hem de turizm açısından büyük önem taşıyan Tuz Gölü’nde tuz hasadının 15 Kasım’a kadar sürmesi planlanıyor.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.