Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ulusal Hububat Konseyi

AGRONEWS - Ulusal Hububat Konseyi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ulusal Hububat Konseyi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kuraklık etkisi zayıfladı, buğdayda rekor bekleniyor Haber

Kuraklık etkisi zayıfladı, buğdayda rekor bekleniyor

Ulusal Hububat Konseyi tarafından hazırlanan "2025-2026 Sezonu Hububat Rekolte Tahmin Raporu" yayımlandı. Raporda, mevcut üretim sezonunun hububat tarımı açısından son yılların en dikkat çekici iklim dönemlerinden biri olduğu ve bitki gelişiminin hava şartlarından olumlu etkilendiği belirtildi. Türkiye genelinde nisan ayında kaydedilen yağış miktarının, bitkinin sapa kalkma ile başaklanma evrelerindeki su ihtiyacını en üst seviyede karşıladığı vurgulanan raporda, rekolte tahminlerinde kuraklık değişkeninin tamamen devre dışı kaldığı bildirildi. Raporda, nisan ayı yağış ortalamasının 86,5 milimetre ile uzun yıllar ortalamasının yüzde 50 üzerinde gerçekleştiği aktarıldı. İl bazlı verilerde Siirt'in 229,3 milimetre ile en çok yağış alan kent olduğu, Antalya, Osmaniye ve Rize'de ise 66 yıllık meteorolojik kayıtların yenilendiği bilgisine yer verildi. Akdeniz'in son 24, İç Anadolu'nun ise son 23 yılın en yağışlı nisan dönemini geride bıraktığı; 1 Ekim 2025 - 30 Nisan 2026 dönemini kapsayan kümülatif yağışların ise 555,3 milimetreye ulaşarak son 66 yılın en yüksek su yılı seviyesine çıktığı kaydedildi. Türkiye'nin buğday ekim alanlarının yüzde 37'sini barındıran İç Anadolu Bölgesi'nde nisan ayı yağışlarının normalin yüzde 34 üzerinde seyretmesinin; Konya, Ankara, Eskişehir, Kırşehir ve Yozgat başta olmak üzere geniş alanlarda güçlü ve homojen bir bitki gelişimini beraberinde getirdiği ifade edildi. Konya'da son 21 yılın en yüksek nisan ayı yağışının kaydedildiği, yeterli toprak neminin kıraç alanlardaki verim beklentisini yükselttiği aktarıldı. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde nisan ayında normalin yüzde 99 üzerinde gerçekleşen yağışların Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin ve Gaziantep çevrelerinde hububat gelişimini güçlü şekilde desteklediği, yoğun nem nedeniyle oluşan fungal hastalık risklerine karşı önlemlerin sürdüğü belirtildi. Akdeniz Bölgesi'nde de yağış rejiminin olumlu seyrettiği, Hatay'daki bazı alanlarda dekar başına 700 ila 800 kilogram seviyelerine ulaşabilecek verim potansiyeli öngörüldüğü açıklandı. Marmara, Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgelerinde de düzenli yağışlar sayesinde üretimin geçen yıla kıyasla güçlü ilerlediği, Trakya'da ise zamanında yapılan tarımsal mücadele ile bitki sağlığının korunduğu vurgulandı. Saha gözlemleri, bölgesel fenolojik değerlendirmeler ve iklim verileri doğrultusunda mayıs ayı içinde ekstrem bir olumsuzluk yaşanmaması halinde, Türkiye'nin 2026 üretim sezonunda yaklaşık 23 milyon ton buğday, 8,7 milyon ton arpa rekoltesine ulaşabileceğinin tahmin edildiği duyuruldu. Nihai üretim miktarlarında önümüzdeki süreçte dane dolum dönemindeki sıcaklık seyrinin ve mayıs yağışlarının dağılımının belirleyici olacağı, gıda arz güvenliği kapsamında gelişmelerin yakından takip edildiği bildirildi.

Kuraklık etkisi zayıfladı, buğdayda rekor bekleniyor Haber

Kuraklık etkisi zayıfladı, buğdayda rekor bekleniyor

Ulusal Hububat Konseyi tarafından hazırlanan "2025-2026 Sezonu Hububat Rekolte Tahmin Raporu" yayımlandı. Raporda, mevcut üretim sezonunun hububat tarımı açısından son yılların en dikkat çekici iklim dönemlerinden biri olduğu ve bitki gelişiminin hava şartlarından olumlu etkilendiği belirtildi. Türkiye genelinde nisan ayında kaydedilen yağış miktarının, bitkinin sapa kalkma ile başaklanma evrelerindeki su ihtiyacını en üst seviyede karşıladığı vurgulanan raporda, rekolte tahminlerinde kuraklık değişkeninin tamamen devre dışı kaldığı bildirildi. Raporda, nisan ayı yağış ortalamasının 86,5 milimetre ile uzun yıllar ortalamasının yüzde 50 üzerinde gerçekleştiği aktarıldı. İl bazlı verilerde Siirt'in 229,3 milimetre ile en çok yağış alan kent olduğu, Antalya, Osmaniye ve Rize'de ise 66 yıllık meteorolojik kayıtların yenilendiği bilgisine yer verildi. Akdeniz'in son 24, İç Anadolu'nun ise son 23 yılın en yağışlı nisan dönemini geride bıraktığı; 1 Ekim 2025 - 30 Nisan 2026 dönemini kapsayan kümülatif yağışların ise 555,3 milimetreye ulaşarak son 66 yılın en yüksek su yılı seviyesine çıktığı kaydedildi. Türkiye'nin buğday ekim alanlarının yüzde 37'sini barındıran İç Anadolu Bölgesi'nde nisan ayı yağışlarının normalin yüzde 34 üzerinde seyretmesinin; Konya, Ankara, Eskişehir, Kırşehir ve Yozgat başta olmak üzere geniş alanlarda güçlü ve homojen bir bitki gelişimini beraberinde getirdiği ifade edildi. Konya'da son 21 yılın en yüksek nisan ayı yağışının kaydedildiği, yeterli toprak neminin kıraç alanlardaki verim beklentisini yükselttiği aktarıldı. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde nisan ayında normalin yüzde 99 üzerinde gerçekleşen yağışların Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin ve Gaziantep çevrelerinde hububat gelişimini güçlü şekilde desteklediği, yoğun nem nedeniyle oluşan fungal hastalık risklerine karşı önlemlerin sürdüğü belirtildi. Akdeniz Bölgesi'nde de yağış rejiminin olumlu seyrettiği, Hatay'daki bazı alanlarda dekar başına 700 ila 800 kilogram seviyelerine ulaşabilecek verim potansiyeli öngörüldüğü açıklandı. Marmara, Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgelerinde de düzenli yağışlar sayesinde üretimin geçen yıla kıyasla güçlü ilerlediği, Trakya'da ise zamanında yapılan tarımsal mücadele ile bitki sağlığının korunduğu vurgulandı. Saha gözlemleri, bölgesel fenolojik değerlendirmeler ve iklim verileri doğrultusunda mayıs ayı içinde ekstrem bir olumsuzluk yaşanmaması halinde, Türkiye'nin 2026 üretim sezonunda yaklaşık 23 milyon ton buğday, 8,7 milyon ton arpa rekoltesine ulaşabileceğinin tahmin edildiği duyuruldu. Nihai üretim miktarlarında önümüzdeki süreçte dane dolum dönemindeki sıcaklık seyrinin ve mayıs yağışlarının dağılımının belirleyici olacağı, gıda arz güvenliği kapsamında gelişmelerin yakından takip edildiği bildirildi.

Türkiye'nin buğday üretimi 21,5 milyon tona ulaştı Haber

Türkiye'nin buğday üretimi 21,5 milyon tona ulaştı

Taşpınar, AA muhabirine, hububatta hasat sezonunun sonuna gelindiğini, buğday ve arpa rekoltesinin ise beklentileri karşıladığını belirtti. Geçen yılın sonlarına doğru yaşanan ve bu yılın ilk aylarında da devam eden kuraklıkların endişe verdiğini ifade eden Taşpınar, "Bu kuraklıklar, son 63 yılın ikinci kurak kışı olarak kayıtlara geçti. Mart ayı ve devamındaki düzenli yağışlarla hububattaki rekolte uzun yıllar ortalamasının üzerinde seyretti ve ülke genelinde 21,5 milyon ton buğday elde edildi." dedi. Taşpınar, bahar aylarında aşırı yağış alan bölgelerde bitkide hastalıklar olduğunu, bu nedenle kalitede bir kısım düşüklükler meydana gelse de çok fazla bir problem yaşanmadığını anlattı. Arpa üretiminde 9 milyon ton rakamına ulaşıldı Rekoltede uzun yıllar ortalamasının buğdayda 20 milyon, arpada ise 8 milyon ton civarında olduğunu anımsatan Taşpınar, "Bu yılki hasat sezonunda buğday üretimi uzun yıllar ortalamasını önemli derecede geçmiş oldu. Arpada bugüne kadar hiç elde etmediğimiz 9 milyon ton gibi bir rakamı yakaladık." diye konuştu. Bu rakamların elde edilmesinde, çiftçiye verilen desteklerin önemli rol oynadığını vurgulayan Taşpınar, şunları kaydetti: "Hububat fiyatlarının hem geçen yıl hem de bu yıl beklentiyi karşılayacak şekilde açıklanması, çiftçiyi, tüccarı ve sanayiciyi memnun etti. Dolayısıyla ekim alanlarında geçen yıl belirli bir artış sağlandı. Elde edilen 21,5 milyon ton buğdayın yanında 8-9 milyon ton da ithal edilen buğday var. Dolayısıyla 30 milyon ton civarında buğday stoku oldu. Bunun 20 milyon tonunu iç tüketimde kullanırken, geriye kalanı un, bisküvi, makarna, bulgur, helva veya irmik olarak işleyip ihraç ediyoruz."

UHK’nin buğday rekolte tahmini 21 buçuk milyon tona yükseldi Haber

UHK’nin buğday rekolte tahmini 21 buçuk milyon tona yükseldi

UHK’nin '2022-2023 (1 Ekim 2022-31 Mayıs 2023) Buğday Üretim Rekolte Tahmini ve Değerlendirme Raporu' dün yayımlandı. Raporda Türkiye buğday rekoltesinin 21 buçuk milyon ton civarında olacağı belirtilirken, yeni rakamın UHK’nin geçen ayki ilk tahmini olan 20,75 milyon tonun üzerinde olması dikkati çekti. Türkiye’nin 2022-2023 üretim yılı 1 Ekim-31 Mayıs arası 8 aylık gelişme döneminde 441 yağış aldığı ve bunun uzun yıllar ortalamasının yüzde 9 altında olduğu görülen raporda, kış mevsiminin, son 63 yılın en düşük yağış alan ikinci kış mevsimi olduğu yer aldı. Kurak geçen sonbahar ve kış mevsiminin ardından ilkbaharla birlikte yağışların yoğun alındığı bir dönem yaşadıklarının altı çizilen raporda şunlar kaydedildi: “Bitki gelişimi açısından son derece kritik olan ilkbahar aylarının üçünde de yağışlar uzun yıllardan yüksek olmuş, ilkbahar mevsiminde ülke ortalaması 250 mm civarında yağış alınmıştır. Böylece gelişim ve verimlilik açısından kritik önemde olan mart ve nisan aylarındaki, bazı bölge ve lokasyonlar için ise mayıs ayındaki yüksek yağışlar rekolte beklentisini artırmıştır. Bazı bölge ve lokasyonlarda bahar yağışlarının, özellikle mayıs ve haziran aylarında sel ve taşkınlara, dolu tahribatına neden olduğu gözlemlenmiştir. Bahar aylarındaki yüksek yağışlar ve nemli ortam başta mantari etmenler olmak üzere farklı hastalıkların çıkmasına yol açtığı, ancak birçok üreticinin teknik kadroların desteği ile gözlemlerini yaparak, gerektiğinde koruyucu ilaçlama ile kontrolü yapabildiği değerlendirilmiştir.” Buğday rekolte tahmini 21 buçuk milyon ton Buğday ekim alanının 2022-2023 üretim yılında 7,3 milyon hektar olduğunun öngörüldüğü vurgulanan raporda, “Ekim alanlarındaki değişim, yağış miktar ve dağılımları ile verim üzerine etken lokal faktörler birlikte değerlendirildiğinde buğday rekoltesinin uzun yıllar ortalamasına göre; Marmara Bölgesinde aynı düzeyde kalacağı, Ege ve Akdeniz Bölgelerinde yüzde 3’er, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yüzde 7, İç Anadolu Bölgesinde yüzde 10, Doğu Anadolu Bölgesinde yüzde 12 ve Karadeniz Bölgesinde yüzde 20 artacağı öngörülmüştür. Bölgesel bu değerlendirmeler ışığında bu üretim yılındaki rekoltenin, uzun yıllar ortalamasına göre yüzde 7,5 artarak 21 buçuk milyon ton olarak gerçekleşebileceği değerlendirilmiştir” ifadeleri yer aldı.

Buğday alım fiyatları üreticilerin beklentisini karşıladı Haber

Buğday alım fiyatları üreticilerin beklentisini karşıladı

Ulusal Hububat Konseyi (UHK) Yönetim Kurulu Başkanı Özkan Taşpınar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan buğday alım fiyatlarının çiftçiye yaklaşık yüzde 35'lik refah payı sağladığını belirterek, "İç piyasa ve dünya fiyatlarının üzerinde açıklanan hububat müdahil alım fiyatları üreticinin beklentileri doğrultusunda kabul gördü, üretici açıklanan fiyattan memnun." dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün ilk Kabine toplantısının ardından Toprak Mahsulleri Ofisinin (TMO) alım fiyatlarını ekmeklik buğdayda ton başına 8 bin 250 lira, arpada ise 7 bin lira olarak belirlediklerini, bu fiyatlara ilave olarak bakanlığın üretim primi destekleriyle üreticilerin eline ton başına ekmeklik buğdayda 9 bin 250 lira, arpada ise 7 bin 500 lira geçeceğini açıkladı. Taşpınar, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, dünyada yaşanan gelişmeler göz önüne alındığında üreticilerin beklentilerinin karşılandığını, söz konusu kararın piyasalara bir mesaj niteliği taşıdığını ifade etti. Ekim alanlarındaki değişim, yağış miktar ve dağılımları ile verim üzerine etken lokal faktörlerle değerlendirildiğinde Türkiye buğday rekoltesini uzun yıllar ortalamasına göre nisan itibarıyla yüzde 3,75 artarak yaklaşık 20,8 milyon ton, arpa üretimini yüzde 7,5 artışla 8,6 milyon ton olarak hesapladıklarını belirten Taşpınar, mayıs ayının da yağışlı geçmesi nedeniyle rekoltede önemli bir artış olacağını öngördüklerini bildirdi. Taşpınar, küresel buğday üretiminin de bir önceki yıla göre 1,5 milyon ton artışla 790 milyon ton olacağının tahmin edildiğine dikkati çekerek, artan üretime bağlı olarak dünya fiyatlarında da ciddi bir gevşeme olduğunu dile getirdi. Yurt içi piyasaların da bundan etkilendiğine işaret eden Taşpınar, şunları kaydetti: "Türkiye buğday maliyetlerinin ortalama sulu ve kuru alanlar olmak üzere 6 bin 880 ile 6 bin 640 lira olduğu göz önüne alındığında açıklanan müdahil alım fiyatıyla çiftçimize yüzde 35'lik refah payı verilmiş oldu. Dünyada yaşanan gelişmeler göz önünde bulundurularak iç piyasa ve dünya fiyatlarının üzerinde açıklanan hububat müdahil alım fiyatları üreticinin beklentileri doğrultusunda kabul gördü, üretici açıklanan fiyattan memnun." "Buğday alım fiyatları dünyadaki fiyatların neredeyse iki katı" Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu (TUSAF) Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Tezcan da açıklanan fiyatların piyasa beklentilerini karşıladığını belirterek, "Ekmeklik buğdayda ton başına 8 bin 250 lira olarak açıklanan alım fiyatı dünyadaki fiyatların neredeyse iki katı. Hem çiftçi hem de tüketici korunmuş oldu." ifadelerini kullandı. Üreticilerin 1000 liralık tarımsal destekten de faydalanacağının altını çizen Tezcan, TMO'un un regülasyonunun devam etmesinin sektör açısından önemli olduğunu, sistemin harman sonrasında da devam etmesinin enflasyonla mücadelede etkili olacağını vurguladı. Hububat Tedarikçileri Derneği (HUBUDER) Yönetim Kurulu Başkanı Gülfem Eren de açıklanan fiyatların yeni hasat edilecek ürünler için makul olduğunu, piyasa fiyatlarının üstünde olduğunu söyledi.

Artan yağışlar buğdayda rekolte beklentisini yükseltti Haber

Artan yağışlar buğdayda rekolte beklentisini yükseltti

Ulusal Hububat Konseyi (UHK) Yönetim Kurulu Başkanı Özkan Taşpınar, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu (TUSAF) tarafından düzenlenen 17. Uluslararası Kongre ve Sergisi'nde, Türkiye Buğday Piyasaları ve Geleceğe Dönük Beklentiler konulu oturumda yaptığı konuşmada, küresel buğday üretiminin bu sene önceki yıla göre 1,5 milyon artışla 789,8 milyon tona ulaşacağının tahmin edildiğini vurguladı. Türkiye'de ise buğday ekiminden sonra 6 ay boyunca yağışların az seyrettiğine işaret eden Taşpınar, mart ayından sonra yağışların artarak devam ettiğini hatırlattı. Taşpınar, ilkbahar aylarının ülke genelinde yağışlı geçiyor olmasının rekolte beklentisine olumlu yansıdığının altını çizerek, şunları söyledi: "Bölgesel değerlendirmeler ışığında bu üretim sezonundaki rekoltenin, uzun yıllar ortalaması olan 20 milyon tona göre yüzde 3,75 artarak 20 milyon 750 bin ton olarak gerçekleşebileceğini tahmin ediyoruz. Toprak Mahsulleri Ofisinin buğday alım fiyatlarının hem üreticiyi hem sanayiciyi hem de tüketiciyi gözeteceğinden bir şüphemiz yok. Daha önce açıklanan fiyatlar bu şekilde olmuştu. Hasat dönemi öncesinde çeşitli maliyet ve fiyat değerlendirmeleriyle üreticilerimizin kafalarını karıştırmanın bir faydası yoktur." Sürdürülebilir buğday üretimi için su yetersizliği olan havzalara dış havzalardan su getirme projelerinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğine dikkati çeken Taşpınar, buğdayda gelir koruma sigortasının ülke çapında uygulanmasının üreticiye fayda sağlayacağını anlattı. Türkiye Ürün İhtisas Borsası Genel Müdürü Ali Kırali de geçen seneye oranla buğday üretiminde rahat bir sezona girildiğini belirtti. Buğdayın dünyada giderek daha kıymetli bir ürün haline geldiğine işaret eden Kırali, "Bu kadar kıymetli bir ürünün saklanması için lisanslı depoların kullanılması gerekli. Şu an depo kapasitelerimiz giderek artıyor." dedi.

Bu kanunla tarımda artık üretim planlaması yapılacak Haber

Bu kanunla tarımda artık üretim planlaması yapılacak

Ulusal Hububat Konseyi, TBMM’de yasalaşarak hayata geçen ‘Orman Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 422 Sayılı Kanun Teklifi’ ile ilgili yayımladığı raporda, tarımda üretim planlaması, suyun merkeze alınması, stratejik ürünlerde arz güvenliğinin korunması ve sözleşmeli üretimin yaygınlaştırılmasının tarıma değer katacağı vurgulandı. Orman Kanunu ve bazı kanunlarda yapılan değişiklikle, “Tarımsal üretim planlaması, gıda güvencesi ve gıda güvenliğinin temin edilmesi, verimliliğin artırılması, çevrenin korunması ve sürdürülebilirliğin tesis edilmesi için Bakanlıkça belirlenen ürün ve ürün gruplarının üretimine başlanılmadan önce izin alınır. Bakanlık, arz ve talep miktarları ile yeterlilik derecesini dikkate alarak hangi ürün ve ürün gruplarının üretileceği ile tarım havzası veya işletme bazında asgari ve azami üretim miktarlarını belirler” hükmü getirilmişti. Bunun uygulanması için sırasıyla uyarıda bulunma, beş yıl süreyle destek programlarından yararlandırmama, idari para cezası gibi tedbirler belirlendi. Bu düzenlemeyle planlı üretime geçilmesi, stratejik ürünlerde arz güvenliğinin korunması, hasat döneminde üreticilerin pazarlama gibi bir sorunla karşı karşıya kalmamalarının sağlanmasının iyi bir uygulama olduğu belirtilen raporda, değişiklikle ilk defa üretim planlaması ya da planlı üretimin yasal zemininin oluşturulmasının önemi aktarıldı. Raporda, su varlığına göre tarım yapılması hedefinin ortaya konmasının değerli bir yaklaşım olduğu belirtildi. Bu hedef için bütüncül bir yaklaşımla su kanununun çıkarılması, havzalar arası su transferi konusunun tarımsal bir öncelik olarak çok güçlü bir şekilde ele alınması, sulama kooperatifi ve sulama birliği alanlarında alt yapılarının ivedi olarak rehabilitasyonu, arazi toplulaştırma hizmetlerinin tamamlanması, tamamen basınçlı sulama sistemlerine geçilmesi, sulama sistemlerinin dijitalleştirilmesi ve otomasyonun sağlanması konusunda gerekli çalışmaların yapılmasının önemli olduğu kaydedildi. Sözleşmeli üretimle ilgili yapılan değişiklik, yıllardan beri sınırlı gelişme kat edilen, üretim planlamasının önemli bir aracı olan sözleşmeli üretimin hukuki zeminini oluşturması, özellikle uyuşmazlıklarda arabulucuya başvurma şartı ile basit yargılama usulünü ortaya koyması ve güçlü destek mekanizması ile gelişimine ve yaygınlaşmasına önemli katkı sağlayacağı belirtildi. Ayrıca pazarlama sorunlarının da sözleşmeli üretim modelinin yaygınlaşmasına bağlı olarak büyük ölçüde ortadan kalkacağı belirtildi. Atıl arazilerle ilgili olarak ise, “Bakanlık, mülkiyeti gerçek ve tüzel kişilerde olup, farklı sebeplerle üst üste iki yıl işlenmeyen tarım arazilerini kira geliri arazi sahiplerine olmak ve arazinin vasfının değiştirilmemesi şartıyla sezonluk olarak rayiç bedelden aşağı olmamak üzere kiraya verir” hükmüyle bir taraftan atıl arazilerin ekonomiye kazandırılması ve kamu yararına kullanılması, diğer taraftan vasfının korunmasının sağlanması hedeflendi. Kiralanan arazilerin kayıt sistemine kaydedilmesi ve kiracıların tarımsal desteklerden yararlandırılması da yıllardır süren sorunları ortadan kaldırdı. Bütün bu düzenlemeler ve bunlara bağlı çıkarılacak yönetmeliklerle her yıl üretim dışı kalan milyon hektarı bulan tarım alanlarının üretime kazandırılmasının hayati olarak görüldüğü ifade edildi. ‘Destekleme ödemelerinde Bakanlıkça belirlenen kayıt sistemleri’ hükmüne yer verilen değişiklikte; destekleme ödemelerinde ÇKS sistemi ile birlikte Bakanlıkça belirlenen kayıt sisteminin ele alınması, tapu veya mülkiyete dayalı kayıt yerine üretimin yapıldığı tüm alanların kayıt altına alınarak bu alanların desteklemelerden yararlandırılmasına imkan tanınmasının sağlandığı belirtildi. Kayıt sisteminde dijitalleşmenin de yeni uygulamayı kolaylaştırması ve pratikleştirmesi açısından önemli bir adım olduğu vurgulandı. Türkiye’de lif ve tohum üretimi gayesiyle izinli üretime tabi keneviri kanun değişikliği ile ilaç etken maddesi amacıyla da “çiçek ve yaprakları” üretilebilme imkanı geldi. Haşhaş üretimi ve işlenmesinde önemli birikim ve deneyime sahip olan TMO kontrolünde gerçek ve tüzel kişilere üretim yaptırılabilecek olmasının kenevir üretiminin tüm aşamalarını etkin bir şekilde kontrol edilmesini sağlaması açısından önemli bir adım olduğu belirtilen raporda, haşhaş üretim ve işlenmesinde önemli birikim ve deneyim kazanmış olan Toprak Mahsulleri Ofisine bu maksatla görev verilmesinin muhtemel amaç dışı kullanım risklerini minimize ederek, üretimin tüm aşamalarının etkin bir şekilde kontrolü ve izlenmesine imkan vermesinin önemli bir adım olduğu kaydedildi. Yasa değişiklikleriyle orman köylüsünün güçlendirilmesini sağlayacak adımların atılması için yasal zeminin oluşturulmasının orman köylülerinin gelirini artıracağı ifade edildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.