TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Zonguldak

AGRONEWS - Zonguldak haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Zonguldak haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Zonguldak, Akosman Ailesinin Kadınları Kestane Balı Üretiyor Haber

Zonguldak, Akosman Ailesinin Kadınları Kestane Balı Üretiyor

Zonguldak’ta yaşayan Akosman ailesinin kadınları, zorlu doğa şartlarına rağmen arıcılık mesleğini omuz omuza vererek yaşatıyor. 65 yaşındaki anne Meliha Akosman’ın tecrübesiyle yol alan kızları Esra Akosman (36) ve Nagihan Akosman Durmaz (38), dedelerinden miras kalan arıcılığı profesyonel boyuta taşıdı. Kestane ormanlarındaki kovanlarının başında gün boyu çalışan kadınlar, hem aile ekonomisine katkı sağlıyor hem de Zonguldak kestane balını tanıtmaya çalışıyor. "Çocuklarımı arılar sokmasın diye koruyarak büyüttüm" Yıllarını arıcılığa verdiğini belirten 65 yaşındaki Meliha Akosman, çocuklarını bu meslek sayesinde büyüttüğünü ifade etti. Eşine destek olmak için başladığı meslekte kızlarının da yer almasından gurur duyduğunu belirten anne Akosman, "Çocuklarımı bu mesleğin üstünde büyüttüm, okuttum. Türkiye'nin her bir yerine gittik, yanımda oldular. O zamanlar küçüklerdi, arılar sokmasın diye onları korudum. Eşime yardım ettim. Şimdi çocuklarım büyüdü, artık onlar ev ekonomisine katkı sağlıyor" dedi. Dededen toruna geçen bir miras Zonguldak kestane balının bölge için büyük bir değer olduğunu vurgulayan 36 yaşındaki Esra Akosman ise ailenin üçüncü kuşak temsilcisi olduklarını söyledi. Arıların içinde büyüdüklerini belirten Akosman, "Zonguldak kestane ormanlarında kadın üretici olarak kestane balı üretimi yapıyoruz. Dedem arıcılıkla uğraştı, amcamlar, babam ve sonra annem de arıcılıkla uğraştı. Biz de kardeşlerimizle hep beraber arıcılığa devam ediyoruz. Şu anda aktif olarak üretimdeyiz" diye konuştu. Arılıktaki rutin işleri anne ve ablasıyla planlayarak yaptıklarını anlatan Esra Akosman, "Arılığa geldiğimizde o günkü işimizi planlıyoruz. Yazın kestane balına hazırlık döneminde kovan içi bakımlar, mumlama işlemleri ve ana arı kontrollerini yapıyoruz. Arıyı kestane balı dönemine en iyi şekilde nasıl hazırlarız, bunun çabasını veriyoruz" ifadelerini kullandı. 40 kovanla başladı, 150 kovana ulaştı Annesinin tecrübelerinden faydalanarak işi büyüttüklerini belirten 38 yaşındaki Nagihan Akosman Durmaz da 2016 yılında profesyonel üretime geçtiğini kaydetti. Kadın dayanışmasıyla üretimi artırdıklarını belirten Durmaz, şunları söyledi: "Kestane balı üreticisiyim. Bu işe profesyonel olarak 2016 yılında 40 kovan ile başladım. Şu anda 150 kovan ile üretime devam etmekteyim. Annem ve kız kardeşimle beraber bu işin içindeyiz. Küçük yaştan beri arılığın içindeyim ancak annemin tecrübelerinden yararlanarak bu kadar arıya bakabiliyorum. Birbirimize her konuda destek oluyoruz, yardımlaşarak bal üretiyoruz."

ZONGULDAK, KESTANE BALINDA İKİ YIL ÜST ÜSTE ALTIN ÖDÜL ALDI Video Galeri

ZONGULDAK, KESTANE BALINDA İKİ YIL ÜST ÜSTE ALTIN ÖDÜL ALDI

Zonguldak'ta yaşayan Akosman çifti, 9 yıl önce 40 kovanla başladıkları arıcılık yolculuğunda "Kestane balının diyarı Zonguldak" sözünü uluslararası arenada kanıtladı. Saflık ve kalite göstergesi olan prolin değeri dünya standartlarının üzerinde çıkan Zonguldak kestane balı, önce Londra'da ardından Paris'te düzenlenen uluslararası yarışmalarda iki yıl üst üste ‘altın bal' ödülüne layık görüldü. Kilimli ilçesinde yaşayan 33 yaşındaki Muhammet Akosman, dedesinden ve ailesinden devraldığı arıcılık mesleğini akademik eğitimle birleştirdi. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Arıcılık Bölümü'nden mezun olan Akosman, 2016 yılında kendi işletmesini kurdu. Devlet desteğiyle 40 kovanla başladığı üretimini, eşiyle birlikte her yıl büyüttü. Muhammet Akosman, üretim sürecini ve elde edilen başarıyı şu sözlerle anlattı: "Zonguldak bölgesinde kestane balı ve arı ürünleri üreticisiyim. Dededen gelen bir mesleğimizi devam ettiriyoruz. Zonguldak bölgesi endemik bitkiler var. Özellikle kestane balı dünya standartlarının üzerinde bir bal ve kalitesi de bu kadar yüksek. Biz bu balı iyi bir şekilde üretmeye çalışıyoruz. Arıcılığa çok önem veriyoruz. Önem verdiğimiz için en iyi sonuçları elde ettik. 2024 senesinde Londra'da Altın Bal Ödülü almıştık. 2025 üretimi üretimde ise bu sefer Paris'e Uluslararası Bal Yarışması'na katıldık." "İki sene peş peşe ödül almak gurur verici" Akosman, iki yıl üst üste kazanılan altın ödüllerin kendileri ve Zonguldak için büyük bir gurur kaynağı olduğunu belirtti. 2024 yılında Londra, 2025 yılında da Paris'te ödül aldıklarını söyleyen Akosman, "Bu yarışmayla da birlikte yine iki sene iki üst üste altın balı ödülünü almış olduk. Yani bu konuda çok mutluyuz, gururluyuz hatta. 2025 senesinde ürettiğimiz kestane balıyla Paris'e bu sefer yarışmaya katıldık. Yine uluslararası arenada Paris'te altın ödülünü aldık. 2 sene peş peşe altın ödülünü almak, Zonguldak'a bu ödülü getirmek çok güzel. Bizim için çok gurur verici bir olay." "Bu bal antioksidan bakımından çok zengin" Zonguldak kestane balının farkını analiz sonuçlarının net şekilde ortaya koyduğunu vurgulayan Akosman, balın sağlık açısından da çok özel bir ürün olduğuna dikkat çekerek şöyle konuştu: "Bu balı almamızın, bu ödülü almamızın sebeplerinden biri Zonguldak'ın dünya standartlarının üzerinde bir kestane balının olması. Bu bal antioksidan bakımından çok yüksek. Hatta dünya standartlarında en üstün en fazla antioksidan kestane balında var. Bunun yanında kestane balı bağışıklığı yükseltir. Akciğer rahatsızlıklarında ve üst solunum rahatsızlıklarına iyi geldiği bilinmektedir." "Yer altı elması kömür, yer üstü elması kestane balı" Zonguldak'ın hem yeraltı hem de yerüstü zenginliklerine dikkat çeken Akosman, şu ifadeleri kullandı: "Hatta ben her zaman şu cümleyi kullanıyorum. Bizim Zonguldak'ın yeraltı elması kömürse yerüstü elması da kestane balıdır. Yani bu cümleyi her yerde vurguluyoruz. Çünkü Zonguldak bizim için çok değerli. Kestane balımız da değerli. Bu şekilde üretime güzel bir şekilde devam etmeye çalışıyoruz." Bal analizlerinde özellikle prolin ve diastaz değerlerine önem verdiklerini belirten Akosman, elde edilen sonuçları da ayrıntılarıyla paylaştı. Akosman, "Biz tahlile bal gönderdiğimizde analizi okumak çok önemli. Analizde dikkat ettiğimiz konular var. Prolin ve diastaz sayıları. Yani bunlar arının bal attığı değerdir. Yani insanın baldan aldığı faydadır. Bunlar dünya standartlarının çok üstünde çıkıyor bizim kestane balında. Ortalama 1.500 üstü. Hatta Londra'da ödül aldığımızda 1.980 rakamlarını yakaladık. 2025'te ise 1.500 üzeri prolin değerleri 45-50 arası diastaz. Yani baldan aldığımız kalite ve fayda çok üst seviyeler seviyelerde" dedi. "Hedefimiz Zonguldak kestane balını tanıtmak" Geleneksel arıcılıkla modern yöntemleri birleştirdiklerini belirten Akosman, hedeflerini şu sözlerle anlattı: "Biz dededen gelen arıcılığı devam ettiriyoruz. Şu an Muğla Üniversitesi Arıcılık bölümünden mezun oldum. Yani kültürel yöntemle bir yandan şu anki modern arıcılığı birleştirip en kaliteli arı ürünlerini üretmeye özen gösteriyorum. Bundan sonraki sürecimiz Zonguldak kestane balını bir yerlere taşımak, tanıtmak ve diğer arı ürünleriyle birlikte Zonguldak'ta güzel bir marka olmak." Piyasada balda tağşişin yaygın olduğuna da dikkat çeken Akosman, üretim anlayışlarını şu sözlerle ifade etti: "Çünkü biliyorsunuz şu an birçok yerde balda tağşiş yani kalitesizlik çok var. Biz en iyi ürünü üretip kendi çocuklarımıza getirebildiğimiz balları ve arı ürünlerini birçok ailenin sofrasına getirmek. Çünkü kestane balı normal sofralık bir bal değildir. Sabah aç karnına tatlı kaşığı yenen yani sağlık amacıyla tüketebileceğimiz bir üründür. En iyi bir şekilde yapıp arıcılığımızı en iyi bir şekilde balımızı üretip bunu bu şekilde müşterimize ve piyasaya sunmaya çalışıyoruz." Eşi Sevgi Akosman da arıcılığın yaşamlarının merkezinde olduğunu belirterek, şunları söyledi: "Arının içerisindeyiz. Kestane balı üretimi yapıyoruz. Eşimle tanıştığımdan beri arıcılığın içerisindeyim. Gezginci arıcılık yapıyoruz aslında ama asıl mesleğimiz kestane balı. Kestane balının şifalarından biraz bahsetmek istiyorum. Antioksidan etkisi var, bağışıklık etkisi var. O yüzden kestane balını tüm dünyaya tavsiye ediyoruz." Zonguldak kestane balının farkını vurgulayan Sevgi Akosman, iki yıl üst üste alınan ödüllerin önemine dikkat çekerek konuşmasını şöyle tamamladı: "Bizim kestane balımızın diğer kestane bağlarından farkını söylemek istiyorum. 2024 yılında Londra'da 2025 yılında da Paris'te ödül aldık. Dünyanın en iyi kestane balını ürettik. Eşimle birlikte arıcılığı severek yapıyoruz. Tüm kadın üreticilere arıcılığı tavsiye ediyorum. Kadınların yapamayacağı hiçbir şey yoktur."

Zonguldak'ta kurduğu armut bahçesinden 80 tonluk hasat bekliyor Haber

Zonguldak'ta kurduğu armut bahçesinden 80 tonluk hasat bekliyor

Türkiye Taşkömürü Kurumu'nda (TTK) madenci olarak çalışan üç çocuk babası Hasan Girgin, emekli olduktan sonra başladığı armut yetiştiriciliğiyle bölgedeki tarımsal üretime öncülük ediyor. 23 yıl önce emekli olan 66 yaşındaki Girgin, Bursa'da çıktığı bir gezide gördüğü meyve bahçelerinden etkilenerek Çaycuma ilçesine bağlı Aşağı Kayıkçılar köyünde kendi bahçesini kurdu. 2005 yılında 4 bin 500 metrekarelik arazisine deveci armudu fidanları diken Girgin, ilk yıllarda yeterli verimi alamasa da üretimden vazgeçmedi. Yıllar içinde deneyim kazanarak armut yetiştiriciliğini sürdüren Girgin, bu sezon 80 tona yakın ürün elde etmeyi bekliyor. "Beş sene bekledik ama sonunda oldu" Üretime başladığı süreci anlatan Hasan Girgin, şunları söyledi: "Emekli olduktan sonra Bursa'yı gezmeye gittik Ziraat Odası'ndan beraber. Burada bahçeyi gördüm. Dedim ki bütün bankalara borcum olsun böyle bahçem olsun. Diğer kişiler dönerken ben orada kaldım. Fidan siparişlerini verdim. Hemen aynı sene dikmeye başladım. Allah'a şükürler olsun. Beş sene bekledik. Bunların ben dikimini keçi gübresi ile yaptım. Ağaçlar daha çabuk gelişti." Bahçesinin bakımını ihmal etmediğini ve budama işini dahi dışarıdan uzman ekiplerle yürüttüğünü dile getiren Girgin, "Bu ağaçları budamak için ekip Bursa'dan geliyor. Oradan ekip edindik. Sürekli aynı ekiple çalışıyoruz. Ekip değiştirdiğimde bahçe randıman vermez. Herkes kendi bildiği dalı keser" dedi. Köydeki üreticilere de öncülük etti Girgin, kurduğu bahçenin planlamasını bizzat yaptığını belirterek, şöyle devam etti: "Bunun projesini kendim yaptım. Bir gün çektim ipleri, hoşuma gitmedi. Söktüm tekrar, bir gün sonra yine çizdim. Enini boyunu ölçtük ondan sonra diktik, güzel göstersin diye. Cenab-ı Allah da verdi. Bakımı yine yaptık. Sürekli bakım yapıyorum. Bakım yapmazsa zaten ağaçlara hastalık girer. Seyretme güzel olursa 60'da kalırsın. Bu yıl 80 ton armut hasadı bekliyoruz nasip olursa. Zonguldak çevresine satıyoruz." Bahçesini kurduktan sonra çevresindekileri de üretime teşvik ettiğini vurgulayan Girgin, "Ben diktikten sonra vatandaşlara dedim ki boş delikanlılar. Dedim ki oğlum babanızın cebine bakmayın para versin diye. Ben size yardımcı olurum her konuda. Siz de dikin dedim. Örnek olarak diktim. Onlara da söyledim. Onlar da dikmeye başladılar. Yani böyle üretimler çoğaldı. Aşağı yukarı bizim 300 tona yakın deveci armudu toplanıyor" ifadelerini kullandı. "Aile şirketi gibi çalışıyoruz, ama arazi yok" Armut üretimini artırmak istediğini ancak arazi sıkıntısı yaşadığını dile getiren Girgin, "İşte sıkıntı kaliteli üretmek. Üretemezsen malın çöp oluyor. Azimle devam ediyoruz. Ömrümüz yettiğince Allah sağlık verince çocukla beraber yapıyoruz. Ben ilaçlama benim, çevre temizliği onu, aile şirketi gibi çalışıyorum. Arazi arıyorum, arazi bulamıyorum. Çoğaltacağım. 20 dönüm arıyorum, arazi yok. Kamuda da yok. Araziler hep parçalı" dedi. Girgin'in örnek girişimi, Kayıkçılar köyünde meyve üretiminin artmasına katkı sağlarken, bölgedeki genç üreticilere de ilham kaynağı oldu. Girgin, bu sayede bölgeden 300 tona yakın armudun Zonguldak bölgesinin yanı sıra ülkenin çeşitli yerlerine pazarlandığını sözlerine ekledi.

Zonguldak'ta arıcılık son 15 yılın en verimli dönemini yaşıyor Haber

Zonguldak'ta arıcılık son 15 yılın en verimli dönemini yaşıyor

Zonguldak'ta arıcılık 2025 yılında son yılların en verimli sezonunu yaşıyor. İlkbahar döneminde çiçeklenmenin uzun sürmesi ve kestane ağaçlarının yüksek nektar üretimiyle birlikte hem bahar ve çiçek balı hem de kestane balı açısından rekolte beklentisi arttı. ZAYBİR Başkanı Abdurrahman Canlı, uzun süredir arı kovanlarından yeterli verim alamayan üreticilerin, bu yıl neredeyse her kovandan bal sağabildiklerini ifade etti. Başkan Canlı, "2025 yılı belki de son 15 yılın en verimli yılıydı. Geçtiğimiz yıllarda bazı bölgelerde verim alındı ancak tüm üreticilerin bal sağabildiği bir dönem olmamıştı. Bu yıl ise neredeyse herkes arısından bal alabildi. Üstelik yalnızca kestane balı değil, mevsim başındaki akasya, orman gülü, meyve ve diğer yer çiçeklerinden de ciddi miktarda bal üretildi. Kestane kadar çiçek balı da var" dedi. Yaklaşık bin tonluk üretim beklentisi Henüz kestane balı hasadının tamamlanmadığını vurgulayan Canlı, "Şu anda yaklaşık toplamda bin tona yakın bal beklentimiz var. Bu rakam biraz yukarı ya da aşağı olabilir" ifadelerini kullandı. Zonguldak'ta 2024 yılı için 40 bin arılı koloni için destek başvurusunda bulunulduğunu, ancak toplam aktif koloni sayısının 60 bine yakın olduğunu belirten Canlı, "Bize üye olmayan ya da destek başvurusu yapmayan üreticilerle birlikte yaklaşık 60 bin koloni faal durumda. Bu da bin tona yakın bir rekolte demek" dedi. Kestane balının kilogram fiyatı 2 bin 500 TL Canlı, bu yılki bal fiyatının Zonguldak, Bartın, Düzce ve Kastamonu arı yetiştiricileri birliklerinin ortak kararıyla belirlendiğini söyledi. Canlı, "Kestane balının kilogram fiyatı 2 bin 500 TL olarak belirlendi. Böylece bin tonluk üretim, yaklaşık 2,5 milyar liralık bir gelir anlamına geliyor. Bu gelir, yaşanabilir doğa, içilebilir su ve sağlıklı toprak gibi unsurların korunmasıyla mümkün oluyor. Bu nedenle çevreye zarar veren yatırımların daha dikkatli planlanması gerektiğini düşünüyoruz" diye konuştu. "Kestane balı gıda değil, şifa kaynağı" Kestane balının yalnızca bir gıda değil, aynı zamanda koruyucu sağlık unsuru olduğunu belirten Canlı, "Son yıllarda yapılan bilimsel araştırmalar ve doktor tavsiyeleri, özellikle kanser gibi ağır hastalıkların erken evrelerinde kestane balının önerildiğini gösteriyor. Elbette burada uygun şartlarda üretilmiş kestane balı kastediliyor" ifadelerini kullandı. Canlı, kamu yöneticilerine de çağrıda bulunarak, "Biz elimizden geleni yapıyoruz ancak her şey bizim elimizde değil. Özellikle kamu yöneticilerinin bu üretimi destekleyici adımlar atması ve arıcıları daha ön planda tutması gerekiyor" şeklinde konuştu. "Etiketsiz ve barkodsuz baldan uzak durulmalı" Tüketicilere de uyarılarda bulunan Canlı, şu ifadeleri kullandı: "Tüketiciler tanımadıkları üreticilerden bal almasın. Komşusu üretiyorsa, kimden geldiği biliniyorsa alabilir. Ancak üreticisini tanımadıkları balı alacaklarsa mutlaka etiketine, barkoduna baksınlar. Devletin belirlediği kriterlere göre kestane balı olarak paketlenebilmesi için en az yüzde 70 kestane poleni ya da 800 üzeri polen değeri olması gerekiyor. Bu kriterleri karşılamayan ürünler kestane balı sayılmaz. Etiketsiz, barkodsuz ballar bu açıdan risklidir." "Üretici analizli, etiketli ürünle kendini korur" Canlı, üreticilere de çağrıda bulunarak, "Taklit ve tağşişe karşı durmak istiyorlarsa ballarını mutlaka analiz ettirip, barkodlu ve etiketli şekilde satışa sunmalılar. Kestane balı satıyorlarsa bunu kanıtlayabilmeliler" dedi.

Zonguldak'ta TKDK desteğiyle süt toplama kapasitesi arttı Haber

Zonguldak'ta TKDK desteğiyle süt toplama kapasitesi arttı

Kooperatif, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Zonguldak İl İrtibat Ofisi aracılığıyla 3,4 milyon TL'lik hibe desteği almaya hak kazandı. Nebioğlu beldesindeki yatırımda, üç adet süt toplama aracı ve bu araçlara entegre üç adet süt taşıma tankı yer aldı. TKDK Zonguldak İl İrtibat Ofisi tarafınca sözleşmeye projeyle birlikte, kooperatifin üreticilerden günlük topladığı süt miktarı yaklaşık 8 tondan 14 tona çıkarıldı. Böylece hem hijyenik şartlarda süt toplanması hem de pazarlama kapasitesinin artması sağlandı. Hedef kaliteli ve izlenebilir süt tedariki Toplam yatırım bedeli 5,3 milyon TL olan projede 4,8 milyon TL uygun harcama olarak belirlendi. Destek oranı yüzde 70 olan proje çerçevesinde kooperatife 3,4 milyon TL hibe sağlandı. Kooperatif Başkanı Pınar Aydoğan ve Başkan Yardımcısı Yasemin Demirkurt'un öncülüğünde yürütülen proje sayesinde, bölgedeki çiğ süt üretimi daha organize bir yapıya kavuşurken, süt işleme tesislerine daha kaliteli ve izlenebilir ürün sevki hedefleniyor. "İstihdam ve araç sayımız arttı, kaliteli süt pazarlama imkanı bulduk" 1995 yılında kurulan Nebioğlu ve Çevre Köyleri Tarımsal Kalkınma Kooperatifi ise 1996 yılından bu yana süt toplama merkezi faaliyetlerini sürdürüyor. Bugün itibarıyla 954 haneden süt toplayan kooperatif, bölge hayvancılığına yönelik önemli bir üretim ve dağıtım merkezi konumuna geldi. Kooperatifin kurulduğu 1995 yılından bu yana çiftçileri desteklediğini ifade eden Başkan Pınar Aydoğan, "Kooperatifimiz 30 yaşında. 300 ortaklı bir kooperatif. TKDK IPARD III desteklerine gelince Zonguldak'ta 2024 yılında başladı. Başladığını duyunca ilk başvuruyu galiba biz yaptık. Avantajımız yönetim kurulumuzun kadınlardan oluşmasıdır. TKDK IPARD III programı kadınlara öncelik tanımaktadır. Projenin 3,4 milyon liralık kısmını hibe olarak aldık. IPARD Projeleri tüm vergilerden de muaf. Bu da ayrı bir destektir. Şu an 5 çalışanımız var. İstihdam ve araç sayımızı arttırdık. Daha kaliteli süt toplama durumumuz oldu. Daha kaliteli süt pazarlama imkanı bulduk. Desteklerinden dolayı TKDK'ya ve çalışanlarına teşekkür ediyoruz. İnşallah bir dahaki desteklerde de başvuracağız" şeklinde konuştu. Başkan Yardımcısı Yasemin Demirkurt ise kooperatifin yönetiminin kadınlardan oluştuğuna dikkat çekerek "Daha çok destek aldık. Bu desteklerinden dolayı TKDK'ya çok teşekkür ederiz. Teşekkürlerimizi sunarız" ifadelerine yer verdi.

Zonguldak'ta ormangülü balında önemli üretim Video Galeri

Zonguldak'ta ormangülü balında önemli üretim

Zonguldak'ın Devrek ilçesinde 1000 rakımlı Topan Yaylası'nda, yerleşim yerlerinden uzak ve çevre kirliliğinden uzak şartlarda üretilen ormangülü balı bu sezon verimli geçti. Sait Ekeroğlu, 8 yıl önce hobi olarak başladığı arıcılığı sürdürüyor. Ekeroğlu, Yığılca ekotipi arılarla doğal ormangülü balı üretimi yapıyor. Ekeroğlu'nun "ölçülü kullanıldığında şifa, fazlasında ise zarar barındıran bir doğal şifa kaynağı" olarak tanımladığı Ormangülü Balı, İngiltere merkezli Royal Society of Chemistry'nin yaptığı araştırmayla da dikkat çekti. Amerikan Sağlık Enstitüsü tarafından da yayınlanan çalışmaya göre söz konusu balın, hipertansiyon, mide ve bağırsak rahatsızlıklarının yanı sıra grip ve soğuk algınlığına karşı da etkili olduğu ifade edildi. Aynı zamanda afrodizyak etkisiyle öne çıkan bal, Türkiye'de ise astım ve KOAH hastaları tarafından destekleyici olarak tercih ediliyor. "Doğa bize ne veriyorsa onu alıyoruz" Ormangülü Balı'nın üretildiği alanın temizliğine dikkat çeken Sait Ekeroğlu, "1000 metre rakımdayız ve en yakın yerleşim yerine uzak mesafedeyiz. Bu da hem arılarımız hem de ürünümüz için büyük avantaj. Doğa bize ne veriyorsa onu alıyoruz, herhangi bir müdahalede bulunmuyoruz" dedi. Ekeroğlu, fazla tüketimin tehlikelerine de dikkat çekerek, "Bu bal ölçülü kullanılmalı. Her ne kadar şifa kaynağı olsa da bilinçsiz tüketim durumunda zehirlenmelere yol açabilir" dedi. Arıcılığa sekiz yıl önce hobi olarak başlayan Ekeroğlu, zamanla edindiği bilgi ve deneyimle doğal üretimi sürdürüyor. Ekeroğlu, tüketicilerin doğallığa olan ilgisinin her geçen gün arttığını ve bu bilinçle üretim yapmanın önemini vurguladı.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.