TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Iklim Krizi

AGRONEWS - Iklim Krizi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Iklim Krizi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Growtech Antalya, 135 Ülkeden 40 Bini Aşkın Ziyaretçi Ağırladı Haber

Growtech Antalya, 135 Ülkeden 40 Bini Aşkın Ziyaretçi Ağırladı

Dünyanın en büyük örtü altı tarım fuarı Growtech Antalya 4 gün boyunca 135 ülkeden 40 bini aşkın ziyaretçi ağırladı; dünyanın farklı coğrafyalarından bu organizasyona katılan 725 firma önemli iş bağlantıları gerçekleştirerek yüksek satışlara imza attı. Bu yıl 24'üncüsü düzenlenen ve 65 bin metrekarelik alanda gerçekleştirilen Growtech Antalya'nın yüzde 20'si yabancı olmak üzere; 40 bini aşkın ziyaretçiye ev sahipliği yaptığını dile getiren Fuar Direktörü Engin Er, fuara yurt dışı ilgisinin de rekor seviyeye ulaştığını söyledi. Tarım sektöründe verimlilik konusunda atılması gereken adımlar olduğunu belirten Er, "Dünya var oldukça üretmek, tüketmek ve yemek zorundayız. Ama bunu da en verimli şekilde yapmak zorundayız. Türkiye, bitkisel üretimde dünyada 7., Avrupa'da ise ilk sırada. Bu oldukça büyük ve önemli bir rakam. Ama günümüz şartlarında bitkisel verimliliği artırmak gerekiyor. Küresel iklim krizi nedeniyle su kaynakları giderek azalıyor. Ayrıca miras gibi nedenlerle tarlalar küçülüyor ve imara açılıyor. Aynı alanda daha verimli üretebilmek için de çiftçilerin bu tür fuarlara gelerek yenilikleri görmesi ve incelemesi gerekli. Çünkü çiftçi aslında görerek ikna oluyor. Birçok firma yeni ürünlerinin lansmanını yapmak ve 2026 yılı için yeni siparişler ve bağlantılar sağlamak için bu fuarı bekliyor. Growtech Antalya 4 gün boyunca 135 ülkeden 40 bini aşkın ziyaretçi ağırladı sadece ürün tanıtımı için değil, yeni işbirliklerinin geliştirilmesi, ülkelerin kendini tanıtması ve global ölçekte tarımsal bilgi ve yeniliklerin paylaşılması için de büyük imkanlar sunuyor" diye konuştu. Türk tarımı üretimde devler liginde Türkiye'nin tarım ticaretinde önemine dikkat çeken Fuar Direktörü Engin Er, sözlerine şöyle devam etti: "Özellikle sebze meyve tohumculuğu konusunda önde gelen ülkeler arasındayız. Türkiye önemli ticari bir bağlantı noktası haline geldi. Çin ve Hindistan başta olmak üzere; tüm katılımcı ülkeler yalnızca Türk firmalarıyla değil farklı ülkelerle de iş geliştirme ve anlaşmalar sağlamak için Growtech Antalya'yı tercih ediyor. Bu yıl da dünya tarım sektörü Antalya'da buluştu, fuara 135 ülkeden ziyaretçi geldi. Bu onlar için de bulunmaz fırsatlar sunuyor. Burası sadece stantlardan oluşan bir fuar değil, tüm sektör paydaşlarının buluşma noktası. Hem katılımcılar, hem ziyaretçiler yıl boyunca bu buluşmayı beklediklerini söylüyorlar. 24'üncüsü düzenlenen Growtech Antalya'yı en yüksek katılım, en yüksek ziyaretçi sayısı ve en geniş fuar alanıyla gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadık. Önümüzdeki yıl da yine rekorlarla dolu bir fuar için şimdiden hazırlıklara başladık."

Antalya, Growtech Fuarında Tarımın Geleceğini Konuşacak Haber

Antalya, Growtech Fuarında Tarımın Geleceğini Konuşacak

Tarım sektörünün tüm yönleriyle ele alınacağı 23 farklı oturumda, birbirinden değerli isimler deneyimlerini paylaşacak ve geleceğe yönelik çözüm önerilerini tartışacak. Dünya Çiftçiler Birliği (WFO) Başkanı Arnold Puech d’Alissac'ın da konuşmacı olarak yer alacağı konferanslarda, Dünya Tohumculuk Federasyonu (ISF) Başkanı Arthur Santosh Attavar, Uluslararası Tarım Gazetecileri Federasyonu (IFAJ) Genel Sekreteri Adrian Bell, T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı Bakan Yardımcısı Dr. Ahmet Bağcı, Tarım Gazetecileri ve Yazarları Derneği (TAGYAD) Başkanı İsmail Uğural, Tohum Sanayicileri ve Üreticileri Alt Birliği (TSÜAB) Genel Sekreteri Doç. Dr. Hamit Ayanoğlu, Uluslararası Tarım Şehirleri Birliği Temsilcisi Mahmut Ali Cengiz Körosmanoğlu, Uluslararası Tarım Derneği Başkanı ve Ziraat Yüksek Mühendisi Seda Özel, Tarım Yazarı ve Fütürist Mine Ataman gibi bir çok isim güncel bilgiler aktaracak. SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VE İNOVASYON ÖNE ÇIKACAK GROWTECH. ANTALYA'da konferanslar kapsamında 4 gün boyunca, Gençlerin Tarıma Bakışı, Sürdürülebilir Tarım ve Tarımda Kadın İzi, Tarımsal Sulama, Önemli Tıbbi-Aromatik Bitkilerin Sürdürülebilir Üretimi ve Dış Pazarın Talepleri, Türkiye’de Seracılık Yatırımlarına Yönelik Teşvik Süreçleri, Sürdürülebilir Seracılık, Üretici Kooperatifleri, Küresel Tarım Ti̇careti̇nde Deği̇şen Yollar, Yönler, Tarım Di̇plomasi̇si, Suya Sabuna Dokun, Yeşi̇l Etki̇, Yeşi̇l Yakalılar, Gıda Hakkı, 2050’de Tarım: Küresel Trendler ve Bölgesel Farklılıklar,Antalya Örneğinde Türk Tarımının Dünü, Bugünü, Yarını, Tarım’da #Yapayzeka ve Tarım’ın Geleceği gibi pek çok ilgi çekici başlık ele alınacak. UFUK AÇICI SUNUMLAR YAPILACAK GROWTECH. ANTALYA’da bu yıl da tarım sektörünün önemli isimlerini bir araya getireceklerini kaydeden Fuar Direktörü Engin Er, “Bu yıl her yıl olduğu gibi ülkemizde ve dünyada tarım sektörüne yön veren önemli isimleri buluşturacağız. Değerli konuklar, konferanslarda paylaşacakları bilgilerle tarım sektörünü çok yönlü olarak ele alarak sektörün bugününü ve geleceğini de masaya yatıracak. Konferans programının tüm katılımcılar için ufuk açıcı ve yol gösterici olacağını düşünüyorum. Fuara olan ilgi ve katılımdan da memnunuz. Bu yıl yeni eklenen 7’nci salon ile 36 ülkeden 700’ün üzerinde katılımcımız var; fuara 135 ülkeden 40 bini aşkın ziyaretçi bekliyoruz” diye konuştu. İKİ YENİ KONFERANS SAHNESİ Tarım sektörüne yön veren etkinliklerine her yıl yenilerini ekleyen GROWTECH. ANTALYA; Bitki Islahı Proje Pazarı ve ATSO GROWTECH Tarım İnovasyon Ödülleri’nin yanı sıra; bu yıl iki yeni konferans sahnesiyle dikkat çekecek. İnovasyon sahnesinde akıllı tarım teknolojileri, dijitalleşme, markalaşma, pazarlama, uluslararası pazarlara açılma ve tarımsal girişimcilik gibi geleceği şekillendiren konular ele alınacak. Sürdürülebilirlik sahnesinde ise iklim krizi, yeşil tarım uygulamaları, sürdürülebilir gıda sistemleri, kalkınma hedefleri ve kamu-özel sektör iş birlikleri de gündemde olacak.

Akdeniz'de Deniz Suyu Isınıyor: İklim Krizi Alarmı Haber

Akdeniz'de Deniz Suyu Isınıyor: İklim Krizi Alarmı

Deniz Suyu Sıcaklığı Sürekli Artıyor Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre Akdeniz'in ortalama deniz suyu sıcaklığı 1970'ten bu yana düzenli olarak yükseldi. 1970-1980 yılları arasında 21,0 derece olan ortalama sıcaklık, 2014-2024 arasında 22,3 dereceye çıktı. Haziran, temmuz ve ağustos aylarında sıcaklıklar 26,7 ile 28,1 derece arasında seyretti. İklim Krizi ve Kirlilik Başlıca Neden Çevre Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Deniz Orhan, sıcaklık artışının küresel ısınma ve çevre kirliliğinden kaynaklandığını belirtti. Orhan, termik santrallerin denize deşarjı, atık su kirliliği ve büyük gemilerin etkisinin denizlerin ısınmasını hızlandırdığını söyledi. Balıkçılık ve Turizm Tehlikede Artan sıcaklık deniz ekosistemini bozarak balıkçılığı olumsuz etkiliyor. Orhan, sıcaklığa bağlı olarak bazı balık türlerinin soğuk bölgelere göç ettiğini, bunun da ekonomik kayıplara neden olduğunu vurguladı. Ayrıca Marmara Denizi'nde görülen müsilajın sıcaklık artışıyla bağlantılı olduğunu ve Akdeniz’de de benzer oluşumların başladığını belirtti. Aşırı Doğa Olayları Artacak Sıcaklığın artmasıyla birlikte buharlaşma ve nem oranının yükseldiğini ifade eden Orhan, bunun sonucunda sel, kasırga ve tropikal fırtına (medikana) gibi doğa olaylarının daha sık yaşanacağını söyledi. Özellikle Akdeniz’de tropikal fırtına sayısının artması bekleniyor. Uzmanlar, denizlerdeki sıcaklık artışının ekosistem, ekonomi ve insan yaşamı üzerinde büyük riskler oluşturduğunu belirterek acil önlemler alınması gerektiğini vurguluyor.

İzmir 2030'da Sıfır Karbon Hedefine İlerliyor Haber

İzmir 2030'da Sıfır Karbon Hedefine İlerliyor

Avrupa’nın İlk Ödüllü Şehri İzmir, AB üyesi olmayan şehirler arasında “Misyon Etiketi” alan ilk kent oldu. 2030 hedefiyle sıfır karbon çalışmalarını sürdüren İzmir Büyükşehir Belediyesi, doğa dostu projeleriyle hem Türkiye’de hem Avrupa’da öncü bir şehir olmayı hedefliyor. Başkan Tugay: "Öncü Olmalıyız" İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir’in Türkiye’de iklim nötr olma yolunda ilerleyen ilk şehir olduğuna dikkat çekerek, “Fosil yakıtları azaltıp yenilenebilir enerjiye geçerek karbon emisyonlarını dengelemeliyiz. İzmir’i hem Türkiye hem de Avrupa için ilham kaynağı yapacağız” dedi. Enerji Tüketiminde Karbon Azaltımı NetZeroCities kapsamında İzmir, enerji tüketimini karbondan arındırmayı hedefleyen “GCC-SYNERGY” projesiyle 25 pilot şehir arasında yer aldı. 2 yıl sürecek proje, enerji kaynaklarının verimli kullanımına odaklanıyor. Dirençlilik ve Risk Analizleri “İklime Hazır İzmir” projesiyle, kent ölçeğinde iklim uyum stratejileri geliştirilecek. 145 bin euro hibe alan proje, İzmir’in kırılganlık ve risk analizlerini güncelleyerek kapsamlı eylem planları oluşturacak. 20 Milyar Euro Yatırım Gerekiyor İzmir’in sıfır karbon hedefi için gerekli olan emisyon azaltımı 21 milyon ton karbondioksite eşdeğer. Bu hedefe ulaşmak için 20 milyar euro yatırım planlanıyor. İzmir’in ulaşım, atık yönetimi, tarım ve kentsel dönüşüm gibi alanlardaki tüm projeleri iklim değişikliği hedefleriyle uyumlu şekilde yürütülüyor. Avrupa'da Güçlü Pozisyon AB fonlarına erişimi kolaylaşan İzmir, akıllı şehirler ağı içinde önemli bir yer edindi. Bu adımlar, İzmir’i yalnızca Türkiye’de değil, Avrupa’da da sürdürülebilirlik ve iklim değişikliğiyle mücadele konusunda lider bir şehir haline getirecek.

Hasat dönemi başladı: Çiftçiler işçi bulmakta zorlanıyor Haber

Hasat dönemi başladı: Çiftçiler işçi bulmakta zorlanıyor

Yüzde 50’ye varan verim kaybı yaşayan yaşayan çiftçiler, bin liranın üzerinde yevmiye vermelerine rağmen işçi bulmakta zorlandıklarını söyledi. Kırıkkale’de çiftçiler patates, domates, soğan gibi ürünleri hasat etmeye başladı. Bölgede yaşanan kuraklık, tarımsal verimde yüzde 50’ye varan kayıplara neden olurken, çiftçiler ise işçi bulmakta da zorluk çekiyor. Çiftçiler, günlük bin liranın üzerinde yevmiye teklif edilmesine rağmen tarlada çalışacak işçi bulmak neredeyse imkansız hale geldiğini söyledi. Yağışların az olması nedeniyle tarlalarından bekledikleri verimi alamadıklarını kaydeden çiftçiler, işçi bulamamaları durumunda gelecek yıllarda ürün yetiştiremeyeceklerini ifade etti. "Böyle devam ederse, ileriki senelerde ekim yapamayabiliriz" Keskin ilçesinde çiftçilik yapan Ahmet Doğan, tarım arazisinde yetiştirdiği ürünleri düşük fiyata satmak zorunda kaldığını söyledi. Salçalık domatesin kilosunu 2 liradan, sofralık domatesin kilosunu ise 5 liradan sattıklarını belirten Doğan, "Soğan ve patatesi aracıya 5 liradan veriyoruz. İşçi bulmakta zorlanıyoruz, günlük ücretler 800 ila bin 300 lira arasında değişiyor. Böyle devam ederse, ileriki senelerde ekim yapamayabiliriz" dedi. "Kuraklık olmasaydı verim daha yüksek olurdu" Mustafa Bostan ise kuraklık nedeniyle ciddi verim kaybı yaşadıklarını ifade ederek, "Normalde dekar başına 5 ton ürün alırken, bu yıl 2-3 ton civarında kaldık. Kuraklık olmasaydı verim daha yüksek olurdu, belki de zararımız daha az olurdu" diye konuştu.

Tarımda plansız üretim ve iklim krizi çiftçileri zorluyor Haber

Tarımda plansız üretim ve iklim krizi çiftçileri zorluyor

Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, tarımda plansız üretim ve iklim değişikliği gibi sorunların üstesinden gelmek için tarımsal üretimde planlamaya dayalı bir model benimsenmesini ve çiftçilerin piyasa taleplerine uygun üretim yapmalarının teşvik edilmesi gerektiğini söyledi. Doğan, tarım sektörüne katkı sunan çiftçilerin, bir yandan fazla ekilen ürünlerin pazar değerinin düşmesiyle zarar ederken, diğer yandan artan sıcaklıklar ve aşırı hava şartları nedeniyle ürün kayıpları yaşadıklarını hatırlatarak, “Bu durum, çiftçilerin gelirlerinde büyük düşüşlere yol açıyor ve tarım sektörünün sürdürülebilirliği açısından ciddi tehditlerle karşı karşıya kalınıyor” diye konuştu. Tarım sektörünün son yıllarda yaşanan plansız üretim ve iklim değişikliğinin olumsuz etkileriyle karşı karşıya olduğunu kaydeden Doğan, sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye’de tarım sektöründe uzun yıllardır süregelen plansız üretim, çiftçilerin en büyük sorunlarından biri haline gelmiştir. Özellikle belirli ürünlerde, piyasa talebinin üzerinde bir üretim gerçekleştirildiğinde, ürün fazlası meydana gelmekte ve bu durum pazar fiyatlarının ciddi şekilde düşmesine neden olmaktadır. Örneğin, bu yıl fazladan ekilen bazı ürünler, çiftçilerin beklediği geliri elde edememesiyle sonuçlanmıştır. Ürün fazlası nedeniyle pazar doygunluğu oluşmuş, fiyatlar düşmüş ve çiftçiler emeğinin karşılığını alamamıştır. Plansız üretim yalnızca ekonomik kayıplara neden olmakla kalmıyor, aynı zamanda doğal kaynakların verimsiz kullanılmasına da yol açıyor. Özellikle su ve toprak gibi kaynakların gereksiz yere tüketilmesi, tarımsal üretimin uzun vadede sürdürülebilirliğini tehdit ediyor. Bu da, ülkenin tarımsal potansiyelini zayıflatıyor ve gıda güvenliğini riske atıyor.” Doğan, bölgede çiftçilerin, iklim değişikliğinin getirdiği zorluklarla da başa çıkmak zorunda kaldığını ifade ederek, “Özellikle son yıllarda artan sıcaklıklar ve aşırı hava olayları, tarımsal üretimi olumsuz yönde etkiliyor. Bu yıl, Çukurova’da sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi nedeniyle ekinler yandı ve çiftçiler büyük ürün kayıpları yaşadı. Aşırı sıcaklar, bitkilerin büyüme sürecini olumsuz etkileyerek verimliliği düşürdü ve hasat döneminde beklenen ürün miktarı elde edilemedi. Ayrıca, iklim değişikliği yalnızca sıcaklık artışıyla sınırlı kalmıyor; aynı zamanda yağış rejimlerinde de düzensizliklere yol açıyor. Beklenmedik kuraklıklar veya ani sağanak yağışlar, tarımsal faaliyetleri sekteye uğratıyor ve çiftçilerin planlarını altüst ediyor. Bu durum, tarımda belirsizliği artırarak çiftçilerin risklerini yönetmelerini zorlaştırıyor" dedi. "Mısıra ve buğdaya verilen destek pamukta yetersiz kaldı" Doğan, mısıra ve buğdaya verilen desteğin pamukta yetersiz kaldığını belirterek, "Pamuk üreticileri zor durumda kaldı. Pamuk üreticileri, artan maliyetler ve düşük piyasa fiyatları karşısında yeterli gelir elde edemediler. Desteklerin dengesiz dağılımı, bazı bölgelerde pamuk üretiminin azalmasına ve çiftçilerin alternatif ürünlere yönelmesine neden oldu. Pamuk, Türkiye ekonomisi için stratejik öneme sahip bir ürün olmasına rağmen, çiftçilerin bu üründen elde ettiği gelirler son yıllarda azalma eğiliminde. Desteklerin yetersizliği, pamuk üreticilerini zor durumda bırakmakta ve bu durum, pamuk üretimindeki sürekliliği tehlikeye atmaktadır. Çiftçilerin pamuk üretiminden uzaklaşması, hem yerli sanayiye ham madde teminini zorlaştıracak hem de ülkenin pamuk ithalatına bağımlılığını artıracaktır" ifadelerini kullandı. “Tarımsal üretimde planlamaya dayalı bir model benimsenmeli” Doğan, tarım sektöründe yaşanan zorlukların çiftçilerin geleceğe dair kaygılarını artırdığını ifade ederek, "Plansız üretim, iklim değişikliği ve yetersiz destekler gibi sorunların çözüme kavuşturulması, tarım sektörünün sürdürülebilirliği için hayati önem taşımaktadır. Tarımda plansız üretim ve iklim değişikliği gibi sorunların üstesinden gelmek için, öncelikle, tarımsal üretimde planlamaya dayalı bir model benimsenmeli ve çiftçilerin piyasa taleplerine uygun üretim yapmaları teşvik edilmelidir. Bunun yanı sıra, iklim değişikliğinin etkilerini hafifletmek için tarımsal faaliyetlerde iklim dostu uygulamaların yaygınlaştırılması büyük önem taşımaktadır. Devlet desteklerinin çiftçi zarar etmeyecek şekilde dağıtılması, çiftçilerin ekonomik istikrarını sağlamada kilit rol oynayacaktır. Pamuk gibi stratejik ürünlerde desteklerin artırılması, çiftçilerin bu alanda faaliyet göstermeye devam etmelerini teşvik edecektir. Bu sayede, hem tarım sektörünün sürdürülebilirliği sağlanacak hem de ülke ekonomisi güçlendirilecektir" şeklinde konuştu.

Bursa Ticaret Borsası, sürdürülebilir geleceğe öncülük ediyor Haber

Bursa Ticaret Borsası, sürdürülebilir geleceğe öncülük ediyor

Bursa Ticaret Borsası’nın (Bursa TB) dijital eğitim platformu Bursa TB Akademi’de, yeni eğitim dönemi başladı. Çevre bilincinin artırılması ve sürdürülebilirlik konusunda farkındalık oluşturulması amacıyla, yıl boyunca “En Parlak Dönüşüm” temasıyla gerçekleştirilecek “Çevre ve İnsan”konulu eğitim serisinin ilki “Çevre ve Doğa Krizleri” eğitimi oldu. Eğitimde küresel ısınma ile birlikte son yıllarda yaşanan iklim felaketlerine dikkat çeken Eğitmen Senem Tanju, iklim değişikliği, habitat kaybı ve kirlilik gibi çevresel krizlerin, doğal yaşamın yok olmasına ve ekosistemin bozulmasına yol açtığını dile getirdi. Bu krizlerin arkasındaki ana etkenlerin ise plansız kentleşme, aşırı tüketim ve kısıtlı kaynakların yanlış kullanılması olduğunu ifade eden Tanju, “Doğal dengenin tehlikeye girmesi, gelecek nesiller için endişe verici bir tablo oluşturuyor. Eğer iklim krizi ile mücadele etmezsek, 21. yüzyılın sonuna kadar mevcut canlı türünün yüzde 24’ünün yok olma tehlikesiyle karşı karşıyayız. Bu durum hem biyolojik çeşitlilik açısından hem de insan yaşamı için büyük bir tehdit oluşturuyor” dedi. İş dünyası değişime ayak uydurmalı Sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek için, öncelikle doğayı korumak ve kaynakları sürdürülebilir bir şekilde kullanmak gerektiğini ifade eden Senem Tanju, enerji verimliliği, yenilenebilir enerji kaynaklarına geçiş ve sorumlu tüketim alışkanlıklarını benimsemenin bu hedefe ulaşmada kritik önem taşıdığını söyledi.İklim krizinin toplumları olduğu kadar is dünyasını da olumsuz etkilediğine vurgu yapan Tanju, “Şirketler çevresel, sosyal ve ekonomik sorumluluklarını yerine getirirken sürdürülebilir bir iş modeli oluşturmak zorundadır. Özellikle şeffaflık ve doğru bilgilendirme kavramları ön plana çıkarken, yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler geliştirmek ve değişime ayak uydurmak hayati önem taşıyor” diye konuştu. “Çevresel bilinç için kolektif çaba şart” İklim değişikliğinin en şiddetli biçimde etkileyeceği ülkelerin başında Türkiye’nin de yer aldığını ifade eden Senem Tanju, orta vadeli kalkınma planında yeşil dönüşüm ve iklimle mücadelede 2053 yılına kadar net sıfır sera gazı emisyonu hedefine odaklanılmasının son derece değerli olduğunu vurguladı. Türkiye’nin Kyoto Protokolü ve Paris İklim Anlaşması gibi uluslararası anlaşmalara taraf olduğunu hatırlatan Tanju, ortaya konan hedeflerin Türkiye’nin sürdürülebilir bir geleceğe doğru ilerlemesinde önemli bir rehber görevi gördüğünü belirterek, “Çevresel bilinci artırmak ve sorumlu bir dünya inşa etmek için kolektif olarak çaba harcamalıyız” dedi. “Sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek bizim elimizde” Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB) Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, iklim değişikliği ve çevre sorunlarının günümüzün en acil ve hayati meselelerinden biri olduğunu vurguladı. Sürdürülebilir bir gelecek için iklim kriziyle topyekûn mücadele edilmesi gerektiğini dile getiren Matlı, “Çünkü bu sadece bir çevre sorunu değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal bir sorundur. Bu nedenle, iş dünyası olarak üzerimize düşen sorumluluğun bilincindeyiz. Zira sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek hepimizin elinde. Bu konuda bilinçli olmak, harekete geçmek ve üzerimize düşeni yapmak adına oluşturduğumuz özel eğitim içerikleriyle toplumun ve iş dünyamızınçevresel bilinç düzeyini yükseltmeyi hedefliyoruz. Sadece kendi işlerimize odaklanmak yerine,sürdürülebilirlik konusunda daha etkin bir rol oynamak istiyoruz” ifadelerini kullandı. Ücretsiz eğitimler yıl boyunca devam edecek Bursa TB Akademi’de “Çevre ve İnsan” konulu eğitim serisi çerçevesinde “Eko-Anksiyete” ve Doğa ve İnsan” eğitimlerinin yanı sıra Sürdürülebilirlik Teknik Uzman Eğitimi gibi firmaların sürdürülebilirlik konularında bilgi ve yeteneklerini geliştirmeyi, rekabet güçlerini artırmayı hedefleyen eğitimler düzenlenecek. Eğitim programlarına katılmak isteyenler başvurularını www.btbakademi.org adresi üzerinden ücretsiz gerçekleştirebilirler.

Önce yağmur, sonra kar: Çiftçinin yüzü güldü Haber

Önce yağmur, sonra kar: Çiftçinin yüzü güldü

Son yılların en kurak döneminin yaşandığı Edirne’de yağmurların ardından gelen kar yağışı, çiftçiye umut tarlalara can suyu oldu. Türkiye’nin tarımda öncü kentleri arasında yer alan Edirne’de uzun süren kuraklığın ardından etkili olan kar yağışı, ürününü kuru toprağa eken çiftçi için adeta "can suyu" oldu. Edirne’nin Lalapaşa ilçesine bağlı ve Bulgaristan’a sınır köylerinden birisi olan Hamzabeyli’de sabaha karşı başlayan sağanağın yerini kar yağışına bırakmasının ardından bölgede sevinç yaşandı. Bölgede uzun süredir devam eden kuraklık yerini yağışlara bıraktı. Edirne’nin mevsim normallerinin altında yağış alması nedeniyle endişelenen çiftçinin yüzü, son yağışlarla birlikte gülmeye başladı. Rahat bir nefes alan üreticiler, yağışların bir süre daha sürmesini umut ediyor. toprağı besleyen kar, kurak bir dönemin ardından ilaç gibi geldi. Uzun süredir yağmur ve kar yağmasını beklediklerini belirten Hamzabeyli Köyü sakinlerinden Recep Apaydın, "Ürünlerimizi ektik inşallah bereketli olur. Kar köylülerin çok istediği bir şeydir biz de çok sevindik" dedi. "Altın gibi bir şey bu" Hamzabeyli köyü sakinlerinden Alettin Köse, "Çiftçilerin düğünü bayramı. Bu sene buğdayları kuruya ektik. Yağmur da az düştü. Şimdi çıkmak üzere olan ekinlerin üzerine kar düşmesi örtü oldu. Hem kıştan koruyacak hem de toprağa nemini verecek. Çiftçiye altın gibi bir şey bu" dedi. Süleyman Güre, tohum ekiminin ardından etkili olan karın tam zamanında geldiğini ve sevindiklerini aktardı. Hamzabeyli Köyü’nde çiftçilikle uğraşan Azim Civan, Çok sevindiklerini ve uzun zamandır kar yağmasını beklediklerini belirterek, geçtiğimiz günlerde etkili olan yağmurun ardından şimdi de kar yağmasının çok bereketli olduğunu ifade etti.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.