TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Üretici

AGRONEWS - Üretici haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Üretici haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Buğdayın yabani ataları beklenenden daha nadir çıktı Haber

Buğdayın yabani ataları beklenenden daha nadir çıktı

Gelişmiş makine öğrenimi ve iklim modellerini kullanan araştırmacılar, buğday, arpa ve çavdar gibi ürünlerin atalarının 12.000 yıl önce Ortadoğu’da, daha önce düşünüldüğünden muhtemelen çok daha dar bir alana yayıldığını gösterdi. Bu durum, erken bitki evcilleştirmesi ve tarımın coğrafyasına dair geleneksel varsayımlara meydan okuyor. Open Quaternary dergisinde yayımlanan yeni bir çalışmada araştırmacılar, Batı Asya’da erken tarımla yakından ilişkili 65 yabani bitki türünün olası eski coğrafi yayılış alanlarını yeniden kurguladı. Bunlar arasında, 10.000 yıldan daha uzun zaman önce tarım devrimini ateşleyen buğday, arpa, çavdar, mercimek ve diğer ürünlerin yabani ataları da yer alıyor. Çalışmanın baş yazarı Joe Roe, “İlk tarım toplumları yaklaşık 12.000 yıl önce Ortadoğu’da kuruldu. Bunu, arkeologların kazılarda ortaya çıkardığı eserlerden, tohumlardan ve hayvan kemiklerinden biliyoruz. Ancak bu bölgelerdeki doğal arka plan bitki örtüsü hakkında pek az şey biliyoruz. Bu da Neolitik insanların daha sonra evcilleştirdikleri bitkileri tam olarak nerede bulduklarını da bilmediğimiz anlamına geliyor” diyor. (İlgili: Buğday Ne Zaman Evcilleştirildi? Buğdayın Tarihçesi ve Kökeni) Roe, “Yeni verilerimize göre, modern tarım için buğday, çavdar ve arpa gibi en önemli bitkilerden bazılarının ataları beklediğimiz yerlerde yetişmiyordu ve ayrıca düşündüğümüz kadar geniş bir alana yayılmamıştı” diye ekliyor. Roe ile ortak yazar, arkeobotanikçi Amaia Arranz-Otaegui, birçok erken ürün atasının Levant’ın Akdeniz kıyılarında yoğunlaşmış göründüğünü bulduklarında şaşırdıklarını söylüyor. Bu durum, Geç Buzul Çağı’nın oldukça sert iklimi sırasında bu bölgenin bir tür “sığınak” işlevi görmüş olabileceğini düşündürüyor. Arranz-Otaegui, “Bu, birçok yabani ürünün oldukça soğuk ve kurak koşullara iyi uyum sağladığını ve ilk tarım topluluklarının yerleştiği daha sıcak ve daha nemli iklimin gelişiyle birlikte mutlaka yayılışlarını genişletmediklerini gösteriyor” diyor. Bu bulgular bir araya geldiğinde, dünyanın en erken tarım bitkilerinin bir zamanlar nerelerde yetiştiğine ve topluluklar toplayıcılıktan tarıma geçerken içinde yaşadıkları manzara türlerine dair şimdiye kadarki en net tabloyu sunuyor. Yöntemsel bir atılım Çalışma aynı zamanda araştırmacıların geçmiş ekosistemleri nasıl modellediği konusunda önemli bir ilerlemeye de işaret ediyor. Araştırmacılar, belirli bitki türlerinin bugün nerelerde yetiştiğine dair büyük ve açık veri setlerini, geçmiş küresel iklime ilişkin gelişmiş bilgisayar simülasyonlarıyla birleştirerek, eski bitkilerin muhtemelen nerelerde yetiştiğini gösteren ayrıntılı haritalar oluşturabildi. Arranz-Otaegui, “Temelde, IPCC’nin gelecekteki iklimimizi öngörmek için kullandığı iklim simülasyonlarının aynısını kullandık; sadece tersine çevirdik ve bunları bu bitkilerin hangi çevre türlerine uyum sağladığını modelleyen bir makine öğrenimi modeliyle birleştirdik” diyor. Araştırmacılara göre bu modelleme yaklaşımı, erken tarımın ekolojik bağlamını anlamak için yeni bir kanıt hattı sunuyor. Çünkü gömülme, insan faaliyeti ve buluntu toplama yanlılıkları nedeniyle çarpıtılabilen arkeolojik korunuma dayanmadığından, antik bitki çevrelerine dair bağımsız ve tamamlayıcı bir tablo sağlıyor. İki yazar sonuç olarak, “Bu, dünyanın ilk çiftçilerinin arkasındaki ekolojik zemine açılan tamamen yeni bir pencere sunuyor” diyor.

Zeytinlik alan Antalya’da 20 yılda 2 kat arttı Haber

Zeytinlik alan Antalya’da 20 yılda 2 kat arttı

1. Antalya Natürel Sızma Zeytinyağı Kalite Yarışması kapsamında düzenlenen çalıştaya Antalya Ticaret Borsası Başkan Vekili Halil Bülbül, Antalya Tarım ve Orman İl Müdür Yardımcısı İbrahim Irmak, Antalya Kültür ve Turizm İl Müdür Yardımcısı İlknur Selçuk Köker, Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, akademisyenler, uzmanlar, üreticiler ve sektör temsilcileri katıldı. Antalya Ticaret Borsası Başkan Vekili Halil Bülbül, Zeytinyağının sadece bir gıda ürünü olmadığını vurgularken, "Zeytinyağı sağlıktır, kültürdür, çevredir hem gelenek ve hem de gelecektir. Yerel çeşitlerimize, toprağımıza ve üreticimize sahip çıktığımız sürece; Antalya, zeytinyağında kaliteyle anılan bir merkez olacaktır" dedi. Bülbül, zeytin ve zeytinyağının Antalya için sadece bir üretim konusu değil, aynı zamanda bir kimlik meselesi olduğunu söyledi. Bülbül, dünyada zeytinyağı üretiminin 3,5 milyon ton düzeyinde olduğunu, dünya nüfusu dikkate alındığında kişi başına yaklaşık 450 gram zeytinyağı düşmesi gerektiğini kaydetti. "Zeytinyağı üretimimiz 310 bin ton, tüketimimiz az" Türkiye'de zeytinyağı üretiminin 310 bin ton civarında olduğunu, buna göre kişi başı yaklaşık 3,5 kilogram zeytinyağı düşmesi gerektiğini belirten Halil Bülbül, "Buna karşın kişi başına fiilî tüketimimiz 2-2,5 kilogram seviyesindedir. Yani dünya ortalamasının üzerinde olmakla birlikte, Yunanistan, İspanya ve İtalya gibi Akdeniz ülkelerinde 8 ila 12 kilograma ulaşan tüketimin gerisindeyiz. Bu tablo bizlere, üretim gücümüzle birlikte iç tüketimi ve kalite bilincini artırmamız gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır" diye konuştu. "Türkiye zeytinyağında dünyada ilk 5'te" Artık rekabetin miktar üzerinden değil, kalite ve katma değer üzerinden yürüdüğüne dikkat çeken Bülbül, "Türkiye, zeytin ve zeytinyağında dünyanın ilk 5 ülkesinden biridir. Ancak son yıllarda üretimde yaşanan dalgalanmalar, iklim değişikliği ve artan maliyetler; bize yeni bir yol haritasına ihtiyaç duyduğumuzu göstermektedir. Bu yol haritasının merkezinde istikrarlı verim, doğru tarımsal uygulamalar ve yüksek kalite yer almak zorundadır" şeklinde konuştu. Antalya'nın zeytin ve zeytinyağı potansiyelinin yüksek olduğunu kaydeden Bülbül, "Erken hasat imkanımız, kaliteli üretime son derece uygun ekolojik şartlarımıza ve tecrübeli işletmelerimiz bulunmaktadır. Ancak aynı zamanda su stresi, periyodisite ve iklim kaynaklı risklerle de karşı karşıyayız. Ağaç varlığımız artarken üretimde istikrarı henüz sağlayamamış olmamız, bu dönüşümün artık bir tercih değil, zorunluluk olduğunu açıkça ortaya koymaktadır" ifadelerini kullandı. Antalya Ticaret Borsası olarak daha kaliteli, daha nitelikli ve izlenebilir bir üretime katkı sağlama hedefinde olduklarını söyleyen Bülbül, "Bu dönüşümün en güçlü aktörü ise hiç şüphesiz toprağın başındaki üreticimiz ve zeytinyağı işletmelerimizdir. Üreticimiz doğru bakımı ve budamayı yaptığında, doğru zamanda hasat ettiğinde, işletmelerimiz doğru şartlarda sıktığında; ortaya çıkan ürün yalnızca daha kaliteli değil, aynı zamanda daha değerli olmaktadır" dedi. "Markalaşmalıyız" Budamadan hasada, sıkımdan ambalajlamaya kadar her aşamanın zincirin halkası olduğunu kaydeden Bülbül, "Bu zincirin herhangi bir halkası zayıf kaldığında, ortaya çıkan ürün ne pazarda ne de markada karşılık bulur. Antalya'nın ihtiyacı ise; raflarda kimliği olan, hikâyesi olan ve değeriyle anılan zeytinyağı markalarıdır" şeklinde konuştu. Antalya'nın yerel zeytin çeşitlerinin büyük avantajlar sunduğunu, Tavşan Yüreği ve Beylik zeytinlerinin Antalya zeytinciliğinin yerel kalite gücünü temsil ettiğini kaydeden Halil Bülbül, "Coğrafi işaretini aldığımız Tavşan Yüreği zeytininden elde edilen zeytinyağı, yüksek oleokantal ve polifenol içeriğiyle sağlık değeri öne çıkan nitelikli bir üründür. Manavgat yöresinin Beylik zeytini ise doğru üretim uygulamalarıyla premium kalite ve yüksek katma değer potansiyeli taşımaktadır" diye konuştu. "ATB olarak zeytine özel önem veriyoruz" Kamu, üniversite, üretici ve sektör temsilcilerini bir araya getiren Zeytinyağı çalıştayının son derece kıymetli olduğunu dile getiren Bülbül, "Çünkü biliyoruz ki, ortak akıl olmadan ortak başarı olmaz" dedi. Antalya Ticaret Borsası olarak zeytin ve zeytinyağına özel önem verdiklerini vurgulayan ATB Başkan Vekili Halil Bülbül, "Kaliteyi merkeze alan, üreticiyi güçlendiren, yerel çeşitleri koruyan ve katma değeri artıran her adımda öncü rol üstlenmeye kararlılıkla devam edeceğiz. Bu yıl ilk kez düzenleyeceğimiz Natürel Sızma Zeytinyağı Kalite Yarışması da bu vizyonun somut bir yansımasıdır. Ancak bu dönüşümün kalıcı olabilmesi için; kaliteyi önceleyen üreticinin desteklendiği, katma değerli üretimi teşvik eden, iklim risklerini dikkate alan sektöre özgü politika setlerinin kararlılıkla hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır" şeklinde konuştu. Bülbül, çalıştayın sektör için yol gösterici, sonuç alıcı ve kalıcı çıktılar üretmesi dileğinde bulunurken, katkı sunan tüm kurumlara ve katılımcılara teşekkür etti. Antalya'da zeytinlik alan 20 yılda 2 katına çıktı Antalya Tarım ve Orman İl Müdür Yardımcısı İbrahim Irmak, üretiminden toplanmasına, sıkımından depolanmasına kadar zeytin ve zeytinyağının özenle işlenmesi gereken bir ürün olduğunu kaydetti. Sadece üretmek değil, üretilen üründen elde edilen gelirin de artırılması gerektiğini söyleyen Irmak, "Antalya'nın zeytinyağını üst noktaya taşımamız lazım" dedi. Son 20 yılda Antalya'da zeytinlik alanın 2 katına çıktığını kaydeden İbrahim Irmak, "Bu ivme devam ediyor. Ziraat odaları fidan dağıtmaya yetişemiyorlar. Bu topraklar zeytinin öz yurdu. Bu topraklarda zeytin çubuğunu yere bıraksak fidana dönüşüyor, birkaç yıl sonra zeytin vermeye başlıyor. Antalya'nın bu potansiyeli değerlendirilmeli" diye konuştu. Kentteki bütün aktörlerin içerisinde yer aldığı bir çalıştay düzenlediklerini kaydeden Irmak, yürütülen çalışmalarla Antalya'nın zeytinyağında marka olma yolunda ilerlediğini söyledi. Dünya zeytinyağı oskarlarının Antalya'da düzenlenmesini hayalini dile getiren İbrahim Irmak, "Dünya kenti Antalya'mız bunu başarabilir" dedi. "Zeytinyağı turizme kazandırılmalı" Antalya Kültür ve Turizm İl Müdür Yardımcısı İlknur Selçuk Köker, zeytin ve zeytinyağının kültürün emeğin ve hafızanın bir parçası olduğunu kaydetti. Çalıştayda zeytinyağının, sağlıktan markalaşmaya kadar geniş çerçevede konuşulmasının çok önemli olduğunu söyleyen Köker, "Çalıştayın kalıcı çıktılar vereceğine inanıyoruz" dedi. Gastronomi unsuru olan zeytinyağının markalaşmasının ve turizme kazandırılmasının önemini vurgulayan Köker, çalıştayın düzenlenmesinde emeği geçen, katkı sağlayan herkese teşekkür etti. "Zeytinyağının önemi anlaşıldı" Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, bir dönem "kokuyor, sağlıksız" diye zeytinyağının suçlu ilan edildiğini söylerken, "Artık zeytinyağımızın önemini ve sağlık açısından değerini anladık. Antalya'da zeytin ve zeytinyağı gerçeği vardır, zeytinyağımızı markalaştırmalıyız. Çalıştayda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" dedi. Zeytin ve zeytinyağına dair bilimsel, ekonomik ve kültürel başlıkların gündeme geldiği çalıştayda, üretimden tüketime, ticaretten markalaşmaya kadar geniş bir yelpazede sunumlar yapıldı.

Bursa, Karalahanada Tarlayla Pazar Arasında 16 Kat Fark Haber

Bursa, Karalahanada Tarlayla Pazar Arasında 16 Kat Fark

Bursa'nın Nilüfer ilçesindeki semt pazarlarında karalahanın tanesi iriliğine göre 70-80 lira arasında satılıyor. Bu üründeki yüksek fiyat, serada yetişmediği için Antalya gibi bölgelerde yaşanan su baskınlarından kaynaklanmıyor. Tanesi 80 liradan satılmasına rağmen Niğde'nin Bor ilçesindeki bir üretici, tüccarlarından kendisinden 5 liradan almak istediği için kesim yapmadı ve ürününü tarlada bıraktı. Tüccarın 5 liradan alması durumunda ise satışıyla aradaki farkı 16 kat yapıyor. Yani tarlada ucuza alınan bir ürün sofraya gelene kadar 16 katına ulaşıyor. Bir tarafta 80 liradan satıldığı için birçok kişinin tüketemediği karalahana, bir tarafta ise maliyeti kurtarmadığı için tarlada çürümeye terk edilen alın teri, emek ve ekonomik kayıp. Niğde'nin Bor ilçesi Sinandı bölgesinde 25 dönüm alanda satılamadığı için tarlada kalan ve çürümeye başlayan karalahananın üreticisi Hasan Aydın, tanesi 5 lira verdikleri için anlaşamadığını söyledi. Toplaması, nakliyesi gibi maliyetler de eklendiğinde 5 liranın kendisine fayda sağlamayacağını dile getiren Aydın, "Nakliyesini, işçiliğini kurtarmadığı için kesmedik. Ondan sonra da böyle kaldı" ifadesini kullandı. Banka kredisi de kullandığına dikkati çeken Aydın, ürün tarlada kaldığı için nasıl ödeyeceğini kara kara düşündüğünü aktardı. Aydın, binlerce dönüm ürününün çöp olduğunu, tarladan bir liralık bile satış yapamadığını vurguladı.

Kayseri, Karkas Kesimlerde Yağsız Uygulamada 2 Kilo Fire Kararı Haber

Kayseri, Karkas Kesimlerde Yağsız Uygulamada 2 Kilo Fire Kararı

Kesim Standartları kapsamında yağsız kesime geçilmesi konusu ile ilgili KTB Yönetim Kurulu Başkanı Recep Bağlamış ev sahipliğinde basın toplantısı gerçekleştirildi. Borsa hizmet binası toplantı salonunda gerçekleşen toplantıya Kırmızı Et Üreticileri Birliği Başkanı Ercan Aras’ta katıldı. Kayseri'de karkas kesimlerde 2 kilo fire verilmesi kararı aldıklarını ve bu uygulamanın üreticiyi koruyacak bir uygulama olduğunu belirten KTB Yönetim Kurulu Başkanı Recep Bağlamış; "Tarım ve Orman Bakanlığımız tarafından büyükbaş karkas kesimleri için Türkiye genelinde bir uygulama başlatıldı. Büyükbaş hayvan kesimlerinin Türkiye genelinde karkas kesim olarak devam etmesi noktasında bakanlığımız bir yazı gönderdi. Bugün itibariyle bütün illerimizde büyükbaş karkas kesimlerinin yağsız yapılacağı istişareler halinde uygulamaya alındı. Biz de Kayseri Kırmızı Et Üreticilerimiz ile birlikte bütün süreçlerde hem istişare halindeydik, hem de sonuç esnasında birkaç gün önce bir araya gelerek Kayseri'deki uygulamanın nasıl olacağı, üreticilerimize bilgi verilmesini istedik. Bugün üreticilerimizle toplantı yaptık ve son geldiğimiz noktada şehrimizde uygulanacak olan karkas yağsız kesimde Kayseri olarak bir hayvan kesiminde mal başı 2 kilo olarak fire düşülerek kesim olmasını kararlaştırdık. Şehrimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. Aslında bu uygulama üreticimizi koruyan bir uygulama. Bütün illerde farklı kesim uygulamaları oluyordu, bakanlığımız bunun önüne geçilebilmesi adına bir uygulama başlattı. Bu uygulamayı benimsediğimizi ifade etmek istiyorum. Üreticilerimizin endişesi olmasın. Özellikle Tarım ve Orman Bakanlığımız kesimle ilgili üreticileri koruyacak şekilde bir uygulama hayata geçirdi. Bu uygulama şu demek; bir hayvan kesimhanecisi isterse büyükbaş hayvandan hiç fire de düşmeyebilir. Ama şehrimizde yıllardır uygulanan bir gelenek var, karkasta 2 kilo fire uygulanması. Biz bu uygulamanın devam etmesini istiyoruz. Uygulamamız bugün itibariyle başlayacaktır" dedi. Kayseri Kırmızı Et Üreticileri Birliği Başkanı Ercan Aras ise açıklamasında Kayseri olarak bakanlığın uygulamasına uyum göstereceklerini ifade ederek; "Biliyorsunuz ülkemizde üretim her yıl geriye doğru gidiyor. Genç nüfus artık üretime doğru kaymıyor, köylerde genç nüfus üretim yapmıyor. Buna karşılık olarak küçük işletmelerimiz gün geçtikçe kan kaybediyor ve ortadan kalkıyor. Bunun yanında ülkemizde çok aşırı şekilde anaç hayvan kesimi oldu. Buna karşılık olarak da hayvancılıkta üretimimiz her gün geriye gitmekte ve sıkıntı yaşamaktayız. İthalatla bu açığı kapatmaya çalışıyoruz. Biliyorsunuz aşırı şekilde ülkemize ithalat geliyor. Bizim biran önce üretimi artırmamız, bununla ilgili politikalar geliştirmemiz lazım. Kırmızı et üreticileri olarak çok sıkıntılıyız. Her şey markette başlamıyor; hayvanın doğumundan tutun beslenmesinden ve en sonunda karkas kesimine kadar bu iş geliyor. Üretici kesimhanedeki neticeden sonra gelirini elde ediyor. Birçok değişik kesim şekilleri ve standartları vardı, çok çeşitli kafa karışıklıkları vardı. Biz üreticiler olarak yağlı kesilmesini isteriz. Çünkü hayvandan ne çıktıysa parasının alınmasını istiyoruz. Bakanlığın şöyle bir çalışması oldu; 'Türkiye genelinde yağsız kesim olacak' diye. Biz de tabi Kayseri olarak buna uyum göstereceğiz" diye konuştu. Son dönemde hayvanlarda görülen hastalık nedeniyle üreticilerin büyük bir kayba uğradığını dile getiren Başkan Aras; "Üreticilerimiz çok mağdur oldu, yüzde 30-40 civarında verim kaybına ulaştı. Telef oranı çok yüksek oldu, yüzde 5-6-7 civarında bir telef olayı oldu. Biz bunun ceremesini çekiyoruz. Bu aslında Türkiye'de olmayan bir hastalıktı, 25 Mayıs'ta Hakkari tarafından ülkeye girdi ve her tarafa yayıldı. Aslında biz şap hastalığına alışkın üreticileriz ama bu hastalık aynı covid gibi görülmemiş bir hastalıktı. Hayvanı aşırı şekilde yıpratıyor ve hayvan iyileştikten sonra da verimini üzerine alamıyor. Üreticilerimizde yüzde 30-40 civarında bir verim kaybı oluştu, çok büyük telefler oldu. Zarar da çok büyük, tahminim 4 milyar dolar civarında Türkiye çapında üreticinin bir zararı oldu. Birkaç ay sonra bunların sıkıntıları oluşacak. Çünkü üretici besiye gelmeyen hayvanını kesti, hastalık girdi korktu hemen kesti. Her ahırda ölüm olayı oldu. Bu da 3-4 ay sonra piyasaya yansıyacak" ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin muzunun yüzde 40’ı Alanya’dan Haber

Türkiye’nin muzunun yüzde 40’ı Alanya’dan

Antalya'nın Finike, Kumluca, Manavgat ve Aksu ilçelerinde etkili olan sağanak yağışlar sonucu tarım arazileri sular altında kalırken, Alanya'nın bu olumsuz tablodan etkilenmemesi üreticiler tarafından memnuniyetle karşılandı. Tarımsal üretimin yoğun olarak yapıldığı ilçede seralar ve açık alanlardaki üretimlerde herhangi bir zarar oluşmadığı öğrenildi. Türkiye'nin muz ihtiyacının yüzde 40'ını karşılayan Alanya'da yaşanan olumsuz hava şartlarına rağmen üretim ve sevkiyat faaliyetleri kesintisiz sürüyor. İlçede yılın 12 ayı boyunca hem örtü altı hem de açık alanlarda muz üretimi yapılabiliyor. Antalya genelinde yaşanan sel felaketine rağmen Alanya'dan Türkiye'nin dört bir yanına ve yurt dışına muz ihracatının devam ettiği bildirildi. Alanya'da muzun kilogram fiyatı halde 35 ile 40 lira arasında değişiyor. 2 bin 500'e yakın üretici, örtü altı ve açık alanda yaklaşık 300 bin tona yakın muz üretimi yaparak ülke ekonomisine katkı sağladı. Muz üretimi ile ilgili sıkıntı yaşamadıklarını dile getiren Abdurrahman Uyar, "Antalya ve çevresindeki sel felaketinden olumsuz etkilenen çiftçilere geçmiş olsun. Alanya'da muzda bir sıkıntı yok. Tüm Türkiye'ye ve dünyaya ihracatlar devam ediyor. Antalya'daki sel felaketi Alanya'yı etkilemedi. Havalar 10 gündür kapalı bizim buralarda. Daha önce güneş ve ılıman olduğu için muz erken yetişti. Pazarcılar pazara çıkamadığı için fiyatlar biraz sabit kaldı. Üretimle alakalı en büyük sıkıntımız ise su sıkıntısı. Alanya bölgesinde su sıkıntısı çözülürse daha az girdi maliyetimiz olur'' dedi. Türkiye'deki muz ihtiyacını karşılayacak durumda olduklarını söyleyen Alanya Tropikal Meyve Üreticileri Birliği Başkanı Ali Hüddoğlu ise, "Doğal afetlerden dolayı tarım üreticileri bu kışı zor geçiriyor. Alanya'mızda muz üretimi hızla devam ediyor. Alanya'da sıkıntı yaşamadık. Üretim ve hasadımız devam ediyor. Alanya 100 yıldır muz üretimi ve ticaretini yapıyor. Türkiye'nin ihtiyacını karşılayacak şekilde üretim de devam ediyor. Geçen sene TÜİK verilerine göre ülkemizde 1 milyon tona yakın muz tüketildi. Ülkemizin ihtiyaçlarını karşılayacak kadar muz üretimi yapıyoruz. Elbette üretimle ilgili zorluklarımız var. Bunları da süreç içerinde aşıp, daha iyi noktaya geleceğimize inanıyorum'' ifadelerini kullandı.

Dicle’de 2025’te üzüm, badem ve ceviz üretimi dikkat çekti Haber

Dicle’de 2025’te üzüm, badem ve ceviz üretimi dikkat çekti

Kaymakamlığın resmi sosyal medya hesaplarında paylaşılan verilere göre, Dicle'de 2025 yılında 23 ton 100 kilogram buğday, 13 bin 500 ton üzüm, 66 ton ceviz, 9 bin 649 ton arpa, 4 bin 190 ton mercimek, 340 ton badem ve 22 bin ton süt üretimi yapıldı. Açıklamada, "Dicle ilçesinde 2025'teki tarımsal üretimde, ülke ekonomisine yaklaşık 2 milyar liralık katkı sağlandı. 364 dekar alanda yem bitkisi ekimi yapan 34 çiftçiye toplam 88 bin 804,00 lira destekleme ödemesi yapıldı. İlçede hayvan sağlığı ve yetiştiriciliği faaliyetleri dahilinde buzağı destekleme, kuzu-oğlak desteği ve arıcılık desteklemeleri kapsamında bin 647 işletmeye toplam 12 milyon 168 bin 788,00 lira destekleme yapıldı. 2 bin 501 çiftçiye 19 milyon 890 bin lira mazot ve gübre desteği yapıldı. 185 çiftçiye 1 milyon 131 bin 172,00 lira sertifikalı tohum desteği yapıldı. 310 çiftçiye 5 milyon 157 bin 782,00 lira hububat baklagil fark ödemesi desteği yapıldı. 38 çiftçiye 80 bin 972 lira organik tarım desteği yapıldı. 2 çiftçiye 4 bin 302,00 lira katı organik-organominarel gübre desteği yapıldı. 34 çitçiye 88 bin 804,00 lira yem bitkileri desteklemesi yapıldı. 81 çiftçiye 2 milyon 188 bin 536,00 lira zirai don desteklemesi yapıldı" denildi. Dicle İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünün 2025 yılı faaliyet çalışmalarına da yer verilen açıklamada, "İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü çalışmaları kapsamında 2025 yılında Dicle'de av yasağı döneminde 40 olmak üzere, 74 balıkçılık ve su ürünleri denetimi gerçekleştirildi. Yapılan denetimler sonucunda 5 bin metre ağ ele geçirildi. Ele geçirilen 75 kilogram canlı balık, doğal yaşam alanları olan suya bırakıldı. İlçede yapılan gıda ve yem denetimleri kapsamında 6 gıda üretim işletmesine 19 denetim, 52 gıda satış işletmesine 99 denetim, 53 gıda toplu tüketim işletmesine 106 denetim, 10 yem işletmesine 10 denetim gerçekleştirildi. İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü'nün 2025 yılı eğitim faaliyetleri kapsamında inceleme gezileri, kurs, toplantı ve tarla günleri olmak üzere toplamda 120 faaliyet gerçekleştirildi ve bu faaliyetlerde bin 400 çiftçiye ulaşıldı'' ifadelerine yer verildi. Dicle Kaymakamlığı, İlçe Nüfus Müdürlüğü'nün 2025 yılı faaliyet çalışmalarına ilişkin verileri de paylaştı. Kaymakamlığın paylaştığı verilere göre; Dicle İlçe Nüfus Müdürlüğünün çalışmaları kapsamında 2025 yılında 8 bin 571 adet işlem yapıldı. Yapılan işlemlerin ortalama süresi 4 dakika olarak kaydedildi. İlçede 3 bin 655 adet kimlik kartı başvurusu yapıldı. Kimlik kartı değişim oranı yüzde 98 olarak kaydedildi. Bin 217 adet sürücü belgesi başvurusu yapıldı. Sürücü belgesi değişim oranı yüzde 98 olarak kaydedildi. 413 pasaport başvurusu yapıldı. 178 kişi adreste nüfus hizmeti aldı. Dicle Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü çalışmaları kapsamında 2025 yılında açılan 5 kursa 330 kişi katıldı. 787 öğrenciye yetenek taraması yapıldı. Okullarda spora ilk adım kapsamında 177 öğrenciye eğitim verildi. İlçedeki sporcu kartı ve lisans sayıları toplamı 577 olarak kaydedildi. 90 öğrenci eğitim yönetim siteminde kurs gördü. 2025 yılında ilçede 4 turnuva düzenlendi. Düzenlenen kurumlar arası voleybol, liseler arası erkek voleybol, liseler arası kız voleybol, ortaokullar arası futbol turnuvalarına 22 takım katıldı. 2025 yılında Dicle Tapu Müdürlüğünde toplam 7 bin 302 adet işlem yapıldı. 2025'teki işlem artış oranı yüzde 5 olarak kaydedildi. Toplam 8 milyon 534 bin 810 lira harç tahsilatı yapıldı. Toplam harç tahsilatı artış oranı yüzde 59.85 olarak kaydedildi. Yapılan işlemlerin aynı gün bitirilme oranı yüzde 93.71, elektronik arşive aktarma oranı ise yüzde 96 oldu. İlçe Müftülüğünün 2025 yılı faaliyet çalışmaları verilerine göre 50 adet bin liralık alışveriş kartı dağıtımı yapıldı. 2025 yılında 74 adet kurban vekaleti yapıldı. 105 aileye kurban eti ve 8 koli gıda yardımı yapıldı. İlçedeki okul öğrencileriyle sosyal etkinlik, oyun yarışmaları, camide kitap okuma etkinlikleri, rehabilitasyon merkezi ziyareti, şiir okuma ve resim çizme yarışması yapılıp dereceye giren ilk 3 öğrenciye hediyeleri taktim edildi. 8 vatandaş kutsal topraklara gönderilirken, yaz Kur'an kursuna bin 756 öğrenci katıldı. 40 aileye toplamda 200 adet kıyafet yardımı yapıldı. Camilerimizde Gazze için 100 bin lira toplandı.

Bir avuç toprak binlerce liralık zararı önleyebiliyor Haber

Bir avuç toprak binlerce liralık zararı önleyebiliyor

Manisa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü bünyesinde hizmet veren Tarımsal Analiz Laboratuvarı'nda toprak, yaprak ve sulama suyu analizleri yapılarak çiftçilere bilimsel temelli gübreleme ve üretim rehberliği sunuluyor. Yapılan analizlerle hem toprak ve yer altı su kaynaklarının korunması sağlanıyor hem de çiftçilerin girdi maliyetleri düşürülüyor. Yaklaşık 30 bin toprak, 40 bin sulama suyu ve 4 bin yaprak analizi yapabilme kapasitesine sahip olan laboratuvar, Türkiye'nin dört bir yanından getirilen numunelerle hizmet veriyor. Doğru gübre kullanımını teşvik eden analizler sayesinde verimli ve kaliteli üretim hedeflenirken, yetkililer basit bir toprak analizinin dahi büyük maliyetlerin önüne geçebileceğine dikkat çekerek Manisa'daki tüm çiftçileri laboratuvardan faydalanmaya davet etti. Numune alımıyla başlayan süreçte; çiftçi ya da danışman tarafından usulüne uygun şekilde alınan toprak, yaprak ve su numuneleri laboratuvara teslim ediliyor. Kayıt altına alınan numuneler kurutuluyor, öğütülüyor ve eleklerden geçirilerek analizlere hazır hale getiriliyor. Fiziksel ve kimyasal analizlerin ardından elde edilen veriler, bölge, toprak yapısı ve yetiştirilecek ürün türüne göre değerlendirilerek çiftçiye özel gübre cinsi ve miktarını içeren rapor hazırlanıyor. Hazırlanan raporlar dijital ya da basılı olarak üreticiye teslim ediliyor. Manisa Tarım ve Orman İl Müdürü Mehmet Karayılan, çalışmalarını yerinde incelemek için gittiği Tarımsal Analiz Laboratuvarında Ziraat Mühendisi Mehmet Erkan Petek ve Emel Başpınar tarafından bilgilendirildi. İncelemede konuşan Tarım İl Müdürlüğü Şube Müdürü Ahmet Başaran ise Manisa'daki tarım arazilerinde en büyük eksikliğin organik madde olduğunu vurguladı. Yapılan çalışmaları değerlendiren Manisa Tarım ve Orman İl Müdürü Mehmet Karayılan, tarımsal analizlerin önemine dikkat çekerek, "Burası sizin eviniz. Burada hizmetinizde olan ben dahil bütün arkadaşlarımız sizin emrinizdeyiz. Manisa'da, merkezde il müdürlüğüne ait tek laboratuvar burası. Burada çok güzel çalışmalar yapılıyor. Bahçenizde ağaç dikmeden, meyve bahçesi oluşturmadan önce gelin, toprağınızı analiz edelim. Hangi besin maddelerinin eksik olduğunu tespit edelim, siz sadece eksik olanı tamamlayın. Aksi halde hem toprağa hem cebinize zarar verirsiniz" dedi. "Zaman ve maliyet kaybının önüne geçiyor" Numune alma tekniğinin önemine de değinen Karayılan, "Gelişigüzel toprak alınmaz. İlçe tarım müdürlüklerimizde görevli ziraat mühendisi arkadaşlarımız bu konuda size yardımcı olacaktır. Doğru numune alımıyla yapılan basit bir toprak tahlili, zaman ve maliyet kaybının önüne geçer" ifadelerini kullandı. Hayvansal gübrelerin doğru kullanımına yönelik çalışmaların da sürdüğünü belirten Karayılan, "Katı atık gübre atma makinelerini ziraat odalarımıza teslim ettik. Bakanlığımız tarafından alınan bu makineler çiftçimizin emrinde. Ayrıca sıvı hayvansal gübrelerin atımı için de yeni makineler alıyoruz. Amacımız, daha verimli ve daha kaliteli ürünü nasıl alabileceğimizi çiftçimize göstermek. Doktora gidip reçete almak gibi, burada da analiz sonuçlarına göre yazılan reçetelerle toprağınızdan en iyi verimi alacaksınız" diye konuştu. Karayılan, il müdürlüğü bünyesinde böyle bir laboratuvarın nadir olduğuna dikkat çekerek, "81 il tarım müdürlüğü arasında il müdürlüğü bünyesinde bu şekilde hizmet veren bir laboratuvarla ilk kez karşılaşıyorum. Bu büyük bir avantaj. Tüm Manisalı çiftçilerimiz bunu bilmeli ve mutlaka faydalanmalı. Geleceğimiz, toprağımız ve çiftçimizin kazancı için bu hizmet çok kıymetli. Dolayısıyla çok da güzel bir ortam ve çok güzel veriler alıyorsunuz. Bunun için ben sizleri tebrik ediyorum. Bizim de amacımız şu. Bütün Manisalılar bunu bilsin, bütün çiftçilerimiz bunu bilsin ve gelsin gerçekten buradan çok daha güzel bir şekilde bunu öğrenerek hem geleceğimiz için, hem cebimiz için, hem toprağımız için bunun tamamını bir araya getirdiğimizde çiftçinin mutlu olabileceği sonuca ulaşabilmemiz için" dedi.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.