Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Gıda Güvenliği

AGRONEWS - Gıda Güvenliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gıda Güvenliği haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Türk dünyasında tarım için dijital veri platformu kurulacak Haber

Türk dünyasında tarım için dijital veri platformu kurulacak

Türk Devletleri Teşkilatı’nın Türkistan’da düzenlediği Gayriresmi Zirve’de tarımda dijital dönüşümü güçlendirecek önemli bir karar alındı. Zirve sonrası yayımlanan Türkistan Bildirisi’nde, üye ülkeler arasında veri değişimini artıracak, akıllı tarım çözümlerini destekleyecek ve gıda güvenliğine katkı sağlayacak TDT Dijital Tarım Veri Platformu’nun geliştirilmesi hedeflendi. TÜRK DEVLETLERİ TARIMDA DİJİTAL İŞBİRLİĞİNİ GÜÇLENDİRECEK Türk Devletleri Teşkilatının Kazakistan’ın Türkistan şehrinde gerçekleştirdiği toplantıda, tarım alanında üye devletler arasında dijital işbirliğini güçlendirecek yeni bir adım atıldı. Alınan karar kapsamında, veri değişimi ve akıllı çözümler için “TDT Dijital Tarım Veri Platformu” oluşturulacak. Platformun, tarımda verimlilik, sürdürülebilirlik ve gıda güvenliği hedeflerine katkı sağlaması amaçlanıyor. TÜRKİSTAN ZİRVESİNDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM ÖNE ÇIKTI 15 Mayıs’ta Kazakistan’ın Türkistan şehrinde “Yapay Zeka ve Dijital Kalkınma” temasıyla düzenlenen TDT Gayriresmi Zirvesi’nde birçok başlık ele alındı. Zirvede tarımdan ulaştırmaya, yapay zekadan dijital teknolojilere kadar farklı alanlarda kararlar alındı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı zirvede, yapay zeka ve dijital dönüşüm Türk devletlerinin öncelikli gündem maddeleri arasında yer aldı. TÜRKİSTAN BİLDİRİSİ’NDE TARIMDA DİJİTAL DÖNÜŞÜM VURGUSU Zirve sonrası yayımlanan Türkistan Bildirisi’nde tarım sektöründe dijital dönüşümü artırmanın önemine işaret edildi. Bu alanda verimliliğin, sürdürülebilirliğin ve gıda güvenliğinin artırılması hedefleniyor. Alınan karar kapsamında, üye devletler arasında veri değişimi, akıllı tarım çözümleri ve kanıta dayalı politika oluşturmak amacıyla birleştirilmiş bir mekanizma olarak TDT Dijital Tarım Veri Platformu’nun geliştirilmesi ve faaliyete geçirilmesi planlanıyor. “ÇOK BOYUTLU BİR POLİTİKA ARACI” Selçuk Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zeki Bayramoğlu, kurulması planlanan platforma ilişkin değerlendirmede bulundu. Bayramoğlu, TDT zirvesinin bölgesel tarım politikasında bir kırılma noktasına dönüştüğünü belirtti. Bayramoğlu, “Dijital Tarım Veri Platformu girişimi, tarımsal veri egemenliği, yapay zeka destekli üretim optimizasyonu ve bölgesel gıda güvenliği ekseninde çok boyutlu bir politika aracı olarak şekillenmektedir.” dedi. PLATFORMUN KURUMSAL KÖKENİ 2024’E DAYANIYOR Platformun kurumsal kökeninin 2024’e dayandığını belirten Bayramoğlu, Türk dünyasının tarımsal potansiyeline dikkat çekti. Bayramoğlu, Kazakistan’ın küresel buğday ihracatında üst basamaklarda yer aldığını, Özbekistan’ın ise pamuk üretiminde kritik bir aktör olduğunu söyledi. Türkiye’nin FAO verilerine göre dünya tarımsal üretim endeksinde üst sıralarda bulunduğunu ifade eden Bayramoğlu, Azerbaycan ve Kırgızistan’ın da belirgin tarımsal biyoçeşitlilik potansiyeli taşıdığını kaydetti. TARIMSAL VERİ EGEMENLİĞİ ÖNE ÇIKIYOR Bayramoğlu, küresel gıda piyasalarının yalnızca birkaç büyük aktörün veri ve tahmin sistemleriyle yönlendirildiği günümüzde, bu coğrafyanın kendi verilerini bağımsız biçimde üretip işleyememiş olmasının bir epistemik bağımlılık sorununa karşılık geldiğini söyledi. Platformun bu asimetriyi kısmen giderebilecek bir mekanizma sunduğunu belirtti. Bu yönüyle TDT Dijital Tarım Veri Platformu, yalnızca teknik bir altyapı değil, aynı zamanda tarımsal veri egemenliğini güçlendirecek stratejik bir araç olarak değerlendiriliyor. VERİ FORMATLARINDAKİ FARKLILIK KARAR ALMAYI ZORLAŞTIRIYOR Bayramoğlu, veri formatlarının ülkeden ülkeye farklılaşmasının karşılaştırılabilirliği kısıtladığına dikkat çekti. Yılda en fazla bir ya da iki kez gerçekleştirilen veri paylaşımlarının kriz anında karar almak için geç kaldığını söyledi. Bu nedenle ortak, hızlı ve karşılaştırılabilir veri altyapısının tarım politikalarında daha etkin karar almayı mümkün kılabileceği vurgulandı. AKILLI TARIM İÇİN 5 KATMANLI MODEL ÖNERİSİ Bayramoğlu, platformun akıllı tarım bileşenlerinin 5 işlevsel katman üzerine kurgulanmasının önemine işaret etti. İlk katmanda uydu ve uzaktan algılama NDVI analizleri, toprak nem haritaları ve tarla bazlı verim tahmininin yer alması gerektiğini söyledi. İkinci katmanda ise yapay zeka ve öngörücü analitik kapsamında kuraklık erken uyarısı, zararlı yayılım modellemesi ve 5 yıllık verim projeksiyonlarının bulunması gerektiğini ifade etti. PİYASA, LOJİSTİK VE TOPRAK YÖNETİMİ VERİLERİ DE YER ALMALI Bayramoğlu’na göre platformun üçüncü katmanı, piyasaların karşılaştırmalı fiyat endekslerini, hasat sonrası kayıp analizini ve lojistik güzergah optimizasyonunu kapsamalı. Dördüncü katmanda toprak ve su yönetimi, sulama verimliliği, tuzlanma ve erozyon izleme verileri bulunmalı. Beşinci katmanda ise çok dilli bilgi yönetimi yer almalı. Bu kapsamda Türkçenin yanı sıra Kazakistan, Özbekistan, Azerbaycan ve Kırgızistan’ın yerel dil desteğiyle eğitim ve iyi uygulama arşivi oluşturulmalı. ORTAK TEKNİK ÇERÇEVE GEREKLİ Platformun doğru bir vizyonun ürünü olduğunu vurgulayan Bayramoğlu, bu vizyonun sahaya aktarılmasının kendine özgü güçlükler barındırdığını söyledi. Bayramoğlu’na göre platformun stratejik hedeflerine ulaşabilmesi için üç temel koşulun bir arada karşılanması gerekiyor. İlk olarak, FAO standartlarını esas alan ortak teknik çerçevede üye ülkeler arasında süratle mutabakata varılması, veri formatı çeşitliliğinin yol açtığı karşılaştırılamazlık sorununun giderilmesi ve son mil sorununa çözüm üretilmesi gerekiyor. PLATFORM SAHADAKİ ÇİFTÇİYE ULAŞMALI Bayramoğlu, ikinci koşul olarak platformun yalnızca bakanlık veri tabanlarıyla sınırlı kalmaması gerektiğini belirtti. Platformun sahadaki çiftçiye gerçek anlamda ulaşabilmesinin önem taşıdığını vurguladı. Bu yaklaşım, dijital tarım platformunun yalnızca üst düzey politika üretimi için değil, doğrudan üreticinin karar süreçlerine katkı sağlayacak bir araç olarak tasarlanması gerektiğini gösteriyor. GÜÇLÜ YÖNETİŞİM ÇERÇEVESİNE İHTİYAÇ VAR Bayramoğlu’nun işaret ettiği üçüncü koşul ise veri egemenliği güvenceleri, erişim protokolleri ve şeffaflık standartlarını kapsayan güçlü bir yönetişim çerçevesinin teknik altyapıyla eş zamanlı inşa edilmesi. Bu çerçeve, platformun güvenilir, sürdürülebilir ve üye ülkeler arasında dengeli biçimde işlemesi açısından kritik görülüyor. Veri güvenliği ve erişim protokolleri, tarımsal veri paylaşımının kurumsal zemine oturtulmasında belirleyici olacak. TÜRK DÜNYASININ TARIMSAL POTANSİYELİ STRATEJİK GÜCE DÖNÜŞEBİLİR Bayramoğlu, gerekli koşulların sağlanması halinde platformun bölgesel gıda güvenliğinin kurumsal savunucusundan uluslararası tarım diplomasisinin etkin bir enformatik altyapısına dönüşebileceğini belirtti. Platformun, Türk dünyasının tarımsal potansiyelini koordineli bir stratejik güce tahvil edebileceğini ifade etti. Bu kapsamda TDT Dijital Tarım Veri Platformu, üye devletler arasında tarımsal işbirliğini yalnızca veri paylaşımıyla sınırlı bırakmayıp, gıda güvenliği, üretim optimizasyonu ve tarım diplomasisi açısından yeni bir aşamaya taşıyacak bir girişim olarak öne çıkıyor.

İş Bankası ve Sabancı Üniversitesi’nden genç çiftçilere destek Haber

İş Bankası ve Sabancı Üniversitesi’nden genç çiftçilere destek

Gıda güvenliği ve sürdürülebilir kalkınmanın temel unsurlarından olan tarım sektörünün önemi her geçen gün artıyor. Küresel iklim değişikliği, yüksek girdi maliyetleri, kırsal nüfusun yaşlanması ve gençlerin tarımdan uzaklaşması önemli gibi gelişmelere rağmen sektör, akıllı tarım uygulamaları, veri odaklı üretim modelleri ve sürdürülebilir yaklaşımlar ile yenilikçi bir yapıya kavuşma potansiyeli taşıyor. “Geleceğin Önder Çiftçileri Eğitim Programı”, bu dönüşümün gelecekteki öncüleri olacak genç üreticileri desteklemek amacıyla İş Bankası ve Sabancı Üniversitesi iş birliğiyle hayata geçirildi. 31 Mayıs’a kadar başvuruların devam edeceği program kapsamında; bitkisel ve/veya hayvansal üretimle ilgilenen, teknolojiye ve yeni nesil tarım uygulamalarına ilgi duyan ziraat fakültelerinin ikinci sınıf öğrencileri arasından 20 genç çiftçi seçilecek. Türkiye’nin farklı bölgelerinden katılması beklenen öğrenciler, bir hafta boyunca eğitimler alacak. Teori ve pratik bir arada İki aşamalı bir yapı üzerine kurgulanan programın ilk aşamasında genç çiftçilere finansal okuryazarlık, tarım politikaları, katma değerli üretim ve ürün hikâyesi, döngüsel ekonomi ve sürdürülebilirlik, tarımsal finans, kooperatifçilik, üretim ve pazarlamada dijital uygulamalar, iş modeli geliştirme başlıklarında disiplinler arası içerikler sunulacak. Programın devamında öne çıkan katılımcılar, ikinci yıl planlanan uygulama aşamasına dahil edilecek. İkinci aşama, teorik kazanımların toprakla buluştuğu bir basamak olarak kurgulanıyor. Bu süreçte genç çiftçilerin örnek çiftlikler, tarımsal işletmeler, girişimler ve kooperatiflerle bir araya gelerek ekosistem deneyimi kazanması hedefleniyor. Ayrıca, yeni nesil tarım teknolojileri ve çözümleri, verimlilik artırıcı uygulamalar konusunda saha deneyimi edinmeleri planlanıyor. Böylece katılımcılar yalnızca teorik bilgiyle değil, uygulama deneyimiyle de desteklenecek.

Bafra Ovası’nda çeltik mesaisi başladı: Verim dekarda 800 kg Haber

Bafra Ovası’nda çeltik mesaisi başladı: Verim dekarda 800 kg

Samsun’un Bafra ilçesinde bu yıl 12’ncisi düzenlenen Geleneksel Çeltik Ekim Günü, yoğun katılımla gerçekleştirildi. Türkiye’nin en verimli tarım alanlarından biri olarak gösterilen Bafra Ovası’nda düzenlenen etkinlikte üreticiler, kamu yetkilileri ve vatandaşlar bir araya geldi. Program kapsamında çeltik tarlalarında incelemelerde bulunulurken, geleneksel üretim yöntemlerinin yanı sıra modern tarım teknolojileri de tanıtıldı. Etkinlikte dron destekli çeltik ekimi yapılması dikkat çekti. Bafra, Türkiye’nin çeltik üretiminde ikinci sırada Yetkililer tarafından paylaşılan verilere göre, 2025 yılında Samsun genelinde 231 bin 44 dekarlık alanda çeltik üretimi gerçekleştirildi ve toplam 183 bin 424 ton ürün elde edildi. İl genelinde dekara ortalama verim 780 kilogram olarak açıklandı. Bafra ilçesinde ise 155 bin 80 dekarlık alanda üretim yapılırken toplam 124 bin 674 ton çeltik elde edildi. Dekar başına ortalama verimin 800 kilogram olduğu ilçenin, Edirne İpsala’dan sonra Türkiye’nin en büyük ikinci çeltik üretim merkezi olduğu belirtildi. “Tarım stratejik bir güç” Samsun İl Tarım ve Orman Müdürü Kemal Yılmaz, çeltiğin hem ekonomik hem de stratejik açıdan büyük önem taşıdığını belirterek, Bafra’nın Samsun ekonomisine yaklaşık 4 milyar liralık katkı sağladığını söyledi. Bafra Kaymakamı Mustafa Altınpınar ise küresel krizler, savaşlar ve iklim değişikliğinin tarımın stratejik önemini artırdığını vurgulayarak, çiftçilerin yalnızca üretim değil aynı zamanda ülkenin gıda güvenliği için de kritik görev üstlendiğini ifade etti. Bafra pirinci için tescil süreci devam ediyor Etkinlikte ayrıca Bafra pirincinin marka değerini artırmaya yönelik coğrafi işaret ve tescil çalışmalarının sürdüğü belirtildi. Yetkililer, tescil sürecinin tamamlanmasıyla birlikte Bafra pirincinin kendi markasıyla daha güçlü şekilde pazarda yer alacağını ifade etti.

Hürmüz gerilimi: Tedarikte risk artıyor Haber

Hürmüz gerilimi: Tedarikte risk artıyor

ABD ile İran arasında Hürmüz Boğazı’nda tırmanan gerilim, enerji piyasalarının yanı sıra gübre ve yarı iletken tedarik zincirlerinde de yeni riskleri gündeme getirdi. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD), Hürmüz Boğazı’ndaki fiili kapanmanın küresel ekonomide enerji, ticaret ve finans kanalları üzerindeki baskıyı hızla artırdığını değerlendiriyor. Kurumun mart ayında yayımladığı Orta Doğu değerlendirmesini güncelleyerek, Hürmüz kaynaklı sarsıntıların küresel bir kalkınma riskine dönüştüğü uyarısında bulunduğu belirtildi. UNCTAD verilerine göre, dünyanın en kritik deniz güzergahlarından biri olan Hürmüz Boğazı’ndaki gemi geçişleri mart başından bu yana yüzde 95 geriledi. Küresel deniz yoluyla yapılan petrol ticaretinin dörtte birini ve dünya gübre ihtiyacının önemli bir kısmını taşıyan bu hattaki aksama, enerji fiyatlarının yanı sıra nakliye ücretleri ve savaş riski sigorta primlerinde de keskin artışlara yol açtı. Krizin çok boyutlu etkilerini izlemek amacıyla UNCTAD, “Hürmüz Boğazı İzleme Paneli”ni hayata geçirirken, bu platform deniz taşımacılığı, gıda, enerji ve finans göstergelerini düzenli olarak güncelleyerek mevcut şokun gelişimini takip edecek. Kurum, bu platformla krizin geçmişteki Kovid-19 ve Ukrayna savaşı gibi küresel sarsıntılarla kıyaslanmasına da olanak sağlayacak. UNCTAD, gerilim bugün sona erse dahi bazı kalıcı hasarların kaçınılmaz olduğunu da vurguluyor. Dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği bu stratejik su yolundaki belirsizlik, ekonomi yönetimleri ve uzmanlar tarafından üç temel senaryo üzerinden takip ediliyor. “SÜVEYŞ”, “KIZILDENİZ” VE “UKRAYNA” MODELLERİ Süveyş Kanalı’nda 2021’de yaşanan “Ever Given” kazasında olduğu gibi, krizin diplomasi yoluyla hızla çözülmesi durumunda piyasalarda anında rahatlama bekleniyor. Bu senaryoda, borsaların kayıplarını hızla telafi edeceği ve akaryakıt fiyatlarının birkaç hafta içinde normal seviyelerine döneceği öngörülüyor. Ancak uzmanlar, olası bir çatışmada İran’ın petrol altyapısının zarar görmesi durumunda iyileşme sürecinin sekteye uğrayabileceği konusunda uyarıyor. Kızıldeniz’deki Husi saldırılarına benzer şekilde trafiğin uzun süre aksaması, risk priminin fiyatlara kalıcı olarak yansımasına neden olabilir. Hürmüz Boğazı’nın, Kızıldeniz’in aksine “baypas” edilebilecek güçlü bir alternatifinin bulunmaması, bu modeli küresel ekonomi için daha riskli hale getiriyor. Suudi Arabistan’ın mevcut boru hatlarının, deniz yolu kapasitesini ikame etmekte yetersiz kalması bu endişeyi tetikliyor. Krizin Rusya-Ukrayna savaşı gibi yıllara yayılması, en karamsar senaryo olarak değerlendiriliyor. Avrupa’nın Rusya’ya yönelik yaptırımlar sonrası Körfez petrolüne artan bağımlılığı, Hürmüz’deki olası bir ablukayı Ukrayna savaşından daha yıkıcı hale getirebilir. Bu durumun enerji fiyatlarında kalıcı yükselişe, sanayi üretiminde maliyet krizine ve küresel arz sözleşmelerinin tamamen yeniden yazılmasına yol açabileceği belirtiliyor. GÜBRE VE YARI İLETKEN SEKTÖRÜ TEHDİT ALTINDA Orta Doğu’daki gerilim bugün sona erse dahi, küresel ekonomi için bazı kalıcı hasarlar kaçınılmaz görünüyor. Körfez kaynaklı gübre teslimatlarındaki aksamaların, mevsimsel üretim döngüsü nedeniyle tarımsal verimliliği bir yıl boyunca etkilemesi bekleniyor. Katar’da doğal gaz üretimiyle elde edilen ve çip endüstrisi için kritik öneme sahip olan asil gazların (neon, kripton, ksenon) sevkiyatındaki kesintiler, yapay zeka çiplerinin küresel arzını ciddi şekilde sekteye uğratabilir. Bu gazlar özellikle litografi ve yarı iletken üretim süreçlerinde kullanılıyor. Analistler, gerilimin düşmesi halinde borsaların neredeyse anında, akaryakıt istasyonlarının ise birkaç gün içinde rahatlayacağını öngörürken, krizin yapısal bir hal alması durumunda küresel teknoloji ve gıda arzının ağır darbe alacağını vurguluyor. KÜRESEL ÜRE ARZININ YARISI DEVRE DIŞI Asya piyasaları analisti Sadi Kaymaz, yaptığı değerlendirmede, Hürmüz Boğazı’nda tırmanan krizin enerji sektörünün ötesine geçerek kritik alanlarda ciddi tedarik kayıplarına yol açtığını vurguladı. Kaymaz, özellikle küresel tarımsal üretim için hayati öneme sahip olan üre ve gübre piyasasında büyük bir darboğaz yaşandığına dikkati çekti. Küresel üre ticaretinin yüzde 45’inin Basra Körfezi’ndeki üreticiler tarafından karşılandığını hatırlatan Kaymaz, “Bölgedeki çatışmalar nedeniyle bu üretimin yarısından fazlası tamamen devre dışı kalmış durumda. Üretimi sürdüren tesisler ise Hürmüz Boğazı’ndaki abluka sebebiyle ürünlerini dünya pazarlarına ulaştıramıyor. Şu an itibarıyla Körfez’de çok yüksek miktarda ürün mahsur kalmış vaziyette.” değerlendirmesinde bulundu. 44 GEMİ GEÇİŞ BEKLİYOR Çatışmaların başlangıcından bu yana boğazdan yalnızca 11 gübre yüklü geminin geçebildiğini belirten Kaymaz, “Geçiş yapabilen gemilerin sadece 4’ü üre taşıyordu. Halihazırda Körfez’de, yarısı üre yüklü olmak üzere toplam 44 gübre gemisi mahsur kalmış durumda. Öte yandan, azot tesislerini yeniden faaliyete geçirmek teknik olarak oldukça güç. Savaş sona erse dahi, kapasitenin eski seviyesine ulaşması ciddi bir zaman alacaktır.” ifadelerini kullandı. ÇİN’İN KISITLAMA KARARI KRİZİ DERİNLEŞTİRİYOR Küresel arzı daraltan bir diğer kritik unsurun Çin’in dış ticaret politikası olduğunu ifade eden Kaymaz, üre arzındaki daralma ve tırmanan fiyatlar nedeniyle Çin’in gübre ihracatını büyük oranda durdurduğunu belirtti. Kaymaz, bu durumun küresel tarımsal üretim ve gıda güvenliği üzerindeki baskıyı artırdığı uyarısında bulundu.

Mersin’de tarım ve gıda sektöründe kayıp riski endişesi büyüyor Haber

Mersin’de tarım ve gıda sektöründe kayıp riski endişesi büyüyor

Türkiye’nin tarımsal üre­tim ve ihracatında kilit bir rol üstlenen Mersin, geniş ürün yelpazesi, güçlü lo­jistik altyapısı ve yılın 12 ayı­na yayılan üretim kapasitesiyle hem ülkenin gıda arz güvenli­ğinde hem de küresel gıda teda­rik zincirinde stratejik bir mer­kez olarak öne çıkıyor. Diğer yandan artan maliyetler, iklim değişikliği ve su kaynaklarına yönelik riskler karşısında sür­dürülebilir üretimi destekleye­cek yapısal önlemlerin hayata geçirilmesi gerektiği de dikkat çekiyor. Mersin Ticaret Borsası Yöne­tim Kurulu Başkanı Ö. Abdul­lah Özdemir, Mersin’in başta meyve, sebze, hububat ve bak­liyat olmak üzere gıda arzının sağlanması yoluyla Türkiye’nin gıda güvenliğine önemli kat­kı sağlayan illerden biri oldu­ğunu söyledi. Mersin’in, geniş ürün yelpazesi ve yılın 12 ayı­na yayılan üretim olanakları­na sahip olduğuna vurgu yapan Özdemir, kentin üretim kültü­rü yerleşmiş, ticari altyapısının güçlü olduğunu ifade etti. Öz­demir, “Gelişmiş gıda sanayi­si sayesinde hem kendi ürettiği ürünleri hem de ithalat yoluy­la temin edilen hammaddeleri işleyerek katma değerli ihracat gerçekleştirebilmektedir. Bu potansiyel ile yalnızca ülkemi­zin gıda güvencesine ve sürdü­rülebilirliğine katkı sağlamakla kalmayıp, yaklaşık 750 milyon nüfuslu yakın coğrafya ülkele­rine açılan bir kapıdır. Bu yapı­nın daha sağlıklı işlemesi için; üretim, finansman, pazarlama, iklim değişikliği ve doğal afet­ler gibi çok sayıda riskle karşı karşıya kalan çiftçilerin gelirini koruyacak, özellikle küçük üre­ticinin gelirini artıracak poli­tikalarla sektörün kırılgan ya­pısının daha da güçlendirilme­si gerekmektedir. Ayrıca, hane halkı harcamalarının yaklaşık yüzde 20’sinin gıdaya ayrıldı­ğı ve gıda enflasyonunun yüzde 32,36 olduğu dikkate alındığın­da, dezenflasyon sürecinin da­ha güçlü desteklenmesi ve gelir dağılımının daha adil hâle ge­tirilmesi önem arz etmektedir” açıklamasında bulundu. Özdemir ayrıca tarımsal Ar- Ge yatırımlarının artırılarak, üretimin teknolojiyle moderni­ze edilmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Bunun yanında, tarım politikaları kapsamında iklim değişikliği, su stresi, kırsal ve genç nüfusun artırılması ile gı­da kaybı ve israfının önlenme­si konularının daha etkin uygu­lanması gerekmektedir” dedi. “Orta ve uzun vadede risk oluşabilir” Mersin Gıda Mühendisleri Odası Başkanı Yusuf Değirmen­ci de Mersin özelinde gıda arz güvenliği açısından kısa vadede ciddi bir risk görmediğini söyle­di. Ancak orta ve uzun vadede ba­zı risklerin söz konusu olduğuna atıfta bulunan Değirmenci, “Bu­gün en önemli sorunlardan biri, tarımda uzun vadeli ve sürdü­rülebilir politikaların yeterince güçlü şekilde uygulanamaması. Bu durum hem üreticilerin hem de sektörün diğer paydaşlarının sağlıklı planlama yapmasını en­gelliyor. Artan maliyetler sade­ce üretimi değil, lojistik süreçleri de etkileyerek ürünlerin pazara daha yüksek fiyatlarla ulaşması­na neden oluyor. Kamu, özel sek­tör ve meslek odaları arasında bir iş birliği var ancak bunun da­ha güçlü hale gelmesi gerekiyor. Özellikle gıda ve ziraat mühen­dislerinin sürece daha aktif dahil olması, hem verimlilik hem de gıda güvenliği açısından büyük önem taşıyor” ifadesini kullandı.

Foça Gediz Nehri’nde kirlilik tehlikeli seviyeye ulaştı Haber

Foça Gediz Nehri’nde kirlilik tehlikeli seviyeye ulaştı

Foça’da, Foça Belediyesi ile TEZ-KOOP-İŞ Sendikası iş birliğinde düzenlenen “Gelenekten Geleceğe Foça Tarımı Sempozyumu”, yoğun katılımla gerçekleştirildi. Reha Midilli Kültür Merkezi’nde yapılan etkinlikte, tarımın geçmişten bugüne gelişimi ve geleceğe yönelik stratejiler iki gün boyunca çok yönlü ele alındı. "Gediz'deki kirlilik kritik boyutta" Sempozyumda konuşan Foça Belediye Başkanı Saniye Bora Fıçı, bölgedeki en önemli sorunlardan birinin Gediz Nehri’ndeki kirlilik olduğunu vurguladı. Fıçı, şu ifadelere yer verdi: “Bir zamanlar bölgenin en önemli su kaynaklarından biri olan Gediz, bugün ciddi bir kirlilik baskısı altında. Bu sadece çevresel bir sorun değil, aynı zamanda üretimin geleceğini tehdit eden bir durum” Tarım arazilerinde parçalanma riski Tarım arazilerinin plansız bölünmesinin verimliliği düşürdüğüne dikkat çeken Başkan Fıçı, üretim gücünün zayıfladığına işaret etti. Fıçı, şöyle konuştu: “Topraklarımızın parçalanması verimliliği düşürüyor. Bu gidişat, hem çiftçimizi hem de ülkemizin gıda güvencesini riske atıyor. Tarım arazilerimizi korumak, su kaynaklarımızı kirletmemek ve üretimi planlı hale getirmek zorundayız. Bu sadece bugünün değil, geleceğimizin meselesidir.” Akademisyenler ve sektör temsilcileri bir araya geldi Açılışta ICA Proje Koordinatörü Şükrü Durmuş ve TEZ-KOOP-İŞ Genel Başkanı Haydar Özdemiroğlu de konuşma yaptı. Ali Demirsoy ise küresel ısınmanın tarım üzerindeki etkilerini değerlendirerek su kaynakları ve üretim planlamasının önemine dikkat çekti. Kooperatif modeli önce çıktı “Foça’dan İyi Uygulama Örnekleri” oturumunda yerel kooperatiflerin deneyimleri paylaşıldı. Kooperatifleşmenin üreticinin gelirini artıran ve yerel ekonomiyi güçlendiren önemli bir model olduğu vurgulandı. Gıda güvenliği ve istihdam masada Nejla Kurul moderatörlüğünde gerçekleştirilen oturumlarda, tarımda istihdam, gıda güvenliği ve ekonomik politikalar ele alındı. Uzmanlar, mevcut politikaların üretim ve istihdam üzerindeki etkilerini değerlendirirken alternatif çözüm önerilerini paylaştı. Atölyeler ve saha ziyaretleriyle tamamlandı Sempozyumun ikinci gününde düzenlenen atölye çalışmaları ve saha ziyaretlerinde kooperatifleşme, kadın emeği ve hayvancılık gibi başlıklar uygulamalı olarak ele alındı. Kurulan tarım pazarı ise yerel üreticiler ile vatandaşları doğrudan buluşturdu. Etkinlik, “Tartışma ve Sonuç Bildirgesi” oturumuyla sona erdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.