Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tarım Arazileri

AGRONEWS - Tarım Arazileri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarım Arazileri haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Zararlılara karşı tarlalarda sıra dışı uygulama Haber

Zararlılara karşı tarlalarda sıra dışı uygulama

Sosyal medyada ve bazı yerel haber kaynaklarında yer alan iddialara göre, bazı bölgelerde insan saçlarının tarım arazilerine serildiği yönünde dikkat çekici bir uygulama gündeme geldi. Söz konusu yöntem, özellikle yaban hayvanların ve zararlıların ekinlere yaklaşmasını engellemek amacıyla kullanıldığı öne sürülen doğal bir koruma tekniği olarak tartışılıyor. İddialara göre çiftçiler, kuaför ve berberlerden toplanan insan saçlarını tarlalara sererek, güçlü koku etkisi sayesinde yabani hayvanların ekili alanlara zarar vermesini önlemeyi amaçlıyor. Bu yöntem, kimyasal ilaç kullanımını azaltmaya yönelik alternatif ve düşük maliyetli bir çözüm olarak değerlendiriliyor. Ancak uygulamanın etkinliği ve yaygınlığı konusunda farklı görüşler bulunuyor. Bazı uzmanlar, insan saçının içerdiği keratin yapısı nedeniyle belirli hayvan türleri üzerinde caydırıcı bir etki oluşturabileceğini belirtirken, bazıları ise bunun bilimsel olarak sınırlı bir etkisi olabileceğini ifade ediyor. Çevre dostu yöntemler arasında değerlendirilen bu uygulama, özellikle sürdürülebilir tarım ve doğal koruma tekniklerine yönelik artan ilgiyle birlikte daha fazla tartışılmaya başlandı. Öte yandan benzer doğal yöntemler, tarımda zararlılarla mücadelede farklı bölgelerde de zaman zaman deneniyor. Ancak uzmanlar, bu tür uygulamaların tek başına yeterli olmayabileceğini ve kontrollü bilimsel çalışmalarla desteklenmesi gerektiğini vurguluyor.

Avustralya’da fare istilası tarım arazilerini etkiledi Haber

Avustralya’da fare istilası tarım arazilerini etkiledi

Avustralya’nın geniş tarım toprakları, son dönemin en büyük çevre ve tarım krizlerinden birine sahne oluyor. Ülkenin batı ve güney bölgelerinde milyarlarca kemirgen, ekili arazileri yağmalarken çiftçilerin evlerine kadar sızarak hayatı durma noktasına getirdi. Ortadoğu’da yaşanan küresel gerilimler nedeniyle zaten yüksek yakıt ve gübre maliyetleriyle boğuşan üreticiler, şimdi de mahsullerini koruyabilmek için zehirli tohumlara ve yeniden ekim işlemlerine yüz binlerce dolar harcamak zorunda kalıyor. Tarım sektör temsilcileri, geceleri tavanlardan gelen sesler ve etrafa yayılan ağır koku nedeniyle durumun psikolojik bir savaşa dönüştüğünü belirtiyor. İstilanın nedeni ne? Uzmanlar, bu olağanüstü nüfus patlamasının arkasında geçtiğimiz yıl elde edilen rekor kırıcı hasadın yattığını ifade ediyor. Hasat sırasında tarlalara dökülen tonlarca tahıl, fareler için muazzam bir besin kaynağı oluşturdu. Ardından gelen yaz yağmurları ise taze yeşil filizlerin büyümesini tetikleyerek kemirgenlerin hızla üremesi için kusursuz bir ortam hazırladı. Normal şartlarda hektar başına 800 farenin bulunması istila olarak kabul edilirken, ülkenin batısındaki bazı ekim alanlarında bu sayının hektar başına 10 bin sınırına dayandığı tahmin ediliyor. Farelerin her üç haftada bir yeni bir nesil dünyaya getirebilme yeteneği ise krizin boyutunu her geçen gün katlıyor. Çiftçiler zamana karşı yarışıyor Tahıl üreticileri için en kritik dönem olan sonbahar ekimlerinde, fareler yüzünden büyük kayıplar yaşanıyor. Akşam saatlerinde toprağa gömülen tohumlar, sabah olmadan kemirgenler tarafından toprağın altından kazılarak tüketiliyor. Bu durum tarım arazilerinde devasa boş şeritlerin oluşmasına yol açıyor. Çiftçilerin zarar görmemesi için ekim makinelerinin hemen arkasından ilaçlama yapılması hayati önem taşıyor. Küresel gelişmeler nedeniyle mazot fiyatlarının ikiye katlandığı bu dönemde, ilaçlama için harcanan mesai ve bütçe üreticinin belini daha da büküyor. Kurtuluş umudu kış mevsiminde Avustralya Ulusal Bilim Ajansı yetkilileri, durumun hem ekonomik hem de psikolojik olarak sürdürülemez bir boyuta ulaştığını doğruluyor. Kuraklık gibi doğal afetlerde evlerine çekilerek moral bulabilen çiftçiler, bu kez yatak odalarına ve mutfak dolaplarına kadar giren kemirgenler yüzünden kendi evlerinde bile huzur bulamıyor. Tarım bakanlığının onayladığı daha güçlü kimyasal yemlerin piyasaya sürülmesiyle birlikte mücadelede yeni bir safhaya geçildi. Üreticiler, yaklaşan kış soğuklarının ve beklenecek yoğun yağışların fare nüfusunu doğal yollarla kıracağını umut ederek tarlalarında nöbet tutmaya devam ediyor.

Aşırı yağışın tarıma zararı sular çekilince ortaya çıktı Haber

Aşırı yağışın tarıma zararı sular çekilince ortaya çıktı

Meteorolojinin şiddetli yağış uyarısında bulunduğu Hatay'da 21 Mayıs tarihinde akşam saatlerinden itibaren şiddetli yağış etkili olmuştu. Kentte caddeler göle dönerken, sel ve heyelan afeti yaşandı. Aşırı yağışların etkili olduğu Samandağ ilçesindeki Yeşilada, Tekebaşı ve Çöğürlü Mahalleleri sular altında kaldı. Aşırı yağışlarla debisi artan Asi Nehri, taşarak çevresindeki tarım arazilerini sular altında bıraktı. İl Tarım Müdürlüğü ekipleri, günler sonra sel sularının çekilmesiyle bölgedeki tarım arazilerinde hasar tespit çalışmalarını sürdürüyor. Sel felaketinde binlerce dönüm sular altında kalırken günler sonra sel suların çekilmesiyle tarım arazileri gün yüzüne araziler havadan görüntülendi. Son 20 yılın en şiddetli seline maruz kaldıklarını ifade eden Samandağ ilçesi Ziraat Odası Başkanı Selim Kamacı, aşırı yağışlardan kaynaklı olarak Asi Nehri'nin taşmasıyla, arazilerimize su bastığını söyledi. "Asi Nehri kenarı ve etrafında bulunan arazilerimizi su bastı, birçok ürünümüz ve seralarımız su altında kaldı" Son 20 yılın en şiddetli seline maruz kaldıklarını ifade eden Samandağ ilçesi Ziraat Odası Başkanı Selim Kamacı, "Gerçekten de son 20 yılın en şiddetli seline maruz kaldık. Aşırı yağışlardan kaynaklı olarak Asi Nehri'nin taşmasıyla, Asi Nehri kenarı ve etrafında bulunan arazilerimizi su bastı. Birçok ürünümüz ve seralarımız su altında kaldı. Tarım Bakanlığı ve İl Tarım Müdürlüğümüzün hasar tespiti hala devam ediyor. Şu anda tam anlamıyla hasar tespitinin sonucu elimizde geçirebilmiş değiliz. Asi Nehri kenarında kalan bütün mahallelerimiz, köylerimiz bir şekilde zarar görmüş. Bundan mütevellit olarak da Asi Nehri'nin taşmasıyla birlikte önüne taktığı moloz gibi diğer kirliliklerle Akdeniz'e ve sahilimize bir şekilde yığıldı. Bazı seralarımızı da su bastı ve en fazla şu anda seracılarımız zarar gördü. Çünkü ekimlerini yapmış durumdalardı ama şu anda tekrar yine bir şekilde suları boşalttıktan sonra bir daha ekimlerine başlamaları gerekiyor. Dolayısıyla da sonuç itibarıyla biz burada bir serzenişte bulunmuyoruz" dedi. "Her kış ayında derelerin ve nehir yataklarının ıslah edilmelidir" Her yıl kış aylarında sele karşı dere ve nehir yataklarının ıslah edilmesini gerektiğini söyleyen Samandağ ilçesi Ziraat Odası Başkanı Selim Kamacı, "Allah'ın, doğanın bize ettiği bir vakadır. Dolayısıyla da seller her zaman olacak ama burada insanların yanlış tavırları kaynaklı bazı zararlar oluşuyor yoksa normalde sellerin olması lazım. Biz kurak olduğu zaman su gelsin diye dua ediyoruz. Ondan sonra su geldiğinde de serzenişlerde bulunma hakkımız yok. İnsanoğlu düşünebilen bir varlıktır. Dolayısıyla da düşüncesiyle hareket etmesi gerekirken bencilliğiyle hareket ediyor. Sonuç itibarıyla ahırını sen Asi Nehri kenarına yaparsan tabii ki bu tür şeylere maruz kalırsın. Asi Nehri kenarına bazıları ahır yapmış, moloz ve toprak doldurmak suretiyle bahçeye çevirmeye çalışmış olan arkadaşlarımız var. Geçmişte bunları çok uyardık, yapmayın etmeyin ve doğanın hakkına girmeyin. Bundan sonrasında esasta bu tür şeyler olduğu zaman devletin önlem alması gerektiğini her zaman söylüyoruz. Her kış ayında derelerin ve nehir yataklarının ıslah edilmelidir. Son günlerde de aşırı yağışların oluşmasıyla birlikte Asi Nehri'nin bir şekilde debisinin yükselmesi ve taşması söz konusu oldu" ifadelerini kullandı.

Kamu varlıkları özelleştiriliyor: Orman ve tarım arazileri riskte Haber

Kamu varlıkları özelleştiriliyor: Orman ve tarım arazileri riskte

Habere göre, iktidarın özelleştirme politikalarında yeni hedef kamu arazileri ve tarım toprakları haline geldi. Kamu varlıkları özelleştirme uygulamalarıyla elden çıkarılırken, güncel satış dalgasının merkezinde kamuya ait arsalar ve tarım arazileri yer alıyor. Kamunun elinde bulunan son büyük varlıklar da parça parça satılmaya devam ediyor. Yalnızca nisan ayı içinde, kamuya ait taşınmazların satışından elde edilen toplam gelir 1 milyar 811,6 milyon lirayı buldu. Bu kazancın 829 milyon liralık bölümünü arsa ve arazi satışları oluştururken, orman vasfından çıkarılan 2/B arazilerinin satışından 620,3 milyon lira sağlandı. Hazine’ye ait tarım arazilerinin satışından elde edilen gelir ise 164,3 milyon lira olarak kayıtlara geçti. 2026 yılının ocak-nisan dönemini kapsayan ilk dört ayında, kamu varlıklarının satışından sağlanan toplam gelir 167 milyon dolara ulaştı. Bu satışların büyük bir kısmını yine kamu arazileri ile 2/B arazileri kapsamındaki alanlar oluşturdu. Yılın ilk dört ayında yapılan satışların 127,4 milyon doları taşınmaz satışlarından elde edilirken, hisse satışlarından 24,7 milyon dolar ve işletme tesisi satışlarından 13,8 milyon dolar gelir sağlandı. Kamu kurumlarına yapılan devirlerin tutarı ise 1,1 milyon dolar olarak kaydedildi. Kamu işletmeleri özelleştirme adı altında özel sermayeye devredilirken, günümüzde geriye kalan son kamu varlıkları da satış listelerine ekleniyor. AKP hükümetleri döneminde ülkenin en büyük şirketleri, fabrikaları, limanları, enerji üretim tesisleri ile elektrik ve doğalgaz dağıtım şebekeleri yerli ve yabancı özel şirketlere satıldı. Türkiye'de 1986 yılında başlayan özelleştirme sürecinden bu yana toplam 73 milyar 687 milyon dolarlık özelleştirme gerçekleştirildi. Bu zamana kadar yapılan toplam özelleştirme gelirlerinin 46 milyar 125 milyon dolarını hisse satışları, 18 milyar 827 milyon dolarını işletme ve tesis satışları, 5 milyar 856 milyon dolarını taşınmaz satışları oluşturdu. Ayrıca kamu kurum ve kuruluşlarına yapılan devirlerden 1 milyar 446 milyon dolar, varlık satışlarından 745,2 milyon dolar, otel ve sosyal tesis satışlarından ise 688,5 milyon dolar gelir elde edildi. Toplam özelleştirme gelirinin 65 milyar 635 milyon dolarlık büyük kısmı Ak Parti hükümetleri döneminde sağlandı. Türkiye'nin en stratejik ve en kârlı kamu kuruluşlarının özelleştirilmesinin ardından, günümüzde sıra kamuya ait son değerli taşınmazlara geldi. Orta Vadeli Program da 2026 yılında tarihin en yüksek özelleştirme hamlelerinden birinin kapıda olduğuna işaret etmişti. Programdaki tahminlere göre, 2026 yılı genelinde özelleştirme gelirlerinin 185 milyar liraya ulaşması bekleniyor.

Ali Ekber Yıldırım’dan hobi bahçesi ve kaçak yapı uyarısı Haber

Ali Ekber Yıldırım’dan hobi bahçesi ve kaçak yapı uyarısı

Türkiye'de Nisan 2026 itibarıyla sayısı 11 bini aşan hobi bahçesi bulunduğu belirtilse de bu sayının çok daha fazla olduğu biliniyor. Tarım arazilerini betonlaştırdığı gerekçesiyle gündeme gelen bu bahçeler için torba yasa içerisindeki yeni yasal düzenlemeler ve yıkım süreçleriyle birlikte yeni olmayan tartışma süreci başladı. Büyük illerin kırsallarında, kooperatif hissesi veya izinsiz yapılarla kurulan alanlarda tarım arazileri önemli oranda yok edilme tehlikesiyle karşı karşıya kalınıyor. TBMM'ye sunulan torba yasa teklifi ile tarım arazilerindeki hobi bahçelerine sınırlama getirilmesi hedeflenmekle birlikte siyasi iktidarın çelişkili tutumları sorunun daha karmaşık hale gelmesine neden oluyor. AKP Hükümetinin, hobi bahçelerindeki yapıların yıkılması için yasa, yönetmelik çıkarmasına rağmen, yıkılması bir yana, hobi bahçelerinin sayıları her yıl daha da artıyor. Gittikçe daha da büyüyen bu sorunu tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım ile konuştuk. Yasa ya dar geliyor ya da bol Hobi bahçeleri ile ilgili tartışmanın yeni olmadığını belirten Yıldırım, “Bundan 6 yıl önce 4 Kasım 2020 Tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 7255 Sayılı Gıda, Tarım ve Orman Alanında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun ile hobi bahçelerindeki yapıların yıkılmasına karar verilmiş ve büyük tartışmaya neden olmuştu. Bu torba yasa, 2005 yılında kabul edilen 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Yasası’nın ilgili maddelerinin yeniden düzenlenmesini kapsıyordu. Ancak yasa uygulanmadığı ve tarım toprakları amaç dışı kullanıldığı için 2020 yılında bu kez torba yasa ile yeni düzenlemeler yapıldı, cezalar artırıldı. Ancak bu yasa da tarım arazilerini korumaya yetmedi. Tarım ve Orman Bakanlığı yasa ile koruyamadığı arazileri yıllar sonra çıkardığı yönetmeliklerle korumaya çalışıyor. Bunun da başarı şansı yok. Çünkü, bakanlık sahaya hakim değil. Ankara’da masa başında dikilen elbise sahaya ya dar geliyor ya da bol” dedi. Çiftçi tarımdan uzaklaştığı için tarlasını hobi bahçesine satıyor Hobi bahçelerinin büyük bölümünün verimli tarım arazilerine kurulu olduğunu söyleyen Yıldırım, “Bu araziler kimden alındı? Çiftçi neden verimli arazisini hobi bahçesi kuran emlakçılara, kooperatif adı altındaki rantçılara sattı? Neden üretim yapmak yerine tarlasını satıp o alanların ranta dönüşmesine izin verdi? Bu soruların kısa ve net yanıtı; çiftçi üreterek para kazanamadığı için toprağı elinden çıkardı. Ayrıntısına gelince; artan üretim maliyetleri karşısında ürettiği ürün para etmeyen çiftçi tarlasını elinden çıkarmak zorunda kalıyor. Asıl işin can alıcı yeri burası. Yani çiftçi ürettiğinden para kazanamadığı için bir emlakçı gelip biraz da yüksek bir fiyat verince çiftçi yıllarca üretim yapacağı toprağını elinden çıkarmak zorunda kalıyor. Yani yıllarca ektiği üründen alacağı paradan daha fazlasına ve geleceği de umutsuz gördüğü için araziyi elinden çıkarıyor. Tarımda yaşanan bu yüksek maliyet düşük fiyat politikası sona ermedikçe daha çok çiftçi arazisini elden çıkarır ve hobi bahçesi veya başka amaçlarla kullanılır” diye konuştu. Verimli arazilere hobi bahçesi kuran belediyeler var Verimli arazilere hobi bahçeleri kuran belediyelerin olduğunu belirten Yıldırım, “Hobi bahçesi satın alan ve gerçekten orada kendi ihtiyacı olan sebzeyi, meyveyi üretenler olduğu gibi, havuzlu, otoparklı hobi bahçesi olanlar da var. Bunları da birbirinden ayırmak gerekir. Hobi bahçeciliği tümden red edilecek bir uygulama değil. Doğru yerde ve amacına uygun olarak yapılan hobi bahçeciliği desteklenmeli. Almanya’da bunun örneği var. Kuralları belirlenmiş, ağırlıklı olarak kilise ve belediye arazilerine yapılan 1,4 milyon hobi bahçesi var. Hobi bahçeleri ile ilgili derneklerin oluşturduğu 19 hobi bahçesi federasyonu var. Federal Küçük Bahçe Yasası var. Her şey yasaya bağlanmış ve herkes yasaya uyuyor. Orda kimse verimli tarım arazilerine hobi bahçesi kurmuyor, kuramıyor. Türkiye’de her işte olduğu gibi bu konuda da başıboşluk var. Verimli tarım arazilerine toplu konut yapar gibi hobi bahçeleri kuran belediyeler var.” bilgisini paylaştı. Yönetmelik yayınlamakla hobi bahçeleri sorunu çözülmez Yasa çıkarmakla, yönetmelik yayınlamakla hobi bahçeleri ile ilgili sorun çözülemeyeceğini dile getiren Yıldırım, “Bugünkü şartlarda yapılan hobi bahçelerindeki yapıları yıkmak, bahçeyi eskisi gibi tarım arazisine dönüştürmek mümkün değil. Eski haline getirilse bile orada kim tarım yapacak? Nitekim yaşanan tartışmalar üzerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatı ile bir komisyon kurulduğu ve yeni bir yol arayışına gidildiği ifade ediliyor. Umarım bu yeni yol imar barışı değildir. İmar barışının dile getirilmesi bile hobi bahçesi sayısını daha çok artırır. Çözüm, sahada aranmalı. Öncelikle hobi bahçeleri ile ilgili durum tespiti yapılmalı. Ne kadarı verimli tarım arazilerinde, ne kadarı artık tarım arazisi olma vasfını yitirmiş alanlarda? Yıkılırsa ekonomik ve sosyal maliyeti ne olur? Yıkılmazsa ne olur? Gibi sorulara yanıt verilerek yola çıkılmalı.” ifadesini kullandı. Tarım yazarı Ali Ekber Yıldırımın önerileri; Verimli tarım arazilerinde çiftçinin para kazanacağı ve üretime devam edeceği bir tarım politikası uygulanmalı. Almanya örneği incelenerek uygun alanlarda, kuralları belirlenmiş ve yasalardan taviz vermeden, verimli tarım arazileri yerine belediye ve hazineye ait arazilerde hobi bahçeciliğinin yapılması sağlanabilir. Sorun sadece hobi bahçeleri değil, asıl madencilik, enerji, kamu yatırımları, turistik tesisler ve benzeri yatırımlar için tarım toprakları feda edilmemeli. Tarımda yaşanan bu yüksek maliyet, düşük fiyat politikası sona ermeli çiftçinin arazisini elden çıkarmaması için desteklenmeli.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.