TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yapay Zeka

AGRONEWS - Yapay Zeka haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yapay Zeka haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Yeni Nesil Tarım Uygulamaları Üretimde Dönüşüm Sağlıyor Haber

Yeni Nesil Tarım Uygulamaları Üretimde Dönüşüm Sağlıyor

Tarım, geçmişte olduğu gibi bugün de ülkelerin ekonomisinde stratejik bir yere sahip. Ancak artan nüfus, iklim değişikliği ve doğal kaynakların sınırlılığı, üretim biçimlerinin yeniden düşünülmesini zorunlu kılıyor. İşte yeni nesil tarım uygulamaları tam da bu noktada devreye giriyor. Yeni nesil tarım uygulamalarıyla sensörler, yapay zekâ, nesnelerin interneti, uzaktan algılama sistemleri ve biyoteknoloji gibi teknolojilerden yararlanarak üretim sürecini veriye dayalı hâle getirmek amaçlanıyor. Böylece yalnızca daha fazla ürün almakla kalınmıyor, suyu, gübreyi ve pestisitleri doğru zamanda ve doğru miktarda kullanarak hem maliyeti hem de çevresel baskıyı azaltmak mümkün hâle geliyor. Bu sistemler, kullanılan teknolojiye, ürüne ve üretim koşullarına göre su tüketimini ve zirai ilaç kullanımını ciddi oranlarda azaltma potansiyeli sunuyor. Üretim sürecinin tahmine değil, ölçüm ve analize dayanarak planlanabilmesi, daha isabetli kararlar alınmasını ve kaynakların daha verimli kullanılmasını sağlıyor. Tarımda kullanılan yapay zekâ destekli sistemlerle toprağın işlenmesinden hasada kadar tüm aşamalar analiz edilebiliyor. Uydu görüntüleri ve geçmiş üretim verileri karşılaştırılarak bitkilerdeki gelişim farklılıkları erken dönemde tespit ediliyor. Böylece olası verim kayıpları önceden görülebiliyor ve girdi kullanımı daha bilinçli planlanabiliyor. Yeni nesil teknolojiler yalnızca mevcut süreci iyileştirmiyor, üretim sistemlerinin yeniden tasarlanmasına da imkân tanıyor. Örneğin “Dijital ikiz” adı verilen teknolojiyle üretim alanının sanal bir modeli oluşturularak bu model üzerinde farklı sulama, gübreleme ya da ekim senaryoları deneniyor. Olası riskler gerçek uygulamaya geçmeden önce simülasyon ortamında değerlendiriliyor. Böylece daha planlı ve güvenli kararlar alınabiliyor. Örneğin tarlamızda mısır yetiştireceğimizi düşünelim. Öncelikle tarlamızdan toprak örneği alarak analiz yaptırmakla işe başlarız. Bu bize mısır üretimi sırasında bitkinin ihtiyaç duyduğu besin maddelerini doğru ve dozunda kullanma imkânı verir. Mısır tohumlarını tarlamıza ekerken doğru derinlikte ekmemiz hayati bir önem taşır. Klasik mibzerlerle bazı tohumlar doğru derinliğe yerleşirken bazıları yüzlek kalabilir ya da gereğinden daha derine gömülebilir. Bu durum çimlenmeyi zorlaştırır ve verim kaybına yol açar. Yani daha tohum ekim aşamasındayken farkında olmadan kayıp yaşarız. Oysa sensörlü mibzerlerle tarlamızdaki eğimi ve toprak yapısını dikkate alarak tohumların homojen bir derinliğe yerleşmesini sağlarız. Ekim aşamasından sonra toprak nemini, ortam sıcaklığını ve yaprak yüzeylerindeki nemi düzenli olarak izleriz. Bu veriler doğrultusunda sulama suyu miktarını belirler ve zamanında sulama yaparız. Uzaktan algılama, görüntü işleme ve sensör teknolojileri sayesinde mısır tarlamızdaki bitkilerin gelişimini yakından takip ederek gerekli önlemleri zamanında almış oluruz. Ayrıca ekinlerimize bulaşan hastalıklar, zararlılar ve yabancı otlara karşı entegre (bütüncül) mücadele yaklaşımını uygulayabiliriz. Entegre mücadele, yalnızca kimyasal ilaçlara başvurmak yerine biyolojik ve kültürel yöntemleri de içeren bütüncül bir yaklaşımı ifade eder. Tarımsal zararlıların neden olduğu kayıp müdahale maliyetini aşacak olduğunda doğru teşhisle, doğru dozda, doğru zamanda ve uygun ekipmanla müdahale etme imkânı bulabiliriz. Dahası bu teknolojiler sayesinde mısır tarlamızın farklı alanlarında o bölüme özel sulama, gübreleme ve ilaçlama programları da uygulayabiliriz. Bu da yine girdi tasarrufu ve verim artışı olarak bize geri döner. Bu sayede, tüm girdi maliyetlerinde (tohum, gübre, ilaç ve su kullanımında) tasarruf sağlanıyor. Daha az kaynak kullanılarak üretim yapılıyor. Böylece karbon ayak izi azalıyor, biyolojik çeşitlilik korunuyor. İnsan, hayvan ve çevre sağlığını birlikte ele alan “Tek Sağlık” yaklaşımı da bu sayede güçleniyor. “Bitti mi?” diye soracak olursanız hayır, dahası da var. Ürettiğimiz mısırların uygun hasat olgunluğuna ulaşıp ulaşmadığını da yeni nesil tarım uygulamalarından elde ettiğimiz gerçek zamanlı verilerle belirleyebilir ve doğru zamanda hasat yapabiliriz. Depomuza aldığımız ürünlerde ise ortamdaki oksijen miktarını ayarlayarak ürünlerimizi hem depo zararlılarından koruyabilir hem de daha uzun süre depolayarak değer yitimi olmadan satabiliriz. Ayrıca gerçek zamanlı verileri işleyerek sonraki hasat dönemlerini daha verimli planlayabiliriz. Türkiye’de durum nedir? Ülkemizde üreticilerin yeni nesil tarım uygulamalarına ilişkin bilgi kaynakları çeşitlilik gösteriyor. Yaş grubuna bağlı olarak üreticiler bu tür bilgilere öncelikle sosyal medya platformları (YouTube, Facebook, TikTok, Instagram, LinkedIn) üzerinden ulaşıyor. Sosyal medya platformlarını tarım temalı televizyon programları, tarım teknolojisi fuarları, tarımsal ekipman bayileri ve teknik temsilcileri takip ediyor. Sosyal medya ve internet gibi açık erişim kanallarının etkin kullanımı, üreticilerin yeni teknolojilere yönelik farkındalığını artırıyor. Şimdilik sulama teknolojilerinde farkındalık daha yüksekken otomasyon ve robotik uygulamalarda daha düşük düzeyde bulunuyor. Araştırmalar, üreticilerin yenilikçi tarım teknolojilerine karşı genel olarak olumlu bir tutum sergilediğini gösterse de uygulama oranları hâlâ sınırlı düzeyde bulunuyor. Özellikle dijitalleşme, yapay zekâ ve otomasyon gibi alanlarda maliyet, teknik altyapı ve bilgiye erişim eksikliği önemli engeller olarak öne çıkıyor. Sonuç olarak yeni nesil tarım uygulamaları üretim süreçlerini daha ölçülebilir, daha planlı ve daha sürdürülebilir hâle getiriyor. Ancak bu dönüşümün gerçekleşmesi için yalnızca teknolojinin varlığı yeterli değil. Üreticilerin bu sistemlere erişebilmesi, doğru bilgiye ulaşabilmesi ve ekonomik olarak desteklenmesi de gerekiyor. Bu nedenle entegre politika ve destek mekanizmalarının hayata geçirilmesi, üreticilerin teknolojiye uyumunu hızlandırarak gıda güvenliği ile tarımsal sürdürülebilirliğe güçlü bir katkı sağlayabilir. Tarımın geleceği, teknoloji ile doğa arasında denge kurabilen ve kararlarını ölçülebilir verilere dayandıran üretim modellerinde yatıyor.

Dijital İnsan Zirvesi Antalya’da Gerçekleşti Haber

Dijital İnsan Zirvesi Antalya’da Gerçekleşti

Dijital çağın insan üzerindeki etkileri ve sosyal medyanın geleceği, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) ile Akdeniz Reklamcılar Derneği (ARD) iş birliğinde düzenlenen “Dijital İnsan: Sosyal Medyanın Geleceği – Geleceğin Sosyal Medyası” başlıklı zirvede ele alındı. ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen etkinlik, yoğun katılımla Antalya’da düzenlendi. Antalya'da Dijital Dönüşüm: ATSO ve ARD'den Yapay Zeka Destekli Zirve Zirveye; ATSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hakan Pakalın, Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Murat Totoş, Yönetim Kurulu Üyeleri Özgür Karagöz, Mustafa Yayla ve Behçet Ülker, Meclis Katip Üyesi Göktuğ Şahin, Akdeniz Reklamcılar Derneği (ARD) Başkanı Emre Noyan, ARD Yönetim Kurulu Üyeleri Gizem Cantürk, Esra İmre Kılıç, Fulya Sarman, TOBB Antalya Kadın Girişimciler Kurulu İcra Komitesi Başkanı Serap Kocaoğlu’nun yanı sıra akademisyenler, iş dünyasının temsilcileri ve çok sayıda öğrenci katılım sağladı. Prof. Dr. Uğur Batı’nın küratörlüğünde düzenlenen zirvede; dijitalleşme, sosyal medya, algı yönetimi, yapay zekâ ve insan psikolojisi arasındaki ilişki, farklı disiplinlerden uzman isimler tarafından ele alındı. Katılımcılar, dijital dünyada insanın yalnızca bir kullanıcı değil, aynı zamanda aktif bir özne olarak nasıl konumlandığını tartışma fırsatı buldu. Zirvenin açılış konuşmasını yapan ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman, etkinliğin yalnızca bir toplantı değil, bireyin kendisini ve dijital dünyadaki konumunu sorguladığı önemli bir farkındalık çalışması olduğunu vurguladı. Dijitalleşme ve teknolojiye dikkat çeken Hacısüleyman, “Bilgiye ulaşmak için kullandığımız dijital araçları bugün kendimizden bilgi vermek için kullanıyoruz. Sosyal medya, gerçeklikle kendi yarattığımız gerçeklik arasındaki farkı giderek daha görünür hâle getiriyor” dedi. Yapay zekâ ve otomasyonun iş dünyasındaki etkilerine de değinen Hacısüleyman, teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin insan faktörünün vazgeçilmez olduğunu ifade etti. ATSO ve ARD ortaklığında düzenlenen zirvenin bir özelliği de, zirvenin yapay zeka küratörlüğü ile gerçekleşmiş olmasıydı. Etkinlik kapsamında gün boyunca alanında uzman isimler, sosyal medyanın insan, toplum ve teknoloji üzerindeki etkilerini farklı başlıklar altında değerlendirdi. Davranış bilimci, akademisyen ve yazar Prof. Dr. Uğur Batı, “Sosyal Medya Çağında İnsana Ne Olacak?” başlıklı sunumunda dijital çağın insan davranışları üzerindeki dönüştürücü etkilerine dikkat çekti. Osman Demircan ise “Sosyal Medya Nereye Evriliyor? Platformdan Ekosisteme Dönüşüm” başlığıyla sosyal medyanın çok katmanlı bir yapıya evrildiğini anlattı. Günün ilk paneli olan “Sosyal Medyanın Geleceği, Geleceğin Sosyal Medyası” oturumunda; Khan Akademi Genel Müdürü Alp Köksal, dijital toplulukların yeni sosyal yapılar oluşturmadaki rolünü ele aldı. Yazar, uygulamacı fütürist ve Türkiye Teknoloji Liderleri üyesi Devrim Danyal, yapay zekânın iletişim biçimlerimizi nasıl dönüştürdüğünü anlattı. Psikolog, akademisyen ve yazar Prof. Dr. Bilge Uzun ise çocukların sosyal medya ile kurduğu ilişkinin psikolojik ve gelişimsel boyutlarını değerlendirdi. Microsoft MVP Ömer Çolakoğlu, yapay zekânın iş dünyası ve yaratıcılık alanındaki güncel kullanım örneklerini katılımcılarla paylaştı. Zirvenin son bölümünde gerçekleştirilen “Sosyal Medya Bağımlılık mı, Bağlılık mı?” başlıklı panelde; Nörolog, yazar ve beyin felsefecisi Dr. Timur Yılmaz sosyal medyanın beyin üzerindeki etkilerini ele alırken, yazar ve bilim insanı Murat Kaplan dijital mecralarda tanıklık ve sorumluluk kavramlarını değerlendirdi. Yazar, genetik uzmanı ve Marmara Üniversitesi Dekanı Prof. Dr. Korkut Ulucan ise sosyal medyanın biyolojik ve genetik etkilerine dair önemli değerlendirmelerde bulundu. “Dijital İnsan” zirvesi, dijital çağda bireyin, toplumun ve teknolojinin kesişim noktasına ışık tutan kapsamlı içeriğiyle katılımcılardan büyük ilgi gördü.

Ulusal Su Kurulu’nda Alınan 10 Yeni Karar Açıklandı Haber

Ulusal Su Kurulu’nda Alınan 10 Yeni Karar Açıklandı

ANKARA (İHA) - Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Ulusal Su Kurulu’nun 3. toplantısında alınan 10 kritik kararı kamuoyuyla paylaştı. Suyun sürdürülebilir kalkınma ve insan refahı için önemini vurgulayan Yumaklı, küresel iklim değişikliğinin su kaynaklarını ciddi şekilde tehdit ettiğine dikkat çekti. Yumaklı, iklim değişikliği nedeniyle temiz suya erişimin artık bir beka meselesi olduğunu belirterek, "Biz de ülke olarak bu anlayışla geniş bir yelpazede kritik adımlar atıyoruz. Yani ekonomimizde, artan üretimimizde, tarımda, sanayide, enerjide, turizmde ve daha birçok sektörde öncelikli olarak su kaynaklarımızı göz önünde bulunduruyoruz" dedi. MODERN SULAMA VE BİLGİ PAYLAŞIMI Modern sulama sistemleri, yapay zekâ destekli uygulamalar ve erken uyarı sistemleriyle ilgili bilgi veren Yumaklı, belediyeler arasında bilgi ve tecrübe paylaşımını artırmaya yönelik çalışmaların sürdüğünü ve bu yıl 15 belediyenin daha projeye dahil olduğunu açıkladı. Yumaklı, "Sorumluluk hareketine dönüştürmekle ilgili çabalarımız ve gayretlerimiz devam ediyor. Kayıt oranlarının indirilmesi, tarımda sulama randımanının artırılması ve sanayide su kullanımının azaltılması için önümüzdeki günlerde de çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz" dedi. HAVZA VE PEYZAJ DÜZENLEMELERİ Yumaklı, "Bugün de Afyonkarahisar, Diyarbakır ve Trabzon Valilerimiz havza kurullarında öne çıkan hususlarla ilgili sunumlarını bizlerle paylaştılar. Özellikle çok su tüketen peyzajlar yerine suyu az tüketen kurakçıl peyzaj düzenlemelerinin yaygınlaştırılması konusu da yine bugün tartıştığımız konular içerisinde yer aldı. Ayrıca sürdürülebilirlik tedbir risk yönetimi, halk sağlığı ve refah sosyoekonomik yaklaşımı, ortak sorumluluklar ile teknolojik bilimsel gibi temel ilkelere dayanan ulusal su planımızla ilgili istişarelerde bulunduk" dedi. Ayrıca, Kuzey Ege ile Batı Akdeniz havzalarındaki sektörel su tahsis planlarının onaylandığını bildirdi. KURAKLIK VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK TEDBİRLERİ Ulusal Su Kurulu'nda alınan kararlar Bakan Yumaklı tarafından açıklandı: Teknik çalışmaların tamamlanarak sürecin Türkiye Büyük Millet Meclisine arzuyla ilgili başlatılması, Havza su kurullarında öne çıkan hususların fiili durumların ve planlamalarının takip edilmesi ve bir sonraki toplantıda ulusal su kurumuna bilgi verilmesi, Fırat-Dicle havzasının iklim değişikliğinin su kaynaklarının etkisi tespit edilmesi ve kuraklıkla mücadele acil önlem planının hazırlanması, Afyonkarahisar ilinde yapılan yağmur suyu hasadı kurakçıl peyzaj uygulamaları ve farkındalık oluşturulması gibi su verimli çalışmalarına dair iyi uygulamaların valilikler koordinasyonunda illerde örnek uygulama olarak başlatılması, Diyarbakır Ligi'nde başlatılan su gönüllüsü gençler sahada girişimi çalışmalarının Milli Eğitim Bakanlığı koordinasyonunda ülkemizdeki tüm okullarda yaygınlaştırılması, Kuraklık riski altında olan göllerimize yetişkin eylem planlarının hazırlanması, uygulamaya geçmiş ya da geçecek olan eylem planlarımız da bir sonraki kurula sunulması, Bakanlıklar, üniversiteler, yerel yönetimler başta olmak üzere tüm kamu kurum ve kuruluşlarında yeşil sahalarda ve refüjlerde, peyzaj alanlarında park ve bahçelerde kurakçıl peyzaj uygulamaları gece sulaması ve ara bulmuş atık suların yeniden kullanılmasını içeren kurakçıl ve peyzaj uygulamaları, rehber takımının uygulanması ve bu konuda Cumhurbaşkanımızın onayına sunulması, Aynı zamanda hem Tarım Orman Bakanlığı hem de Çevre Şehircilik Bakanlığının çalışmalarının birleştirilerek bu onaya tabi olması konusunda karara bağlanması, Ulusal Su Planı nihai hale getirilmesi bir sonraki toplantıda kurulun onayına sunulması, Büyük Menderes Kuzey Ege ve Batı Akdeniz planlarının onaylanması. ULUSAL SU PLANI NİHAİ HALE GETİRİLECEK Taslak Su Kanunu ve Taşkın Kanunu’na yönelik çalışmaların tamamlanarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulacağını açıklayan Yumaklı, Ulusal Su Planı’nın da bir sonraki toplantıda nihai hale getirilip kurulun onayına sunulacağını ifade etti. "SU YÖNETİMİNİ SÜREKLİ İYİLEŞTİRECEĞİZ" Su yönetiminin aciliyetini vurgulayan Yumaklı, "Ülkemizde Ulusal Su Kurulu ile su yönetimine yön verecek bir yapının tesisi sağlanmıştır ancak bununla ilgili müştereklerin ortak kuralına veya ortaklaşa kabul edilen kararlar doğrultusunda adil, akıllı ve etkin bir şekilde uygulanması zaruridir. Bu sebeple kurul marifetiyle su yönetimi statülerimizi sürekli olarak iyileştireceğiz ve bunu da kamuoyumuzun bilgilerine arz edeceğiz" dedi. Kurulda alınan kararlar, su kaynaklarının korunması ve etkin kullanımı adına kritik bir adım olarak değerlendiriliyor.

Haber

"Tarımın Kadın Yıldızları" Projesi Altın Ödülün Sahibi

İSTANBUL (İHA) - Türkiye’nin önde gelen dondurulmuş gıda markası SuperFresh, "Tarımın Kadın Yıldızları" projesiyle, tarımda fırsat eşitliği sağlama hedefini sürdürüyor. Bu proje, Smarties Awards 2024’te MEA bölgesinde "Çeşitlilik ve Kapsayıcılık" kategorisinde altın ödül kazanarak büyük bir başarıya imza attı. Bu ödül, projeye kazandırılan 14. ödül oldu. SuperFresh’in 2022’de Tarım ve Orman Bakanlığı’nın desteğiyle başlattığı "Tarımın Kadın Yıldızları" projesi, Smarties Awards 2024’te "Amaç Odaklı Pazarlama" kategorisinin Çeşitlilik ve Kapsayıcılık dalında altın ödül aldı. Bu ödül, proje bu dal özelinde kazandırılan yedinci ödül olarak kaydedildi. "Tarımın Kadın Yıldızları" projesi, aldığı diğer ödüllerle de dikkat çekti. Bu yıl, Toplumsal Fayda Ödülleri’nde "Tarımda Topluma Değer Katan Proje" ödülünü, The Stevie Awards for Women in Business’te bronz ödülü, Digital Communication Awards 2024’te "Sürdürülebilir İletişim" alanında bronz ödülünü ve İstanbul Marketing Awards’ta "Toplumsal Cinsiyet Eşitliği" kategorisinde en iyi proje ödülünü kazandı. Ayrıca, SuperFresh'in bünyesinde bulunduğu Kerevitaş, Fast Company Türkiye'nin "En Yenilikçi 50 Şirket" listesine girdi. Kerevitaş CMO’su Gülizar Öcal Doğan yaptığı konuşmada, "Türkiye'nin en büyük tarımsal hammadde tedarikçilerinden biri olarak tarımın özellikle kadınlar açısından büyük bir potansiyel barındırdığının farkındayız. Raporlar, Türkiye'de tarım sektöründe 2 milyona yakın kadının bulunduğunu ve bu alanda çalışan kadınların yüzde 78'inin ailesine ait tarlalarda ücret almadan çalıştığını ortaya koyuyor. Bu tespitten hareketle biz de tarım sektöründeki kadın iş gücünün potansiyelini açığa çıkarmak ve fırsat eşitliği sağlamak üzere harekete geçtik. Tarım ve Orman Bakanlığımızın destekleriyle 2022 yılında ‘Tarımın Kadın Yıldızları' projesini başlattık. Bu projeyle tohum seçiminden hasada kadar her aşamada uzman ziraat mühendislerimizle sözleşmeli kadın çiftçilerin yanlarında oluyoruz" dedi. Konuşmasını, "Sürdürülebilir tarım alanında verdiğimiz teşviklerin yanı sıra kadın çiftçilerimizi yapay zeka, finansal okuryazarlık, ekolojik okuryazarlık ve girişimcilik eğitimleriyle destekliyoruz. Projeye dahil olan kadınlarımızın verimliliği artırmak için yapay zekâyı kullanmaya başladığını, üretimle ilgili karmaşık maliyet hesaplamalarını rahatlıkla yaptığını, verilen destekle kızlarını ziraat mühendisi olarak okuttuğunu görüyoruz. Ne mutlu bize ki kısa zamanda dikkat çeken ve ilham veren bir yolculuğa dönüşen projemiz geçtiğimiz sene Birleşmiş Milletler'de düzenlenen özel oturumda tüm dünyaya örnek gösterildi. Başarılarımızla sadece Türkiye'de değil globalde de prestijli kurumlar tarafından 14 ödüle layık görüldük. Kerevitaş için çok kıymetli bir proje olan Tarımın Kadın Yıldızları'nı önümüzdeki dönemde daha da büyüterek, kadınlarımızı desteklemeye devam edeceğiz" sözleriyle sürdürdü.

Türk ve Alman İş Dünyası İzmir’de Buluştu: Yeni Yatırımlar Kapıda Haber

Türk ve Alman İş Dünyası İzmir’de Buluştu: Yeni Yatırımlar Kapıda

İzmir Ticaret Odası’nda düzenlenen Türk-Alman Yatırım ve İş Birliği Günü, Türkiye ile Almanya arasındaki ticari ilişkileri daha da güçlendirmek amacıyla rekor bir katılımla gerçekleştirildi. Almanya Federal Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği, İzmir Ticaret Odası (İZTO) ve Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) iş birliğiyle düzenlenen etkinliğe, 250 İzmirli firma ile 32 Alman firması katıldı. Toplamda 350'den fazla ikili iş görüşmesi yapılarak yeni iş birliklerinin temelleri atıldı. Toplantının açılışına Almanya Federal Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Sibylle Katharina Sorg, T.C. Dışişleri Bakanlığı İzmir Temsilcisi Büyükelçi Yeşim Kebapcıoğlu, İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener ve Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar katıldı. SORG: "ALMAN YATIRIMCILARIN DİKKATİ İZMİR'DE" Almanya Federal Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Sibylle Katharina Sorg, İzmir’in coğrafi konumu, doğrudan uçuş imkânı ve modern altyapısıyla Alman yatırımcıların ilgisini çektiğini belirtti. Türkiye'de 8.300’den fazla Alman sermayeli şirket bulunduğunu ifade eden Sorg, İzmir’in bu firmalar için önemli bir merkez olduğunu söyledi. Sorg, "İzmir ekonomisi inşaattan enerjiye, teknolojiden telekomünikasyon ve gıdaya kadar geniş bir yelpazede şekilleniyor. Bu geniş yelpaze de Alman firmaların dikkatini çekiyor. İzmir, Türkiye ve Almanya ilişkilerinde önemli bir role sahip. İzmir’de bağımsız bir Başkonsolosluğumuzun olması bu ilişkilerin ne denli önemli olduğunun da bir göstergesi. Türkiye’de 8300’den fazla Alman sermayeli şirket faaliyet göstermektedir. Bu şirketlerin önemli bir kısmı ise otomotiv ve yenilenebilir enerji sektörlerine ilgi duymaktadır" dedi. KEBAPCIOĞLU: "ALMANYA'DAKİ TÜRK TOPLUMU İLİŞKİLERİMİZİN TEMEL UNSURU" Dışişleri Bakanlığı İzmir Temsilcisi Büyükelçi Yeşim Kebapcıoğlu, Türkiye ile Almanya arasındaki ilişkilerin yoğun ve çok boyutlu olduğuna dikkat çekti. İki ülkenin yakın ortak ve müttefik olduğunu vurgulayan Kebapcıoğlu, "Dış ilişkilerimiz açısından Almanya’nın, aramızdaki bağların çeşitlilik ve zenginliği bakımından ön sıralarda yer aldığını söylemek mümkün. Almanya’daki Türk toplumu ilişkilerimizi özel yapan başlıca unsurdur" dedi. Kebapcıoğlu, Almanya'da toplumun her kesiminde, bilimden spora, üretimden pazarlamaya kadar üstün başarılar gösteren Türklerin, iki ülke arasındaki bağların güçlenmesine önemli katkı sunduğunu belirtti. Türkiye'de faaliyet gösteren Alman şirketlerinin ve ülkede yaşayan Alman vatandaşlarının da bu ilişkilerde olumlu bir rol üstlendiğini ifade etti. ÖZGENER: "ALMANYA, TÜRKİYE'NİN EN ÖNEMLİ EKONOMİK PARTNERİ" İzmir Ticaret Odası Başkanı Mahmut Özgener, Almanya'nın Türkiye'nin en önemli ekonomik ortaklarından biri olduğunu söyledi. Almanya’nın Türkiye ihracatındaki payının yüzde 12 seviyesinde olduğunu belirten Özgener, 2024 yılı Ocak-Eylül döneminde Almanya'ya 15.3 milyar dolarlık ihracat, 19.8 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirildiğini vurguladı. "2024 yılı sonunda ihracatımızın; geçmiş üç yılda 17-19 milyar dolar bandında gerçekleşen rakamları geride bırakacağını öngörüyoruz" diyen Özgener, Almanya, Almanya'dan iş insanlarının Türkiye'ye gelişinde yaşanan vize sorunlarına değinerek bu konuda destek beklediklerini ifade etti. BERLİN YAPAY ZEKA MODELİ, İZMİR’E TAŞINACAK Özgener, Almanya ile teknoloji, dijital dönüşüm ve yapay zeka alanında ortak projeler gerçekleştirmek istediklerini söyledi. Berlin Yapay Zeka ve Dijitalleşme Merkezi’nde yapılan incelemelerin ardından, bu modeli İzmir’e taşımaya karar verdiklerini açıkladı. Bu girişimle, İzmir’in kentsel planlamasına ve afet yönetimine katkı sağlanması hedefleniyor. YORGANCILAR: "İZMİR TEDARİK ZİNCİRİNİN GÜÇLÜ BİR PARÇASI OLABİLİR" Ege Bölgesi Sanayi Odası Başkanı Ender Yorgancılar, Almanya ile ilişkilerde vize sorununa dikkat çekti. Vize randevularının uzun sürdüğünü ve bu durumun iş insanlarının fuar ve teknik gezilerine katılımını engellediğini söyledi. Yorgancılar, "Ticaret hacmimizi karşılıklı olarak büyütmek için de vize sorununu çözümlememiz öncelik arz ediyor. Vize için randevu alma süreci maalesef ki çok uzun, randevu alabildikten sonraki bekleme süreci de uzuyor, vize alabilenlerin çoğu kısa süreli vize alabiliyor veya red görüyor. Üyelerimiz fuarlara gidemiyor, teknik ekiplerimiz makine kurulumu için vize alamıyor. Almanya vize red oranı ile listemizde 7. sırada. Ve Almanya’dan en fazla red yiyen şehir; Almanya'nın 1. sıradaki ticaret partneri olan İzmir" sözlerinin ardından Büyükelçilikten destek talebinde bulundu. Yorgancılar, Türkiye’nin küresel tedarik zincirinde önemli bir konumda olduğunu belirtti. "Türkiye, Almanya firmaların değer zincirinde önemli bir tedarikçidir. Türkiye ve İzmir olarak, tüm avantajlarımızla küresel tedarik zincirlerinin güçlü bir parçası olmaya adayız. Türkiye’nin batıya açılan kapısı İzmir’de, toplam 2.300 ürün üretilmekte olup, bu veri tabanına kayıtlı ürünlerin yüzde 58,6’sına denk gelmektedir" dedi. TÜRK VE ALMAN İŞ DÜNYASINA KATKI SAĞLAYACAK DÖRT ÖNEMLİ SUNUM Etkinlikte, Türk ve Alman iş dünyasını bilgilendirecek önemli sunumlar yapıldı. AHK Alman-Türk Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Pınar Ersoy, TD-IHK Türk-Alman Ticaret ve Sanayi Odası Genel Sekreteri Okan Özoğlu, GTAI Germany Trade and Invest Türkiye Temsilcisi Katrin Pasvantis ve BASF Türkiye CEO’su ve TÜSİAD Almanya Çalışma Grubu Başkanı Tolga Demirözü etkinlikte konuşma yapan diğer isimler oldu. Bu sunumlarda, Türk ve Alman firmaları arasındaki ticari iş birliği potansiyelini artırmak için atılabilecek adımlar ele alındı. Almanya'nın yatırım fırsatları ve Türkiye'nin üretim gücü hakkında detaylı bilgiler verildi. İKİLİ GÖRÜŞMELERDE 350'DEN FAZLA YENİ İŞ BAĞLANTISI Türk-Alman Yatırım ve İş Birliği Günü, iki ülke arasında yeni iş fırsatları yaratmayı başardı. 250 İzmirli firma ile 32 Alman firma arasında gerçekleştirilen 350'nin üzerinde birebir iş görüşmesi, taraflar arasında güçlü iş birliklerinin temelini attı. Görüşmelerin, teknoloji, dijitalleşme, otomotiv, makine, enerji ve gıda sektörlerinde yoğunlaştığı bildirildi. Bu etkinlik, Almanya ve Türkiye arasındaki ekonomik ilişkileri daha da ileriye taşımayı amaçlayan önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Vize sorunlarının çözülmesi ve dijital dönüşüm projelerinin hızlandırılmasıyla birlikte, bu iş birliklerinin daha da artması bekleniyor.

Türkiye'nin İlk Yapay Zeka Temelli Dijital Bankası Faaliyete Geçiyor Haber

Türkiye'nin İlk Yapay Zeka Temelli Dijital Bankası Faaliyete Geçiyor

Finansal teknoloji dünyasının öncü şirketlerinden Colendi'nin iştiraki ColendiBank, önemli bir dönüm noktasını geride bıraktı. BDDK'nın 31 Ekim 2024 tarihli kararıyla faaliyet izni alan banka, Türkiye'nin ilk yapay zeka temelli doğuştan dijital mevduat bankası olarak tarihe geçti. 2023 Ağustos ayında kuruluş iznini alan ColendiBank, kapsamlı denetim sürecinin ardından faaliyetlerine başlama hakkı kazandı. Colendi Kurucu Ortağı ve CEO'su, aynı zamanda ColendiBank Yönetim Kurulu Başkanı olan Bülent Tekmen, bankanın yeni nesil kullanıcıların değişen ihtiyaçlarına göre tasarlandığını vurguladı. Şirketin halihazırda 18 milyondan fazla kullanıcıya ulaştığını belirten Tekmen, hedeflerinin dünya genelinde 1 milyar kullanıcıya hizmet vermek olduğunu açıkladı. ColendiBank'ın en dikkat çekici özelliği, geleneksel bankacılık hizmetlerinin ötesinde, tamamen dijital ve yapay zeka destekli bir altyapıya sahip olması. Kullanıcılar tüm bankacılık işlemlerini şubeye gitme ihtiyacı duymadan, mobil cihazları veya bilgisayarları üzerinden gerçekleştirebilecek. ColendiBank Kurucu Ortağı ve CEO'su Deniz Devrim Cengiz, bankanın arkasındaki güç olan Colendi ve SETL'ın global deneyimleriyle, kısa sürede sektörün güvenilir aktörlerinden biri olmayı hedeflediklerini belirtti. Şirketin 2024'te aldığı 65 milyon dolarlık yatırımla değerlemesi 700 milyon dolara ulaşmış durumda ve Turcorn100 listesinde yer alıyor. 2025'in ilk yarısında faaliyetlerine başlayacak olan ColendiBank, KOBİ'lere yönelik kredi finansmanı ve mevduat hizmetleriyle birlikte, "Şimdi Al, Sonra Öde" gibi yenilikçi finansal çözümler sunmayı planlıyor. Banka, Türkiye pazarındaki başarının ardından global pazarlara açılmayı hedefliyor.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.