Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Vergi

AGRONEWS - Vergi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Vergi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Tarım ve gıda için 'kriz masası' kurulsun önerisi Haber

Tarım ve gıda için 'kriz masası' kurulsun önerisi

Başta tarım olmak üzere bir çok disiplinde araştırmalar yapan bilim insanlarının bir araya geldiği Tarımsal Bilgi Platformu, ABD ve İsrail’in İran’a saldırmasıyla bozulan küresel dengelerin Türkiye’ye tarım ve gıda güvencesi alanında etkisinin azaltılması amacıyla 11 maddeden oluşan bir önlemler dizisi hazırladı. Kısa ve orta vadede(3 ay/9 ay) alınabilecek önlemlerin toplumsal kaygının azaltılması ve çiftçinin karar verme süreçlerinin rahatlatılması açısından önemine değinilen raporda, Türkiye’nin öncelikli olarak bir kriz masası oluşturması gerektiği belirtildi. Raporda öne çıkan bir başka önemli husus ise Rusya Ukrayna savaşındaki Tahıl Koridoruna benzer, Enerji Gıda Tarım Koridoru oluşturması gerektiği vurgulandı. Tarımsal Bilgi Platformu tarafından, karar alma mekanizmasına yol gösterici nitelikle hazırlanan 11 maddelik öneriyi içeren rapor şöyle: 1. “Enerji, Gıda ve Tarım Kriz Masası” kurulsun Hazine ve Maliye, Tarım ve Orman, Enerji, Ticaret, Ulaştırma Bakanlıkları, BOTAŞ, TMO, EPDK TC Merkez Bankası, TC Ziraat Bankası ve TZOB günlük verilerle ve yüksek reflekslerle aynı masa etrafında toplanmalı-çalışmalı; mazot, gübre, yem, elektrik, sulama, navlun-lojistik ve temel gıda fiyatları için erken uyarı sistemi kurulmalıdır. Avrupa Birliği savaş kaynaklı enerji ve gıda fiyatları oynaklığı karşısında dağınık kurum tepkisi yerine merkezî koordinasyon oluşumu ile süreci izliyor. 2. “Kaygı Yönetim Birimi” oluşturulsun Üretici, tüketici, tarım-gıda sektör bileşenleri, lojistik tedarikçileri, vd. savaşın yarattığı fiyatlar, darboğazlar karşısında büyük kaygı içindedirler. Geleceğin belirsizliği bu kaygıyı daha da artırıyor. Toplumu rahatlatacak, sektöre güven verecek, kaygıları azaltacak bir birimin oluşturulması, sürekli kamuoyu bilgilendirmesi üretimin devamlılığı ve sektörel dinamizm asından gereklilik gösteriyor. 3. Çiftçiye “Üretim Hedefli Destek Paketleri” verilsin Savaş süreci ve devamındaki 2-3 yılda bitkisel üretimde bulunan, hayvancılık faaliyeti içinde yer alan çiftçilere sulama, enerji-elektrik, akaryakıt, gübre, pazara erişim desteklerinde bulunulması ve gıda fiyatlarını dizginleyici bir planlama yapılması hedeflenmelidir. Ayrıca, geniş tabanlı vergi indirimi ve çiftçi borçlarını erteleme-faizlerinden vazgeçme gibi sürükleyici desteklerle de bunlar güçlendirilebilir. ÇKS’ye ve/veya üretici örgütlerine kayıtlı üreticilere ekili alan, ürün deseni ve sulama yoğunluğuna göre dijital mazot iadesi yapılabilir ve desteklerin doğrudan üretime yansıması sağlanabilir. Gübre ve mazot fiyatlarındaki aşırı artışın etkisini hafifletmek için tarımsal destek bütçesi ivedi olarak yükseltilmeli, İlkbahar-Yaz dönemi ekimlerde gübre ihtiyacı düşük olan baklagiller, yem bitkileri gibi ürünlerin üretimini teşvik için destekler artırılmalıdır. Tarımsal desteklerin zamanında ödenmesi üretim motivasyonunu koruyacaktır. Stratejik ürünlerde ihracatın sınırlandırılması ve ihtiyaç duyulan alanlarda hızlı ithalat yapılması arz dengesini destekleyecek ve fiyat şoklarına dirençliliği artıracaktır. 4. “Gübre İçin Tedarik Çeşitlendirmesine” gidilmelidir FAO’ya göre savaş gübre ve enerji tedarik sistemlerini bozmuştur. Üre fiyatları hızla yükseliyor. Türkiye’de Hindistan, Rusya, Belarus, Fas ve Endonezya gibi alternatif kaynaklara yöneldiğini aktarıyor. Türkiye’de de özellikle üre ve DAP’ta kaynak tedarik kanallarının çeşitlendirmesine gitmelidir. Burada liman önceliği, geçici gümrük/vergisel esneklik ve kamu koordinasyonunda toplu alım mekanizması kurulmalı ve spekülatif kazançlar denetlenmelidir. Ayrıca geleceğin belirsizliği ve fiyat hareketliliği karşısında kritik yazlık ekim ve bakım dönemi için mevsimlik üre, DAP ve yem hammaddesi stokunu hedeflemeli ve oluşturmalıdır. Yerli gübre üretiminin artırılması, alternatif gübre uygulamalarının yaygınlaştırılması ve hayvansal atıkların değerlendirilmesi önem taşımaktadır. Ürün deseni daha az girdi gerektiren yapıya dönüştürülmelidir. 5. “Yem ve Hayvancılık Kırmızı Hat” desteği oluşturulmalıdır Enerji ve gübre şoku, yem ve nakliye maliyetleri hayvancılığı derinden etkiliyor. Bu nedenle hayvancılıktaki kırılganlığın önüne geçmek için özellikle gıda güvencesini önceleyen süt ve besi hayvancılığına yönelik yem kredisi, yem hammaddesi ithalatında hızlandırılmış gümrük, faiz sübvansiyonu ve soğuk zincir elektrik ve akaryakıt desteği sağlanmalıdır. 6. “Buğday, Arpa, Mısır ve Bakliyatta İç Stok” oluşturulmalıdır Bu, TMO üzerinden güven verici iç stoklama politikası ile uygulamaya koyulmalıdır. Panik alımları ve stokçuluk piyasada fiyatları bozar, yükseltir. Türkiye’de temel gıdalarda düzenli iç stok oluşturulmalı ve stok bilgisi de paylaşılmalıdır. TMO satış takvimini önden ilan etmeli ve gerekirse belirli ürünlerde piyasaya kontrollü ürün vererek beklenti enflasyonunun belini kırmalıdır. 7. “Enerji ve Gıda-Tarım Ticaret Koridoru” oluşturmalıdır Bu her şeyden önce lojistik ve sigorta maliyetlerine karşı bir önlemdir. Savaş riski ve nakliye sigortası ve Hürmüz Boğazı geçiş maliyetleri büyük sorun haline gelmiştir. Türkiye gübre, yem hammaddesi, akaryakıt ve tahıl için öncelikli navlun-finansman-depolama-sigorta destekli bir “enerji ve gıda-tarım ticaret koridoru” oluşturmalıdır. Bunun için gerekiyorsa da kamu bankaları üzerinden kısa ve orta vadeli ticaret finansmanı sağlanmalıdır. 8. “Dar Gelirliler İçin Gıda Sepeti Destek Paketi” oluşturulmalıdır Dar gelirli tüketici için temel gıda sepetinde hedefli destek, okul beslenmesi, belediye tedarik ağları ve kooperatif satış kanalları genişletilmelidir. Çünkü enerji ve girdi şoku yalnızca çiftçiyi değil, tüketiciyi de vuruyor ve bundan dolayı iki tarafı aynı anda koruyan paketler devreye konulmalıdır. Bu aynı zamanda gıda enflasyonuna karşı sosyal politikanın bir gereğidir. 9. “Belediyelerde Acil Destek Karşılama Merkezleri” oluşturulmalıdır Savaş koşullarının getirdiği üretim ve tüketim koşullarının zorlaşması ve belirsizleşmesi nedeniyle belediyelere daha fazla sorumluluk düşmektedir. Özellikle gıda tedarikinde, su temininde, ulaşım koşulların sürekliliğinde, yaşlılara bakımda, tarımsal girdi sağlanmasında belediyelerin sadece kendi bütçeleri ile değil merkezi hükümetin kaynak aktarımı yoluyla hizmetlerini artırması ve çeşitlendirmesi sağlanmalıdır. Artan akaryakıt zamları ve fiyatları karşısında toplu ulaşımda çok daha fazla devreye girmeli ve vatandaşı yönlendirici rol oynamalıdır. 10. “Tarımsal Üretim ve Ürünler Güvence” altına alınmalıdır Türkiye son yıllarda iklim değişikliğinden kaynaklı üretim şokları yaşamaktadır. Çiftçinin kayıpları artmaktadır, tüketici daha yüksek fiyatlarla tarımsal ürünlere erişim sağlayabilmektedir. Savaş ortamında çiftçinin kendisini ve ürünlerini güvende hissedebilmesi için önümüzdeki 2-3 yıl sürecince bitkisel üretim ve hayvancılığa yönelik TARSİM uygulamaları yayınlaştırılmalıdır. TARSİM, içinden geçtiğimiz bu zor süreçte sadece ÇKS’ye kayıtlılık temelinde tüm üretim alanları için sigorta uygulamalarına gitmeli ve devlet eliyle prim desteğinde bulunulmalıdır. 11. “Kısa-Orta-Uzun Vadeli Şoklara Dirençli Stratejiler” geliştirilmelidir Şimdiye kadar ortaya konulan acil önlem paketlerine dayanarak ortaya konulan kısa-orta-uzun vadeli politikalarda şunlar ön plan çıkmaktadır; Kısa vadede temel öncelik üretimin devamlılığı ve çiftçinin gelir güvencesidir. Savaşın etkisiyle artan enerji fiyatları gübre ve mazot maliyetlerini yükseltmiş, çiftçinin kararlarını doğrudan etkilemiştir. Bu nedenle girdi desteklerinin artırılması, çiftçi borçlarının ertelenmesi ve uygun finansman mekanizmalarının devreye alınması kritik önemdedir. Desteklerin zamanında ödenmesi üretim güvencesi için önemlidir. Temel stratejik ürünlerde ihracatın sınırlandırılması ve ihtiyaç duyulan alanlarda hızlı ithalat yapılması arz dengesini destekleyecektir. Ulusal stok yönetiminin güçlendirilmesi de fiyat dalgalanmalarını sınırlamak açısından gereklidir.

Hürmüz Boğazı aksaklıkları dünya çiftçilerini zorluyor Haber

Hürmüz Boğazı aksaklıkları dünya çiftçilerini zorluyor

ABD ve İsrail'in İran'a şubat sonunda saldırı başlatması ve İran'ın misilleme saldırılarıyla yaşanan gerilim, bölgenin özellikle Hürmüz Boğazı üzerinden küresel enerji ve gübre piyasalarındaki merkezi rolü dolayısıyla tarım açısından da önem taşıyor. Enerjinin gübre üretimi ve taşımacılığında temel bir girdi olması nedeniyle, bölgedeki kesintiler ve artan risk algısı tarımsal girdi piyasalarında oynaklığa yol açıyor. Çatışma öncesinde 70-80 dolar seviyesinde seyreden petrolün 110 dolar bandına tırmandığı görülüyor. Amerikan Otomobil Birliği (AAA) verilerine göre, ABD'de bir ay önce galon başına 3,6 dolar civarında bulunan motorinin ortalama fiyatının 5,5 doları geçmesi dikkati çekiyor. Bir yıl öncesine kıyasla da yüzde 50'den fazla artan motorinin, tarla hazırlığı, ekim, gübre uygulaması ve ürün taşımacılığı dahil olmak üzere üretimin birçok aşamasında kullanılması, enerji fiyatlarındaki artışın hem gübre üretim maliyetlerinin hem de çiftlik içi operasyon giderlerinin yükselmesine yol açıyor. Gübre fiyatları sert yükseliyor Saldırıların başlamasından bu yana, önemli bir bölümü Orta Doğu'da üretilen gübrenin fiyatı hızla yükseliyor. Sınırlı sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tedariki nedeniyle yaşanan tesis kapanmaları ve bakım çalışmaları, Hindistan ve Bangladeş'teki gübre üretimini de olumsuz etkiliyor. Çin'in yurt içi arz güvenliğini sağlamak amacıyla gübrede ihracat kısıtlamalarını sıkılaştırması, bahar ekim sezonu dolayısıyla yoğun talebin yaşandığı bir dönemde fiyatların daha da yukarı çıkmasına katkıda bulunuyor. Vadeli işlemlerde çatışmalar öncesindeki hafta ton başına 480 dolar civarında seyreden üre fiyatının 750 doları bulduğu görülüyor. Öte yandan, amonyak ve üreye ilişkin 2026 yılı fiyat varsayımlarını yaklaşık yüzde 25 yükselten Fitch Ratings, çatışmanın ve geçişlerdeki aksamaların ne kadar süreceğine dair belirsizliklere işaret ediyor. Kredi derecelendirme kuruluşu, Hürmüz Boğazı'ndaki kapanmanın daha uzun sürmesinin yıllık ortalama gübre fiyatı varsayımlarını daha da yukarı çekebileceği konusunda uyarıyor. Çiftçilerin manevra alanı daralıyor Amerikan Çiftlik Bürosu Federasyonunun (AFBF) analizine göre, ABD'li çiftçiler jeopolitik gerilimlerin gölgesinde ilkbahar ekim sezonuna giriyor. Gübre alımları, tarla hazırlıkları ve sezonun ilk gübre uygulamalarının halihazırda başladığı dikkate alındığında, girdi fiyatlarının aniden yükselmesi, çiftçilerin manevra alanını daraltıyor. Ülke genelindeki çiftçiler, en temel üretim girdilerinden biri olan gübre konusunda giderek artan bir belirsizlikle karşı karşıya bulunuyor. Girdi maliyetlerinin tarihsel olarak yüksek seviyelerde seyretmesi ve birçok emtia fiyatının önemli ölçüde düşmesi nedeniyle halihazırda zor durumda olan çiftçiler, gübre fiyatlarındaki oynaklığa daha az maruz kalan ürünlerin ekimine yönelmeyi de değerlendiriyor. Sezon başındaki gübre tedarik zinciri aksaklıklarının, girdi bulunabilirliği ve fiyatlar üzerinde orantısız derecede büyük etki yaratabileceği belirtiliyor. Küresel gübre arzında Orta Doğu kritik rol oynuyor AFBF'ye göre İran, amonyak üretiminde kullanılan temel ham madde olan doğal gaz açısından dünyanın en büyük rezervlerinden bazılarına sahip bulunuyor. Yaklaşık yüzde 46 azot içeren ve bitkisel üretimde merkezi rol oynayan üre, azotlu gübrelerin çoğunun temel girdisini oluşturuyor. Orta Doğu, küresel üre ihracatının yaklaşık yarısını, küresel amonyak ihracatının da yaklaşık üçte birini gerçekleştiriyor. İran, Katar, Suudi Arabistan ve Mısır'da üretilen büyük miktardaki üre, amonyak, fosfat, kükürt ve petrolün her yıl Hürmüz Boğazı üzerinden taşınması nedeniyle risk yalnızca İran'ın üretimiyle sınırlı kalmıyor. Gübre piyasasının küresel ölçekte entegre olması nedeniyle, bir bölgede yaşanan arz kesintileri başka yerlerde fiyatları ve bulunabilirliği doğrudan etkiliyor. ABD gübrenin bir kısmında ithalata bağımlı ABD, gübre talebini karşılamak için hem yerli üretime hem de ithalata dayanıyor. İthalat bağımlılığı, potasyumda yaklaşık yüzde 97, azotta yüzde 18 ve fosfatta yüzde 13 seviyelerinde seyrediyor. ABD doğrudan Orta Doğu'dan büyük miktarda gübre ithal etmese bile, bölgedeki fiyat hareketleri iç piyasayı etkiliyor. Basra Körfezi kaynaklı gübrelere bağımlı Hindistan veya Brezilya gibi ülkelerin alternatif tedarikçilere yönelmesi durumunda, küresel arz üzerindeki rekabetin artacağı ve bunun da ABD'li çiftçiler için fiyatları yukarı çekeceği ifade ediliyor. Avrupa tarım sektörüne yönelik plan üzerinde çalışıyor Avrupa Birliği'nde (AB) de tarım sektörü, Orta Doğu'daki gelişmelerden kaynaklanan enerji fiyatlarındaki hızlı artıştan doğrudan etkilenirken, üye ülkeler çiftçilerine çeşitli alanlarda destek sağlamak üzere adımlar atıyor. AB Komisyonu, çiftçilerin artan girdi maliyetlerine karşı desteklenmesi için Ortak Tarım Politikası araçlarının daha esnek kullanılabileceğine işaret ediyor. Komisyon ayrıca ithal gübreye bağımlılığı azaltmak amacıyla alternatif gübre kullanımını teşvik eden ve üretim maliyetlerini düşürmeyi hedefleyen planlar üzerinde çalışıyor. AB ülkelerinin liderleri, elektrik vergilerinin düşürülmesi, şebeke ücretlerinin azaltılması ve devlet yardımlarının genişletilmesi gibi önlemleri gündeme alıyor. AB ülkeleri çeşitli önlemleri devreye alıyor İspanya, Orta Doğu'daki çatışmaların etkilerine karşı tarım ve hayvancılığı destekleyecek 877 milyon avroluk kapsamlı bir paket açıklarken, İtalya'da da çiftçilerin en önemli girdilerinden dizel yakıtta litre başına 25 sent indirim sağlanıyor. Yunanistan hükümeti tarafından duyurulan yaklaşık 300 milyon avroluk paket kapsamında çiftçilere motorin için litre başına 16 sent sübvansiyon sağlanırken, gübre alımlarında yüzde 15'e kadar destek verileceği ifade ediliyor. Fransa ise daha hedefli ve sınırlı süreli destek mekanizmalarıyla tarım sektörünü korumayı tercih ediyor. Hükümet, çiftçilere doğrudan yakıt sübvansiyonu yerine kredi imkanları, sosyal prim ertelemeleri ve vergi kolaylıkları sağlayarak maliyet baskısını hafifletmeye çalışıyor.

Azotlu ve kompoze gübrelerin gümrük vergisi sıfırlandı Haber

Azotlu ve kompoze gübrelerin gümrük vergisi sıfırlandı

Üre gübresinin ardından bazı temel nitelikteki azotlu ve kompoze gübrelerin gümrük vergilerinin de sıfırlanmasına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı Resmi Gazete'de yayımlandı. Ticaret Bakanlığından karara ilişkin yapılan açıklamada, gıda ve tarım sektörünün hammaddelerinde arz güvenliğinin sağlanması, spekülatif fiyat hareketlerinin önlenmesi ve üretici-tüketici refahının dengeli şekilde korunabilmesi amacıyla gerekli tedbirlerin dinamik olarak alındığı belirtildi. Bölgede yaşanan mevcut küresel gerilimden kaynaklı olarak tarımsal girdilerde fiyat artışı gözlemlendiğine işaret edilen açıklamada, gübre arz güvenliğinin güçlendirilmesi ve sektörün olası maliyet artışlarına karşı korunması amacıyla Tarım ve Orman Bakanlığı ile koordineli olarak üre cinsi eşyanın gümrük vergisinin sıfırlandığı anımsatıldı. Açıklamada, bölgedeki gelişmelerin takip edilerek tedarik süreçlerine yönelik etkilerinin değerlendirildiği ve fiyat hareketlerinin anlık izlendiği bildirilerek, şunlar kaydedildi: "Yaşanabilecek olası spekülatif fiyat hareketliliklerinin önceden önlenmesi amacıyla Tarım ve Orman Bakanlığı ile koordineli olarak gübre ürün grubunda yer alan bazı temel nitelikteki azotlu ve kompoze gübrelerin de gümrük vergileri sıfırlanmıştır. Bakanlığımız, bölgede yaşanan tüm gelişmeleri anlık takip etmekte, fiyat hareketliliklerini yakından izlemekte, iç ve dış piyasalarda oluşabilen spekülatif hareketlere karşı ülkemizdeki üreticilerin ve tüketicilerin refahını dengeli şekilde koruyacak gerekli tüm tedbirleri almaya devam etmektedir."

Gübre ithalatına yeni düzenleme Haber

Gübre ithalatına yeni düzenleme

Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile gübre ithalatına uygulanan gümrük vergisi oranlarında değişikliğe gidildi. Karar kapsamında, İthalat Rejimi Kararı’na ekli listede yer alan ve “31. Fasıl” altında sınıflandırılan gübre ürünlerinin vergi oranları yeniden belirlendi. Düzenleme özellikle azotlu gübreler (3102 GTİP) ile mineral ve kompoze gübreleri (3105 GTİP) kapsıyor. Karara göre, amonyum sülfat, amonyum nitrat, kalsiyum amonyum nitrat (CAN) ve diamonyum fosfat gübrelerinde (DAP) gümrük vergileri sıfırlandı. Bazı ürün gruplarında gümrük vergisi oranları ise yüzde 6,5 seviyesinde belirleniyor zira vergi yapısı ithalat yapılan ülke gruplarına göre farklılık göstermeye devam ediyor. Söz konusu değişikliğin, Türkiye’nin kimyasal gübrede yüksek orandaki dışa bağımlılığı nedeniyle doğrudan maliyetler üzerinde etkili olması bekleniyor. Bunun yanında ürün bazlı farklılaşan vergi oranlarının, ithalat kompozisyonunu ve tedarik tercihlerini yeniden şekillendirmesi bekleniyor. Uzmanlara göre düzenleme, kısa vadede bazı gübre türlerinde fiyat geçişkenliğini artırabilir. Orta vadede ise arz güvenliği, maliyet yönetimi ve üretim planlaması açısından piyasanın yeni vergi yapısına adapte olması öngörülüyor. Karar, yayımlandığı tarih itibarıyla yürürlüğe girerken uygulamadan Ticaret Bakanlığı sorumlu olacak. Hatırlanacağı üzere İran savaşının patlak vermesinin hemen ardından 7 Mart tarihinde ÜRE gübresinde gümrük vergisi sıfırlanmıştı. Buna ek olarak ÜRE gübresi ihracatı ve transit geçişi de yasaklanmıştı. Ticaret Bakanlığı açıklama yaptı Ticaret Bakanlığı, bazı gübrerin gümrük vergilerine ilişkin ithalat rejim kararında yapılan değişiklikle ilgili açıklama yaptı. Açıklamada, "Ticaret Bakanlığımız, gıda ve tarım sektörünün hammaddelerinde arz güvenliğinin sağlanması ve spekülatif fiyat hareketlerinin önlenmesi ile üretici-tüketici refahının dengeli bir şekilde korunabilmesi amacıyla gerekli tedbirleri dinamik olarak almaktadır. Bu bağlamda, daha önce bölgede yaşanan mevcut küresel gerilimden kaynaklı olarak tarımsal girdilerde fiyat artışı gözlemlenmesi üzerine, gübre arz güvenliğinin güçlendirilmesi ve sektörün olası maliyet artışlarına karşı korunması amacıyla Tarım ve Orman Bakanlığı ile koordineli olarak üre cinsi eşyanın gümrük vergisi sıfırlanmıştır. Bölgedeki gelişmelerin takip edilerek tedarik süreçlerine yönelik etkilerinin değerlendirilmesi ve fiyat hareketlerinin anlık izlenmesi sonucunda, yaşanabilecek olası spekülatif fiyat hareketliliklerinin önceden önlenmesi amacıyla Tarım ve Orman Bakanlığı ile koordineli olarak gübre ürün grubunda yer alan bazı temel nitelikteki azotlu ve kompoze gübrelerin de gümrük vergileri sıfırlanmıştır" denildi. Bakanlığın bölgede yaşanan tüm gelişmeleri anlık olarak takip ettiği ifade edilen açıklamada, fiyat hareketliliklerinin yakından izlendiği, iç ve dış piyasalarda oluşabilen spekülatif hareketlere karşı gerekli tüm tedbirlerin alınmaya devam edeceği kaydedildi.

Limonda gümrük vergisi yüzde 10’a indirildi Haber

Limonda gümrük vergisi yüzde 10’a indirildi

Türkiye’de gıda enflasyonu ve üretim maliyetleri tartışılmaya devam ederken, limon fiyatlarına müdahale niteliğinde kritik bir karar geldi. 12 Mart 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 11032 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile İthalat Rejimi Kararı’nda değişikliğe gidilerek limon ithalatındaki vergiler geçici olarak düşürüldü. VERGİ ORANI YÜZDE 54’TEN YÜZDE 10’A ÇEKİLDİ Yayımlanan karara göre, 0805.50.10.00.00 (Limon) ve 0805.50.90.00.00 (Tatlı Limonlar) GTİP numaralı ürünlerin ithalatında uygulanan gümrük vergisi oranlarında büyük bir indirime gidildi. Normal şartlarda yüzde 54 olarak uygulanan vergi oranı, eklenen yeni dipnot ile birlikte yüzde 10 seviyesine indirildi. 31 TEMMUZ 2026’YA KADAR GEÇERLİ Söz konusu vergi indirimi kalıcı bir düzenleme olmayıp, piyasadaki arz güvenliğini sağlamak amacıyla sınırlı bir süreyi kapsıyor. Karar metnine göre: -İndirimli %10 vergi oranı, 31 Temmuz 2026 tarihine kadar (bu tarih dâhil) uygulanacak. -Bosna-Hersek ve Singapur, bu vergi düzenlemesinin kapsamı dışında tutuldu (Bosna-Hersek için oran %0 olarak kalmaya devam ediyor). -Karar, yayımlandığı tarih olan 12 Mart 2026 itibarıyla yürürlüğe girdi. PİYASA DENGESİ Mİ, ÜRETİCİ KAYBI MI? Tarım sektöründeki %8,8’lik daralma ve üretim alanlarındaki kayıpların konuşulduğu bu dönemde gelen ithalat hamlesi, piyasada farklı yorumlara neden oluyor. İthalat vergisinin düşürülmesi tüketicinin ucuz limona ulaşmasını hedeflese de, yerli üreticinin hasat ve stoklama dönemindeki rekabet gücünü nasıl etkileyeceği merak konusu. Özellikle limonda ihracat kısıtlamalarının sıkça gündeme geldiği Ankara kulislerinde, bu kez ithalatın önceliklendirilmesi gıda fiyatlarındaki artışı durdurmaya yönelik bir adım olarak değerlendiriliyor.

TBMM, Tarım Arazileri İçin Yeni Düzenleme Hazırlığında Haber

TBMM, Tarım Arazileri İçin Yeni Düzenleme Hazırlığında

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), Ramazan Bayramı nedeniyle çalışma takvimini yeniden düzenlemeyi planlıyor. Genel Kurul’un bu hafta yoğun mesai yaparak bazı kanun tekliflerini tamamlaması, ardından gelecek hafta tatil edilmesi öngörülüyor. TBMM’nin Bu Hafta ve Gelecek Hafta Programı TBMM Genel Kurulu, salı, çarşamba ve perşembe günleri toplanıyor. Ancak Ramazan Bayramı arifesi 19 Mart Perşembe gününe denk geldiği için o gün çalışılmayacak. Milli Eğitim Bakanlığı takvimine göre okullar da 16-20 Mart tarihleri arasında ara tatil yapacak. Bu nedenle TBMM’nin de hem okulların tatil olduğu hem de bayramın kutlanacağı dönemde Genel Kurul’u tatil etmesi bekleniyor. Planlanan çalışma düzenine göre TBMM, bu hafta yarın, perşembe ve cuma günü çalışacak. Görüşülmekte olan Milli Parklar Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşmelerinin tamamlanması hedefleniyor. Bu teklifin yasalaşmasının ardından kripto varlıklardan vergi alınması, bedelli askerlik ücretinin artırılması, pırlanta gibi kıymetli taşlardan ÖTV alınması ve afet konutlarının peşin satışında indirim yapılması gibi düzenlemeleri içeren kanun tekliflerinin görüşülmesi planlanıyor. Tarım ve Orman Arazi Sorunlarıyla İlgili Kanun Teklifi AK Parti, 12 Mart Perşembe günü tarım ve orman arazilerini ilgilendiren yaklaşık 30 maddelik kanun teklifi sunmaya hazırlanıyor. Teklifte, hobi bahçeleri, tapu sorunları ve arazilerin hukuki statüsünün netleştirilmesi gibi konular yer alacak. Özellikle Alanya ve çevresindeki tarım arazileri için kritik bir adım niteliğinde olan bu düzenleme, tarım arazilerinin amaçları dışında kullanımına yaptırım getirmeyi, orman vasfını yitirmiş arazilerde tapu sorunlarını çözmeyi hedefliyor. Böylece, Alanya’da çiftçilerin ve arazi sahiplerinin uzun süredir beklediği hukuki belirsizliklerin giderilmesi amaçlanıyor.

Trump’tan Türkiye’ye yeni ticaret tarifesi sinyali Haber

Trump’tan Türkiye’ye yeni ticaret tarifesi sinyali

ABD raporu Türkiye’yi hedef aldı ABD Ticaret Temsilciliği'nin yayımladığı 2025 National Trade Estimate Report on Foreign Trade Barriers (NTE) raporunda Türkiye, dijital hizmet vergisi ve veri yerelleştirme politikaları nedeniyle sert şekilde eleştirildi. Raporda, Türkiye’nin uygulamaları Amerikan teknoloji devleri için ciddi ticaret engelleri olarak nitelendirildi. Üç temel risk alanı: Çelik, dijital hizmetler, tarım Asset Worldwide Express Yurtdışı Yatırımlardan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Avşar Dada, Türkiye’nin ABD ile dijital hizmetler, çelik ve tarım alanlarında üçlü bir risk ile karşı karşıya olduğunu belirtti. Dada, Trump yönetiminin geçmişte Türkiye’ye uyguladığı çelik ve alüminyum tarifelerini hatırlatarak, benzer yaptırımların yeniden gündeme gelebileceğini söyledi. “Misilleme, STA, AB ile entegrasyon” önerisi Türkiye’nin bu süreçte çok yönlü bir yanıt stratejisi geliştirmesi gerektiğini vurgulayan Dada, üç öneri sundu: Misilleme tarifeleri: Stratejik ürünlerde ABD’ye karşılık verilmesi, Ticaret anlaşması arayışı: ABD ile Serbest Ticaret Anlaşması zeminine ihtiyaç duyulması, AB ile entegrasyon: Gümrük Birliği modernizasyonunun hızlandırılması önerildi. Yatırımcılar için kritik uyarı Dada ayrıca, Türkiye'nin dijital ekonomi ve yüksek katma değerli üretimde şeffaf ve öngörülebilir politikalar izlemesi gerektiğini vurgulayarak, "ABD ile yaşanacak yeni bir ticaret gerilimi, doğrudan yabancı yatırımların yönünü etkileyebilir. Gerilimi düşürmek, aynı zamanda küresel yatırımcı güvenini korumak anlamına geliyor" dedi.

Kayseri İhracat Rakamlarında Yükselişte Haber

Kayseri İhracat Rakamlarında Yükselişte

KAYSERİ (İHA) - Kayseri Ticaret Odası Başkanı Ömer Gülsoy, TÜİK verilerine göre Kayseri’nin Ocak ayında 310 milyon 422 bin dolar ihracat gerçekleştirdiğini ve geçen yıla oranla yüzde 7,99 artış kaydedildiğini açıkladı. "2025 yılının ikinci yarısından umutlu olmakla beraber inanıyorum ki ihracatçı üyelerimiz ve iş insanlarımız azim ve gayretle çalışmaya, bizleri gururlandırmaya devam edecek. Her birine şehrimize ve ülkemize olan katkılarından dolayı şükranlarımı sunuyorum" diye ekledi. Gülsoy, Kayseri'nin 2025 yılına güçlü bir başlangıç yaptığını belirterek, sanayicilerin ve ihracatçıların azmi sayesinde büyümenin süreceğini ifade etti. Ocak ayında ithalatın ise yüzde 86,12 artışla 163 milyon 584 bin dolara ulaştığını dile getiren Gülsoy, en fazla ihracat yapılan ülkelerin Irak, Almanya, ABD, İtalya, Avusturya, Fas, Belçika, Cezayir, Romanya ve Fransa olduğunu söyledi. Sektörel bazda Elektrik ve Elektronik, Mobilya, Çelik ve Kimyevi Maddeler ihracatında artış yaşanırken, Demir ve Demir Dışı Metaller, Madencilik ürünleri, Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri gibi alanlarda düşüş kaydedildi. Küresel ekonomik gelişmelere de değinen Gülsoy, ABD’nin yeni ek vergileri ve AB’nin 2026’da devreye girecek Yeşil Mutabakat düzenlemesinin ticaret üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, yeşil dönüşüm ve teknoloji odaklı üretimin önemini vurguladı. Kayseri Ticaret Odası’nın ihracatçıları desteklemek için projeler ürettiğini belirten Gülsoy, "İhracatçı üyelerimiz ve iş insanlarımız her ne olursa olsun toparlanmak, üretim ve istihdam için canla başla çalışıyor. İhracatçı firmalarımızın yönetim kademesinden tüm personeline kadar herkesi can-ı gönülden tebrik ediyorum. Kayseri Ticaret Odası olarak ihracatçı üyelerimizin yanında olacak ürettiğimiz projelerle dış ticaretlerine katkı sağlayacak, lobi faaliyetlerimizle de önlerindeki engelleri aşmalarına yardımcı olacağız. Ben inanıyorum ki 2025 yılında üyelerimizle, iş insanlarımızla el ele vererek, projeler geliştirip ihracat açıklarımızı kapatacak ve ülkemizin gelişimine katkı sağlamaya devam edeceğiz" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.