Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Üreticiler

AGRONEWS - Üreticiler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Üreticiler haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Akhisar’da zeytin için önemli buluşma Haber

Akhisar’da zeytin için önemli buluşma

Manisa'nın Akhisar ilçesi, zeytincilik alanında önemli bir organizasyona ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Binlerce yıllık geçmişiyle yalnızca bir tarım ürünü değil, aynı zamanda kültürel bir miras ve yaşam biçimi olarak kabul edilen zeytin için "Geleneksel Zeytin Yetiştiriciliği Çalıştayı" düzenlenecek. 2023 yılında UNESCO tarafından "Zeytin Yetiştiriciliği ile İlgili Geleneksel Bilgi, Yöntem ve Uygulamalar" başlığıyla Acil Koruma Gerektiren Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi'ne dahil edilen zeytin kültürü, bu çalıştayla birlikte uluslararası düzeyde kazandığı değeri Akhisar'da somut bir platforma taşıyacak. UNESCO sürecinin ardından bu kapsamda düzenlenen ilk programın Akhisar'da gerçekleştirilecek olması, ilçe açısından ayrı bir önem taşıyor. Türkiye'nin en önemli zeytin üretim merkezlerinden biri olan Akhisar'da yapılacak çalıştayda, geleneksel üretim yöntemleri ele alınacak, sektörde yaşanan sorunlar değerlendirilecek ve zeytinciliğin geleceğine yönelik çözüm önerileri geliştirilecek. Kültür ve Turizm Bakanlığı himayelerinde, Manisa Valiliği ev sahipliğinde gerçekleştirilecek etkinlik; UNESCO Türkiye Milli Komisyonu, Akhisar Kaymakamlığı, Manisa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Akhisar Ticaret Borsası, Akhisar Ticaret Odası ve Akhisar Zeytin İhtisas Organize Sanayi Bölgesi iş birliğiyle düzenleniyor. Türkiye'nin farklı bölgelerinden akademisyenler, üreticiler ve sektör temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşecek olan çalıştay, 29-30 Nisan tarihlerinde zeytin paydaşlarını bir araya getirecek. Etkinliğin açılışı 29 Nisan'da Akhisar Egea Zeytin ve Zeytincilik Müze Restoran'da yapılacak. Çalıştayın, geleneksel zeytin yetiştiriciliğinin korunması, geliştirilmesi ve gelecek nesillere aktarılması adına önemli katkılar sağlaması bekleniyor.

Coğrafi işaretli ürünlere turuncu etiket geliyor Haber

Coğrafi işaretli ürünlere turuncu etiket geliyor

Tarım ve Orman Bakanlığı, coğrafi işaretli ve geleneksel ürünlerin denetim sistemini kökten değiştirecek oldukça kapsamlı bir yönetmelik taslağı hazırladı. Türkiye Gazetesi'nin haberine göre, "Tarım ve Gıda ile İlgili Geleneksel Ürün Adı ve Coğrafi İşaretlerin Denetimi ve Turuncu Etiket Kullanımına İlişkin Yönetmelik Taslağı" ile birlikte, ürünler için sadece tescil belgesi almak artık yeterli bir kriter olmayacak. Yeni düzenlemeyle birlikte, ürünlerin tarladan sofraya kadar uzanan tüm süreçlerde denetlenmesi ve sertifikalandırılması zorunlu hale getirilecek. Turuncu etiket ve sertifika numarası zorunluluğu Zorlu denetim süreçlerini başarıyla geçen ve standartlara uygunluğu onaylanan ürünler, piyasaya "turuncu etiket" ile sunulacak. Belirlenen özel ölçü ve formatta basılacak olan bu etiketlerin üzerinde, o ürüne ait sertifika numarası da açıkça yer alacak. Gerekli kriterleri sağlamayan ve standartların altında kalan ürünlerde ise bu etiketin kullanılmasına kesinlikle izin verilmeyecek. Tüketiciler, turuncu etiketi gördüklerinde söz konusu ürünün sadece coğrafi işaretli olduğunu değil, aynı zamanda çok sıkı bir kalite denetiminden geçtiğini de bilecek. Bütün tedarik zinciri mercek altına alınıyor Yeni düzenlemeyle birlikte sadece üretim aşaması değil; hasattan işlenmeye, ambalajlamadan depolamaya ve nakliyeye kadar bütün tedarik zinciri izlenebilir kılınacak. Bu kapsamda tüm üreticiler sertifikasyon sistemine dahil edilerek, yetkili kontrol kuruluşları tarafından düzenli aralıklarla denetlenecek. Atılan bu adımlarla, mevcut sistemde sıklıkla eleştiri konusu olan "tescil var, denetim yok" probleminin tamamen ortadan kaldırılması planlanıyor.

Antalya’da serada kuzugöbeği üretimi: İlk denemede 650 kg Haber

Antalya’da serada kuzugöbeği üretimi: İlk denemede 650 kg

Bahar yağışlarının ardından dağlık ve ormanlık alanlarda doğal yollarla yetişen Kuzugöbeği mantarı, gerek yemeklerde kullanmak için gerekse toplayıp satmak için vatandaşların dağlık kesimlere akın etmesine neden oluyor. Kuzugöbeği Mantarı Manavgat’ta girişimci Ziraat Mühendisi Ömer Şahin’e ilham oldu. Şahin, Seydiler Mahallesi’nde kurduğu laboratuvar ve seralarda Türkiye’de ilk kez ticari anlamda Kuzugöbeği mantarı yetiştirmeyi başardı. Türkiye’de ilki başardı Yıllardır Kuzugöbeği mantarı ile ilgili araştırmalar yaptığını belirten Ziraat Mühendisi Ömer Şahin, "Uzun dönemdir kuzugöbeğiyle ilgili araştırmalar yapıyorum. Kendimiz yıllarca doğadan çıkan kuzugöbeklerini üreticilerimizden, çiftçilerimizden, toplayanlarımızdan alarak İzmir'e, ihracatçılarımıza göndermek suretiyle bu işin içerisindeydik. Türkiye'de ilk defa ticari anlamda kuzugöbeği üretimine başladık. Bunun geçmişi dört beş yıla dayanır. Araştırmalar, denemeler, sonuçlandırmalar bu yıl ilk defa dört ayrı seramızda dört ayrı çeşitle üretime başladık. Mutluyum çünkü zor bir süreçti" dedi. Kuzugöbeğini serada yetiştirdi Kurduğu laboratuvarda kuzugöbeği tohumlarını ve misallerini üreterek seralarda toprağa diktiklerini belirten Şahin, "Toprağımıza dikimden ekimden sonra onların besi torbalarını da vererek üretim aşamasına başladık. Türkiye'de bir ilk diyorum çünkü ticari anlamda kuzugöbeği üretiminin Türkiye'de olmadığını biliyoruz. İlk defa bu yıl bizler seralarımızda bunun denemesini, üretimini, aşamalarını gerçekleştirmiş olduk. Tabii ki amatör olarak çeşitli ortamlara, kuzugöbeği tohumlarının yayılması şeklinde çalışmalar var. Bunları da takdirle karşılıyoruz. Ancak ticari anlamda ilk defa bu süreci biz tamamladık" ifadelerini kullandı. "Yeni bir gelir kapısı açıldı" Muz ve çilekten sonra bölge üreticiler için yeni bir gelir kapısı açılmış olduğunu söyleyen Ziraat Mühendisi Ömer Şahin, "Üreticilerimize yeni bir çeşit, yeni bir bitki, yeni bir gelir kapısı hatta yeni bir ihracat kapısı açmış olmanın gururunu yaşıyorum. Sürdürülebilirliğini tamamladıktan sonra, gördükten sonra üreticilerimize bu konuda danışmanlıklar, yardımlar, tohum üretimiyle, tohumla ilgili ürün vermeler söz konusu olacak. İnşallah üreticilerimize bu bölgede üretilmesi bakımından söylüyorum. Muzdan ve çilekten sonra yeni ama hem gelir kapısı iyi hem de mantarın değeri bakımından, ürünün değeri bakımından çok değerli çok ender bir ürünü yetiştirmiş ve sunmuş olacağız" şeklinde konuştu. "Yeni bir yemek kültürü oluşuyor" Kuzugöbeği Mantarının sofralarda yeni bir yemek kültürü oluşturacağının altını çizen Şahin, "Bu yıl ilk defa dört çeşidimizi seralarımıza diktiğimizi söyledim. Onlardan verimler elde ettik ve iç piyasada bunu tükettik. Bu da beni ayrıca sevindirdi. Çünkü iç piyasada bunun değerini bilen zevkini bilen tadını bilen insanlarımız ve işletmelerimiz olduğunu gördük. Daha çok ihracat ürünü derken oysa iç piyasa bunu harcıyor, tüketiyor. Bu geliştikçe yeni bir yemek kültürü alışkanlıklarımızın içerisine girecek. Üreticilerimize bu anlamda danışabilecekleri tohum alabilecekleri bir ortam oluşturmanın da gururunu yaşamış olacağız" dedi. Toplam 900 kilogram ürün toplandı Çeşitli parsel denemeleri yaptıklarını ve toplamda 900 kilogram ürün aldıklarını söyleyen Şahin, "Gelecek dönemlerde, gelecek yıllarda bu ürünün sahilden itibaren yukarılara bin 200 metre rakımlara kadar bir ürün yelpazesini dağıtmış olmanın çalışmasını da yapmış olacağız. Hedefimiz dekarda bir ton ürün almaktı. 600650 kilogram arası ürün aldık. Çeşitli parsel denemelerimiz vardı. Parsel denemelerimizden parsel bazında ürün aldığımız parselleri dekara çevirdiğimizde dokuz 900 kilogramı yakalamış olduk. Hedefimiz bundan sonra dekardan bir ton mantar olmak üzere olacak" ifadelerini kullandı.

Şeker pancarı üretim kanun teklifi komisyonda kabul edildi Haber

Şeker pancarı üretim kanun teklifi komisyonda kabul edildi

TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonunda kabul edilen Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nde şeker pancarına ilişkin önemli düzenlemeler yer alıyor. Teklifle, Şeker Kanunu'nda düzenleme yapılıyor. Buna göre, şeker pancarı fiyatları her yıl şeker fabrikası işleten gerçek ve tüzel kişiler ile üreticiler ve/veya temsilcileri arasında varılan mutabakata göre belirlenecek. Şeker fabrikaları, üreticilerce teslim edilen şeker pancarındaki fire tespiti ile bedele esas polarizasyon değerinin belirlenmesi amacıyla yapılacak numune alma ve analiz işlemleri sırasında üreticileri temsilen mahalli pancar kooperatifi veya mahalli ziraat odasından bir gözlemcinin hazır bulunmasına olanak sağlamakla, mahalli pancar kooperatifi veya mahalli ziraat odası ise talep edilmesi halinde bir gözlemci görevlendirmekle yükümlü olacak. Teklife göre, sözleşme yapılmadan şeker pancarı ekilemeyecek. Buna aykırı hareket edenlerin takip ve kontrolü Tarım ve Orman Bakanlığınca yapılacak. Şirketler şeker pancarını Bakanlıkça belirlenen ekim alanlarından üreticilerle sözleşme yaparak temin edecekler. Bakanlık gerekli görmesi durumunda şirketlerin ekim alanlarını yeniden belirleyecek. Şeker üretiminde kullanılan diğer ham maddeler ise şirketler tarafından üreticiler ve/veya piyasadan temin edilecek. Şirketler, kendi ekim alanlarından yeterli ham madde bulamadığı takdirde münavebe esasları dahilinde kendi ekim alanları dışından da Bakanlığın izni ve denetiminde üreticilerle sözleşme yaparak pancar temin edebilecek ya da ihtiyacından fazla şeker pancarı üretimi yapabilen şirketlerden Bakanlık tarafından belirlenecek esaslara göre şeker pancarı satın alabilecek. Bakanlık, şeker pancarının ekiminden fabrikalara teslimine kadar olan tüm süreci denetleyecek, bu görevini yerine getirirken gerektiğinde kolluk kuvvetlerinden yardım alabilecek. Şeker satış fiyatları, şeker fabrikası işleten gerçek ve tüzel kişiler tarafından serbestçe belirlenecek. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Bakanlık tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenecek. Teklifle, sözleşme yapılmadan şeker pancarı eken gerçek ve tüzel kişilere, tespitin yapıldığı ekim alanından üretilecek şeker pancarı için, tespitin yapıldığı pazarlama yılında kamu fabrikaları tarafından belirlenen yüzde 16 polar şeker ihtiva eden firesi düşürülmüş A kotası şeker pancarı baz alım fiyatı üzerinden hesaplanacak tutar kadar Bakanlıkça idari para cezası verilecek. Şirketlerin kendi ekim alanları dışından, Tarım ve Orman Bakanlığın izni olmaksızın şeker pancarı temin etmeleri halinde, Bakanlıkça şirketlere cari pazarlama yılı için tahsis edilen A kotası miktarının cari pazarlama yılı başındaki A kotası şeker satış fiyatı ülke ortalaması üzerinden hesaplanacak tutarının yüzde 2'si oranında idari para cezası verilecek. Bu hüküm 1 Ocak 2027'de yürürlüğe girecek.

Mazot–gübre desteği 2026: Ödeme takvimi ve tarihleri Haber

Mazot–gübre desteği 2026: Ödeme takvimi ve tarihleri

Tarımsal destek ödemeleri kapsamında mazot ve gübre desteği ödemelerinin tarihi çiftçiler tarafından yoğun şekilde araştırılıyor. Ödemelerin ne zaman yapılacağı ve banka hesaplarına yansıyıp yansımadığı konusunda resmi açıklamalar, 2026 takvimi çerçevesinde takip ediliyor. Tarım sektöründeki üreticiler, ödemeleri planlamak ve üretim maliyetlerini yönetmek için bu bilgileri yakından takip ediyor. MAZOT GÜBRE DESTEĞİ NE KADAR? Bakanlıktan, konuya ilişkin yapılan açıklamaya göre, yapılan değişiklikle 2026 üretim yılı için destek katsayı değeri, 2025 yılına göre yüzde 27 artırılarak dekara 310 lira olacak. Temel destekle tüm ürünler için mazot maliyetinin yüzde 50'si ve gübre maliyetinin yüzde 25'i karşılanacak. MAZOT GÜBRE DESTEĞİ YATTI MI, NASIL ÖĞRENİLİR? e-Devlet üzerinden mazot gübre desteği sorgulama Mazot ve gübre desteği sorgulaması en kolay şekilde e-Devlet sistemi üzerinden yapılabiliyor.​​​​​​​ e-Devlet sistemine giriş yapın Arama kısmına "Tarımsal destek ödemeleri sorgulama" yazın ÇKS kaydınıza ait destek ödemelerini görüntüleyin Bu ekranda mazot ve gübre desteği dahil tüm tarımsal destekler detaylı olarak listeleniyor. ​​​​​​​ TC kimlik numarası ile mazot gübre desteği sorgulama Destek ödemeleri genellikle TC kimlik numarasının son hanesine göre belirlenen takvimle yapılabiliyor. Bu nedenle çiftçiler, ödeme gününü takip ederek hesaplarını kontrol edebiliyor. Ödemeler şu kanallardan kontrol edilebilir: e-Devlet tarımsal destek sorgulama Ziraat Bankası mobil uygulaması Ziraat Bankası ATM'leri Banka şubeleri ​​​​​​​​​​​​​​MAZOT VE GÜBRE DESTEĞİ NEREYE YATIYOR? Mazot ve gübre desteği ödemeleri, ÇKS'ye kayıtlı çiftçilerin Ziraat Bankası hesaplarına aktarılıyor. Hesabı olmayan üreticilerin ise destek ödemelerini alabilmek için Ziraat Bankası'nda hesap açmaları gerekiyor.

Mazot Ve Gübre Desteği 2026’da Çiftçilerin Gündeminde Haber

Mazot Ve Gübre Desteği 2026’da Çiftçilerin Gündeminde

Tarım sektöründe faaliyet gösteren üreticiler için sağlanan mazot ve gübre desteği ödemeleri 2026 yılında da merak ediliyor. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen destek programı kapsamında çiftçilere mazot ve gübre maliyetlerini karşılamaya yardımcı olacak ödemeler yapılmaya devam ediyor. Üreticiler destek tutarlarını ve ödeme durumlarını e-Devlet sistemi üzerinden kolayca kontrol edebiliyor. CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'DAN AÇIKLAMA Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 21 Şubat 2026 Cumartesi günü Haliç Kongre Merkezi'nde çiftçiler ile iftar programında bir araya geldi. Programa Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yanı sıra Adalet Bakanı Akın Gürlek, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ve çok sayıda vatandaş katıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bitkisel üretim yapanların destek ödemelerine başlıyoruz. 6 Mart'tan itibaren bir ay içinde 81 milyar lira temel ve planlı üretim desteği ödemelerini çiftçilerimizin hesaplarına aktaracağız. Hayırlı uğurlu olsun diyorum" dedi. MAZOT GÜBRE DESTEĞİ NE ZAMAN YATACAK? Ancak Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen mazot ve gübre desteği kapsamında 2026 yılı ödeme tarihleri henüz ayrı bir takvimle ilan edilmedi. Bakanlık tarafından yapılan son açıklamada Temel Destek ödemelerinin, 2026 yılının ilk çeyreğinde yapılacağı belirtildi. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından ödeme tarihlerine yönelik açıklamanın ilerleyen haftalarda yapılması bekleniyor. MAZOT GÜBRE DESTEĞİ NE KADAR? Bakanlıktan, konuya ilişkin yapılan açıklamaya göre, yapılan değişiklikle 2026 üretim yılı için destek katsayı değeri, 2025 yılına göre yüzde 27 artırılarak dekara 310 lira olacak. Temel destekle tüm ürünler için mazot maliyetinin yüzde 50'si ve gübre maliyetinin yüzde 25'i karşılanacak. 1 MİLYAR 623 MİLYON TL'LİK DESTEK ÖDEMESİ Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, çiftçilere 1 milyar 623 milyon liralık tarımsal destek ödemesi yapıldığı açıkladı. Çiftçilere, 1 milyar 364 milyon 458 bin 238 lira arıcılık desteği, 174 milyon 132 bin 300 lira hayvan gen kaynakları desteği, 44 milyon 102 bin 300 lira küçükbaş hayvancılık desteği, 37 milyon 916 bin 297 lira kırsal kalkınma yatırımları desteği, 2 milyon 959 bin 525 lira sertifikalı tohum üretim desteği olmak üzere toplam 1 milyar 623 milyon lira tarımsal destek ödemesi yapıldı.

Yeni Nesil Tarım Uygulamaları Üretimde Dönüşüm Sağlıyor Haber

Yeni Nesil Tarım Uygulamaları Üretimde Dönüşüm Sağlıyor

Tarım, geçmişte olduğu gibi bugün de ülkelerin ekonomisinde stratejik bir yere sahip. Ancak artan nüfus, iklim değişikliği ve doğal kaynakların sınırlılığı, üretim biçimlerinin yeniden düşünülmesini zorunlu kılıyor. İşte yeni nesil tarım uygulamaları tam da bu noktada devreye giriyor. Yeni nesil tarım uygulamalarıyla sensörler, yapay zekâ, nesnelerin interneti, uzaktan algılama sistemleri ve biyoteknoloji gibi teknolojilerden yararlanarak üretim sürecini veriye dayalı hâle getirmek amaçlanıyor. Böylece yalnızca daha fazla ürün almakla kalınmıyor, suyu, gübreyi ve pestisitleri doğru zamanda ve doğru miktarda kullanarak hem maliyeti hem de çevresel baskıyı azaltmak mümkün hâle geliyor. Bu sistemler, kullanılan teknolojiye, ürüne ve üretim koşullarına göre su tüketimini ve zirai ilaç kullanımını ciddi oranlarda azaltma potansiyeli sunuyor. Üretim sürecinin tahmine değil, ölçüm ve analize dayanarak planlanabilmesi, daha isabetli kararlar alınmasını ve kaynakların daha verimli kullanılmasını sağlıyor. Tarımda kullanılan yapay zekâ destekli sistemlerle toprağın işlenmesinden hasada kadar tüm aşamalar analiz edilebiliyor. Uydu görüntüleri ve geçmiş üretim verileri karşılaştırılarak bitkilerdeki gelişim farklılıkları erken dönemde tespit ediliyor. Böylece olası verim kayıpları önceden görülebiliyor ve girdi kullanımı daha bilinçli planlanabiliyor. Yeni nesil teknolojiler yalnızca mevcut süreci iyileştirmiyor, üretim sistemlerinin yeniden tasarlanmasına da imkân tanıyor. Örneğin “Dijital ikiz” adı verilen teknolojiyle üretim alanının sanal bir modeli oluşturularak bu model üzerinde farklı sulama, gübreleme ya da ekim senaryoları deneniyor. Olası riskler gerçek uygulamaya geçmeden önce simülasyon ortamında değerlendiriliyor. Böylece daha planlı ve güvenli kararlar alınabiliyor. Örneğin tarlamızda mısır yetiştireceğimizi düşünelim. Öncelikle tarlamızdan toprak örneği alarak analiz yaptırmakla işe başlarız. Bu bize mısır üretimi sırasında bitkinin ihtiyaç duyduğu besin maddelerini doğru ve dozunda kullanma imkânı verir. Mısır tohumlarını tarlamıza ekerken doğru derinlikte ekmemiz hayati bir önem taşır. Klasik mibzerlerle bazı tohumlar doğru derinliğe yerleşirken bazıları yüzlek kalabilir ya da gereğinden daha derine gömülebilir. Bu durum çimlenmeyi zorlaştırır ve verim kaybına yol açar. Yani daha tohum ekim aşamasındayken farkında olmadan kayıp yaşarız. Oysa sensörlü mibzerlerle tarlamızdaki eğimi ve toprak yapısını dikkate alarak tohumların homojen bir derinliğe yerleşmesini sağlarız. Ekim aşamasından sonra toprak nemini, ortam sıcaklığını ve yaprak yüzeylerindeki nemi düzenli olarak izleriz. Bu veriler doğrultusunda sulama suyu miktarını belirler ve zamanında sulama yaparız. Uzaktan algılama, görüntü işleme ve sensör teknolojileri sayesinde mısır tarlamızdaki bitkilerin gelişimini yakından takip ederek gerekli önlemleri zamanında almış oluruz. Ayrıca ekinlerimize bulaşan hastalıklar, zararlılar ve yabancı otlara karşı entegre (bütüncül) mücadele yaklaşımını uygulayabiliriz. Entegre mücadele, yalnızca kimyasal ilaçlara başvurmak yerine biyolojik ve kültürel yöntemleri de içeren bütüncül bir yaklaşımı ifade eder. Tarımsal zararlıların neden olduğu kayıp müdahale maliyetini aşacak olduğunda doğru teşhisle, doğru dozda, doğru zamanda ve uygun ekipmanla müdahale etme imkânı bulabiliriz. Dahası bu teknolojiler sayesinde mısır tarlamızın farklı alanlarında o bölüme özel sulama, gübreleme ve ilaçlama programları da uygulayabiliriz. Bu da yine girdi tasarrufu ve verim artışı olarak bize geri döner. Bu sayede, tüm girdi maliyetlerinde (tohum, gübre, ilaç ve su kullanımında) tasarruf sağlanıyor. Daha az kaynak kullanılarak üretim yapılıyor. Böylece karbon ayak izi azalıyor, biyolojik çeşitlilik korunuyor. İnsan, hayvan ve çevre sağlığını birlikte ele alan “Tek Sağlık” yaklaşımı da bu sayede güçleniyor. “Bitti mi?” diye soracak olursanız hayır, dahası da var. Ürettiğimiz mısırların uygun hasat olgunluğuna ulaşıp ulaşmadığını da yeni nesil tarım uygulamalarından elde ettiğimiz gerçek zamanlı verilerle belirleyebilir ve doğru zamanda hasat yapabiliriz. Depomuza aldığımız ürünlerde ise ortamdaki oksijen miktarını ayarlayarak ürünlerimizi hem depo zararlılarından koruyabilir hem de daha uzun süre depolayarak değer yitimi olmadan satabiliriz. Ayrıca gerçek zamanlı verileri işleyerek sonraki hasat dönemlerini daha verimli planlayabiliriz. Türkiye’de durum nedir? Ülkemizde üreticilerin yeni nesil tarım uygulamalarına ilişkin bilgi kaynakları çeşitlilik gösteriyor. Yaş grubuna bağlı olarak üreticiler bu tür bilgilere öncelikle sosyal medya platformları (YouTube, Facebook, TikTok, Instagram, LinkedIn) üzerinden ulaşıyor. Sosyal medya platformlarını tarım temalı televizyon programları, tarım teknolojisi fuarları, tarımsal ekipman bayileri ve teknik temsilcileri takip ediyor. Sosyal medya ve internet gibi açık erişim kanallarının etkin kullanımı, üreticilerin yeni teknolojilere yönelik farkındalığını artırıyor. Şimdilik sulama teknolojilerinde farkındalık daha yüksekken otomasyon ve robotik uygulamalarda daha düşük düzeyde bulunuyor. Araştırmalar, üreticilerin yenilikçi tarım teknolojilerine karşı genel olarak olumlu bir tutum sergilediğini gösterse de uygulama oranları hâlâ sınırlı düzeyde bulunuyor. Özellikle dijitalleşme, yapay zekâ ve otomasyon gibi alanlarda maliyet, teknik altyapı ve bilgiye erişim eksikliği önemli engeller olarak öne çıkıyor. Sonuç olarak yeni nesil tarım uygulamaları üretim süreçlerini daha ölçülebilir, daha planlı ve daha sürdürülebilir hâle getiriyor. Ancak bu dönüşümün gerçekleşmesi için yalnızca teknolojinin varlığı yeterli değil. Üreticilerin bu sistemlere erişebilmesi, doğru bilgiye ulaşabilmesi ve ekonomik olarak desteklenmesi de gerekiyor. Bu nedenle entegre politika ve destek mekanizmalarının hayata geçirilmesi, üreticilerin teknolojiye uyumunu hızlandırarak gıda güvenliği ile tarımsal sürdürülebilirliğe güçlü bir katkı sağlayabilir. Tarımın geleceği, teknoloji ile doğa arasında denge kurabilen ve kararlarını ölçülebilir verilere dayandıran üretim modellerinde yatıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.