Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Verimlilik

AGRONEWS - Verimlilik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Verimlilik haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Türk dünyasında tarım için dijital veri platformu kurulacak Haber

Türk dünyasında tarım için dijital veri platformu kurulacak

Türk Devletleri Teşkilatı’nın Türkistan’da düzenlediği Gayriresmi Zirve’de tarımda dijital dönüşümü güçlendirecek önemli bir karar alındı. Zirve sonrası yayımlanan Türkistan Bildirisi’nde, üye ülkeler arasında veri değişimini artıracak, akıllı tarım çözümlerini destekleyecek ve gıda güvenliğine katkı sağlayacak TDT Dijital Tarım Veri Platformu’nun geliştirilmesi hedeflendi. TÜRK DEVLETLERİ TARIMDA DİJİTAL İŞBİRLİĞİNİ GÜÇLENDİRECEK Türk Devletleri Teşkilatının Kazakistan’ın Türkistan şehrinde gerçekleştirdiği toplantıda, tarım alanında üye devletler arasında dijital işbirliğini güçlendirecek yeni bir adım atıldı. Alınan karar kapsamında, veri değişimi ve akıllı çözümler için “TDT Dijital Tarım Veri Platformu” oluşturulacak. Platformun, tarımda verimlilik, sürdürülebilirlik ve gıda güvenliği hedeflerine katkı sağlaması amaçlanıyor. TÜRKİSTAN ZİRVESİNDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM ÖNE ÇIKTI 15 Mayıs’ta Kazakistan’ın Türkistan şehrinde “Yapay Zeka ve Dijital Kalkınma” temasıyla düzenlenen TDT Gayriresmi Zirvesi’nde birçok başlık ele alındı. Zirvede tarımdan ulaştırmaya, yapay zekadan dijital teknolojilere kadar farklı alanlarda kararlar alındı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı zirvede, yapay zeka ve dijital dönüşüm Türk devletlerinin öncelikli gündem maddeleri arasında yer aldı. TÜRKİSTAN BİLDİRİSİ’NDE TARIMDA DİJİTAL DÖNÜŞÜM VURGUSU Zirve sonrası yayımlanan Türkistan Bildirisi’nde tarım sektöründe dijital dönüşümü artırmanın önemine işaret edildi. Bu alanda verimliliğin, sürdürülebilirliğin ve gıda güvenliğinin artırılması hedefleniyor. Alınan karar kapsamında, üye devletler arasında veri değişimi, akıllı tarım çözümleri ve kanıta dayalı politika oluşturmak amacıyla birleştirilmiş bir mekanizma olarak TDT Dijital Tarım Veri Platformu’nun geliştirilmesi ve faaliyete geçirilmesi planlanıyor. “ÇOK BOYUTLU BİR POLİTİKA ARACI” Selçuk Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zeki Bayramoğlu, kurulması planlanan platforma ilişkin değerlendirmede bulundu. Bayramoğlu, TDT zirvesinin bölgesel tarım politikasında bir kırılma noktasına dönüştüğünü belirtti. Bayramoğlu, “Dijital Tarım Veri Platformu girişimi, tarımsal veri egemenliği, yapay zeka destekli üretim optimizasyonu ve bölgesel gıda güvenliği ekseninde çok boyutlu bir politika aracı olarak şekillenmektedir.” dedi. PLATFORMUN KURUMSAL KÖKENİ 2024’E DAYANIYOR Platformun kurumsal kökeninin 2024’e dayandığını belirten Bayramoğlu, Türk dünyasının tarımsal potansiyeline dikkat çekti. Bayramoğlu, Kazakistan’ın küresel buğday ihracatında üst basamaklarda yer aldığını, Özbekistan’ın ise pamuk üretiminde kritik bir aktör olduğunu söyledi. Türkiye’nin FAO verilerine göre dünya tarımsal üretim endeksinde üst sıralarda bulunduğunu ifade eden Bayramoğlu, Azerbaycan ve Kırgızistan’ın da belirgin tarımsal biyoçeşitlilik potansiyeli taşıdığını kaydetti. TARIMSAL VERİ EGEMENLİĞİ ÖNE ÇIKIYOR Bayramoğlu, küresel gıda piyasalarının yalnızca birkaç büyük aktörün veri ve tahmin sistemleriyle yönlendirildiği günümüzde, bu coğrafyanın kendi verilerini bağımsız biçimde üretip işleyememiş olmasının bir epistemik bağımlılık sorununa karşılık geldiğini söyledi. Platformun bu asimetriyi kısmen giderebilecek bir mekanizma sunduğunu belirtti. Bu yönüyle TDT Dijital Tarım Veri Platformu, yalnızca teknik bir altyapı değil, aynı zamanda tarımsal veri egemenliğini güçlendirecek stratejik bir araç olarak değerlendiriliyor. VERİ FORMATLARINDAKİ FARKLILIK KARAR ALMAYI ZORLAŞTIRIYOR Bayramoğlu, veri formatlarının ülkeden ülkeye farklılaşmasının karşılaştırılabilirliği kısıtladığına dikkat çekti. Yılda en fazla bir ya da iki kez gerçekleştirilen veri paylaşımlarının kriz anında karar almak için geç kaldığını söyledi. Bu nedenle ortak, hızlı ve karşılaştırılabilir veri altyapısının tarım politikalarında daha etkin karar almayı mümkün kılabileceği vurgulandı. AKILLI TARIM İÇİN 5 KATMANLI MODEL ÖNERİSİ Bayramoğlu, platformun akıllı tarım bileşenlerinin 5 işlevsel katman üzerine kurgulanmasının önemine işaret etti. İlk katmanda uydu ve uzaktan algılama NDVI analizleri, toprak nem haritaları ve tarla bazlı verim tahmininin yer alması gerektiğini söyledi. İkinci katmanda ise yapay zeka ve öngörücü analitik kapsamında kuraklık erken uyarısı, zararlı yayılım modellemesi ve 5 yıllık verim projeksiyonlarının bulunması gerektiğini ifade etti. PİYASA, LOJİSTİK VE TOPRAK YÖNETİMİ VERİLERİ DE YER ALMALI Bayramoğlu’na göre platformun üçüncü katmanı, piyasaların karşılaştırmalı fiyat endekslerini, hasat sonrası kayıp analizini ve lojistik güzergah optimizasyonunu kapsamalı. Dördüncü katmanda toprak ve su yönetimi, sulama verimliliği, tuzlanma ve erozyon izleme verileri bulunmalı. Beşinci katmanda ise çok dilli bilgi yönetimi yer almalı. Bu kapsamda Türkçenin yanı sıra Kazakistan, Özbekistan, Azerbaycan ve Kırgızistan’ın yerel dil desteğiyle eğitim ve iyi uygulama arşivi oluşturulmalı. ORTAK TEKNİK ÇERÇEVE GEREKLİ Platformun doğru bir vizyonun ürünü olduğunu vurgulayan Bayramoğlu, bu vizyonun sahaya aktarılmasının kendine özgü güçlükler barındırdığını söyledi. Bayramoğlu’na göre platformun stratejik hedeflerine ulaşabilmesi için üç temel koşulun bir arada karşılanması gerekiyor. İlk olarak, FAO standartlarını esas alan ortak teknik çerçevede üye ülkeler arasında süratle mutabakata varılması, veri formatı çeşitliliğinin yol açtığı karşılaştırılamazlık sorununun giderilmesi ve son mil sorununa çözüm üretilmesi gerekiyor. PLATFORM SAHADAKİ ÇİFTÇİYE ULAŞMALI Bayramoğlu, ikinci koşul olarak platformun yalnızca bakanlık veri tabanlarıyla sınırlı kalmaması gerektiğini belirtti. Platformun sahadaki çiftçiye gerçek anlamda ulaşabilmesinin önem taşıdığını vurguladı. Bu yaklaşım, dijital tarım platformunun yalnızca üst düzey politika üretimi için değil, doğrudan üreticinin karar süreçlerine katkı sağlayacak bir araç olarak tasarlanması gerektiğini gösteriyor. GÜÇLÜ YÖNETİŞİM ÇERÇEVESİNE İHTİYAÇ VAR Bayramoğlu’nun işaret ettiği üçüncü koşul ise veri egemenliği güvenceleri, erişim protokolleri ve şeffaflık standartlarını kapsayan güçlü bir yönetişim çerçevesinin teknik altyapıyla eş zamanlı inşa edilmesi. Bu çerçeve, platformun güvenilir, sürdürülebilir ve üye ülkeler arasında dengeli biçimde işlemesi açısından kritik görülüyor. Veri güvenliği ve erişim protokolleri, tarımsal veri paylaşımının kurumsal zemine oturtulmasında belirleyici olacak. TÜRK DÜNYASININ TARIMSAL POTANSİYELİ STRATEJİK GÜCE DÖNÜŞEBİLİR Bayramoğlu, gerekli koşulların sağlanması halinde platformun bölgesel gıda güvenliğinin kurumsal savunucusundan uluslararası tarım diplomasisinin etkin bir enformatik altyapısına dönüşebileceğini belirtti. Platformun, Türk dünyasının tarımsal potansiyelini koordineli bir stratejik güce tahvil edebileceğini ifade etti. Bu kapsamda TDT Dijital Tarım Veri Platformu, üye devletler arasında tarımsal işbirliğini yalnızca veri paylaşımıyla sınırlı bırakmayıp, gıda güvenliği, üretim optimizasyonu ve tarım diplomasisi açısından yeni bir aşamaya taşıyacak bir girişim olarak öne çıkıyor.

Agroayvalık 2026: Kuzey ege’de tarım buluşması Haber

Agroayvalık 2026: Kuzey ege’de tarım buluşması

Kültürlerin, ticaretin ve üretimin yüzyıllardır birleştiği Ayvalık, tarım, hayvancılık ve gıda alanında uluslararası rekabetin yönünü değiştirecek bir organizasyona ev sahipliği yapacak. Sektörel etkinlik, ziyaretçilere zengin bir ürün ve hizmet yelpazesi sunacak. Fuarda; modern tarım makineleri, akıllı sulama sistemleri ve dijital tarım teknolojileri incelenebilecek. Hayvancılık bölümünde sağım sistemleri, yem katkıları ve hayvan sağlığına yönelik çözümler tanıtılacak. Ayrıca tohum, gübre, bitki koruma ürünleri ve sera teknolojileri de yer alırken; finansman, sigorta ve danışmanlık hizmetleri hakkında bilgi alınabilecek. Ziyaretçiler, hem yeni teknolojileri yakından görme hem de üretim süreçlerini geliştirecek çözümleri keşfetme fırsatı bulacak. Tarihi ilk buluşma Kuzey Ege Tarım ve Hayvancılık Fuarı AGROAYVALIK 2026'ın önemine vurgu yapan Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin, "Ayvalık, tarih boyunca bereketli toprakları, zeytinlikleri ve doğanın cömertliğiyle yoğrulmuş bir üretim yurdudur. Atalarımızdan emanet aldığımız bu toprakları korumak ve daha da güçlendirerek yarınlara taşımak hepimizin sorumluluğudur. Tarım ve hayvancılık yalnızca geçim kapısı değil; kültürümüzün, emeğimizin ve soframızın ruhudur. Binlerce ailenin hayatına dokunan bu üretim gücü, Ayvalık'ın zeytininde, zeytinyağında ve bereketli ürünlerinde hayat bulur; ilçenin adını ülke sınırlarının ötesine taşır. Tarım ve hayvancılık Ayvalık'ın sadece geçimi değil, kalbinin atışıdır. Artık bu alanda klasik yöntemlerle sınırlı kalmamız mümkün değildir. Dünyada tarım ve hayvancılık hızla dönüşüyor. İklim değişikliği, su kaynaklarının azalması, artan nüfus ve rekabet şartları bizleri yeni çözümlere yöneltiyor. İşte bu noktada son teknolojiye verdiğimiz önem devreye girmektedir. Bu nedenle düzenleyeceğimiz Kuzey Ege Tarım ve Hayvancılık Fuarı AGROAYVALIK 2026'yı önemsiyoruz. Fuarımızın kapılarını 15 Mayıs 2026 tarihinde Ayvalık Altınova Kapalı Pazaryeri'nde açacağız. 4 gün sürecek organizasyon, 10 bin metrekarelik alanda 100'ün üzerinde firmanın katılımıyla gerçekleştirilecek; fuar her gün 10.0018.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek. Bölgenin şansını değiştirebilecek tarihi bir buluşmayı ilk kez gerçekleştirecek olmanın heyecanını yaşıyoruz" dedi. Dünya çiftçiler günü Dünya Çiftçiler Günü kapsamında Tarım ve Hayvancılık Fuarı düzenleyeceklerinin müjdesini veren Ayvalık Ziraat Odası Başkanı Hasan Baysal, "Toprağı işleyen, tohumu canlandıran, alın teriyle ülkemizin ve ilçemizin gıda güvenliğine katkı sağlayan tüm çiftçilerimizle, üreticilerimizle ve aileleriyle Dünya Çiftçiler Günü'nü kutlayacağız. Hemen ardından, Ayvalık olarak çok önemli bir organizasyona ev sahipliği yapacağız. Kuzey Ege Tarım ve Hayvancılık Fuarı'nı ilçemizde düzenleyeceğiz. Bu fuar, yeni teknolojileri, makine ve ekipmanları, tohum ve yem çeşitlerini, modern hayvancılık uygulamalarını bir araya getirecek. Fuar sayesinde çiftçilerimiz, sektördeki yenilikleri yakından takip edebilecek ve bölgemize uygun en güncel çözümleri tanıyabilecektir. Tüm çiftçilerimizi, üreticilerimizi, kooperatiflerimizi, sektör paydaşlarını fuarımıza davet ediyorum" şeklinde konuştu. Fuar güçlendirecek AGROAYVALIK 2026 için büyük bir heyecanla duyduklarını dile getiren Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, "Günümüzde tarım ve hayvancılık sektöründe teknolojinin rolü artık bir tercih değil, bir zorunluluktur. Bu fuarda yer alacak ürün ve hizmetler üreticilerimize büyük avantajlar sunacak. Teknolojinin sahaya inmesiyle tarımsal üretim artacak, birim alandan daha fazla ve kaliteli ürün elde edilebilecek. Verimlilik önemli ölçüde yükselecek; aynı kaynaklarla daha fazla çıktı alınacak, israf azalacak. Ticaret hacmi büyüyecek; daha kaliteli ve standartlara uygun ürünler sayesinde hem iç piyasada hem de ihracat pazarlarında rekabet gücümüz artacak" diye konuştu. Geniş coğrafi katılım Ege Bölgesi'nden İzmir, Manisa, Aydın, Denizli ve Muğla; Marmara Bölgesi'nden Balıkesir, Bursa, Çanakkale, İstanbul, Tekirdağ ve Edirne; İç Anadolu Bölgesi'nden Ankara, Konya ve Eskişehir; Akdeniz Bölgesi'nden ise Antalya, Isparta ve Burdur'daki tarım teknolojilerine ilgi gösteren sektör paydaşlarının organizasyonu ziyaret etmesi bekleniyor. Kuzey Ege'nin bereketli rüzgârını arkasına alan Tarım ve Hayvancılık Fuarı için, başta Yunanistan olmak üzere Bulgaristan, Makedonya, Karadağ, Arnavutluk ve Bosna'da ticari ataşeliklerin katkısıyla kapsamlı bilgilendirme çalışmaları yürütüldü. Midilli'den başlayarak Yunan ana karası ve adalarında oluşan ilgi, bölgesel ticaret ağlarının ne denli canlı ve karşılıklı fırsatlara açık olduğunu bir kez daha gösterdi. Sürdürülebilir büyüme Fuar, üretimden teknolojiye uzanan değer zincirinde verimliliği artıracak, maliyet optimizasyonuna katkı sunacak ve ölçek ekonomisini destekleyecek. Katılımcılar ve ziyaretçiler, AGROAYVALIK 2026'da yeni ticari bağlantılar kuracak, mevcut pazarlara erişimleri genişleyecek ve ihracat kapasiteleri yükselecek. Organizasyon, tarım ve hayvancılık sektöründe sürdürülebilir büyüme ve uluslararası entegrasyona katkı sunacak. AGROAYVALIK 2026'nın Ayvalık'ta düzenlenmesi, bölge turizmi ve yerel ekonomiye katkı sunarken kentin sosyal yaşamını da canlandırması bekleniyor. Fuar süresince oluşacak ziyaretçi hareketliliği konaklama ve hizmet sektöründe önemli bir dinamizm oluşturacak. Sektör paydaşlarının buluşması, ticari temasların yanı sıra kültürel etkileşimi de artıracak. Ziyaretçilerin Ayvalık'ın tarihi ve doğal dokusunu deneyimlemesi, kentin turizm değerini güçlendirecek.

Niğde’de tarım teknolojisinde yapay zeka dönemi Haber

Niğde’de tarım teknolojisinde yapay zeka dönemi

Niğde Valisi Nedim Akmeşe, tarımın artık sadece kas gücüyle değil; bilgi, teknoloji ve veriyle yönetilen stratejik bir alan olduğunu belirterek, az kaynakla fazla üretim hedefine teknolojiyi etkin kullanarak ulaşılacağını vurguladı. Tarım Teknolojileri Kümelenmesi (TÜME) Başkanı Abdulkadir Karagöz, otonom sistemlerin verimlilik üzerindeki çarpıcı etkisini verilerle paylaştı. Karagöz, “Yapay zekaya dayalı otonom çiftlikte inek başına yılda 14 ton süt üretimi var. Türkiye ortalaması olan 2 tonu 10 tona çıkardığımızda, 20 milyon ton sütü 10 milyon yerine 2 milyon inekle üretebiliyoruz. Biz; dişi sperma kullanan, embriyo transferi yapan, yapay zekaya dayalı bu teknolojik atılımları yönetebilecek genç arkadaşlarımız olsun istiyoruz.” ifadelerini kullandı. Üniversitelerle imzalanan protokoller kapsamında kurulacak otonom çiftliklerin birer eğitim merkezine dönüşeceğini belirten Karagöz, dijital tarıma yönelmek isteyen gençlere 15 ila 30 günlük sertifikalı ve ücretsiz eğitimler verileceğini duyurdu. Bu tesisler sayesinde gençlerin modern teknolojileri kullanarak tarımsal üretimi bilgisayar ve telefonları üzerinden yönetebilmeleri hedefleniyor. Türkiye'nin tarımsal hasılasını son 20 yılda 3 kat artırarak 75 milyar dolara çıkardığına dikkat çeken Karagöz, gıda ve hayvancılık ihracatının 35 milyar dolara ulaştığını hatırlattı. Küresel krizler ve pandemi döneminde gıda güvenliğinin öneminin anlaşıldığını belirten Karagöz, “Bugün bizim kendi kendine tam manasıyla yeten, tam bağımsız bir gıda, tarım ve hayvancılık ekosistemine ihtiyacımız var. Gençlerimiz modern teknolojileri kullanmak suretiyle bu tam bağımsızlık yolunda işi üstlenecekler.” diyerek sözlerini tamamladı.

Mersin’de tarım ve gıda sektöründe kayıp riski endişesi büyüyor Haber

Mersin’de tarım ve gıda sektöründe kayıp riski endişesi büyüyor

Türkiye’nin tarımsal üre­tim ve ihracatında kilit bir rol üstlenen Mersin, geniş ürün yelpazesi, güçlü lo­jistik altyapısı ve yılın 12 ayı­na yayılan üretim kapasitesiyle hem ülkenin gıda arz güvenli­ğinde hem de küresel gıda teda­rik zincirinde stratejik bir mer­kez olarak öne çıkıyor. Diğer yandan artan maliyetler, iklim değişikliği ve su kaynaklarına yönelik riskler karşısında sür­dürülebilir üretimi destekleye­cek yapısal önlemlerin hayata geçirilmesi gerektiği de dikkat çekiyor. Mersin Ticaret Borsası Yöne­tim Kurulu Başkanı Ö. Abdul­lah Özdemir, Mersin’in başta meyve, sebze, hububat ve bak­liyat olmak üzere gıda arzının sağlanması yoluyla Türkiye’nin gıda güvenliğine önemli kat­kı sağlayan illerden biri oldu­ğunu söyledi. Mersin’in, geniş ürün yelpazesi ve yılın 12 ayı­na yayılan üretim olanakları­na sahip olduğuna vurgu yapan Özdemir, kentin üretim kültü­rü yerleşmiş, ticari altyapısının güçlü olduğunu ifade etti. Öz­demir, “Gelişmiş gıda sanayi­si sayesinde hem kendi ürettiği ürünleri hem de ithalat yoluy­la temin edilen hammaddeleri işleyerek katma değerli ihracat gerçekleştirebilmektedir. Bu potansiyel ile yalnızca ülkemi­zin gıda güvencesine ve sürdü­rülebilirliğine katkı sağlamakla kalmayıp, yaklaşık 750 milyon nüfuslu yakın coğrafya ülkele­rine açılan bir kapıdır. Bu yapı­nın daha sağlıklı işlemesi için; üretim, finansman, pazarlama, iklim değişikliği ve doğal afet­ler gibi çok sayıda riskle karşı karşıya kalan çiftçilerin gelirini koruyacak, özellikle küçük üre­ticinin gelirini artıracak poli­tikalarla sektörün kırılgan ya­pısının daha da güçlendirilme­si gerekmektedir. Ayrıca, hane halkı harcamalarının yaklaşık yüzde 20’sinin gıdaya ayrıldı­ğı ve gıda enflasyonunun yüzde 32,36 olduğu dikkate alındığın­da, dezenflasyon sürecinin da­ha güçlü desteklenmesi ve gelir dağılımının daha adil hâle ge­tirilmesi önem arz etmektedir” açıklamasında bulundu. Özdemir ayrıca tarımsal Ar- Ge yatırımlarının artırılarak, üretimin teknolojiyle moderni­ze edilmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Bunun yanında, tarım politikaları kapsamında iklim değişikliği, su stresi, kırsal ve genç nüfusun artırılması ile gı­da kaybı ve israfının önlenme­si konularının daha etkin uygu­lanması gerekmektedir” dedi. “Orta ve uzun vadede risk oluşabilir” Mersin Gıda Mühendisleri Odası Başkanı Yusuf Değirmen­ci de Mersin özelinde gıda arz güvenliği açısından kısa vadede ciddi bir risk görmediğini söyle­di. Ancak orta ve uzun vadede ba­zı risklerin söz konusu olduğuna atıfta bulunan Değirmenci, “Bu­gün en önemli sorunlardan biri, tarımda uzun vadeli ve sürdü­rülebilir politikaların yeterince güçlü şekilde uygulanamaması. Bu durum hem üreticilerin hem de sektörün diğer paydaşlarının sağlıklı planlama yapmasını en­gelliyor. Artan maliyetler sade­ce üretimi değil, lojistik süreçleri de etkileyerek ürünlerin pazara daha yüksek fiyatlarla ulaşması­na neden oluyor. Kamu, özel sek­tör ve meslek odaları arasında bir iş birliği var ancak bunun da­ha güçlü hale gelmesi gerekiyor. Özellikle gıda ve ziraat mühen­dislerinin sürece daha aktif dahil olması, hem verimlilik hem de gıda güvenliği açısından büyük önem taşıyor” ifadesini kullandı.

Sertifikalı tohum üretimi 1,3 milyon tonu aştı Haber

Sertifikalı tohum üretimi 1,3 milyon tonu aştı

Tarım ve Orman Bakanlığı verilerinden derlenen bilgilere göre, Türkiye'de sertifikalı tohum çalışmaları, yüksek verim ve kalite hedefiyle Bakanlık denetiminde, özel sektör ve Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) tarafından yürütülüyor. Sertifikalı tohumlar, Bakanlıktan "Tohumculuk Kuruluşu Belgesi" almış özel firmalar ve TİGEM tarafından, tohum yetiştirici belgesi sahipleriyle sözleşmeli olarak üretiliyor. Tohumlar tarla incelemesi, hasat sonrası numune alma, laboratuvar analizleri ve etiketleme aşamalarından geçerek sertifikalandırılıyor. Tarımsal üretimin tüm aşamalarında verimlilik ve kaliteyi önceliklendiren Türkiye, sertifikalı tohum ihracatını artırmak ve yerli tohum kullanımını yaygınlaştırarak tarımsal verimliliği en üst düzeye çıkarmayı hedefliyor. Türkiye, bu alandaki çalışmalara hızla devam ederken, üretimdeki artış oranlarıyla, tohum ve tohum geliştirme konusunda dünyada otorite ülkelerden biri olarak öne çıkıyor. Sertifikalı buğday tohumu üretimi rekor kırdı Bu doğrultuda, 2015 yılında 896 bin 298 ton olan sertifikalı tohum üretimi, yüzde 50,7 artışla 1 milyon 350 bin 627 tona ulaştı. Türkiye'de, 2015'te 484 bin 204 ton olan sertifikalı buğday tohumu üretimi, geçen yıl yüzde 32,3 artarak tüm zamanların rekorunu kırdı ve 640 bin 829 tonla en yüksek seviyesine çıktı. Sertifikalı arpa tohumu üretimi, 2015 yılında Türkiye'de 125 bin 18 ton seviyesindeyken, 2025 yılında yüzde 31,8 artarak 164 bin 835 tona yükseldi. Ülkede, sertifikalı mısır tohumu üretimi 2015 yılında 56 bin 671 ton iken geçen yıl yüzde 5,5 azalarak 53 bin 534 ton, çeltik tohumu üretimi 2015 yılında 8 bin 945 ton seviyesindeyken yüzde 32,1 artışla 11 bin 818 ton, patates tohumu üretimi 2015 yılında 175 bin 397 ton iken yüzde 106,6 artışla 362 bin 331 ton olarak hesaplandı. Sertifikalı nohut tohumu üretimi 2015 yılında 2 bin 305 ton seviyesindeyken yüzde 702,3 artışla 18 bin 494 tona, kuru fasulye tohumu üretimi 2015 yılında 109 ton iken yüzde 1773 artışla 2 bin 42 tona, mercimek tohumu üretimi 1140 ton iken yüzde 1046 artışla 13 bin 64 olarak kayıtlara geçti. "Üretimdeki yükseliş, sektörün eriştiği kapasiteyi gösteriyor" Türkiye Tohumcular Birliği (TÜRKTOB) Yönetim Kurulu Başkanı Kayhan Yıldırım, Türkiye'de sertifikalı tohum üretimine ilişkin açıklamalarda bulundu. Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından yayımlanan rapora göre, 2050 yılına kadar bugünden daha fazla gıdaya ihtiyaç duyulacağını aktaran Yıldırım, bütün bu süreçlerin merkezinde, tohumculuk sektörünün yer aldığını anlattı. Yıldırım, sertifikalı tohum üretimindeki yükselişe işaret ederek, sektörün, teknik altyapı, üretim gücü ve kurumsal birikimindeki gelişime dikkat çekti. Bu yükselişin, Türkiye'nin tohumculukta kendi üretim gücünü daha da sağlamlaştırdığını kaydeden Yıldırım, özellikle 2020 sonrasında yüksek üretim seviyesine ulaşıldığını ve 2022 yılında kaydedilen 1 milyon 361 bin 336 tonluk üretimin, sektörün eriştiği kapasiteyi ortaya koyduğunu vurguladı. "İsrail'den tohum almıyoruz" Çiftçilerin, sertifikalı tohum kullanma alışkanlığının artırılmasının, sektör açısından büyük önem taşıdığına dikkati çeken Yıldırım, şunları kaydetti: "Sertifikalı tohum üretimindeki tablo, sektörümüzün son 10 yılda istikrarlı biçimde büyüdüğünü açıkça ortaya koymaktadır. 2015 yılında 896 bin ton seviyesinde olan üretimin, 2025 itibarıyla 1 milyon 350 bin tonun üzerine çıkması, üretim altyapımızın, teknik kapasitemizin ve sektörümüzün kurumsal birikiminin önemli ölçüde güçlendiğini göstermektedir. Bu artış, yalnızca miktarsal bir büyüme değil, aynı zamanda Türkiye'nin tohumculukta kendi üretim gücünü tahkim ettiğinin de somut göstergesidir." Yıldırım, Türkiye'nin, İsrail'den tohum aldığı iddialarına da değinerek, "Türkiye, tohumculukta güçlü ülkelerden birisi haline geldi. 117 ülkeye tohum ihraç ediyoruz. İsrail'den tohum almıyoruz, yerli üretim kapasitemizle, iç talebi büyük oranda karşılayabiliyoruz." ifadelerini kullandı.

Kocaeli’de hayvancılığa damızlık desteği sağlandı Haber

Kocaeli’de hayvancılığa damızlık desteği sağlandı

Alınan bilgiye göre, 2024 yılında başlatılan ve 3 yıldır aralıksız sürdürülen proje kapsamında, kura ile belirlenen hak sahiplerine bugüne kadar toplam 392 damızlık koç dağıtıldı. Son dağıtım töreni, Kullar'daki Distilasyon Merkezi'nde gerçekleştirildi. Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Balıkesir Bandırma Koyunculuk Araştırma Enstitüsü'nde yetiştirilen yüksek verimli Karacabey Merinosu ırkı koçlar, kura çekiminin ardından üreticilere teslim edildi. Törende konuşan Muhtarlık İşleri Dairesi Başkanı Uğur Şahin, Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın'ın selamlarını ileterek, "Kırsal kalkınmayı güçlendirmeye, hayvancılık ve tarıma olan desteklerimizi artırmaya devam edeceğiz. Dağıtımını yaptığımız damızlık koçların üreticilerimize bereketli olmasını diliyorum. Her zaman çiftçimizin yanındayız" dedi. Kocaeli Damızlık Koyun Keçi Birliği Başkanı Mustafa Çakır ise damızlık koç temininde yaşanan zorluklara değinerek, "Yetiştiriciler kaliteli damızlık koç bulmak için şehir dışına gitmek zorundaydı. Büyükşehir Belediyesinin bu hizmeti çiftçimize ilaç gibi geldi. Projenin önümüzdeki yıllarda da gelişerek devam etmesini istiyoruz" ifadelerini kullandı. VERİMLİLİK ARTTI, MALİYETLER DÜŞTÜ Proje kapsamında dağıtılan koçlarla birlikte bugüne kadar yaklaşık 7 milyon 150 bin liralık bütçe kullanıldı. Yapılan teknik takiplerde, projeyle birlikte sürülerdeki ikizleme oranının yüzde 75-80 seviyelerine çıktığı gözlemlendi. Ayrıca yüksek et verimi sayesinde erkek kuzu karkas ağırlıklarının arttığı, beslenme sürelerinin kısaldığı ve üreticilerin yem maliyetlerinin yaklaşık yüzde 25 oranında düştüğü belirtildi. Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki veteriner hekimlerin düzenli sürü takibi ve teknik desteğiyle, bölgedeki hayvancılık işletmelerinin daha verimli ve sürdürülebilir hale getirilmesi hedefleniyor.

Araştırmacı Kavuncu Dede Ata Tohumlarını Yaşatıyor Haber

Araştırmacı Kavuncu Dede Ata Tohumlarını Yaşatıyor

Denizli’de yaşayan 76 yaşındaki elektrik-elektronik mühendisi Halit Tekin, emekliliğini sıradan bir dinlenme dönemi olarak değil, ata tohumlarını kurtarma mücadelesi olarak geçiriyor. Bölge halkının “Araştırmacı Kavuncu Dede” diye tanıdığı Tekin, kaybolmaya yüz tutmuş yerel kavun çeşitlerini yeniden canlandırmak için yıllardır sabırla çalışıyor. Meslek hayatı boyunca devreler, sistemler ve verimlilik üzerine çalışan Tekin, emekli olduktan sonra çocukluk hayali olan tarıma yöneldi. Ancak klasik üretim yöntemlerinin dışına çıkarak, her ekimi bir deney, her tohumu ise bilimsel bir araştırma konusu olarak ele aldı. Acıpayam ilçesi ve çevresindeki deneme alanlarında onlarca farklı kavun çeşidi yetiştirdi. Özellikle coğrafi işaret tesciline sahip Acıpayam kavunu üzerine yoğunlaşan Tekin, ürünlerin yalnızca tadına değil, tüm teknik özelliklerine odaklanıyor. Şeker oranı, kabuk dayanıklılığı, raf ömrü ve aroma yoğunluğu gibi verileri tek tek kayıt altına alarak, en doğru sonucu elde etmeyi hedefliyor. Ata tohumlarının korunmasının milli bir görev olduğunu vurgulayan Tekin, “Mühendislikte kalite ve verim neyse, tarımda da odur. Atalarımızdan kalan o gerçek lezzetleri, genetiği bozulmadan geleceğe aktarmak istiyorum” sözleriyle çalışmalarının amacını anlatıyor. Ürettiği kavunları Denizli–Acıpayam kara yolu kenarındaki tezgâhında satışa sunan Tekin, yoldan geçenlerin yoğun ilgisiyle karşılaşıyor. Tezgahtaki “Araştırmacı Kavuncu” yazısını merak edenler, hem hikâyeyi dinliyor hem de ata tohumlarından yetişen kavunları satın alıyor.

Bilecik’te Zeytin Fiyatı Tartışması, Tarlada 160 Tezgahta 500 Lira Haber

Bilecik’te Zeytin Fiyatı Tartışması, Tarlada 160 Tezgahta 500 Lira

Bilecik'te zeytin üreticiliği yapan Ramazan Uysal, bu yıl verimin geçen yıla göre daha düşük olduğunu belirterek, tarladan 160 liraya alınan zeytinin marketlerde 500 liraya satılmasını eleştirdi Orta Sakarya Vadisi'nde Sakarya Nehri ve çevresindeki dağlar dolayısıyla mikroklima etkisine sahip Bilecik'in Osmaneli ilçesinde yarım asırdır üretim yapılan zeytinliklerde bu yılki hasat sona erdi. Geçen yıla göre zeytin oranı düşük olurken, bu sene yağlık zeytin yok denilecek kadar az. Bilecik'te 18 bin dekar alanda üretim yapılıyor Bilecik'te, 11 bin 500 dekarı Osmaneli'nde olmak üzere 18 bin dekar alanda geçen yıla göre düşüş yaşanırken, bu toplanan 2 bin ton zeytin rekoltesi çiftçileri üzdü. Boylama makinesinde yağlık, birinci sınıf, ikinci sınıf, üçüncü sınıf ve dördüncü sınıf ile elek üstü olarak ayrılan zeytinler, Marmara Zeytin Tarım Satış Kooperatifleri Birliğine satışının ardından tüketicilerin sofrasına ulaştırılıyor. Dip zeytini ise fabrikalarda yemeklik zeytinyağı olarak işleniyor. Osmanelili üreticiler, genellikle sırıkla ve tarakla hasat ettikleri zeytinin zedelenmesini ve toprakla temasını ağaç altlarına 'Yaygı" sererek önlemeye çalışıyor. "Geçen yıla göre zeytin oranı düşük, yani yağlık zeytin yok bu sene" Bu sezon alım fiyatlarının üreticiyi memnun etmediğini anlatan Ramazan Uysal, "35 yıldır zeytincilik işiyle uğraşıyorum. Bu sene zeytin fiyatları Marmara Birliğin açıkladığı fiyatlar çok düşük. Geçen yıla göre zeytin oranı düşük, yani yağlık zeytin yok bu sene" dedi. "Burada 160 lira marketlerde 500 lira" Ramazan Uysal, topladıkları zeytinleri gece ayırarak, makinelerden geçirerek numaralanma yaptıklarını anlatarak, "Elek üstü dediğimiz fiyat 160 lira, ama marketlerde 500 lira, 600 lira piyasası. 1 numara 150 lira, 100 lira; 2 numara, 3 numara bu şekilde ayırıyoruz. Verimlilik çok düşük bu sene, yani geçen yıla göre çok düşük. Geçen sene ilaç fiyatımız 50 liraysa bu sene 90 lira. Gübre pahalı, mazot ona keza. Mazot yüksek; çiftçi duman oldu yani bu sene" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.