TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Gastronomi

AGRONEWS - Gastronomi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gastronomi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Ayvalık, Ara Tatilde Yoğun İlgiyle Dikkat Çekiyor Haber

Ayvalık, Ara Tatilde Yoğun İlgiyle Dikkat Çekiyor

Öğrencilerin ara tatile girmesiyle birlikte son dönemin popüler destinasyonu Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde yoğunluk yaşanıyor. Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, ulaşım avantajı, zeytin hasadının ve sıcak hava etkisiyle deniz suyu sıcaklığının 21 derece olmasından dolayı deniz sezonunun devam etmesinin ara tatil döneminde Ayvalık’ın tercih sebebi olduğunu belirtti. Osmangazi Köprüsü'yle birlikte İstanbul-İzmir otoyolunun açılması, Çanakkale 18 Mart Köprüsü ve Edremit Kocaseyit Havalimanı’nın geçmiş yıllara göre daha aktif olmasıyla birlikte Ayvalık’ta yazın ve bayramlarda nüfus, 70 binden 1 milyona kadar çıkabiliyor. Deniz-kum-güneş ekseninin dışında gastronomi, spor, kültür gibi çeşitli olanaklara sahip olması nedeniyle yılın 12 ayı turizmin yapılmasına imkan tanıyan Ayvalık, öğrencilerin ara tatile girmesi ve sıcaklıkların devam etmesi nedeniyle ailelerin en çok tercih ettiği destinasyon oldu. Ara tatil dönemiyle birlikte Ayvalık’ta yoğunluk yaşandığını belirten bulunan Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, "Türkiye’nin nadide kentlerinden Ayvalık, her mevsim ziyaretçilerini ağırlamaktadır. Bu doğal zenginlik bize zeytinyağı dışında diğer bir gelir kaynağı turizmden faydalanmamamızı da sağlıyor. Her sene Ayvalık’ımızda 400 bine yakın misafir ağırlıyoruz. Bayramlarda bu sayı 1 milyonun üzerine çıkıyor. 14 bin 500 yatağa sahip beş yıldızlı otelden butik otellere kadar herkesin istediğine sahip konaklama seçeneklerimiz mevcut. Misafirlerimizin yüzde 70’ini yerli turist, yüzde 30’unu ise yabancı turist oluşturuyor. Turizmi bu kadar hareketlendiren konulardan bir tanesi Osmangazi ve Çanakkale köprüleriyle birlikte yeni İstanbul-İzmir otoyolu oldu. Böylece Bursa, İzmir, İstanbul gibi şehirlerle mesafelerimiz daha da azaldı. Bu sayede artık sürdürülebilir turizm konusunda daha iddialıyız. Öyle ki hafta sonları yüzde 100 doluluk rakamlarına ulaşabiliyoruz. Biz sadece deniz, kum, güneş lokasyonu değiliz. Aynı zamanda bir kültür-sanat gastronomi tatili sunuyoruz. Bu nedenle de ulaşım avantajımız, havaların sıcak olması, deniz suyu sıcaklığının da 21 olması nedeniyle deniz sezonunun devam etmesi, kültürel ve tarihi dokumuzla ara tatil döneminde ön plana çıktık. Yoğunluk yaşadığımız bu dönemde, zeytin hasadının da devam etmesiyle aileler çocuklarıyla birlikte hem zeytinlikleri dolaşıyorlar hem zeytin sıkımına şahit oluyorlar hem de yeni sezon zeytinyağlarından satın alabiliyorlar" dedi.

Samsun’da Tarım ve Gastronomi Turizmi İçin Eylem Planı Hazırlandı Haber

Samsun’da Tarım ve Gastronomi Turizmi İçin Eylem Planı Hazırlandı

Samsun’un turizm potansiyelini ileriye taşımak amacıyla hazırlanan "Samsun Turizm Eylem Planı" tamamlandı. 14 ana başlıkta şekillenen planla, kentin doğal, kültürel ve gastronomik değerlerinin öncelikli adımlarla geliştirilmesi hedefleniyor. Samsun İl Kültür ve Turizm Müdürü Süleyman Demirtaş, 3 aydır yürütülen planlama sürecinin ardından ortaya çıkan çalışmayı, Gazi Halk Kütüphanesi’nde kurum, kuruluş ve paydaş temsilcileriyle paylaştı. Demirtaş, "Turizm Master Planı’na bağlı olarak Valilik ve Büyükşehir Belediyesi’nin talep ve talimatı doğrultusunda eylem planına dönüştürme çalışmasını 3 ay önce başlattık. Haziran ayından bugüne kadar birçok toplantı yaptık. Turizm konusunda tüm başlıklar altında çalıştık. Projeleri gerçekleştirmek için eylem gerekiyor ve bu manada titiz biz çalışma yürüttük. Eylem planı son aşamada sadeleştirildi ve bugün itibariyle eylem planı tamamlandı. Toplantımızın mahiyeti, ortaya çıkan sonucu paylaşmak" dedi. "Samsun’un doğusunda kalan şehirler birbiriyle yarışıyor" Doğu Karadeniz’deki şehirlerin yayla ve doğa turizminde birbirleriyle yarıştığına dikkat çeken Demirtaş, "Samsun muazzam bir şehir ancak turizmde adımlarını yeni yeni atmaya başlayan bir şehir. Burada çok şey yapılabilir ama önceliklerimiz olmak zorunda. Samsun’u tarif etmekte süslü cümleler kurmaya gerek yok. Olduğu gibi anlatsak bir ortaya güzel bir şehir çıkıyor. Karadeniz’deki turizm hareketliliğine baktığınız zaman Samsun’un doğusunda kalan şehirler birbiriyle yarışıyor. Her gün turizme dair yeni hamleler yapmaya çalışıyorlar. Çünkü yayla ve doğa turizmi ile alakalı belli bir potansiyele ulaşmışlar, onu muhafaza etmek için aksiyon ve fonksiyon kazandırmak istiyorlar. Bizler de Samsun olarak o duruma geldiğimizde ‘bu niye yok, buna neden yer vermedik’ diye bundan sonraki eylem planlarında bulacağız. Bu eylem planında bir önceleme yapmamız gerekiyordu. Çalışmamız bir nevi öncelik çalışması oldu. Toplantılarımızda 14 turizm başlığını 5 ayrı toplantıda değerlendireceğiz. MirasSamsun, Atafest19 ve GastroSamsun turizm başlıklarını ilk toplantıda değerlendirdik" diye konuştu. Atafest19 - Atatürk’ün İzinde Eylem Planı Atafest19 - Atatürk’ün İzinde Samsun başlığında Atatürk’ün Samsun’da kaldığı süre boyunca hatıralarını yansıtan, kent içi ve kent kırsalındaki somut ve somut olmayan unsurları değerlendiren, temaya uygun farklı etkinliklerle zenginleştirilmiş bir festival düzenlenmesi amaçlanıyor. Bu kapsamda 16-25 Mayıs’ın Atafest19 Haftası ilan edilmesi, İstanbul’dan hareket eden gemilerin Samsun’a gelmesi, Uluslararası spor yarışmalarının organize edilmesi, bağımsızlık nöbeti kamp alanlarının kurulması ve Milli Mücadele döneminin giyim kültürünün sergilenmesi gibi birçok faaliyet yürütülecek. Kurtuluş Yolu’ndan geçerken marşlar çalacak Kurtuluş rotasının doğa, kültürel miras, gastronomi, yerel yaşam ve ekoturizm unsurları ile zenginleştirilerek turizm rotası olmasının sağlanması planı kapsamında Kurtuluş Yolu güzergahının ağaçlandırılması ve bu sayede çevreye kötü koku yerine güzel kokuların yayılması, Milli Mücadele dönemine tanıklık etmiş yapıların restorasyonunun yapılması, yaşanmış hikayeler ve adı geçenlerin tanıtıcı görsellerinin güzergahta yer alması, güzergahtaki araçların seyir halindeyken Kurtuluş Yolu’ndan geçtiğini anlaması için sesli marşları çalacak radyo frekansı düzenlemesinin karayolunda yapılması gibi faaliyetler uygulamaya geçilecek. Akşemseddin Hazretleri'nin babası Şerafettin Hamza’nın türbesi yapılacak İnanç Turizmi Rotasının Oluşturulması Planı kapsamında 15 tarihi camiyi kapsayan kara rotasının oluşturulması, yeni inşa edilecek camiler için bu 15 caminin model alınması, Seyyid Kutbiddin Mezarlığı’ndaki tarihi mezar taşlarının inanç turizmi rotasına dahil edilmesi, Fatih Sultan Mehmed Han’ın hocası Akşemseddin Hazretleri’nin babası Şerafettin Hamza’nın türbesinin ve diğer önemli zatların türbelerinin turizm rotasına dahil edilmesi için belediyeler tarafından yapılıp, hayata geçirilmesi ve Karadeniz Bölgesi’nin tek Mevlevihanesi’nin rekonstrüksiyonun yapılması gibi işlemler hayata geçirilecek. İl genelinde bulunan arkeolojik sit alanlarında düzenleme, deneyimleme, ziyarete açma, koruma ve tanıtım gibi çalışmaların yapılması planında da Nerik’in ziyaretçi merkezi yapılması, Asarkale’nin ziyarete açılması, İkiztepe’nin tematik parkının oluşturulması, Amisos’un peyzajının yapılarak yeniden ziyarete açılması, Tekkeköy Arkeoparkı’nın turizme kazandırılması gibi hususlar devreye alınacak. GastroSamsun Eylem Planı GastroSamsun Eylem Planı kapsamında Samsun dijital gastronomi atlası oluşturulacak. Gastronomi alanındaki coğrafi işaretli ürünlerinin sayısı arttırılacak. Tıbbi aromatik bitkiler gastronomi turizmi kapsamında değerlendirilecek. Su ürünleri gastronomi turizmi kapsamında değerlendirilecek. Tarım şehri olan Samsun’da yetiştirilen ve üretilen ürünleri öne çıkaracak farkındalık etkinlikleri yapılacak. Gastronomi alanında sosyokültürel sürdürülebilirliğin sağlanması amaçlanacak. Ot Yemekleri Festivali’nin uluslararası bir festivale dönüşmesi sağlanacak. Restoran olarak hizmet veren geleneksel mimari yapıların müze konsepti restoranlara dönüştürülmesi sağlanacak. UNESCO şehirler ağına gastronomi alanında dahil olmak hedefiyle Samsun’un öncelikle ulusal gastronomi şehirleri arasında yer almasını sağlayacak faaliyetler yürütülecek.

Ayvalık’ta Zeytinyağı Hasadı Ve Turizmde Yeni Dönem Başladı Haber

Ayvalık’ta Zeytinyağı Hasadı Ve Turizmde Yeni Dönem Başladı

Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, "Ayvalık Zeytinyağı, Avrupa Birliği tescil süreci devam eden dünyanın en iyi 3 zeytinyağından biri olarak gösteriliyor. Bu yıl ülkemizde 200-250 bin ton arasında rekolte bekliyoruz. Geçtiğimiz yıldan kalan 200 bin ton devir stokuyla arz sıkıntısı olmayacaktır. 2025-2026 sezonu sıkılan ilk hasat sızma zeytinyağlarımızın nefaseti ve kalitesi mükemmel" dedi. Ayvalık, 2 milyon adede yaklaşan zeytin ağacı varlığı, 1 milyon 180 bin adedinin 300 yaş üzerinde olması ve 600 yaş üzeri 61’i tescilli olmak üzere 81 adet anıt ağacıyla kaliteli zeytinyağının başkenti olarak nitelendiriliyor. Ayvalık aynı zamanda dünyanın en ünlü 3 zeytinyağı noktasından da birisi. Ayvalık Ticaret Odası tarafından ilki 1970 yılında kutlanan "Ayvalık Uluslararası Zeytin, Hasat ve Turizm Festivali", 16-19 Ekim tarihleri arasında 20. kez "Turizmin Değeri Zeytinyağının Başkenti Ayvalık’ta Buluşalım" sloganıyla düzenlenecek. Ayvalık Ticaret Odası, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, Ayvalık Belediyesi ve diğer oda ve kurumlar tarafından desteklenen festival hakkında konuşan Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, "Türkiye 2022-2023 döneminde 150 bin ton ile 725 milyon dolar, 2023-2024 döneminde dünya genelinde 120 ülkeye toplam 75 bin ton zeytinyağı ihraç ederek yaklaşık 506 milyon dolar gelir elde etti. Ayvalık da zeytinyağının hem üretiminde hem de satışında önemli rol alıyor. Türkiye’nin en büyük zeytinyağı ihracatçıları kentimizde bulunuyor ve en önemlisi de yüksek katma değerli ihracatın merkez kenti konumundayız. Ayvalık zeytinyağının Avrupa Birliği tescil süreci devam ederken Ayvalık da Türkiye’de en çok zeytinyağı markasına sahip olan kenti konumundadır. Bu sene Türkiye genelinde 200-250 bin ton arasında rekolte bekliyoruz. Geçen yıla göre sektörümüzde ‘yok yılı’ olarak tabir edilse de geçmiş yıl rekor üretimden devreden 200 bin ton stokumuzla bu yıl herhangi bir arz sıkıntısı oluşmayacaktır. 2025-2026 sezonu sıkılan ilk hasat sızma zeytinyağlarımızın nefaseti ve kalitesi mükemmel. Tüm üreticimize, işletmelerimiz ve ihracatçılarımıza bereketli bir hasat sezonu diliyorum" dedi. Zeytinyağındaki üretim ve fiyat beklentileri karşısında kaliteyi bozan saklama şartlarının iyileştirilmesi, üreticinin, sanayicinin, tüccarın ve ihracatçının yıl boyunca ihtiyacını karşılayacak ve borsasını oluşturacak "Kuzey Ege’de Zeytinyağında Lisanslı Depoculuk" için Balıkesir Valiliği Güney Marmara Kalkınma Ajansı koordinatörlüğünde 9 oda ve borsanın 2 yıldır ortak çalışması ile devam eden projenin yer tahsisinin tamamlandığının altını çizen Uçar, Türkiye’de ilk kez zeytinyağında lisanslı depoculuğun Ayvalık’ta hayata geçeceğini belirtti. Ayrıca Ayvalık, 2026 yılında yalnızca Kuzey Ege’nin değil, Türkiye’nin de fuarcılıkta yeni adresi olmayı hedefliyor. Yeni bir oluşum olan ExpoAyvalık markasıyla bölge; tarım, hayvancılık, gıda, turizm ve denizcilik sektörlerinde uluslararası boyutta yeni bir dönemin kapılarını aralayacak. Avrupalı ve Çinli turistleri hedefliyoruz Ayvalık’ın zeytinyağından sonra ikinci ticaret gelirlerinden biri olan turizm hakkında da bilgi veren Ali Uçar, "Ayvalık, iklimi, yeterli turistik alt yapısı, sayısız ve eşsiz güzellikteki koyları, berrak ve tertemiz suları ile su altı ve su üstü turizmin merkezi olabilecek ideal bir konumdadır. 14 bin 500 yatağa sahip konaklama kapasitesi, dalış turizmine elverişli dalış noktaları, 22 adası, dünyanın sadece iki yerinde yüzeye yakın orman şeklinde görünen kırmızı mercanları, turizmde gastronomisi ile markalaşmış Cunda Adası ve mübadele ile gelmiş olan özellikli bir mutfak kültürüyle gastronominin yıldızı, tarihi kent dokusu, tabiat parkları, eşsiz gün batımı ve birçok özelliğiyle Türkiye’nin nadide kentlerinden Ayvalık, her mevsim ziyaretçilerini ağırlamaktadır. Bu doğal zenginlik bize zeytinyağı dışında diğer bir gelir kaynağı turizmden faydalanmamamızı da sağlıyor. Her sene Ayvalık’ta 400 bine yakın misafir ağırlıyoruz. Bayramlarda bu sayı 1 milyonun üzerine çıkıyor. Biz sadece deniz-kum-güneş bölgesi değiliz. Deniz-kum-güneş ekseninin dışında gastronomi, spor, kültür gibi çeşitli imkanlara sahip olması nedeniyle yılın 12 ayı turizmin yapılmasına imkan tanıyan Ayvalık olarak şimdi de hem Avrupalı hem de Çinli turistler için hazırlık yapıyoruz. Avrupalı ve Çinli turistlerin Kuzey Ege’de daha fazla kalmalarını sağlamak istiyoruz. Zaman içinde Kuzey Ege bölgesinin Edremit Kocaseyit Havaalanı’nın da daha aktif çalışmasıyla tarihi, kültürel, gastronomi değerleri, deniz, kum ve güneş ile önde gelen bir turizm bölgesi olacağına inancımız büyüktür. Zeytinyağındaki ünümüzü, gastronomi çalışmalarımız ile turizm faaliyetlerimize de aktarmak için çabalıyoruz" dedi. Sıfır atığa odaklanan kent: Ayvalık Yılda 1,3 milyon ton gıda çöpe gittiğini ve gıda israfının en çok otellerde yapıldığına dikkat çeken Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, turizmde ilk kez sıfır atık projesi başlattıklarını da söyledi. "Gıda israfının en çok yapıldığı yerlerden biri de oteller, kafeler, restoranlar. Biz de gıda israfının önüne geçmek, Sıfır Atık bilincini yaygınlaştırmak için ‘Sürdürülebilir Turizm İçin Önemli Bir Adım: Sıfır Atık Mutfak Ayvalık’ projesini başlattık" diyen Uçar, sıfır atık ile hem işletme giderlerinin azaldığını hem de sürdürülebilir gastronominin sağlandığını ifade etti. Festivalin Ayvalık’ın iki ekonomik değeri zeytinyağı ve turizm üzerine şekillendiğini de sözlerine ekleyen Ali Uçar, festival boyunca zeytinyağı ve zeytin pazarında Ayvalık Ticaret Odası üyelerinin satış yapacağını, gastronomi etkinliklerinin, panellerin, turizm aktivitelerinin ve sektörel buluşma etkinliklerinin düzenleneceğini de belirtti" dedi.

Çarşamba pidesi ve Samsun pidesi dünyanın en iyi turtaları oldu Haber

Çarşamba pidesi ve Samsun pidesi dünyanın en iyi turtaları oldu

Tadı, dünyadaki lezzet otoriteleri tarafından da tescillenen Samsun'un coğrafi işaretli yiyeceklerinden 'Çarşamba pidesi', 'dünyanın en iyi turtası' seçildi. 'Dünyanın En İyi Yemekleri Listesi'nde 'En İyi Turtalar' kategorisinde ilk 2 sırayı Samsun'a ait lezzetler paylaştı. Gastronomi dünyasının önemli kaynaklarından biri olan Taste Atlas'ın en iyi turtalar listesinde ilk sırayı Çarşamba pidesi, ikinci sırayı ise Samsun pidesi aldı. Dünyanın En İyi Yemekleri Listesi'nde 'Top 100 Pies in the World' (Dünyanın en iyi 100 turtası) listesinde ilk 2 sırayı paylaşan Çarşamba ve Samsun pidelerini sırasıyla Gürcistan'ın haçapurisi, Lüblan'ın sfihası, Gürcistan'ın ajaruli khachapurisi, Bosna-Hersek'in kljukusası, Gürcistan'ın guruli khachapurisi, Hollanda'nın appeltaartı, Fas'ın pastillası ve Şili'nin pastel de choclosu takip etti. "Çarşamba pidesi her damak tadına uygun bir lezzet" Yıllardır Çarşamba pidesi yapan pide ustası Muhammet Terzi, "Pide ustası olarak baba mesleğini devam ettiriyorum. 29 yıldır Çarşamba pidesi yapıyorum. Samsun pidesi deyince akla Bafra, Terme ve Çarşamba pidesi geliyor. Bafra pidesi; sert, çıtır ve uzun. Terme pidesi; geniş, yağlı, yumuşak diye adlandırılıyor. Çarşamba pidesi ise bu iki pidenin ortasında hafif, çıtır, yumuşak herkesin damak tadına hitap eden bir pidedir. Çarşamba pidesinin içi kavrulmuş kıyma ve soğandan hazırlanır. İçinde az maydanoz ve karabiber ile harmanlayıp odun ateşinde pişiriyoruz. Pişme süresi yaklaşık 15 dakika. Çarşamba pidesinin hamuru da çeşitli aşamalardan oluşuyor. Hamur yaklaşık 6 saatlik bir süreçten geçiyor. İlk 2 saat kazanda yoğruluyor, 2 saat dolapta mayalanıyor, son 2 saatte de oda sıcaklığında bekletiyoruz. Kulak memesi kıvamına yani elle açılacak dereceye geldiğinde de pideye şeklini veriyoruz. Çarşamba pidesi yumuşak ve sert pide sevmeyip kıvamında pide sevenlere hitap ediyor. Hafif çıtır ve yumuşak olması iki tarafın da isteğini karşılıyor. Çarşamba pidesi; malzemesi, pişim aşaması, hamuru ve lezzeti ile herkes tarafından beğenilerek tüketiliyor. Bence Samsun pidesi denilince akla ilk Çarşamba pidesi gelmeli. Belli bir kesim çok gevrek pide ya da yumuşak sevebilir ama kimse 'Çarşamba pidesini sevmiyorum' diyemez. Çünkü Çarşamba pidesi her kesimin damak zevkine hitap eder" dedi. Samsun'da her ailede pide yaptırma kültürü olduğuna dikkat çeken Dursun Kahraman ise, "Samsun'da geleneksel olarak pide yaptırma kültürü var. Evlerde hazırlanan pide içi Çarşamba, Terme ve Bafra'da hemen hemen aynı. Bafra soğanı diri, Çarşamba ve Terme ise ölleyerek koyar. Tereyağı ile kavuran da sade kavuran da var. Dana kıymadan iç harcı hazırlanır. İyi bir pide ustası bu harçtan güzel bir Samsun pidesi çıkartır. Samsun'da aileler hafta sonları evlerde toplandığında pide içi hazırlar sabahın erken saatlerinde fırınlara gideriz. Herkes istediği pideyi tarif eder ve yaptırır. Bu yıllardan beri bir gelenektir. Çarşamba pidesi dünyanın en iyi seçilmeyi hak ediyor. Türkiye'de Samsun pidesi isim yapmıştır. Bunun ortasında da Çarşamba pidesi yer alır. Çarşamba pidesi çıtır, tereyağlı ve lezzetli bir pidedir" diye konuştu. Namı önce Samsun'da coğrafi işaret tesciliyle, sonra da ülke sınırlarını aşan Çarşamba pidesi birçok uluslararası gurme tarafından dünyanın en iyi ekmeği ve turtası olarak gösterilirken, en iyi yiyecekler listesinde de ilk sıralarda yer almaya devam ediyor.

Skal Çukurova’dan Tarihi Adım: Adana’ya Gastronomi Müzesi Yolda Haber

Skal Çukurova’dan Tarihi Adım: Adana’ya Gastronomi Müzesi Yolda

Dünyada 22 ülkede 90 bini aşkın turizm profesyonelini bir araya getiren Skal International’a bağlı Çukurova Kulübü, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Yaratıcı Şehirler Ağı’na gastronomi alanında aday gösterilen Adana’ya gastronomi müzesi kazandırılması için önemli bir adım attı. Kulüp Başkanı Erol Altun ve Çukurova’nın turizmine yön veren duayen isimler, projeye yön vermek amacıyla müzecilik alanında Türkiye’nin önde gelen isimlerinden Emin Mahir Balcıoğlu ile bir araya geldi. “Festival şehri Adana, gastronomiyle kültürel liderliğe ilerleyebilir” Etkinliğin açılışında konuşan Skal Çukurova Kulübü Başkanı Erol Altun, Adana'nın sahip olduğu köklü mutfak kültürü, özgün lezzetleri ve güçlü festival geleneğiyle Türkiye’nin gastronomi turizminde en iddialı şehirlerinden biri olduğuna dikkati çekti. Başkan Altun, “Adana, kebaptan şalgama, tencere yemeklerinden tatlılara, lezzetli balıklarından deniz ürünlerine uzanan geniş yelpazesiyle hem yerel hem de uluslararası ziyaretçilere eşsiz tatlar sunuyor. Portakal Çiçeği Karnavalı, Adana Lezzet Festivali ve Altın Koza Uluslararası Film Festivali gibi etkinlikler, kenti yıl boyunca kültürel ve turistik bir cazibe merkezi haline getiriyor. Zengin çeşitliliğine sahip tarım havzası sayesinde taze ürünlere erişim kolaylığı, Adana mutfağını sürdürülebilir kılıyor ve dinamik şehir yaşamı gastronomiyi sadece yemekle sınırlamayıp sosyal ve kültürel bir deneyime dönüştürüyor. Bu yönüyle Adana, hem Türkiye’nin hem de dünyanın gastronomi haritasında öne çıkmaya hazır güçlü bir potansiyel taşıyor. Skal Çukurova Kulübü olarak, Adana’nın kamu, özel sektör ve sivil toplum dinamikleriyle iş birliği içinde gastronomi müzesi kazandırmak amacıyla yola çıktık. Müzecilik alanında dünya otoritesi Emin Mahir Balcıoğlu’nun verdiği eşsiz destek motivasyonumuzu güçlendiriyor, heyecanımızı artırıyor.” dedi. Altun, gastronomi müzesi projesinin hayata geçirilmesinde büyük destek veren Adana Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi ve Tanıtımı Daire Başkanı İlhan Taş’a teşekkür etti. “Türkiye olarak gastronomi rönesansına ihtiyacımız var” Mimarlık ve akademisyenlik geçmişinden sonra müzecilik alanında önemli projelerin küratörlüğünü üstlenen Emin Mahir Balcıoğlu ise konuşmasının ilk bölümünde müzecilik hakkında genel bilgiler verdi ve dünya genelinde müzeciliğin son 50 yılda yaşadığı dönüşümü anlattı. İtalya ve Fransa örneklerini vererek bu ülkelerin sıradan yemek kültürlerinden dünya markası mutfaklar çıkardığına dikkati çeken Balcıoğlu, vizyoner bakış açısıyla özetle şunları söyledi: “Bizim de bir gastronomi rönesansına ihtiyacımız var. Bunu tetikleyecek projelerden biri de gastronomi müzesi olabilir. Bu müzede tarihten günümüze yemek tarifleri ve kullanılan araç-gereçler sergilenecek. Türk mutfağını şekillendiren göçler, kültürel etkileşimler ve yerel mutfak gelenekleri anlatılacak. Osmanlı’dan günümüze uluslararası etkileşimler, fast food kültürü ve sokak yemekleri işlenecek. Besin maddeleri, sağlıkla ilişkileri, beslenme alışkanlıkları aktarılacak. En önemlisi, geçici sergiler düzenlenecek. Örneğin baklava hamurunun Avrupa’ya yayılışı ya da farklı kültürlerde aldığı formlar üzerine bir sergi hazırlanıp yurt dışına da taşınabilecek. Müze sadece sergi alanı olmayacak; aynı zamanda uygulamalı mutfak içerecek. Ünlü şeflerin atölyeleri, genç şefler için eğitimler, yarışmalar düzenlenecek. Restoranda ise bu yeni deneyimler ziyaretçilere sunulacak. Kütüphane, arşiv ve araştırma merkezi gibi bölümlerle birlikte sürdürülebilir bir yapıya sahip olacak. Sanat müzelerinin aksine bu müze gelir üretebilecek. Çünkü gastronomi hem turizm hem de günlük yaşamla doğrudan bağlantılı. Bu nedenle kamu-özel sektör işbirliğiyle kurulması en doğru yol. Devlet yer sağlayabilir, özel sektör ise finansman ve işletme desteği verebilir. Zaten Türkiye’de ve Adana’da bu projeyi destekleyecek birçok güçlü kurum mevcut.” “Gastronomi müzesi için en uygun şehir Adana” Adana’nın gastronomi müzesi projesi için en uygun şehir olduğuna işaret eden Balcıoğlu, “Adana, güçlü ekonomisi ve eşsiz mutfak kültürüyle gastronomi müzesi için ideal bir şehir. Böyle bir müze, şehrin kültürel yaşamına canlılık katacağı gibi turizm hareketliliğini de artıracak. Dünyada örnekleri görüldüğü gibi, bu tür projeler bölgenin ekonomik değerini de yükseltir.” diye konuştu. İnteraktif toplantıda Skal Çukurova Kulübü üyeleri gastronomi müzesi projesine yönelik düşüncelerini paylaştı, ortak akılla hem Türk mutfağının dünya çapında hak ettiği yere ulaşması hem de kentin uluslararası marka değerinin güçlenmesi için destek vermeyi sürdüreceklerini dile getirdi.

Tuzun da gurmeleri bulunuyor Haber

Tuzun da gurmeleri bulunuyor

Tuz uzmanı olan Ercoşkun, son yıllarda yemeklerde sadece lezzet değil, aynı zamanda dokunuş, görsellik ve aroma arayanların yeni gözdesinin gurme tuzlar olduğunu belirtti. Sofralarda klasik tuzun ötesine geçen bu özel ürünlerin, hem şeflerin hem de ev hanımlarının ilgisini çektiğini vurgulayan Ercoşkun, gurme tuzların; deniz, kaya, flake (yaprak), aromalı ve mineral zengini tuzları kapsayan özel bir grubu oluşturduğunu anlattı. Her biri farklı coğrafi kökenlerden gelen bu tuzların, mineraller, kristal yapıları ve renkleri sayesinde yemeklere yalnızca tuzluluk değil; tat derinliği, görsel cazibe ve doku kazandırdığını aktaran Ercoşkun, "Gurme tuzlar içerdiği kalsiyum, magnezyum, potasyum gibi eser minerallerle lezzeti tabakalaştırır. Kristal boyutu ve yapısı ise çiğneme sırasında ağızda yavaş çözünerek yemeğin tadını daha uzun ve zengin hissettirir" dedi. Bugüne kadar dünya genelinde 50 tuzu laboratuvar ortamında incelediğini dile getiren Ercoşkun, bazı tuzlardan örnekleri şöyle sıraladı: "Frans Fleur de Sel (Fransa): İnce yapısıyla zarif bir son dokunuş sağlar. Guerande: Fransanın Guerande bölgesinde üretilen, ıhlamur ağaçları altında kurutulan tuzlardır. Maldon (İngiltere): Piramit kristalleriyle hafif ve gevrektir. Himalaya tuzu (Pakistan): Demir içeriğiyle pembe tonlara sahiptir. Çankırı tuzu (Türkiye): Beyaz ve saf yapısıyla 'tereyağlık tuz' olarak anılır. Kala Namak (Hindistan): Yumurta aromalı kükürt yapısıyla vegan yemeklerde öne çıkar. Hawaii Alaea (Kırmızı) tuzu: Volkanik kırmızı kil içerir. Etlerde topraksı, zengin bir aroma meydana getirir. Hawaii Lava (Siyah) tuzu: Aktif karbon içerir. Doğal detoks etkisi olduğu düşünülür, görsel olarak dikkati çeker. Hawaii Yeşil tuzu (Bamboo Jade Salt): Bambu yaprağı özüyle aromalandırılır. Özellikle sushi ve deniz ürünlerinde kullanılır. İran Mavi tuzu (Persian Blue Salt): Nadir bulunan, doğal mavi kristalli bu tuz hafif tatlımsı ve narin bir tada sahiptir. Kore Bambu tuzu (Jukyeom): Deniz tuzunun bambu saplarında yüksek ısıda pişirilmesiyle üretilir. Zengin mineral içeriğiyle şifalı sayılır. Peru Maras tuzu: And Dağları'nın eteklerindeki Maras kasabasında, binlerce yıldır aynı yöntemle üretilen bu tuz, güneşte buharlaştırılan dağ kaynak sularından elde edilir. Doğal olarak soluk pembe renklidir ve hafif tatlı, yumuşak bir lezzet profiline sahiptir. Özellikle salatalarda, çikolata ve karamelli tatlılarda sıkça tercih edilir." Kilosu 4 bin 700 TL'den satılıyor Guerande ve Maldon tuzunun dünyada 100 euro ile en pahalıları olduğunu anlatan Ercoşkun, diğerlerinin de yerine göre değerli olabildiğini aktardı. Gurme tuzlarının normal fonksiyonları dışında renk ve koku gibi özellikler taşıyan ve kullanıldıkları gıdalarda farklı tatlara sebep olan tuzlar olduğuna dikkati çeken Ercoşkun, "Gurme tuzları çok çeşitlidir. Fransa'nın meşhur suyun üzerinde kurutularak üretilen yaprak tuzları olan Guerande tuzları, ıhlamur ağaçları altında kurutulurlar. Bunlar ıhlamur kokusuyla bilinirler. İngiltere Maldon kıyılarında üretilen Baltık Denizi'nin magnezyum yoğun tuzları olarak ifade edilen Maldon tuzları da dünyada gurme olarak iyi bilinir" dedi. Yemeğin içine değil piştikten sonra üzerine ekleniyor Kore'nin bambu tuzlarının, bambu boruları içine tuz doldurup bambu ile birlikte yakılarak üretildiğini vurgulayan Ercoşkun, "Türkiye'de de gurme olarak tabir edilebilecek tuzlar mevcuttur. Yaprak tuzları suyun üzerinde biriken çıtır tuzlar, İzmir ve Çanakkale'de üretilir. Ülkemizde çıkarılan kaya tuzlar arasında da gurme tuzu olarak kullanılabilecek olanları var. Yağ tuzu olarak ifade edilebilen kristal tuzlar yüzde 97-98 sodyum klorür içermekte bu yüzden cam gibi berraktır" diye konuştu. Ercoşkun, gurme tuzlarının bitirme tuzu olarak da kullanıldığına dikkati çekerek, şöyle devam etti: "Yemeğin içine ilave edilmez yemeğin görüntüsü ve tadının oluşturulmasında kullanılır. Kalın ve gevrek kristalleri sayesinde ağızda yavaş eriyor, yemeklere son anda hem estetik hem tat katıyor. Çankırı, Türkiye'deki 37 tuz madeninden birisine sahiptir. Çankırı tuzu içinde civa, kadmiyum ve arsenik gibi ağır metaller ya da radyoaktifler bulunmuyor. Milyonlarca yıl önce özellikle paketlenmiş ve yeraltına gömülmüş bu hazine çağımızın en büyük sorunlarından biri olan mikroplastik içermiyor. Çankırı tuzu nadir saflıkta bir üründür. Çankırı tuzu çok değerli olduğu için taktil ve tağşişler olabiliyor. Çankırı tuzunu diğerlerinden görsel olarak ayırmak mümkün değildir. Coğrafi işaretli olan Çankırı tuzları alınmalı."

Adana’nın UNESCO Gastronomi Şehri adaylığı heyecan yarattı Haber

Adana’nın UNESCO Gastronomi Şehri adaylığı heyecan yarattı

Adana mutfağı UNESCO yolunda Tescilli kebabından şalgamına, içli köftesinden taş kadayıfa kadar zengin mutfağıyla bilinen Adana, UNESCO’nun “Gastronomi Şehri” unvanına aday gösterildi. Türkiye Milli Komisyonu tarafından kabul edilen adaylık, yaz aylarında Fransa’nın başkenti Paris’te yapılacak değerlendirme sonucuyla netlik kazanacak. Esnaf hazırlıklara başladı Adanalı esnaf, unvanın alınmasıyla birlikte gastronomi turizminin canlanacağını belirtiyor. İşletmeler menülerine daha fazla yöresel ürün eklemeye hazırlanırken, hizmet kalitesini artırmak için de çalışmalar yapılıyor. “Paris turunu başarıyla tamamlayacağız” Adana Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Niyazi Göger, “'Gastronomi şehri' unvanı Adana’yı turizmin önemli merkezlerinden biri haline getirecek” dedi. Göger, yerli ve yabancı turistlerin ilgisinin artacağını ve tüm gıda sektörünün hareketleneceğini belirtti. “Modern bakışla geleneksel sunum” Göger, esnafın bu sürece hazırlıklı olması gerektiğini vurgulayarak, “Geleneksel lezzetlerimizi sunarken modern bakış açısı ve hijyenle fark yaratmalıyız” dedi. “Çok mutluyuz, buna hazırız” Yöresel yemek işletmecisi Güngör Güler, “Adana artık marka şehir olacak, buna hazırız” derken, esnaf Ömer Algan ise, “Bu unvan Adana’nın sadece kebaptan ibaret olmadığını gösterecek. Tüm lezzetlerimiz daha fazla tanınacak, sektör hareketlenecek” sözleriyle mutluluğunu dile getirdi.

Adana’nın UNESCO Gastronomi Şehri adaylığı heyecan yarattı Haber

Adana’nın UNESCO Gastronomi Şehri adaylığı heyecan yarattı

Adana mutfağı UNESCO yolunda Tescilli kebabından şalgamına, içli köftesinden taş kadayıfa kadar zengin mutfağıyla bilinen Adana, UNESCO’nun “Gastronomi Şehri” unvanına aday gösterildi. Türkiye Milli Komisyonu tarafından kabul edilen adaylık, yaz aylarında Fransa’nın başkenti Paris’te yapılacak değerlendirme sonucuyla netlik kazanacak. Esnaf hazırlıklara başladı Adanalı esnaf, unvanın alınmasıyla birlikte gastronomi turizminin canlanacağını belirtiyor. İşletmeler menülerine daha fazla yöresel ürün eklemeye hazırlanırken, hizmet kalitesini artırmak için de çalışmalar yapılıyor. “Paris turunu başarıyla tamamlayacağız” Adana Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Niyazi Göger, “'Gastronomi şehri' unvanı Adana’yı turizmin önemli merkezlerinden biri haline getirecek” dedi. Göger, yerli ve yabancı turistlerin ilgisinin artacağını ve tüm gıda sektörünün hareketleneceğini belirtti. “Modern bakışla geleneksel sunum” Göger, esnafın bu sürece hazırlıklı olması gerektiğini vurgulayarak, “Geleneksel lezzetlerimizi sunarken modern bakış açısı ve hijyenle fark yaratmalıyız” dedi. “Çok mutluyuz, buna hazırız” Yöresel yemek işletmecisi Güngör Güler, “Adana artık marka şehir olacak, buna hazırız” derken, esnaf Ömer Algan ise, “Bu unvan Adana’nın sadece kebaptan ibaret olmadığını gösterecek. Tüm lezzetlerimiz daha fazla tanınacak, sektör hareketlenecek” sözleriyle mutluluğunu dile getirdi.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.