TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Antalya

AGRONEWS - Antalya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Antalya haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Muratpaşa’da Tarım Arazileri Afet Ve Maliyet Baskısında Haber

Muratpaşa’da Tarım Arazileri Afet Ve Maliyet Baskısında

Antalya'nın kalbi Muratpaşa, her ne kadar modern şehirleşmenin merkezi olsa da, köklü bir tarım geleneğini de içinde barındırıyor. Ancak 2026 yılı itibarıyla, ilçedeki tarım arazileri hem şehirleşme baskısı hem de son aylarda yaşanan doğal afetlerle zorlu bir sınav veriyor. Muratpaşa, özellikle Güzeloba, Yamansaz ve Erman bölgelerinde hala aktif olarak tarım yapılan alanlara sahip. İlçede geleneksel tarımın yanı sıra belediye destekli kentsel tarım projeleri de öne çıkıyor. Örtü Altı Üretim (Sera): Özellikle kış aylarında sofralarımıza gelen domates, biber ve patlıcan, Muratpaşa'nın sahil kesimlerindeki seralarda yetişmeye devam ediyor. Narenciye: Antalya'nın sembolü olan portakal, limon ve mandalina bahçeleri, yapılaşmaya rağmen Muratpaşa'nın bazı bölgelerinde hala varlığını koruyor. Kentsel Tarım ve Hububat: Muratpaşa Belediyesi'nin başlattığı proje ile boş parsellerde buğday ve mısır ekimi yapılıyor. Hasat edilen ürünler un ve bulgur yapılarak halka dağıtılıyor. Süs Bitkileri: İlçede ihracata yönelik kesme çiçek (karanfil vb.) üretimi de önemli bir yer tutuyor. 2026'da Çiftçinin Gündemi: Afetler ve Artan Maliyetler Şubat 2026 itibarıyla Muratpaşa ve çevre ilçelerdeki çiftçiler, tarihinin en zor dönemlerinden birini yaşıyor. İşte üreticinin çözüm bekleyen temel sorunları 1. Doğal Afetlerin Vurduğu Ağır Darbe Son haftalarda Antalya genelinde etkili olan hortum, fırtına ve aşırı yağışlar, Muratpaşa'daki sera alanlarında da ciddi hasara yol açtı. Seraların plastik örtüleri parçalanırken, su baskınları nedeniyle ürünler dalında çürümeye başladı. Hasar tespit çalışmalarına göre, binlerce dönüm sera alanı üretim dışı kalma riskiyle karşı karşıya. 2. Su Krizi ve Sondaj Maliyetleri İlçedeki tarım alanları büyük oranda yeraltı sularına bağımlı. Ancak su seviyelerinin düşmesi ve elektrik fiyatlarındaki artış, sulama maliyetlerini katladı. Yetkililer, merkezi bir sulama sistemine geçilmemesi halinde bölgedeki küçük aile işletmelerinin sürdürülebilir olmadığını vurguluyor. 3. Girdi Maliyetleri ve Fiyat İstikrarsızlığı Çiftçiler; gübre, ilaç ve mazot fiyatlarının döviz bazlı artışından şikayetçi. Tarlada 10-15 TL olan domatesin, aracı ve lojistik masraflarıyla markette 80-100 TL bandına çıkması, üreticinin "Biz kazanamıyoruz, tüketici pahalı yiyor" isyanına neden oluyor. 4. Şehirleşme Baskısı Muratpaşa'nın hızla büyümesi, tarım arazilerinin imara açılması baskısını artırıyor. Genç neslin tarımdan uzaklaşarak hizmet sektörüne kayması, ilçede "çiftçi nüfusunun yaşlanması" sorununu da beraberinde getiriyor.

Zeytinlik alan Antalya’da 20 yılda 2 kat arttı Haber

Zeytinlik alan Antalya’da 20 yılda 2 kat arttı

1. Antalya Natürel Sızma Zeytinyağı Kalite Yarışması kapsamında düzenlenen çalıştaya Antalya Ticaret Borsası Başkan Vekili Halil Bülbül, Antalya Tarım ve Orman İl Müdür Yardımcısı İbrahim Irmak, Antalya Kültür ve Turizm İl Müdür Yardımcısı İlknur Selçuk Köker, Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, akademisyenler, uzmanlar, üreticiler ve sektör temsilcileri katıldı. Antalya Ticaret Borsası Başkan Vekili Halil Bülbül, Zeytinyağının sadece bir gıda ürünü olmadığını vurgularken, "Zeytinyağı sağlıktır, kültürdür, çevredir hem gelenek ve hem de gelecektir. Yerel çeşitlerimize, toprağımıza ve üreticimize sahip çıktığımız sürece; Antalya, zeytinyağında kaliteyle anılan bir merkez olacaktır" dedi. Bülbül, zeytin ve zeytinyağının Antalya için sadece bir üretim konusu değil, aynı zamanda bir kimlik meselesi olduğunu söyledi. Bülbül, dünyada zeytinyağı üretiminin 3,5 milyon ton düzeyinde olduğunu, dünya nüfusu dikkate alındığında kişi başına yaklaşık 450 gram zeytinyağı düşmesi gerektiğini kaydetti. "Zeytinyağı üretimimiz 310 bin ton, tüketimimiz az" Türkiye'de zeytinyağı üretiminin 310 bin ton civarında olduğunu, buna göre kişi başı yaklaşık 3,5 kilogram zeytinyağı düşmesi gerektiğini belirten Halil Bülbül, "Buna karşın kişi başına fiilî tüketimimiz 2-2,5 kilogram seviyesindedir. Yani dünya ortalamasının üzerinde olmakla birlikte, Yunanistan, İspanya ve İtalya gibi Akdeniz ülkelerinde 8 ila 12 kilograma ulaşan tüketimin gerisindeyiz. Bu tablo bizlere, üretim gücümüzle birlikte iç tüketimi ve kalite bilincini artırmamız gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır" diye konuştu. "Türkiye zeytinyağında dünyada ilk 5'te" Artık rekabetin miktar üzerinden değil, kalite ve katma değer üzerinden yürüdüğüne dikkat çeken Bülbül, "Türkiye, zeytin ve zeytinyağında dünyanın ilk 5 ülkesinden biridir. Ancak son yıllarda üretimde yaşanan dalgalanmalar, iklim değişikliği ve artan maliyetler; bize yeni bir yol haritasına ihtiyaç duyduğumuzu göstermektedir. Bu yol haritasının merkezinde istikrarlı verim, doğru tarımsal uygulamalar ve yüksek kalite yer almak zorundadır" şeklinde konuştu. Antalya'nın zeytin ve zeytinyağı potansiyelinin yüksek olduğunu kaydeden Bülbül, "Erken hasat imkanımız, kaliteli üretime son derece uygun ekolojik şartlarımıza ve tecrübeli işletmelerimiz bulunmaktadır. Ancak aynı zamanda su stresi, periyodisite ve iklim kaynaklı risklerle de karşı karşıyayız. Ağaç varlığımız artarken üretimde istikrarı henüz sağlayamamış olmamız, bu dönüşümün artık bir tercih değil, zorunluluk olduğunu açıkça ortaya koymaktadır" ifadelerini kullandı. Antalya Ticaret Borsası olarak daha kaliteli, daha nitelikli ve izlenebilir bir üretime katkı sağlama hedefinde olduklarını söyleyen Bülbül, "Bu dönüşümün en güçlü aktörü ise hiç şüphesiz toprağın başındaki üreticimiz ve zeytinyağı işletmelerimizdir. Üreticimiz doğru bakımı ve budamayı yaptığında, doğru zamanda hasat ettiğinde, işletmelerimiz doğru şartlarda sıktığında; ortaya çıkan ürün yalnızca daha kaliteli değil, aynı zamanda daha değerli olmaktadır" dedi. "Markalaşmalıyız" Budamadan hasada, sıkımdan ambalajlamaya kadar her aşamanın zincirin halkası olduğunu kaydeden Bülbül, "Bu zincirin herhangi bir halkası zayıf kaldığında, ortaya çıkan ürün ne pazarda ne de markada karşılık bulur. Antalya'nın ihtiyacı ise; raflarda kimliği olan, hikâyesi olan ve değeriyle anılan zeytinyağı markalarıdır" şeklinde konuştu. Antalya'nın yerel zeytin çeşitlerinin büyük avantajlar sunduğunu, Tavşan Yüreği ve Beylik zeytinlerinin Antalya zeytinciliğinin yerel kalite gücünü temsil ettiğini kaydeden Halil Bülbül, "Coğrafi işaretini aldığımız Tavşan Yüreği zeytininden elde edilen zeytinyağı, yüksek oleokantal ve polifenol içeriğiyle sağlık değeri öne çıkan nitelikli bir üründür. Manavgat yöresinin Beylik zeytini ise doğru üretim uygulamalarıyla premium kalite ve yüksek katma değer potansiyeli taşımaktadır" diye konuştu. "ATB olarak zeytine özel önem veriyoruz" Kamu, üniversite, üretici ve sektör temsilcilerini bir araya getiren Zeytinyağı çalıştayının son derece kıymetli olduğunu dile getiren Bülbül, "Çünkü biliyoruz ki, ortak akıl olmadan ortak başarı olmaz" dedi. Antalya Ticaret Borsası olarak zeytin ve zeytinyağına özel önem verdiklerini vurgulayan ATB Başkan Vekili Halil Bülbül, "Kaliteyi merkeze alan, üreticiyi güçlendiren, yerel çeşitleri koruyan ve katma değeri artıran her adımda öncü rol üstlenmeye kararlılıkla devam edeceğiz. Bu yıl ilk kez düzenleyeceğimiz Natürel Sızma Zeytinyağı Kalite Yarışması da bu vizyonun somut bir yansımasıdır. Ancak bu dönüşümün kalıcı olabilmesi için; kaliteyi önceleyen üreticinin desteklendiği, katma değerli üretimi teşvik eden, iklim risklerini dikkate alan sektöre özgü politika setlerinin kararlılıkla hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır" şeklinde konuştu. Bülbül, çalıştayın sektör için yol gösterici, sonuç alıcı ve kalıcı çıktılar üretmesi dileğinde bulunurken, katkı sunan tüm kurumlara ve katılımcılara teşekkür etti. Antalya'da zeytinlik alan 20 yılda 2 katına çıktı Antalya Tarım ve Orman İl Müdür Yardımcısı İbrahim Irmak, üretiminden toplanmasına, sıkımından depolanmasına kadar zeytin ve zeytinyağının özenle işlenmesi gereken bir ürün olduğunu kaydetti. Sadece üretmek değil, üretilen üründen elde edilen gelirin de artırılması gerektiğini söyleyen Irmak, "Antalya'nın zeytinyağını üst noktaya taşımamız lazım" dedi. Son 20 yılda Antalya'da zeytinlik alanın 2 katına çıktığını kaydeden İbrahim Irmak, "Bu ivme devam ediyor. Ziraat odaları fidan dağıtmaya yetişemiyorlar. Bu topraklar zeytinin öz yurdu. Bu topraklarda zeytin çubuğunu yere bıraksak fidana dönüşüyor, birkaç yıl sonra zeytin vermeye başlıyor. Antalya'nın bu potansiyeli değerlendirilmeli" diye konuştu. Kentteki bütün aktörlerin içerisinde yer aldığı bir çalıştay düzenlediklerini kaydeden Irmak, yürütülen çalışmalarla Antalya'nın zeytinyağında marka olma yolunda ilerlediğini söyledi. Dünya zeytinyağı oskarlarının Antalya'da düzenlenmesini hayalini dile getiren İbrahim Irmak, "Dünya kenti Antalya'mız bunu başarabilir" dedi. "Zeytinyağı turizme kazandırılmalı" Antalya Kültür ve Turizm İl Müdür Yardımcısı İlknur Selçuk Köker, zeytin ve zeytinyağının kültürün emeğin ve hafızanın bir parçası olduğunu kaydetti. Çalıştayda zeytinyağının, sağlıktan markalaşmaya kadar geniş çerçevede konuşulmasının çok önemli olduğunu söyleyen Köker, "Çalıştayın kalıcı çıktılar vereceğine inanıyoruz" dedi. Gastronomi unsuru olan zeytinyağının markalaşmasının ve turizme kazandırılmasının önemini vurgulayan Köker, çalıştayın düzenlenmesinde emeği geçen, katkı sağlayan herkese teşekkür etti. "Zeytinyağının önemi anlaşıldı" Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, bir dönem "kokuyor, sağlıksız" diye zeytinyağının suçlu ilan edildiğini söylerken, "Artık zeytinyağımızın önemini ve sağlık açısından değerini anladık. Antalya'da zeytin ve zeytinyağı gerçeği vardır, zeytinyağımızı markalaştırmalıyız. Çalıştayda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" dedi. Zeytin ve zeytinyağına dair bilimsel, ekonomik ve kültürel başlıkların gündeme geldiği çalıştayda, üretimden tüketime, ticaretten markalaşmaya kadar geniş bir yelpazede sunumlar yapıldı.

Dijital İnsan Zirvesi Antalya’da Gerçekleşti Haber

Dijital İnsan Zirvesi Antalya’da Gerçekleşti

Dijital çağın insan üzerindeki etkileri ve sosyal medyanın geleceği, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) ile Akdeniz Reklamcılar Derneği (ARD) iş birliğinde düzenlenen “Dijital İnsan: Sosyal Medyanın Geleceği – Geleceğin Sosyal Medyası” başlıklı zirvede ele alındı. ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen etkinlik, yoğun katılımla Antalya’da düzenlendi. Antalya'da Dijital Dönüşüm: ATSO ve ARD'den Yapay Zeka Destekli Zirve Zirveye; ATSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hakan Pakalın, Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Murat Totoş, Yönetim Kurulu Üyeleri Özgür Karagöz, Mustafa Yayla ve Behçet Ülker, Meclis Katip Üyesi Göktuğ Şahin, Akdeniz Reklamcılar Derneği (ARD) Başkanı Emre Noyan, ARD Yönetim Kurulu Üyeleri Gizem Cantürk, Esra İmre Kılıç, Fulya Sarman, TOBB Antalya Kadın Girişimciler Kurulu İcra Komitesi Başkanı Serap Kocaoğlu’nun yanı sıra akademisyenler, iş dünyasının temsilcileri ve çok sayıda öğrenci katılım sağladı. Prof. Dr. Uğur Batı’nın küratörlüğünde düzenlenen zirvede; dijitalleşme, sosyal medya, algı yönetimi, yapay zekâ ve insan psikolojisi arasındaki ilişki, farklı disiplinlerden uzman isimler tarafından ele alındı. Katılımcılar, dijital dünyada insanın yalnızca bir kullanıcı değil, aynı zamanda aktif bir özne olarak nasıl konumlandığını tartışma fırsatı buldu. Zirvenin açılış konuşmasını yapan ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman, etkinliğin yalnızca bir toplantı değil, bireyin kendisini ve dijital dünyadaki konumunu sorguladığı önemli bir farkındalık çalışması olduğunu vurguladı. Dijitalleşme ve teknolojiye dikkat çeken Hacısüleyman, “Bilgiye ulaşmak için kullandığımız dijital araçları bugün kendimizden bilgi vermek için kullanıyoruz. Sosyal medya, gerçeklikle kendi yarattığımız gerçeklik arasındaki farkı giderek daha görünür hâle getiriyor” dedi. Yapay zekâ ve otomasyonun iş dünyasındaki etkilerine de değinen Hacısüleyman, teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin insan faktörünün vazgeçilmez olduğunu ifade etti. ATSO ve ARD ortaklığında düzenlenen zirvenin bir özelliği de, zirvenin yapay zeka küratörlüğü ile gerçekleşmiş olmasıydı. Etkinlik kapsamında gün boyunca alanında uzman isimler, sosyal medyanın insan, toplum ve teknoloji üzerindeki etkilerini farklı başlıklar altında değerlendirdi. Davranış bilimci, akademisyen ve yazar Prof. Dr. Uğur Batı, “Sosyal Medya Çağında İnsana Ne Olacak?” başlıklı sunumunda dijital çağın insan davranışları üzerindeki dönüştürücü etkilerine dikkat çekti. Osman Demircan ise “Sosyal Medya Nereye Evriliyor? Platformdan Ekosisteme Dönüşüm” başlığıyla sosyal medyanın çok katmanlı bir yapıya evrildiğini anlattı. Günün ilk paneli olan “Sosyal Medyanın Geleceği, Geleceğin Sosyal Medyası” oturumunda; Khan Akademi Genel Müdürü Alp Köksal, dijital toplulukların yeni sosyal yapılar oluşturmadaki rolünü ele aldı. Yazar, uygulamacı fütürist ve Türkiye Teknoloji Liderleri üyesi Devrim Danyal, yapay zekânın iletişim biçimlerimizi nasıl dönüştürdüğünü anlattı. Psikolog, akademisyen ve yazar Prof. Dr. Bilge Uzun ise çocukların sosyal medya ile kurduğu ilişkinin psikolojik ve gelişimsel boyutlarını değerlendirdi. Microsoft MVP Ömer Çolakoğlu, yapay zekânın iş dünyası ve yaratıcılık alanındaki güncel kullanım örneklerini katılımcılarla paylaştı. Zirvenin son bölümünde gerçekleştirilen “Sosyal Medya Bağımlılık mı, Bağlılık mı?” başlıklı panelde; Nörolog, yazar ve beyin felsefecisi Dr. Timur Yılmaz sosyal medyanın beyin üzerindeki etkilerini ele alırken, yazar ve bilim insanı Murat Kaplan dijital mecralarda tanıklık ve sorumluluk kavramlarını değerlendirdi. Yazar, genetik uzmanı ve Marmara Üniversitesi Dekanı Prof. Dr. Korkut Ulucan ise sosyal medyanın biyolojik ve genetik etkilerine dair önemli değerlendirmelerde bulundu. “Dijital İnsan” zirvesi, dijital çağda bireyin, toplumun ve teknolojinin kesişim noktasına ışık tutan kapsamlı içeriğiyle katılımcılardan büyük ilgi gördü.

Sel sonrası Antalya’da hasar tespiti yapılıyor Haber

Sel sonrası Antalya’da hasar tespiti yapılıyor

Antalya'nın Kumluca ilçesinde dün akşam ve gece etkili olan sağanak yağış, tarım alanlarında ve yerleşim bölgelerinde ciddi hasara neden oldu. İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, selin vurduğu bölgelerde hasar tespit çalışmalarına başladı. İlçede çok sayıda sera ve bahçedeki ürünler zarar gördü. Özellikle patlıcan, domates, biber ve salatalık üreticileri yağıştan büyük ölçüde etkilendi. Evini su basan ve arazileri zarar gören Fatma Devecioğlu, "Çok zor durumdayız. Ekili alanlarımız zarar gördü. Başka gelirim yok. Yetkililerden yardım istiyoruz. Ben astım hastasıyım, evim çamur doldu. Nasıl temizleyeceğimi bilmiyorum" dedi. Üreticilerden Hüseyin Uysal ise serasındaki büyük zarar nedeniyle gözyaşlarına hakim olamayarak, "600 bin lira borçla sezona girdim. Ben bittim artık. Ekili sebzelerim zarar gördü" diye konuştu. Selin ardından temizlik ve hasar tespit çalışmaları sürüyor Belediye ekipleri, derelerde sürüklenip biriken ağaç dalları ve atıkları temizleyerek suyun çekilmesine yardımcı oldu. Su birikintisi nedeniyle evlerine ulaşamayan vatandaşların bazıları iş makineleriyle alınırken, bazıları botla tahliye edildi. Sel basan evlerin çoğunda eşyaların kullanılamaz hale geldiği görüldü. Kumluca Kaymakamı Bahadır Güneş, ilçede toplam bin 500 dönümlük alanın yağıştan olumsuz etkilendiğini belirterek, "45 vatandaş uygulama otelinde misafir ediliyor. 17 ev selden etkilendi. Gübre, yem ve inşaat malzemelerinin bulunduğu 6 depo zarar gördü. Evleri zarar gören vatandaşlara Sosyal Yardımlaşma Vakfı tarafından barınma ve gıda temini için 20 bin TL destek verildi" dedi. Bölgede hasar tespit çalışmaları ve temizlik çalışmaları sürüyor.

Zeytinyağı kalite yarışmasına başvurularda son gün 15 Ocak Haber

Zeytinyağı kalite yarışmasına başvurularda son gün 15 Ocak

Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü, Antalya Ticaret Borsası, Antalya Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü ve BATEM iş birliğiyle düzenlenen yarışma, üreticiyi teşvik etmeyi, bilgi ve bilinç düzeyini artırmayı, hatalı uygulamaları azaltmayı ve yüksek kaliteli zeytinyağı üretimini desteklemeyi hedefliyor. Dereceye girenlere ekipman desteği Yarışmada yer alacak zeytinyağları, tat, koku, meyvemsi, acılık ve yakıcılık dengesini içeren duygusal analiz ile serbest yağ asidi, polifenol değerini içeren kimyasal analiz kriterlerine göre jüri tarafından değerlendirilecek. Değerlendirme sonucunda en yüksek puanı alan zeytinyağlarına, Altın, Gümüş ve Bronz Madalya Beratları verilecek. Yarışmada dereceye girenlere, zeytin silkme makinesi, zeytin sıkım tankları, budama makası, eldiven, testere, bordo bulamacı gibi ekipmanlar hediye edilecek. Yarışmaya katılmak isteyen üreticiler, 15 Ocak gününe kadar numunelerini Antalya Tarım ve Orman İlçe Müdürlükleri'ne ulaştırabilecek. Yarışmada dereceye girenlere ödülü Side Antik Kenti'nde takdim edilecek. Yarışma öncesinde zeytinin tarihi gelişiminden ekonomisine kadar pek çok konunun ele alınacağı geniş kapsamlı çalıştay düzenlenecek. "Antalya zeytinde parlayan merkez" Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, zeytinin binlerce yıldır Akdeniz kültürünün ayrılmaz parçası olduğunu belirtirken, Pamfilya döneminden bu yana Antalya'nın zeytin ve zeytinyağı üretiminde öne çıkan bir bölge olduğunu kaydetti. Bereketin, sağlığın ve ölümsüzlüğün simgesi olan zeytinin aynı zamanda bir yaşam biçimi olduğunu söyleyen Çandır, "Antalya, iklimi, bereketli toprakları ve bilinçli üreticileriyle yeniden zeytinciliğin parlayan merkezlerinden biri haline geliyor. Hedefimiz üreticimizin daha kaliteli ürünü üretmesi, tüccarın da kaliteli ürünleri pazara sunmasını sağlamaktır" dedi. Hedef zeytinde kalite ve rekolte Tarım ve Orman İl Müdürü Şakir Fırat Erkal, dünyada zeytin ağaç varlığının yüzde 90'ının Akdeniz kıyısındaki ülkelerde yer aldığını belirtirken, Türkiye'nin zeytin üretiminin yaklaşık 4 milyon ton olduğunu bunun 77 bin tonunu Antalya'nın ürettiğini kaydetti. Erkal, dünya zeytinyağı üretiminin yaklaşık yüzde 15'ini 475 bin ton ile Türkiye'nin karşıladığına dikkat çekerken, Antalya'nın üretiminin ise 7 bin ton civarında olduğunu söyledi. Yarışma ile Antalya'nın verimli ve kaliteli zeytin üretimini artırmayı hedeflediklerini belirten Erkal, "Yarışmayla hasattan sofraya kadar üreticilerimizin yaptığı hatalı uygulamaları azaltmak, bilgi paylaşımını artırmak ve kaliteyi sürdürülebilir hale getirmek istiyoruz. Antalya'daki tüm üreticilerimizin bu yarışmaya katılarak ürünlerini ulusal ve uluslararası standartlarda değerlendirme fırsatı bulacağına inanıyoruz" dedi. "Zeytinyağı Antalya'nın simgesi olsun" Antalya Kültür ve Turizm İl Müdürü Candemir Zoroğlu, zeytin ve zeytinyağının kültürel bir miras olduğunu vurguladı. Zoroğlu, yarışma ile zeytinyağının markalaşmasında önemli adım atılacağını söylerken, "Antalya'yı ziyaret eden yerli ve yabancı misafirlerin, kentten ayrılırken yanlarında götürebilecekleri, Antalya'yı hatırlatan en özel değerlerden biri zeytinyağıdır. Amacımız, zeytinyağını gastronomi turizminin ve yerel kimliğin ayrılmaz bir parçası haline getirmek, bu doğal değeri kentin simgeleri arasına taşımaktır" dedi.

Antalya’da 250 Endemik Bitki İçin Koruma Vurgusu Haber

Antalya’da 250 Endemik Bitki İçin Koruma Vurgusu

Antalya Büyükşehir Belediyesi nikah salonunda düzenlenen panelde, Antalya’da bulunan kritik derecede tehlike altındaki nadir ve hassas bitki türlerine ilişkin güncel veriler paylaşıldı. Akademisyenler, kentte tespit edilen endemik, hassas ve kritik olarak tehlike altında bulunan bitki türlerine dair güncel araştırma sonuçlarını paylaştı. Özellikle iklim değişikliği, kontrolsüz arazi kullanımı ve yangın risklerinin bölgedeki biyolojik çeşitlilik üzerindeki etkileri detaylı olarak ele alındı. Kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve ekolojik çalışmalara katkı sunan paydaşların katılımıyla gerçekleşen etkinlikte, bitki biyoçeşitliliğinin korunmasına yönelik örnek uygulamalar ve belediyenin sahada yürüttüğü çalışmalar ele alındı. Etkinliğe katılan uzmanlar, bitki türlerinin karşı karşıya olduğu tehditlere karşı bilimsel ve kurumsal iş birliklerinin güçlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Panelde biyoçeşitliliğin korunmasına yönelik mevcut yasal çerçeveler, izleme yöntemleri, koruma planları ve dünyadaki iyi uygulama örnekleri üzerinden değerlendirmeler yapıldı. Endemik türlerin merkezi Antalya Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Çiğdem Hacıoğlu, panelin açılışında Antalya’nın endemik bitki konusundaki zenginliğine vurgu yaparak, "Antalya, Türkiye’de endemik bitkileri içinde barındıran çok güzel bir coğrafya. Yok olmaya yüz tutmuş birçok bitki türünü de aynı şekilde bu coğrafya muhafaza etmektedir. Ben Antalya Lara bölgesinde kum zambaklarını görerek büyüdüm. İnşallah torunlarımın da görmesini çok arzu ediyorum. Bu yüzden de bitki çeşitliliğimizi ve endemik türlere sahip çıkmayı çok önemsiyorum. Hakikaten var olan zenginliklerimize sahip çıkmak bizim için çok önemli. Eminim bu panel de bu konuların ne kadar önemli olduğunu ortaya çıkaracaktır" dedi. Hacıoğlu, Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin dünya çapında bir ödül olan Yeşil Bayrak Ödülü’ne layık görüylesinin mutluluğunu yaşadığının da altını çizdi. Akademisyen ve uzmanlardan bilimsel sunumlar "Antalya’nın Floristik Zenginliği ve Koruma Önerileri" başlıklı bir sunum yapan Akdeniz Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Gökhan Deniz, dünyada 250 endemik bitkinin Antalya dışında hiçbir yerde yetişmediğini belirtti. Prof. Dr. Deniz, "Antalya bize biyoçeşitlilik bakımından inanılmaz bir zenginlik sunuyor. Tabii ki bunları hummalı çalışmalarla geleceğe taşımalıyız. Türkiye’de şu an 10 bin bitki türü var. 3 bin tanesi dünya üzerinde sadece Türkiye’de yetişiyor. Bunlardan 750 tanesi Antalya’da ve Türkiye’de yetişen türler. Fakat 250 tanesi Antalya dışında hiçbir yerde yetişmiyor. Avrupa’da insanlar ellerinde olan endemik türleri geleceğe yansıtmak için dönümlerce yer tahsis ediyorlar. Ekolojik köprüler yapıyorlar. Akla gelebilecek birçok çalışmayı ortaya koyuyorlar. Biz de bu çalışmaları geçebilecek birçok çalışma gerçekleştiriyoruz. Yeşil Bayrak Ödülü de bu başarılardan bir tanesi" diyerek Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne bu prestijli ödülü Antalya’ya kazandırdıkları için teşekkür etti. Geleceğe yönelik ortak hedefler Panelde bir diğer ilgi çekici başlık ise Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü’nde görev yapan Ziraat Mühendisi Dr. Ahu Çınar’ın "Antalya’nın Doğal Sofrası: Yenilebilir Otlar" konulu sunumu oldu. Katılımcılar, Antalya’da yenilebilir otları öğrendikten sonra Antalya özelinde biyoçeşitlilik araştırma ve izleme projelerinden örneklerin sunumunu yapan Antalya Orkidelerini ve Biyoçeşitliliği Koruma Derneği Üyesi Peyzaj Yüksek Mimarı Pınar Kınıklı’nın sunumu sayesinde biyoçeşitlilik ile ilgili yapılan çalışmalar hakkında bilgi sahibi oldu. Panel sonunda Antalya’da bitki biyoçeşitliliğinin korunması adına uygulanabilecek güncel ve sürdürülebilir yöntemler üzerine fikir alışverişinde bulunuldu. Katılımcılar, özellikle eğitim, farkındalık çalışmaları ve doğal alanların korunmasına yönelik yeni projelerin geliştirilmesi konusunda görüş bildirdi. Etkinliğin gelecekte yapılacak bilimsel ve kurumsal çalışmalara önemli bir zemin hazırladığı ifade edildi.

Tropikal Meyve Üretimi, Alanya’da İhracata Hazırlanıyor Video Galeri

Tropikal Meyve Üretimi, Alanya’da İhracata Hazırlanıyor

Tropikal Meyve Üreticileri Birliği Başkanı Ali Hüddoğlu, Antalya'nın Alanya ilçesi ve çevresinde tropikal meyve üretiminin hızla arttığını belirterek, bölgenin artık iç piyasadaki ihtiyacı karşılar seviyeye geldiğini, ihracat için gerekli altyapının oluşmaya başladığını söyledi. Özellikle avokado, mango, papaya ve ejder meyvesine yurt dışından yoğun talep olduğunu ifade eden Hüddoğlu, üretimin her yıl istikrarlı şekilde yükseldiğine dikkat çekti. Akdeniz'in önemli tropikal meyve üretimi havzasında yer alan Alanya'da üretim artarak devam ediyor. 40 bine yakın üreticinin bulunduğu ve 2 bin ton civarında üretimin gerçekleştirildiği Alanya'da tropikal meyveler ihracata hazırlanıyor. Yapımı tamamlanan Payallar Mahallesi'ndeki yeni halin açılmasıyla ihracat potansiyelinin artması, ihracatçı tüccarların da bölgeye gelerek Alanya ve ülke ekonomisine katkı sağlaması bekleniyor. Tropikal meyvelere talep çok Alanya'da yetişen tropikal meyvelerin ihracat taleplerinin arttığını belirten Alanya Tropikal Meyve Üreticileri Birliği Başkanı Ali Hüddoğlu, "Alanya'mızda tropikal meyve üretimi artarak devam ediyor. Bölgemizde yetiştirdiğimiz muz ve avokadomuz, ülkemizin ihtiyaçlarını karşılayacak duruma geldi. Artık yavaş yavaş ihracat boyutunu düşünmeye başladık. Burada avokado, mango, papaya ve ejder gibi ürünlerimize yurt dışından talep yoğunlaşmaya başladı. Burada üretim hızlı bir şekilde artıyor. Yetkililerden ricamız özellikle bizim yerli üreticimizin ürettiği ürünlerin hasat zamanında ithal ürünlere bir kısıtlama getirilmesini talep ediyoruz. Bizim burada işletme maliyetimiz yoğun olduğu için ürünümüz para ederse biz üretime devam ederiz'' dedi. Turizm ve tarım iç içe Turizm ve tarımın aynı anda yapıldığı tek yerin Alanya olduğunu söyleyen Hüddoğlu, "Alanya ölçeğinde baktığımızda turizm ve tarımın iç içe yapıldığı tek şehir. Bizim burada işletme maliyetimiz artıyor. Çalışacak insan bulmakta zorlanıyoruz. Burada günlük yevmiye ise 3 bin ile 3 bin 500 arasında. Bu da bizim işletme maliyetimizi artırıyor. Seralarda çalışmak yoğun bir işçilik gerektiriyor. 40 bin üreticinin olduğu bir şehir. Yeni halimiz hala bitmedi. Yeni hal açıldığında ihracatçı tüccarların hale yoğun bir talebi olacak. Tropikal meyve Alanya, Gazipaşa, Anamur ve Manavgat çanağında yetiştiği için açılacak halimiz ihracat noktasında elimizi güçlendirecektir'' ifadelerini kullandı. Kırsal alanda hırsızlıkların önüne geçilebilmesi için kontrollerin artırılması gerektiğini belirten Hüddoğlu, "Bu tür hırsızlıklar üreticimizin başına geliyor. Biz bu üretimleri daha çok kırsal alanda yaptığımız için geniş alanda her ne kadar kamera koysan da kör noktalar oluyor. Tropikal meyve üretimimiz olduğu alanlarda kontrollerin daha sık yapılmasını ve bu bölgelere kamera takılmasını talep ettik. Olumsuz durumlara karşı üreticilerimizi kayıt altına almak için de gerekli yerlere başvuruda bulunduk'' şeklinde konuştu. Muzun üreticiden çıkış fiyatı ortalama 35 lira olurken, avokado 100 lira, papaya 60 lira, mango 110 liradan alıcı buluyor.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.