Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yapay Zeka

AGRONEWS - Yapay Zeka haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yapay Zeka haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İzmir’den tarım teknolojilerinde “Silikon Vadisi” vizyonu Haber

İzmir’den tarım teknolojilerinde “Silikon Vadisi” vizyonu

Tarımın geleceği artık yalnızca toprakta değil; veri, yapay zekâ ve dijital teknolojilerde de şekilleniyor. İzmir’de düzenlenen “AgrInnovate Tarım ve Gıda Sinerji Buluşması”, tarım ve gıda sektörünün dijital dönüşümüne yönelik önemli paydaşları bir araya getirerek kenti tarım teknolojilerinde Avrupa’nın “Silikon Vadisi” yapma vizyonunu gündeme taşıdı. Yaşar Üniversitesi ev sahipliğinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı desteğiyle ve İzmir Tarım ve Teknoloji Merkezi (İTTM) koordinasyonunda gerçekleştirilen etkinlikte kamu, üniversite, özel sektör ve girişimcilik ekosistemi temsilcileri bir araya geldi. İzmir Ticaret Borsası, TARMAKBİR, İMECEMOBİL Tarım Platformu A.Ş., NEOHUB, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası, YASAD ve İZKA’nın iş birliğiyle düzenlenen buluşmada tarımda dijital dönüşüm, yapay zekâ, veri analitiği ve sürdürülebilir üretim modelleri ele alındı. İzmir, tarım teknolojilerinde “Silikon Vadisi” hedefliyor Yaşar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Levent Kandiller, İzmir Tarım ve Teknoloji Merkezi’nin yalnızca bir kuluçka merkezi olmadığını, teknolojilerin sahada test edilip uygulandığı bir “yaşayan laboratuvar” modeli sunduğunu belirtti. Kandiller, Menemen’de kurulan ekosistemin Türkiye’nin tarım teknolojilerinde “Silikon Vadisi” olma potansiyeli taşıdığını ifade etti. “Tarımda dijitalleşme stratejik bir zorunluluk” İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ercan Korkmaz ise tarımın artık yalnızca üretimle değil, veri ve inovasyonla yönetildiğini vurguladı. Korkmaz, “Tarımda dijital dönüşüm artık bir tercih değil, stratejik bir zorunluluktur” dedi. İTTM’nin girişimciler, yatırımcılar, araştırmacılar ve kamu kurumlarını bir araya getiren bir inovasyon platformu olduğunu belirten Korkmaz, İzmir’in tarım teknolojilerinde uluslararası bir merkez olmayı hedeflediğini söyledi. Türkiye, Avrupa Dijital İnovasyon ağına dahil Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı yetkilisi Feride Pınar İrdem Gölnar, Türkiye’nin Dijital Avrupa Programı kapsamında önemli projelere erişim sağladığını belirterek 82 kurumun yaklaşık 21 milyon euro destek aldığını açıkladı. Avrupa genelinde 250’den fazla Dijital İnovasyon Merkezi bulunduğunu, Türkiye’den ise 8 merkezin bu ağa dahil olduğunu ifade etti. İzmir merkezli AgriInnovate EDIH’in Türkiye’de tarım ve gıda odaklı tek merkez olduğu kaydedildi. Girişimciler dijital tarım çözümlerini tanıttı Etkinlikte “Tarladan Dijitale Dönüşüm”, “Dijital Avrupa’da Yeni Oyun Kurucular” ve “Dijital Tarımda Yeni Nesil Ortaklıklar” başlıklı paneller düzenlendi. Kamu temsilcileri, akademisyenler ve sektör uzmanları dijital tarımın geleceğini değerlendirdi. “Tarladan Sofraya İnovasyon” oturumunda ise girişimciler yapay zekâ destekli tarım çözümleri, dron teknolojileri, veri analitiği ve sürdürülebilir üretim modellerine ilişkin projelerini katılımcılarla paylaştı. Sunumlar, tarımın dijitalleşmesinde yeni nesil teknolojilerin önemini bir kez daha ortaya koydu.

Topraksız üretimle “altın değerinde meyve” dönemi Tarsus’ta Haber

Topraksız üretimle “altın değerinde meyve” dönemi Tarsus’ta

Mersin'in Tarsus ilçesinde üretilen beyaz çilek, hem yetiştirme yöntemi hem de tadıyla klasik çilekten ayrılıyor. Topraksız tarım sistemi kullanılan modern seralarda yetiştirilen ürün, yurt dışından gelen yoğun taleple birlikte Türkiye'nin dikkat çeken tarımsal ihracat ürünlerinden biri haline geliyor. Beyaz çileğin sırrı renginde saklı İlk bakışta olgunlaşmamış bir çileği andıran beyaz çilek, aslında genetik yapısı nedeniyle kırmızı rengini oluşturan pigmentleri üretmiyor. Bu nedenle meyve olgunlaştığında bile beyaz ve açık pembe tonlarını koruyor. Kırmızıya dönen tohumları ise ürüne farklı bir görünüm kazandırıyor. Ananas aromasıyla dikkat çekiyor Dünyada "pineberry" olarak da bilinen beyaz çilek, yalnızca görüntüsüyle değil aromasıyla da öne çıkıyor. Ürünü deneyenler, klasik çilek tadının yanında belirgin şekilde ananas ve tropikal meyve notaları aldıklarını ifade ediyor. Bu özelliği sayesinde beyaz çilek özellikle gurme restoranlar ve lüks tüketim pazarında ilgi görüyor. Beyaz çileğin fiyatını ne belirliyor? Üreticilere göre beyaz çileğin yüksek fiyatla satılmasının en önemli nedeni hassas yapısı. Kırmızı çileğe göre daha kısa raf ömrüne sahip olan ürün, nakliye sırasında daha kolay zarar görebiliyor. Ayrıca üretim sürecinde döllenmenin sağlanabilmesi için seralarda kırmızı çilek de yetiştiriliyor. Bu durum üretim maliyetlerini artırıyor. Yapay zekâ destekli seralarda yetiştiriliyor Tarsus'ta kurulan modern seralarda sıcaklık, nem, sulama ve su kalitesi gibi birçok parametre sensörler aracılığıyla takip ediliyor. Yapay zekâ destekli sistemler ve kameralar sayesinde bitkilerin gelişimi sürekli izlenirken, üretim süreci teknolojik altyapıyla yönetiliyor. Toprağın kullanılmadığı sistem sayesinde aynı alanda geleneksel üretime göre çok daha fazla fide yetiştirilebiliyor. İhracatın yeni gözdesi oldu Üretimin önemli bölümü başta Dubai, Katar ve Orta Doğu ülkeleri olmak üzere yurt dışına gönderiliyor. Beyaz çileğin lüks tüketim segmentinde konumlanması, uluslararası pazardaki talebi artırıyor. Üreticiler, mevcut sezon tamamlanmadan yeni dönem siparişlerinin gelmeye başladığını belirtiyor. Üretim yöntemi dikkat çekti Yaklaşık 22 dönümlük serada gerçekleştirilen üretimde bitkiler toprağa hiç temas etmiyor. Sensörler, kablolar, otomasyon sistemleri ve yapay zekâ desteğiyle yönetilen seralarda aynı alana geleneksel yöntemlere göre yaklaşık iki buçuk kat daha fazla fide dikilebiliyor. Ürünün yüksek verim ve ihracat potansiyeli nedeniyle üretim kapasitesinin artırılması hedefleniyor.

Türk dünyasında tarım için dijital veri platformu kurulacak Haber

Türk dünyasında tarım için dijital veri platformu kurulacak

Türk Devletleri Teşkilatı’nın Türkistan’da düzenlediği Gayriresmi Zirve’de tarımda dijital dönüşümü güçlendirecek önemli bir karar alındı. Zirve sonrası yayımlanan Türkistan Bildirisi’nde, üye ülkeler arasında veri değişimini artıracak, akıllı tarım çözümlerini destekleyecek ve gıda güvenliğine katkı sağlayacak TDT Dijital Tarım Veri Platformu’nun geliştirilmesi hedeflendi. TÜRK DEVLETLERİ TARIMDA DİJİTAL İŞBİRLİĞİNİ GÜÇLENDİRECEK Türk Devletleri Teşkilatının Kazakistan’ın Türkistan şehrinde gerçekleştirdiği toplantıda, tarım alanında üye devletler arasında dijital işbirliğini güçlendirecek yeni bir adım atıldı. Alınan karar kapsamında, veri değişimi ve akıllı çözümler için “TDT Dijital Tarım Veri Platformu” oluşturulacak. Platformun, tarımda verimlilik, sürdürülebilirlik ve gıda güvenliği hedeflerine katkı sağlaması amaçlanıyor. TÜRKİSTAN ZİRVESİNDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM ÖNE ÇIKTI 15 Mayıs’ta Kazakistan’ın Türkistan şehrinde “Yapay Zeka ve Dijital Kalkınma” temasıyla düzenlenen TDT Gayriresmi Zirvesi’nde birçok başlık ele alındı. Zirvede tarımdan ulaştırmaya, yapay zekadan dijital teknolojilere kadar farklı alanlarda kararlar alındı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı zirvede, yapay zeka ve dijital dönüşüm Türk devletlerinin öncelikli gündem maddeleri arasında yer aldı. TÜRKİSTAN BİLDİRİSİ’NDE TARIMDA DİJİTAL DÖNÜŞÜM VURGUSU Zirve sonrası yayımlanan Türkistan Bildirisi’nde tarım sektöründe dijital dönüşümü artırmanın önemine işaret edildi. Bu alanda verimliliğin, sürdürülebilirliğin ve gıda güvenliğinin artırılması hedefleniyor. Alınan karar kapsamında, üye devletler arasında veri değişimi, akıllı tarım çözümleri ve kanıta dayalı politika oluşturmak amacıyla birleştirilmiş bir mekanizma olarak TDT Dijital Tarım Veri Platformu’nun geliştirilmesi ve faaliyete geçirilmesi planlanıyor. “ÇOK BOYUTLU BİR POLİTİKA ARACI” Selçuk Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zeki Bayramoğlu, kurulması planlanan platforma ilişkin değerlendirmede bulundu. Bayramoğlu, TDT zirvesinin bölgesel tarım politikasında bir kırılma noktasına dönüştüğünü belirtti. Bayramoğlu, “Dijital Tarım Veri Platformu girişimi, tarımsal veri egemenliği, yapay zeka destekli üretim optimizasyonu ve bölgesel gıda güvenliği ekseninde çok boyutlu bir politika aracı olarak şekillenmektedir.” dedi. PLATFORMUN KURUMSAL KÖKENİ 2024’E DAYANIYOR Platformun kurumsal kökeninin 2024’e dayandığını belirten Bayramoğlu, Türk dünyasının tarımsal potansiyeline dikkat çekti. Bayramoğlu, Kazakistan’ın küresel buğday ihracatında üst basamaklarda yer aldığını, Özbekistan’ın ise pamuk üretiminde kritik bir aktör olduğunu söyledi. Türkiye’nin FAO verilerine göre dünya tarımsal üretim endeksinde üst sıralarda bulunduğunu ifade eden Bayramoğlu, Azerbaycan ve Kırgızistan’ın da belirgin tarımsal biyoçeşitlilik potansiyeli taşıdığını kaydetti. TARIMSAL VERİ EGEMENLİĞİ ÖNE ÇIKIYOR Bayramoğlu, küresel gıda piyasalarının yalnızca birkaç büyük aktörün veri ve tahmin sistemleriyle yönlendirildiği günümüzde, bu coğrafyanın kendi verilerini bağımsız biçimde üretip işleyememiş olmasının bir epistemik bağımlılık sorununa karşılık geldiğini söyledi. Platformun bu asimetriyi kısmen giderebilecek bir mekanizma sunduğunu belirtti. Bu yönüyle TDT Dijital Tarım Veri Platformu, yalnızca teknik bir altyapı değil, aynı zamanda tarımsal veri egemenliğini güçlendirecek stratejik bir araç olarak değerlendiriliyor. VERİ FORMATLARINDAKİ FARKLILIK KARAR ALMAYI ZORLAŞTIRIYOR Bayramoğlu, veri formatlarının ülkeden ülkeye farklılaşmasının karşılaştırılabilirliği kısıtladığına dikkat çekti. Yılda en fazla bir ya da iki kez gerçekleştirilen veri paylaşımlarının kriz anında karar almak için geç kaldığını söyledi. Bu nedenle ortak, hızlı ve karşılaştırılabilir veri altyapısının tarım politikalarında daha etkin karar almayı mümkün kılabileceği vurgulandı. AKILLI TARIM İÇİN 5 KATMANLI MODEL ÖNERİSİ Bayramoğlu, platformun akıllı tarım bileşenlerinin 5 işlevsel katman üzerine kurgulanmasının önemine işaret etti. İlk katmanda uydu ve uzaktan algılama NDVI analizleri, toprak nem haritaları ve tarla bazlı verim tahmininin yer alması gerektiğini söyledi. İkinci katmanda ise yapay zeka ve öngörücü analitik kapsamında kuraklık erken uyarısı, zararlı yayılım modellemesi ve 5 yıllık verim projeksiyonlarının bulunması gerektiğini ifade etti. PİYASA, LOJİSTİK VE TOPRAK YÖNETİMİ VERİLERİ DE YER ALMALI Bayramoğlu’na göre platformun üçüncü katmanı, piyasaların karşılaştırmalı fiyat endekslerini, hasat sonrası kayıp analizini ve lojistik güzergah optimizasyonunu kapsamalı. Dördüncü katmanda toprak ve su yönetimi, sulama verimliliği, tuzlanma ve erozyon izleme verileri bulunmalı. Beşinci katmanda ise çok dilli bilgi yönetimi yer almalı. Bu kapsamda Türkçenin yanı sıra Kazakistan, Özbekistan, Azerbaycan ve Kırgızistan’ın yerel dil desteğiyle eğitim ve iyi uygulama arşivi oluşturulmalı. ORTAK TEKNİK ÇERÇEVE GEREKLİ Platformun doğru bir vizyonun ürünü olduğunu vurgulayan Bayramoğlu, bu vizyonun sahaya aktarılmasının kendine özgü güçlükler barındırdığını söyledi. Bayramoğlu’na göre platformun stratejik hedeflerine ulaşabilmesi için üç temel koşulun bir arada karşılanması gerekiyor. İlk olarak, FAO standartlarını esas alan ortak teknik çerçevede üye ülkeler arasında süratle mutabakata varılması, veri formatı çeşitliliğinin yol açtığı karşılaştırılamazlık sorununun giderilmesi ve son mil sorununa çözüm üretilmesi gerekiyor. PLATFORM SAHADAKİ ÇİFTÇİYE ULAŞMALI Bayramoğlu, ikinci koşul olarak platformun yalnızca bakanlık veri tabanlarıyla sınırlı kalmaması gerektiğini belirtti. Platformun sahadaki çiftçiye gerçek anlamda ulaşabilmesinin önem taşıdığını vurguladı. Bu yaklaşım, dijital tarım platformunun yalnızca üst düzey politika üretimi için değil, doğrudan üreticinin karar süreçlerine katkı sağlayacak bir araç olarak tasarlanması gerektiğini gösteriyor. GÜÇLÜ YÖNETİŞİM ÇERÇEVESİNE İHTİYAÇ VAR Bayramoğlu’nun işaret ettiği üçüncü koşul ise veri egemenliği güvenceleri, erişim protokolleri ve şeffaflık standartlarını kapsayan güçlü bir yönetişim çerçevesinin teknik altyapıyla eş zamanlı inşa edilmesi. Bu çerçeve, platformun güvenilir, sürdürülebilir ve üye ülkeler arasında dengeli biçimde işlemesi açısından kritik görülüyor. Veri güvenliği ve erişim protokolleri, tarımsal veri paylaşımının kurumsal zemine oturtulmasında belirleyici olacak. TÜRK DÜNYASININ TARIMSAL POTANSİYELİ STRATEJİK GÜCE DÖNÜŞEBİLİR Bayramoğlu, gerekli koşulların sağlanması halinde platformun bölgesel gıda güvenliğinin kurumsal savunucusundan uluslararası tarım diplomasisinin etkin bir enformatik altyapısına dönüşebileceğini belirtti. Platformun, Türk dünyasının tarımsal potansiyelini koordineli bir stratejik güce tahvil edebileceğini ifade etti. Bu kapsamda TDT Dijital Tarım Veri Platformu, üye devletler arasında tarımsal işbirliğini yalnızca veri paylaşımıyla sınırlı bırakmayıp, gıda güvenliği, üretim optimizasyonu ve tarım diplomasisi açısından yeni bir aşamaya taşıyacak bir girişim olarak öne çıkıyor.

Mersin’de akıllı tarım yatırımları hız kazandı Haber

Mersin’de akıllı tarım yatırımları hız kazandı

Tarımda teknoloji üre­ten merkez haline gelen Mersin Agropark, yeni Ar-Ge alanları, atölye tipi yapı­lar ve yüksek katma değerli üre­tim hedefleriyle Çukurova’nın tarımda ilerlemesine öncülük ediyor. Mersin Agropark Ge­nel Müdürü M. Murat Hocagil, bölgenin tarım teknolojilerinde Türkiye’nin örnek merkezlerin­den biri olmayı hedeflediklerini söyleyerek, odak tarım modeliy­le katma değerli üretimi amaç­ladıklarını kaydetti. Tarım, gıda ve teknolojiyi ay­nı çatı altında buluşturan Mer­sin Agropark, yürüttüğü Ar-Ge projeleri, üniversite-sanayi iş birlikleri ve yeni yatırım plan­larıyla bölgenin tarımsal dönü­şümüne katkı sağlamaya devam ediyor. Yaklaşık 800 dekarlık alanda faaliyet gösteren Agro­park’ta bugün 15 firma tarafın­dan 19 ayrı proje yürütülürken, özellikle akıllı tarım, biyotekno­loji, yapay zeka destekli üretim sistemleri ve topraksız tarım uygulamaları öne çıkıyor. “Tarım ve teknolojiyi aynı merkezde buluşturuyoruz” Agropark’ın kuruluş amacı­na ilişkin değerlendirmelerde bulunan Hocagil, üniversiteler, araştırmacılar ve özel sektörün ortak çalışma kültürüyle önemli bir ekosistem oluşturduklarını söyledi. Hocagil, “Tarım ve gıda sektö­ründe Ar-Ge yapmak isteyen gi­rişimciler için güçlü bir altyapı oluşturduk. Üniversitelerin bilgi birikimini özel sektörün üretim gücüyle buluşturarak yenilikçi projelerin ortaya çıkmasına kat­kı sağlıyoruz. Mersin Agropark bugün sadece bölgenin değil, Türkiye’nin önemli tarım tekno­lojisi merkezlerinden biri haline gelmiştir” dedi. Agropark bünyesinde yürütü­len projelerin büyük bölümünü akıllı tarım uygulamaları, biyo­teknoloji çalışmaları ve sürdürü­lebilir üretim modelleri oluştu­ruyor. Sensör destekli sistemler, otomasyon teknolojileri, dijital tarım uygulamaları ve yapay ze­ka tabanlı çözümlerle üretimde verimliliğin artırılması hedefle­niyor. Hocagil, biyoteknoloji ala­nında hastalıklara dayanıklı yeni türlerin geliştirilmesi, bitki ısla­hı ve yeni tohum çalışmaları yü­rütüldüğünü belirterek, modern sera teknolojileriyle daha az su kullanılarak yüksek verimli üre­tim yapılabildiğini kaydetti. “Odak tarım modeliyle katma değerli üretim hedefliyoruz” Mersin Agropark’ın bölgesel üretim potansiyeline göre şekil­lenen “odak tarım” modeli üze­rinde çalıştığını vurgulayan Ho­cagil, Mersin ve Çukurova’nın lojistik gücü, iklim avantajı ve üretim kapasitesinin yüksek katma değerli ürünlerle değer­lendirilmesi gerektiğini söyledi. Narenciye, muz, seracılık ürünleri ile tıbbi ve aromatik bitkilerin öncelikli alanlar ara­sında yer aldığını belirten Hoca­gil, akıllı sera sistemleri ve top­raksız tarım uygulamalarının yaygınlaştırılmasıyla hem ve­rimliliğin hem de ihracat kapa­sitesinin artırılmasının hedef­lendiğini ifade etti. Yeni hedef: Atölye tipi Ar-Ge alanları Agropark’ın büyüme hedefle­rine ilişkin de bilgi veren Hocagil, mevcut projelerin artık yalnız­ca ofis ve tarımsal araziyle sınırlı kalmadığını, uygulama ve proto­tip geliştirme alanlarına ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Bu kap­samda yeni genişleme çalışmala­rının sürdüğünü belirten Hoca­gil, mevcut yerleşkenin kuzey bö­lümünde farklı büyüklüklerde 11 adet atölye tipi yapı planlandığı­nı açıkladı. Söz konusu alanlar­da büyük ölçekli makine tasarımı, prototip üretimi ve teknik Ar-Ge çalışmalarının yürütülebilece­ğini ifade eden Hocagil, “Tarım teknolojileri geliştiren girişim­cilerin ihtiyaçlarına daha güçlü cevap verecek bir altyapı oluştu­ruyoruz. Bu yatırımlar sayesinde bölgemizin teknoloji üretim ka­pasitesi daha da güçlenecek” diye konuştu.

Hürmüz gerilimi: Tedarikte risk artıyor Haber

Hürmüz gerilimi: Tedarikte risk artıyor

ABD ile İran arasında Hürmüz Boğazı’nda tırmanan gerilim, enerji piyasalarının yanı sıra gübre ve yarı iletken tedarik zincirlerinde de yeni riskleri gündeme getirdi. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD), Hürmüz Boğazı’ndaki fiili kapanmanın küresel ekonomide enerji, ticaret ve finans kanalları üzerindeki baskıyı hızla artırdığını değerlendiriyor. Kurumun mart ayında yayımladığı Orta Doğu değerlendirmesini güncelleyerek, Hürmüz kaynaklı sarsıntıların küresel bir kalkınma riskine dönüştüğü uyarısında bulunduğu belirtildi. UNCTAD verilerine göre, dünyanın en kritik deniz güzergahlarından biri olan Hürmüz Boğazı’ndaki gemi geçişleri mart başından bu yana yüzde 95 geriledi. Küresel deniz yoluyla yapılan petrol ticaretinin dörtte birini ve dünya gübre ihtiyacının önemli bir kısmını taşıyan bu hattaki aksama, enerji fiyatlarının yanı sıra nakliye ücretleri ve savaş riski sigorta primlerinde de keskin artışlara yol açtı. Krizin çok boyutlu etkilerini izlemek amacıyla UNCTAD, “Hürmüz Boğazı İzleme Paneli”ni hayata geçirirken, bu platform deniz taşımacılığı, gıda, enerji ve finans göstergelerini düzenli olarak güncelleyerek mevcut şokun gelişimini takip edecek. Kurum, bu platformla krizin geçmişteki Kovid-19 ve Ukrayna savaşı gibi küresel sarsıntılarla kıyaslanmasına da olanak sağlayacak. UNCTAD, gerilim bugün sona erse dahi bazı kalıcı hasarların kaçınılmaz olduğunu da vurguluyor. Dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği bu stratejik su yolundaki belirsizlik, ekonomi yönetimleri ve uzmanlar tarafından üç temel senaryo üzerinden takip ediliyor. “SÜVEYŞ”, “KIZILDENİZ” VE “UKRAYNA” MODELLERİ Süveyş Kanalı’nda 2021’de yaşanan “Ever Given” kazasında olduğu gibi, krizin diplomasi yoluyla hızla çözülmesi durumunda piyasalarda anında rahatlama bekleniyor. Bu senaryoda, borsaların kayıplarını hızla telafi edeceği ve akaryakıt fiyatlarının birkaç hafta içinde normal seviyelerine döneceği öngörülüyor. Ancak uzmanlar, olası bir çatışmada İran’ın petrol altyapısının zarar görmesi durumunda iyileşme sürecinin sekteye uğrayabileceği konusunda uyarıyor. Kızıldeniz’deki Husi saldırılarına benzer şekilde trafiğin uzun süre aksaması, risk priminin fiyatlara kalıcı olarak yansımasına neden olabilir. Hürmüz Boğazı’nın, Kızıldeniz’in aksine “baypas” edilebilecek güçlü bir alternatifinin bulunmaması, bu modeli küresel ekonomi için daha riskli hale getiriyor. Suudi Arabistan’ın mevcut boru hatlarının, deniz yolu kapasitesini ikame etmekte yetersiz kalması bu endişeyi tetikliyor. Krizin Rusya-Ukrayna savaşı gibi yıllara yayılması, en karamsar senaryo olarak değerlendiriliyor. Avrupa’nın Rusya’ya yönelik yaptırımlar sonrası Körfez petrolüne artan bağımlılığı, Hürmüz’deki olası bir ablukayı Ukrayna savaşından daha yıkıcı hale getirebilir. Bu durumun enerji fiyatlarında kalıcı yükselişe, sanayi üretiminde maliyet krizine ve küresel arz sözleşmelerinin tamamen yeniden yazılmasına yol açabileceği belirtiliyor. GÜBRE VE YARI İLETKEN SEKTÖRÜ TEHDİT ALTINDA Orta Doğu’daki gerilim bugün sona erse dahi, küresel ekonomi için bazı kalıcı hasarlar kaçınılmaz görünüyor. Körfez kaynaklı gübre teslimatlarındaki aksamaların, mevsimsel üretim döngüsü nedeniyle tarımsal verimliliği bir yıl boyunca etkilemesi bekleniyor. Katar’da doğal gaz üretimiyle elde edilen ve çip endüstrisi için kritik öneme sahip olan asil gazların (neon, kripton, ksenon) sevkiyatındaki kesintiler, yapay zeka çiplerinin küresel arzını ciddi şekilde sekteye uğratabilir. Bu gazlar özellikle litografi ve yarı iletken üretim süreçlerinde kullanılıyor. Analistler, gerilimin düşmesi halinde borsaların neredeyse anında, akaryakıt istasyonlarının ise birkaç gün içinde rahatlayacağını öngörürken, krizin yapısal bir hal alması durumunda küresel teknoloji ve gıda arzının ağır darbe alacağını vurguluyor. KÜRESEL ÜRE ARZININ YARISI DEVRE DIŞI Asya piyasaları analisti Sadi Kaymaz, yaptığı değerlendirmede, Hürmüz Boğazı’nda tırmanan krizin enerji sektörünün ötesine geçerek kritik alanlarda ciddi tedarik kayıplarına yol açtığını vurguladı. Kaymaz, özellikle küresel tarımsal üretim için hayati öneme sahip olan üre ve gübre piyasasında büyük bir darboğaz yaşandığına dikkati çekti. Küresel üre ticaretinin yüzde 45’inin Basra Körfezi’ndeki üreticiler tarafından karşılandığını hatırlatan Kaymaz, “Bölgedeki çatışmalar nedeniyle bu üretimin yarısından fazlası tamamen devre dışı kalmış durumda. Üretimi sürdüren tesisler ise Hürmüz Boğazı’ndaki abluka sebebiyle ürünlerini dünya pazarlarına ulaştıramıyor. Şu an itibarıyla Körfez’de çok yüksek miktarda ürün mahsur kalmış vaziyette.” değerlendirmesinde bulundu. 44 GEMİ GEÇİŞ BEKLİYOR Çatışmaların başlangıcından bu yana boğazdan yalnızca 11 gübre yüklü geminin geçebildiğini belirten Kaymaz, “Geçiş yapabilen gemilerin sadece 4’ü üre taşıyordu. Halihazırda Körfez’de, yarısı üre yüklü olmak üzere toplam 44 gübre gemisi mahsur kalmış durumda. Öte yandan, azot tesislerini yeniden faaliyete geçirmek teknik olarak oldukça güç. Savaş sona erse dahi, kapasitenin eski seviyesine ulaşması ciddi bir zaman alacaktır.” ifadelerini kullandı. ÇİN’İN KISITLAMA KARARI KRİZİ DERİNLEŞTİRİYOR Küresel arzı daraltan bir diğer kritik unsurun Çin’in dış ticaret politikası olduğunu ifade eden Kaymaz, üre arzındaki daralma ve tırmanan fiyatlar nedeniyle Çin’in gübre ihracatını büyük oranda durdurduğunu belirtti. Kaymaz, bu durumun küresel tarımsal üretim ve gıda güvenliği üzerindeki baskıyı artırdığı uyarısında bulundu.

Niğde’de tarım teknolojisinde yapay zeka dönemi Haber

Niğde’de tarım teknolojisinde yapay zeka dönemi

Niğde Valisi Nedim Akmeşe, tarımın artık sadece kas gücüyle değil; bilgi, teknoloji ve veriyle yönetilen stratejik bir alan olduğunu belirterek, az kaynakla fazla üretim hedefine teknolojiyi etkin kullanarak ulaşılacağını vurguladı. Tarım Teknolojileri Kümelenmesi (TÜME) Başkanı Abdulkadir Karagöz, otonom sistemlerin verimlilik üzerindeki çarpıcı etkisini verilerle paylaştı. Karagöz, “Yapay zekaya dayalı otonom çiftlikte inek başına yılda 14 ton süt üretimi var. Türkiye ortalaması olan 2 tonu 10 tona çıkardığımızda, 20 milyon ton sütü 10 milyon yerine 2 milyon inekle üretebiliyoruz. Biz; dişi sperma kullanan, embriyo transferi yapan, yapay zekaya dayalı bu teknolojik atılımları yönetebilecek genç arkadaşlarımız olsun istiyoruz.” ifadelerini kullandı. Üniversitelerle imzalanan protokoller kapsamında kurulacak otonom çiftliklerin birer eğitim merkezine dönüşeceğini belirten Karagöz, dijital tarıma yönelmek isteyen gençlere 15 ila 30 günlük sertifikalı ve ücretsiz eğitimler verileceğini duyurdu. Bu tesisler sayesinde gençlerin modern teknolojileri kullanarak tarımsal üretimi bilgisayar ve telefonları üzerinden yönetebilmeleri hedefleniyor. Türkiye'nin tarımsal hasılasını son 20 yılda 3 kat artırarak 75 milyar dolara çıkardığına dikkat çeken Karagöz, gıda ve hayvancılık ihracatının 35 milyar dolara ulaştığını hatırlattı. Küresel krizler ve pandemi döneminde gıda güvenliğinin öneminin anlaşıldığını belirten Karagöz, “Bugün bizim kendi kendine tam manasıyla yeten, tam bağımsız bir gıda, tarım ve hayvancılık ekosistemine ihtiyacımız var. Gençlerimiz modern teknolojileri kullanmak suretiyle bu tam bağımsızlık yolunda işi üstlenecekler.” diyerek sözlerini tamamladı.

Öğrencilerden sürdürülebilir tarım hamlesi Haber

Öğrencilerden sürdürülebilir tarım hamlesi

Trabzon'da okullarının bahçesindeki organik tarım alanında kendi geliştirdikleri nem sensörü ile fazla sulamanın önüne geçen ortaokul öğrencileri, ata tohumu kullanarak sürdürülebilir üretim bilinci kazanıyor. Sürmene ilçesindeki Ayşe Kırali Ortaokulu öğrencileri, yanlış tarım uygulamaları arasında yer alan aşırı sulamanın önüne geçebilmek amacıyla çalışma başlattı. Okul bahçesinde öğretmenlerinin de desteğiyle organik tarım alanı oluşturan öğrenciler, temin ettikleri ata tohumlarının dikimini gerçekleştirdi. Hangi tohumun ne kadar su ve neme ihtiyacı olduğunu yapay zeka desteğiyle belirleyen öğrenciler, aynı zamanda evlerindeki mutfak atıklarını okuldaki alanda bir araya getirerek gübre oluşturmaya başladılar. Aynı zamanda karbon salınımını da azaltmayı amaçlayan öğrenciler, "Sıfır Karbonlu Akıllı Yaşam Döngüsü" projeleriyle TÜBİTAK Ortaokul Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması'nda 100 proje arasında yer aldı. Öğrenciler, çalışmalarına başladıkları ilk dönemlerde diktikleri kara lahana, marul, yeşil soğan, mısır, maydanoz ve ahudududan da ilk hasatlarını aldı. İlçe Milli Eğitim Müdürü Cem Yakupoğlu, AA muhabirine, öğrencilerin sürdürülebilir tarım için yaptıkları çalışmanın gelecek adına güzel bir adım olduğunu söyledi. Çalışmada emeği geçen öğretmen ve öğrencileri tebrik eden Yakupoğlu, "İlerleyen dönemlerde bunu daha ileri seviyelere çıkarıp ilçeye, şehre ve daha büyük kitlelere yayacaklarına inancım tam." dedi. Proje Koordinatörü ve Bilişim Teknolojileri öğretmeni Kadir Helvalı, öğrencilere sürdürülebilir tarım uygulamalarını öğretmeyi amaçladıklarını belirtti. "Amacımız sürdürülebilirlik, amacımız gelecek" Bu süreçte öğrencilerin her aşamada yer aldığını dile getiren Helvalı, "Öğrencilerimiz hem eksin hem de ektiğini bilsin istiyoruz. Yıllardır babaannelerimizden, anneannelerimizden gelen tohumlar artık yavaş yavaş bitmeye başlıyor. Bayburt Kuşmer ve Çaykara yaylalarından ata tohumları istedik. Dikimini ve sulamasını öğrencilerimiz yaptı." diye konuştu. Çalışmalarda teknolojiden de yararlandıklarını vurgulayan Helvalı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Hangi ürünün ne kadar suya ihtiyaç duyduğunu nem sensörüyle ve yapay zekayla okutarak ölçtük. Amacımız sürdürülebilirlik, amacımız gelecek. Öğrencinin sadece teorik bilgilerde değil, hayatı uygulamaya dökmesi. Biz bunu sadece bu okulda değil, ilçelerde bahçe kurarak, ata tohumlarını yaygınlaştırarak devam ettirebiliriz." Helvalı, aynı zamanda öğrencilerin evlerindeki mutfak atıklarını toplayıp okul bahçesinde doğal gübre oluşturmaya başladıklarını belirtti. Bu sürecin geri dönüşüme de katkı sağladığını dile getiren Helvalı, şunları kaydetti: "Çöplerin içinde yumurta kartonları, yapraklar, patates kabukları, evdeki atık yemekler vardı. Bunları sırasıyla önce talaş, sonra atıklar, sonra üstüne yumurta kolisini ekleyerek üç katlı bir katman oluşturduk. Üç ile altı ay arasında beklenmesi gerekiyor. Şu anda biz beşinci aydayız. Muhtemelen mayıs ayının sonlarına doğru orayı açtığımız zaman doğal bir gübre oluşacak. Bu hem doğal hem de verimli." Okul tatili döneminde üretim sürecinin devam edeceğine değinen Helvalı, "Yaklaşık 5 aydır bahçemizde herhangi bir şekilde kuruma ve aşırı sulama olmadı. Hatta biz buradan verim aldık. Gelen misafirlerimize burada ikramda bulunduk. Yazın da öğrencilerimize sorumluluk verip bizler de başında olarak bu işi devam ettireceğiz. Amacımız bunu seneye ve sonraki yıllarda da yapmak. Öğrenci üretmeyi bilmeli, ürettiği şeyin de ne olduğunu bilmeli. Bizim amacımız bu." diye konuştu. Projede yer alan öğrencilerden Yavuz Selim Çakır ise geliştirdiği sensörle toprağın nem miktarını ölçebildiklerini ve buna göre de sulama yaptıklarını söyledi. Öğrenci Nisa Çebim de ata tohumlarının sürdürülebilirliğini kanıtlamak istediklerini belirterek, yeterli miktarda su ile nasıl sürdürülebilir tarım yapılabileceğini öğrendiklerini kaydetti.

Kırsal kalkınma projelerine hibe sağlanacak Haber

Kırsal kalkınma projelerine hibe sağlanacak

Tarım ve Orman Bakanlığının Kırsal Kalkınma Yatırım Programı Çerçevesinde Yapılacak Desteklemeler Hakkında Tebliğ'i Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Tebliğle, mikro, küçük ve orta ölçekli işletmelerin desteklenmesi, kırsal alanda alternatif gelir kaynaklarının oluşturulması, tarımsal faaliyetler için geliştirilen yeni teknolojilerin üreticiler tarafından kullanımının yaygınlaştırılması, veri temelli üretim ve akıllı tarım uygulamalarının desteklenmesi ile yeni teknoloji içeren kırsal kalkınma yatırımlarının desteklenmesine ilişkin usul ve esaslar belirlendi. Buna göre, Kırsal Kalkınma Yatırım Programı kapsamında mikro, küçük ve orta ölçekli işletmeler için hibe desteği verilecek. Tarımsal ürünlerin işlenmesi, paketlenmesi ve depolanması, tarımsal üretim, su ürünleri yetiştiriciliği, hayvansal ve bitkisel orijinli gübre işlenmesi, paketlenmesi ve depolanması, tarımsal amaçlı örgütler için ortak makine parkı yatırımları, arı yetiştiriciliği, tarımda dijitalleşme, veri yönetimi, sensör ve nesnelerin interneti (IoT) tabanlı akıllı tarım uygulamaları, yapay zeka tabanlı karar destek sistemleri ve üretim izleme teknolojileri, tarımda robotik, otomasyon ve görüntü işleme sistemlerinin kullanımı, diğer tarımsal bilişim sistemleri ile ipek böceği yetiştiriciliğine yönelik yatırımlar, hibeden faydalanabilecek. Bu yatırım konularında faaliyet gösteren tesislerin ve tarımsal amaçlı örgütlerin sulama hizmetlerinin gerektirdiği enerji ihtiyacının karşılanmasında kullanılmak üzere yenilenebilir enerji kaynakları kullanımına yönelik yatırımlar da hibeden yararlanabilecek. Kırsal alanda uygulanması şartıyla hibe desteği kapsamında değerlendirilecek Gerçekleştirilecek projeler, kırsal alanda uygulanması şartıyla hibe desteği kapsamında değerlendirilecek. 81 ilde belirlenen yatırım konularından tümü veya bir kısmı, o ilin sektörel önceliklerine ve üretim planlamasına göre Bakanlıkça belirlenerek uygulama rehberi ile ilan edilecek. Hibe desteği kapsamında bu doğrultudaki başvurular kabul edilecek. Değerlendirme sonucunda uygun kabul edilen başvurularda, aldığı puana bakılmadan öncelikle yatırım yeri tarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgesinde bulunan projelere, ilin bütçesi gözetilerek hibe verilecek. Faydalanıcılar, düzenleme kapsamında ülke genelinde sadece bir proje başvurusunda bulunabilecek. Tarımsal amaçlı örgütlerin tüzel kişi olarak proje başvurusunda bulunmaları, ortaklarının tüzel kişi veya bireysel olarak farklı yatırım konularında başvuru yapmalarına engel teşkil etmeyecek. Kiralanmış mülk üzerinde yapılacak yatırımlar da hibe desteği kapsamında değerlendirilecek. Belirlenen yatırım konularını gerçekleştirmek üzere hazırlanacak proje başvuruları, gerçek ve tüzel kişiler tarafından yapılacak. Hibe desteklemelerinden, kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kaynaklarından finansman sağlayan veya bağlantısı olan gerçek ve tüzel kişiler yararlanamayacak. Projelerin üst limiti 30 milyon lira Yatırım konularında hibeye esas proje tutarının üst limiti 30 milyon lira, alt limiti ise 100 bin lira olacak. Bu limitin altındaki başvurular kabul edilmeyecek. Aile işletmesi faaliyetleri kapsamında yapılacak başvurularda, hibeye esas proje tutarı en fazla 8 milyon lira olacak. Başvuruların kabul edilmesi halinde KDV dahil hibeye esas proje tutarının yüzde 50'si ile yüzde 70'ine kadar hibe desteği sağlanacak. Hibe oranı, birinci derece tarımsal amaçlı örgütler, eğitimli gençler, organize tarım bölgelerinde yapılacak yatırımlarda yüzde 70, genç ve kadın girişimler, köy, belde, kırdaki yatırımlara yüzde 60 olarak uygulanacak. Ayrıca, projenin yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını içermesi ve tarımsal bilişim sistemleri kullanımı ile otomasyona yönelik olması durumunda ek yüzde 5 hibe verilecek. Ek hibe oranı, üst limit olan yüzde 70'in üzerine çıkamayacak. Başvurular internetten yapılacak Başvuru zamanı, Bakanlıkça yayımlanacak uygulama rehberinde duyurulacak. Başvurular "www.tarimorman.gov.tr" internet adresinden yapılacak. Projelerin incelenmesi ve ilk değerlendirmeleri, belirtilen kriterlere göre il proje değerlendirme komisyonunca gerçekleştirilecek. İl proje değerlendirme komisyonunun oluşturulma ve çalışma şekli, valilik tarafından son başvuru tarihinden önce belirlenecek ve taraflara duyurulacak. Komisyon, son başvuru tarihini takiben yapılacak ilk toplantıda belirlenecek kriterlere göre veri giriş sistemi üzerinden değerlendirme yapacak. Değerlendirmeler, son başvuru tarihini takiben en geç 25 iş günü içerisinde tamamlanacak. Genel değerlendirme raporu, değerlendirme sonuç tablosu ve program teklif listelerinin veri giriş sistemi üzerinden alınan çıktısı, merkez proje değerlendirme komisyonunca imzalanarak Tarım Reformu Genel Müdürlüğü onayına sunulacak. Kesinleşen değerlendirme sonuçları, Genel Müdürlükçe il müdürlüklerine veri giriş sistemi üzerinden veya yazılı bildirilecek.

Tarım Teknolojileri Kümelenmesi: 40 otonom çiftlik kuracak Haber

Tarım Teknolojileri Kümelenmesi: 40 otonom çiftlik kuracak

Tarım ve hayvancılıkta yerli teknolojileri öne çıkaran Tarım Teknolojileri Kümelenmesi (TÜME), yapay zekaya dayalı 40 otonom çiftlik projesini eylüle kadar hayata geçirecek. TÜME'nin hikayesi, "Gıdada Tam Bağımsız Türkiye" vizyonuyla teknoloji geliştiren markaları, akademisyenleri, üreticileri, gençleri ve çocukları aynı platformda birleştiren bir yapı olarak TEKNOFEST 2025'te başladı. Gıdada arz güvenliğini güçlendirmeyi, gençleri yeniden üretimin merkezine taşımayı amaçlayan TÜME, toprağın değerini teknolojiyle yükseltmeyi hedefliyor. TÜME Genel Sekreteri Sinan Yavuz, 2025 TEKNOFEST'te gençlerden çok talep gördüklerini söyledi. Gençleri yeniden üretimin merkezine taşıma amacıyla hayata geçirmeyi planladıkları yapay zeka destekli otonom çiftlik projesi hakkında bilgi veren Yavuz, "YÖK, üniversitelerimiz ve TÜME işbirliğiyle yapay zekaya dayalı 20 otonom çiftlik projemizi hibe olarak üniversitelerimize sağlayacağız. Ayrıca 20 gencimize kendi köylerinde, bölgelerinde yapay zekaya dayalı otonom çiftlik kuracağız. Gençlerimizi belirledik. İnşallah eylül ayının sonuna kadar üniversitelerimizde yapacağımız eğitim ve AR-GE çiftliklerimizi tamamlıyor olacağız." diye konuştu. Yavuz, 2026 TEKNOFEST'e kadar 40 genci bu alanda desteklemiş olacaklarını ifade etti. - "Bu sektöre gönlünü verecek heyecanlı gençlerimizi davet ediyoruz" Yavuz, bu projede ilk yıl hedefin 40 genç olduğunu, daha sonraki yıl bu sayıyı 400'e çıkarmayı amaçladıklarını vurguladı. Gençlere üretim çağrısında bulunan Yavuz, şöyle konuştu: "Gıdada Tam Bağımsız Türkiye' mottosuyla yapay zekaya dayalı, dijitalin ve teknolojinin ciddi manada yer aldığı bu yeni modelle gençlerimizi üretime davet ediyoruz. TÜME olarak bu gençlerimizi tespit etmek, eğitmek, donatmak, desteklemek ve yatırımcılarla buluşmak üzere gençlerimize bu konuda yardım sağlamaya, onların yanında olmaya çalışıyoruz. Bu alanda çalışmalar yapan, tecrübe sahibi ve tecrübe edinmek isteyen gençler olmasını istiyoruz. Bu sektöre gönlünü verecek, teknolojiye, yapay zekaya dayalı bu yeni modelle tarımsal üretim yapacak heyecanlı gençlerimizi davet ediyoruz." Yavuz, gençlerin "tume.org.tr" üzerinden kendilerine ulaşabileceğini ve başvuru yapabileceğini kaydetti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.