TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Antalya

AGRONEWS - Antalya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Antalya haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Korkuteli OSB’de tarım ve gıda sektörü öncelikli olacak Haber

Korkuteli OSB’de tarım ve gıda sektörü öncelikli olacak

Antalya'nın Korkuteli ilçesinde 2027'de açılması planlanan organize sanayi bölgesinde (OSB) tarım sektörü yoğunlukta olacak. Yerli ve yabancı yatırımcıları çeken Antalya'da mevcut OSB'nin ihtiyacı karşılayamaması ve kırsaldaki kalkınmayı desteklemek amacıyla Korkuteli ilçesinde OSB inşaatına başlandı. Yaklaşık 1 milyon 200 bin metrekarelik alana yapılan OSB için altyapı çalışmaları devam ediyor. Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman, kırsal alanlarda istihdamı artırmak, kırsaldan şehre göçü önlemek amacıyla çeşitli çalışmalar yaptıklarını söyledi. Korkuteli OSB'nin de bu çalışmalardan biri olduğunu dile getiren Hacısüleyman, "Antalya'daki büyük OSB'nin küçük bir kardeşi gibi, 1 milyon metrekarenin üzerinde bir arsa üzerine kurulu. Şu anda 85 parselimiz var, bunların yüzde 60'ı sahiplenilmiş durumda." dedi. Hacısüleyman, diğer parseller için de talep olduğunu ve bunların değerlendirildiğini ifade etti. - OSB için 5 bin kişilik bir istihdam planlanıyor OSB'nin bölge kalkınmasına önemli katkı sunacağını aktaran Hacısüleyman, "Korkuteli Antalya'ya yakın olan bir ilçemiz. 5 bin kişilik bir istihdam planlanıyor. Hem ilçenin kalkınmasını hem ekonomik değerinin artmasını sağlayacaktır. Hem de gençlerimizi ilçede tutma yolunda bir adım atılmış olacak. Bence bu da çok önemli." diye konuştu. Antalya'da göç veren ilçelerin olduğunu belirten Hacısüleyman, gençlerin üniversite için gittikleri yerlerde hem iş hem de kariyer için kalmayı tercih ettiklerini kaydetti. Başkan Hacısüleyman, Korkuteli OSB'nin de istihdam için önemli olduğunu ve gençlerin kendi memleketlerine dönmelerine imkan sağlayacağını vurguladı. OSB'ye hemen hemen her sektörden yatırım talebi geldiğine işaret eden Hacısüleyman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Antalya turizmin başkenti olması sebebiyle turizmin talep ettiği sektörlere ağırlık veren bir organize sanayi bölgesi olacak. Dolayısıyla tarımsal ürünler, gıda, ambalaj, bunlar ağırlıklı gözüküyor. Altyapı çalışmaları tamamlanmak üzere 2027'de açılışını planlıyoruz. Antalya Ticaret ve Sanayi Odası'nın önemli yatırımlarından bir tanesi olacak."

Antalya’da serada kuzugöbeği üretimi: İlk denemede 650 kg Haber

Antalya’da serada kuzugöbeği üretimi: İlk denemede 650 kg

Bahar yağışlarının ardından dağlık ve ormanlık alanlarda doğal yollarla yetişen Kuzugöbeği mantarı, gerek yemeklerde kullanmak için gerekse toplayıp satmak için vatandaşların dağlık kesimlere akın etmesine neden oluyor. Kuzugöbeği Mantarı Manavgat’ta girişimci Ziraat Mühendisi Ömer Şahin’e ilham oldu. Şahin, Seydiler Mahallesi’nde kurduğu laboratuvar ve seralarda Türkiye’de ilk kez ticari anlamda Kuzugöbeği mantarı yetiştirmeyi başardı. Türkiye’de ilki başardı Yıllardır Kuzugöbeği mantarı ile ilgili araştırmalar yaptığını belirten Ziraat Mühendisi Ömer Şahin, "Uzun dönemdir kuzugöbeğiyle ilgili araştırmalar yapıyorum. Kendimiz yıllarca doğadan çıkan kuzugöbeklerini üreticilerimizden, çiftçilerimizden, toplayanlarımızdan alarak İzmir'e, ihracatçılarımıza göndermek suretiyle bu işin içerisindeydik. Türkiye'de ilk defa ticari anlamda kuzugöbeği üretimine başladık. Bunun geçmişi dört beş yıla dayanır. Araştırmalar, denemeler, sonuçlandırmalar bu yıl ilk defa dört ayrı seramızda dört ayrı çeşitle üretime başladık. Mutluyum çünkü zor bir süreçti" dedi. Kuzugöbeğini serada yetiştirdi Kurduğu laboratuvarda kuzugöbeği tohumlarını ve misallerini üreterek seralarda toprağa diktiklerini belirten Şahin, "Toprağımıza dikimden ekimden sonra onların besi torbalarını da vererek üretim aşamasına başladık. Türkiye'de bir ilk diyorum çünkü ticari anlamda kuzugöbeği üretiminin Türkiye'de olmadığını biliyoruz. İlk defa bu yıl bizler seralarımızda bunun denemesini, üretimini, aşamalarını gerçekleştirmiş olduk. Tabii ki amatör olarak çeşitli ortamlara, kuzugöbeği tohumlarının yayılması şeklinde çalışmalar var. Bunları da takdirle karşılıyoruz. Ancak ticari anlamda ilk defa bu süreci biz tamamladık" ifadelerini kullandı. "Yeni bir gelir kapısı açıldı" Muz ve çilekten sonra bölge üreticiler için yeni bir gelir kapısı açılmış olduğunu söyleyen Ziraat Mühendisi Ömer Şahin, "Üreticilerimize yeni bir çeşit, yeni bir bitki, yeni bir gelir kapısı hatta yeni bir ihracat kapısı açmış olmanın gururunu yaşıyorum. Sürdürülebilirliğini tamamladıktan sonra, gördükten sonra üreticilerimize bu konuda danışmanlıklar, yardımlar, tohum üretimiyle, tohumla ilgili ürün vermeler söz konusu olacak. İnşallah üreticilerimize bu bölgede üretilmesi bakımından söylüyorum. Muzdan ve çilekten sonra yeni ama hem gelir kapısı iyi hem de mantarın değeri bakımından, ürünün değeri bakımından çok değerli çok ender bir ürünü yetiştirmiş ve sunmuş olacağız" şeklinde konuştu. "Yeni bir yemek kültürü oluşuyor" Kuzugöbeği Mantarının sofralarda yeni bir yemek kültürü oluşturacağının altını çizen Şahin, "Bu yıl ilk defa dört çeşidimizi seralarımıza diktiğimizi söyledim. Onlardan verimler elde ettik ve iç piyasada bunu tükettik. Bu da beni ayrıca sevindirdi. Çünkü iç piyasada bunun değerini bilen zevkini bilen tadını bilen insanlarımız ve işletmelerimiz olduğunu gördük. Daha çok ihracat ürünü derken oysa iç piyasa bunu harcıyor, tüketiyor. Bu geliştikçe yeni bir yemek kültürü alışkanlıklarımızın içerisine girecek. Üreticilerimize bu anlamda danışabilecekleri tohum alabilecekleri bir ortam oluşturmanın da gururunu yaşamış olacağız" dedi. Toplam 900 kilogram ürün toplandı Çeşitli parsel denemeleri yaptıklarını ve toplamda 900 kilogram ürün aldıklarını söyleyen Şahin, "Gelecek dönemlerde, gelecek yıllarda bu ürünün sahilden itibaren yukarılara bin 200 metre rakımlara kadar bir ürün yelpazesini dağıtmış olmanın çalışmasını da yapmış olacağız. Hedefimiz dekarda bir ton ürün almaktı. 600650 kilogram arası ürün aldık. Çeşitli parsel denemelerimiz vardı. Parsel denemelerimizden parsel bazında ürün aldığımız parselleri dekara çevirdiğimizde dokuz 900 kilogramı yakalamış olduk. Hedefimiz bundan sonra dekardan bir ton mantar olmak üzere olacak" ifadelerini kullandı.

Kumluca’da Hortum Hasarı, Çiftçilere Hızlı Destek Haber

Kumluca’da Hortum Hasarı, Çiftçilere Hızlı Destek

Antalya Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı ekipleri, Kumluca ilçesinde meydana gelen hortum afeti sonrası zarar gören çiftçilerin seralarında incelemelerde bulunarak hasar tespit çalışmaları gerçekleştirdi. Hızlı bir şekilde yürütülen çalışmaların ardından, hasar tespitleri tamamlanan vatandaşlara sera naylonu dağıtımı yapıldı. Antalya Büyükşehir Belediyesi, 29 Mart tarihinde Kumluca ilçesinde etkili olan hortumun ardından, seracılıkla ilgilenen vatandaşların üretim alanlarında oluşan zarara yönelik hasar tespit çalışmalarını bir gün sonra gerçekleştirdi. Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı ekipleri, hasar tespit çalışmalarını tamamladıkları vatandaşlara hızlı bir şekilde ulaşarak 31 Mart tarihinde Antalya Büyükşehir Belediyesi Kumluca İlçe Hizmetleri binası önünde sera naylonlarını teslim etti. "Zarar gören üreticilere hızlı bir şekilde ulaşıldı" Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Kırsal Kalkınma ve Kooperatifçilik Şube Müdürlüğü'nde Ziraat Mühendisi olarak görev yapan Seyyit Emre Bilici, vatandaşlara hızlı bir şekilde ulaşarak yaralarını bir nebze olsun sarmayı amaçladıklarını ifade etti. Bilici, "29 Mart Pazar günü Kumluca ilçesinin Kasapçayırı ve Sarıkavak mahallelerinde hortumdan kaynaklanan afette birçok çiftçimizin seralarında zarar oluştu. Ertesi gün ekiplerimizle birlikte bölgeye gelerek bu iki mahallede hasar tespit çalışmalarını gerçekleştirdik. Tespitlerin ardından, bir gün içinde ekip arkadaşlarımızla birlikte vatandaşlarımıza hızlıca sera naylonlarını ulaştırdık. Umuyorum ki bundan sonra seracılıkla uğraşan üreticilerimiz bu tür afetlerle bir daha karşılaşmaz" dedi. Üreticilere sera naylonları teslim edildi Vatandaşlardan Mahmut Karakaya, "Pazar günü gece saat 03.00 sıralarında çok şiddetli bir hortum meydana geldi. Yağmurla birlikte ortalık adeta altüst oldu. Yaklaşık yarım saat sürdü. Sabah baktığımızda seralarımızın büyük zarar gördüğünü gördük. Antalya Büyükşehir Belediyesi ekipleri dün hasar tespiti için geldi, bugün ise sera naylonumuzu teslim aldık. Allah razı olsun" diye konuştu.

Antalya’da yetişiyor: kilosu 2.500 TL, kurusu servet Haber

Antalya’da yetişiyor: kilosu 2.500 TL, kurusu servet

Antalya’nın özellikle yüksek kesimlerde ve nemli ormanlık bölgelerde görülen kuzu göbeği mantarı, kısa süren hasat dönemi nedeniyle büyük ilgi görüyor. Antalya’nın Korkuteli, Elmalı ve Akseki ilçeleri başta olmak üzere birçok bölgede mantar avına çıkan vatandaş, sabahın erken saatlerinde doğaya çıkarak bu lezzetli mantarı toplamaya çalışıyor. Kuzu göbeği mantarının kurutulmuş halinin kilogram fiyatı 12 bin TL’ye kadar yükselebiliyor. Taze kuzu göbeği mantarının kilogramı ise 2000 TL’den başlıyor. DOĞAL VE DEĞERLİ BİR LEZZET Kuzu göbeği mantarı, kendine özgü aroması ve besin değeriyle Türkiye’de en çok tercih edilen mantar türleri arasında yer alıyor. Protein ve mineral açısından zengin olan bu mantar, özellikle yöresel mutfakta önemli bir yere sahip. Antalya’da restoranlar ve yerel pazarlar, sezonun başlamasıyla birlikte kuzu göbeği mantarına yoğun talep gösteriyor. Uzmanlar, mantarın doğadan bilinçli şekilde toplanması gerektiğine dikkat çekiyor. Yanlış mantar türlerinin toplanmasının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği belirtilirken, yalnızca deneyimli kişilerle birlikte mantar toplanması öneriliyor. Kısa süreli bulunabilirliği ve zahmetli toplanma süreci nedeniyle kuzu göbeği mantarı, pazarda yüksek fiyatlardan alıcı buluyor. Antalya’daki bazı yerel pazarlarda mantarın kilogram fiyatının sezon başında oldukça yüksek seviyelerde olduğu gözlemleniyor. Bu durum, kuzu göbeğini hem ekonomik hem de gastronomik açıdan değerli bir ürün haline getiriyor. Kuzu göbeği mantarının kurutulmuş halinin 50 gramı 712 TL’ye satılıyor. Bu hesaplama ile 1 kg kurutulmuş kuzu göbeği mantarı almak isteyen tüketicinin yaklaşık 12 bin TL ödeme yapması gerekiyor. DOĞAYLA İÇ İÇE BİR AKTİVİTE Mantar toplamak, bölge halkı için sadece ekonomik bir faaliyet değil, aynı zamanda doğayla iç içe vakit geçirilen keyifli bir etkinlik olarak da öne çıkıyor. Aileler ve arkadaş grupları hafta sonlarını ormanlık alanlarda geçirerek hem temiz hava alıyor hem de doğanın sunduğu bu özel lezzeti keşfetmenin heyecanını yaşıyor. YETKİLİLER UYARIYOR! Yetkililer, mantar toplamak isteyen vatandaşlara dikkatli olmaları yönünde uyarılarda bulunuyor. Özellikle zehirli mantar türleriyle karıştırılma riskine karşı bilinçsiz toplama yapılmaması gerektiği vurgulanıyor. Ayrıca doğaya zarar verilmemesi, mantarların kökünden sökülmemesi ve çevrenin korunması gerektiği hatırlatılıyor. Antalya’da yaklaşık birkaç hafta sürecek olan kuzu göbeği mantarı sezonunun, hem yerel ekonomiye katkı sağlaması hem de doğa turizmini hareketlendirmesi bekleniyor. KUZU GÖBEĞİ MANTARININ FAYDALARI NELERDİR? Bitkinliğe, güçsüzlüğe ve yorgunluğa karşı oldukça faydalı bir mantar türüdür. Kuzu göbeği mantarı faydaları arasında karaciğer ve kalp hastalıklarına karşı geliştirdiği koruma etkisi de yer alır. Karaciğer ve kalp sağlığını koruyan kuzu göbeği mantarı karaciğer enzimlerinin yenilenmesini sağlamaktadır. TOPLANAN KUZU GÖBEĞİ NASIL PİŞİRİLİR? Kuzu göbeği mantarının kavurması en yaygın şekilde tüketim şekli. Malzemeler: -500 gr. kuzu göbeği/göbek -2 adet soğan -1 çay bardağı zeytinyağı -1 yemek kaşığı toz kırmızı biber -Varsa 3-4 dal taze sarımsak yaprağı -Tuz *Tercihe göre 2-3 tane yumurta *Tercihe göre 1 adet limon Yapılışı: Göbek denilen mantar, bol suda yıkanır, süzülür, pişince küçüldüğü için iri iri doğranır. Yayvan bir tavada ısıtılan yağın içinde kavurmaya alınır. Soğanlar doğranır, mantar suyunu bırakıp çektikten sonra üzerine ilave edilir, soğanların diriliği gidene kadar kavurmaya devam edilir. Yemek, 30-40 dakika içinde pişmiş olur. Tercihe göre üzerine yumurta kırılabilir. Ocaktan indirmeden önce toz kırmızı biber, tuz ve doğranmış taze sarımsak yaprakları eklenir. Sıcak olarak servis edilen kuzu göbeği kavurması bazıları için etten daha lezzetlidir. Yerken üzerine limon da sıkılabilir.

Antalya’da Tarım Alanı Kaybı Alarm Veriyor Haber

Antalya’da Tarım Alanı Kaybı Alarm Veriyor

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Türkiye'nin son 20 yılda kaybettiği tarım alanı, Antalya'nın yüzölçümünü aşarken, Antalya'da ise yüzölçümünün yüzde 3'ünü aşkın tarım toprağı kaybedildi. Kumluca'da tarım alanlarının yüzde 44'ünün, Kaş'ta yüzde 43'ünün, Demre'de yüzde 42'sinin, Gazipaşa'da yüzde 35'inin, Kemer'de yüzde 32'sinin ve Alanya'da yüzde 25'inin kaybedildiği açıklandı. Elmalı'da yüzde 20, Manavgat'ta ise yüzde 12 oranında tarım alanı kaybı yaşandı. “TOPRAĞI KAYBEDERSEK GELECEĞİ KAYBEDERİZ” Alanya’da tarım arazilerinin kaybedilmesi ile ilgili konuşan Alanya Ziraat Odası Başkanı Tahir Göktepe de, “Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, son 20 yıllık süreçte Antalya genelinde ve özellikle Alanya’mızda tarım alanlarında ciddi bir azalma yaşanıyor. Bu kaybın en önemli nedenleri arasında hızlı kentleşme, yapılaşma ve sanayileşme yer alıyor. Tarım toprakları sıradan araziler değildir. Onlar milletimizin gıda güvencesidir. Toprağımızı kaybettiğimizde sadece üretim alanlarımızı değil, geleceğimizi de kaybetmiş oluruz. Tarım alanlarının azalması üretimin düşmesine, maliyetlerin artmasına ve en önemlisi vatandaşlarımızın güvenli ve uygun fiyatlı gıdaya ulaşmasında ciddi sıkıntılara yol açar. Gıdada kendi kendine yetemeyen toplumlar dışa bağımlı hale gelir. Bu da hem ekonomik hem de stratejik açıdan büyük riskler doğurur. Gıda arz güvenliği, en az savunma kadar önemli bir milli meseledir. Bugün tarım topraklarını korumak yarın çocuklarımızın sofrasını korumaktır. Bu nedenle verimli tarım arazilerimizin imara açılmaması, plansız yapılaşmanın önüne geçilmesi ve üreticimizin desteklenmesi hayati önem taşımaktadır. Toprağımıza sahip çıkmak hepimizin ortak sorumluluğudur” dedi. “TARIM TOPRAKLARI KAYBEDİLMEMELİ” Tarım topraklarının kaybedilmemesi gerektiğini belirten Alanya Hal Komisyoncuları Derneği Başkanı Adem Kaya, “Tarım bizim can damarımız. Maalesef inşaat uğruna, inşaat sektörü iyi gitsin diye her tarafı binalaştırdık. Tarım olmazsa olmaz. Özellikle verimli tarım arazilerinin oluğu yerler inşaat sahası oldu. O binalar da boş duruyor, satılmıyor. Bunların önüne geçilmesi lazım. Önlem alınması lazım. Şu ana kadar yanlışlar oldu ama bundan sonra biraz daha dikkatli ve kontrollü inşaat yapılması, tarım alanlarına müsaade edilmemesi lazım. Bu ülke ve milletimiz açısından tarımın önemine değer verilmesi lazım” diye konuştu. “GENÇLER TARIMA YÖNELMİYOR” Alanya’daki tarım arazilerinin kaybedebilmesinde önceliğin inşaat olduğunu söyleyen Kaya, “Kestel, Mahmutlar, Kargıcak arası hep tarım bölgesiydi. Ardından buralara inşaat yapıldı. İkinci etken de gençlerin tarıma yönelmemesi. Gençlerin tarıma yönelmemesinin sebebi de tarımın eski cazibesinin kalmaması, getirisinin düşük olması, girdi maliyetlerinin çok yüksek olması. Bunun için yeni nesil biraz karamsar olduğundan dolayı tarım yapmak istemiyor. Yeni nesli biraz tarıma yönlendirmemiz lazım. Yeni nesli tarıma yönlendirmek için de arımı cazibeli hale getirmek lazım. Devlet teşviki, fide teşviki, girdi maliyetlerinin düşürülmesi, ihracat potansiyelinin artırılarak değer kazandırılması olabilir” ifadelerini kullandı. “ÇİVİ BİLE ÇAKTIRILMAMASI LAZIM” Alana Avokado Üreticileri Birliği Başkanı Hilmi Sevilgen de, “Tarım politikası ile ilgili bazı politikaların gözden geçirilmesi lazım. Özel alanlar oluşturulması lazım. Tropikal bölgelerden örnek verecek olursak buralar sadece Alanya, Gazipaşa, Anamur’da var. Çayın yetiştiği Rize, antep fıstığını yetiştiği Gaziantep var. Devletin bu gibi özel bölgeleri koruma altına alması lazım. Bu bölgelere değil inşaat çivi bile çaktırılmaması lazım. Tavuk kümesi bile yaptırılmaması lazım. Çünkü kaybedilen tarım alanı bir daha geri gelmeyecek. Alanya’da Oba, Mahmutlar, Kestel kaybedildi. Bu alanlar Türkiye’nin nadir toprak yapısı olan, avokado, mango gibi tropikal ürünlerin yetiştiği alanlar. Buraya beton döküyorsun, yok ediyorsun. Sen burayı bir daha bulamayacaksın. Bina yapılacaksa Güzelbağ’a, Çamlıca’ya yapılabilir. Şu anda bina yapılacak alanlarda tarım yapacağız diye uğraşıyoruz. Oba’da sulama suyu var. Borusu döşeli halde her şeyi var. Ağaçlar yetişmiş durumda. Şimdi ağaçları sökülüyor, sulama suyu kanalını yok ediyorsun. İmamlı’ya, Hocalı’ya, Yeşilöz’e boru hattını geçirmek için uğraşıyorsun. Binaların bu mahallelere yapılması lazım. Niye hazır halde olan bahçe söktürülüyor? Su sistemi kurulu halde olan bir yer niye yok ediliyor? Biz dağları, taşları tarım arazisi yapacağız diye uğraşıyoruz. Tarım arazisi olan yerlere de bina yapacağız diye uğraşıyoruz. Buna acil bir çözüm bulunması lazım. Tarım arazileri özellikle ağaç olan yerlerin kesinlikle sökülmemesi lazım. Örneğin Zeytin Kanunu var. Tapuda zeytinlik yazıyorsa oradaki ağaçları sökemiyorsun. Devletin narenciye bahçesi, avokado, ve bahçe yazan hiçbir yeri söktürtmemesi lazım” dedi.

Antalya’da Sel Zararı 3 Milyar TL’ye Ulaşabilir Haber

Antalya’da Sel Zararı 3 Milyar TL’ye Ulaşabilir

Antalya'da son dönemde art arda yaşanan sel, hortum ve fırtına nedeniyle birçok bölgede özellikle sera alanlarında büyük zarar oluştu. 14 bin hektar alanda zarar meydana geldiğini belirten Ziraat Mühendisleri Antalya Şube Başkanı Ebru Kaçın, "Şu ana kadar hasar tespiti yapılan sera ve bahçelerdeki maddi zarar 1 milyar TL, 500 milyon TL de TARSİM ekiplerinin tespiti var. Bu 14 bin hektarlık alandaki hasar tespitleri henüz tamamlanmadı ve devam ediyor. Toplamda 3 milyar TL'yi bulacağını tahmin ediyoruz" dedi. Antalya'nın örtü altı tarımın yoğun olduğu Kaş, Demre, Kumluca, Finike, Kemer, Serik, Aksu, Manavgat, Alanya ve Gazipaşa gibi ilçelerinde geçen bir ayda çeşitli zamanlarda yaşanan şiddetli yağış, fırtına, hortum ve sel felaketleri nedeniyle ciddi miktarda zarar oluştu. Birçok seranın yıkıldığı ve plastik örtülerinin yırtıldığı felaket sonrasında hem seralar hem içindeki biber ve domates gibi ürünler zarar gördü. Ziraat Mühendisleri Antalya Şube Başkanı Ebru Kaçın, seralar ve bahçelerde oluşan hasar boyutlarıyla ilgili çok hızlı çalışmalar yapıldığını belirterek, "Bir yandan tarım eksperleri, diğer yandan Tarım ve Orman İl Müdürlüğümüz hasar tespiti çalışmalarına katıldı. Oldukça yaygın ve geniş bir sahada hasarımız var. Bunların bir kısmı sera, bir kısmı da açık. 2 bin 519 çiftçimizin 14 bin hektar alanında hasar belirlendi. Şu ana kadar hasar tespiti yapılan sera ve bahçelerdeki maddi zarar 1 milyar TL, 500 milyon TL de TARSİM ekiplerinin tespiti var. Bu 14 bin hektarlık alandaki hasar tespitleri henüz tamamlanmadı ve devam ediyor. Toplamda 3 milyar TL'yi bulacağını tahmin ediyoruz" dedi. “Bazı seralar girilebilecek halde değil” Sel basan seralara yoğun çamur nedeniyle girilemediğinden hasar tespitlerinin tamamlanamadığını aktaran Ebru Kaçın, "Ekipler sel, su baskını yaşanan seralarda hasar işlemlerini tamamlamadılar, gün veriyorlar. Çünkü bazı seralar girilebilecek halde değil henüz. Girdiğimiz zaman batabiliriz. O yüzden hasar çalışmasını sağlıklı yapabilmek adına TARSİM eksperleri hasarlarını henüz tamamlamadı. 20- 25 gün daha sürer. Tamamladıkları zaman ortaya daha net rakamlar çıkacaktır. Tabii il genelindeki bu zararın sebebi tek yağış değil, 3- 4 seferde çok yüksek miktarda yağış aldık" diye konuştu. Sele maruz kalan ürünler hastalandı Sel suları nedeniyle yoğun yağış alan seralardaki bitkilerin öldüğü ve hastalandığını kaydeden Ebru Kaçın, "Yoğun su baskını olan yerlerde patojenler bitkiyi etkiliyor ve hastalık başlıyor. Örneğin domateste kirpiklerine kadar çıkan bir hastalık zararı söz konusu. Bu ürünlerin artık pazar değeri oldukça düştü. İhracata gitme şansı hiç yok. Raf ömrünü kaybetti. Şu saatten sonra bu ürünler ancak salçalık olarak değerlendirilebilir" dedi. Su tahliye desteği talebi Sel felaketlerinde suların çok hızlı şekilde tahliyesinin önemli olduğuna işaret eden Kaçın, TARSİM'den sigortanın bir kısmının sel, su baskını hasarı gerçekleştikten sonra üreticiye bedel olarak ödenmesinin tekrar değerlendirilmesini istiyoruz. Çünkü sel, su baskını girdikten sonra bu suyun hızlı bir şekilde seradan ve alandan uzaklaştırılması gerekir. Bunun için üretici hızlı bir şekilde tekrar işçilik yapıyor. Pompa buluyor, bir şekilde o suyu, betonu kırıyor, bir şekilde o suyu oradan uzaklaştırıyor. Bunun için de TARSİM'den kapsamını geliştirmesini istiyoruz" diye konuştu. “Suyun çok kaldığı noktalarda ağaçlarım öldü” Aksu ilçesi Karaçalı bölgesinde serada domates üretimi yapan çiftçi İsa Rüzgar, Çiftçi Kayıt Sistemi'ne kayıtlı TARSİM sigortalı üretim yaptığını belirterek, "O gün sabah 07.00 sıralarında geldik. Seranın baş tarafı kanal, etrafı komple çevre betonu ve su yükselmeye başladı. Kanallarımız işlenmediği için su yükseldi. Önlem aldık, kapıların ağzını doldurduk, şişirdik. Su yükseldi de yükseldi. Bir süre sonra komple girdi. Betona kadar su çıktı. Ondan sonra 5 su motoru kurdum. 24 saatte suyu tahliye ettim. Tam 24 saatte. Suyun çok kaldığı noktalarda ağaçlarım öldü. Sonrasında daha çok zorlandık. 11 kişi, 12 kişi ilaç attık. Mecbur toplamak zorundaydım. Bir şey vereceğinden değil de mecbur emeğimi almak lazımdı. Bu ürünler çöp. İçinde sağlam kalan ağaçlar da var ama el arabası gitmiyor hiçbir şekilde. 80- 100 metre omuzda tek tek getiriyoruz" dedi.

ATB: Antalya zeytinyağında 2035’e kadar 30 adım belirlendi Haber

ATB: Antalya zeytinyağında 2035’e kadar 30 adım belirlendi

Antalya Ticaret Borsası (ATB), Antalya Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ile Antalya Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü iş birliğinde düzenlenen Antalya Zeytinyağı Çalıştayı’nın sonuç raporu kamuoyuyla paylaşıldı. 1. Antalya Natürel Sızma Zeytinyağı Kalite Yarışması kapsamında gerçekleştirilen çalıştayda, Antalya’nın zeytinyağı potansiyeli çok yönlü olarak ele alındı. Akademisyenler, üreticiler, sektör temsilcileri, turizm paydaşları ve kamu kurumlarının katılımıyla yapılan değerlendirmelerde, Pamfilya döneminden bu yana zeytinyağı üreten Antalya’nın önemli bir potansiyele sahip olduğu vurgulandı. Raporda, kalite, izlenebilirlik, markalaşma ve turizm alanlarında atılacak adımların sektörün geleceği açısından belirleyici olduğu ifade edildi. Zeytinyağında 2035 hedefleri Çalıştay raporunda, Antalya’da zeytin ve zeytinyağı üretim kapasitesinin güçlü olduğu ancak katma değerin artırılması için üretim artışının tek başına yeterli olmadığı belirtildi. Kalite standardizasyonunun ön plana çıkarılması gerektiği vurgulanırken, hasat zamanlaması, analize dayalı gübreleme ve standart budama eğitimlerinin kaliteyi doğrudan etkilediğine dikkat çekildi. Erken hasat uygulamalarının Antalya zeytinyağının premium segmentte konumlanması açısından önemli bir fırsat sunduğu kaydedilen raporda, duyusal analiz paneli ve kalite merkezi kurulması önerildi. Parti bazlı izlenebilirlik sistemi ve QR kodlu etiketleme uygulamalarının tüketici güvenini artıracağı ifade edildi. Yerel çeşit ve çatı marka vurgusu Raporda, Tavşan Yüreği başta olmak üzere Antalya’nın yerel zeytin çeşitlerinin stratejik ürün olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtildi. Coğrafi kimliğin güçlendirilmesinin ihracat birim değerine katkı sağlayacağı ifade edilirken, dökme satış oranının azaltılması ve Antalya için bir çatı marka yaklaşımı geliştirilmesi önerildi. Sağlık ve tağşişle mücadele Yüksek polifenollü üretimin sağlık temelli pazarlamada avantaj sağlayacağı belirtilen raporda, fenolik analiz altyapısının güçlendirilmesinin önemi vurgulandı. Tağşişle mücadelenin sektörel güven açısından kritik olduğu ifade edilirken, küçük üreticilerin markalı satışa yönlendirilmesinin kırsal kalkınmaya katkı sağlayacağı belirtildi. Zeytinyağı rotası ve turizm Antalya’nın güçlü turizm altyapısının zeytinyağı sektörü için önemli fırsatlar sunduğu kaydedilen raporda, zeytin ve zeytinyağı rotalarının oluşturulması, hasat festivalleri, tadım etkinlikleri ve deneyim merkezlerinin kırsal turizmi canlandırabileceği ifade edildi. Otel ve restoranlarda yerel zeytinyağı kullanımının artırılması önerildi. Koordinasyon kurulu önerisi Raporda, üniversite–kamu–sektör iş birliğinin daha kurumsal bir yapıya kavuşturulması gerektiği belirtilerek, Antalya Zeytinyağı Koordinasyon Kurulu kurulması önerildi. 2026–2035 dönemini kapsayan kalite odaklı bir dönüşüm süreciyle Antalya’nın zeytinyağında daha güçlü bir konuma ulaşabileceği görüşü paylaşıldı. Kurum temsilcilerinden değerlendirme ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, raporun Antalya’nın zeytinyağı potansiyelini kalite, kimlik ve katma değer çerçevesinde ele aldığını belirterek, hedeflerinin Antalya zeytinyağını sürdürülebilir ve izlenebilir bir marka haline getirmek olduğunu söyledi. Antalya Tarım ve Orman İl Müdürü Şakir Fırat Erkal ise kalite odaklı üretim, izlenebilirlik ve teknik uygulamaların yaygınlaştırılmasının sektörün geleceği açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.

Muratpaşa’da Tarım Arazileri Afet Ve Maliyet Baskısında Haber

Muratpaşa’da Tarım Arazileri Afet Ve Maliyet Baskısında

Antalya'nın kalbi Muratpaşa, her ne kadar modern şehirleşmenin merkezi olsa da, köklü bir tarım geleneğini de içinde barındırıyor. Ancak 2026 yılı itibarıyla, ilçedeki tarım arazileri hem şehirleşme baskısı hem de son aylarda yaşanan doğal afetlerle zorlu bir sınav veriyor. Muratpaşa, özellikle Güzeloba, Yamansaz ve Erman bölgelerinde hala aktif olarak tarım yapılan alanlara sahip. İlçede geleneksel tarımın yanı sıra belediye destekli kentsel tarım projeleri de öne çıkıyor. Örtü Altı Üretim (Sera): Özellikle kış aylarında sofralarımıza gelen domates, biber ve patlıcan, Muratpaşa'nın sahil kesimlerindeki seralarda yetişmeye devam ediyor. Narenciye: Antalya'nın sembolü olan portakal, limon ve mandalina bahçeleri, yapılaşmaya rağmen Muratpaşa'nın bazı bölgelerinde hala varlığını koruyor. Kentsel Tarım ve Hububat: Muratpaşa Belediyesi'nin başlattığı proje ile boş parsellerde buğday ve mısır ekimi yapılıyor. Hasat edilen ürünler un ve bulgur yapılarak halka dağıtılıyor. Süs Bitkileri: İlçede ihracata yönelik kesme çiçek (karanfil vb.) üretimi de önemli bir yer tutuyor. 2026'da Çiftçinin Gündemi: Afetler ve Artan Maliyetler Şubat 2026 itibarıyla Muratpaşa ve çevre ilçelerdeki çiftçiler, tarihinin en zor dönemlerinden birini yaşıyor. İşte üreticinin çözüm bekleyen temel sorunları 1. Doğal Afetlerin Vurduğu Ağır Darbe Son haftalarda Antalya genelinde etkili olan hortum, fırtına ve aşırı yağışlar, Muratpaşa'daki sera alanlarında da ciddi hasara yol açtı. Seraların plastik örtüleri parçalanırken, su baskınları nedeniyle ürünler dalında çürümeye başladı. Hasar tespit çalışmalarına göre, binlerce dönüm sera alanı üretim dışı kalma riskiyle karşı karşıya. 2. Su Krizi ve Sondaj Maliyetleri İlçedeki tarım alanları büyük oranda yeraltı sularına bağımlı. Ancak su seviyelerinin düşmesi ve elektrik fiyatlarındaki artış, sulama maliyetlerini katladı. Yetkililer, merkezi bir sulama sistemine geçilmemesi halinde bölgedeki küçük aile işletmelerinin sürdürülebilir olmadığını vurguluyor. 3. Girdi Maliyetleri ve Fiyat İstikrarsızlığı Çiftçiler; gübre, ilaç ve mazot fiyatlarının döviz bazlı artışından şikayetçi. Tarlada 10-15 TL olan domatesin, aracı ve lojistik masraflarıyla markette 80-100 TL bandına çıkması, üreticinin "Biz kazanamıyoruz, tüketici pahalı yiyor" isyanına neden oluyor. 4. Şehirleşme Baskısı Muratpaşa'nın hızla büyümesi, tarım arazilerinin imara açılması baskısını artırıyor. Genç neslin tarımdan uzaklaşarak hizmet sektörüne kayması, ilçede "çiftçi nüfusunun yaşlanması" sorununu da beraberinde getiriyor.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.