TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yozgat

AGRONEWS - Yozgat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yozgat haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Yozgat’ta 40 Yıllık Küçükbaş Hayvan Yetiştiriciliği Video Galeri

Yozgat’ta 40 Yıllık Küçükbaş Hayvan Yetiştiriciliği

Yozgat'ta yaşayan ve hayvancılıkla uğraşan İbrahim Tamer, 40 yıldır küçükbaş hayvan yetiştiriciliği yapıyor. Babası ile tartıştıktan sonra vadeli koyun ve kuzu alarak hayvancılığa başlayan ve yıllar içerisinde sürüsünü büyüten Tamer, zorlu kış şartlarına rağmen sürüsünü yaylıma çıkarıyor. Boğazlıyan ilçesinde yaşayan İbrahim Tamer, çocuk yaşlarında baba mesleği olan hayvancılıkla ilgilenmeye başladı. Sürüye çobanlık yapan Tamer, 1996 yılında babası ile tartışarak yollarını ayırdı. Sıfırdan başlamak isteyen Tamer, vade ile koyun ve kuzu satın aldı. Zaman içerisinde sürüsündeki hayvan sayısını artıran Tamer, yaklaşık 3 bin küçükbaş hayvan sahibi oldu. Kış şartlarına rağmen sürüsünün peşinden ayrılmayan İbrahim Tamer, hayvancılıkla uğraşan kişilere sağlanan destekler için teşekkür etti. "Bu işte eğlence merkezlerine, kumar sitelerine dalmazsanız para kazanırsınız" Baba mesleği olan hayvancılığı yıllardır aynı heyecanla sürdüren İbrahim Tamer, 12 kardeş olduklarını ve hepsinin de tarımla uğraştığını söyledi. Tamer "1996 yılında dağda yaylaya gelmiştik. Çobanımızla koyun otlatıyorduk. Ben babamın koyunlarını aldım, ovaya indirdim. Babam da koyunları yayladan indirdiğim için kızdı, beni evden kovdu. Ondan sonra ben ayrıldım, sıfırdan başladım. Vadeli koyun, kuzu aldım. Bugünlere geldik. Bu işte eğlence merkezlerine, kumar sitelerine dalmazsanız para kazanırsınız. Hayvanı bırakıp eğlence merkezlerinde gezersen para kazanamazsın" dedi. "Masa başında memur olsaydım bu kadar para kazanamazdım" Hayvancılıkla uğraşan kişilere sağlanan destekleri geçmiş ile kıyaslayan İbrahim Tamer, "Şimdiki devletin verdiği kredileri bize verseler daha çok zengin olurduk. Yüzde 45 faizle kredi çekiyorduk hayvancılıkta. Şimdi devlet 20-24 yaşında traktör, koyun, ahır desteği veriyor. Masa başında memur olsaydım bu kadar para kazanamazdım. Rahatım, sıhhatliyim, hastalığım yok, derdim yok. Yürüyorum, geziyorum, stresim yok. Bu işten zevk alarak yapıyorum. Tarımı, hayvancılığı seviyorum. 2-3 bin dönüm yer ekip biçiyorum. Hayvancılık evdeki çocuğa benzer. Bakarsan olur bakmazsan olmaz. İlacını, iğnesini ben yaparım" ifadelerine yer verdi.

Yozgat’ta Destekle 15 Gebe Düve Alan Genç Sağlıkçı Hayvancılığa Başladı Haber

Yozgat’ta Destekle 15 Gebe Düve Alan Genç Sağlıkçı Hayvancılığa Başladı

Yozgat'ta atama bekleyen sağlıkçı genç, atanamayınca devletten aldığı 15 gebe düve desteği ile hayvancılık yapmaya başladı. Yozgat'ta tarımın desteklenmesine yönelik verilen destekler çerçevesinde, atanmayı bekleyen 25 yaşındaki Asena Akkuş, aldığı 15 gebe düve ile hayvancılık yapmaya başladı. Şimdi Şefaatli ilçesine bağlı Paşaköy’de babasıyla birlikte hayvancılık yapıyor. Üniversite mezunu olan ve atama beklediği süreçte projeyi sosyal medyada görerek başvuru yapan Akkuş, asil listede 7. sırada yer alarak destek almaya hak kazandı. Akkuş, hak kazandığı 15 gebe düveyi Iğdır’dan teslim alarak işletmesine getirdi. Genç yetiştirici Asena Akkuş, süreçten duyduğu memnuniyeti şu sözlerle ifade etti: "Erciyes Üniversitesi sağlık bölümü mezunuyum. 25 yaşındayım. Babamla birlikte zaten aktif olarak hayvancılık yapıyorduk ancak hayvan varlığımızı artırmamız gerekiyordu. Yozgat Tarım İl Müdürlüğünün hazırladığı bu projeyi sosyal medyada gördük, araştırdık ve Şefaatli İlçe Tarım Müdürlüğüne giderek başvurumuzu yaptık. Şansımız olmadığını düşünürken asil listede 7. sırada yer aldığımı öğrendim. Iğdır’a gidip 15 ineğimizi sağ salim aldık, getirdik. Sabah erkenden kalkıyoruz, hayvanlarımız biraz aksi olduğu için temkinli yaklaşıyoruz. Samanlarını, yemlerini verip bakımını yapıyoruz." Asena Akkuş’un babası Erdoğan Akkuş ise kızının hayvancılığa olan ilgisi ve çabasıyla başarılı bir işletme yürüteceğine inandığını söyledi.

Yozgat, Manda Yetiştiriciliğinde Devlet Desteğiyle Güçleniyor Haber

Yozgat, Manda Yetiştiriciliğinde Devlet Desteğiyle Güçleniyor

Suyu ve serinliği seven, sütüyle şifa kaynağı olan mandalar, Yozgat merkeze bağlı İşleğen köyünde hasat edilmiş tarlalarda yayılarak kışa hazırlanıyor. Yüksek besin değerine sahip sütü, yoğurdu, kaymağı ve peyniriyle sofraların vazgeçilmezi haline gelen mandalar, bölge üreticilerinin gözdesi oldu. Devlet desteği sağlanan mandalar, hem ekonomiye hem de yöresel üretime katkı sağlıyor. Yozgat Damızlık Birliği Başkanı Hacı Selvi, manda yetiştiriciliği ve ıslah projeleriyle ilgili açıklamalarda bulundu. Selvi, Yozgat'ta manda sayısının arttırılmasının bölgeye katkı sağlayacağını söyledi. "Şu an 900'ü aşkın manda var" Sütünün az ama verimli olduğunu hatırlatan Hacı Selvi, şu ifadeleri kullandı: "Islah projeyi Yozgat'ı sokmak için bin tane, 900 tane manda gerekiyordu. Sağ olsun Tarım Müdürlüğü'müz yardımcı oldu bize. Şu anda 900'ü aşkın manda var. Islah projeden faydalanıyoruz. Bakanlığımızın verdiği teşviklerden yararlanılıyor. Manda tabi ki olmazsa olmazımız. Manda bakımı biraz zor. Sütü az ama sütü çok kaliteli. Yani hastalara şifa, dertlilere deva diye bir şey var. Onun için manda bizlere göre fazla hastalanmayan, sütü, yoğurdu çok değerli olan, güzel bir hayvan. Ondan dolayı bizim bu bölgelerimizde mesela Yozgat'ın bazı köylerinde çok çok fazla fazla var. Bazı köylerinde az var. Çekerek bölgesinde var. Biz şunu istiyoruz ki manda biraz daha çoğalsın." "Manda yavrusu başına 5 bin liraya kadar destek var" Devletin manda yetiştiriciliğine sağladığı desteklerin üreticiler açısından önemli olduğunu belirten Selvi, teşviklerin bu yıl arttığını dile getirerek sözlerini şöyle sürdürdü: "Devletimiz şu anda yavru başına teşvik veriyor. Teşviklerde bu sene yani her manda yavrusuna beş bin liraya kadar yükseldi. Tabii ki üyelik şartını güzel güzel tutanlar, sütün ölçümlerini istenilen şekilde yapanlar böyle bir çalışma şekli var Manda Birliği'nin." Mandanın suyu ve serinliği seven bir hayvan olduğunu vurgulayan Selvi, iklim şartlarının yetiştiricilikte önemli rol oynadığını belirtti. Selvi, "Manda genelde su arayan bir hayvan. Bizim bölgede bu sene biliyorsunuz kuraklık gitti. Çayır arayan, ot arayan böyle sıcakta serin yerler arayan, su arayan bir hayvan. Genelde sulu yerlerde daha güzel oluyor" dedi.

Kokusu, lezzeti, rengiyle değişik olan bağrıbütün hasadı başladı Haber

Kokusu, lezzeti, rengiyle değişik olan bağrıbütün hasadı başladı

Aydıncık yöresine özgü bağrıbütün kavunu hem kokusu hem de lezzetiyle beğeniliyor. Tanesi 35-40 lira arasında değişen kavunun İstanbul, Ankara, İzmir, Manisa gibi Türkiye’nin birçok iline satışı yapılıyor. Bağrıbütün tohumunun başka lokasyonlara götürüldüğünde normal kavuna dönüştüğünü ve bu özelliğinden dolayı coğrafi işaret tescili aldığını söyleyen Erol Gürgen şöyle konuştu : "Bu bağrıbütün dediğimiz yöremize özgü endemik bir kavun. İçinden çekirdekleri bütün çıktığı için bağrı bütün diyoruz. Diğer yöresel anlamı ‘yer muzu’ olarak adlandırılıyor. Hem tadından hem de aromasından hem de şeklinden ve renginden ‘yer muzu’ olarak adlandırıyoruz. Her dönem daha fazla etkiliyor ama bu sene iklim şartlarından dolayı verim çok az. Yoksa her sene ekimi artıyor, çünkü talep çok fazla." Gürgen, Bağrıbütün kavununun 4 yıl süren inceleme sonunda 2020 yılında coğrafi işaret ile tescillendiğini hatırlatarak "Coğrafi işaret tescili aldıktan sonra da zaten talep arttığı için dönüm ekimleri de arttı ama bu yıl iklim şartları el vermedi şu anda verim yarı yarıya azaldı. Çünkü güneşin zaman zaman olmaması çıkınca da çok fazla yakmasından dolayı ürünler de azalma var. Birçok yerde 4 yıl boyunca incelendi coğrafi işaret tescili verilmesi için Eskişehir'de Edirne'de ve birçok ilde birkaç yerde yöresel olarak rastlandı ama DNA'sı tamamen Aydıncık olarak, bozulmamış olarak tescillendi. Buradan alınan tohumlar başka yere götürüldüğünde normal Kavuna dönüşüyor coğrafi tescil vermesinin sebebi de budur" şeklinde konuştu. Hava şartlarından dolayı ürününde yarı yarıya kayıp olduğunu söyleyen üretici Sinan Ünal ise şöyle konuştu : " 8 dönüm ektim. 8 dönümün 4 dönümü hiç olmadı. Yaklaşıp maliyetim 20-25 bin lira toplam kazanacağım para 40 bin TL civarında. Bağrıbütünün bir tanesini 20-25 liraya mal oluyor 35 veya 40 liraya satıyorum. Aydıncık merkezden Türkiye'nin çoğu yerine gönderiyorum. Bu sene İstanbul, Ankara, İzmir, Manisa Türkiye'nin birçok yerine gönderdim. Tek sıkıntımız kargoyla gitmiyor. Hasadı günlük yapıyoruz, altı dönüm yerden günlük 50 veya 100 adet topluyoruz." Şekli kavuna tadı muza benzeyen bağrıbütün kavunu, hem kokusu hem de lezzetiyle çok beğeniliyor.

Yeşil mercimek üretiminde ilk sırada Yozgat yer aldı Haber

Yeşil mercimek üretiminde ilk sırada Yozgat yer aldı

Ekilebilir 6 milyon 112 bin dekar tarım arazisi bulunan Yozgat, hububat üretiminin yanı sıra baklagil üretiminde de adından söz ettiriyor. Çiftçi Kayıt Sistemine (ÇKS) kayıtlı 45 bin çiftçinin üretim yaptığı Yozgat, yeşil mercimek üretimi noktasında liderlik unvanını koruyor. 225 bin dekar arazide yeşil mercimek üretimi yapan çiftçiler, bu yıl 27 bin ton ürün hasat etti. Türkiye'nin yeşil mercimek ihtiyacının yüzde 38'ini karşılayan Yozgat'ta yeşil mercimek hasadı sona erdi. "Yeşil mercimekte Yozgat üretim birincisi" Kentin tarımsal üretimi ile ilgili bilgiler veren Yozgat Tarım İl Müdürü Ömer Şentürk, "Türkiye'nin yeşil mercimek üretiminin yüzde 38'ini Yozgat olarak biz karşılıyoruz. Yaklaşık 225 bin dekar arazide 27 bin ton üretimimiz bulunmaktadır. Yeşil mercimekte Yozgat üretim birincisidir. Bunun yanında 573 bin dekar alanda toplam 72 bin tondan fazla nohut üretimimiz bulunmaktadır. Bu da tüm Türkiye'nin yüzde 13'üne tekabül etmektedir. Bu da bizi Türkiye'de nohut üretiminde ikinci sıraya yerleştirmektedir. Şekerpancarında yaklaşık 190 bin dekar alanda 1 milyon 250 bin ton üretimimizle şeker Türkiye'de dördüncü sırada bulunmaktayız. Bu da tüm Türkiye'nin yüzde 5,36'sına tekabül etmektedir. Bunun yanında buğday, arpa, ayçiçeği gibi tarla ürünlerini de üretmekteyiz. Durum buğdayı üretiminde tüm Türkiye'de beşinci sırada bulunmaktayız" dedi. "Çiftçimizin üretimin her aşamasında yanındayız" Çiftçilere her aşamada destek olduklarını belirten Şentürk, "Üretimde Yozgat'ımızı birinci sıraya yerleştiren çiftçimizin, üretimin her aşamasında yanındayız. Tüm ekibimizle sahada rehberlik yapmaya çalışıyoruz. Hasatları takip ediyoruz. İlimizde don olayıyla beraber dolu, sel, kuraklık gibi bazı iklimsel etkenler meydana geldi. Etkilerini ölçtük. Bu konuda da üreticilerimizin yanında olduğumuzu belirtmek isteriz" ifadelerini kullandı.

Yozgat'ta 80 bin liraya çoban bulunamıyor Haber

Yozgat'ta 80 bin liraya çoban bulunamıyor

Yozgat'ın Sorgun ilçesine bağlı Araplı kasabasında büyükbaş hayvan yetiştiren Adem Göçer, kendi hayvanlarının çobanlığını yapıyor. Bu yıl çoban arayışında olan Göçer, 3-5 arkadaş bir araya gelerek çoban tutmak istediklerini ifade etti. Göçer, "Türkiye'nin neresinden olursa olsun bir çoban bulmak istedik. En az 10 kişiyi aradık. Türkiye içinden veya dışından araştırdık. Aradığımız kişiler, 75-80 bin lira maaş, sınırsız internet istiyor. Yeme içme, kalacak yer sana ait, diyor. 100 bin lirayı geçiyor masraflar ama yine de çoban yok. Yapmamız gereken başka işler de oluyor. Çoban bulamayınca başka işlerimiz de aksıyor" dedi. "Çobana 100 bin lira verirsek bu maldan ne kazanacağız?" Hayvan yetiştirmenin oldukça maliyetli olduğunu söyleyen Göçer, "100 bin lirayı verirsek bu maldan ne kazanacağız? Bir buzağı yemi 750-800 lira. Süt para etmiyor. Yem fiyatları almış başını gidiyor. Şu sıralar sıkıntılı bir zaman. Hayvancılık yapıp da memnun olan yok. Çoban da bulunmuyor. Mecburen kendi çobanlığımızı kendimiz yapıyoruz. Çobanları eleştirdiğimden karaladığımdan değil. Mesela şirkette çalışan biri maaşını alır ama bu iş öyle kolay bir iş değil" diyerek hayvancılıktaki zorluklara dikkat çekti. "8-10 senedir bu işi yapıyoruz ama bu sene zorlandık" 8-10 yıldır yaptığı işte bu sene oldukça zorlandığını söyleyen Adem Göçer, "Yem fiyatları çok zamlandı. Otlamak için hayvanlar yayılıyor ama nereye kadar yayılacak? Ot kurumaya başladı. Süt fiyatları aşağı çekiyor. Yem fiyatları artıyor. Çoban bulunamıyor. Sıkıntımız çok" şeklinde konuştu.

Yozgat'ta şeker pancarı üreticisi sendikalaşmak istiyor Haber

Yozgat'ta şeker pancarı üreticisi sendikalaşmak istiyor

Yozgat şeker pancarı üretiminde ilk üçte yer alan şehirlerden biri. Ancak çiftçiler, toprağın yeterince su alamaması nedeniyle verim kaybı yaşadıklarını belirtiyor. Üreticiler, geçen yıla göre rekoltede ciddi düşüşler bekliyor. Ancak asıl sorun, ürünlerini satarken yaşanıyor. "Çiftçinin korunması lazım" Yozgat'ın Sorgun ilçesine bağlı Cihanşarlı köyünde ikamet eden Metin Altınok, kamudan emekli olduktan sonra çiftçilikle uğraşmaya başladı. İki yıldır oldukça zorluk çektiğini söyleyen Altınok, kuraklığın Allah'tan geldiğini kabullendiğini ama mahsulü istedikleri gibi satamadığını ifade etti. Altınok, "Sanayide bir demir misal 500 lira-bin lira olmuş. Bizim mahsulde ise hala nohudun kilosu 30 lira. Bizden çıkınca 40 lira, markette 50 lira. Çiftçinin korunması lazım. Buğdayın primi geç ödendi, benim de borcum katlandı" diyerek mahsul satarken yaşadıkları zorluklara dikkat çekti. "Bizi koruyacak sendika lazım" diyen Altınok, şöyle devam etti: "Şu an tarlamızda pancar ekildi. Yağmur yağmadığından dolayı bir ünite tohum bir ayın içinde 17 lirayken 25 liraya çıktı. Bu tohumu 1 hafta içinde sulamazsak kendini imha ediyor. Kuraklık haddinden fazla var. Burada akan akarsuda biz çimerdik. Boyuma yakın akardı su. Ama şimdi yok. Yozgat'a bir damla kar yağmadı. Küresel ısınma var. Ektiğim pancarı sulamasaydım kendini imha edecekti. Sulanmasa tek tük çıkardı. Zaten şu anda maliyet fazla. Ben 30 dönüm pancar ekmişim. Maliyeti şu anda 250 bin lira. Bunun sökümü var, çekimi var, suyu var, böceği var, kurdu var. Sadece ekim yaparak pancarı kurtaramıyorsun. Kurt için ayrı, ot için ayrı ilacı var. Eskiden çiftçilik böyle değildi. Çektiğim eziyete değmiyor. Devletimiz yine de kredi veriyor buna da şükür. Ama yine de çiftçi önemsenmiyor. Çiftçinin örgütü yok. Memur da örgütlendi. Çiftçiye de lazım."

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.