Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Antalya

AGRONEWS - Antalya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Antalya haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Hobi bahçeleri için yeni düzenleme modeli hazırlanıyor Haber

Hobi bahçeleri için yeni düzenleme modeli hazırlanıyor

Bakan Kurum, hobi bahçelerine yönelik düzenlemeye ilişkin, "Hem tarım alanları korunacak hem de vatandaşımızın bu ihtiyacına kanun, yönetmelik çerçevesinde edilebilecek yardımı etmeye gayret göstereceğiz. Bu çalışma inşallah yakın zamanda hayata geçecek." dedi. Hobi bahçeleri üzerine çalışıldığı açıklanan yeni modelin ne aşamada olduğu ve vatandaşların mağduriyetini önlemek adına nasıl bir düzenleme ve denetim sürecinin planlandığına ilişkin soruyu yanıtlayan Kurum, vatandaşların taleplerini dinlediklerini, tarım alanlarıyla alakalı durumun farkında olduklarını dile getirdi. Kurum, tarım alanlarını korumak zorunda olduklarını belirterek, "Gıda güvenliğinden bahsediyoruz. Dolayısıyla her tarım alanında, her isteyen istediği gibi bir iş yapamamalı. Bir taraftan da vatandaşımızın bilhassa pandemi sonrasında gelen bir talebi var. Yani toprağa basabilmek, toprakta iş yapabilmek, çoluğuyla çocuğuyla orada vakit geçirebilmek. Bir kanun, bir düzenleme çerçevesinde bu ihtiyacı gidermeliyiz." diye konuştu. Tarım alanlarının hoyratça kullanılamayacağını, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında ilgili bakanlıklarla birlikte buna ilişkin bir çalışma yürüttüklerini bildiren Kurum, "Her iki talebi de gözetecek bir çalışmayı inşallah hayata geçireceğiz. Hem tarım alanları korunacak hem de vatandaşımızın bu ihtiyacına kanun, yönetmelik çerçevesinde edilebilecek yardımı etmeye gayret göstereceğiz. Bu çalışma inşallah yakın zamanda hayata geçecek." açıklamasında bulundu. "Tüm dünyaya çok güçlü mesajlar vereceğiz" Kurum, Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek COP31'de, gençlerin sürecin öznesi ve karar verici konumda yer alacağını dile getirerek, toplantının 196 ülkenin katılımı ve 100 binden fazla ziyaretçiyle Antalya'da düzenleneceğini anımsattı. COP31'in Antalya'da yapılmasının önemine değinen Kurum, "Antalya iklim değişikliğinin etkilerini Akdeniz Havzası'nda hisseden bir ilimiz. Yani aşırı yangın, yağışlar, selleri Antalya'da yaşıyoruz. Dolayısıyla burada olması da önemli. Diğer taraftan, üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde denizlerin ve okyanusların varlığı, tüm dünyaya vereceğimiz mesaj açısından önemli." dedi. Bakan Kurum, COP31'e ilişkin şu bilgileri paylaştı: "Liderler zirvesiyle başlayacağız. 100'ü aşkın liderin geleceği, dünyanın birçok ülkesinin bakanlarıyla, devlet başkanlarıyla katılımının olacağı bir organizasyondan bahsediyoruz. Tüm dünyaya buradan çok güçlü mesajlar vereceğiz. Artık sözün bittiği yerdeyiz, artık icraat zamanı diyoruz. Bu da aslında bize uyuyor, AK Parti iktidarına, Cumhurbaşkanımızın iradesine uyan bir söylem, ki gerçekten tıkandık. Tüm dünyaya baktığınızda artık yeni taahhüde ihtiyaç yok, var olan taahhütlerin uygulamaya geçirilmesine ihtiyaç var. Biz bunu sağlayacağız. O yüzden uygulama COP'u diyoruz. İcraat COP'u, uygulama COP'u, aksiyon almamız gereken. Diyalog, uzlaşı ve aksiyon temelinde bu süreci oturtuyoruz." COP31'de 10 öncelik belirlediklerini belirten Kurum, "Temiz enerjiyi işleyeceğiz. Bugün Hürmüz Boğazı'nda yaşanan sıkıntının ana nedeni nedir? Enerji. Enerji bağımsızlığı artık olmazsa olmazı ülkelerin. Bu konuyu işleyeceğiz. Yeşil sanayiyi, sıfır atığı işleyeceğiz. Yeşil sanayi, sanayi devriminden sonraki yeni bir dönüşüm süreci. Bu dönüşümde dün TOBB'da bütün sektör temsilcileriyle bir araya geldik. Yani bu sadece devletin bir duruşu olamaz. Özel sektörüyle, sivil toplumuyla, halkıyla birlikte topyekun bir mücadele. Dolayısıyla bu alanda da bir mesaj vereceğiz ki Uluslararası Enerji Ajansı'yla çalışıyoruz." ifadelerini kullandı. Dünyada elektriğe erişemeyen 2 milyara yakın insan olduğunu söyleyen Kurum, şöyle devam etti: "Gelişmiş ülkeler finans taahhütlerini hayata geçirmek zorunda. Teknolojiye erişim noktasında destek olmak zorunda. Bu konuların hepsini işleyeceğiz. Finans taahhütlerini bilhassa gelişmiş ülkelerin gerçekleştirmesi ve bizim gibi gelişmekte olan ülkelere, sektörlere destek olunması konusunu işleyeceğiz. 10 başlıkta tüm dünyaya bu mesajları veriyoruz ve istiyoruz ki el birliğiyle bu mücadeleyi yapalım. Eğer biz bu mücadeleyi yapmazsak, yaşanan afetlerde afetzede oluruz. O yüzden afetzede olmak istemiyorsak, gençlerimiz başta olmak üzere bu konunun karar vericileri olarak hep birlikte bu mücadeleyi sunacağız ve açıkçası aksiyon alacağımız bir uygulama COP'u olsun istiyoruz." Kurum, büyüme, gelişme ve hizmet etmeyi bir vatandaşlık görevi ve sorumluluk olarak gördüklerini belirterek, "Zor zamanda da depremde de selde de yine milletimizin yanında olacağız ve milletimize daha iyi şartları kazandırabilecek adımları da inşallah atmaya devam edeceğiz." diye konuştu.

Sarıgöl’de Türkiye’nin ilk zirai mücadele test istasyonu açıldı Haber

Sarıgöl’de Türkiye’nin ilk zirai mücadele test istasyonu açıldı

Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen proje kapsamında kurulan sistem sayesinde zirai mücadelede kullanılan ilaçlama makineleri bilimsel yöntemlerle test edilerek kayıt altına alınacak. Sistem ile püskürtme performansı, pülverizatör başlık debileri, basınç değerleri, damla dağılımı, hava akımı ve atomizasyon yapısı detaylı şekilde analiz edilecek. Böylece doğru doz ve uygun parametrelerle ilaçlama yapılması sağlanarak gereksiz pestisit kullanımının önüne geçilmesi hedefleniyor. Özellikle Sarıgöl ve çevresinde yoğun olarak yapılan sofralık üzüm üretiminde pestisit kalıntısı riskinin azaltılmasının amaçlandığı uygulamanın, ihracat açısından da büyük önem taşıdığı belirtildi. Gerçekleştirilen açılış programına Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Dr. Ersin Dilber, Bitki Koruma Ürünleri Daire Başkanı Dr. Nesrin Çakır Arıcan, Manisa İl Tarım ve Orman Müdürü Mehmet Karayılan, Sarıgöl Kaymakamı Halil Dalak ve Sarıgöl Belediye Başkanı Tahsin Akdeniz katıldı. Programda konuşan yetkililer, uygulamanın Türkiye'de pilot proje olarak Mersin, Manisa ve Antalya illerinde başlatıldığını ifade ederek, ilk test istasyonunun Sarıgöl'de hizmete alınmasının bölge üreticisine verilen önemin göstergesi olduğunu vurguladı. Konuşmaların ardından test istasyonunun açılışı gerçekleştirilirken, katılımcılara sistemin çalışma prensibi hakkında uygulamalı bilgiler verildi. Program, test uygulamasının yapılmasının ardından sona erdi.

Antalya’da üretim geleneği üç nesildir sürüyor Haber

Antalya’da üretim geleneği üç nesildir sürüyor

Antalya'nın Aksu ilçesine bağlı Boztepe Mahallesi'nde yaşayan Teslime Uçkan, kızı Nebise Tekerek ve torunu Teslime Tekerek, üç kuşaktır seracılıkla uğraşarak hem üretime hem de aile ekonomisine katkı sağlıyor. Yaklaşık 25 yıldır patlıcan üretimi yapan aile, sıcağa rağmen sabahın ilk ışıklarıyla seraya girdiklerini, gün boyu büyük emekle hasat yaptıklarını söyledi. On dönümlük serada üretim yapan aile, patlıcan sezonunun ardından yaylada domates üretimine geçiyor. Nesilden nesile aktarılan üretim kültürüyle çalışan kadınlar, tarımı sadece bir geçim kaynağı değil aynı zamanda yaşam biçimi olarak görüyor. "ÜÇ KUŞAKTIR BU MESLEĞİN İÇİNDEYİZ" Hemşirelik mezunu olduğunu ve atama beklediğini belirten Teslime Tekerek, küçük yaşlardan beri üretimin içinde yer aldığını söyledi. Tekerek, “Anneannem Teslime Uçkan, annem Nebise Tekerek, biz üç kuşaktır sera işi yapıyoruz. Sabah erken saatlerde seraya geliyoruz. Öğlen sıcak artınca kısa bir mola verip yeniden hasada devam ediyoruz” dedi. Patlıcan sezonunun ardından yaylada domates üretimine geçtiklerini anlatan Tekerek, sürekli üretimin içinde olduklarını ifade etti. “EMEĞİMİZİN KARŞILIĞINI BAZEN ALAMIYORUZ” İlk yıllarda sera işinin kendisine zor geldiğini ancak zamanla alıştığını söyleyen Teslime Tekerek, "İnsan kendi işi olunca severek yapıyor. Baba mesleği olduğu için ben de alıştım. Şu anda severek yapıyorum. Eğer atanamazsam çiftçiliğe devam ederim. Şu anda patlıcanın kilosu 15 lira civarında. Ama yaptığımız iş gerçekten çok zor. Sıcak, soğuk demeden çalışıyoruz. Hastalanıyoruz, tozun içinde kalıyoruz. O kadar emek veriyoruz ama emeğimizin karşılığını bazen alamıyoruz. Şu anki fiyat bir ekmek parası bile değil" diye konuştu. “SAĞLIĞIMIZ EL VERDİĞİ SÜRECE ÜRETMEYE DEVAM EDECEĞİZ” Ailenin en büyüğü olan 67 yaşındaki Teslime Uçkan ise yıllardır üretim yaptıklarını belirterek çalışmayı bırakmadığını söyledi. Kış aylarını Aksu'da, yaz aylarını ise yaylada geçirdiklerini anlatan Uçkan, "Patlıcan topluyoruz, dolama yapıyoruz. Yıllardır bu işi yapıyoruz. Genç çiftçi kadınlara Allah yardımcıları olsun diyorum. Yapacak bir şey yok, mesleğimiz bu" ifadelerini kullandı. Anne Nebise Tekerek de üretimin ailece sürdürüldüğünü belirterek, "Annem, kızım, eşim hep birlikte seracılık yapıyoruz. Üretmeyi seviyoruz. Sağlığımız el verdiği sürece çalışmaya devam edeceğiz. Bu bizim hayatımız oldu" dedi. "TARIM BİR BİLGELİK İŞİDİR" Aileyi ziyaret eden İlçe Tarım Müdürü Dilek Boğatimur ise üç kuşaktır üretim yapan kadın çiftçilerin örnek olduğunu söyledi. Tarımın kuşaktan kuşağa aktarılan bir kültür olduğuna dikkat çeken Boğatimur, şu ifadeleri kullandı: "Bugün Boztepe Mahallemizin üç kuşak hanımıyla bir aradayız. Bu hanımlar bana göre bilgeliğe sahip. Çünkü tarım bir bilgelik işidir. Elden ele geçer. Teslime Hanım'dan Nebise Hanım'a, Nebise Hanım'dan genç Teslime'ye geçmiş. Bunu görmek bizi çok mutlu ediyor." Seradaki çalışma şartlarının zorluğuna dikkat çeken Boğatimur, "Şu anda yaklaşık 45 derece sıcaklık var. Bu sıcaklıkta ürünlerin hazırlanıp sofralara ulaşması gerçekten takdir edilesi bir emek. İnsanlar marketten ürünü alırken belki fark etmiyor ama bu işin arkasında çok büyük bir emek var" dedi. "ÜRETMEK HAZ VEREN BİR İŞ" Kadın üreticilerin çalışma azmine hayran kaldığını ifade eden Boğatimur, "Teslime teyzemiz bize ilham veriyor. Enerjik, mutlu ve üretmeye devam ediyor. Üretmek aslında haz veren bir iş. Belki günümüzde unutulan bir duygu ama burada bunu net şekilde görüyoruz" diye konuştu. Genç Teslime'nin eğitimli bir genç olmasına rağmen tarıma değer vermesinin önemli olduğunu belirten Boğatimur, "Bugünün gençlerinden onu farklı kılan şey tarıma olan saygısı ve sevgisi. Bizi güler yüzle karşıladılar. Üretime olan bağlılıklarını görmek çok kıymetli" ifadelerini kullandı.

Kar ve don tarımı vurdu: Sebze ve meyvelerde fiyat artışı Haber

Kar ve don tarımı vurdu: Sebze ve meyvelerde fiyat artışı

Tarım yazarı ve gazeteci Ali Ekber Yıldırım, mayıs ayında yaşanan kar ve don olaylarının gıda fiyatlarını etkileyeceğini söyledi ve "Önümüzdeki dönemde özellikle meyvelerde ve bazı sebzelerde fiyat artışı mutlaka olacaktır” şeklinde konuştu. Gaziantep ve Şanlıurfa'da başta olmak üzere Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde bu ay etkili olan sel, dolu ve fırtına, tarımsal üretimi ve üreticileri etkiledi. Bazı bölgelerde meyve ağaçları zarar görürken bazı illerde seralar ve tarla ürünleri hasar aldı. Mersin'de kiraz, erik ve şeftali ağacı zarar gördü Yaşanan kar ve don olaylarından farklı bölgelerde farklı ürünlerin etkilendiğini belirten Yıldırım, “Türkiye'nin farklı bölgelerinde, farklı illerinde bazılarında kar yağdı, bazılarında don oldu, bazılarında aşırı yağmur oldu. 2025'te yaşadığımız uzun süren zirai don gibi ve üç defa yaşanan zirai don gibi çok büyük bir etkisi olmadı. Ama yine de lokal düzeyde baktığımızda Mersin'de kiraz, erik ve şeftali ağacı gibi meyveler daha çok zarar gördü. Antalya tarafında seralar, Adana'da mısır, patates gibi diğer ürünler gibi her ilde, her bölgede farklı bir etkilenme oldu” dedi. Don ve karın, meyve-sebze fiyatlarına etkisinin olacağını kaydeden Yıldırım, fiyatlarda artış olabileceği mesajını verdi ve şunları söyledi: “Tabii ki bunun mutlaka gıda fiyatlarına bir etkisi olacak. Zaten Türkiye'de bir fırtına esince, bir kar yağdığında mutlaka psikolojik olarak da hemen fiyatlarda bir artış olduğunu görüyoruz. Yani normalde şu an yaşanan bu kar, dolu, fırtına tarım ürünlerini çok fazla da arttıracak bir etki değil. Ama biraz kar düşünce hemen ‘ürün gelmedi’ denilerek fiyatlar artıyor. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde özellikle meyvelerde ve bazı sebzelerde fiyat artışı mutlaka olacaktır. Gıda enflasyonuna da etkisi mutlaka olacak ama bir yandan da haziran ayına geliyoruz. Tarla ürünleri çıkacak. Bu nedenle fiyatlarda bir düşüş beklentisi var. Bu onu biraz frenleyebilir. Ayrıca bu dönemdeki fiyat artışı zaten halkın yaşadığı enflasyonla TÜİK’in açıkladığı enflasyon arasında ciddi bir fark oluyor. Dolayısıyla biz bunu pazarda hissedeceğiz ama rakamlara yansıması mutlaka daha sınırlı olacak. Nisan ayı enflasyonu açıklandı. TÜİK, sebzelerdeki fiyat artışı yüzde 6,7 dedi. Domates, biber, salatalık, kabak fiyatları yüzde 6,7 mi arttı? Çok daha fazla arttı. Bu nedenle rakamlara yansıması farklı olacak. Biz çarşı pazardaki yansımalarını daha fazla hissedeceğiz. Yani sebze ve meyvede artık piyasa öyle bir noktaya geldi ki bunun maliyetle, iklimle çok fazla bağlantısı kalmamaya başladı. Üretici zaman zaman çok fiyatlar yükselse de bundan yeterince yararlanamıyor veya o üreticiye yansımıyor. Yani biz tüketici olarak ödediğimiz para ne yazık ki üreticiye gitmiyor çoğu zaman. İşte bazen iklim, bazen zirai don, kuraklık birçok sorun oluyor. Bunların her birinde fiyatlar artıyor. Biz tüketici olarak pahalıya tüketiyoruz. Üretici de ucuza satmak zorunda kalıyor. Dolayısıyla son yağışlarla birlikte üreticideki fiyat çok düşük olsa da tüketiciye yansıması yüksek olacak”. İklim krizinin tarımdaki etkisinin azaltılması için etkili üretim stratejisi uygulanması gerektiğini belirten Yıldırım, sözlerine şöyle devam etti: “Tarımda özellikle yapısal sorunların mutlaka çözülmesi gerekiyor. Bu sadece iklime bağlı değil. Bir yandan İran Savaşı ile birlikte gübre fiyatlarının fırlaması, diğer taraftan mazot fiyatının çok artması. Yani maliyetler artarken buna bir reaksiyon gösterilmesi ve üreticinin üretime devam edebilecek şartların sağlanması lazım. Üretici üretime devam edecek bir para kazanabilirse bu üretim sürdürülebilir. Burada yapılması gereken tarladan sofraya kadar olan sürecin tüm ürünün iyi yönetilmesi lazım”.

Papaya hasadı başladı: kilosu 90 TL’ye çıktı Haber

Papaya hasadı başladı: kilosu 90 TL’ye çıktı

Antalya'nın Alanya ilçesinde son yıllarda yaygınlaşan tropikal meyve üretiminde papaya hasadı başladı. İlçeye bağlı Güney Mahallesi'nde 15 dönümlük arazide yetiştirilen papayalar, özenle toplanarak iç ve dış pazara gönderiliyor. Kilogram fiyatı 80 ile 90 TL arasında değişen meyveye talep her geçen gün artıyor. Alanya'nın Güney mahallesinde tropikal meyve papaya hasadına başladı. Seralarda yetiştirilen papayalar, dalında olgunlaştıktan sonra dikkatlice toplanıyor. Hasat sırasında zarar görmemesi için özel meyve kılıflarına yerleştirilen ürünler, ardından kasalara dizilerek hale sevk ediliyor. Üreticiler, özellikle turistik bölgelerde ve büyükşehirlerde papayaya olan ilginin arttığını belirtiyor. Üretici Ümmügülsüm Kayacı (50), yıllar önce yerleştikleri Alanya'da tropikal meyve üretimine yöneldiklerini söyledi. Kayacı, "Evlendikten sonra Alanya'ya yerleştik. Güney Mahallesi'nde tropikal meyve üretimi yapıyoruz. Papaya hasadı başladı. Gördüğünüz gibi meyveleri toplayıp paketleyerek hale gönderiyoruz. Şu anda kilogram fiyatı 80 ila 90 TL arasında değişiyor. Herkesi papaya yemeye davet ediyorum" dedi. Alanya Tropikal Meyve Üreticileri Birliği Başkanı Ali Hüddoğlu ise papayaya olan talebin hızla arttığını vurguladı. Hüddoğlu, "Papaya hasadımız başladı ve yoğun bir talep var. Bu talep her geçen gün artıyor. Çünkü papaya çok sağlıklı bir meyve. Bölgemizde üretim hızla yayılıyor. Papayanın birçok çeşidi var ancak özellikle 'Alanya bal papayası' aroması yüksek ve en tatlı türlerden biri. Tüketicilere bunu tavsiye ediyoruz" diye konuştu. Papayanın sadece taze tüketimde değil, mutfakta da geniş kullanım alanı bulduğunu belirten Hüddoğlu, yeşil papayanın özellikle yemeklerde tercih edildiğini ifade etti. Hüddoğlu, "Yeşil papaya mutfaklarda kızartma, balık yemekleri ve farklı tariflerde kullanılıyor. Son dönemde turşu ve sirke yapımında da ciddi bir artış var. Bu da ürüne olan talebi artırıyor. Ayrıca pastaneler ve dondurmacılar da papayaya yoğun ilgi gösteriyor. Özellikle turistik bölgelerde papayalı dondurma oldukça popüler hale geldi" dedi. Papayanın sağlık açısından da önemli bir meyve olduğuna dikkat çeken Hüddoğlu, "Glikemik indeksi düşük olduğu için şeker hastaları rahatlıkla tüketebilir. Yaz aylarında karpuz ve kavun gibi şeker oranı yüksek meyveler yerine papaya tercih edilebilir. Ayrıca parkinson hastaları ve mide rahatsızlığı olan vatandaşlar da bu ürüne yoğun ilgi gösteriyor. Talep arttıkça üretim de artmaya devam ediyor" ifadelerini kullandı. Bölgede üreticilerin yüzünü güldüren papaya, hem ekonomik getirisi hem de artan tüketici talebiyle Alanya tarımında önemli bir yer edinmeye devam ediyor.

Tarım sezonunun ilk yarısında yağışlar rekor düzeye çıktı Haber

Tarım sezonunun ilk yarısında yağışlar rekor düzeye çıktı

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerinden derlediği bilgilere göre, her sene çiftçilerin sulama dönemine denk gelen 1 Ekim-30 Eylül aralığında ülkeye düşen ortalama yağış miktarına "su yılı yağışları" deniyor. Bu yağışlar, meteorolojik kuraklık durumunu ortaya koyuyor. Bu kapsamda yılın ilk yarısına denk gelen 1 Ekim 2025-31 Mart 2026 döneminde ülke genelinde metrekareye ortalama 468,8 kilogram yağış kaydedildi. Bu miktar, su yılı normali olan metrekareye 374,3 kilogram yağışın yüzde 25, geçen yıl aynı dönemdeki metrekareye 250,2 kilogram yağışın ise yüzde 87 üzerinde gerçekleşti. Su yılının ilk 6 aylık döneminde yağışlar, normalin ve geçen yılın aynı döneminin üzerine çıkarak Türkiye genelinde son 38 senenin en yüksek seviyesine ulaştı. Antalya, en fazla yağış alan il oldu Yağışlar, Kastamonu, Gümüşhane, Bayburt ve Artvin çevrelerinde yer yer normaline göre yüzde 20'nin üzerinde azaldı; İzmir, Balıkesir, Antalya, Mersin, Adana, Diyarbakır, Siirt, Şırnak, Van ve Hakkari çevrelerinde ise yüzde 60'ın üzerinde arttı. Bölge genelinde su yılı yağışları, tüm bölgelerde normalin ve geçen yılın üzerinde gerçekleşirken en fazla artış, yüzde 39 ile Güneydoğu Anadolu'da kaydedildi. Su yılı 6 aylık yağışlarda Ege ve İç Anadolu bölgelerinde son 11 yılın en yüksek seviyesi görüldü. İl geneli yağışlarda en fazla yağış metrekareye 904,5 kilogramla Antalya'da, normaline göre en fazla artış yüzde 74 ile Şırnak'ta kaydedildi. En az yağış alan il, metrekareye 199,5 kilogramla Iğdır, normaline göre en fazla azalma gösteren il ise yüzde 17 azalışla Rize oldu. 2026 su yılı yağışlarında Ordu'da son 58, Ağrı'da son 38, Düzce ve Zonguldak'ta son 31, İzmir ve Manisa'da son 27 senenin en yüksek seviyesi kaydedildi. Yağışlar, tüm bölgelerde arttı Marmara Bölgesi'nde su yılı yağışları, metrekareye 514,5 kilogram oldu. Yağışlar, normaline göre yüzde 15, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 57 arttı. Ege Bölgesi'nde su yılı yağışları, metrekareye 566,3 kilogram seviyesinde gerçekleşti. Yağışlar, normaline kıyasla yüzde 29, geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 100 yükseldi. Akdeniz Bölgesi'nde su yılı yağışları, metrekareye 691,3 kilogram olarak kayıtlara geçti. Yağışlar, normaline göre yüzde 35, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 100'den fazla artış gösterdi. İç Anadolu Bölgesi'nde su yılı yağışları, metrekareye 275,1 kilogram olarak belirlendi. Yağışlar, normaline göre yüzde 18, geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 100'den fazla arttı. Karadeniz Bölgesi'nde su yılı yağışları, metrekareye 417,6 kilogram düzeyinde ölçüldü. Yağışlar, normaline kıyasla yüzde 7, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6 artış kaydetti. Doğu Anadolu Bölgesi'nde su yılı yağışları, metrekareye 435,4 kilogram olarak hesaplandı. Yağışlar, normaline oranla yüzde 34, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 100'den fazla yükseldi. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde su yılı yağışları, metrekareye 573,4 kilogram seviyesine çıktı. Yağışlar, normaline göre yüzde 39, geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 100'den fazla artış gösterdi.

27. Kumluca Tarım ve Seracılık Festivali başladı Haber

27. Kumluca Tarım ve Seracılık Festivali başladı

Antalya'nın Kumluca ilçesinde bu yıl 27’ncisi düzenlenen Geleneksel Kumluca Tarım ve Seracılık Festivali, "Geleneksel Yörük Göçü" ile başladı. 27. Geleneksel Kumluca Tarım ve Seracılık Festivali, Atatürk Anıtı’na festival çelenk sunumu ve ardından düzenlenen "Geleneksel Yörük Göçü" ile start aldı. Geleneksel kıyafetler, yöresel müzikler, süslenmiş atlar, develer ve yüzlerce katılımcı eşliğinde gerçekleştirilen temsili Yörük Göçü, Belediye Hizmet Binası önünden başlayarak Orhan Okulu Caddesi’nde tamamlandı. Kumluca’nın dört bir yanından katılım sağlayan gruplar; Yörük kültürünü sergileyerek korteje zenginlik kattı. Göçe katılan mahalleler için ayrı bir anlam taşıyan kortejde, kura ile belirlenen sıralama bu yıl da göç ruhuna heyecan kattı. Kortejdeki yer alan oğlaklar ve at yavruları özellikle çocuklar ve izleyiciler tarafından büyük ilgi gördü. Yörük çocukları ise yürüyüşün en neşeli ve coşkulu anlarına renk kattı. Yörük Göçü’ne katılan gruplar, programın devamında protokolü geçit töreniyle selamladı. Kültürel değerlerin yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması amacıyla düzenlenen etkinlik, vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılandı. Göçü izlemek üzere şehir dışından gelen misafirler de etkinliğe büyük ilgi gösterdi. Kortejin ardından obalarına yerleşen katılımcılar, festival süresince çadırlarında misafirlerini ağırlayarak geleneksel Yörük hayatını gün boyu etkinlikleriyle yaşatacak. 28 Nisan Salı günü sona erecek festivalin açılışına Antalya Valisi Hulusi Şahin, Antalya Milletvekili Atay Uslu, Kumluca Kaymakamı Bahadır Güneş, Kumluca Belediye Başkanı Uzm. Dr. Mesut Avcıoğlu, İlçe Cumhuriyet Başsavcı Vekili Burak Yazıcı, Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Cemil Böcek, kamu kurum ve kuruluşlarının daire amirleri, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri, belediye meclis üyeleri, mahalle muhtarları ve çok sayıda Yörük vatandaş katıldı. Festivalin açılışında konuşan ve Yörük kültürünün gelecek nesillere aktarılması gerektiğini belirten Antalya Valisi Hulusi Şahin, "Yörüklerimiz maziden atiye, Uzak Asya’dan Anadolu’ya 'yörüyerek' geldiler. Yörüklerin serüveni Türk milletinin serüveni. Yörük dediğiniz zaman Türklüğü, milletimizin aslını, esasını ve özünü söylemiş oluyorsunuz. Yörükler bin yılları aşan bir sürede yapmış oldukları bu göçte sadece kendilerini ve sürülerini getirmediler. Heybelerinde milli kültürümüzün bütün unsurlarını getirdiler ve bu değerlerini Anadolu’yu Türkleştirmek ve Müslümanlaştırmak için kullandılar. Bugün eğer Anadolu bir Türk yurduysa bunu Yörüklerin göçüne borçluyuz. Böyle güzel bir kültürün de bugünden atiye taşınması gelecek nesillere aktarılması lazım. Artık yeni göçümüzün buradan yaylalara değil, yeni nesillerin kalplerine olması gerektiğini düşünüyorum" dedi. Geleneksel Yörük Göçü ile başlayan 27. Geleneksel Kumluca Tarım ve Seracılık Festivali Yörük Obaları Açılışı ve Yörük Ateşi, Halk Oyunları Şenliği, Şehitlerimize ve Gazilerimize Vefa Gecesi / Kur’an Ziyafeti, Acı Biber Yeme Yarışması, İrem Derici konseri, Kadınlar Matinesi, Özlem Şahin konseri, Poizi konseri ve Geleneksel Kumluca Yağlı Pehlivan Güreşleri gibi etkinliklere ev sahipliği yapacak.

Meyve sebze halinde dikkat çeken gelişme Haber

Meyve sebze halinde dikkat çeken gelişme

Antalya ve İstanbul hallerinde işlem gören 10 sebze ve meyvenin fiyatı son bir yılda ortalama yüzde 97 artarken, üreticiye yansıyan artış yalnızca yüzde 36,09’da kaldı. Türkiye’nin üretim üssü Antalya’da fiyatların İstanbul’a kıyasla daha hızlı yükselmesi, hal esnafı ve çiftçi açısından dikkat çeken bir tablo ortaya koydu. Fiyat artışı üreticiye yansımadı Hal fiyatları ile üretici fiyatı arasındaki makasın açılması, fiyat oluşumunun yalnızca arz-talep dengesiyle açıklanamayacağını bir kez daha gözler önüne serdi. Geçen yıl kuraklık ve don nedeniyle rekolte düşerken, bu yıl hava koşullarının iyi seyretmesine rağmen fiyatların yüksek kalması çelişki yarattı. En büyük artış kokteyl domateste Son bir yılda fiyatı en fazla artan ürün kokteyl domates oldu. Antalya halinde geçen yıl 15-38 lira arasında satılan ürün, 20 Nisan itibarıyla 100-220 liraya çıktı. Artış oranı yüzde 567’ye ulaştı. İstanbul halinde ise aynı ürün 60-80 liradan 160-215 liraya yükselirken artış yüzde 169 olarak gerçekleşti. Antalya’da artış daha sert Üretimin merkezi Antalya’da birçok üründe fiyat artışının İstanbul’dan daha yüksek olması dikkat çekti. Normal domates: 10-30 liradan 50-120 liraya çıktı (yüzde 300 artış) İstanbul’da aynı ürün: 35-50 liradan 50-155 liraya yükseldi (yüzde 210 artış) Sivri biberde ise İstanbul Antalya’yı geçti: İstanbul: 45-55 liradan 80-145 liraya (yüzde 164 artış) Antalya: 30-50 liradan 60-110 liraya yükseldi Bazı ürünlerde düşüş var Fiyat artışlarının aksine patates, soğan ve çilekte gerileme yaşandı. Antalya’da patates: 15-23 liradan 10-20 liraya düştüİstanbul’da patates: 17-23 liradan 17-29 lira aralığına geldiHalde file 1000 liraya dayandı 10 üründen oluşan sebze-meyve sepetinin maliyeti İstanbul’da 1000 liraya yaklaştı. Geçen yıl: 383-508 lira Bu yıl: 576-999 lira (yüzde 97 artış) Antalya’da ise aynı sepet: Geçen yıl: 243-462 lira Bu yıl: 443-890 lira (yüzde 93 artış) Antalya halinde yaşanan bu tablo, hem hal esnafı hem de üretici açısından ciddi bir dengesizliğe işaret ediyor. Fiyatlar hızla yükselirken üreticinin aynı oranda kazanamaması, zincirdeki maliyet ve fiyat oluşum süreçlerinin yeniden tartışılmasına neden oluyor.

Balon balığına darbe: 50 milyonluk zarar engellendi Haber

Balon balığına darbe: 50 milyonluk zarar engellendi

Antalya başta olmak üzere Akdeniz ve Ege kıyılarında hızla yayılan istilacı balon balığına karşı yürütülen mücadelede önemli sonuçlar elde edildi. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın desteklediği avcılık çalışmaları kapsamında 2025 yılı sonuna kadar yüz binlerce balık avlanarak, türün çoğalmasının önüne geçildi. Geçen yıl rekor av Balon balığıyla mücadelede en dikkat çekici sonuç 2025 yılında ortaya çıktı. Balıkçılar yalnızca geçen yıl 291 bin 547 balon balığı yakaladı. Bu sayede yaklaşık 21 milyon 866 bin yeni balığın ekosisteme dahil olması engellendi. Böylece son yılların en yüksek av miktarına ulaşıldı. 6 yılda 50 milyonluk etki 2020 yılında başlatılan teşvik uygulamasıyla 2025 sonuna kadar toplam 665 bin 41 balon balığı avlandı. Yapılan hesaplamalara göre bu avcılık faaliyetleri sayesinde yaklaşık 50 milyon balığın deniz ekosistemine girişi engellendi. Uzmanlar, bu rakamın ekosistemin korunması açısından kritik olduğunu vurguluyor. Yıllara göre artış dikkat çekti Veriler, mücadelede özellikle son yıllarda ciddi bir ivme yakalandığını ortaya koydu. 2020: 46 bin 192 balık 2021: 9 bin 886 balık 2022: 48 bin 193 balık 2023: 79 bin 703 balık 2024: 189 bin 520 balık 2025: 291 bin 547 balık Her yıl artan av miktarıyla birlikte engellenen balık sayısı da katlanarak yükseldi. Teşvikler devam ediyor Bakanlık, balon balığının popülasyonunu kontrol altında tutmak için 2026 yılında da desteklemeye devam ediyor. Buna göre benekli balon balığı (Lagocephalus sceleratus) için 100 bin adede kadar kuyruk başına 35 lira, diğer türler için ise 200 bin adede kadar 10 lira ödeme yapılacak. Ekonomiye kazandırılacak Zehirli olması nedeniyle tüketimi mümkün olmayan balon balığının, ilaç, deri ve tekstil sektörlerinde değerlendirilerek ekonomiye kazandırılması için çalışmalar sürüyor. Ruhsatlı ve donanımlı balıkçı tekneleri aracılığıyla yürütülen avcılık faaliyetlerinin önümüzdeki dönemde de artırılması hedefleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.